Yaptığınız ziyaretle ilgili duygularınızı ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Yaptığınız ziyaretle ilgili duygularınızı ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Akraba ziyareti, dini metinlerde sıla-ı rahim olarak geçmektedir. Sıla, kavuşmak, ulaşmak, iki şeyin birbirine birleştirilmesi anlamına gelmektedir. Rahim, ise akrabalık ve hısımlı manasındadır. Sıla-ı Rahim, anne, baba, dede, nine başta olmak üzere kan veya evlilik yolu ile oluşan yakınları ziyaret etmek anlamına gelmektedir. Akrabalara arasında en yakın olandan başlayarak alakadar olunmalıdır. Yani annesi ve eltisinin kardeşinin kızı hasta olan bir bayan alakadar olma, ziyarete gitme konusunda annesini birinci sıraya koymalı sonra diğer kişileri gözetmelidir.  Yakınlık derecesi aynı olan kişilerde ise en muttaki olandan başlanmalıdır. Biz bireylere düşen vazife anne babamıza itaat etmek, ziyaretlerine gitmek, ihtiyaçlarını görmek ve onlara iyi davranmaktadır. Onların vefatlarından sonra ise onların yakınlarına aynı ihtimamı göstermeliyiz.

 

Yakın zamanda hasta olan babaanneme yaptığım ziyaret sonrasında hissettiğim duygu ve düşünceleri paylaşmak istiyorum. Şöyle ki;

  • Allah, Nisa Suresi 1.ayette; Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının şeklinde emir buyurmaktadır. Ziyaretimin neticesinde Allah’ın emrini yerine getirmenin huzur ve mutluluğunu hissettim
  • Muhammed (sav), Ya Rasulallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz diye soran bir sahabeye; Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahim edersin şeklinde buyurmuştur. Hadis-i şerifini düşünerek cennete yaklaştıran bir amel işlemenin huzurunu yaşadım.
  • Babaannem beni görünce bol bol dua etti. Hasta ve yaşlı birinin duasına nail oldum.
  • Yaşlılığın ne kadar zor olduğunu, ilgiye ve sevgiye muhtaç olduklarını anlayarak daha sık ziyaret etmem gerektiğini anladım.

Sizce insanlar birbirleriyle neden kavga ederler?

İnsanlar birbirleriyle neden kavga ederler?

 

Çevremize baktığımızda kavga eden insanları ve bundan dolayı mutsuz insanları gördükçe, insanlar neden kavga eder diye düşünmekten insan kendini alamaz. Bence insanlar arasındaki kavgalarının en büyük ve en temel sebebi iletişimsizliktir. Genelde insanlar, hazmedemediği, anlaşılmadıkları ve anlatamadıkları konular nedeniyle kavga etmektedir. İnsan aslında hep iyiye, güzele meyilli olarak yaratılmıştır. Yaratılışındaki özelliklerini bozmayan insanlar kavga ve gürültüden asla hoşlanmazlar. Mutsuz olurlar. Fakat bazı insanlar vardır ki yaratılışında var olan güzellikleri körelttikleri için artık kavganın verdiği huzursuzluğu hissetmemeye başlarlar. Genellikle bilerek ve kasıtlı çıkarılan kavgaları bu tür insanların çıkardığına şahit oluruz. Kavga etmek yerine kişi karşısındakini anlamaya çalışsa, güzel yönlerini görüp sevse daha huzurlu ve mutlu bireylerin oluşturduğu bir toplum meydana gelir.

 

Bireylerin beyinleri ile diğer organları arasındaki iletişimin kopması neticesinde, ters bir hareket yapma, yanlış anlama, yanlış ifade etme gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkan ve istenmeyen davranışlardır. Kavga aslında beyinlerin çatışmasıdır denilebilir. Çünkü aynı düşünce yapısına sahip olmayan beyinler çakışır ve kavga eder. Aslında farklılık, renkli toplumun oluşması için çok önemli bir ayrıntıdır. Herkesin aynı düşünmesi mümkün değildir. İnsan beyni, hoşuna giden, desteklediği fikirlerin oluşturduğu ve desteklemediği, hoşuna gitmeyen fikirlerin olduğu iki kısımdan oluşmaktadır. Kişi beyninin bu iki kısmına hükmedebilirse, çatışmalar ve kavgalar yaşanmaz. İnsanların kavga etmelerinin altında yatan temel nedenler şunlardır:

 

  • İnsanların karşısındakini kendisi gibi görmemesi
  • İnsanların birbirine saygı duymaması
  • Karşısındakini iyi tanımaması
  • Empati kuramamak
  • Bencil olmak
  • Olumsuz iletişim
  • Kıskançlık
  • Aşırı öfke
  • Kibirli olmak

Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşününüz.

Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşününüz! Böyle bir dünyanın nasıl olacağı hakkındaki düşüncelerinizi sunum olarak hazırlayınız ve arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İnsan akıllı ve düşünebilen bir varlıktır. Bunlar, onu diğer varlıklardan ayıran en temel özellikleridir. Her türlü canlı kendi yaşamını ve yakınlarındaki canlıların yaşamını korumak ister. İnsan toplumun bir parçası olarak yaşayan sosyal bir varlıktır. Bundan dolayı kendinden olmayanları bile tolere edebilecek bir yaratılışa sahiptir. İnsanlar, hoşuna gitmeyen davranışlar sergileyen kişilerle bir aynı ortamı paylaşabilir, onunla aynı zamanı geçirebilir. Bunu gerçekleştirebilmek için en önemli ön koşul insanı insan olduğundan dolayı sevebilmek ve onu olduğu gibi kabul etmektir. Saygı kişiyi olduğu gibi kabul etmek olan saygı, temel anlamda toplumun var olabilmesinin ve dağılmaması için ilk koşuldur. Saygıyı daha anlamlı ve kaliteli hale getirmek için sevgiye ihtiyaç vardır.

 

Seven kişi karşındakine anlayışla yaklaşır, karşısındakini mutlu ve huzurlu etmeye çalışır, barışçıl bir ortam kurup agresifliklerden kaçınır. Yani saygı olmazsa insanlar birbirine girer ve birbirini yok etmeye çalışır. Canlıları Allah’ın yarattığı varlıklar olduğundan dolayı değerli görmek ve Allah’tan dolayı sevmektir. Sevgi olduğunda kişiler ve toplumlar mutlulukla dolar. Sevgi insanları birbirine bağlayan en köklü, en güçlü ve en temel duygulardan biridir. Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşünürsek;

 

  • Sevgisi olmasa dahi insan olduğundan dolayı saygı duyan insanlar artık saygı duymayıp birbirine zarar vermeye başlar
  • Psikolojik ve fiziksel anlamda şiddet baş gösterir.
  • Ülkeler birbirlerinin sınırına taarruzda bulunur, daha büyük savaşlar yaşanır.
  • Savaşlarda insanlar birbirine akla hayale gelmeyecek zulümler yapar.
  • Bireylerin birbirine olan güvenleri ve tahammülleri yok olur.
  • İnsanlar yalnız ve mutsuz olur.

 

Sevgi ve saygının olduğu fakat az olduğu günümüzde durumlar böyleyken hiç olmadığı zamanları düşünmek bile yeterince ürkütücüdür.

En çok önem verdiğiniz güzel davranışlar nelerdir?

En çok önem verdiğiniz güzel davranışlar nelerdir?

 

İnsanın içindeki iyilik ve kötülüğün yansıması davranışlardır. Kişilerin davranışları, duygu ve düşüncelerine göre değişmektedir. İyi düşünceye sahip olan iyi davranışlar sergiler, kötü düşünceye sahip olanlar ise kötü davranışlar sergiler. İyi ve güzel davranışlar topluma ve diğer bireylere faydalı davranışlardır. İyi ve güzel davranışların başında;

 

  • Yardımlaşma
  • Dayanışma
  • Paylaşma
  • Adil olma
  • Merhametli olma
  • Hoşgörülü olma
  • Empati kurmak
  • Güler yüzlü olma ve samimi davranma
  • İnsaflı ve vicdanlı davranışlar sergilemedir.

 

Nesilden nesle devam eden, toplumda düşünce ve duygu olarak karşılığı olan davranışlar, doğruyu, iyiyi, güzeli teşvik eden davranışlardır. Ayrıca toplumun temelini oluşturan, doğruya ve güzele çağırma, adaletli olma gibi davranışlar da nesilden nesle aktarılan en güzel davranışlardır. Dinimizin emirlerine göre, Allah’ın hoş görüp emrettiği, tavsiye ettiği, insanın ve toplumun faydasına olan davranışlar ve fiiller güzeldir. En çok önem verdiğimiz ve vermemiz gereken davranışları şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Temizliğe dikkat etmek
  • Allah’ın ve Peygamberinin (sav) emirlerini yerine getirmek
  • Doğru konuşmak
  • Küfretmemek
  • Anne babaya saygı göstermek
  • Emanete riayet etmek
  • Verilen sözden vazgeçmemek
  • Hasta ziyaretine gitmek
  • Akraba ziyaretine gitmek
  • Vakti boşa harcamamak
  • Selam vermek ve benzeri davranışladır.

Güzel davranışlar olan bu maddeler aynı zamanda kişiye sevap kazandırır. Güzel davranışın dinimizdeki karşılığı ise Salih ameldir.

Ziyarete Gitmeden Önce Hediye Almak

Eğer imkanınız varsa ziyarete gitmeden önce küçük bir hediye alabilirsiniz.

 

Akraba ziyareti dinimizin emridir. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, yakın akrabalardan başlayarak ziyaret etmeyi, ihtiyaçlarını gidermeyi, dertlerine çare olmaya çalışmayı emreder. Akrabaların en az haftada bir, en geç 40 günde bir ziyaret edilmesi gerekir. Çok uzak olanlar ziyaret edemiyorsa bile telefonla arayarak veya mektup yazarak akrabalarının gönlünü almalıdır. Akraba ziyaretine giderken hediye almak önemli bir ayrıntıdır. İnsanlar arasındaki iletişimin kopmaması, bireylerin birbiri ile ilgilerini kesmemesi için Peygamber Efendimiz (sav) hediyeleşmeyi önermektedir. Peygamberimiz (sav) hediyenin, alanı sağır ve kör ettiğini ifade buyurur. Yani hediye sayesinde, hediye alan hediye verenin kötü fiillerini görmez, kötü sözlerini duymaz olur.  Çünkü hediye insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirir.

 

İnsanlar arasında sevginin artması, düşmanlığın azalması için hediye alış verişi yapılmalıdır. Hediye denilince insanların aklına hemen maddi bir şey gelmektedir. Hediye, güzel ve tercih edilen bir obje olabilir. Fakat illaki öyle olmak zorunda değildir. Hediye sadece mal vermekle olmaz. Faydalı bir şey söylemek, selam vermek, mümin kardeşini sevindirmek de hediyedir. Birini ziyarete giderken bir buket çiçek, bir paket çikolata, lezzetli bir tatlı, beğendiği herhangi bir nesne hediye götürülebilir. Hediye pahalı bir şey olmak zorunda değildir. Bir buket çiçek olmaz da bir tane papatya olur. Önemli olan karşısındaki insanı düşünmektir. Hiçbir şey götüremeyecek durumda olan veya almaya zaman ve fırsat bulamayanlar gittiği kişiyi mutlu edecek sözler söyleyebilir. Esas olan sevgiyi hediye ile bildirmektir. Nasıl olduğu kişiden kişiye değişir.

Arkadaşlarınızla yapmayı sevdiğiniz etkinlikler nelerdir?

Arkadaşlarınızla yapmayı sevdiğiniz etkinlikler nelerdir? Not alınız.

 

Bireye en yakın olan insanlar ailesinin fertleridir. Ailesinden sonra yakınlık kan bağı veya evlilik yoluyla oluşan akrabalardır. Aile ve akrabalardan sonra kişin en yakınları arkadaşlardır. Bazı kişiler arkadaş bulma ve edinme konusunda çok şanslı olabiliyor. Kardeşten daha yakın olan, her şeyini paylaşabildiği arkadaşlar edinenler dünyanın en şanslı insanlarındandır. Mutlulukları, sevinçleri, kötü günleri, iyi günleri paylaşan arkadaşlar insanların hayatında çok daha farklı bir konuma sahiptir. Oynan oyunlar, yapılan geziler, izlenen filmler arkadaşlarla birlikte olunca keyif verir ve anlam kazanır. Bundan dolayı insanın daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürdürebilmesi için doğru ve iyi arkadaşlıklar kurulması ve bu arkadaşlıların sürdürülebilmesi önemlidir. Arkadaşlıklar ise, karşılıklı sevgi, saygı ve değer vermeyle sürdürülür.

 

Dost olmak, her şeyi paylaşabilmek için önce arkadaş olmak gerekir. Arkadaşlıkta da kişilerin birbirlerine her zaman iyi davranması ve yanlış davranışlarda bulunmaması en temel kuraldır. Hz. Muhammed (sav) ; Allah nezdinde arkadaşın en hayırlısı, arkadaşına karşı iyi davranandır şeklinde buyurarak arkadaşların birbirine iyi davranmasının önemini vurgulamıştır. Dinimizin emrettiği arkadaşlık, birbirlerini iyiye ve güzel yönlendiren kişiler arasındaki bağdır. Yoksa kötülük yapan kişilerin arkadaşlık yapmasına dinimiz asla izin vermez. Arkadaşlar, birbirini üzecek, incitecek ve kıracak davranışlarda uzak durmalıdır. Her iki taraf da diğerinin duygu ve düşüncesine değer vermeli, saygı duymalıdır. Arkadaşlarımızla yapmayı sevdiğimiz etkinlikler arasında şunlar vardır:

 

  • Oyun oynamak
  • Birlikte gezmek
  • Ders çalışmak

Ailenizle görüşerek ziyaret etme imkanınız olan bir akrabanızı belirleyiniz.

Ailenizle görüşerek ziyaret etme imkanınız olan bir akrabanızı belirleyiniz.

 

Kan bağı, evlilik, evlat edinme yoluyla bireyleri birbirine bağlayan ilişki türüne akrabalık denir. Tanımında akraba olabilmek için aile ve evlilik söz konusu olmak gerekli gibi görülse de aslında akrabalık kavramı oldukça geniştir. Birçok kişiyi içine almaktadır. Kan yolu ile oluşan akrabalıkta, anne, baba, kardeşler en önde gelir. Kardeşlerin kız veya erkek olması akrabalık bağı bakımında öncelik gerektirmez. Büyük olan erkek kardeşe ağabey, kız kardeşe ise abla denir. Baba veya annenin anne ve babaları olan anneanne, babaanne ve dedeler ise akrabalık bağı bakımında önceliğe sahiptir. Annenin kız kardeşleri teyze, erkek kardeşleri dayıdır. Babanın kız kardeşleri hala, erkek kardeşleri ise amcadır. Bunların çocukları teyzeoğlu, halaoğlu, amcaoğlu ve dayıoğlu olarak nitelendirilir.

 

Akraba ziyareti yani dini terim olarak sıla-ı rahim, Allah u Teala’nın ve Peygamber Efendimizin (sav)  yapılmasını emrettiği fiillerdendir. Allah, Nisa Suresi 1.ayette; Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının diye buyurmaktadır. Hz. Muhammed (sav) ise, Ya Rasulallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz diye soran bir sahabeye; Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahim edersin diye buyurmuştur. Ziyaretlerine gitme, hallerini hatırlarını sorma, gönüllerini almak dini bir sorumluluktur. Kurban ve Ramazan bayramları gibi dini bayramlarda imkanlar içerisinde bütün akrabalar ziyaret edilmelidir. Onun dışında normal zamanlarda kişi kime daha öncelikli akraba ziyareti yapacağına akrabalarının durumuna göre karar vermelidir. Örneğin, teyzesi rahatsız olan bir kişi ilk ziyaretini teyzesine yapmalıdır. Dedesi hacdan dönen kişi, dedesinin ziyaretine gitmelidir. Şayet böyle özel durumu yoksa kan bağından başlayarak daha uzaktaki akrabalara doğru ziyaret gerçekleştirilebilir.

Evinize En Yakın Komşunuzu ve Onunla İlişkilerinizi Yazınız.

Evinize En Yakın Komşunuzu ve Onunla İlişkilerinizi Yazınız.

 

Günümüzde pek şeyin güzelliğini kaybettiği gibi komşuluk kavramı da maalesef ki özelliğini yitirmiştir. Peygamber efendimiz ‘ komşusu açken tok uyuyan bizden değildir’ demiştir. Ancak şimdiler de bırakın komşumuz aç mı tok mu telaşına düşmeyi karşılaştığımız zaman selam bile vermiyoruz. Kalabalıkta yaşamanın getirilerimi diyelim yoksa insanların en yakınlarından sürekli zarar görmeleri midir neden bilinmez ama modern dünyada komşuluk kavramı yok olmuştur.

 

Komşuların birbirinin hakkını gözetmedikleri koca koca binalarda yaşıyoruz. Üst komşumuz sürekli balkondan halı çırparak, gece geç saatlere kadar gürültü yapıyor. Doğal olarak komşusunun hakkını asla gözetmiyor. Hak gözetmeyen insanın kendisine saygısı olmadığı için size saygı duymasını da bekleyemezsiniz.

 

Yaşanılan birtakım komşuluk sorunları ile alakalı bir yerde komşunuz ile konuşmak istediğiniz de öfkeli ve saygısız bir insanla karşılaşma ihtimaliniz bir hayli yüksek. Hatasını kabul edip sizden özür dileyecek ve aynı hatayı tekrar etmeyecek bir komşu bulmanız oldukça zor.

 

Siz aç mısınız tok musunuz sorusuna modern toplumlarda sıra gelmemektedir. Kavgasız gürültüsüz komşular bulmuş iseniz kendinizi şanslı saymalısınız. Öyle bir dünyada yaşamaya başladık ki çocukların sokakta oynayamadığı ve asla bir komşuya emanet edilemediği dönemlerdeyiz. Öyle ki çocuklar kaybolduğunda katili komşulardan çıkabilecek kadar kirlenmiş bir dünyada yaşıyoruz. Oysa dinimizin emrettiği komşulukları yapabilseydik dünya ne kadarda yaşanası ve güzel olurdu. Kapımızı kilitlemeden evden çıkmak, çocuklar bahçede oynarken komşuya emanet etmek işte bu hayallerin gerçek olması için vicdanlı ve İslamı tam yaşayan kulların toplumda kaybolmaması gerekmektedir.

Çok Sevdiğiniz Üç Kişiyi ve Onları Sevme Nedenlerinizi Defterinize Not Ediniz.

Çok Sevdiğiniz Üç Kişiyi ve Onları Sevme Nedenlerinizi Defterinize Not Ediniz.

 

Annem; benim dünyaya gelmeme vesile olan kişi. Her anımda yanımda olan, koruyan kollayan ve beni zorluklarla büyüten annemi çok seviyorum. Hayatın tüm zorluklarına göğüs gererken bir taraftan da beni en doğru şekilde yetiştirmeye çabalamaktadır. Sabah erkenden uyanarak okula gitmeden bana kahvaltı hazırlar. Tertemiz giydirip okuluma kadar götürür ve ben merdivenlerde gözden kaybolana kadar ardımdan bakar. Zaman zaman bana kızsa da beni çok sevdiğini bilirim. Hastalandığımda çok üzülür ve hemen o da aynen hasta olur. Hastalandığımda ilaçlarımı verir geceleri uyumaz sık sık beni kontrol eder. Gece üstüm açılmış mı diye kaç kez odama gelir sayamıyorum artık. Benim annem de tüm anneler gibi çok fedakar bir kadındır. Kendisi yemez, giymez ama beni yedirir giydirir. Genel olarak asla şikayet etmez ve Allah’ın verdiklerine hep şükreder. Şükür sağlıklıyız, bir aradayız ve karnımız doydu der. Siz olsanız bu kadar fedakâr bir anneyi sevmez misiniz?

 

Babam; gece gündüz çalışarak ailesinin geçimini sağlamak için çalışır. Beni çok ama çok sever. İşten ne kadar yorgun gelirse gelsin mutlaka bana sarılır öper ve nasıl olduğumu sorar. Canım babam tıpkı annem gibi çok fedakâr olan babamı çok seviyorum.

 

Anneannem; şımarıklıklarımızı görmezden gelir. Evine gittiğimizde ne istiyorsam yapmama izin verir. Ben neyi seviyor isem mutlaka onu pişirir. Annemden gizli gizli bana harçlık verir. Annem bana kızınca benim yanımda kızma diyerek beni korur. Anneannem çok sevgi dolu ve sevimli bir kadındır. Seni seviyorum anneanne.

Güzel Ahlaklı İnsanlarda Ne Gibi Özellikler Olur?

Büyüklerinize Güzel Ahlaklı İnsanlarda Ne Gibi Özellikler Olur? Sorusunu Yönelterek Cevaplarını Not Ediniz.

 

Güzel ahlaklı insanlarda bulunması gereken özellikler;

  • Alçak gönüllülük,
  • Dürüstlük,
  • İnsanlara saygı gösteren,
  • Hakkını arayan,
  • Yardımsever,
  • Yalan söylemeyen,
  • Misafirperver,
  • Kul hakkını yemeyen hak gözeten,
  • Helal kazanç sağlayan ve haramdan uzak duran,
  • Bir şeyin güvenle emanet edildiği,
  • Rüşvetten uzak duran,
  • Hak ve adaleti gözeten,
  • Fitne ve fesat çıkarmayan,
  • Doğru söyleyen ve doğru bir şekilde şahitlik eden,
  • Olumsuz ve yıkıcı konuşmayan,
  • Komşularına yardım eden,
  • Çevresini kirletmeyen,
  • Çevresindeki kadınlara kötü gözle bakmayan,
  • İnsanların haklarına saygı gösteren,
  • Paraya tamah etmeyen,
  • Yaşadığı toplumda iyiliğin hâkim olması için çalışan,
  • Sömürmeye ve sömürülmeye karşı olan,
  • Devletin zararına olacak işlerden kaçınan,
  • Çocuklarını iyi birer evlat ve birey olarak yetiştiren,
  • Toplumsal barış için çalışan,
  • Atalarına ve adetlerine bağlı olan,
  • Terörden ve bozgunculuktan uzak duran,
  • Hayvanlara karşı merhamet gösteren ve zarar vermeyen,
  • Ahlaksızlığı ve zulmü desteklemeyen,
  • Vicdan muhakemesini iyi yapabilen,
  • Hayattan sadece maddi haz almak için yaşamayan ve dünyaya gelişinin bir sınav olduğunun farkında olan,
  • İbadetlerini zamanında yerine getiren,
  • Yaşadığı toplumdaki kişilere hal hatır soran,
  • Kazandığı kadar yaşayan, insanları büyüklerimiz ahlaklı ve iyi olarak değerlendirmekteler.