Guatr rahatsızlığının insanların yaşam kalitesi üzerine etkileri neler olabilir?

Tiroit bezi hormonlarının düzensiz salgılanması sonucu guatr rahatsızlığı ortaya çıkar. Guatr rahatsızlığının insanların yaşam kalitesi üzerine etkileri neler olabilir? Sınıf ortamında tartışınız.

Tiroit bezi boyunda sağlı sollu bulunan ve vücudumuz için bazı hormonları salgılayan bir çeşit iç salgı bezidir. Tiroit bezinin sağlıklı çalışması vücudumuz için büyük önem arz eder. Bu bez salgıladığı hormonlar ile diğer organların çalışmasını etkileyerek metabolizmayı düzenler. Vücudumuzda bütün aktiviteler belli bir düzen ile gerçekleşir. Tiroit hormonları bu düzenin oluşmasında etkilidir. Tiroit bezleri vücut metabolizmasını düzenlemede çok büyük göreve sahip olan T3 ve T4 hormonlarını salgılar.

 

Tiroit beziyle ilgili problemler arasında en sık görülenlerden biri Guatr hastalığıdır. Guatr hastalığının birçok sebebi olmakla birlikte hastalığın ortaya çıkmasına tiroit bezinin çok fazla çalışmasına bağlı olarak boyutlarının artması neden olur. Altında yatan sebeplere göre farklı türleri olan Guatrın bilinen en yaygın sebebi iyot eksikliğidir. İyot hormon üretilmesi için gerekli bir mineraldir. Vücuda yeterli iyot alınmadığında yeterli miktarda hormon üretilemez ve tiroit bezi daha çok çalışır. Guatrın hastalar üzerindeki etkileri organın büyümesine ve hormondaki düzensizliğe bağlı olarak ortaya çıkar. Boğaz kısmında genişleyen tiroit bezi nefes darlığına, yutkunma güçlüğüne ve ses kısıklığına sebep olur. Eğer fazla miktarda çalışan tiroit bezi fazla miktarda hormon üretiyorsa metabolizma hızlanır. Buna bağlı olarak da çarpıntı, titreme, bulantı, kusma gibi şikayetler ortaya çıkar. Eğer tiroit fazla çalışmasına rağmen gerekli hormon üretilemiyorsa o zaman da metabolizma yavaşlayacak ve kilo alma, kabızlık, halsizlik, saç dökülmesi, ciltte kuruluk gibi şikayetler ortaya çıkacaktır.

Renk körlüğü, miyopi, hipermetropi, astigmatizm, işitme kaybı ve denge kaybı gibi rahatsızlıklarının tedavisiyle ilgili teknolojik gelişmeler

Renk körlüğü, miyopi, hipermetropi, astigmatizm, işitme kaybı ve denge kaybı gibi rahatsızlıklarının tedavisiyle ilgili teknolojik gelişmeleri araştırınız.

Teknoloji her geçen gün gelişirken bu gelişmelerin sağlık alanında kullanılmaması da söz konusu değil. Yeni araştırmalar ve teknolojik aletler sayesinde birçok hastalığa çözüm bulunabilirken birçok tedavi yöntemi de son derece gelişti. Geliştirilen yeni tıbbi aletler ve yöntemler hastalığın tanısından tedavisine kadar ki süreci hızlandırdı ve daha zahmetsiz bir hale getirdi. Özellikle son yıllarda ameliyatsız tedavi yöntemleri yaygınlaşırken bu sayede hastaların günlük hayatlarına dönmesi de hızlandı. Teknolojinin özellikle hasta hayatına sağladığı faydalar saymakla bitmez.

 

Göz merceğindeki bozukluklardan kaynaklanan miyop, hipermetrop ve astigmatizm gibi göz kusurları son teknoloji ürünü lensler ve lazer tedavileri kullanılarak ortadan kaldırılabilmektedir. Özellikle nano teknoloji ve mikro cerrahi göz merceği gibi çok küçük ve hassas bölgelerde çalışma imkanı sağlamaktadır. Genetik göz kusurlarından olan renk körlüğü tedavisi önceleri mümkün değilken son yıllarda geliştirilen lens ve gözlüklerle hastanın renkleri görme parlaklığı arttırılabilmektedir. İşitme kaybı tedavisi ve kulakla yakından alakalı denge kaybı tedavisinde yapılan çalışmalarda geleceğe ışık tutan en büyük gelişmelerden biri biyonik kulak olarak görülüyor. Bununla birlikte hali hazırda kullanılan işitme cihazlarının sağladığı imkanlar da her geçen gün artmaktadır. Gelişmeler her an devam ederken teknolojinin insan sağlığı için kullanılması büyük gerekliliktir.

Fiziksel etkinliklerin sağlığınız üzerinde olumlu etkileri nelerdir?

Fiziksel etkinliklerin sağlığınız üzerinde ne tür olumlu etkileri vardır?

Hareketsiz yaşam tarzı günümüzün önemli problemlerinden biri olarak gösterilir. Özellikle iş hayatıyla birlikte gelen az hareket etme alışkanlığı birçok sağlık problemini beraberinde getiriyor. Uzun süre hareketsiz kalmak özellikle bacaklardaki kan akımının aksamasına sebep oluyor ve ödem gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Özellikle iskelet ve kas sistemi gelişiminde bozukluklar meydana gelir. Yine günümüzün ve geleceğin en önemli sorunlarından biri olarak görülen obezitenin en önemli sebepleri arasında sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı yer alıyor.

 

Sağlık kişinin fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali içinde olmasıdır. Bu iyilik halinin oluşmasında fiziksel aktivitelerin yeri oldukça önemlidir. Fiziksel aktivitenin depresyonu azalttığı, özgüveni artırdığı, disiplin ve sorumlulukları geliştirdiği görülmüştür. Bunların yanında egzersiz yapmak kas ve kemikleri güçlendirir, kaslardaki enerji kapasitesini artırır, akciğerlerin havalanmasını arttırır, vücut düzgünlüğünü sağlar, kan basıncını düzenler, kalp ve damar sağlığını korur, beyin kan akımını düzenleyerek erken bunamayı önler, kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur, kan kolestrol düzeyini ayarlar ve damar tıkanıklığını önler. Sağlıklı bir yaşam için egzersiz yapmak ve hareketsizlikten kaçınmak şart. Bu egzersizler düzenli, günlük, uygun yoğunlukta, ilerleyici programla yapılmalıdır. Kişisel özelliklere uygun olmayan veya yanlış şekilde uygulanan fiziksel aktiviteler fayda sağlamak yerine zararlı olabilir.

Fiziksel etkinlikleri yapabilmenizi sağlayan organlar ve sistemler nelerdir?

Fiziksel etkinlikleri yapabilmenizi sağlayan organlar ve sistemler hangileridir?

Destek ve hareket sistemi iskeletimizi oluşturan kemikler, bu kemikler arasındaki eklemler ve kemiklere bağlı kaslardan oluşur. İskelet ve kas sistemi olarak da bilinen bu sistem vücudumuza şekil verir, iç organları ve beyni korur ve vücuda hareket yeteneği kazandırır.

 

İskelet sistemini oluşturan kemikler cansız gibi görünse de diğer organlar gibi hücrelerden oluşmuş canlı dokular olmakla birlikte bu hücreler arasında mineraller ve lifler bulundurur. Bu sayede kemik sert ve dayanıklı yapısını kazanır. Kemikte bulunan bu mineraller ihtiyaç anında kana geçebildiği için aynı zamanda depo görevi görürler. Kemiklerin bir başka görevi ise kan hücresi üretmektir. Kan hücresi üretimi kemiklerde bulunan kemik iliğinde gerçekleşir. Kemikler yapılarına göre uzun, kısa, yassı ve düzensiz şekilli olarak sınıflandırılır. Destek ve hareket sisteminin bir diğer parçası ise eklemlerdir. Eklemler iki kemiğin birleşim noktasında bulunur. İki kemiğin temas halindeki yüzeylerinin aşınmasını önlemek için eklem bölgelerinde kıkırdak bulunur. Bulunduğu yere göre kemiklere hareket yeteneği kazandırır. Hareket yeteneklerine göre eklemler oynar, oynamaz ve yarı oynar olarak sınıflandırılır. Kaslar destek ve hareket sistemini oluşturan son yapılardır. Vücutta düz kas, çizgili kas ve kalp kası bulunur. Fiziksel etkinliklerin yerine getirilmesinde görevli olan ve iskelet sistemiyle birlikte çalışan çizgili kaslardır. Kas liflerinin bir araya gelmesiyle büyük kas kütleleri oluşur. Bu kaslar sinirlerden gelen uyarılar doğrultusunda kasılıp gevşeyerek kemiklerin hareket etmesini sağlar.

Destek ve hareket sisteminin sağlıklı yapısını korumak için spor yapmanın ve beslenmenin önemini

Destek ve hareket sisteminin sağlıklı yapısını korumak için spor yapmanın ve beslenmenin önemini tartışınız.

Destek ve hareket sistemi canlı vücuduna destek sağlayıp şekil verirken öte yandan da hareket edebilmeyi mümkün kılar. Bu sistem iskelet ve kas sistemi olarak da adlandırılır. İskeletimizi oluşturan kemikler vücudumuza şekil verirken; bu kemikler, kemikler arası eklemler ve kemiklere bağlı kaslar ise hareket edebilmeyi sağlar. Sağlığımıza dikkat etmezsek destek ve hareket sistemi bu durumdan olumsuz etkilenir.

 

Her organ çalışırken enerjiye ihtiyaç duyar. Bu enerji tüketilen besinlerden elde edilir. Enerjiye en çok ihtiyaç duyan organlardan biri kaslardır. Bu açıdan sağlıklı beslenmek ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi karşılamak önemlidir. Bununla birlikte enerji dışında kalsiyum, fosfor ve D vitamini fizyolojik süreçte gereklidir. Kemiklerimizin yapısında bulunun kalsiyum aynı zamanda kas kasılması için de son derece önemlidir. Sağlıklı beslenme demek her maddeden ihtiyacı karşılayacak kadar tüketilmesi demektir. Destek ve hareket sistemini korumak için sağlıklı beslenme son derece önemlidir. Sağlıklı beslenme ile birlikte düzenli egzersiz de vücudumuz için son derece önemlidir. Düzenli ve ağır olmayan egzersiz ile kaslar güçlenir ve enerji kapasiteleri artar. Kemikler dayanıklılık kazanır. Fazla kilo ve obezitenin önüne geçilmiş, kaslara ve kemiklere fazla yük binmesi engellenmiş olur. Vücut gelişiminin desteklenmesi, başta destek ve hareket sisteminin korunması açısından düzenli ve sağlıklı beslenmeyle birlikte günlük egzersizler ihmal edilmemelidir.

Doğal Kaynakların Sürdürülebilirliği İle Eğitim Seviyesi Arasındaki İlişki

Doğal kaynakların sürdürülebilirliği ile eğitim seviyesi arasındaki ilişkiyi kısaca açıklayınız.

 

Yeryüzündeki tüm canlıların madde ve enerji ihtiyaçları doğal kaynaklar tarafından karşılanır. İnsanlık var olabilmek için bu kaynaklara muhtaç. Bu kaynakların ise tükenmesi söz konusu olabilmektedir. Bu noktada devreye sürdürülebilirlik kavramı girmektedir. Bugün enerji ihtiyaçlarımızı kullanırken geleceğimizi düşünmek zorundayız. Enerji ihtiyacımıza karşılarken gelecek nesillerin de karşılamasına engel olmuyorsak buna doğal kaynakların sürdürülebilirliği denir. Doğal kaynakların bir kısmı yenilenemez. Petrol, doğal gaz, kömür gibi kaynaklar milyonlarca yıl önce oluşmuştur ve bir gün tükenecektirler. Bazı kaynaklar ise yenilenebilir. Hava, su gibi kaynaklar döngü halinde doğada sürekli bulunur. Fakat bu kaynakları kirletirsek gelecek nesillerin kullanımına engel olmuş oluruz.

 

Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için kaynakların doğru kullanılması gerekir. Doğal kaynakların sürdürülebilirliği bu açıdan önemlidir. Doğaya zarar vermeden kaynakların doğru kullanılması için bireysel ve toplumsal olarak herkese görev düşüyor. Bu yüzden insanların bilinçlendirilmesi ve eğitim son derece önemlidir. Gerekli eğitim düzeyine sahip insanlar daha yaşanabilir bir dünya için ne yapması gerektiğini, aksi bir durumun ne gibi sonuçlar doğuracağını bilir. Birçok yanlış davranışın düzeltilmesinde doğru ve etkili eğitim kilit rol oynamaktadır.

Bir yaşam alanındaki biyolojik çeşitliliğe yol açan faktörler nelerdir?

Bir yaşam alanındaki biyolojik çeşitliliğe yol açan faktörler nelerdir?

 

Bir bölgede yaşayan canlı türlerinin, genetik farklılıkların ve yaşam alanlarının çeşitliliği biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılır. Doğada her bir canlının bir görevi vardır. Biyolojik çeşitliliğin fazla olması bu görevin tam anlamıyla yerine getirilmesini sağlar. İnsanlık varoluşuyla birlikte çevresindeki bitki ve hayvanları kullanmıştır. İnsanlığın bugünkü seviyesine gelmesinde biyolojik çeşitlilik önemli rol oynamıştır. İlaç üretme, hastaları iyileştirme, tarımsal faaliyetler, iş gücü oluşturma gibi birçok alanda fazla sayıda bitki ve hayvan çeşitliliği olması insanlara fayda sağlamıştır. Özellikle çeşitliliğin fazla olduğu bölgelerde insanlar bu alanlarda ilerlemiştir.

 

Dünyanın her bölgesinde biyolojik çeşitlilik aynı değildir. Biyolojik çeşitliliği artıran faktörler arasında iklim şartları önemli rol oynar. Yaşam için uygun sıcaklık ve hava şartları sağlanmışsa daha farklı türlerin yaşamasına imkan sağlar. Bölgenin toprak yapısı içerisinde bulunan mineraller ve kimyasal maddeler yaşam için uygun olmalıdır. Yaşam için olmazsa olmaz sudur. Genellikle sulak bölgelerde çeşitlilik fazladır. Bölgenin farklı özellikleri bir arada bulundurması farklı canlıların varlığını da beraberinde getirir. Tüm coğrafi ve yapısal özelliklerin yanında en önemli faktörlerden biri de insandır. Geçmişte medeniyetlerin yaşadığı bölgelerde bazı bitkiler ekilmiş bazı hayvanlar yetiştirilmiştir. Bu durum genetik çeşitliliğe katkı sağlarken yine insan kaynaklı kirlilik, aşırı avlanma, doğaya zarar verme biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyen en önemli sebeplerdir.

Bir canlı türünün Uluslararası Dünya Koruma Birliği tarafından yayımlanan kırmızı listeye girmesinin nedenleri nedir?

Bir canlı türünün Uluslararası Dünya Koruma Birliği tarafından yayımlanan kırmızı listeye girmesinin nedenleri nedir?

 

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Topluluğu (IUCN) 185 ülkeden gelen doğal hayatı koruma topluluklarının bir çatı altında birleştiği İsviçre merkezli uluslararası bir organizasyondur. UICN nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan canlıların belirlenmesi ve bu canlıların kamuoyuna bildirilerek koruma altına alınmasını amaçlar. Bu amaç doğrultusunda UICN kırmızı liste adında bir liste yayınlanır. UICN kırmızı listesi sayesinde tehlikedeki türler belirlenir ve nesnel kriterler ile sınıflandırılır, genel anlamıyla tutarlı bir sistem oluşturulur.

 

UICN kırmızı liste belirlenirken belirli kriterler esas alınır. Öncelikle sınıflandırma yapılır. Tehdit altındaki canlılar kritik, tehlikede ve duyarlı sınıflarına belli ölçütlere göre dahil edilir. İlk ve en önemli esas popülasyondaki azalmadır. Eğer canlı sayısı 10 yıllık süreçte %80 lere varan oranlarda azalmışsa kritik, %50-70 oranında değişim söz konusu ise tehlikede, eğer %30-50 oranında azalma söz konusu ise duyarlı sınıfına dahil edilir. Popülasyondaki canlı sayısı kullanılamadığı durumlarda yaşam alanının değişimine, ergin birey sayılarına veya farklı nicel esaslara göre sınıflama yapılır. Bu sınıflama doğrultusunda gerekli bilgilendirmeler yapılarak koruma çalışmaları başta kritik ardından tehlikede ve duyarlı gruplarına uygulanır. Korumada esaslar arasında canlı sayısının azalmasının nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Bir bölgedeki biyokaçakçılık olaylarının artmasına bağlı olarak biyolojik çeşitlilik zamanla nasıl değişir?

Bir bölgedeki biyokaçakçılık olaylarının artmasına bağlı olarak biyolojik çeşitlilik zamanla nasıl değişir?

 

Bir ülkenin sahip olduğu genetik zenginliğin yasal olmayan yollarla baş bir ülkeye kaçırılmasına ve bu genetik zenginlikten fayda sağlanmasına biyokaçakçılık denir. Biyokorsanlık olarak da adlandırılır. Normalde şartlarda bir ülke içerisinde bulunan farklı genetik özelliklere sahip canlı türleri o ülkeye aittir ve diğer ülkelerin bundan faydalanabilmesi için gerekli izinleri alması gerekir. Bu konuda dünya genelinde topluluklar ülkeler arasındaki karışıklıklara engel olmak üzere çalışmaktadır.

 

Ülkemiz biyolojik zenginliği çok yüksek sayılı ülkeler arasında yer aldığından biyokaçakçılık tehlikesi altındadır. Ülkemize has canlı türleri yasal olmayan yollardan diğer ülkelere kaçırılmaktadır. Genetik kaynaklarımızı korumak amacıyla biyokaçakçılık kanunu uygulanmaktadır ve bu girişimde bulunan kimseler cezalandırılmaktadır. Bu konuda asıl önemli olan ise insanlara bu konudaki bilinci oturtmaktır. Bu amaca yönelik ülkenin dört bir tarafında genç, yaşlı her kesimden insan sempozyumlar düzenlenerek bilgi verilmektedir. Unutulmamalıdır ki ülkemizden kaçırılan her genetik zenginlik biyolojik çeşitliliğe zarar vermektedir. Diğer ülkelerin eline geçen genetik miras ile ülkemiz ekonomik ve kültürel açıdan darbe almaktadır. Ülkemize ait olan ve yasal olmayan yollarla kaçırılan her canlı ülkemize karşı kullanılabilir. Bize ait olanı para ile satın almak zorunda kalabiliriz. Unutulmamalıdır ki para veya kişisel çıkarlar karşılığında ülke mirası satılamaz.

Biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve biyokaçakçılığın önlenmesine yönelik çözüm önerileri nelerdir?

Biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve biyokaçakçılığın önlenmesine yönelik çözüm önerilerini araştırıp sınıfınızda tartışınız.

 

Bir bölgede yaşayan canlıların tür çeşidi, bu türler arasındaki genetik farklılıklar ve canlıların yaşamasına uygun yaşam alanları yani ekosistemler ne kadar fazla ise biyolojik çeşitlilik de o kadar fazladır. Ülkemiz dünya üzerinde biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ülkeler arasında yer alır. Bu zenginliğin ekonomik ve kültürel başta olmak üzere birçok faydası vardır. Ne yazık ki ülkemizde tüm dünyada bu canlı çeşitliliği tehlike altında. Küresel ısınma, iklim değişimi, fabrikaların artışı, hava su toprak kirliliği gibi birçok neden biyolojik çeşitliliğin azalması ve ekolojik dengenin bozulmasında başı çekmektedir.

 

Ülkemiz ve dünyamız için geç olmadan biyolojik çeşitliliğin korunması adına ve biyokaçakçılığın önlenmesi adına tedbirler alınmalıdır. Kabaca bir ülkenin başka bir ülkeye ait genetik çeşitlilikten yasal olmayan yollarla kazanç sağlamasına biyokaçakçılık denebilir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde sıklıkla görülen bu durum ülkemiz açısından da tehlike arz etmektedir. Bu tehlikelerden korunmak için atılması gereken ilk adım insanların bilinçlendirilmesi ve eğitimdir. Biyokaçakçılığın ekonomik kaygılar doğrultusunda yapılamayacağı, bu durumun ülkemiz açısından büyük zararlara sebep olacağı bilinmelidir. Canlılar için hayati tehlikeye yol açan en önemli sebep insan kaynaklı kirliliktir. Fabrikalaşma, fosil yakıtlar, kimyasal maddeler daha birçok çevre kirliliğine sebep olan maddeler ile ilgili denetlemeler düzenli yapılmalı, oluşan atık maddelerin toprağa, havaya, suya karışması engellenmelidir. Zararlı gaz üreten fosil yakıtlar yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalıdır.