İnsanlara bilinçli tüketici alışkanlıkları kazandırmak ve onları tüketici hakları konusunda bilinçlendirmek amacıyla ilgili şiir

İnsanlara bilinçli tüketici alışkanlıkları kazandırmak ve onları tüketici hakları konusunda bilinçlendirmek amacıyla defterinize bir şiir yazınız.

 

Ne olur yapma, gereksizse alma

Kendini bil, bilinçli ol, idareli harca

Aldığın eşyalar artık senin

Hepsi senin eserin

 

Eğer bozuksa aldıkların, iade etmelisin

Yıprandıysa kazağın geri vermelisin

Sakın hakkını aramaktan korkma

Artık onlar senin

Alışverişe çıkmadan önce bir ihtiyaç listesi hazırlamanın yararları neler olabilir?

Alışverişe çıkmadan önce bir ihtiyaç listesi hazırlamanın yararları neler olabilir?

Alışverişe çıkmadan ihtiyaç listesi hazırlamak oldukça önemlidir. İhtiyaç listesi hazırlamanın bu kadar önemli olmasının nedeni ise, alışverişe gidildiği zaman ne alıp ne almayacağını bilmektir. Alışveriş esnasında unutulma ihtimali olan ama unutulmaması gereken şeyleri hatırlamak, gereksiz zaman kaybı yaşamadan alınacak önemli şeyleri seçmektir. Bu doğrultuda hareket edildiği zaman hem gerek olmayan şeyleri almadan gereksinimlerini karşılayabilir, hem de vakitten kazanarak gününüzün geri kalanını daha başka aktivitelerle doldurabilirsiniz.

 

Alışveriş listesi hazırlanırken kişinin veya kişinin yaşadığı evin ihtiyaçları çıkarılır. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda mantıklı bir alışveriş yapabilme olanağı doğar. Alışveriş listesi hazırlarken kişi kendine ne gerekiyorsa onları bir kâğıda yazar ve unutmamak için yanına alır. Alışveriş listesi hazırlanması kişiye alışveriş esnasında büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Alışveriş merkezinde daha az zaman harcanacak ve bütün ihtiyaçları giderilecektir.’’ Alışverişe Çıkmadan Önce Bir İhtiyaç Listesi Hazırlamanın Yararları Neler Olabilir?’’ sorusunun cevabı ise, sorunsuz bir alışveriş yapmaktır. Herhangi bir sorunla karşılaşmadan kişi, listede yazılanları alır ve alışverişi bitirir. Alışveriş listesinin bir diğer önemi ise, gerek olmayan şeyleri almamaktır. Alışveriş merkezine gidildiğinde kişi kendine aslında gerekli olmayan birçok şeyi de satın almak isteyebilir. Bu satın alma isteği yüzünden, gerekenden fazla para harcanır ve kişinin elinde birçok gereksiz eşya veya yiyecek, içecek kalır.

İnsanlar alışverişleri sırasında alacakları ürünlerle ilgili olarak nelere dikkat ederler?

İnsanlar alışverişleri sırasında alacakları ürünlerle ilgili olarak nelere dikkat ederler?

İnsanlar eğer yiyecek veya içecek bir ürün alacaklar sağ alışverişlerinde ürünlerin son kullanma tarihine dikkat ederler. ‘’İnsanlar alışveriş yaparken nelere dikkat eder?’’ sorusunun en iyi cevabı ürünün kaliteli olup olmamasıdır ürün kalitesi alışverişin en önemli faktörlerinden bir tanesidir. Eğer kendilerine giyecek alıyorlarsa kumaşın kalitesini ve bedenine dikkat ederler. Aynı zamanda insanlar bir şeyi satın almadan önce, onun kendi bedenlerine zarar vermeyeceğinden de emin olurlar. İçerisinde zararlı kimyasal olan yiyeceklerden uzak durmalarının sebebi ise budur.

 

İnsanlar kılık kıyafet alacakları zamanlarda ise alacakları eşyanın, üretim koşullarının nasıl olduğuna bakarlar. Kılık kıyafetin kendi boy, kilo ölçülerine uygun olup olmadığını da kontrol ederler. Ev eşyası tablo ve benzeri eşyaları alırken ise insanlar evlerine en uygun olan tablo veya ev eşyası seçerler. Bunun sebebi evlerine en uygun ve en güzel olanı bulabilmekti. Ev eşyası alırken dikkat ettikleri bir diğer husus ise evlerinin gereksinimi karşılamaktır. Örneğin, evin bir odasının ışığı bozulmaya başlamışsa evlerine ampul alırlar. İnsanlar alışveriş yaparken alacakları ürünün fiyatına da dikkat ederler. Fiyatı pahalı olmayan bütçe dostu ürünleri seçmeye özen gösterirler. Bunun nedeni bir ürüne gerekenden daha fazla ödememek ve kendi ellerindeki parayı daha etkin kullanmak istemeleridir. Kendi ellerindeki paraya uygun ürünler seçerek alışveriş yaparlar.

Şiirin dili herkesçe anlaşılır olmalı mıdır?

Şiirin dili herkesçe anlaşılır olmalı mıdır? Tartışınız.

Herkes aynı dili konuşmuyor ki herkesçe anlaşılan bir şiir dili kullanılsın. Kullandığı lehçe, anadil, yabancı dil olarak demiyorum. Her insan anlaşılabildiği müddetçe aynı dili kullanıyor demektir. Bir de aynı dili konuşmuyoruz toplumda. Kimi kaba, kimi nazik, kimi argo konuşuyor. Böyle farklı bir çok dilin kullanıldığı zaman da anlaşılır olabilmek için bir dil kullanmak zor değil imkansız. Herkese her kesime ayrı bir dille şiir yazıyor olmalı ki kendini anlaşılabilir kılsın. Peki yazdı diyelim bu kadar şiir arasında şairin yeri ne olacak? Herkes anlaşılır bir şiir okumak ister evet ama herkese hitap edecek tek bir dil var kapalı şiir tarzını benimsemek. Bu lezzete talipsen biraz bilgi birikim sahibi olmalısın ki okuduğun şiiri anlamalısın. Öyle oturduğun yerden ben bu şiiri anlamadım demekle olmuyor o işler. Emek harcamak gerekiyor. Senin harcaman gereken az bir emek yerine şairin yoğun bir çalışma yapmasını beklemek yüzsüzlük değil de nedir? Bilemedim.

 

Okuduğumuz da ruhumuzu yansıtan o en güzel şiirleri düşünelim. Bizleri bizden alan.. Günler geçerken değişen zaman insanların rahatlığına hizmet eden bir çok fonksiyon geliştiriyor. Rahata alışan insanlar elbette rahat anlayabilecekleri şiirler isteyecektir. Alışmak, bazen değerlere açılan savaşları görmüyor olmak, bu amaca hizmet etmeye kadar gidiyor olmak demektir. Alıştığımız rahatlıkla bir çok değere savaş açtık bu doğru. Ama düşünelim bizleri anlamamız gereken şiirler, bize kendini zorla mı anlatacak?

Şiir düzyazıya çevrildiğinde aynı anlam, duygu ve ahengi yansıtır mı?

Şiir düzyazıya çevrildiğinde aynı anlam, duygu ve ahengi yansıtır mı? Tartışınız.

Tabi ki hayır. Öncelerde şiirlerin yazılışında ki hece sayısına kadar tartışma konumuz olmuştu. Bunu kabullenmek demek kendimizle çekişmek olmaz mı? Düzenini dahi önemsediğimiz duygu yüklü bulut onlar. Nasıl olur da düzyazıya çevirildiğinde aynı anlamı, duyguyu ve ahengi yansıtsın. Yanlış anlaşılmak istemem. Düz yazılarda da duygular anlatıla bilir. İstenilen anlam okuyucuya aktarılabilir. Ancak var olan bir şiir bozularak, tekrar düzenlemek sureti ile düzyazıya çevirmek şiirin yazarına yapılan hakarettir diye düşünüyorum. Çünkü o yazarken, bu cümle örgüsünü oluştururken, o hece ölçüsünü düşünürken, biz ona senin emeklerini yok sayıyoruz demektir.

 

Düzyazıya önem veriyorum elbette. Herkes şiir sevmek zorunda değildir. Sevse iyi olur tabi ama sevmesede kendi bilir. Kaybettikleri ona yeter zaten birde sevmiyor diye eleştiremem. Ama ben düzyazıya da önem veriyorum, şiirede. İkisinin de duygularımın tercümanı olduğu sürece değerli olduğu bana fayda sağladığı benim gerçeğim. Şimdi düzyazı haline getirilen şiir yüzünden düzyazıya küsecek değilim. Bunu yapana kızarım. Şairin emeğini nasıl yok sayar? Nasıl binlerce okurun kendini bulduğu bir şiiri düzyazı haline getirerek ilin ciddiyetini bozar?

Ahmet Haşim’in “En güzel şiirler, manalarını karîin (okuyucunun) ruhundan alan şiirlerdir.” sözünden ne anladığınızı açıklayınız.

Ahmet Haşim’in “En güzel şiirler, manalarını karîin (okuyucunun) ruhundan alan şiirlerdir.” sözünden ne anladığınızı açıklayınız.

Şiir konusunda ne kadar yorum yaparsak yapalım eksik kalırız diye düşünüyorum. İnsanın kendisi için olanı kabullenmekte zorlanmasına anlam veremiyorum. Şiir insanın ruhu için. Okuduğunda bizzat kendisini iyi hissetmesi gereken şiirleri neden okumaz ki insan ? Huzursuz olmak, kendini bulamamak diyoruz ya hep bizi yansıtacak olan durumlara kayıtsız kaldığımızdan olmasın. Nasıl yapsak da bu durumu değiştirsek diye debelenip dururken iki satır duygumuza tercüman olan mısraların arasında otursak kendimize geliriz diye düşünüyorum.

 

Peki diyelim ki ruhumuzu yansıtan şiirlere yöneldik. Ya birde kolay beğenmeyen bir kişiliğimiz varsa ? Çok mu seçiciyiz bilemem ama seçici kişilikte iseniz en iyisini okumak istemek tabi ki hakkınız. Burada yapmamız gereken Ahmet Haşim’in bu sözüne kulak vermek; -En güzel şiirler, manalarını karîin ruhundan alan şiirlerdir. Yani okuyucunun ruhundan alınan manaların olduğu şiirler. Ne kadar güzel bir yaklaşım değil mi? Şimdi seçici olanlarımıza seslenmek istiyorum. Ruhumuza göre şiirleri, bizler için en güzel şiirler olduğunu düşünen bir yazar var. Şimdi bizim oo güzelmiş deyip atladığımız şiirler var ya onlar değil şiirin en güzelleri. Bizim içimizde ki duygunun ta kendisi şiirin en güzeli. Yani bizim duygularımız. Bizi bize anlatan şiirler. Kendinden kaçmayıp yüzleşmeyi sevenler kendinizi anlatan şiirleri okuyun. Sizi size anlatsın. Umulur ki kendinizi bulasınız.

Şiirde anlamın açık mı yoksa kapalı mı olması gerektiğini tartışınız.

Şiirde anlamın açık mı yoksa kapalı mı olması gerektiğini tartışınız.

Eski diye tabir ettiğimiz şiirlerin hala günceliğini koruyor olması ne kadar da garip değil mi ? Kalıcı olmak demek bu işte. Her şiir kalıcılığını koruyamıyor. Kısa sürede okuyucuyu etkileyen sadece bulunduğu zaman içerisinde hüküm süren şiirler var ya onlardan bahsediyorum. Anlamın açık olduğu şiirler. Benim düşüncem bu şekilde. Ben yazarın günü birlik yazdığı şiiri evet o gün anlayabilirim peki ya yıllar sonra okunduğunda bir anlam ifade edecek mi ? Yunus Emre’nin şiirlerine bakıyorsunuz her okuduğunuz da farklı bir anlam yüklüyorsunuz kelimelere. Bu sayede yıllardır dilden dile dolaşıyor. Büyük bir örnek oldu ama öyle. Kalıcı olmak için de kapalı şiir yazacağım diye uğraşmayın. Açık yazabiliyorsanız yine yazın ama kendinizi büyük şairlerle kıyaslamadan yazın. Mehmet Akif yıllar önce yazdığı İstiklal Marşı’mızı kapalı bir şekilde ifade etmiş. Ama bakın sanki bugün yazılmış kadar taze ve güncel. Her okuduğumuzda ayrı bir anlam ifade ediyor bizler için. Değerli olduğu fikrini şöyle koyun ama kapalı bir anlayışla yazılması ona olan hayranlığı arttırıyor.

 

Açık yazılan şiirlerin arasında da güzeli vardır elbet. Onları tam anlamıyla eleştirdiğim için söylemiyorum. Sadece ileriye taşımanın imkansız olduğundan bahsediyorum. En fazla 10 yıl veriyorum ben o şiirlere. Sonrası muamma. Bizlerin hislerine tercüman olurlar mı ? Evet. Ama hepsine değil. Ben o gün öyle hissedip okurum .Yarın nasıl hissedeceğim konusunda ben bile fikirsizim. His bu her gün aynı olmuyor. Şiir de o yönde seyir etmeli. Eğer ki duygulara tercüman diye adlandırıyorsak bu tüm zamanlar için olmalı. Açık şiirler sevilmez demiyorum bakın kalıcı olmaz. Yani kötü veya sevmediğimden de değil. Benim de sevdiğim güncel şiirler olabilir. Ama ne kadar sürer ona olan sevgim bilinmez.

Şiirin müzikle ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

Şiirin müzikle ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece

 

Ne güzel söylemiş Aşık Veysel. Bugün hem yazıp hem yorumladığı bu şiiri dinlemek büyük keyif veriyor insana. Sadece keyif de değil götürüyor kendisiyle birlikte seni de. Uzun ince bir yolda gitmeye başlıyorsun en geriye, yahut ta ileriye. Sadece şiir olarak kalsaydı toplumda bu kadar etki uyandırır mıydı ? Sanmam. Şimdiler de hemen her gün bir çok yeni şarkı çalıyor radyolarda. Hangisini kazıyoruz ki hafızamıza. Ezberimizde kalsa da unutuveriyoruz bir ay sonra. Halbuki türküler öyle mi? Üzerinden yıllarda geçse bir Pazar sabahı uyandığında dinlemek istiyor insan. Neşet Ertaş’ın sazından dökülen nameler çınlıyor kulaklarda. Kızarken sevdiğimize hep sen mi ağladın ben de gülemedim yalan dünyada diyoruz. Şiir okumayı sevmeyen birini çevirin size birer birer okusun bu mısraları. Hayatında bir kere bile şiir okumamıştır belki. İşte bu müziğin sağladığı bir başarı. Müzikleşen şiirler hafızalarda kalmıyor okuma yazma bilmeyenlerinde gönlüne yazılıyor. Gönülden dinleyen yok mu sanıyorsun. Bazen duymak için kulak yetmez. Gönülden hisseder duyarsın mısraları. Şiir böyle bir şey işte. Duyguları müzikle buluşturdun mu  birde işte o zaman dinle. Tüm güzellikler çıkar ortaya.

 

Müzik ruhun gıdasıdır deriz ya her zaman ruhu yansıtan da şiirdir işte. Aralarında böyle bir ilişki var şiirle müziğin. Şiirin gıdası yani müzik. Bize dinletilen her müziği de karıştırmayalım şiirle. Müzik demeye bin şahit gereken anlamsız tıngırtılar var maalesef. Ciddiye almayın onları. Üzerinde düşünmeye bile gerek görmüyorum zaten. Kısa süre unutulmaya yüz tutan gereksiz tıngırtı olarak aklınız da yer etsin yeter.

Kelimelerin düzenlenişi, dizelerin uzunluğu kısalığı vb. aracılığıyla içeriğin görsel olarak şiirin şekline yansıtılması hakkındaki düşüncelerinizi ifade ediniz.

Kelimelerin düzenlenişi, dizelerin uzunluğu kısalığı vb. aracılığıyla içeriğin görsel olarak şiirin şekline yansıtılması hakkındaki düşüncelerinizi ifade ediniz.

Derdi olanın yazabildiği bir edebi sanat eseridir demiştik şiir için. Sanatla iç içe olup duyguların açıkça hissedilebilir olduğu kanaatine varmıştık. Şiir; hasta olan kişiye verilen ilaç. Aç kalana verilen yemek, uykusuza uyku diyelim şimdide.

 

Şiirler yazılıyorken elbette kelimelerin düzenlenişi, dizelerin uzunluğu-kısalığı ve içeriğin görsel anlamda şiirin şekline yansıtılması önemlidir. Okurun bu güzellikleri okuyup görmesi için yansıtılan duygunun estetik bir biçimde sunulması hafızalarda kalıcılık sağlayacaktır. Kelimeler öyle bir düzenlenmeli ki hece ölçüsüne dikkat edilmeli. Aruz vezni kullanılsa nasıl oluyor diye bakılmalı. Görsel anlamda uzunca cümleler şiiri yapısal bütünlüğüne zarar verebilecektir. Okura  Bir hikaye veya bir metin okuduğu gibi sunarsanız şiiri, şiir yazmamış olursunuz. Tabi bunlar duygudan sonra ikinci planda kalıyor. Ancak önemlidir, elzemdir.

 

Bizler okumaya başlamadan kitabın kaç sayfa olduğuna bakan insanlarız. Büyük romanları okumaktan korkanlar uzun hece ölçülü şiirleri okumaktan sıkılırlar. Öz eleştiri de diyebilirsiniz. Asıl mesele uzun cümleler kurularak yazılan şiirlere eleştiride bulunmak. Rast gele herkesin yazamayacağını bilmesi gerekir. Şiir bir oyuncak değildir ki, her önüne gelen oynamak istesin. Duyguların ta kendisidir şiir. Ama öyle duygulu olmakta yetmiyor gördüğünüz gibi. Hece ölçüsüne dikkat etmelisiniz. Okuyucu sıkmayacak kadar kısa tümceler kullanmalısınız. Bunlar daha hiçbir şey. Araştırma yapmalı şiir için gerekli kuralları bilmelisiniz. Şiir bu yüzden şiir. Yoksa bunlara dikkat etmeyerek yazdığınız her şiir benzeri yazı büyük bir çöplük oluşturacaktır. Bunun oluşturduğu koku hepimizi etkiler. Dikkatli olalım şiir kirlenmesin.

Şiirle resim sanatının ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

Şiirle resim sanatının ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

Hem şiir hem de resim sanatı duygulardan beslenir. Her ikisi de yaşanan duygu yoğunluğunu dışa vurumu olarak çıkar karşımıza. Ve her ikisi de duygularının hissedilmesini güzel bir dille sunar insanlığa.

 

Şiir; yazarının içinde konuşan dostu, en yakın arkadaşı bazen de aşkıdır. Kimi zaman kızar, kimi zaman sevindirir. Uzaklara götürür okurunu. Oturduğun yerden dünyanın öbür ucuna gidersin. Hüzünlenirsin, neşelenirsin onunla. Okuyor olmanın verdiği keyfi aldıysan başka bir güzellik aramazsın. Yazarı isen vay haline… Ama iyi anlamda vay haline. Şiir yazarları dertli insanlardır. Derdi vardır dermanını aradığı. ’Bir derdim var bin dermana değişmem’ demeleri dertlerinin güzelliğidir. O dert onlara yazdırır şiirleri. Dertleri ne kadar güzel olursa o kadar çok okunur yazdıkları. Çok okulsun diye de yazarlar mı bilemem ama bizlerin o güzel duyguları okuma isteği baki olacaktır.

 

Resim; ressamının elinde bir bebek gibi, istediği tüm gülümsemeleri onda bulur. Çizilen her güzel resim insanların dikkatini çeker. İnsanlar her resim de bir şey bulamayabilir. Ama illa ki her insanın kendini yansıtan bir resim tablosu vardır. Tablo merakı resim arayışı olan insanlar buna yönelir. Kendilerini ararlar aslında. Buldukları zamansa tek yapacakları şey ona sahip olmaktır. Ressamın elinde ki tabloya çizdiği resimler ressamın hayal dünyasında ki güzelliklerin bir parçasıdır. Ne kadar güzel duygu ve düşüncesi varsa onu yansıtmak için çizerler. Farklı tarz da ki insanların resim de ortak noktada buluşmaları resmin insanların bizzat ruhuna dokunduğunun kanıtıdır.

 

Her ikisi içinde insanların duygularına tercüman olduğunu söyleyebiliriz. Şiir ve resim sanatları arasında ki bu bağ insanların duygusal yönlerinin ağır bastığı zamanlarda ortaya çıkar. Duygular anlatılmaz yaşanır sözünün çürüdüğü birer sanat eserleridir her ikisi de.