Çevremizde, evimizde ve okulumuzda kullanmadığımız eşyaları geri dönüşüme nasıl kazandırırız?

Çevremizde, evimizde ve okulumuzda kullanmadığımız eşyaları geri dönüşüme nasıl kazandırırız? Bu atıklar ile neler yapabiliriz? Nasıl tekrar kullanabiliriz? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Günümüzde tüketim hızlı bir şekilde artmakta ve gerek evsel atıklar gerekse sanayi atıklarına yetişilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Ancak dünyaya faydalı olmak için son yıllarda yürütülen geri dönüşüm projeleri hızlanmış ve neler yapabileceğimi hakkında birçok kaynak bilgiye ulaşabiliyoruz.

 

Öncelikle geri dönüşüme evimizde kullandığımız birçok eşya ile başlayabiliriz. Artık birçok Belediye’n inde sokak ve caddelere koydukları özel geri dönüşüm kutuları sayesinde bu çok kolay. Örneğin ben evde kullanmadığım tüm elbiselerimi bu geri dönüşüm kutularına bıraktır.

 

Ayrıca evimizde bulunan ve ihtiyaç fazlalığı olan kitap, defter ve diğer kâğıt malzemeleri de geri dönüşüm kutularına bırakarak en azından bir ağacın daha kesilmesini önlemiş oldum. Bununla birlikte farklı çeşitlerde tükettiğimi içeceklerin plastik şişelerini de geri dönüşüm merkezlerine ulaştırmak için sınıfımızda bir proje hazırladık. Plastik şişenin yanında cam eşyalarımız içinde ayrı bir toplama merkezi kurduk. Böylece ülkemizin milli gelirine bir nebzede olsa katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadım. Geri dönüşümle ilgili birçok kuruluş ve sosyal kulüp çeşitli faaliyetler yürütmekte. Bu kurumlara ulaşarak da daha fazla nasıl katkı sağlayacağımız konusunda fikir alabiliriz.

 

Geri dönüşümün farklı bir yönü olarak da ayrıca yapabileceğimiz farklı uygulamalarda bulunmakta. Örneğin kullanmadığımız ayakkabı kutularından kendimize ufak tefek eşyalarımızı koymak için çok amaçlı eşya kutuları yapabiliriz. Bununla birlikte yoğurt kaplarını süsleyerek annemiz için deterjan kutusu veya iplik kutusu gibi farklı şekillerde değerlendirmekte mümkün.

 

Ayrıca kullanmadığımız giysilerimizi farklı şekillerde değerlendirmemiz de mümkün. Örneğin bir pantolonumuzun yırtılmış olan bölümünü keserek kendimize çok şık bir kot çanta yapabiliriz. Bunun için üzerlerine evde bulunan düğme ve boncuklardan yapıştırarak ücret ödemeden zarif bir çanta elde edebiliriz. Bu örnekler çoğaltılabilir tabi. Yeter ki biz geri dönüşümün önemini anlayalım ve bunun derdinde olarak üzerimize düşen görevi yapalım. Böylece daha temiz bir çevre daha yaşanılır bir dünya elde etmiş oluruz.

Sorumluluk denince aklınıza neler geliyor?

Sorumluluk denince aklınıza neler geliyor?

 

Sorumluluk duygusu her insanda olması gereken bir özelliktir. Sorumluluk duygusuyla hareket etmek ve yapılacak işleri düzenli bir şekilde yapmak bize her zaman artı puan kazandırır. İnsanlar elde ettikleri başarıları ancak sorumluluk duygusu sayesinde başarabilirler. Eğer yaptığımız işte veya aldığımız görevlerde kendi üzerimize düşen sorumlukları yerine getirmezsek hiç bir şekilde takdir edilmeyiz ve başarılı olamayız.

 

Toplumda herkesin kendine düşen bazı sorumlulukları vardır. Kişiler bu sorumlulukları ile birbirlerine faydalı olurlar ve insan hayatı biraz daha kolaylaşır. Mesela; annenin görevi ve sorumluluğu yemek yapmak, temizlik yapmak ve çocuklarını yetiştirmektir. Babının sorumluluğu ise dışarıda çalışıp evin ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanmaktır. Gerçi günümüzde birçok anne hem çalışıyor hem de üzerine düşen evdeki tüm sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. Ben bir öğrenci olarak kendime düşen sorumlulukların farkındayım ve mümkün olduğunca bu duyguyla hareket etmeye çalışıyorum. Bana düşen sorumlulukları şöyle açıklayacak olursam:

 

Öncelikle kendi bedenime ve sağlığıma karşı sorumluluklarım var ve bunu yerine getirmek içinde düzenli beslenip hijyen kurallarına uyuyorum.

Daha sonra anne ve babama karşı sorumluluklarım olan, anneme ev işlerinde yardım etmek, babamın sözünden çıkmamak gibi.

Okul ve sınıfta sorumluluklarım var tabi. Örneğin tüm öğretmenlerime saygılı olmalıyım. Sınıf arkadaşlarımın haklarını gözetmeli ve onlarla iyi geçinmeliyim. Derslerimi sessizce dinlemeli ve öğretmeninim verdiği ödevleri zamanında yapmalıyım.

Bunlarla bitiyor mu? Tabi ki hayır. Doğaya, çevreye, hayvanlar kısaca tüm dünyaya karşı sorumluyuz. Ayrıca bizi yaratan Allahu Teâlâ’ya karşıda büyük sorumluklularımız bulunmakta.  O da, belli bir yaşa geldiğimizde bizden istenen ibadetleri yapmak ve iyi bir insan olmak gibi.

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatırken nelerden bahsedersiniz?

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatırken nelerden bahsederdiniz?

 

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatmak için o toplumun belli başlı özelliklerini uygun kelimelerle ifade edilerek açıklandığında, karşınızdaki kişi gözünde canlandırma yapabilir ve o toplumu görmese de gerekli tüm detayları öğrenebilir. Bunun için kısa, öz ama betimleyici cümleler kurmak şarttır.

 

Yabacı bir kişiye tanımadığı bir toplumdan bahsederken; önce dünyada hangi coğrafya üzerinde yaşadıklarından söz ederek söze başlar ve genel bazı özelliklerini kısaca anlatırım. Daha sonra biraz daha detaylara girerek ona şu konular hakkında detaylı bilgiler vermeye çalışırım:

 

  • Dünyada hangi devlet ve millet ismiyle anıldıklarını belirtirim.
  • Tarihi oluşumu hakkında kısaca bilgilendirme yaparım.
  • Hangi dine veya hangi inanç sistemine bağlı olduklarını açıklarım.
  • Ülkenin hangi iklimden etkilendiğini belirtirim.
  • Doğal ve tarihi güzelliklerini açıklarım.
  • Ten rengi, saç rengi gibi fiziksel özelliklerinden bahsederim.
  • En fazla bilinen karakteristik özelliklerinin altını çizerim.
  • Yöresel kıyafetlerini anlatırım ve şuan hangi kıyafet tarzında giyindiklerini açıklarım.
  • En meşhur yiyecek, yemek ve tatlılarının adlarını söyler ve kısaca lezzetlerinden bahsederim.
  • Dinledikleri müzikler ve ülkede kullanılan müzik tür ve aletlerinden bahsederim.
  • Son olarak da dünyada tanınmış bilim adamları, edebiyatçıları ve sanatçıları hakkında gerekli bilgilendirmeleri yaparım. Böylece karşımda ki kişi tanımadığı o toplum hakkında yeterince bilgilenmiş olarak fikir üretebilecek konuma gelebilir.

Gelenek ne demektir? Geleneklerimizden bildiklerinizi sınıfta açıklayınız.

“Gelenek” ne demektir? Geleneklerimizden bildiklerinizi sınıfta açıklayınız.

 

Gelenek; bir toplumun, asırlar öncesinden kendi içerisinde doğan, nesilden nesle geçerek özel bir bağ oluşturan davranış kurallarıdır. Töre, örf ve adet olarak da bilinir. Gelenek deyince akla gelenlerin başında; kına gecesi, sünnet töreni, asker uğurlama, görücülüğe gitme ve gelin çıkarma vardır.

 

Kuşaktan kuşağa aktarılan ve uzun seneler değişiklik göstermeden birçok alanda büyüklerin takip edildiği alışkanlıklar olarak da bilinen geleneklerimiz arasında; cenaze, nişan, düğün, bayramlarda ziyarette vazgeçemediklerimiz arasındadır. Gelenek ve göreneklerimiz dolayısıyla gelecek kuşakların da kültürümüze ait değerleri öğrenmesi söz konusu olmaktadır. Bu durum da geleneklerimizin gelecekte de yaşatılması anlamına gelir.

 

Kültürü oluşturan ve önemli bir unsur olan gelenekler, toplumsal olarak yaşanılan bölgenin din, yemek kültürü ve yaşam açısından insanların daha sonraki nesillere aktardığı değerlerdir. Nereden geldiklerini gösteren ve insanların hiçbir zaman kaybetmemesi gereken kültürel değerlerdir. İnsanlar yaşam boyu çeşitli inanışların etkisinde kalır ve bunları benimseyerek daha sonraki nesle aktarır.

 

Gelenekler toplumu yönlendirmede önemli bir yere sahiptir. Fakat kimi iyi kimiyse toplumu olumsuz yönde etkiler. Büyü ve fal gibi hurafeler de gelenek haline gelmiştir. Bu gibi batıl inançlar toplumu ileri götüreceğine maalesef geri gitmesine sebep olmaktadır. Büyüklerin yanında ayak ayak üzerine atmama, bayramda el öpme gibi adetlerde saygıyı ifade ettiği için toplumu iyi yönde etkiler. Kültür değerlerimiz olan gelenek ve göreneklerimizi koruyup yaşatmak, milli değerlerimizin korunması açısından da önemlidir.

Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakır özdeyişi

“Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakır…”  özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

“Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakır…”  özdeyişiyle anlatılmak istenen, misafirin kendi kısmetiyle gelmesidir. Misafir ev sahibine yük değildir. Her kişi kendine ait rızkı yiyeceği için, eve gelen misafir de gelirken kendi rızkını getirir. Yediğine bereket katar veya yapacağı dua ile ev sahibine birkaç katının gelmesini sağlar.

 

Toplum olarak misafire oldukça fazla değer veririz. Bu yüzden her ne yapılırsa yapılsın ansızın çıkıp gelecek olan kişiler için, yolda kalmışlar için, öksüz ve yetimler için muhakkak bir pay bırakılarak yiyecekler yapılır. Örneğin, sofralarımızda ailede bulunan kişi sayısından en az bir iki fazla kişi varmış gibi hareket edilerek sofralar kurulur. Bu durumun sebebi ise, misafirin gelme olasılığına karşı yapılan bir hazırlıktır. İkramda bulunmak peygamber sünnetleri arasında bulunur. Ayrıca misafire ikramda bulunmak ve bu konuda hızlı davranmak sünnettir. Misafirin ikramı geri çevirmesi ise sünnete terstir, ikram edilenden muhakkak tadılması gerekir.

 

Eve gelen misafiri hane sahibi asla bir yük olarak görmemelidir. ‘nerden çıktı bu şimdi’ gibi düşünceler hiçbir şekilde ne inancımıza ne de kültürümüze sığar. Kapımıza gelen misafir, her kim olursa olsun onu güler yüzle karşılayıp en iyi şekilde ağırlamak gerek. Misafirin geldiği evde başta yemek olmak üzere, sohbetler de paylaşılır. Paylaştıkça hayatlar da hanelerde bereketlenir. Allah her daim misafirperver insanları kazançlı kılar. Evimizde iyi bir şekilde ağırladığımız misafirin, gün gelip evine misafir olduğumuzda gösterdiği hürmet zamanında yaptığımız güzel ağırlamanın yansıması olduğunu unutmamak gerekir.

İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı özdeyişi

“İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.” özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Yapılan bir iyiliğe karşı iyilik yapmak pekte önemli değildir. Çünkü bunu herkes yapabilir. Önemli olan, herkesin yapamadığı şey, yapılan bir kötülüğe karşı iyilikte bulunmaktır. Bunu başarabilen kişi erdemli ve olgun bir kişidir. Bir olayda karşılık bekleyen biri, sıradan biri olarak görülür. Mesela iyilik yapan bir kişinin karşısında bulunan kişiden de iyilik beklemesi gibi.

 

Allah her insanı iyi olarak veya aynı şekilde kötü olarak da yaratmamıştır. İnsanoğlu kendi özgür iradesiyle iyi ya da kötü olur ve o davranışları sergiler. İşlerimiz bir anda ters gidip sıkıntıya düştüğümüzde, daha önce iyilik yaptığımız insanlar bize destek olma imkanı varken olmayabilir. Hatta destek olmaktan ziyade köstek olup daha da sıkıntı çekmemiz için ellerinden geleni yapabilir. Onların yaptığı bu hainliğe karşı, asla elimize imkan geçtiğinde aynı şekilde davranmamalıyız. Çünkü olgun kişiler asla hainliğe karşı hainlikle cevap vermez. Hayattaki en güzel davranış iyilik ve iyi düşünebilmektir. İyilikten anlasın ya da anlamasın karşımızdaki her canlıya her daim iyi davranmalıyız.

 

Yapılan kötülüğü unutup affedebilmek en büyük erdemdir. Çünkü erdemli olmak herkese nasip olmayacak bir durumdur. İnsan ne olursa olsun her zaman affetmeyi bilmeli, karşısındaki insanın iyiliğini istemelidir. Çünkü iyi insan olmak bunu gerektirir. İyiliğin gizli yapılanı makbuldür, karşılık beklenmez. İnsanın içine büyük bir huzur veren bu duyguyu yaşamak için karşımızdaki insan bize kötü davransa bile ona iyi davranmaktan vazgeçmemeliyiz.

Sana kötülük yapanı, iyilik yaparak cezalandır özdeyişi

“Sana kötülük yapanı, iyilik yaparak cezalandır.” özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

“Sana kötülük yapanı, iyilik yaparak cezalandır.” özdeyişi, güzel bir özdeyiştir. Net bir şekilde insanlığa ders verir nitelikte bir cevaptır. Bu özdeyişle anlatılmak istenen, sana kötülük yapan bir kişiye asla kötülükle yaklaşma, çünkü kötülüğe kötülükle karşılık verilirse senin de ondan herhangi bir farkın kalmaz. Kötülüğe kötülükle karşılık vermek karşındaki kişinin seviyesine düşmektir. Kötülüğe karşı iyilikle cevap verilirse, kişi hem sevap kazanır, hem de karşıdaki kişi yaptığı hatayı anlayarak kendinden utanır.

 

İnsanın içinde her daim iyilik yapma duygusunun olması oldukça önemlidir. Yaptığımız iyiliği asla dile getirmemeli, başa kakmamalıyız. Yaptığımız iyiliği kişi ayırt etmeden yapmalıyız. Bize iyilik yapan kişilere mutlaka bizde iyilik yapmalıyız, fakat asıl önemli olan bize kötülük yapan kişilere de iyilik yapabilmektir. İyilik konusunda her daim cömert olmak gerekir. İnsanı mutlu eden bir davranış olan iyilik aynı zamanda kişiye tarifsiz bir huzurda verir. İyilik yapmak, kişiler arasında; saygı, sevgi, birlik ve beraberlik duygularının da gelişmesine katkı sağlar. Örneğin, bir kedi besliyoruz ve kedinin zaman zaman tırmalama ve ısırma huyu var. Bizi tırmalıyor diye kapının önüne mi koyacağız? Tabi ki hayır. Hayvan doğası gereği, tırmalar da ısırır da. O bizi ne kadar tırmalasa da biz ona iyi davranmaktan vazgeçmemeliyiz. Dünyayı kurtaracak olan da iyiliklerdir. Dolayısıyla hiçbir zaman iyilik yapmaktan vazgeçmeyelim bize kötülük yapanlara bile.

En son kime, hangi iyiliği yaptınız?

En son kime, hangi iyiliği yaptınız?

 

En son iyiliği karam, buz ve bal’a yani mahallemizin 3 koruyucu meleğine yaptım. Market’e giderken çimlerin üzerinde yattığını gördüğüm bu güzel çetenin karnının tok olduğunu bildiğim halde, dönüşte onlara salam alıp kendi ellerimle yedirdim. Sonrasında ise peşime takıldılar ve bana ofise kadar eşlik ettiler. Açıkçası bana eşlik etmelerini beklemiyordum. Ama çok hoşuma gitti birinin arkamdan birinin yanımdan diğerinin de önümden yürümesi. Yaptığımız her iyilik aslında kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.

 

Sevgiyle iyilik birbiriyle bağlantılıdır. Etrafımızdaki canlıları seversek onlar için bir şeyler yapmak için çaba gösteririz. İyilik yapabilmek, Allah’ın nasip ettiği en güzel duygulardan biridir, herkese nasip olmaz. İyilik sahibi bir insan olabilmek için insanın önce vicdanlı ve merhametli olması gerekir. Kalbi fesat, acımasız ve merhametsiz bir insanın iyilik yapabilmesi söz konusu değildir.

 

Özellikle kış aylarında etrafımızdaki insan ya da hayvanlara karşı daha duyarlı olmalıyız. Çünkü kış ayları soğuk olduğu için yaşam koşulları daha zordur. Örneğin sokak hayvanları kışın daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyarlar, açlık onları daha kısa sürede öldürür. Çöp kenarlarına koyacağımız yemek artıkları onlar için oldukça önemlidir. Allah tarafından bize emanet edilen bu canlara sahip çıkmak insanoğlunun en önemli görevlerinden biridir. Çünkü onların ağzı dili yoktur, acıktıklarını, susadıklarını veya bir yerlerinin ağrıdığını bize söyleyemezler. Güzel bir şekilde yaşamak tüm canlıların en doğal hakkıdır. İnsan ya da hayvan olmasının hiçbir farkı yoktur.

Herhangi bir kişiye, karşılık beklenilerek yapılan yardıma iyilik denilebilir mi?

Herhangi bir kişiye, karşılık beklenilerek yapılan yardıma iyilik denilebilir mi? Açıklayınız.

 

Karşılık beklenerek yapılan yardım asla iyilik değildir, samimiyetsiz bir durumdur, iyilik herhangi bir karşılık beklemeden içten gelerek yapılır. İyilik yapmak Allah’ın kullarına nasip ettiği en güzel duygulardan biridir, çünkü herkese nasip olmaz Çevremizde kişilere yardım etmek en başta kendi ruhumuza iyi gelir. Örneğin maddi durumu iyi olmayan bir aileye gıda, kıyafet ve eğitim yardımında bulunup, ilerleyen yıllarda çocukların okullarını en iyi şekilde bitirip kendi ayakları üzerinde durduğuna şahit olmak.

 

Gurur duymak güzel bir duygudur. İyilik yapmak için zengin olmak gerekmez kişinin gönlünün zengin olması yeterlidir. Botu olmayan bir çocuğa yeni bir bot alıp yüzündeki mutluluğu görmek ya da aç bir kedinin karnını doyurup sonrasındaki huzur. Karşılıksız yapılan iyilik, ya da karşılık beklemeden gösterilen sevgi, bunların hepsi çok güzel ve çok özel duygulardır. İyilik her zaman iyiliği doğurur. Pek çok konuda farkındalık yaratabilmek için iyiliğin peşinden gitmeliyiz. Olumsuzluklarla karşılaşsak bile asla pes etmemeliyiz.

 

Çevremize karşı duyarlı olmalı, görmezden gelmemeliyiz. Bir başkası yardımcı olur diye düşünmemeli elimizden geleni yapmalıyız. Çevremizde bulunan her canlıya karşı sorumluluklarımız olduğunu asla unutmamalı insan ve hayvan ayrımı yapmadan elimizden geleni yapmalıyız. Bu şekilde daha mutlu ve huzurlu bireyler oluruz. Eğer yapılan iyilikten herhangi bir karşılık bekleniyorsa bu durum alışveriştir, çünkü beklenti söz konusudur. İyilikte ise herhangi bir beklenti söz konusu değildir.

İyilik kavramını tanımlamanız istense nasıl tanımlardınız?

 “İyilik” kavramını tanımlamanız istense nasıl tanımlardınız?

 

Herhangi bir karşılık beklemeden yapılan yardımdır iyilik. Yapıldığı zaman insanın ruhuna iyi gelir. İnsanın önce kendi daha sonra da toplum huzurunun gelişmesini sağlar. İyilik sadece insanlara karşı yapılmaz, bitkilere hayvanlara karşı da yapılır. Örneğin sokakta aç, üşümüş bir sokak canına yapılabilecek en güzel iyilik onu koruma altına almaktır. Bir kap su, bir kap mama ve korunaklı bir yerde barınmasına vesile olmak. Gözleri görmeyen bir kedinin yaşamını kolaylaştırmak, kırığı olan bir köpeğin kalça tedavisini yaptırıp daha sonra o köpeğin koşup mutlu olduğunu görmek ya da korunaksız bir yerde bebeklerini dünyaya getiren bir anne kedinin bebeklerini huzur ve güven içerisinde büyümesine yardımcı olmak. İyilik, kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlayan en güzel duygudur.

 

İyilik daha çok merhamet sahibi olan insanlara nasip olur. Kimi zaman insandan insana bulaşarak ortaya daha da güzel haller çıkar. İyilikte asla karşılık beklenmez, başa kakılmamalıdır. Aksi halde yapılanın hiçbir şekilde kıymeti kalmaz. İyilik yapmak için zengin olmaya gerek yoktur, kişinin gönlünün zengin olması yeterlidir. İyiliğin sevgi, mutluluk ve yardımlaşmayla doğrudan bir bağlantısı vardır. Örnek verdiğimiz minik dostlarımızdan yola çıkarsak, onlara yaptığımız iyiliğin karşılığı kocaman çıkarsız bir sevgidir. Bizi koşulsuz severler. Sevgide insan için en büyük gereksinimdir. Kendimizi daha iyi hissetmek için her daim çevremize iyilik yapalım. Karşılık beklemeden yapalım elbet günün birinde farklı bir şekilde yaptıklarımız bize dönecektir.