Sıcaklığın temel iklim elemanı olmasının nedeni nedir?

Sıcaklığın temel iklim elemanı olmasının nedeni nedir?

İklim denilince ilk olarak akla sıcaklık geliyor. Sıcaklığın iklimde belirleyici olmasının temel nedeni, insanların ve diğer canlılarının yaşam koşullarını doğrudan etkileyebilecek bir etken olmasından kaynaklanmasıdır. Sıcaklık enleme bağlı olarak değişkenlik göstermekte olup, farklı tip canlıların ortaya çıkmasında da önemli bir faktör olarak kabul edilebilecektir. Soğuk oalrak nitelendirilen iklim tiplerinde yaşanabilirlik oranı ciddi miktarda azaldığından dolayı temel iklim elemanları arasında da yer almasına sebep olan temel unsur olarak kabul görebilmektedir. Bundan dolayı da her canlının daha çok sıcak iklim kuşaklarında yaşamını sürdürmeye yönelik bir çaba içerisinde olduğu da görülebilmektedir.

 

Sıcaklığa bağlı olarak hayat şekillenmektedir. Buna bağlı olarak da bitki türleri ve hayvan sınıflarında da ciddi derecede bir farklılık görülebilecektir. Sıcak iklimlerde ve soğuk iklimlerde farklı biyomları görebilmek mümkün olabilecektir. Mikroorganizmalardan tutun karmaşık türlerde olan canlılara kadar birçok farklı canlı türünü de içerisinde barındırabilecektir. Böylelikle iklime dayalı olarak ortaya çıkan yaşam şartlarında belirleyici olan faktör her zaman sıcaklık olarak görüleceğinden dolayı da en önemli kriter olarak da değerlendirilecektir. Bundan dolayı da iklim şartları kapsamında ne kadar belirleyici olduğunu da göstererek son derecede de önemli bir noktada da yer almaktadır. Sıcaklığın sabit olduğu ve yüksek konumda seyrettiği noktalarda da canlılık özelliği artış gösterirken; sıcaklığın düşmesi halinde de bu özelliğin giderek azalmaya dayalı bir sonucun da oortaya çıktığı görülebilmektedir. Bundan kaynaklı olarak da yaşam için sıcaklığın ne kadar önemli olduğu da görülebilmektedir.

İklim koşulları, bina yapısı ve şehir planlamasını nasıl etkiler?

İklim koşulları, bina yapısı ve şehir planlamasını nasıl etkiler?

Binaların yapısı insanların korunaklı bir biçimde yaşamını idame ettirme konusunda oldukça önemlidir. İnsanların konforlu bir zaman dilimine sahip olabilmelerinden kaynaklı olarak binalarda kullanılan önemli bir konumda yer almaktadır. Herhangi bir bina yapımı esnasında Güneş ışınları, sıcaklık, nem ve rüzgar gibi unsurlardan korunmayı sağlayabilecektir. Bina içerisinde kullanılan malzemelerle beraber de iklim koşullarından olumsuz bir biçimde de etkilenmenin büyük çapta önüne geçen unsurlar olarak görülebilmektedir.  İklime dair çözümlemelerin yapıldığı bina tasarımları aşamasında da aynı zamanda da binaların yerleri de son derecede önemli bir durum olarak ifade edilmektedir.

 

Mimari yapıların şehir yapısı için de önemi oldukça ön planda yer almaktadır. Şehir mimarisinden kaynaklı olarak yeni yapılacak olan binanın da diğer binalarla uyum içerisinde olması gerekmektedir. Çarpık kentleşmeden uzak durulması adına mimari projeler doğrultusunda yeni binaların yapılması da gerekmektedir. Bundan dolayı da uygunluk arz edecek seviyede var olan binaların hem görsel hem de kullanışlılık bakımından önemli ölçüde de fayda sağladığı da görülebilecektir. Bu sayede de şehrin planında da herhangi bir aksaklık durumunun engellenmesi aşamasında da ne kadar iddialı bir noktada olduğunu da kanıtlayabilecektir. Bu sayede de şehirlerde hoş bir görünüm sağlama konusunda da yeterli bir unsur olarak da adlandırılacaktır.

Osmanlı’dan günümüze Türk meteoroloji tarihini araştırınız.

Osmanlı Devleti’nde meteorolojinin kurumsallaşma çalışmaları 1867 yılında Kandilli Rasathanesi’nin kurulması ile başlamış ve kurumsallaşma Cumhuriyet Türkiyesi’nde tamamlanmıştır. Osmanlı’dan günümüze Türk meteoroloji tarihini araştırınız.

 

Osmanlı içerisinde ilk olarak meteorolojiye dair çalışmalar yabancılar tarafından yapılmıştır. Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda Mr. W.H. Lyne ise 1865-1886 yılları arasında gözlemler yapmıştır. Yabancı okullar tarafından gerçekleştirilecek olan meteoroloji gözlemleri Amerikan Kolejleri ve Thomson Çiftliği içerisinde gerçekleştirilmektedir. Thomson Çiftliği içerisinde gerçekleştirilmesi evresi 1928 yılına kadar Prof. Dr. Antal Réthly tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu deney ve gözlemler sıcaklık, basınç, nem ve yağış bilgilerine dayalı olarak gerçekleştirilmektedir.

 

Osmanlı içerisinde gerçekleştirilen kurumsal meteoroloji çalışmaları 1867 yılında Kandilli Rasathanesi’nin kurulması ile başlamıştır. Fransız Hükümeti tarafından desteklenen bu kurumun ilk sorumlusu olarak da Aristide Coumbary kendini göstermiştir.

 

Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Dönemi’ne miras kalan tek meteoroloji kurumu Kandilli Rasathanesi olarak kalmıştır. Bunun yanında da 12 Kasım 1925 yılında Tarım Bakanlığı Enstitüsü adı altında Ankara etkili içerisinde ilk meteoroloji istasyonu faal olarak çalışmaya başlamıştır.

Türkiye içerisinde meteorolojik faaliyetlerin tek çatı altında toplanması işlemi 1936 yılından itibaren İsmet İnönü başkanlığında olan Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Bundan sonraki zaman diliminde de personel ve malzemeler de Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaya konulmuştur.

Kutup ışıkları (Aurora) nasıl oluşur? Araştırınız.

Kuzey ve Güney yarım kürede, kutup daireleri ile kutuplar arasında kalan yüksek enlemlerde kutup ışıklarını görmek mümkündür. Kutup ışıkları (Aurora) nasıl oluşur? Araştırınız.

 

Kuzey ışıkları olarak da bilinen kutup ışıkları, güneşten gelmekte olan rüzgarlar, dünyanın manyetik kalkanı, yerküre altında olan sıvı metallerin hareketleri, atmosferde tutulan gazlar ile yapılan enerji alışverişleri ile ortaya çıkan doğal fenomendir. Kuzey ışıklarının asıl kaynakları güneştir. Güneşte sürekli olarak meydana gelen patlamalar sebebi ile ortaya çıkan proton ve elektronlardan meydana gelmekte olan parçacıklar, gaz halinde bulunan güneşten oldukça hızlı bir şekilde uzaya yayılım sağlarlar. Astronomi de bu yayılma hareketine güneş rüzgarı adı verilmektedir ve saniyede 500 kilometre hıza sahiptirler. Güneş ışınlarının hareketleri ışık hızında olduğu için dünyaya sekiz dakika da ulaşırken yüklü olan bu parçacıkların yerküremiz etrafında var olan manyetik kalkana ulaşmaları birkaç günü almaktadır.

Karbondioksit oranındaki değişimin canlı yaşamı açısından önemini araştırınız.

Atmosfer içerisinde bulunan karbondioksit doğal sistemler için çok önemlidir. Karbondioksit oranındaki değişimin canlı yaşamı açısından önemini araştırınız.

Protein, karbonhidrat, yağ ve bunlara benzer bütün karbonlu bileşiklerin hücre içerisindeki son metabolizma ürünlerinden biri karbondioksittir. Molekülü içerisinde bir karbon atomu ile iki oksijen atomu bulunduran, renk ve kokusu bulunmayan bir gazdır. Solunum yolu ile alınmakta olan oksijen, akciğerden kılcal kan damarlarına geçerek kırmızı kan hücreleri içerisinde bulunan hemoglobine bağlanırlar. Daha sonra kalbe taşınarak atardamar sistemi ile tüm vücut hücrelerine dağıtımı yapılır. Bu hücreler içerisinde yaşamsal faaliyet için gerekli olan kimyasal reaksiyonlara katılarak ortaya karbondioksit gazı ortaya çıkar. Karbondioksit gazının fazla solunması halinde ölümcül olabilecek bir gaz türü olup karbondioksit solunumunun fazla olduğu yerlerde şiddetli baş ağrısı ve uyku hali ile kendini belli etmektedir.

 

Öte yandan sadece insanın ürettiği gazlardan biri olmayıp hemen her canlı türü için farklı özelliklere sahip olan karbondioksit gazı atmosferde de olan bir gaz olmak ile birlikte günlük hayatımızın hemen her alanında yer almaktadır. Her ne kadar zararlı özelliklere sahip olsa da vücudumuzda da bir miktar bulunması ile birlikte oldukça fazla kullanım alanı mevcuttur. İlaçların yapımında da kullanıldığı gibi özellikle kanser gibi hastalıkların tedavi edilmesi açısından kullanılmak ile birlikte bitkilerin çoğu güneş ışığı ile birlikte solunum yaparken karbondioksit gazı kullanmak ile birlikte oksijen vermektedir. Ancak geceleri aynı insanlar gibi solunum yapmakta olan bitkiler sebebi ile insanların bitkiler ile aynı ortam içerisinde bulunmamalılardır.

Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin de atmosferi var mıdır?

Güneş sistemindeki diğer gezegenlerin de atmosferi var mıdır?

Güneş sistemi içerisinde dünya dahil olmak üzere pek çok gezegen mevcuttur. Bu gezegenler belli bir yörünge içerisinde hareket etmekte olan ve yörüngelerini temizleyen gök cisimleridir. Gezegenler güneşten aldıkları ışık ve ısıdan yararlanmaktadırlar. Gezegenler güneşin etrafında dönmekte olup kendi etraflarında da dönmektedirler. Bir gezegenin kütle çekiminin büyüklüğü yeterli sınıra ulaşmış ise, oluşumu sırasında içinde bulunduğu bulutsu gazları çevresinde tutarak kendine bir atmosfer oluşturabilmektedir. Öte yandan daha küçük gezegenlerde ise, çoğunluk ile kayaçlardan oluşan ve güneşe yakın olan gezegenler, atmosfer oluşumlarından sonra soğuma sırasında açığa çıkan gazların tutulması ile meydana gelmektedir.

 

Gezegenler oluşumları ya da soğumaları sırasında herhangi bir atmosfere sahip oldukları gibi daha sonrasında bu atmosferlerini kaybedebilirler. Bu durumun meydana gelmesinde gezegenin yüzey sıcaklığının etkili olması gibi atmosferi oluşturan gazların kütleleri ve gezegenin kurtulma hızı etkilidir. Atmosferi oluşturan atom yahut molekül grubu gezegenin kurtulma hızından daha yavaş ise atmosferde tutulur. Ancak daha hızlı hareket ediyorlar ise atmosferden çıkarak uzaya karışırlar. Güneş sistemi içerisinde güneşe daha yakın olan gezegenler sıcaklık bakımından uzak olanlardan daha sıcaktır. Atmosferin hızını gezegenin sıcaklık durumu da etkilediği için sıcak gezegenlerin atmosferinde bulunmakta olan gazlar daha hızlı hareket eder ve burada bulunan atom veya moleküller daha hızlı bir şekilde kurtulma hızına erişirler. Örneğin güneşe en yakın gezegen olan Merkür oldukça sıcaktır ve atmosferi yoktur.

Atmosferin gezegenimizdeki canlı yaşamı için önemi nedir?

Atmosferin gezegenimizdeki canlı yaşamı için önemi nedir?

Atmosfer çeşitli gaz katmanlarından meydana gelmekte olup içerdiği oksijen sebebi ile doğrudan hayatın oluşumu ve gelişimini sağlamaktadır. Hayatın oluşum ve gelişiminin yanı sıra uygun koşullar bir araya geldiği takdirde hayatın sürme imkanını da sağlamaktadır. Bununla birlikte atmosfer güneşten gelen enerjinin hızlı bir şekilde uzaya dönüşünü önlemekte olan bir katmandır. Atmosfer, dünya için bir termostat görevi görmekte olup dünyanın çok fazla ısınması ya da çok fazla soğumasını engellemektedir. Dünyanın atmosferi, çeşitli katmanlardan meydana gelmekte olup hava olaylarının tümünün gerçekleşmesi, iklimlerin oluşması gibi durumları meydana getirmektedir. Canlı yaşamı için oldukça fazla önemi olan atmosfer, hava olaylarının meydana geldiği tabakaya sahip olması, su buharı bulundurması, iklim olaylarının yaşandığı tabakaya sahip olması gibi durumları içerisinde barındırmaktadır.

 

Atmosfer dünya üzerinde bir örtü görevi görmekte olup güneşten gelen ışığın yansıyarak dağılmasına ve gölge yerlerin de aydınlanmasını sağlamaktadır. Hava akımlarının meydana gelmesi güneş ışınlarını alan yerlerin çok sıcak almayan yerlerin ise çok soğuk olmalarını engellemektedir. Atmosferin olmaması durumunda dünya üzerinde güneş alan yerlerin çok sıcak ve aydınlık, almayan yerlerin ise çok soğuk ve tam olarak karanlık olması durumu meydana gelecektir. Güneşten gelen zararlı ışınları süzer, meteorların dünya üzerine düşmelerini büyük oranlarda önlemektedir. Canlılar için gerekli olan tüm gazları içerisinde bulundurur. Dünya ile birlikte bir dönme sağlayarak, sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.

Yer şekillerini gösteren haritalar hangi amaçlar için kullanılır?

Yer şekillerini gösteren haritalar hangi amaçlar için kullanılır?

Yer şekillerini gösteren haritalara fiziki haritalar adı verilmektedir. Dağlar, ırmaklar, ovalar gibi yeryüzü oluşumlarının tümünü, yükseltilerine göre renklendirerek (denizler mavi tonları iken karalar kahverengi ve yeşil gibi) gösterilen haritalardır. Fiziki haritalar yeryüzünde bulunan kabartı ya da çukurları gösterirler. Orta ya da büyük ölçeklilerdir. Fiziki haritalar hazırlanırken eş derinlik eğrileri ve eş yükselti eğrileri geniş aralıklar ile geçirilmektedir. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalar yardımı ile bulunabilmektedir.

 

Haritaların kullanım amaçları oldukça fazla olup özellikle ulaşım ve yön bulma adına sıkça faydalanılmaktadır. Öte yandan coğrafi şartlar ve yeryüzü şekilleri, suyolları gibi özellikleri haritalar sayesinde öğrenebilmek mümkündür. Bu da genellikle askeri, saldırı, savunma ve güvenlik alanlarında stratejiler belirlenmek isterken kullanılmakta olup, strateji belirlenecek olan bölgelerin yeryüzü şekillerine uykun konumlandırma yapılması sağlanmaktadır. Arazi kullanımı, tarım ve orman kullanım alanlarının tespiti ve kimi zaman satışı açısından da kullanılmaktadır. Fiziki haritalar sadece bu alanlarda kullanılmak ile kalmayıp aynı zamanda topografya, uzaktan algılama, fotogrametri, arkeoloji, jeoloji, coğrafya, jeodezi, kartografya gibi başka bölümlere de yardımcı olmaktadırlar. Bu bölümlerin kendi alanlarına uygun çalışmalar için yer belirleme gibi hususlarda gerek duyulmak ile birlikte bir bölgenin fiziki haritası o bölge ile ilgili yeryüzü şekilleri hakkında pek çok bilgiyi gitmeden görme imkanı sunmaktadır.

Su taşkınlarına karşı nasıl tedbirler alınmalıdır?

Su taşkınlarına karşı nasıl tedbirler alınmalıdır? Tartışınız.

 

Toprağın geçici olarak bir akarsu veya aşırı miktarda yağmur ve benzeri sebepler dolayısı ile oluşan büyük su kütlelerinin oluşturduğu baskına taşkın adı verilmektedir. Taşkınlar, Vadi Tabanları ve aşağı havzalarda meydana gelmektedirler. İçerdikleri katı materyal miktarı sellerden daha az olup, yüksek su akımını ifade etmektedirler. Can ve mal kaybına sebebiyet verebilmekte olan su taşkınları, içlerinde taşıdıkları materyaller sebebi ile tarım arazisinde bulunan toprakların verimsizleşmesine de sebebiyet verebilmektedirler. Bununla birlikte pis sular sebebi ile bulaşıcı hastalıklar meydana gelebileceği gibi günlük hayatın da aksamasına sebebiyet verebilmektedirler.

 

Su taşkınlarına karşı tedbir almak, bu doğal afeti önleme hususunda oldukça önemli bir rol oynamak ile birlikte engellenebilmesi ve zararın azaltılabilmesi konusunda da yardımcı olacaktır. Bunun için öncelikli olarak yapılması gereken şey ormanlar olmak üzere, doğal bitki örtüsünün korunmasını sağlamak ve ormanlık alanların çoğalmasına yardımcı olunmalıdır. Çıplak alanlarda daha çok ağaçlandırma faaliyetleri gösterilmelidir. Doğal çevreler korunmalı ve doğal kaynakların tüketimi konusunda halk bilinçlendirilmelidir. Arazi kullanımı için geçerli olan ilkelere uyulmalıdır. Havzalar için gerekli olan gözlem istasyonları kurulmalıdır. Akarsu yatağı içerisinde su akışını kesecek set ve göletler oluşturularak taşkın riski azaltılmalıdır. Akarsu yatakları ve sele duyarlı olan bölgeler belirlenerek bu alanlarda hiçbir şekilde yerleşim alanları açılmamalıdır.

Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerdeki konutlara ülkemizin hangi şehirlerinde rastlayabiliriz?

Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerdeki konutlara ülkemizin hangi şehirlerinde rastlayabiliriz? Örnekler veriniz.

 

Akdeniz iklimi genel olarak tanımlanacak olur ise yazları sıcak ve kurak, kışları ılıman ve yağışlı olan bir iklime sahiptir. Yağış rejimi genellikle düzensiz olan bu iklim türünde doğal bitki örtüsü bodur ağaçlar olarak bilinen makidir. Maki yaz kuraklığına dayanabilen kısa boylu ağaç türleridir. Bu iklim tipinin özelliklerine göre Akdeniz bölgesinde yer alan şehirlerde konutlar genellikle taş ve tuğla karışımlı yapılar olup binaların üzerinde çatı ve damlar yer almaktadır. Bu gibi yapı özelliklerinin görüldüğü Şehirler, Adana, Hatay, Antalya, Burdur, Isparta, Osmaniye, Mersin, Kahraman Maraş, Muğla, Aydın ve İzmir’dir.

 

Akdeniz iklimi genel olarak ılıman olarak adlandırılabilecek bir iklim türü olup sıcak denizler olarak adlandırılan Akdeniz etrafındaki ülke ve bölgelerde görülür. Gün içerisinde sıcaklık farkları oldukça az olup, güneş alan ve dört mevsim farklı özellikler sergileyen bir iklim türüdür. Kar yağışı oldukça nadir görülen bu iklim tipinde ılımanlık söz konusudur. Basınç farkları bölgesel değil yerel şekilde bulunur. Hava durumu olarak da genellikle sıcak olan Akdeniz iklimine sahip bölgeler sadece ülkemizde değil aynı zamanda Avustralya’nın Güneybatısı,  Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yer alan ve Akdeniz’e kıyısı olan Kap bölgesi, Orta Şili kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya’da gözlemlenmektedir. Ancak özel bir durum sergileyen Libya ve Mısır ülkelerinin Akdeniz’e kıyısı olmalarına karşın bu iklim tipi görülmemektedir.