Dünya tüm varlıklara yer çekimi kuvveti uygular mı?

Dünya tüm varlıklara yer çekimi kuvveti uygular mı? Tartışınız.

 

Yer çekim kuvveti, kütle çekim kuvvetinin dünya için adlandırılmış halidir. Bundan dolayı, yer çekim kuvveti, dünyanın üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetidir. Kütle çekim kuvvetini dünya için isimlendirilmiş hali olan yer çekim kuvveti, dünya üzerinde bulunan bütün cisimlere uygulanmaktadır. Maddenin kütlesinde dolayı oluşan kuvvet yer çekim kuvveti veya kütle çekim kuvvetidir. Bu kuvvete maruz kalan cisimler birbirlerine karşı ivmeli bir hareket gerçekleştirmektedir. Kütle büyüdükçe, yer çekim kuvveti de büyümektedir. Kütle çekim kuvveti, cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti olduğundan iki cisim kütleleri doğrultusunda birbirlerine çekim kuvveti uygulamaktadır. Kütle çekim kuvveti, cisimler arasındaki mesafe ile ters orantılıdır.

 

Hayatımızda çok çeşitli etkileri bulunan kütle çekim kuvvetinin en net etkisini gezegenler arasında görmekteyiz. Dünyanın çekimi altında bulunan ay dünyanın yörüngesinde dönmektedir. Diğer gezegenler de güneşin tesirinde bulunup güneşin etrafında dönmektedir. Dünya, üzerinde var olan bütün varlıklara yer çekim kuvveti uygulamaktadır. Dünyanın uyguladığı bu kuvvet aynı zamanda yer çekim ivmesi olarak da bilinmektedir. Bu bilgilerden dünyanın tüm varlıklara yerçekimi kuvveti uyguladığını söyleyebiliriz. Zaten yerçekimi olmasaydı ve bütün varlıklara uygulanmasaydı dünyada yaşam olmazdı. Yer çekimi olmasaydı, uzay gemilerinde yolculuk yapan astronotların yaşadığı türden olaylar yaşamamız gerekirdi.  Yerçekimin bir etkisi olmasaydı, günümüzde yaşadığımız gibi binalarda yaşamaz, okullara gidemezdik. Her şey çok farklı olurdu. Yerçekiminin olmaması sadece insanı değil bütün hayatı etkileyecektir. Doğal olarak insanların kullandığı eşyaları, havayı, suyu ve diğer yaşam için olması gereken bütün her şeyi etkileyecektir. İnsanların yaşayacağı ortamlar olmayacağı için insanlar da olmazdı.

Dağa tırmanan bir sporcunun yükseklere tırmandıkça ağırlığı nasıl değişecektir?

Dağa tırmanan bir sporcunun yükseklere tırmandıkça ağırlığı nasıl değişecektir? Açıklayınız.

 

Dağa tırmanan insanların dağın zirvesine doğru tırmandıkça ağırlıklarında değişme olmaktadır. Bu soruyu anlayabilmek için öncelikle hacim, kütle ve ağırlığın ne olduğunu bilmek gerekir. Kütle, değişmeyen madde miktarı olup eşit kollu terazi ile tartılır, birim olarak kilogramla ölçülür, temel ve skaler bir büyüklüktür. Cismin uzay boşluğunda kapladığı yer olan hacim, V harfi ile gösterilir, skalerdir, türetilmiş bir nicelik olup birimi metreküp olarak ifade edilir. Ağırlık ise, cisme uygulanan kütle çekim kuvvetine denmektedir. G harfi ile gösterilir, birimi Dyn veya Newton olup, vektörel veya yönlü bir büyüklüktür. Dünya üzerinde merkeze yakın yerlerde yer çekim kuvvetinin etkisi fazla iken yukarılarda doğru çıkıldıkça yer çekiminin etkisi azalmaktadır.

 

Dünyanın merkezine yakın olanlar daha çok yer çekim kuvvetine uğrarlar. Dağa tırmanırken merkezden uzaklaşan bir dağcı, yer çekim kuvvetine daha az uğrayacağından ağırlığı azalır. Ağırlığı azalmasına rağmen, kütlesi değişmez. Ağırlık, kütlenin yer çekim ivmesi ile çarpılarak bulunur. Ye çekimi kuvveti azaldıkça ivmesi de azalacağından ağırlıkta değişiklik olur. Kütle ise madde miktarı olduğundan dağa tırmanan kişinin kütlesinde bir artma veya eksilme olmaz. Yükseklere tırmandıkça basıncın azalmasından dolayı ağırlık farklı hissedilir. Kütlesinde herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte ağırlığı azalır. Kısaca, dünyanın kutuplarında ekvatoruna göre daha fazla yer çekim kuvveti uygulanmaktadır. Çünkü kutuplar ekvatora göre merkeze daha yakındır. Cisimlerin ağırlığı kutuplarda daha fazla ekvatorda ise daha azdır. Kısaca, dünyanın merkezinde uzaklaşarak dağa tırmanan sporcunun zirvede ağırlığı azalır fakat kütlesinde değişiklik olmaz.

Enerji vardan yok, yoktan var edilemez sözünden anladıklarınız

“Enerji vardan yok, yoktan var edilemez.” sözünden anladıklarınızı sınıfta paylaşınız.

 

Evren enerjiden oluşmaktadır. Etrafımızdaki var olan her şeyin bir tür enerjisi vardır. Fakat enerji soyut bir kavram olduğundan tanımlaması biraz zordur. Enerjiyi en sade dille, aydınlatabilme, ısıtabilme ve iş yapabilme kapasitesi ve yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Tek başına bir varlık olmayan enerji bir madde veya cismin temel özelliklerinden biridir. Enerji bir türden diğerine aktarılabilir. Enerji aktarımının bir yolu ısı iken diğer bir yolu iştir. Şayet çevre iş yaparsa o iş sisteme enerji olarak aktarılır. Var olan enerji yok edilemez, yoktan da var edilemez. Enerji yok edilemez yalnızca şekil değiştirir veya şekil değiştirir. Termodinamik kanun dört tane yasaya sahiptir. Bu yasalardan birincisi enerjinin vardan yok edilemeyeceği, yoktan da var edilemeyeceğidir. Enerji fiziksel veya kimyasal dönüşüme uğrar ama asla yok olmaz.

 

Bu yasaya göre enerji bir durumdan, şekilden veya türden diğerine şekil değiştirir. Yasa, enerjinin hiç kaybolmadığını, yok olmadığını, evrende var olan enerjinin her zaman ve her durumda aynı olduğunu ifade etmektedir. Kimyasal veya fiziksel işlemler neticesinde bir enerjiden diğer enerji türüne dönüşür fakat asla yok edilemez. Enerjin dönüşümü ve konumu yasasına göre enerjinin vardan yok edilemeyeceğine en güzel örnek ses enerjisidir. Karıncaların seslerini duymadığımızda veya insan konuşmadığında ses enerjilerinin olmadığı iddia edilemez. Vardır fakat karıncanın ki duyabileceğimiz sınırda değildir, susan insanınki de başka bir enerjiye dönüşmüştür. Enerji varsa yok edilemez, yoksa var edilemez. Kinetik enerjisi olan rüzgar çok estiğinde eşyalara çarpar ve ses çıkartarak ses enerjisine dönüşür. Enerji yok olmaz devamlı değişim halindedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız. Bunların kuruluş amaçlarını yazınız.

 

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu ilk yıllarda savaştan çıkmış ve yeniden kurulmuş ülkenin zayıf haline rağmen, dış ilişkiler noktasında başarılı adımlar atmış ve bazı çalışmalarda bulunmuştur. Bu çalışmalar hem komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesinde hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin kalkınmasında etkin rol oynamıştır.

 

Bu kurulan kuruluşlar, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda katkılar sağladığı gibi, istihdam ve eğitim olanaklarını da üst seviyeye çıkarmıştır. Ağırlıklı olarak sanayi alanına yapılan bu çalışmalar ülkemizin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Komşu ülkelere kurulan şeker fabrikaları, silah üretim atölyeleri, tarım makineleri üretim fabrikaları ve çeşitli işleme merkezleri bu kuruluşlara örnek olarak gösterilebilir. Bu kuruluşlar bir başka fayda olarak, kurulduğu ülkelerde de işsizlik oranının azalmasına olanak tanımıştır.

 

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti devletini, fakirlik ve huzursuz ortamın hüküm sürdüğü noktadan alıp, demokratik, bağımsız ve ekonomik sorunların aşıldığı bir ülke konumuna getirmiştir. Bu komşu ülkelere kurulan kuruluşlar bu yolda önemli değere sahiptirler.

Dünya barışına katkı sağlamak için neler yapılabilir?

Dünya barışına katkı sağlamak için neler yapılabilir?

 

Dünya barışı, savaşların, ekonomik krizlerin ve çatışmaların olduğu bu dünyada ülkeler arası ilişkiler ve refah seviyeleri açısından büyük önem taşıyan bir unsurdur. Dünya barışını sağlamak için en başta ülke liderlerinin dünyanın genel sorunları ve problemleri ile alakalı bilgi sahibi ve bu sorunlarla yakından ilgilenen şahıslar olması gerekmektedir. Öncelikle dünyada barışını engelleyen faktörler belirlenmeli ve bu faktörleri en aza indirme planlaması yapılarak hareket edilmelidir. Ayrıca ekonomik durumu üst düzey olan ülkelerin, daha kötü durumda olan ülkelere gerekli maddi yardımı yapması bu yolda atılacak en önemli adımlardan birisidir. En başta ırkçılık, din ayrımı ve farklı kültürlere olan saygısızlık ortadan kalkmalı, daha hoşgörülü ve sevecen bir ortam yaratılmalıdır. Bu yaratılan ortam ile beraber tüm dünyada barış hüküm sürmeli ve savaşlar sona ermelidir.

 

Halk, ülkeler arası yardımlaşmaya teşvik edilerek maddi anlamda güç sağlanmalı ve ihtiyaç sahiplerine bu yardımlar ulaşmalıdır. Dünya barışını etkin kılmak için her birey maddi manevi yardım arayışı içerisinde olmalıdır. Bu şekilde tüm insanlık rahat ve huzurlu bir yaşam sürecektir.

Aile ortamında nasıl demokratik bir ortam sağlanabilir?

Aile ortamında nasıl demokratik bir ortam sağlanabilir? Tartışınız.

 

Aile ortamında demokrasinin hüküm sürdüğü bir ortam sağlanması için öncelikle tüm aile bireylerinin demokrasi bilincinde ve ruhunda olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde o ortamda demokrasinin varlığı söz konusu değildir. Öncelik ilk hedef olarak ailede herkes üzerine düşen görevi yaparak sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir. Örneğin ev hanımı annelerin ev işlerini, çalışan babaların ekonomik durumları ve öğrenci olan küçük çocukların derslerini hiçbir zaman aksatmaması gerekmektedir. En başta bu görevler bilinirse diğer görevlerin benimsenmesi daha etkili olur ve demokratik ortam kolaylıkla sağlanır.

 

Demokrasinin birinci kuralı herkesin eşit haklara sahip olması gereğidir.  Bu yüzden kadın, erkek, çocuk, genç veya yaşlı ayrımı olmadan herkese eşit şekilde söz hakkı verilmeli ve sonuna kadar saygıyla dinlenilmelidir. Ayrıca özellikle çocukların fikirleri değer gösterilerek uygulanmalı ve çocuğun gelişimi açısından fayda sağlanmalıdır.

 

Aile ortamında demokrasiyi sağlamanın bir başka yolu saygı ve sevgi duygularıdır. Aile bireyleri bu duyguları karşısındakine hissettirerek demokratik ortamı sağlama yolunda faydalı adımlar atmış olur.

Okulunuzda yapılan öğrenci meclisi seçimlerinde aktif rol almak sizlere neler kazandırmaktadır?

Okulunuzda yapılan öğrenci meclisi seçimlerinde aktif rol almak sizlere neler kazandırmaktadır? Yazınız.

 

Okul içerisinde her zaman yönetimde ve sosyallikte ön planda olmak büyük avantajlar ve kazanımlar sağlamaktadır. Bu avantajların başında herkes tarafından sevilmek ve örnek olarak gösterilmek gelmektedir. Bu avantajların yanı sıra bu ve benzeri faaliyetlerde bulunmak liderlik ve yönetme gibi vasıflar kazandırarak gelecek adına güçlü temeller atmış olur. Tıpkı bir ülkenin yönetiminde seçilen milletvekilleri gibi bu görev benimsenmeli ve önem verilmelidir. Ayrıca yönetim ve yürütme işlemi, beraberinde büyük vasıflar getireceğinden dolayı sorumluluk bilincini geliştirir.

 

Öğrenci seçimlerinde aktif rol almak, sosyalleşme ve çevre geliştirme açısından da büyük önem taşımaktadır. Öğrenci ne kadar sosyal olursa o kadar tanınır ve hem öğrencilik vasıfları hem de olgunluk düzeyi gelişmiş olur. Böylesine faydalı bir faaliyette bulunmak elbette gelecek açısından birçok kazanıma da olanak sağlayacaktır. Gelecekte sağlam adımlar atmak ve hayalleri gerçekleştirmek için, öğrencilik zamanında bu ve bunun gibi aktivitelerde bulunmak çok büyük faydalar sağlayacaktır.

Demokrasinin hayatımızı nasıl etkilediğini sınıfta tartışınız.

Demokrasinin hayatımızı nasıl etkilediğini sınıfta tartışınız.

 

Demokrasi, kelime anlamı olarak; halk tarafından, halkın içinden seçilen temsilciler aracılığı ile bir devletin yönetildiği ve tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu yönetim biçimidir. Dünya üzerinde en çok tercih edilen yönetim sistemi olmakla beraber, en doğru ve uygun yönetim biçimi de demokrasidir. Bu sebeple demokrasi vatandaşın hayatında olumlu etkilere yol açarak, hayatı olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Demokrasi ile birlikte, fakir zengin, yaşlı genç, erkek kadın veya meslek grupları arasında ayrım yapılmaksızın her birey aynı değere ve haklara sahiptir. Ülke yönetimine doğrudan etki eden halk bu şekilde refah seviyesini yükseltmiş olur.

 

Aynı zamanda yönetimin tek bir hükümdara ait olması yerine, halk tarafından belirlenmiş bir meclis tarafından yönetilerek çoğunluğun fikrine önem verilmesi büyük bir avantajdır. Aksi takdirde babadan oğula geçen bir yönetim sistemi ve vatandaşa söz hakkı verilmeyen bir yasama yürütme işlevi ortaya çıkar. Bu sebeple demokrasi ülkeler için en doğru yönetim biçimidir ve krallığın aksine her zaman tercih edilmiştir.

Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak ülke çapında uygulanabilecek bir proje teklifi hazırlayarak sınıf panosunda sergileyiniz.

Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak ülke çapında uygulanabilecek bir proje teklifi hazırlayarak sınıf panosunda sergileyiniz.

 

Sosyal devlet ilkesi anlam olarak bir ülkenin yönetiminde toplumsal sınıf ayrımını ortadan kaldırarak herkesin eşit şekilde hizmet almasını ve muamele görmesini sağlayan ve yasalarla sabitlenmiş ilkelerdir. Ancak halkın bilinçlenmesi ve gereken özveriyi göstermesi açısından projeler geliştirilebilir ve toplum olarak sosyal konularda eşitlik sağlanabilir.

 

Örneğin, toplumsal dengeyi sağlamak ve refahı en üst düzeye çıkarmak açısından bir proje olarak, vatandaşlar yaptığı her 100 liralık alışverişlerde %1 toplumsal denge bağışında bulunarak, aynı alışverişi yapamayan vatandaşlara katkı olarak geri dönebilir. Bu şekilde her 100 vatandaşın birer alışverişinde 1 vatandaşın alışveriş masrafı çıkarılmış olur. Durumu olmayan vatandaşlara büyük çapta katkı bu şekilde sağlanabilir.

 

Her şeyden önce insanların eğitim düzeyi ve bilinç olarak sosyal devlet ilkesini benimsemesi ve uygulaması gerekmektedir. Aksi takdirde işsizlik, yoksulluk ve açlık sınırı günden güne düşüş gösterir ve ekonomik olarak çöküş başlar. Yasalar ile de koruma altında olan sosyal devlet ilkesi çeşitli projeler ile halka sevdirilebilir.

Ülkeler uluslararası ticareti canlandırmak için neler yapabilir?

Ülkeler uluslararası ticareti canlandırmak için neler yapabilir? Tartışınız.

 

Ülkelerin uluslararası ticareti canlandırmaları açısından belli başlı faktörler mevcuttur. Bu faktörlerle birlikte ekonomi canlanacağı gibi, küresel krize girme riskleri de ortadan kalkacak ve bir başka olumlu etki olarak, ülkelerin birbirleri arasındaki ilişkiler olumlu yöne çevrilecektir. Bu ticaret geliştirme faktörlerinin başında, ulaşım etkeni gelmektedir. Ülkeler birbirine ulaşım imkânı olacak şekilde ticaret yaparlarsa hem hazine olarak tasarrufa girer hem de dünya ekonomisine katkıda bulunmuş olurlar. Bir diğer faktör ise, kültürel faktörlerdir. Kültürleri birbirine benzer veya yakın ülkeler ilişkilerini ne kadar olumlu tutarsa ticarete de o kadar faydaları olur.

 

Ülkeler en başta amaç olarak dünya ekonomisini canlandırma konusunda yönetim olarak kararlar almalı ve adımları bu doğrultuda atmalıdır. Her şeyden önce uluslararası ticaretin hem küresel ekonomiye hem de ülke ekonomisine sağlayacağı faydaların bilincinde olunması gerekir ve büyük önem taşır. Uluslararası ticareti artırmanın bir başka yolu dış ülkelerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda üretim yaparak bu ihtiyaçların karşılanmasıdır. Sonuçta her ülke her mamulü bağımsız biçimde üretemez.