Enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermek ülkemize ve dünyamıza neler kazandırabilir? Düşüncelerinizi paylaşınız.

Enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermek ülkemize ve dünyamıza neler kazandırabilir? Düşüncelerinizi paylaşınız.

 

Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere yenilenebilir enerji kaynakları;

  • Güneş enerjisi
  • Hidrolik enerjisi
  • Jeotermal enerji
  • Biokütle enerjisi
  • Dalga enerjisi
  • Rüzgâr enerjisi

 

Yenilenemeyen enerji kaynakları ise

  • Kömür
  • Doğalgaz
  • Petrol ve nükleer enerji

Olarak sıralanır.

 

Yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynaklarına baktığımızda yenilenebilir enerji kaynaklarının zararsız olduğu belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Ancak yenilenemeyen enerji kaynakları birçok örneği ile beraber gözetildiğinde faydası kadar zararı da çok yoğun olan kaynaklardır. Eğer enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verecek olursak dünya daha temiz daha yaşanılır bir hale gelecektir. Ayrıca yenilenebilen enerji kaynakları yenilenemeyen enerji kaynaklarına göre daha fazla ve daha ucuzdur. Daha ucuz bir şekilde elde edilen enerji daha ucuz bir şekilde halkın hizmetine sunulacak ve halkın üzerindeki maddi enerji tüketim yükü azalacaktır.

 

Örneğin ısınmak için kullanılan kömür yandığında meydana çıkardığı karbondioksit gazıyla havadaki oksijeni zehirler ve ozon tabakasına zarar verir. Ancak ısınmak için jeotermal enerji ya da güneş enerjisi kullanıldığında doğa bundan zarar görmez. Daha kolay elde edilen ve doğada daha çok bulunan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanmasıyla ülkemizin ekonomisi de kalkınacaktır. Doğanın sunmuş olduğu enerji kaynaklarında sürekli kendini yenileyen enerji kaynaklarını tüketmeye yöneldiğimiz de çocuklarımıza ve torunlarımıza daha yaşanılabilir ve temiz bir dünya bırakabiliriz.

Edebiyat, hayatı ve içinde var olduğu toplumu yansıtmalı mıdır? Tartışınız.

Edebiyat yanlış anlaşılan ve tam anlamı ile bilinmeyen kavramlardan biridir. Edebiyat yalnızca şiir ve roman olarak tanımlanmakta ancak edebiyatın bir güzel sanat olduğu gerçeği unutulmaktadır. Güzel sanatlar içerisinde edebiyat değerlendirildiğinde içerisinde hayatı ve toplumun ister istemez barındırdığı kabul edilecektir. Edebiyat yalnızca bireyin kendi duygularını, içsel karmaşasını, yalnızlığını ya da mutluluğunu paylaştığı bir iç dökme aracı değildir. Toplumu etkileyen topluma yön veren kişilerin ve olayların incelendiği sentezlendiği ve her bireyin düşünmesi gereken olaylar hakkında bazı gerçekleri ortaya koyan bilim ve sanat dalıdır edebiyat.

 

Örneğin bir yazar bir roman yazmaya başladığında içerisinde hayata dair olayların ya da oluşumların var olmaması mümkün müdür? Bugün bilim kurgu türünde bile bir eser meydana getiren yazar hayatın içerisinde var olan kavramlardan yola çıkarak hayal gücünü yazıya döker. Edebi eserlerin içerisinde toplumun ve hayatın görülmemesi hiçbir koşulda mümkün değildir. Edebiyat insan zekâsının ve hissiyatının bir ürünü olduğu için içerisinde insana dair olan her şeyin bulunması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle bu konu edebiyat dünyasında belki de yüzyıllardır tartışılan bir konudur.

 

İnsanların içinden çıkamadığı şu soru hemen hemen her dönemde sorulmuştur. Sanat sanat için mi olmalı, yoksa sanat toplum için mi olmalı? Sanatı kim için ve ne için icra ederseniz edin içerisinde insana dair olguların olmadığı ve görülenin ya da hissedilenin dışında olgularla yaratılmaya çalışılmış bir eser bulabilmeniz mümkün değildir.

Doğanın tahrip edilmesini önlemek için neler yapılabilir?

Doğanın tahrip edilmesini önlemek için neler yapılabilir? Düşünce ve önerilerinizi ifade ediniz.

Doğanın tahrip edilmesini önlemek her bireyin kendine ödev olarak benimsemesi gereken davranışlar bütünüyle elde edilebilir. Örneğin yere birisi çöp attığında onu uyarmak bir ukalalık değil bir vatandaşlık görevi olarak görülmeli ve insanlar bundan çekinmemelidir.

 

Nasıl ki evlerimizi temiz tutuyorsak çevremizi de aynı şekilde ve aynı hassasiyetle temiz tutmalı ve ona da özen göstermeliyiz. Yaşadığımız dünya en az bizim kadar canlı ve bizim kadar özene ihtiyaç duyan bir dünyadır. Yemyeşil ağaçları, tertemiz sokakları ve doğanın içerisinde mutlu hayvanları gördüğümüzde nasıl mutlu oluyorsak onların hayatlarını devam ettirmesi için onları korumak birey olarak her birimizin görevidir.

 

Doğanın tahrip edilmesini önlemek için şunlar yapılabilir:

  • Yenilenemez enerji kaynaklarının kullanımı azaltılarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı arttırılabilir.
  • Gürültü kirliliğinden kurtulmak için kişiler bireysel araç kullanma isteği yerine toplu taşımaya yönlendirilebilir.
  • Ses kirliliğinden korunmak için gereksiz korna çalımı yasaklanabilir ve binalarda ses yalıtım sistemlerinin düzgün yapılması sağlanabilir.
  • Toprak kirliliğinin önüne geçmek için kimyasal maddelerin doğrudan doğaya bırakılması önlenebilir ve insani atıkların kimyasal, fiziksel geri dönüşümü sağlanabilir.
  • Hava kirliliğinin önüne geçmek için ozon tabakasına zarar veren çeşitli gazların kullanımı azaltılabilir.
  • Karbondioksit gazının ortaya çıkmasına sebebiyet veren orman yangınları aşırı kömür ve petrol tüketiminin önüne geçilebilir.
  • Su kirliliğinin önüne geçmek için fabrikaların, evlerin atıklarının doğal sulara karışması önlenebilir.
  • Son olarak görüntü kirliliğinin önüne geçmek için şehir planlaması ve düzgün mimari programları uygulanabilir.

Bugün dünya ölçeğinde karşılaşılan çevre sorunlarının nedenleri neler olabilir? Tartışınız.

Bugün dünya üzerinde karşılaşılan en büyük çevre sorunu kirliliktir. Kirlilik dediğimizde akla yalnızca yerlere atılan çöpler gelmemelidir.

 

Çevre kirliliğinin çeşitleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Görüntü kirliliği
  • Gürültü kirliliği
  • Toprak kirliliği
  • Hava kirliliği
  • Su kirliliği
  • Işık kirliliği.

Peki, neden bu kadar çok kirlendik?

Eski zamanlarda var olan bir adetten ve kaybolan bir alışkanlıktan bahsetmek istiyorum. Eskiden insanlar evlerini temiz tuttukları gibi kapılarının önlerini ve hatta sokaklarını da temizler ve oralara da evleri gibi bakarlardı. Atalarımız der ki aslan yattığı yerden belli olur. Eskiden sokaklar da insanların ait olduğu ve kendilerinin saydığı yerlerdi. Dünya geliştikçe ve insanlar apartmanlara çok katlı apartmanlara yerleştikçe çevreye olan duyarlılıkları azaldı.

 

Çünkü insanın doğa ile teması otomatik olarak azalmıştı. Doğa ile iç içe olmayan insan onu koruma ihtiyacı duyar mı?

Bugün birçoğumuzun olduğu gibi apartman çocuğu diye tabir edilen bir çocukluk dönemi ortaya çıktı. Yani çocukluğunu üç artı bir evin içerisinde geçiren çocuklar. Doğa ile temas etmeyen bir kuşu bir kelebeği bir kertenkeleyi yakından görmeyen ve yaşadığı alanı başka canlılarda da paylaşması gerektiğini öğrenmeyen insanlar çevreyi temiz tutma ve doğayı koruma içgüdülerine sahip olamadılar. İnsanlar çok katlı binalarından dışarı çıktıklarında koştur koştur işlerine ya da okullarına gittikleri için etraflarında ne olup ne bittiğini de göremediler. Hayatın bu kadar yoğun ve yorucu bir şekilde yaşanması ile insanların duyarsızlaştığını düşünüyorum.

Bir metnin şiir sayılabilmesi için şiirin şekil özelliklerine uygun olması yeterli midir? Tartışınız.

Bir metnin şiir sayılması için sadece şekil özelliklerine uygun olması Bence yeterli bir kıstas değildir. Şiir sadece şekil ile oluşturulabilen bir edebi tür olmadığı için bu düşünceye katılmamaktayım.

Şiirin içerisinde hem şekil bütünlüğü hem de anlam bütünlüğü olması gerektiğini düşünüyorum. Yalnızca şekil özellikleri uyuyor diye anlamsız kelimeleri bir araya getirdiğimiz de bunun şiir olduğunu iddia edebilirdik, eğer aksi olsaydı. Anlamlı bir şekilde bir araya getirilen sözcükler belirli bir kalıba uygun şekilde yazıldığında ancak şiir halini alır.

 

Şiirin tanımına baktığımızda karşımıza şöyle bir cümle çıkmaktadır. Çağrışım, duygu, his ve izlenimlerin dizeler şeklinde dile getirildiği ve yazıya aktarıldığı söz sanatına şiir denir. Şiirin kesin ve tam bir tanımı yoktur ancak belli kalıpları vardır. Ama bütün tanımların içerisinde bir hissiyat bir anlam ve bir durum dile getirme söz konusudur. Sesler arasındaki benzerlik ve sözcüklerin uyumu bize şiirde ahengi göstermektedir. İster hece ölçüsüyle ister aruz ölçüsüyle ister serbest vezin Ne yazılmış olsun Her şey belli bir kalıp ölçüsüne riayet edilerek hazırlanır. Şekil ve anlam bütünlüğü bir arada bulunduğunda herhangi bir metnin dönüştürülmüş haline ancak o zaman şiir diyebiliriz.

 

Örnek verecek olursak;

 

Ali okula geldi
Ali okuldan gitti
Annem yemek yedi
Babam yemek yemedi

 

Şekil itibarıyla yukarıdaki cümlelere baktığımızda bir dörtlük olduğunu iddia edebiliriz ancak bir şiir olduğunu iddia etmek pek de mümkün değildir.

Acil yardımın ne olduğunu açıklayınız.

Acil Yardım Nedir?

 

Kaza veya acil durumlarda kalifiye kişilerin ilk yardım işlemini yapabilmesi amacıyla sağlık bakanlığının ilk yardım yönetmeliğine göre az tehlikeli işyerlerinde her yirmi kişiden bir kişi, Tehlikeli işyerlerinde her on beş kişiden bir kişi ve çok tehlikeli işyerlerinde on kişiden 1 kişi ilk yardım eğitimini bilmelidir.

 

Çevrede olan herhangi bir kaza ve acil durumda kişilerinin yaşam tehlikelerinin olduğu ve sağlık çalışanların olmadığı zaman diliminde hastanın durumunun daha kötüye gitmemesini amaçlayan tıbbi yardım desteğidir. Bu hayat kurtarma ve kişinin sağlık durumunun stabil tutulmaya çalışılması durumu sağlık ekiplerinin gelmesine kadar sürer.  İlaç ve tıbbi bir alet olmadan kişinin solunum kalp ve yaşamsal fonksiyonlarının ya da durumunun daha kötü olmasını engelleyecek yöntemler ile yapılır. Kan akışı varsa bir bezle kan akışını kesmeye çalışılır. Çevrede bulunan imkanları kullanarak aniden gerçekleşen kaza ve hastalıklara yardımcı olmak için yapılır. Soğukkanlılığını koruyan ve kendinden emin olan kişilerin ilk yardım yapabileceğini bilmelisiniz. İlk yardımın 3 amacı vardır;

 

1- Kazazedenin Hayat kurtarmak

2- Kazazedenin Durumunu korumak

3- Sakatlıklara engel olmak

Alkolün vücutta neden olduğu hastalıkları sıralayınız.

Sindirim ve endokrin bezleri hastalıkları

Çok fazla alkol almak pankreas tarafından üretilen sindirim enzimlerinin anormal aktivasyonuna neden olabilir. Bu enzimlerin oluşumu, pankreatit olarak bilinen enflamasyona yol açabilir. Pankreatit uzun süreli bir durum haline gelebilir ve ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

 

İnflamatuar hasar oluşumu

Karaciğer, alkol de dahil olmak üzere vücudunuzdaki zararlı maddeleri parçalayıp çıkarmaya yardımcı olan bir organdır. Uzun süreli alkol kullanımı bu sürece müdahale eder. Ayrıca kronik karaciğer inflamasyonu ve karaciğer hastalığı riskinizi artırır. Bu inflamasyonun neden olduğu hastalık skarsiroz olarak bilinir. Skar dokusu oluşumu karaciğeri yok eder. Karaciğer gittikçe zarar gördüğünden, vücudunuzdaki toksik maddeleri uzaklaştırmak için vücut daha çok yorulmaya başlar.

 

Şeker seviyeleri

Pankreas vücudunuzun insülin kullanımını ve glukoza verilecek cevabı düzenlemeye yardımcı olur. Pankreas ve karaciğeriniz düzgün çalışmıyorsa, düşük kan şekeri veya hipoglisemi riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Hasar gören bir pankreas da vücudun şekeri kullanmak için yeterli insülin üretmesini engelleyebilir. Bu, hiperglisemiye veya kanda çok fazla şeker olmasına yol açabilir. Vücudunuz kan şekeri seviyenizi yönetemiyor ve dengelemiyorsa, diyabetle ilgili daha fazla komplikasyon ve yan etki yaşayabilirsiniz. Aşırı miktarda alkolden kaçınmak şeker hastalığı veya hipoglisemi olan kişiler için önemlidir.

 

Hastalıklar;

  • Kansızlık ve anemi
  • Siroz
  • Gut
  • Ağız, yutak gırtlak kanseri
  • Epilepsi(nöbetler)
  • Demans(bunama)
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Damar tıkanıklıkları
  • Şişkinlik
  • Karnınızda dolgunluk hissi
  • İshal veya ağrılı dışkı
  • Atrofi
  • Fetal alkol sendromu bozuklukları

Sigara içmenin ilaç kullanımına olan olumsuz etkisini söyleyiniz.

Sigara içmenin ilaç kullanımına olan olumsuz etkisini söyleyiniz.

 

Sigara içen ve bu konuda alışkanlığı olan bireylerin birçok sağlık sorunlarına sahip olduğunu görüyoruz. Sigara içmenin bütün organlara ve vücuttaki yapılara zarar vermesi belli rahatsızlıkların meydana gelmesine sebep oluyor. Bağışıklık sisteminin düşmesine neden olan sigara kişiyi hasta olmaya açık hala getiriyor. Bunun haricinde hava değişimi bulaşıcı hastalığa yakalanma gibi hastalık olma nedenleri de olmakta. Hasta olan ve ilaç kullanan insanlar sigara içerken tedirgin oluyor.

 

Sigara içmenin ilaç kullanıma olan olumsuz etkileri arasında ilacın vücuda yayılma süresinin azalmasının meydana gelmesini örnek verebiliriz. İyileşme sürecini zayıflatma ve uzatma gibi olumsuz etkilere maruz kalınabilir. Halsiz hissetme ve mide bulantısı gibi yan etkiler görülebilir. Psikolojik temelli bir hastalığın ilaçlarını kullanıyorsanız eğer daha dikkatli olmalısınız ve sigara kullanmamalısınız. Ameliyat öncesi gibi zamanlarda verilen ilaçlardan dolayı sigara içimi uygun bulunmaz. Ayrıca sigara içen ve estetik kaygısı olabilen hastalar için liposuction yapılmamakta. Başlı başına zaten zararlı olan sigara ilaç kullanan biri içinde zararlı olacaktır. Kullanılan ilaçların prospektüsün de ayrıntılı bilgi olacaktır. Her ilacın içeriği ve doz miktarı farklı olduğundan ve farklı kimyasal maddelerin bileşiminden oluştukları için değişiklik gösterebilir.

Anne ve babalar çocuklarına karşı olumlu davranışlarının, çocukların sosyalleşmesi üzerindeki etkilerini anlatınız.

Anne ve babalar çocuklarına karşı olumlu davranışlarının, çocukların sosyalleşmesi üzerindeki etkilerini anlatınız.

 

Çocuk yetiştirmek her ebeveyn için zorlu bir dönem olabilir. Ama ne olursa olsun çocuk her zaman anne ve babanın hareketlerini davranışlarını ve sözlerini dikkate alırlar. Küçük yaşta verilen eğitim ve öğrenim anne ve babanın sorumluluğundadır ve çevresi ile arasındaki diyalogları anne ve baba öğretir. Herhangi bir sorunla nasıl başa çıkması gerektiğini ne demesi ne yapması nasıl tepki göstermesi gerektiğine çevresinde ona yakınları inceleyerek küçük yaşta görür. Bu yüzden çocuk eğitimde yapılan her davranış her söz önemlidir. Okul öncesi eğitimin çocuğun okul ve hayat başarısında görülen bir etmen olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yüzden baskıcı ve otoriter ebeveyn profili ya da çocuğun üzerine çok düşen aile profili çizmek çocuğun ileriki yaşlarda kendine olan güvenini zedeleyebilir.

 

Çocuğa karşı olumlu ve iyi davranılması çocuğun öz güvenini ve çevreye olan saygısını arttıracaktır. Yalnız çocuğa iyi davranmak ve özgüven aşılamak demek her istediğine yerine getirmek veyahut kendisinin ve ailesindekilerin diğerlerinden üstün olduğunu düşündürmek değildir.  Çocuğa belli sınırlandırmaları düzgün şekilde açıklamalar yapılarak anlatılmalı. İnsanlara karşı saygılı olup özgüveninin tam olmasına olanak sağlanmalıdır. Ailenin çocuğa güvenmesi ona belli görevler vermesi ve sorumluluk alabildiğini göstermesi. Başarılı olduğu alanlarda teşvik etmesi çocuğun sosyal ilişkileri için olanak sağlayacaktır.

Reddetme, aşağılama, yoksun bırakma, yıldırma, umursamama ve kişinin öz güvenini sarsmanın ne tür bir şiddet olduğunu söyleyin.

Reddetme, aşağılama, yoksun bırakma, yıldırma, umursamama ve kişinin öz güvenini sarsmanın ne tür bir şiddet olduğunu söyleyin.

 

Şiddet kişi ve bireylerin üzerinde acıtan yıkan kişiyi savunmasız bırakan kaba fiziksel hareketleri barındıran ve kötü sözleri saldırganlığı içeriğinde bulunduran bir davranış biçimidir. Karşıdaki kişinin kendisini güçsüz hissetmesini sağlayan hareketlerdir ve bu amaçla yapılır. Reddetme aşağılama, yoksun bırakma, yıldırma umursamama ve kişinin öz güvenini sarsacak sözlerde bulunma da şiddete girer.  Şiddet dörde ayrılır. Bunlar;

 

  • Fiziksel şiddet: Herkesin bildiği gibi alelade olan vücuda ve organlara uygulanan kaba kuvvettir.
  • Ekonomik şiddet: genellikle işyerlerinde ve patron çalışan ilişki üzerinde görülen şiddet biçimidir. Çalışmayan eşlerde birbirlerine karşı bu şiddet türü görülebilir. Kişinin ekonomisi ve ekonomi durumu ön plandadır. İş verenin çalışanına alanı olmadığı halde farklı işlerde çalıştırması onur kırıcı ve aşağılayıcı davranması. İş veren veya iş statüsünde sizden izinsiz mallarınıza el konulması gibi hareketler içerir.
  • Cinsel şiddet: kişinin rızası olmadan yapılmaya çalışılan veya yapılan cinsel eylemlerdir. Cinsel içerikli küfürlerde bu alana girmektedir.
  • Sözlü (psikolojik şiddet): kişi üzerinde aşağılama kınama umursamama öz güvenini zedeleme gibi sözlü hakaretler psikolojik (sözlü) şiddet olarak tanımlanır. Karşıdaki insanı yalnız sözleri ile ezmeye çalışan ve onu toplum içinde rencide edici sözler kullanarak mağdur durumuna düşüren kişiler sözlü şiddet uygulamış olurlar. Sözlü şiddet kişinin geleceğini ve psikolojisini zedeleyebilir. Fiziksel şiddet kadar önemlidir. Fiziksel şiddet ile bir kol belki bacak kırılabilir ama psikolojik şiddet insanı yerle bir edebilir.