Kutup ikliminde yaşıyor olsaydınız günlük yaşantınızda ne gibi değişiklikler olurdu?

Kutup ikliminde yaşıyor olsaydınız günlük yaşantınızda ne gibi değişiklikler olurdu? Tartışınız.

 

Kutup iklimi, yaşam koşullarını zorlaştıran iklim koşulları ve buna bağlı olarak herhangi bir bitki örtüsüne sahip olmaması sebebi ile yaşanması oldukça güç olan bir iklim tipidir. Kutup iklimi dünyanın sürekli olarak karlar ve buzullar ile kaplı olan bölgelerinde görülen iklim tipidir. Grönland Adası’nın iç kısımları, Kuzey kutbu ve Antarktika’da etkili olan bir iklim tipi olup sıcaklık ortalaması tüm yıl içerisinde sıfır derecenin altında olup eksi kırk derecenin altına inen hava koşulları söz konusudur. Güneşlenme süresi fazla olmasına karşın sıcaklık yükselemeyip buharlaşma ve atmosfere karışan nem azdır. Zemini buzlarla kaplı olduğu için herhangi bir bitki örtüsüne sahip olamamaktadır.

 

Bu gibi durumların söz konusu olduğu bir bölgede yaşıyor olmak için öncelikle soğuğa dayanıklı evler inşa ederek bu evlerin içinde yaşanmalıdır. Öte yandan herhangi bir bitki örtüsü bulunmaması sebebi ile beslenme şekli daha çok balık ve deniz mahsulleri üzerine olup buzul üzerinde herhangi bir araba kullanımı söz konusu olmadığı için kızaklar eşliğinde ulaşım sağlanırdır. Bunun yanı sıra kıyafet tercihleri sürekli tek tip olup dışarı çıkılması durumunda kesinlikle havayı önleyici kıyafetler tercih edilirdi. Dışarıda herhangi bir besinin kalması donmasına sebep olacağı için yiyeceklerin pişirimi sadece evin içinde yapılarak kısa sürede tüketilmesi gerekirdi.

Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı yaşadığınız yerin ikliminde nasıl değişiklikler olurdu?

Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı yaşadığınız yerin ikliminde nasıl değişiklikler olurdu? Yazınız.

 

Türkiye’de dağ oluşumları Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde dağlar denize paralel, Ege bölgesinde ise denize dik olarak uzanırlar. Dağların denize paralel oluşu sebebi ile kıyı ile iç kesim arasında iklim farklılığı oldukça fazla olup, yamaç yağışları gözlemlenir. Kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım zorlukları yaşanır. Delta oluşumu zordur. Nüfus ve bitki örtüsünün dağılım sınırları farklılıklar gösterir. Dağların kıyıya dik olduğu durumlarda ise delta oluşumu kolay olup, falezler azdır. Kıyı kesimlerin girinti ve çıkıntıları fazla olup koy ve körfezler oluşur. Yamaç yağışları oldukça az olup iklim farklılığı az olur. Ulaşım kolaylığı yaşanır. Nüfus ve bitki örtüsünün dağılımı iç kesimler ile daha dengelidir.

 

Bu bilgiler ışığında Türkiye’de dağlar kuzeyden güneye doğru uzansaydı, öncelikli olarak oluşum şekilleri değişiklik gösterecek olup bunun sonucunda rüzgarların yönü ve şiddeti değişiklik gösterecektir. Dağların farklı uzanması sonucu bakı değişeceği için güneş alma açılarında değişiklikler gözlemlenecek olup iklimler bölgelerde tamamen değişime uğrayacaktır. Öte yandan yağış alma miktarı ve mevsimsellik ile ilgili değişimler söz konusu olup, yetiştirilecek tarım ürünlerine kadar her şey etkilenmiş olurdu. Öte yandan günlük sıcaklık farkları değişebileceği gibi bulunulan bölgenin ikliminde yetişmekte olan gıdaların yetişme olasılığı düşeceği gibi hiç oluşmama durumu da söz konusu olabilir.

Türkiye’de farklı iklim özelliklerinin görülmesi ile yeryüzü şekilleri arasında nasıl bir ilişki vardır?

Türkiye’de farklı iklim özelliklerinin görülmesi ile yeryüzü şekilleri arasında nasıl bir ilişki vardır? Tartışınız.

 

Türkiye üzerinde farklı iklim özelliklerinin gözlemlenmesinin ana sebebi ülkenin her bölgesinde yükseltinin aynı olmamasından kaynaklanmaktadır. Yükselti arttıkça basınç ve sıcaklıklardaki değişimler değişiklik göstermekte olup bu şekilde mevsimsel özellikler değişiklik göstermektedir. Bu da iklimin oluşmasını ve yükseltiye bağlı olarak o bölgenin iklimini dolaylı olarak da bitki örtüsünün ve yeryüzü şekillerinin değişiklik göstermesine sebep olmaktadır. Yeryüzü şekillerinin değişiklik göstermesi ile birlikte ovalar, dağlar, göller, akarsular, şelaleler, vadiler gibi oluşumlar meydana gelmekte olup iklim özelliklerine bağlı olarak farklılık göstermektedirler. Oluşumlarının genel kaynağı ülkemiz içerisinde yağışların aşındırma koşulları olsa da ülkemiz de mevsimsel çeşitlilik oluşumu sebebi ile su düzeyi sabit değildir.

 

Türkiye üzerinde farklı iklim özelliklerinin gözlemlenmesi, mevsimlerin oluşumlarında meydana gelen doğa olaylarının değişim göstermesine sebep olmak ile birlikte, değişik bitki örtüsüne, değişik toprak türlerine sebep olmaktadır. Öte yandan insanların yerleşim yerlerinde ve mesken tiplerinde de değişiklik gözlemlenmekte olup farklı düzenler oluşmasına sebep olmaktadır. Yeryüzü şekillerinin oluşumu için rüzgar ve yağışlar oldukça önemli olup Türkiye’nin genç oluşumlu bir ülke olup henüz gelişimini tamamlamamış olmasından kaynaklı olarak yeni yapılar meydana gelmektedir. Ülkemizde iklim koşullarına bağlı olarak ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde etkili olan faktörlerden, tarım ve hayvancılık gibi faaliyet alanları için yetiştiricilikte değişimlere sebep olmaktadır.

Türkiye’nin yükselti ortalaması Asya ve Avrupa kıtasından daha düşük olsaydı yaşantımızda nasıl değişiklikler olurdu?

Türkiye’nin yükselti ortalaması Asya ve Avrupa kıtasından daha düşük olsaydı yaşantımızda nasıl değişiklikler olurdu? Yazınız.

 

Türkiye’nin ortalama yükseltisi 1132 metre olup Asya Kıtasının 1010 metre ve Avrupa’nın 330 metredir.  Türkiye Asya ve Avrupa kıtalarını birleştirici özellikte olmasının yanı sıra Asya kıtasına yakınlığı ve sıradağlar olarak sokulmasından kaynaklı olarak küçük Asya olarak nitelendirilmektedir. Yükselti ortalaması bir ülke içerisinde en başta iklim üzerinde etki göstermekte olup bununla birlikte bitki örtüsü üzerinde değişiklikler meydana geleceği gibi yetiştirilmekte olan tarım ürünlerinde değişiklikler gözlemlenecektir. Yükselti bir ülkenin coğrafi özellikleri üzerinde etki sahibi olacağından kaynaklı olarak insanların yaşamakta olduğu yerler değişiklik gösterecek olup aynı zamanda faaliyet grupları da değişiklik gösterecektir.

 

Tekirdağ’dan Avrupa Kıtasına Bağlı olan ve doğu taraftan Asya Kıtasını birbirine bağlayan Türkiye, kıtalar arası Bağlayıcılık görevi görmektedir. Öte yandan temel olarak iklim, yeryüzü şekilleri ve bitki örtüsü olarak bilinen coğrafi özellikleri bakımından oldukça çeşitlilik göstermekte olup birçok iklim tipinin birlikte görüldüğü bir ülke görevi görmektedir.  Yükseltinin artıp azalması bir kıta için doğrudan basınç, sıcaklık ve iklim ile ilişkilendirilmekte olup yükseltinin fazla olduğu yelerde basınç ve sıcaklık farkları gözlemleneceği gibi soğuk olma ihtimali artarken soğuk iklim kuşağı oluşmakta olup mevsimsel geçişler yavaşlamaktadır. Öte yandan yükselti azaldıkça ılıman iklim kuşağı ile sıcak iklim kuşağı oluşarak mevsimsel geçişler normalleşecektir.

Yakın çevrenizde doğal güzelliğe sahip nereleri gezdiniz?

Yakın çevrenizde doğal güzelliğe sahip nereleri gezdiniz?

Ülkemizde doğal güzellikleri ve tarihi kaynakları ile bilinen çok sayıda yer vardır. Yakın çevremde ise doğal güzelliği ile ön planda yer alan göller ve obruklar bulunmaktadır. Beyşehir Gölü’ nü ve etrafını gezdim. Ülkemizde ve yakın çevremde Konya- Beyşehir Gölü doğal güzelliği ile tanınan bir milli park alanıdır. Yıl içerisinde çok sayıda ziyaretçi akımına uğrar. Beyşehir Gölü içerisinde farklı balık türlerini barındırmaktadır. Etrafında leylekler vardır. Göl içerisinde küçük adacıklar yer almaktadır.

 

Denizli Pamukkale Travertenleri

Ülkemizin doğal güzellikleri arasında yer alan ve yakın çevremde yer alan Pamukkale travertenlerini gezdim. Bembeyaz tortusu ve ılık, şifalı sodalı sularına hayran kaldım. Aynı zamanda eski zamanlardan kalma tarihi alanlara da sahiptir. Hemen yakınında kaplıcalar ve mağaralar bulunmaktadır. Ülkemizin gezilip görülmesi gereken doğal güzellikleri arasında ilk sırada yer almaktadır.

 

Aydın Karacasu Afrodisias Antik Kenti

Antik bir kent özelliği taşıyan Afrodisias, içerisinde eski dönemlere ait birçok yapı barındırmaktadır. Hem tarihi yapısı hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini kendine hayran bırakmaktadır. Dünya Miras Listesi’ nde yer alan Afrodisias Antik Kenti, çevresinde önemli derecede mermer kaynakları barındırmaktadır. Aynı zamanda döneme ait heykeltıraş eserlerde mevcuttur.

 

Burdur İnsuyu Mağarası

Ülkemizde bulunan ve turizm açısından önemli bir yere sahip olan İnsuyu Mağarası, eşine az rastlanır bir doğal güzelliğe sahiptir. İçerisinde büyüklü küçüklü 9 adet göl vardır.

Sizce insanlar farklı kültürlere neden saygı göstermelidir?

Sizce insanlar farklı kültürlere neden saygı göstermelidir?

 

Kültürel farklılık demek, zenginlik demektir. Her ülkenin kendine has zengin bir kültürü vardır. Bu kültürel zenginlikler aslında bizi biz yapan değerlerdir. Hiçbir ülke bu değerlerinden kolay kolay vazgeçemez. Bundan dolayı da farklı kültürlere her zaman saygı göstermek, önemlidir. Karşınızdaki kişi sizin gibi aynı kıyafetleri, aynı dili, aynı ırkı, aynı yemek kültürünü tercih etmek zorunda değildir. Çünkü insanlar yaşamında bulundukları ortama, iklime, şartlara, geleneklerine göre farklılık göstermektedir. Dolayısıyla farklı kültürler ortaya çıkmış ve böylece farklı kültürler sayesinde insanlar birbirlerine karşı nasıl saygı ve sevgi içinde yaşayacağını öğrenmiştir. Hiçbir insanı bu benim gibi düşünmüyor ya da benim gibi kültürü yok diyerek eleştiremeyiz. Siz ona bu farklılığından ötürü saygı duyarsanız, onlarda size saygı duyacaktır. Böylece insanlar birbirlerine karşı ön yargılı olmaktan kaçınır, sevgi-saygı çerçevesinde kültürel dayanışma olur ve yeni nesillere daha yaşanılır bir Dünya  bırakırız.

 

Aksi halde farklı kültürlere saygı göstermediğimiz zaman çatışma, ayrılık, saygısız, sevgisiz ve savaş ortamı yaşanır. İnsanlar mutlu olmaktan çok birbirlerine düşman olarak görür. İşte bundan dolayı farklı kültürlere her daim saygılı göstermeliyiz ki, insanlar daha yaşanır bir Dünya’da mutlu olmayı başarsınlar.

Ülkeler arasındaki kültürel farklılıklar içinde size en ilginç geleni hangisidir?

Ülkeler arasındaki kültürel farklılıklar içinde size en ilginç geleni hangisidir?

 

Ülkeler arasındaki kültürel farklılıklar içinde bana en ilginç geleni Japonya oldu. Japonya bizim ülkemizden çok farklı kültürel özelliklere sahip. Bunların başında tabi ki yemek kültürleri geliyor. Suşi adı verdikleri çiğ balıktan yapılan bir yemek türü onlar için çok meşhur. Fakat bizim ülkemizde çiğ balık pek tercih edilmez. Hatta kaşık olarak kullandıkları çubuklarla yemek yemeği nasıl başardıklarını halen merak ediyorum. Pirinç pilavını bu çubuklarla yediklerini görmüştüm. Sanırım saatlerce bu pilavı yemek için uğraşıyorlardır. Ayrıca çorbaları dahi kaşık kullanmadan çorba kabı ile içiyorlar. Bizim tercih edip, yemeyi asa düşünmediğimiz hayvanları yemek olarak tüketiyorlar. “Sakuraniku” adı verdikleri yemekte çiğ at eti kullanıyorlarmış. Denizden çıkan hemen hemen bütün balık türlerini çiğ ya da farklı sunumlarla servis ediyorlarmış.

Japonya’da bana farklı gelen bir başka kültürel özellikleri ise özel törenlerde giydikleri kıyafetler. Bu kıyafetlere “Kimono” adı veriliyor. Çok renkli olan bu kıyafetleri düğün, kutlama gibi özel günlerde tercih ediyorlar, bizde de bu kültür var, ama artık özel kutlamalarda bu kıyafetler tercih edilmiyor.

Çölleşmeyi Önlemek İçin Alınabilecek Önlemler

Çölleşmeyi Önlemek İçin Alınabilecek Önlemler Nelerdir? 

Çölleşme günümüz dünyasının en büyük problemlerinden birisidir. Küresel ısınma ve insanların doğaya karşı duyarsız olması nedeniyle her yıl dünyada milyonlarca metrekare toprak çölleşmeye dönmekte. Çölleşme ile verimli tarım arazileri ekilemez hale gelmekte ve üretim ciddi oranda etkilenmektedir. Çölleşmenin önlenmesi için yapılabileceklerin bazıları şunlardır:

 

  • Doğal kaynakların israf edilmeden kullanılması
  • Bilimsel ölçütlere göre arazi kullanım planlarının yapılması
  • Çölleşme ile mücadelede yerel halkın sürece dâhil edilmesi
  • Su kaynaklarının korunması
  • Bol bol ağaç dikmek
  • Bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırma çalışmalarının yapılması
  • Bölge şartlarına uygun tarım ürünlerinin tercih edilmesi
  • Aşırı ve yanlış sulamanın önüne geçilerek damla sulama gibi yöntemlerin tercih edilmesi
  • Mera ve otlakların aşırı otlatmaya karşı korunması

Yeryüzünde kişi başına düşen tatlı su dağılımında hangi coğrafi faktörler etkilidir?

Yeryüzünde kişi başına düşen tatlı su dağılımında hangi coğrafi faktörler etkilidir?

 

Yeryüzündeki sular okyanus ve denizler, göller, akarsular, bataklıklar, yer altı suları ve buzullardan meydana gelmektedir. Yeryüzünün büyük bir kısmını kaplamakta olan su küre içerisinde sadece %3 ‘ü tatlı sulardan oluşmak ile birlikte büyük bir çoğunluğu denizler ve okyanuslarda bulunmakta olup tatlı değildir. Bununla birlikte tatlı su kaynaklarının hepsi kullanım açısından uygun olmayıp tatlı su kaynaklarının büyük çoğunluğu buzullar ve buz dağları içerisinde bulunmakta olup, bir kısmı da yeraltı sularıdır. Kalan tatlı su ise yüzey sularından oluşmakta olup bu yüzey suları göller ve nehirlerden oluşmaktadır.

 

Tatlı su kaynaklarının çoğunun buzullarda olması sebebi ile tatlı su dağılımında dengesizlikler meydana gelmekte olup, buzullara ve buzul dağlarına yakın olmak ve yeryüzü sularının bulunduğu coğrafyada yer almak tatlı su kullanımını sağlamak açısından önemli bir yer almaktadır. Bununla birlikte dünya üzerinde pek çok ülke tatlı suya sahip değildir. Dünya üzerinde en çok tatlı su barındıran ülkeler Kuzey Amerika, Rusya’nın kuzey bölgesi, İskandinav Ülkeleri ve Güney Amerika iken dünya üzerinde en az tatlı suya sahip olan ülkeler ise Arabistan yarımadası, Kuzey Afrika, Güney Afrika ve Ortadoğu bölgeleridir. Su döngüsü içerisinde yeryüzü şekilleri, buzullara yakınlık ile birlikte nehir ve göllerin oluşumu tatlı su dağılımını etkileyen coğrafi faktörler arasında yerini almaktadır.

Yaşadığınız yerin nüfusuna dair son yıllarda meydana gelen değişimlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Yaşadığınız yerin nüfusuna dair son yıllarda meydana gelen değişimlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

 

Türkiye nüfus açısından genç oluşumlu bir ülke olup doğurganlık seviyesinin yüksek olduğu ülkelerden bir tanesidir. Gelişmekte olan ülkelerden biri olarak sayılan Türkiye’de genç nüfusun fazla olmasından kaynaklı olarak sağlık, eğitim, sosyal ve ekonomik giderler için daha çok harcama yapılmasının yanı sıra iş istihdamı açısından herhangi bir eksiklik yaşamamaktadır. Son yıllarda ülkemizde kadının da sosyal bir birey olması ve iş hayatına katılması ile birlikte nüfus artış hızında bazı düşüşler yaşanmış olup doğurganlık oranı durağanlaşma yönünde ilerlemektedir. Bu sayede yaşlı nüfus ile genç nüfus arasında bir denge oluşacak olup ülkemizde de gelişmekte olan ülkeler gibi bir çizelgeye doğru yönlenmiştir.

 

Komşu ülkemizde yaşanmakta olan sorunlardan kaynaklı olarak ülkemize gelip yerleşmekte olan kişiler sebebi ile nüfusun birey sayısında artış yaşanmış olsa da ülkemiz içerisinde bulunan herkese gerekli istihdamı sağlamak açısından ekonomik olarak daha önceki dönemlerden farklı politikalar izlemek zorunda kalmış olup vatandaşlarına gerekli olan temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projeler geliştirmektedir. Bunlar eğitim açısından genç nüfus için gerekli olan okul ve üniversite imkanlarının sağlanması, sağlık açısından herkese hizmet sağlayabilmesi açısından şehir hastaneleri kurularak daha çok insana sağlık alanında hizmet sunulması ve daha pek çok proje ile iş imkanı oluşturması gibi kişilerin temel olan ihtiyaçlarına yönelik çalışmalardır.