Eskici Ve Oğulları – Orhan Kemal

Orhan Kemal – Eskici Ve Oğulları kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Edebiyatımızın üstatları arasında yer alan Mehmet Raşit Öğütçü yani bilinen adıyla Orhan Kemal’in en can alıcı eserlerinden Eskici ve Oğulları’nda maddi durumların aile hayatını nasıl zorlaştırdığını anlatmaktadır.  Bugüne kadar yazmış olduğu eserlerde gelişimin, umudun ve aydınlık olmanın yanında taraf olmayı benimsemiş olan Orhan Kemal bu kitabında da bu konular üzerine değinmiştir. Eskici ve Oğulları’nda bir ailenin maddi zorluklar içinde eğitimsizlik yüzünden nasıl dağılma hatta yok olma seviyesine geldiğini tüm gerçekliliğiyle dile getirmiştir.

 

Çukurova’nın eski bir o kadar da ünlü semtinde  yaşayan Eskici Topal ‘ın dükkanı  eski kentin ana caddelerinden birine paralel olan bozuk parke taşlı bir sokakta üst üste alt alta dükkanların olduğu bakkal, kunduracı ve berber dükkanlarının arasındaydı. Dükkanının çok talibi vardı. Hatta istese dükkanında tomarla para kazanırdı. Kiracı Topal dükkanı bölerek kiraya verse işlerini yoluna koyar iki oğluyla birlikte ısmarıkçılığa başlardı. Sert, kaba ve ağzı bozuk bir adamdı. Küçük oğlu bu huyuna çok sinir olurdu. Ancak ağasına saygısından bir şey demezdi. Büyük oğlu ise gariban ve babasına saygı da kusur etmeyen bir delikanlıydı. Ancak babasının patavatsız sözlerinden o da bıkmıştı. Zaten iki oğul da dükkanı beğenmezdi. Babalarıyla da çalışmak istemezlerdi. Keza Eskici Topal da dükkana dem vururdu. Büyük oğul para biriktirip tekerlik bir dükkan yapacak mahalle mahalle gezip kundura tamir edecekti.

 

Orhan Kemal, Eskici ve Oğulları’nı anlatırken oğulların hayallerinden ve babalarının destursuz hareketlerinden bahseder. Eğitimsizlik ve bilgisizliğin insanın başına neler açabileceğini gözler önüne sererdi. Kitapta oğulları ve eskici kavga eder. Ayrı düşerlerdi. Oğulları ısmarıkçılık hayallerini gerçekleştirmek üzere pamuk toplamaya gider. Eskici de dayanamaz peşlerinden gider. Ancak tüm aile bilgileri olmayan ve daha önce yapmadıkları bir işe kalkıştıkları için beceremez.  Hatta dağılma eşiğine gelir.. Orhan Kemal tüm bunların aslında sadece eğitimsizlikten değil. İnsanın para karşısında nasıl aciz ne kadar değersiz kaldığını, paranın kölesi olan insanların başlarına nelerin geleceğini anlatmak istemiştir.  Eskici ve Oğulları pamuk tarlaların sıcağında ve sıtma hastalığının illetiyle tekrar mahallelerine geri döner. Oğullarından büyük oğlu ölüm döşeğine girer. Eldeki avuçtaki her şeyi satarak iyileştirirler ancak bu sefer hem oğulların hem de eskicinin şikayet ettiği dükkan ellerinde vardır. Ne de beğenmedikleri makineleri.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

Mümin Sekman Her Şey Seninle Başlar kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Kişisel gelişim kitapları arasında en yalın anlatımla okuyucunun beğenisini kazanan ve popüler olan kitaplar arasında yer “Her  Şey Seninle Başlar” kitabı Mümin Sekman’ın güzide kitaplarındandır.  Kişinin kendini tanımasına ve çözüm kendisinde olduğuna dair bir bakış açısı getirmektedir. Özellikle anekdotlar ve hikayeler ile öğrenilmiş çaresizliği anlatarak aslında çaresizliğin öğrenilebilen bir şey olduğu gibi başarılı olmanın veya başarmanın da öğrenilebileceğini vurgulamıştır. Her insanın içinde sandığında fazlası olduğunu sadece bunun açığa çıkmayı bekleyen bir maden gibi gömülü kaldığını anlatmaktadır.  “Her Şey Seninle Başlar” derken insanların umutsuzluk içinde olduğunda bile aslında umutsuzluğun başlama sebebinin kendileri olduğunu fark etmelerini sağlamaya çalışmıştır. Bu yüzden her şey seninle başlar diyerek değişiminde kendilerinin başlatması gerektiğini vurgulamıştır.

 

İnsanların genellikle zamanın olduğundan şikayetçi olduklarına dikkat etmiş bunun bir bahane olduğunu doğru şeyler yapmak için zamanın yanlış değil düşüncelerin yanlış olduğunu söylemiştir. Çünkü Mümin Sekman’a göre insanlar hep rüzgarı suçlar oysaki insanların rüzgara karşı durmak yerine rüzgarla birlikte yelkenlerini kullanmayı öğrenmeleri gerekir.

 

Her Şey Seninle Başlar kitabında başarısızlıkların ve korkuların temeline inerek insanların önce bu temel sebepleri kavrayıp ortadan kaldırmaları amaçlanmıştır. Sebeplerin çoğunun kişilerin kendi kendileriyle muhasebe yapmadıklarını bu yüzden suçu hep başkalarına attıklarını gözler önüne sermiştir. Oysaki başkaları yapabiliyorsa kendilerinin de bir şeyleri yapabileceklerini öğretmeye çalışmıştır.

 

Mümin Sekman, Her Şey Seninle Başlar kitabıyla kişilerin zorluklar karşısında mücadele gücünü arttırmasını, birçok kere denemiş olmasına rağmen başarısızlıklardan dolayı atalet içinde olmamaları gerektiğini ve önemli olanın denemek olduğunu vurgulamıştır. Çünkü ampulün icadı bile bir çok deneme sonucunda olmuştur.  Özellikle kitabında bu durumu şu cümleyle özetlemiştir :  “Engellerden dolayı, her başarısız olduğumuzda inancımızı biraz daha kaybederiz, bu da engeller ortadan kalktıktan sonra tekrar deneme isteğimizi tüketir.” Aslında kitapta öğrenilmiş çaresizlikten çok öğrenilmiş başarısızlığa değinilmiştir. Ancak başarıya giden yolun sadece çok denemek ve çok çalışmaktan ibaret olmadığını da anlatmıştır. Başarı getiren en önemli olan faktörlerden birinin de işini çok iyi yapmak olduğu vurgulanmıştır. Bunu da vurgularken şöyle bir anekdot kullanmıştır.  Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse,Michelangelo’nun resim, Beethoven’ın beste veya Shakespeare’ in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, herkes durup, ” Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyor’ desinler.”

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Sınırların Olmadığı Dünya – Mike Moore

Mike Moore – Sınırların Olmadığı Dünya

 

Mike Moore  Dünya Ticaret Örgütü başkanlığı yapmış bir siyaset adamıdır. Sınırların Olmadığı Dünya kitabında da  Özgürlüğü, gelişimi, serbest ticareti savunmuştur. Bu doğrultuda küresel yönetime değinmiştir.  Küreselleşme hakkında bir çok detay vererek getirdiği sorunlara ilişkin önemli önerilerde bulunmuş. Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla bu sorunların çözümü için sunduğu katkıları anlatmıştır.

 

Mike Moore’un Dünya Ticaret Örgütü genel direktörlüğü dönemine ilişkin düşünceleri serbest ticaret tartışmasına önemli katkılarda bulunuyor. Moore 14-15 li yaşlarda mezbahada çalışmak için eğitimini yarım bırakmış bir çocuğun,  küresel dünya ticaret sistemine kaideler ve kurallar getirmekten ayrıca bu sistemi yönetmekten sorumlu bir topluluğun başına geçmeyi nasıl başardığını gözler önüne seriyor.

 

Sınırların olmadığı Dünya’da şansız Seattle toplantısının kısa bir süre öncesinde Dünya Ticaret Örgütü yönetiminin başına gelen Mike Moore öncelikli olarak ele aldığı konu yoksul ülkelerin sorunlarıyla ilgilenerek ve çoğunlukla karşı tavır içinde olan bir çok sivil toplum örgütleriyle açık tartışmalara girerek çözüm bulmaya çalışmak oldu. Dünya Ticaret Örgütü’nde reformlar yaratmaya çalıştı. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkeler arasında lider olan Çin de dahil olmak üzere , Dünya Ticaret Örgütü’ne yeni üye olarak katılan on ülkeyle yapmış olduğu başarılı görüşmelerin iç yüzünü de içeriden hatta yönetimin başı olarak anlatıyor.  2001 yılının Kasım ayında Doha’da yapılan toplantıda , bu ülkeler in gelişime odaklı ticaret tartışmalarının yeni bir oturumuna katılma sözü vermiş olmalarından gurur duyduğunu bu başarıdaki önemli olan faktörleri detaylıca anlatmaktadır. Ayrıca Mike Moore, Sınırın Olmadığı Dünya kitabıyla Dünya Ticaret Örgütü’ne yönelik olumsuz eleştiri ve saldırıları yanıtlamaktadır. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallara bağlanmış serbest ticaret konusunda verdiği sözün dünya üzerindeki en yoksul ülke ve o ülkelerin yurttaşlarından milyonlarcasını kalkındıracak en büyük umut olduğunu ileri sürüyor. Sınırların Olmadığı Dünya birbirine gereksinim duyan ve yeni yeni bütünleşmeye başlayan dünyamızı inceliyor. Ortaya çıkmakta olan küresel sivil toplum konusunda küresel yönetiminin ortak zorlukları üzerine yeni bakış açıları sunuyor.  Küresel sorunlarda sivil toplum örgütlerinin küresel ve toplu yönetimlerin meydan okumalarına yönelik yeni perspektiflerini karşılarına nasıl sunduğunu ve bu sorunlarda ulusal ve uluslararası örgütlerin bir arada olmasını sağlayacak birleştirici fikirlerini anlatıyor.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Hayır Diyebilmeli İnsan Özeti – ALEV ALATLI

ALEV ALATLI – HAYIR DİYEBİLMELİ İNSAN

 

Alev Alatlı günümüz edebiyat yazarları arasında oldukça hatırı sayılır bir yazar olarak yer edinmiştir. Çalışkan kişiliği ve yazdığı kitaplarla okuyucunun beğenisini kazanmıştır. Alev Alatlı , Hayır diyebilmeli İnsan kitabında günlük meseleler ile ilgili olan gazetelerin köşe yazılarından derlenen bir kitap gibi okuyucuya gazete okuyormuş edası vermiştir. Kitap  özellikle Alev Alat’lının “Meslek olarak Müslümanlık”, “, “İdeoloji değil Psikoloji”, “Laiklik ve Deizm”,”Avrupalı Olmak”, ” Orhan Pamuk’a Açık Mektup” gibi konu başlıkları olan yazılarından oluşmaktadır.

 

Kitapta gündelik sorunlara değinmiştir. Özellik “Hayır Diyebilmeli İnsan” başlığını kullanmasının sebebini de  şu cümleleriyle vurgulamaktadır. Belki de bu yüzyılda insanın en çok kullanması gereken kelime “Hayır!” olmalı. Ne var ki, ‘Evet’in revaçta olduğu bir zamana tanıklık ediyoruz.

 

Aslında kitabı aldığınızda toplumsal baskılara veya bir konuya neden evet zorunda kaldığımızı aslında hayır diyebildiğimizde nelerin değişeceğini anlatacak bir kişisel gelişim kitabı aldığınızı düşünüyorsunuz. Fakat durum bundan biraz daha farklı olarak tamamen toplumsal sorunlara karşı konuların ele alındığı siyasal ağırlıklı yazılardan oluşan bir kitapla karşılaşıyorsunuz. Bir çok durumda yazarın toplumsal ve siyasal dayatmalara hayır dediği yazılardan oluşmaktadır. Kişisel gelişim ile gündelik siyaseti birleştirerek okuyucuya farklı bir bakış açısı sunmayı başaran Alatlı “Hayır diyebilmeli İnsan” derken bunun durumun hayır denecek olduğunda ve hayır demenin en doğru davranış olduğunda söylenmesi gerektiğinin de altını gizli özne olarak çiziyor.

 

Yazarın bahsettiği kişisel gelişimin sadece bireylere bağlı değil. Yaşadığı toplumdakive dünya üzerindeki gelişmelere bağlı olarak gündelik siyasetinde etkilediğini vurguluyor.  Bunu da şöyle açıklamaktadır. Kişisel gelişme, hemen her alanda mükemmelliyeti hedeflemelidir. Fizikî, zihnî ve ahlakî güçlerin, “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” düsturu doğrultusunda geliştirilmesi, akıl kadar beden ve gönlün de eğitilmesini gerektirir.

 

Alev Alatlı, Hayır Diyebilmeli İnsan kitabında Türkiye’deki toplumsal olayları eleştirdiği kadar yabancı kaynaklardaki  gündelik siyaseti de eleştirmektedir.  Özellikle kitabında yapmış olduğu şu eleştiri kendisinin sadece yaşadığı topluma değil. Gerçekten toplumcu bir bakış açısına bağlı olarak tüm toplumları önemseyen bir kişiliği olduğunu gösteriyor. Daily Mail gazetesinde Sarah Oliver, “Irak’ın işgalinde bulunan İngiliz Askerleri, Irak halkının pisliğinden, tembelliğinden ve ahlaksızlıklarından nefret ediyorlar” diye bir yazı yazmış. İngiliz askerleri sanki oraya altın yaldızlı davetiyeyle davet edildiler.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Osmancık Kitap Özeti – Tarık Buğra

TARIK BUĞRA – OSMANCIK

 

Tarık Buğra, Türk Edebiyatı’nın Cumhuriyet dönemindeki önemli yazarlarındandır. Gazeteci kişiliğinin yanında roman, hikaye, oyun ve fıkra yazarıdır. Çok yönlü bir yazar kişiliğine sahiptir. Günümüzde en bilinen eserlerinden biri olan “Osmancık” romanında Osmanlı beyliğinin kuruluş aşamasını ve çocukluk dönemini anlatmıştır. Tarık Buğra’nın Osmancık romanında tarihi olayları romanlaştırarak sade ve akıcı bir anlatımla okuyucuyla paylaşmıştır.

 

Osmanlı beyliğinin kuruluş öncesindeki Osman bey’den yani gençlik yıllarından bahsedilmektedir. Kitapta Osman beye “Osmancık” diye seslenilmektedir. Osman bey gençlik yıllarında kınına sığmayan bir kılıç gibi nerede bir eğlence nerede bir düğün nerede bir şenlk varsa oradadır. Bu durum Ertuğrul Gazi’nin pek hoşuna gitmese de oğlunun yağız bir delikanlı olduğunun farkındadır. Genç Osman Bey’in yani Osmancık’ın en büyük sorunu gücüne hakim olmasını bilmemesidir. Gücünün kendisine hakim olmasına izin vermesi ve öfkesine yenik düşmesidir. Ertuğrul gazi Osman Bey’le ne kadar ilgilenirse ilgilensin bu durumu değiştiremez ve Osman bey’i yaşantısına bırakıp Ağabeyi olan Dündar bey ile ilgilenmeye başlar. Gerçek tarih kayıtlarında yer almamasıyla birlikte günlük hayata dahi konu olan Şeyh Edebali hikayesiyle Osman bey’in hayatı değişmeye başlar.

 

Şeyh Edebali Osmancık’ın kılıçta, ok atıcılığında ve at binişinde usta olduğunu bilir lakin gençliğin ve toyluğun vermiş olduğu şehvetle gücüne, öfkesine hakim olamadığının farkındadır. Bu yüzden Osman bey’i tekkede misafir eder. Osman Bey’e hayata dair nasihatler verirken, nasıl büyük bir amaç için doğduğunun anlamasını sağlar. Osman bey bu ziyaretlerinde Şeyh Edebali’nin kızı Malhun Hatun’u görür ve aşık olur. Bunun üstüne tekkede bir rüya görür ve bunu Şeyh’iyle paylaşır. Rüyanın tabiri şöyle anlatılır. Osman bey’in rüyada gördüğü Çınar ağacı kuracağı devleti ve soyunu temsil etmektedir.

 

Osmancık Malhun hatunla evlenir. Babası Ertuğrul Gazi vefat eder. Amcası Dündar Bey ile yaşadığı mücadeleye rağmen beyliğin başına geçer. İlk işi civardaki tüm oğuz boylarını bir çatı altında toplamak olur. Bütün boy beylerinin rızasıyla topraklar ele geçirmeye genişlemeye başlar. Oğlu Orhan yavaş yavaş olgunlaşır. Osman Bey’in en büyük hayali ise Bursa’nın Fethidir. Bunu oğluna vasiyet olarak bırakır. Oğlu Orhan Bursa’yı fethettiği sırada Osman Bey dünyaya gözlerini yumar. Osmancık’ın hayali gerçek olmuştur.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…