Eksiksiz bir gen haritasının ortaya çıkarılması, gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmak için hangi olanakları sunabilir?

Eksiksiz bir gen haritasının ortaya çıkarılması, gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmak için hangi olanakları sunabilir?

 

Genetik bilginin en önemli özelliklerinden biri de nesilden nesile aktarılmasıdır. Bu durum genetik bir durumun kişiden kişiye geçeği anlamına gelmektedir. Büyük ailede olan bir hastalık nesiller boyunca sürekli olarak taşınmaktadır. Birçok genetik hastalık özellikle günümüzde en sık duyduğumuz hastalıklardan biri de kanserdir. Kanser hastalığının genetik temeli olduğu kadar yaşam kalitesi de bulunmaktadır. Bu yüzden kişinin beslenme ve hayat şartlarına devam etmesi durumunda herhangi bir durum gözlenmez. Şeker hastalığı ve tansiyon hastalığı da aynı şekilde büyük oranda genetik temelli olmasının yanı sıra, hayat şartlarına bağlı olarak değişken tablolar göstermektedir. Bu durumdan dolayı ailede genetik bir hastalık bulunması da kişinin bu hastalığa yatkınlığının olduğunu göstermektedir.

 

Genetik hastalıkların olsun bir şekilde nesillere aktarılmasını önlemek hayat kalitesini arttırmaktan geçmektedir. Sağlıklı bireyler olarak beslenmenin düzenlenmesi, egzersiz yapılması, fast food anlayışından uzak durulması, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulması halinde sağlıklı bireyler haline gelmemiz mümkündür. Psikolojik açıdan da kişinin kendini iyi hissetmesi halinde güçlü bir bünyeye sahip olması mümkündür. Netice de sağlık, fiziken ve ruhen tam anlamıyla iyilik halinde olmaktan geçmektedir.

Oğlan dayıya, kız halaya çeker.

“Oğlan dayıya, kız halaya çeker.” atasözünden yola çıkarak sizi fiziksel olarak tanımlayan özelliklerinizi ortaya çıkaran temel unsurlar neler olabilir?

Kişiler, fiziksel özelliklerini soy ağacından almaktadır. Bu özellikler çekirdek aileden başlar ve genişleyerek devam etmektedir. Çünkü aynı kan üzerinden aynı genetik bilgi yayılarak devam etmektedir. Bu genetik akış, üreme sonrasında da yeni oluşan yavruya aktarılmaktadır. Genetik bilgilerin devamı olduğu için çocuklar ya da torunlar aile büyüklerine benzerlik göstermektedir. Bu sadece insanda değil hayvanlarda da bu şekilde devam etmektedir. İnsanların aile bireylerinde dayının olması halinde erkek çocuklarının dayıya, halanın olması durumunda da kız çocuklarının halaya benzediklerine dair bir kanı bulunmaktadır. Bu genelleme yapılan ve geçmişten günümüzde gelen bir durumdur.

Genetik olarak birbirine benzeme olayını bir nebze de olsa doğrulamaktadır. Çünkü fizyolojik olarak benzerlik söz konusu olduğu durumlar aynı aileden gelinmesini gerektirmektedir. Hala ya da dayının olmadığı durumlar da gözlenebilse de genel olarak bu durum tartışma konusu oluşturmaktadır. Erkeklerin halaya ya da kızların dayıya benzediği olaylar da gözlenmektedir. Genelleme yapıldığında bu gibi tezler de hipotezi çürütmektedir. Özellikle yaşlıların bu sözü fazla benimsemiş olması ve günümüze kadar değişmeden gelmesi sürekli olarak yeni bir çocuk olacağından cinsiyetine göre bir benzetme yoluna gitmesine de sebep olmuştur. Ancak çocuğun çekirdekten başlayarak büyük aileye doğru benzerlik gösterdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

İnsanların kendi sağlığını ilgilendiren olayları önceden tahmin edebilmesi mümkün müdür?

Günümüzde meteoroloji uzmanları havanın nasıl olacağını yüksek oranda doğru tahmin edebilmektedir. İnsanların da kendi sağlığını ilgilendiren olayları bu şekilde önceden tahmin edebilmesi mümkün müdür?

 

Hava durumu tahmin etmek meteoroloji uzmanlarının işleridir. Bu durum hakkında gerekli tahminler havanın özel olarak kontrol edilmesi ile gerçekleşmektedir. Uzmanlık isteyen bu alan sadece okumakla değil aynı zamanda daha nitelikli bilgilerin oluşması için aletler gerekmektedir. Bu aletlerin uzman kişilerle bir araya gelmesi sonucunda hava tahminleri kesin şekilde yapılmaktadır. Ancak bazı durumlarda kişiler de bu tahminleri yapabilmektedir. Bunlardan en sık karşılaştığımız durumlar gece gökyüzünde görülen yıldızlar sayesinde olmaktadır. Eğer gece net bir gökyüzü ve yıldız görüyorsak bu yıldız popülasyonun fazla olmasından dolayı ertesi gün havanın güneşli olabileceği tahmini yapılmaktadır.

 

Sağlık açısından bakıldığından ise en sık karşılaşılan durumlardan biri de genellikle yaşlılarda görülür. Ancak günümüzde bu durum az da olsa gençlerde de karşımıza çıkmaktadır. Romatizmal hastalıklarda özellikle de eklem bölgelerde yaygın ağrılar görülmektedir. Sürekli olmasa da bu ağrılar kişileri dönem dönem rahatsız etmektedir. İşte bu dönemlerde havanın neminin arttığı da görülmektedir. Nem, romatizmal hastalıklar için rahatsız edici bir ortamdır. Bu yüzden de kişilerin özellikle ağrılarının arttığı gözlenmiştir. Hatta hava neme doyduğunda yağış başlar ve bu süreçten sonra ağrılarda bariz bir şekilde azalma gözlenmektedir. Sadece iltihaplı hastalıklar ya da romatizmal hastalıklarda değil bununla birlikte kalp hastalarında da nem ve sıcaklık değişimlerine karşı hassasiyet görülmektedir. Baş ağrısı gibi problem yaşayan kişilerde, migren ve sinüzit ataklarında da sıklıkla hava durumları ile ilgili olduğu kanıtlanmıştır. Bu kişiler içerisinde bulunduğu şartlara uyum sağlama konusunda da adaptasyon sürecinden geçmektedir.

Kişisel Bakım İçin Neler Yapmalıyız?

Kişisel Bakım İçin Neler Yapmalıyız?

 

Sağlıklı bir hayat sürmek için kişisel bakımımızı düzenli ve doğru bir şekilde yapmaya özen göstermeliyiz. Bununla birlikte okul, alışveriş merkezi ve ulaşım araçları gibi birçok alanda toplumla içe içe yaşamak zorumdayız. Bu tür yerlerde bulunduğumuzda diğer insanları rahatsız etmemeliyiz. Çünkü düzenli bir şekilde kişisel bakım yapmazsak vücut kokumuz diğer insanları da rahatsız edebilir.

 

Kişisel bakımımız için yapmamız gerekenleri şöyle özetleyecek olursam;

Öncelikle her duyduğumuz veya her okuduğumuz kişisel bakım yöntemlerini uygulamaktan kaçınmalıyız. Çünkü vücudumuz sağlımız için önemlidir ve bunun için deneme tahtası değildir. Özellikle karı-koca ilaçları diye tabir edilen birçok tavsiyeden kaçınmalıyız. Bunların bilimsel kanıtları olmadığı için daha sonra tehlikeli sonuçlarla karşılaşabiliriz. Sağlık her şeyden önemlidir ve kaybedildiğinde tekrar geriz kazanmak zaman alabilir. Kişisel bakım için yapmamız gereken başlıca işlemler için şunları söyleyebilirim:

 

  • Düzenli olarak bir banyo yapma alışkanlığı edinmeliyiz.
  • Yaşadığımız ortamı temiz tutmaya özen göstermeliyiz.
  • Saç, tırnak ve ayaklarımızın temizliğini aksatmamalıyız.
  • Düzenli olarak dişlerimizi fırçalamalıyız. Günde en az iki defa.
  • Sağlıklı olmak için sporu hayatımıza sokmalıyız.
  • Kullanacağımız kişisel bakım ürünlerinin kimyasal içerikli olmamasına özen göstermeliyiz. Bu kimyasal ürünler yerine doğal ve bitkisel ürünleri tercih edebiliriz.

Tımar sisteminin bozulması Osmanlı Devletini hangi alanlarda olumsuz etkilemiş olabilir?

Tımar sisteminin bozulması Osmanlı Devleti’ni hangi alanlarda olumsuz etkilemiş olabilir? Söyleyiniz.

 

Tımar sisteminin bozulmasıyla birlikte Osmanlı Devleti, ekonomik alanda, siyasi alanda, askeri alanda ve sosyal alanda birçok zarara uğramıştır. Yıllardır süre gelen bu sistemin zayıflaması ve kalkma noktasına gelmesi beraberinde pek çok olumsuzluğu da getirmesi gayet normaldir aslında.

 

Osmanlı Devleti tımar sistemi ile ekonomi, tarım ve askerlik alanında büyük avantajlar sağlıyordu. Devletin ilerleyen yıllarında tımar sisteminin bozulması sonucunda bu noktaların da hepsinde olumsuzluklar yaşandı. Örneğin ekonomik olarak tımarın bozulması, tarım üretimlerini azaltmış ve bütçeye zarar vermiştir. Tımar sayesinde devlet vergi kazancı elde ederken, tımar bozulunca vergiler kesilmiştir. Devlet tımar yetkililerine gelirlerini iade etmek için maaş vermeye başlayınca hazine zarar görmüştür.

 

Tımar sistemi sayesinde tarım yapanlar aynı zamanda da asker yetişmesini sağlardı. Tımarlı sipahiler bu sayede yetiştirilirdi. Ancak tımar sistemi bozulduğunda askeri olarak tımarlı sipahilerin yetiştirilmesi durdu. Ordu zayıflamaya ve asker sayısı azalmaya başladı.

 

Ayrıca tımar sistemi bozulduğunda tımar sahipleri vergilerini ödemeyi bırakıp, toprağı verimsizleştirdi. Köylerde ve kasabalarda toprak boş ve verimsiz kaldı. Gelir elde edemeyen tımar sahipleri iş bulabilmek için şehirlere göç etmeye başladı. Sonrasında ise şehirlerde nüfus artmaya başladı. Bu nedenle iç siyasi sorunlar ve işsizlik artamaya başladı.

Tımar sisteminin faydaları nelerdir?

Tımar sisteminin faydaları nelerdir? Örnekte olduğu gibi sıralayınız.

 

Osmanlı Devleti zamanında sipahi askerler hizmetleri karşılığında tımar sistemi sayesinde toprak sahibi olurdu. Tımar sistemi sayesinde toprak işlenir ve asker yetiştirilirdi. Tımar; 19.999 akçeye kadar senelik geliri olan dirlik arazilere verilen isimdir. Devlet sipahi askerlere tımar verir, tımar sahipleri de devlete hizmet verirdi. Bu tür hizmetlerin kolaylaşmasını sağlayan tımar sisteminin hem ekonomik, hem siyasi hem de sosyal açıdan birçok faydası bulunmaktadır. Bu faydaları şöyle sıralayacak olursak şunlar söylenebilir:

 

  • Tımar sistemi toprağın işlenmesini ve ürün elde edilmesi sağlardı.
  • Tımar sistemi, devletin tımarlarda yapılan tarım ve hayvancılık sonrasında gelir elde ettiği bir noktaydı. Devlet tımar sahiplerinden gelirlerine göre vergi alarak ekonomiye katkı sağlıyordu.
  • Savaş zamanları dışında askerlerin işsiz ve gelirsiz kalmasına karşılık tımar sayesinde askerlere iş ve gelir sağlanıyordu.
  • Tımar sayesinde askerler gelir ve iş elde ederken, yine savaş zamanları devlet askerlere maaş ödeme zorunluluğundan kurtuluyordu.
  • Göçebe yaşayarak düzensizliğe neden olan Türkmenlerin tımar sayesinde yerleşik hayata geçmeleri sağlanmıştır.
  • Tımar sistemi ile asker yetiştirilmesi ve ordunun güçlendirilmesi sağlanıyordu.
  • Devlet tımara verilen bölgelerde toprak güvenliği sağlamış ve otoritenin korunmasını sağlayarak düzeni sürdürmüştür.

Osmanlı Enderun Mekteplerinin kapısında yazan bu söz ile sizce ne anlatılmak istenmiştir?

“Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz.” Osmanlı Enderun Mekteplerinin kapısında yazan bu söz ile sizce ne anlatılmak istenmiştir? Söyleyiniz.

 

Edirne’nin fethinden sonra kurulmuş olan Enderun mektepleri, bir saray okulu olarak devlet adamları ve bilim adamları yetiştirilmesini sağlamıştır. Osmanlı Devleti tarafından Fatih Sultan Mehmet döneminde Hristiyan çocuklar bu okulda yetiştirilerek zeki ve akılcı bir eğitim verilmiştir. Sarayın iç kısmında özel bir yeri olan bu okul din, sanat, edebiyat, coğrafya, matematik ve mantık gibi noktalarda eğitim veriyordu.

 

Okulun kapısında yer alan bu söz ise öğrencilere kurumun mantığını anlatıyordu. Mantık çerçevesinde balıklar uçamaz ve kuşlar yüzemez. Bu durum zorlama ile dahi olsa başarılamaz. Balıklar her ne kadar uçmaya zorlansa da mümkün değildir. Mantıktan çıkıldığında ise bu durum insanlar için de düşünülebilir. Yani bu okullarda hiçbir öğrenci yapabileceklerinden ve yeteneklerinden öteye zorlanmazdı.

 

Örneğin, Enderun mekteplerinde eğitim alan bir çocuk matematikten anlıyorsa ve edebiyatı anlamıyorsa, bu kişiye sanat ve edebiyat alanında zorlama yapılmazdı. Bu öğrenci sadece matematik konusunda başarı sağlayabilecekse, matematik konusunda en iyi eğitimi alması sağlanırdı.  Böylece her öğrenci kendi ilgi alanında daha verimli çalışmalara yaparak o alanda uzmanlaşabilirdi.

Tarımı ya da hayvancılığı kolaylaştırıcı bir icat yapmak isteseydiniz bu ne olurdu?

Bir mucit olduğunuzu hayal edin. Tarımı ya da hayvancılığı kolaylaştırıcı bir icat yapmak isteseydiniz bu ne olurdu? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Tarım ve hayvancılık insanoğlunun hayatta kalabilmesi için en önemli iki faktördür. Bu nedenle her çağda bu iki alanda insanlar çeşitli çalışmalar yürütmüş ve yürütmeye de devam etmektedir. İlk çağlarda yapılan tarımsal işlemler tamamen insan ve hayvan gücüyle karşılansa da günümüze kadar birçok yenilikle ve teknolojik gelişmelerle çok moderne bir hal almıştır.

 

Tarım günümüzde her türlü kolaylıkla yapılan bir sistem. Ama daha kolay olması ile daha fazla üretim yapılabilir. Bu sayede daha ucuz daha çok ürün elde edilebilir. Bu amaçla yeni teknolojiler geliştirilebilir. Örneğin bir mucit olsaydım sulama ile ilgili bir icat yapmaya çalışırdım. Çünkü sulama sistemleri ne kadar iyi olursa tarım o kadar daha gelişmiş olabilir. Tarımda en önemli noktalardan birisi sulamanın doğru yapılmasıdır.

 

Sulama teknolojileri geliştirmek için zamanlama ile programlama yapılmış farklı sistemler geliştirirdim. Bitkinin ekilmesinden yetişmesine kadar geçen sürede türüne ve sıcaklıklara göre otomatik sulama yapılabilir. Bu sayede çiftçiler sulama işlemini aksatmadan ve tam düzenli bir şekilde yapabilirler.

 

Hayvancılıkta ise yeni teknolojiler ile yetiştiriciliği daha kolay ve verimli hale getirebilirdim. Örneğin, kümes hayvancılığında kanatlı hastalıklarını engelleyecek şekilde belirleyici sistemler geliştirirdim. Bu sayede hayvanlara bulaşabilecek mikropları direkt olarak far edip önlem alacak bir sistem geliştirirdim.

Mustafa Kemal Atatürk’ün çiftlikleri açmasının sebeplerini tartışınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıda adı geçen çiftlikleri açmasının sebeplerini tartışınız. (Ankara’da Gazi Orman Çiftliği, Silifke’de Tekir, Yalova’da Baltacı, Tarsus’ta Piloğlu, Dörtyol’da Karabasmak gibi çiftlikler)

 

Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş savaşından sonra bağımsızlığını kazanan ülkemizde yaptığı birçok reform ve atılımların yanında kurduğu çiftliklerle de halkın menfaatini düşünmüş bir devlet adamıdır. Her alanda ki gelişmelere önem veren Atatürk başta Ankara’da olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde de çiftliklerin açılmasına öncülük etmiştir.

 

Çiftlikler tarım ve hayvancılığın bir arada yapılmasını ve geliştirilmesini sağlar. Tarım sayesinde yeni ve verimli üretim yapılarak, sağlıklı gıda elde edilir. Hayvancılık yapılarak taze süt, peynir, yoğurt, yumurta, hayvan etleri ve dericilik için direkt ürün elde edilmesi sağlanıyordu. Çiftlikler günümüzde dahi halen aktif olarak kullanılıyor.

 

Atatürk döneminde açılan bu çiftlikler de döneminde halkın taze ve sağlıklı ürünlerden faydalanması için açılmıştır. Örneğin, Ankara’da Gazi Orman Çiftliği yoğurt, dondurma ve süt ürünleri ile meşhurdur. Yıllardan bu yana Ankara’da insanlar çiftlik ürünlerini kullanmıştır. Önemli olan Atatürk’ün halka uygun fiyatlı ve temiz ürün sunulması için bu çiftlileri açmış olmasıdır.

 

Farklı bölgelerde ve yörelerde açılan bu çiftlikler sayesinde süt, süt ürünleri, kümes ürünleri, et ürünleri halka düzenli şekilde ulaştırılmıştır. Özellikle tarım ve hayvancılık açısından verimli ve elverişli bölgelerde bu çiftliklerin kurulması, halkında iş bulabilmesi ve imkânların değerlendirilmesi açısından önemlidir.

Günümüz medeniyetinin oluşmasına katkısı olan Türk-İslam bilim insanları

Günümüz medeniyetinin oluşmasına katkısı olan Türk-İslam bilim insanlarından bildiklerinizi söyleyiniz.

 

Günümüz medeniyetinin oluşmasına katkı sağlayan Türk-İslam bilim insanlarını dört kategoride incelemek gerekir. Bunlardan birincisi matematik alanında, ikincisi astronomi alanında, üçüncüsü fizik alanında ve dördüncü olarak da tıp alnındadır.

 

Matematik alanında günümüz medeniyetine katkı sağlayan bilim insanları şunlardır:

Harezmi: Cebirin temelini oluşturan matematik çalışmaları yapmıştır.

Cahit Arf: 1910-1997 yılları arasında yaşamış bu ünlü Türk matematikçisi, kendi ismi ile anılan “Arf değişmezi, Arf kapanışları ve Arf halkaları” gibi yaptığı matematik çalışmalarıyla tüm dünyada tanınan biridir.

Ömer Hayyam: Celali takvimini hazırlamış ve üçüncü derecede cebir konuları hakkında çalışmalar yapmıştır.

Nasiruddin-i Tusi: Kenar açı bağlantısını bulan ve “Kesenler teoremi” adı altında yaptığı trigonometri çalışmalarıyla tanınır.

 

Fizik alanında faydalı çalışması olan Türk-İslam bilim insanlarını ise şöyle sıralayabiliriz:

İbn’ül Eysem ve İbn-i Sina’nın yaptığı çalışmaları yanı sıra Farabi’nin de fizik konulu çalışamaları vardır.

Farabi: Aristo’nun oluşturduğu fiziği yetersiz olarak gören ve bunun üzerine “Boşluk Üzerine” isimli bir eser kaleme almıştır. Farabi bu eserinde doğadaki boşluğu kabul etmez ve bunun üzerine kendi hipotezlerini savunur.

 

Astronomi ile ilgilenen Türk-İslam Bilim Adamaları:

Ali Kuşçu: Küçük yaşlardan itibaren matematiğe ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu eğitimin Semerkand’da tamamladı. Ünlü astronom Uluğ Bey’in yanında yetişmiştir. Bir çok medrese müderrislik yapan Ali Kuşçu, Uluğ Beu’in kuşları ile ilgilendiği için “kuşçu” lakabıyla meşhur olmuştur.

Uluğ Bey: Semerkant’ta medrese ve gözlemevi açılmasına öncülük etmiş bilimsel çalışmaların yürütülmesi için büyük çaba göstermiş bir astronomi uzmanıdır. Astronomi konusunda yazmış oduğuen meşhur eseri “Uluğ Bey Zici” dir.

Biruni: Gazneli sarayında saygınlık kazanan Biruni, Harezm sarayında astronomi ve matematik çalışmalarını yürütmeye başlamıştır. İbn-i Sina ve daha çok birlim insanıyla beraber çalışma fırsatı da bulmuştur. Önemli astronomik bilgiler içeren eseri “Mesud’un Kanunu” dur. Biruni, UNESCO tarafından yapılan bir etkinlikle doğumunun bininci yılı olan 1973 yılında tüm dünyada anılmıştır.

Takiyüddin: 1575-1580 yılları arasında İstanbul rasathanesinde çalışmalara yapan Takiyyüddin, Osmanlı’daki ilk çalışmasına Galata kulesinde başlamıştır.

 

Tıp alanında çalışması olan Türk-İslam Âlimleri;

İbn-i Sina: En tanınmış tıp âlimidir. “Kanun” adlı bir eseri bulunan bilim insanının hekimlik, ilaçlar ve diğer cerrahi yöntemler hakkında çalışmaları mevcuttur. Kanun adlı tıp kitabı Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmaktadır. Ayrıca, fizik, kimya, matematik, felsefe ve matematik üzerine de çalışmalar yapmıştır.