Dürüstlük ile ilgili bir anınızı arkadaşlarınıza anlatınız. Yazınız

Eskiden çok dürüsttüm. Sonra bir gün evde top oynarken yanlışlıkla vazoyu kırdım. Anneme de kardeşim kırdı dedim çünkü çok korkmuştum. Annemin bana kızmasından endişeleniyordum. Annem bana inandı ve kardeşime kızdı. O zaman bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüştüm çünkü annem bana kızmamıştı ve işin içinden sıyrılmıştım. Daha sonra bunu kullanmaya karar verdim. Böylesi çok daha kolayıma gitmişti. Yalan söyleyince bazı sıkıntılardan kaçabiliyordum. Ama zaman geçtikçe ailem ve arkadaşlarım yalan söylediğimi fark ettiler ve bana güvenmemeye başladılar.

 

Bir gün mahallede oyun oynarken birinin penceresi kırıldı. Herkes kaçtı bir ben kaldım. Camı kırılan teyze beni gördü ve benim yaptığımı düşünüp annemi çağırdı. Anneme benim yapmadığımı söylememe rağmen bana inanmadı. Bana hep böyle yapıyorsun dürüst ol artık sana kimse inanmıyor dedi. O zaman anladım ki yalan söylemek insanların bana hiçbir şekilde inanmamasına neden oluyor. O gün annemden özür diledim ve bir daha yalan söylemeyeceğime dair söz verdim. Ama annem elbette bana inanmadı ve dedi ki bana söz verme dürüst olduğunu göster. Ben de o günden sonra hiç bir şekilde yalan söylemedim. Bunun da ailem ve arkadaşlarım yavaş yavaş farkına vardılar ve tekrardan bana inanmaya güvenmeye başladılar.

İsteksiz yapılan işler hangi sonuçları doğurur?

Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İsteksizce yapılan işlerde başarıdan, verimlilikten ve faydadan bahsedebilmek zordur. Eğer bir iş başarılı olamıyorsa harcanan para, emek, zaman hepsi boşa gitmiş demektir. Akıntıya karşı kürek çekmek gibi bişeydir isteksizce işler yapmak.

 

Örneğin bazı derslerde gerçekten de çok iyiyim ama bu durumun nedeni öğretmenlerimden kaynaklanmaktadır. Eğer ben dersi yani öğretmeni seversem o zaman o dersten zevk alıyorum bir de ben sıkıcı dersleri sevmiyorum. Dersler sıkıcı olduğu için ödevlerini yapmak istemiyorum ve bu benim o dersi tam anlamıyla öğrenmemi engeller. Bunun sonucunda iyi bir eğitim hayatım olmaz, eğitimsiz kalırım. Üniversite okuyamam. Eğitimsiz insan toplumda zorluklar yaşar.

Bir işi doğru yapmanın faydaları nelerdir? Anlatınız.

Bir işi doğru yapmak çok önemlidir. Bunun bir kaç nedeni vardır. Öncelikle eğer bir işi doğru yaparsak ileride o işle ilgili bir sıkıntı çıkmaz. Eğer doğru düzgün yapmazsak daha sonra o iş daha zor bir halde önümüze gelir ve daha zor şartlar altında yeniden yapmamız gerekir. Bu hem zaman hem de uğraş bakımından bizi çok zorlar. Diğer bir neden ise eğer bir işi doğru yaparsak bu bizi o alan hakkında bilgili ve tecrübeli yapar ve ileride aynı tarzda bir iş karşımıza çıkarsa zorlanmadan yaparız. Bir diğer neden ise eğer bir işi doğru ve düzgün yaparsak, çevremizdeki güvenilirliğimiz artar.

Okuldaki ilk gününüzü anlatınız.

Sabah erkenden uyandım ellerimi ve yüzümü yıkadım. Kahvaltımı yaptım. Çok heyecanlıydım çünkü bugün okul başlıyordu. Ailem beni okula götürdü. Çok kalabalıktı herkes annesi ve babası ile gelmişti. İlk başta arkadaşlarımı göremediğim için korktum ama sonra gördüm onları ve mutlu oldum. Ailemin yanında ayrılıp arkadaşlarımın yanına gittim. Sarıldım onlara çünkü çok özlemiştim. Hepimiz heyecanlıydık birbirimize tatilde neler yaptığımızı anlattık.

Daha sonra sıralarımıza geçtik ve müdür konuşma yaptı. Hepimize yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını çok çalışmamız gerektiğini ama eğlenmemizi de söyledi. Daha sonra İstiklal Marşını söyledik hep birlikte. Sıra ile sınıflara gittik.

Herkes çok heyecanlıydı. Birbirimizle konuşuyor yazın ne yaptığımızı anlatıyorduk. Sonra öğretmenimiz geldi. Bizlere yazın neler yaptığımızı sordu. Nasihatler verdi bize. Teneffüslerde oyunlar oynadık. Derslerde yeni öğretmenlerimizle tanıştık. Okul çıkışında ailem beni kapı da bekliyordu. Onlara koştum ve sarıldım. Böylelikle okuldaki ilk günüm bitmişti.

Tatilde neler yaptığınızı anlatınız.

Tatil olunca çok mutlu olmuştum çünkü artık dinlenebilecektim. Tatilin ilk başlarında sadece gezdim ve arkadaşlarımla dışarıda saklambaç kovalamaca ve çeşitli top oyunları oynadım. Daha sonra Ramazan Bayramı için köye gittik.

Köyde akrabaları ziyaret ettik birçok şeker yedim ve harçlık topladım. Bayramdan sonra biraz daha köyde kaldık. Tavukları besledim. Civcivleri ve buzağıları sevdim. Köydeki arkadaşlarımla oyunlar oynadım. Daha sonra eve geldik.

Bu sefer sadece oyun oynamadım ya da gezmedim. Annem ders çalışmamı ve kitap okumamı söyledi. Bu yüzden her gün 20 sayfa kitap okudum ve okulda gördüğüm dersleri tekrar ettim. Bir gün babam eve gelince elinde kitap vardı. Bana ders çalışmam için tatil kitabı almış çok mutlu oldum ve hemen alıp başladım.

Sonra tekrar köye gittik Kurban Bayramı için. Çok mutlu oldum çünkü özlemiştim köydeki arkadaşlarımı ve hayvanları. Yine arkadaşlarımla oyun oynadım ve hayvanları sevdim. Ama bu sefer her akşam kitap da okudum. Bayram bittiğinde eve döndük. Annem ve babam artık okulun başlayacağını söylediler ve bana yeni okul üniforması aldılar. Çok heyecanlıydım yeni okul üniformam olmuştu ve ayakkabı da almışlardı. Okulun artık başlayacağı için çok mutluydum çünkü öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı çok özlemiştim.

Okulda neler öğreniriz? Arkadaşlarınıza anlatınız.

Okulda pek çok şey öğreniriz. Yazı yazma ve okumayı öğreniriz ama sadece bununla da bitmez. Okulda:

Başkalarına saygı duymayı öğreniriz.

Yardım etmeyi ve yardım istemeyi öğreniriz.

Paylaşmanın önemini öğreniriz.

Farklı bakış açılarını ve bunlara saygı duymayı öğreniriz.

Arkadaşlığı ve arkadaşlık kurmayı öğreniriz.

Arkadaşlığın, ailemiz kadar önemli olabileceğini öğreniriz.

Topluma nasıl yararlı birer birey olacağımızı öğreniriz.

İnsanların tek bir kalıpta olmadığını çeşitliliklerin olduğunu öğreniriz.

Sevgiyi öğreniriz; bir insan bizden farklı da olsa ona karşı saygı duyup onu sevebileceğimizi öğreniriz.

Yeni bilgiler öğrenir ve bunları hayatımıza nasıl uygulayacağımızı öğreniriz.

Düzenli ve planlı olmayı öğreniriz.

İleride hangi mesleği seçeceğimize nasıl karar vereceğimizi öğreniriz.

Sorumluluklarımızı yerine getirmenin ne kadar önemli olduğunu ve bunun bilincini öğreniriz.

Büyüklerimize, küçüklerimize ve kendi yaşımızdakilere nasıl davranacağımızı öğreniriz.

Geçerli argüman ile dil arasında nasıl bir bağlantı vardır?

Dil, bir argümanın ortaya çıkış ve kendi içinde büyüyüş sürecini en iyi şekilde destekleyen ve bir argümanın rahmi görevini gören yapıdır. Bir argüman dil üzerinde şekillenir ya da bir argümanın kendini en iyi şekilde ifade edebileceği bağlam yine dildir. Dilin yanlış bir şekilde açıklaması dolayısıyla bir argüman tamamiyle geçersiz bir argüman haline gelebilir. Dolayısıyla bir argümanın geçerli olabilmesi ile dilin arasında son derece sıkı ve koşullu bir bağ bulunmaktadır.

Bir argümanı gerektiği şekilde destekleyebilmek ya da tanımlayabilmek için argümanın anlatıldığı dil ve üslubu çok dikkatli şekilde incelemek gerekir. Dil, özellikle sıfatlar ve fiiler söz konusu olduğunda son derece arkadan bıçaklayabilen bir yapıdır. Bir argümana geçerliliğini kaybettirebilecek en temel şey argümanın kendi içerisinde çelişki barındırmasıdır. Dolayısıyla bir argümanın kendisi ile çelişmesini azami ölçüde engellemek gerekir. Argümanın kendi içinde çelişmesini çoğu zaman argümanın kendisi değil argümanın dile dökülme süreci sebep olmaktadır. O halde bir filozof ya da düşünürün argümanını açıklarken ya da tanımlarken dikkat etmesi gereken şey argümanın kendisinin sahip olduğu temel niteliklerdir. Dilin, argümanın geçerlilik ve kalitesini bozmasına asla izin vermemesi gereken düşünür, aynı zamanda dilin gücünden de argümanını desteklemek için faydalanmaktan geri durmamalıdır. Dil bir argümanı yaşayan ya da onu öldüren yapının kendisidir.

Bilim, “Varlık var mıdır?” sorusunu felsefenin sorduğu gibi neden sormaz? Yorumlayınız.

Bilim ile felsefenin soruları cevaplamaya yönelik yaklaşım tarzları birbirinden tamamen farklıdır. Örneğin bilim, bir soruya çözüm odaklı olarak yaklaşır ve sorunun operasyonel tanımlarını yaptıktan sonra sorun ile karşılaşıp sorunu inceleyebileceği alanı bulmaya çalışır. Eğer bulamazsa bu alanı bir deney ortamında kendi kendine yaratır. Sorunu belli deney koşullarında belli ortamlarda inceler ve matematiksel olarak verileştirebileceği bazı sonuçlar toplar. Daha sonra verileştirdiği bu sonuçları yine bilimsel ilke ve çıkarım yöntemleri doğrultusunda açıklayarak kesin bir sonuca ulaşır. Bilimin ulaştığı sonuçlar, sonuç yine bilimsel bir yöntem ile yanlışlanana kadar mutlaktır ve üzerinde tartışılacak ya da öznel fikirler belirtilecek konular değildirler. Felsefenin durumu ise bundan çok daha farklıdır.

Felsefe, bir soruyu sorduğunda bu soru hakkında sonsuzca düşünmek için sorar. Varlık var mıdır sorusu felsefe için varlığın ne demek olduğunu da düşünmeyi gerektirir, var olmanın ne demek olduğunu da. Dolayısıyla felsefe bir soru sormaya çalışırken sürekli olarak o soruya yönelik farklı sorulara cevap vermeye çalışır. Felsefede birinin kendi içerisinde tutarlı olarak verdiği ontolojik cevaplar doğru ve mutlak kabul edilmez. Bu sadece kendi içerisinde tutarlı bir cevaplar zinciridir ve hepsi o kadar.  Bambaşka biri yine kendi içinde en az o kadar tutarlı bir ontolojik cevap hazırlayabilir.

Metafiziğin diğer bilimlerden farkı nedir? Açıklayınız.

Bu sorunun cevabını vermeden önce şunu söylemek gerekiyor: metafizik kesinlikle bir bilim değildir. Bilimsel yöntemler arasından hiçbir yöntem kesinlikle metafizik tarafından kullanılmaz. Bilimin ilkeleri ve aşamaları olarak kabul edilen ilkeler ise hiçbir şekilde metafiziğin kuralları arasında sayılmaz. Metafizik bilimin yaptığı gibi veri toplamaz ve bunları tasnif etmez. Metafizik sadece düşünür. Düşünerek maddeler arasında bağlantılar kurmaya çalışır. Olanlar ve olacaklar, yapılmışlar ve yapılacaklar arasında soyut örümcek ağları tahsis eder. Dünyadaki tüm uhrevi yapıların hangi diğer uhrevi yapılardan geldiği ile ilgili teoriler ortaya koyarken her zaman sonsuz gerçeklikler yaratır. Örneğin Spinoza için bu sonsuz ve parçalanamaz gerçeklik Doğa-Tanrı’dır. Panteizmdir. Leibniz için bu sonsuz gerçeklik monadlar’dır. Monadlar teorisinde biricik parçalanamayacak evren ham maddesinin hem yer küre hem de uhrevi dünya için monadlar olduğunu söyler. İşte bu özellikleri bilimden tamamen ayırır metafiziği. Metafizik, bilimden ziyade felsefeye daha yakın bir düşünme disiplinidir. Ne var ki tarih boyunca metafizik alanında çalışmalar yapmış filozof ve düşünürlerin büyük çoğunluğu fizik ve kimya bilimleri ile yakından ilgilenen ve yoğun matematiksel hesaplamalar yapan kişilerdir.  Metafizik matematiksel hesaplama gerektirir. Soyut kavramlar arasında ilişki kurmaya çalışırken soyut bir bilim olan matematik metafizik düşünürleri için çok kullanışlı hem de çok yararlı bir araç olarak kabul edilir.