İnsanlar kendilerine göre ibadet şekilleri uydurabilirler mi?

Sizce insanlar kendilerine göre ibadet şekilleri uydurabilirler mi? Niçin?

 

İbadet, kulun Allah’a karşı hamdini, şükrünü Rabbimizin emrettiği tarzda belirli fiillerle göstermesidir. Allah’ın verdiği maddi ve manevi nimetlerin şükrünü eda edip, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan fiiller ibadettir. İbadetlerin neler olduğunu öğrenmek için bakacağımız ilk kaynak Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim’de Allah farz olan ibadetleri emretmiştir. Farz ibadetlerin yapılışını ve diğer nafile ibadetleri Peygamber Efendimiz (sav) hadisleri ve sünnetleriyle anlatmıştır. Yani ibadetlerin neler olduğu ve nasıl yapılacağı Kur’an ve Sünnet ile belirlenmiştir. Bir kişi kendi kafasına göre ibadet şekli uyduramaz. Her farz, vacip ve nafile ibadetlerin ne zaman ve nasıl yapılacağı bellidir. İnsanların ihtiyacı olan her türlü ibadet zaten var olduğundan insanların yeni ibadetler üretmelerine de hiç gerek yoktur. İnsanların uydurdukları şey sadece hareket olur ibadet olamaz. Hiçbir manevi değeri olmaz.

 

İnsanların kafasına göre uydurduğu ve sonrasında gelen insanların  da ibadet gibi yaptıkları şeyler bidattır. Kur’an’da, hadislerde olmayan bir şeyin ibadet gibi algılanmasına ve yapılmasına bidat denir. Peygamber Efendimizden sonra çıkarılan, uydurma söz ve davranışlar olan bidatlara inanmak günahtır. Yapmak haramdır. Dinin bir parçası gibi görmek ayrı günahtır. Bidat olarak uydurulan şeylerin bazısı küfür bazısı ise büyük günahtır. Hz. Muhammed, her bidat sapıklıktır diye bildirmiştir. Bidat uydurmak, dinde noksanlık bulmak anlamına da gelir. Oysaki Allah u Teala, İslam dini ile dünya üzerinde gelmiş, geçmiş ve gelecek insanların bütün ihtiyaçlarına cevap vermiştir. Yeni şeyler uydurmaya gerek yoktur. İnsanların bu kadarına gücü yeteceği için Allah bu kadar ibadet emretmiştir.

Salih amel ne demektir? Örneklerle açıkladık…

Salih amel ne demektir? Örneklerle açıklayınız.

 

Allah’ın varlığına birliğine, iman esaslarına, İslam’ın şartlarına iman eden Müslümanın Allah’ın rızasına layık olmak için kendisi, çevresi ve toplum için yaptığı güzel davranışlar ve iyiliklerin bütününe Salih amel denilir. Bireyler ve toplum için faydalı olan iş ve davranışlar Salih amelin içine girer. Yararlı, faydalı, güzel olan işlerin yapılma niyetinde Allah’ın rızasını kazanmak varsa o zaman Salih amel olur. Niyet fiili amelleştirir. Niyette Allah’ın rızası olmazsa o fiiller sadece güzel işler olarak kalır, Salih amele dönüşmez.  Dinimizin emirleri içinde yer alan Namaz kılmak, oruç tutmak, yeterli maddi imkanı olanın zekat vermesi, gücü yetenin hac yapması Salih ameldir. Farz olan bu ibadetlerin dışında nafile olan Salih ameller de vardır. Kur’an okumak, salavat çekmek, zikir çekmek, hadis okumak, hadiz ezberlemek, Evvabin namazı kılmak, Kuşluk ve Hacet namazı kılmak nafile olan Salih ameller arasındadır.

 

Salih amelde ihlas önemlidir. İhlas’ın anlamı ise yalnızca Allah için yapmaktır. Yaparken başka hiçbir sebep gözetmemektir. Normal bir işi şayet Allah rızası için yaparsan Salih amele dönüşebilir. Örneğin; yolda giderken yolun ortasında bulunan bir taşı alıp kenara atmak sıradan fakat güzel bir davranıştır. Şayet taşı kaldırırken ben bunu insanlara zarar vermemesi amacıyla Rabbimin rızası için yapıyorum dersek bu taşı yoldan alıp kaldırmak Salih amel olur. Salih amele verebileceğimiz diğer örnekler:

 

  • Yaşlıyı, özürlüyü, sakatı koruyup gözetmek
  • Yalan söylememek
  • Hayvanlara ve diğer yaratılmışlara merhamet etmek
  • Zorda olanlara yardım etmek
  • Hasta ziyareti yapmak
  • Dargın kişileri barıştırmak

Mümin, doğruluk, israf, cimrilik kavramlarının anlamları

Mümin, doğruluk, israf, cimrilik kavramlarının anlamlarını sözlükten araştırınız.

 

Mümin: Allah’ın varlığına ve birliğini kabul edip, Hz. Muhammed’in (sav), Allah’tan getirdiği bütün emir ve yasakları kalp ile tasdik, dil ile ikrar eden kişidir. Mümin kişi imanın altı şartına hiç tereddüt göstermeden inanır. Halk dilinde, İslam dinini kabul eden, Peygamberin (sav) Allah’tan alıp insanlara ulaştırdığı bütün kurallara ve emirlere uyan kabul eden kişidir. Mümin terimi Kur’an’da geçen bir ifadedir.

 

Doğruluk: Kişinin bütün iş ve davranışlarında İslam dininin emirlerine, aklın, ilmin ve ahlakın kurallarına göre hareket etmesidir. Doğru olan kişi, dürüsttür, adaletlidir.

 

İsraf: Allah’ın kendine nimet olarak verdiği malı, parayı, emeği, sağlığı, zamanı gereksiz yere harcamak, tutumsuzluk halidir. Her türlü nimeti boşuna harcamak israftır. İsrafı sadece para ile sınırlandırmak yanlıştır.

 

Cimrilik: Malı, parayı çok fazla sevdiğinden dolayı yaşam için gerekli zaruri ihtiyaçlara harcama yapmaktan kaçınmaktır. Kendinde olanı başkasına vermekten çekinmektir. Farsçadan Türkçemize geçmiş bir kelime olan cimri sözlükte, parasını hiçbir şekilde harcamak istemeyen, eli sıkı, pinti, hasis anlamlarına gelmektedir. Cimri terimi Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde şuh ve buhl kelimeleriyle ifade edilmektedir. Cimrilik yapan kişi Bahildir. Bahil olan kişi parayı elinde tutmaktan hoşlanır. Vermek istemez, istendiğinde verse bile zorlanır. Cimrilik teriminin karşıtı cömerttir. Cömert olan kişi, istenilmeden verir. Yardıma ihtiyacı olan birini görünce verir ve bunu yapmaktan da zevk alır. Allah’ın verdiği nimetleri yaratılışa göre kullanmak cömertlik, dışında kullanmak cimriliktir.

Kişinin doğru sözlü olmasının yaşantısına katkıları nelerdir?

Kişinin doğru sözlü olmasının yaşantısına katkıları nelerdir?

 

İslamiyet doğru sözlü olmaya, yalandan kaçınmaya büyük önem vermiştir. Müslüman’ın ağzından hak ve hakikatin dışında bir söz çıkmaz. Doğru sözlü olmak, özü sözü bir olmak, dürüst olmak, yalandan kaçınmak, sağlam karakterli olmak anlamlarına gelir. Doğru olan kişi, güvenilir kişidir. İnsanlarda emniyet duygusunu uyandırır. Herkes ona inanır ve güvenir. Dinimizde temizlik maddi ve manevi temizlik olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi temizlik dinin pis saydığı şeylerden bedeni ve kıyafetleri arındırmak anlamlarına gelmektedir. Manevi temizlik ise insanın içindeki kötü duygulardan arınması, günahlardan uzaklaşmasıdır. İç temizlik insanın iyiliğini gösterir. Peygamber Efendimizin (sav) hadisine göre, doğru sözlülük insanı iyiliğe, iyilik insanı cennete götürür. Doğruluk, iyiliğe, iyilik de iç temizliğimizi göstererek bizi cennete götürür.

 

İçi temiz olan Müslüman’dan kimseye zarar gelmez. İç dünyamızdaki güzellikler davranışlarımıza yansır. Davranışlarımız ise yaşantımızı etkiler. Doğru sözlü olmanın kişinin yaşantısına sağlayacağı yararlar şunlardır:

 

  • Doğru sözlü Müslüman’a diğer insanlar güvenerek her şeylerini rahatlıkla emanet ederler.
  • Doğru sözlü insanlar güvenilirdir. Güvenilir insanlar sırları başkasına anlatmadığından sırrı olanlar sırlarını bu kişilere verebilirler
  • Yalan söylemeyen doğru sözlü insanların sözlerinden şüphe edilmez. Ne söylüyorsa o doğrudur nazarıyla bakılır.
  • Dürüst olmanın neticesinde kişiler güvenerek borç verebilir, doğru sözlü insanlarla ticari ilişkiler içine girebilirler
  • İnsanlar sevgi ve saygı duyarlar
  • Dostlukları ve arkadaşlıkları kuvvetli olur
  • İnsanlar doğru sözlü insanların fikirlerine önem verirler.

İsraf ve cimrilikle ilgili atasözleri

İsraf ve cimrilikle ilgili atasözleri araştırınız.

 

Kur’an-ı Kerim’de Allah u Teala; Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz buyurmaktadır. İsraf etmek, gereksiz yere para, zaman, emek, bilgi harcamaya, tutumsuz davranmaya, savurganlık yapmaya kısacası malını boş ve gereksiz yere harcamaya denir. Cimrilik ise, harcama yapılması gerektiği yerde malını sarf etmekten geri durması, malını veya parayı çok sevdiğinden başkasıyla paylaşmamasıdır. İslam dini itidal yani orta yol dinidir. Ne paranın fazlaca sevilmesini ne de fazlaca harcama yapılmasını istemez. Dinimizin kabul etmediği israf ve cimrilik Türk toplumunda da doğru kabul edilmez. Bununla ilgili çok sayıda atasözü vardır. İsraf ile ilgili atasözleri:

 

  • Karun malı olsa israfına yetmez: Dünyanın en zengin kişisi bile olsa israf ettiğinde elindeki kaynaklar kısa sürede biter. İnsanoğlunun istekleri sınırsızdır. İsraf ederek harcama yapılırsa dünyanın gelmiş geçmiş en zengin insanı Karun kadar zengin olunsa dahi kısa süre içinde fakirleşme söz konusu olur.
  • Tasarrufun bir parçası İsraftır: İnsanlar gerektiği kadar harcamalıdır. Fazlası gereksiz yerlere harcayacağına biriktirirse kişi ileride zorluklara karşı mücadele edebilir.
  • Birin kıymetini bilmeyen, bini toplayamaz: Küçük küçük tasarruf yapmayanlar ileride büyük paralar toplayamazlar.
  • Damlaya damlaya göl olur, bakmaya bakmaya el olur: Hepimizin en fazla bildiği atasözüdür. Küçük yatırımlar büyük gelirlere sebep olur.

 

Cimrilikle İlgili Atasözleri:

  • Cimrinin zararı, cömerdin karından fazla olur: cömert kişinin görüntüde malı azalmış gibi görünebilir. Fakat aslında cömert kar eder. Cimri ise birikim yapar gibi görünür fakat esasında kaybeden cimridir.
  • Kar kutuda, para pintide eğleşir: para cimrinin elinde hiçbir işe yaramadan birikir.
  • Az tamah çok ziyan getirir: Cimrilik yapan ve hırslı olan her zaman zararlı çıkar.

İbadetlerinizin gösterişten uzak olması için neler yapıyorsunuz?

İbadetlerinizin gösterişten uzak olması için neler yapıyorsunuz? Yazınız.

 

Müslüman kişi ibadetlerini yalnızca Allah rızası için yapar. İbadetlerde gösterişe yer yoktur. Rabbim emrettiği için veya O’nun (cc) rızasını kazanmak için değil de insanlar görsün, insanlar fark etsin diye ibadet yapmak riyadır. İbadetlerin kabul olması ve geçerli olabilmesi için gösterişten uzak olması şarttır. İbadetler ihlasla yani sadece Rabbimin rızasını kazanmak için yapılmalıdır. Şayet bir insan Rabbimin rızası yerine başka bir şey için ibadet yapıyorsa Allah’a ortak yani şirk koşmuş olur. Şirk ise Allah’ın affetmeyeceği günahlardandır. Peygamber Efendimiz (sav) de Müslümanlar için en korktuğu şeyin gizli şirk yani gösteriş olsun diye ibadet yapmak olduğunu belirtmektedir. Kur’an-ı Kerim’de, insanlara gösteriş için yapılan ibadetlerin boşa çıktığı vurgulamaktadır.

 

Gerçek anlamda Müslüman olan kişiler ibadetlerini reklam olsun diye yapmazlar. Gösterişten uzak ve gizlice yaparlar. Tabi bazen insanlara örnek olmak için ibadetlerin aşikar yapılması gerekebilir. Bu durum riyadan, gösterişten farklıdır. Peygamberimiz (sav), sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak kadar gizli ibadet yapılmasını beyan etmektedir. Gösterişle ibadet yapanların Allah katında bir değerleri olmadığı gibi diğer insanlar tarafından da sevilmezler ve saygı görmezler. Ben de ibadetlerimi gösterişten uzak olması için;

 

  • İbadetlerimi insanlar görsün ve dindar desinler diye yapmıyorum
  • Malımı cömert desinler veya ne kadar zengin desinler diye vermiyorum
  • İbadetlerimi diğer insanlardan çıkar sağlamak için kullanmıyorum
  • İlmimi ne kadar akıllı, ne kadar bilgili desinler diye öğrenmiyorum
  • Namazlarımı sadece Rabbimin rızası için kılıyorum
  • Orucumu, Rabbimin emri olduğu için tutuyorum
  • Zekatımı, fitremi, sadakamı verirken kimseyi incitmeden, sağ elimin verdiğinden sol elimin haberi olmayacak şekilde veriyorum

İbadetin Kabul Olma Şartları

İbadetin kabul şartlarını yazarak kısaca açıklayınız.

 

İbadet; Allah’ın rızasını kazanmak için Kur’an’da ve Sünnette belirtilen fiilleri yapmaktır. İbadetler, Allah’ın rızasını kazanmak ve verdiği nimetlere şükretmek için yapılır. İbadetlerin ne zaman, hangi şartlarda ve nasıl yapılacağını Rabbimiz emretmiştir. Yaptığımız ibadetlerin kabul olması için bazı şartlar vardır;

 

  • Yaptığımız ibadetlerin kabul olabilmesi için başta doğru itikada sahip olmamız şarttır. İman olmadan ibadetin kabul edilmesi mümkün değildir. İnanç sahibi olmayan bir kişi bütün gün aç kalsa onunki açlık olur oruç ibadeti olmaz.
  • Önemli bir diğer husus ise Kur’an-ı Kerim’de veya hadis-i şeriflerde belirtildiği şartlara uygun olarak yapılmasıdır. Örneğin; oruç imsak vaktinde başlar ve iftar vaktinde biter. Şayet bir kişi imsak vaktinden sonra yiyip içtiyse ibadeti kabul olmaz. Namaz kılmak için belli vakitlerin girmesi, surelerin okunması ve belli hareketlerin yapılması şarttır. Şayet şartlar oluşturulmadan namaz kılınırsa kabul olmaz. Aynı durum diğer bütün ibadetler için geçerlidir.
  • İbadetler yalnız Allah için ve Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. Başka bir niyetle yapmak Allah’a ortak koşmak olur ki ibadetin kabul edilmemesine nedendir. İbadetler için yapılan niyetin hem kalben hem de dille yapılması şarttır.
  • İbadetin kabulünün şartlarından bir diğeri ise İhlas’tır. İhlas, samimi ve içten olmaktır. Yaptığımız ibadetleri yalnızca Allah için yaptığımız konusunda samimi olmaktır.
  • İbadetlerin daha sahih ve ihlaslı olabilmesi için kişinin haram ve helale özellikle dikkat etmesi gerekir.

İbadetin bireysel ve toplumsal faydaları nelerdir?

İbadetin bireysel ve toplumsal faydaları nelerdir? Örneklerle açıklayınız.

 

Allah’ın kullarına yapılmasını emrettiği bütün ibadetlerin mutlaka bireysel veya toplumsal faydaları vardır. İslam barış ve huzur dinidir. İslam dinin yapılmasını emrettiği ibadetleri sosyal adalet ve düzeni sağlamak için gönderilmiştir. İbadetlerde kişisel amellerin dışında toplumsal faydası olan ibadetler vardır. Müslümanlar olarak bizler ibadetleri faydalarından dolayı yapmayız. Rabbim emrettiği için yaparız. Faydaları olmasaydı bile Rabbimizin emrettiği ibadetleri yapardık. İslam’ın ibadetleri incelendiğinde aşağıda sıralayacağımız faydaları taşıdığı görülecektir.

 

İbadetin bireysel faydaları:

  • Kişiye huzur ve mutluluk verir
  • İnsanlarda öz güven oluşturur
  • İnsanın daha temiz ve sağlıklı olmasına vesile olur
  • İnsanlar ibadetler sayesinde kötülüklerden uzak durur
  • İnsanlar yalan söylemekten uzak dururlar
  • İbadetler insanı Rabbine yakınlaştırır. Rabbine yakınlaşan kişiler daha huzurlu olur.
  • Kulun Rabbi ile olan bağı artar.

 

İbadetlerin toplumsal faydaları arasında şunlar vardır:

  • Bireyler arasında güven ortamı oluşur
  • Toplumda yaşayan bütün herkes için hak, adalet ve eşitlik sağlanır
  • Diğer toplumlara göre daha duyarlı bir toplum oluşur
  • Milli birlik ve beraberlik düşüncesi pekişir, beraberlik için çalışmalar yapılır.
  • Toplumu oluşturan bireyler arasında dayanışma ve kaynaşma artar
  • Toplumda vicdan, hoşgörü ve merhamet duyguları yayılır
  • Farklı dinler ve kültürler arasında kardeşlik duygusu artırılır ve kişiler birbirine yakınlaşır
  • Ekonomik düzende iyileşme ve düzen sağlanır
  • Toplumda ben duygusu yerine biz duygusu gelişir.
  • Yalan, dolan, talan, sahtecilik gibi toplumu bozan bütün kötü duygular bitirilir

Bir Müslümanın Taşıması Gereken Özellikler

Bir Müslümanın taşıması gereken özellikleri aile büyüklerine sorunuz.

 

Müslümanlık ile ilgili şeyleri bizler küçüklüğümüzden itibaren aile büyüklerimizden öğrenmekteyiz. Biraz daha büyüyünce kitapları okuyarak, Kur’an’ı ve hadisleri okuyarak bir Müslüman’da bulunması gereken özellikleri öğrenmekteyiz. İslam’ın şartı yani Müslüman olmanın şartı 5’tir. Hacca gitmek, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmaktır. Müslüman için somutlaştırılmış olan ibadetler bunlardır. Bunun dışında Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şerifinde; Müslüman’ı diğer insanların elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kişi olarak tanımlamıştır. Bu tanım Müslüman’ı anlatan en güzel tanımdır. Peygamberimiz(sav) diğer hadislerinde ve Kur’an-ı Kerim’de Müslüman olan kişide görülmesi gereken birçok özellik olduğu vurgulanmaktadır. Yaşarken her ne kadar gereklilik olarak değil de isteğe bağlı bir durum gibi görülse de aslında bu özelliklerin hepsi Müslüman kişide bulunmalıdır. Aile büyüklerimden öğrendiğime göre bir Müslüman’ın taşıması gereken özellikler arasında;

 

  • İyiliği emreder kötülükten men ederler
  • Kötülüğe iyilikle karşılık verirler
  • Her zaman iyi ve güzel davranışlarda bulunurlar
  • Hayır işlerinde yarışırlar
  • Adaletle davranırlar
  • Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar
  • Allah’a ortak koşmazlar
  • Akrabalarını korur ve gözetirler
  • Merhametli ve yumuşak huyludurlar
  • Kibirlenmezler, alçakgönüllüdürler
  • Faydalı olmayan boş işlerden yüz çevirirler
  • Kimsenin hakkını yemezler
  • Barışa ve hayra yönelik işler yapmak için yarışırlar
  • Hiç kimsenin hakkını yemezler
  • Şahitliklerini doğru yaparlar
  • İffetlidirler
  • İsraftan sakınırlar
  • Yoksulları ve muhtaçları korur ve gözetirler
  • Sözlerinde sadıktırlar
  • Hatalarını fark ettiklerinde hatalarından vazgeçerler
  • Başlarına gelen her işin hayır yönünü görürler

Bir kimseye yardım edince sizce neden mutlu oluruz?

Bir kimseye yardım edince sizce neden mutlu oluruz?

 

İnsanın yaratılışında iyi ve kötü özellikler birlikte bulunmaktadır. İslam dini yaratılışımızda bulunan iyilikleri yaşatmamızı, kötülükleri ise yok etmemizi istemektedir. Neden iyilik ve kötülük aynı anda fıtratımda var diye düşünenlere cevabımız; imtihan olacaktır. İnsan olmanın imtihanı iyilik ve kötülük arasındaki tercihini doğru yapmasıdır. İnsan iyiye meyilli olarak yaratılmıştır. İyi ve güzel işler yaptığında yaratılışındaki iyilik tarafı ağır basar ve mutlu olur. Ayette; sevdiğiniz şeylerde infak etmedikçe iyiye eremezsiniz buyrulmaktadır. Başka bir ayette ise her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir buyrularak Allah’ın yaptığımız bütün iyiliklerden haberdar olduğu vurgulanmaktadır. İnsanlar iyilik yaptıklarında hissettikleri ilk mutluluk, Allah’ın emrini yerine getirmenin yaşattığı mutluluktur. Yaptıklarıyla Allah’ın rızasını kazanacağını düşünen mümin kendini huzurlu ve mutlu hisseder.

 

İhtiyaç sahibi olan birinin ihtiyacını gidermek, ona yardımda bulunmak insan olarak sorumluluğumuzdur. İnsan olarak diğerlerine yardımcı olduğunu, onları mutlu ettiğini gören insanın mutlu olmaması imkansızdır. Böyle bir durumda insan kendi yaptığından dolayı insanların mutlu olduğunu ve faydalı olduğunu görerek kendiyle barışık olduğunu hisseder. Kendiyle barışık ve mutlu olan insan mutluluğunu etrafına da yansıtacaktır. Böylece yapılan bir iyilik kişinin diğer hal ve hareketlerini etkileyecek ve bu kişi çevresi tarafından sevilen, sayılan bir insan olacaktır ki bu durum onu daha da mutlu edecektir. Unutmayalım ki mutluluk insandan insana geçmektedir. Dünya hayatı kısadır. Burada yapılan iyilikler sonsuz olan dünyada sonsuz mutluluk olarak bizlere geri dönecektir.