Sizce insanlar birbirleriyle neden kavga ederler?

İnsanlar birbirleriyle neden kavga ederler?

 

Çevremize baktığımızda kavga eden insanları ve bundan dolayı mutsuz insanları gördükçe, insanlar neden kavga eder diye düşünmekten insan kendini alamaz. Bence insanlar arasındaki kavgalarının en büyük ve en temel sebebi iletişimsizliktir. Genelde insanlar, hazmedemediği, anlaşılmadıkları ve anlatamadıkları konular nedeniyle kavga etmektedir. İnsan aslında hep iyiye, güzele meyilli olarak yaratılmıştır. Yaratılışındaki özelliklerini bozmayan insanlar kavga ve gürültüden asla hoşlanmazlar. Mutsuz olurlar. Fakat bazı insanlar vardır ki yaratılışında var olan güzellikleri körelttikleri için artık kavganın verdiği huzursuzluğu hissetmemeye başlarlar. Genellikle bilerek ve kasıtlı çıkarılan kavgaları bu tür insanların çıkardığına şahit oluruz. Kavga etmek yerine kişi karşısındakini anlamaya çalışsa, güzel yönlerini görüp sevse daha huzurlu ve mutlu bireylerin oluşturduğu bir toplum meydana gelir.

 

Bireylerin beyinleri ile diğer organları arasındaki iletişimin kopması neticesinde, ters bir hareket yapma, yanlış anlama, yanlış ifade etme gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkan ve istenmeyen davranışlardır. Kavga aslında beyinlerin çatışmasıdır denilebilir. Çünkü aynı düşünce yapısına sahip olmayan beyinler çakışır ve kavga eder. Aslında farklılık, renkli toplumun oluşması için çok önemli bir ayrıntıdır. Herkesin aynı düşünmesi mümkün değildir. İnsan beyni, hoşuna giden, desteklediği fikirlerin oluşturduğu ve desteklemediği, hoşuna gitmeyen fikirlerin olduğu iki kısımdan oluşmaktadır. Kişi beyninin bu iki kısmına hükmedebilirse, çatışmalar ve kavgalar yaşanmaz. İnsanların kavga etmelerinin altında yatan temel nedenler şunlardır:

 

  • İnsanların karşısındakini kendisi gibi görmemesi
  • İnsanların birbirine saygı duymaması
  • Karşısındakini iyi tanımaması
  • Empati kuramamak
  • Bencil olmak
  • Olumsuz iletişim
  • Kıskançlık
  • Aşırı öfke
  • Kibirli olmak

Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşününüz.

Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşününüz! Böyle bir dünyanın nasıl olacağı hakkındaki düşüncelerinizi sunum olarak hazırlayınız ve arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İnsan akıllı ve düşünebilen bir varlıktır. Bunlar, onu diğer varlıklardan ayıran en temel özellikleridir. Her türlü canlı kendi yaşamını ve yakınlarındaki canlıların yaşamını korumak ister. İnsan toplumun bir parçası olarak yaşayan sosyal bir varlıktır. Bundan dolayı kendinden olmayanları bile tolere edebilecek bir yaratılışa sahiptir. İnsanlar, hoşuna gitmeyen davranışlar sergileyen kişilerle bir aynı ortamı paylaşabilir, onunla aynı zamanı geçirebilir. Bunu gerçekleştirebilmek için en önemli ön koşul insanı insan olduğundan dolayı sevebilmek ve onu olduğu gibi kabul etmektir. Saygı kişiyi olduğu gibi kabul etmek olan saygı, temel anlamda toplumun var olabilmesinin ve dağılmaması için ilk koşuldur. Saygıyı daha anlamlı ve kaliteli hale getirmek için sevgiye ihtiyaç vardır.

 

Seven kişi karşındakine anlayışla yaklaşır, karşısındakini mutlu ve huzurlu etmeye çalışır, barışçıl bir ortam kurup agresifliklerden kaçınır. Yani saygı olmazsa insanlar birbirine girer ve birbirini yok etmeye çalışır. Canlıları Allah’ın yarattığı varlıklar olduğundan dolayı değerli görmek ve Allah’tan dolayı sevmektir. Sevgi olduğunda kişiler ve toplumlar mutlulukla dolar. Sevgi insanları birbirine bağlayan en köklü, en güçlü ve en temel duygulardan biridir. Sevgi ve saygının olmadığı bir dünya düşünürsek;

 

  • Sevgisi olmasa dahi insan olduğundan dolayı saygı duyan insanlar artık saygı duymayıp birbirine zarar vermeye başlar
  • Psikolojik ve fiziksel anlamda şiddet baş gösterir.
  • Ülkeler birbirlerinin sınırına taarruzda bulunur, daha büyük savaşlar yaşanır.
  • Savaşlarda insanlar birbirine akla hayale gelmeyecek zulümler yapar.
  • Bireylerin birbirine olan güvenleri ve tahammülleri yok olur.
  • İnsanlar yalnız ve mutsuz olur.

 

Sevgi ve saygının olduğu fakat az olduğu günümüzde durumlar böyleyken hiç olmadığı zamanları düşünmek bile yeterince ürkütücüdür.

En çok önem verdiğiniz güzel davranışlar nelerdir?

En çok önem verdiğiniz güzel davranışlar nelerdir?

 

İnsanın içindeki iyilik ve kötülüğün yansıması davranışlardır. Kişilerin davranışları, duygu ve düşüncelerine göre değişmektedir. İyi düşünceye sahip olan iyi davranışlar sergiler, kötü düşünceye sahip olanlar ise kötü davranışlar sergiler. İyi ve güzel davranışlar topluma ve diğer bireylere faydalı davranışlardır. İyi ve güzel davranışların başında;

 

  • Yardımlaşma
  • Dayanışma
  • Paylaşma
  • Adil olma
  • Merhametli olma
  • Hoşgörülü olma
  • Empati kurmak
  • Güler yüzlü olma ve samimi davranma
  • İnsaflı ve vicdanlı davranışlar sergilemedir.

 

Nesilden nesle devam eden, toplumda düşünce ve duygu olarak karşılığı olan davranışlar, doğruyu, iyiyi, güzeli teşvik eden davranışlardır. Ayrıca toplumun temelini oluşturan, doğruya ve güzele çağırma, adaletli olma gibi davranışlar da nesilden nesle aktarılan en güzel davranışlardır. Dinimizin emirlerine göre, Allah’ın hoş görüp emrettiği, tavsiye ettiği, insanın ve toplumun faydasına olan davranışlar ve fiiller güzeldir. En çok önem verdiğimiz ve vermemiz gereken davranışları şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Temizliğe dikkat etmek
  • Allah’ın ve Peygamberinin (sav) emirlerini yerine getirmek
  • Doğru konuşmak
  • Küfretmemek
  • Anne babaya saygı göstermek
  • Emanete riayet etmek
  • Verilen sözden vazgeçmemek
  • Hasta ziyaretine gitmek
  • Akraba ziyaretine gitmek
  • Vakti boşa harcamamak
  • Selam vermek ve benzeri davranışladır.

Güzel davranışlar olan bu maddeler aynı zamanda kişiye sevap kazandırır. Güzel davranışın dinimizdeki karşılığı ise Salih ameldir.

Ziyarete Gitmeden Önce Hediye Almak

Eğer imkanınız varsa ziyarete gitmeden önce küçük bir hediye alabilirsiniz.

 

Akraba ziyareti dinimizin emridir. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, yakın akrabalardan başlayarak ziyaret etmeyi, ihtiyaçlarını gidermeyi, dertlerine çare olmaya çalışmayı emreder. Akrabaların en az haftada bir, en geç 40 günde bir ziyaret edilmesi gerekir. Çok uzak olanlar ziyaret edemiyorsa bile telefonla arayarak veya mektup yazarak akrabalarının gönlünü almalıdır. Akraba ziyaretine giderken hediye almak önemli bir ayrıntıdır. İnsanlar arasındaki iletişimin kopmaması, bireylerin birbiri ile ilgilerini kesmemesi için Peygamber Efendimiz (sav) hediyeleşmeyi önermektedir. Peygamberimiz (sav) hediyenin, alanı sağır ve kör ettiğini ifade buyurur. Yani hediye sayesinde, hediye alan hediye verenin kötü fiillerini görmez, kötü sözlerini duymaz olur.  Çünkü hediye insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirir.

 

İnsanlar arasında sevginin artması, düşmanlığın azalması için hediye alış verişi yapılmalıdır. Hediye denilince insanların aklına hemen maddi bir şey gelmektedir. Hediye, güzel ve tercih edilen bir obje olabilir. Fakat illaki öyle olmak zorunda değildir. Hediye sadece mal vermekle olmaz. Faydalı bir şey söylemek, selam vermek, mümin kardeşini sevindirmek de hediyedir. Birini ziyarete giderken bir buket çiçek, bir paket çikolata, lezzetli bir tatlı, beğendiği herhangi bir nesne hediye götürülebilir. Hediye pahalı bir şey olmak zorunda değildir. Bir buket çiçek olmaz da bir tane papatya olur. Önemli olan karşısındaki insanı düşünmektir. Hiçbir şey götüremeyecek durumda olan veya almaya zaman ve fırsat bulamayanlar gittiği kişiyi mutlu edecek sözler söyleyebilir. Esas olan sevgiyi hediye ile bildirmektir. Nasıl olduğu kişiden kişiye değişir.

Arkadaşlarınızla yapmayı sevdiğiniz etkinlikler nelerdir?

Arkadaşlarınızla yapmayı sevdiğiniz etkinlikler nelerdir? Not alınız.

 

Bireye en yakın olan insanlar ailesinin fertleridir. Ailesinden sonra yakınlık kan bağı veya evlilik yoluyla oluşan akrabalardır. Aile ve akrabalardan sonra kişin en yakınları arkadaşlardır. Bazı kişiler arkadaş bulma ve edinme konusunda çok şanslı olabiliyor. Kardeşten daha yakın olan, her şeyini paylaşabildiği arkadaşlar edinenler dünyanın en şanslı insanlarındandır. Mutlulukları, sevinçleri, kötü günleri, iyi günleri paylaşan arkadaşlar insanların hayatında çok daha farklı bir konuma sahiptir. Oynan oyunlar, yapılan geziler, izlenen filmler arkadaşlarla birlikte olunca keyif verir ve anlam kazanır. Bundan dolayı insanın daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürdürebilmesi için doğru ve iyi arkadaşlıklar kurulması ve bu arkadaşlıların sürdürülebilmesi önemlidir. Arkadaşlıklar ise, karşılıklı sevgi, saygı ve değer vermeyle sürdürülür.

 

Dost olmak, her şeyi paylaşabilmek için önce arkadaş olmak gerekir. Arkadaşlıkta da kişilerin birbirlerine her zaman iyi davranması ve yanlış davranışlarda bulunmaması en temel kuraldır. Hz. Muhammed (sav) ; Allah nezdinde arkadaşın en hayırlısı, arkadaşına karşı iyi davranandır şeklinde buyurarak arkadaşların birbirine iyi davranmasının önemini vurgulamıştır. Dinimizin emrettiği arkadaşlık, birbirlerini iyiye ve güzel yönlendiren kişiler arasındaki bağdır. Yoksa kötülük yapan kişilerin arkadaşlık yapmasına dinimiz asla izin vermez. Arkadaşlar, birbirini üzecek, incitecek ve kıracak davranışlarda uzak durmalıdır. Her iki taraf da diğerinin duygu ve düşüncesine değer vermeli, saygı duymalıdır. Arkadaşlarımızla yapmayı sevdiğimiz etkinlikler arasında şunlar vardır:

 

  • Oyun oynamak
  • Birlikte gezmek
  • Ders çalışmak

Ailenizle görüşerek ziyaret etme imkanınız olan bir akrabanızı belirleyiniz.

Ailenizle görüşerek ziyaret etme imkanınız olan bir akrabanızı belirleyiniz.

 

Kan bağı, evlilik, evlat edinme yoluyla bireyleri birbirine bağlayan ilişki türüne akrabalık denir. Tanımında akraba olabilmek için aile ve evlilik söz konusu olmak gerekli gibi görülse de aslında akrabalık kavramı oldukça geniştir. Birçok kişiyi içine almaktadır. Kan yolu ile oluşan akrabalıkta, anne, baba, kardeşler en önde gelir. Kardeşlerin kız veya erkek olması akrabalık bağı bakımında öncelik gerektirmez. Büyük olan erkek kardeşe ağabey, kız kardeşe ise abla denir. Baba veya annenin anne ve babaları olan anneanne, babaanne ve dedeler ise akrabalık bağı bakımında önceliğe sahiptir. Annenin kız kardeşleri teyze, erkek kardeşleri dayıdır. Babanın kız kardeşleri hala, erkek kardeşleri ise amcadır. Bunların çocukları teyzeoğlu, halaoğlu, amcaoğlu ve dayıoğlu olarak nitelendirilir.

 

Akraba ziyareti yani dini terim olarak sıla-ı rahim, Allah u Teala’nın ve Peygamber Efendimizin (sav)  yapılmasını emrettiği fiillerdendir. Allah, Nisa Suresi 1.ayette; Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının diye buyurmaktadır. Hz. Muhammed (sav) ise, Ya Rasulallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz diye soran bir sahabeye; Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahim edersin diye buyurmuştur. Ziyaretlerine gitme, hallerini hatırlarını sorma, gönüllerini almak dini bir sorumluluktur. Kurban ve Ramazan bayramları gibi dini bayramlarda imkanlar içerisinde bütün akrabalar ziyaret edilmelidir. Onun dışında normal zamanlarda kişi kime daha öncelikli akraba ziyareti yapacağına akrabalarının durumuna göre karar vermelidir. Örneğin, teyzesi rahatsız olan bir kişi ilk ziyaretini teyzesine yapmalıdır. Dedesi hacdan dönen kişi, dedesinin ziyaretine gitmelidir. Şayet böyle özel durumu yoksa kan bağından başlayarak daha uzaktaki akrabalara doğru ziyaret gerçekleştirilebilir.

Evinize En Yakın Komşunuzu ve Onunla İlişkilerinizi Yazınız.

Evinize En Yakın Komşunuzu ve Onunla İlişkilerinizi Yazınız.

 

Günümüzde pek şeyin güzelliğini kaybettiği gibi komşuluk kavramı da maalesef ki özelliğini yitirmiştir. Peygamber efendimiz ‘ komşusu açken tok uyuyan bizden değildir’ demiştir. Ancak şimdiler de bırakın komşumuz aç mı tok mu telaşına düşmeyi karşılaştığımız zaman selam bile vermiyoruz. Kalabalıkta yaşamanın getirilerimi diyelim yoksa insanların en yakınlarından sürekli zarar görmeleri midir neden bilinmez ama modern dünyada komşuluk kavramı yok olmuştur.

 

Komşuların birbirinin hakkını gözetmedikleri koca koca binalarda yaşıyoruz. Üst komşumuz sürekli balkondan halı çırparak, gece geç saatlere kadar gürültü yapıyor. Doğal olarak komşusunun hakkını asla gözetmiyor. Hak gözetmeyen insanın kendisine saygısı olmadığı için size saygı duymasını da bekleyemezsiniz.

 

Yaşanılan birtakım komşuluk sorunları ile alakalı bir yerde komşunuz ile konuşmak istediğiniz de öfkeli ve saygısız bir insanla karşılaşma ihtimaliniz bir hayli yüksek. Hatasını kabul edip sizden özür dileyecek ve aynı hatayı tekrar etmeyecek bir komşu bulmanız oldukça zor.

 

Siz aç mısınız tok musunuz sorusuna modern toplumlarda sıra gelmemektedir. Kavgasız gürültüsüz komşular bulmuş iseniz kendinizi şanslı saymalısınız. Öyle bir dünyada yaşamaya başladık ki çocukların sokakta oynayamadığı ve asla bir komşuya emanet edilemediği dönemlerdeyiz. Öyle ki çocuklar kaybolduğunda katili komşulardan çıkabilecek kadar kirlenmiş bir dünyada yaşıyoruz. Oysa dinimizin emrettiği komşulukları yapabilseydik dünya ne kadarda yaşanası ve güzel olurdu. Kapımızı kilitlemeden evden çıkmak, çocuklar bahçede oynarken komşuya emanet etmek işte bu hayallerin gerçek olması için vicdanlı ve İslamı tam yaşayan kulların toplumda kaybolmaması gerekmektedir.

Yaşadığınız çevrede yapılan geleneksel el sanatlarını araştırınız.

Yaşadığınız çevrede yapılan geleneksel el sanatlarını araştırınız. Yaşadığınız çevrenin geleneksel el sanatlarıyla ülkemizin diğer yerlerinin geleneksel el sanatlarını benzerlikler ve farklılıklar yönünden karşılaştırınız.

 

Ülkemizin tarihi dönemler içerisinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapması farklı bölgeler içerisinde zengin bir kültürel mirasın oluşmasına katkı sağlamıştır. Oluşan kültürel mirasın meydana getirdiği farklılıkları görebilmenin mümkün olduğu alanlardan birisi de geleneksel el sanatları olup birçok sanat dalı uzun yıllar boyunca insan emeği ve bölgede bulunan malzemelerin kullanılması ile ortaya çıkarılmıştır. Anadolu toprakları üzerinde yer alan farklı bölgelerde birbirinden farklı şekilde ortaya konan el sanatı ürünleri ülkemizin zengin bir kültürel mirasının oluşmasına katkılar sunmaya devam etmektedir. Görsel tasarımları ile oldukça dikkat çekici bir yapıya sahip olan geleneksel ürünlerin bazıları birbiriyle benzerlik gösterebilmektedir.

 

Çevremizde yapılan geleneksel el sanatları ile ilgili detaylara bakıldığında Ankara Beypazarı bölgesinde yer alan ustalar tarafından gümüş malzemelerin işlenmesi ile elde edilen yüzük, kolye gibi takıların varlığından söz edebilmek mümkündür. Kütahya bölgesine geçtiğimizde ise yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çeken çini sanatının ön planda yer aldığı görülmektedir. Çini sanatına emek vermiş usta eller tarafından bardak ve vazo gibi unsurlar titiz bir çalışma ile işlenmekte ve çeşitli motifler yerleştirilmektedir. Erzurum bölgesinde çıkarılan doğal kaynaklardan birisi olan Oltu Taşı sanatsal faaliyetler içerisinde değerlendirilmekte olup bu taşın kullanılması ile başta tespih olmak üzere küpe ve kolye gibi ürünler imal edilmektedir. Benzer bir durumu Eskişehir bölgesinde çıkarılan Lüle Taşı kullanılarak yapılan geleneksel ürünlerde görebilmek mümkündür.

Bayramlarda insanlar niçin birlikte vakit geçirmek ister?

Bayramlarda insanlar niçin birlikte vakit geçirmek ister? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Ülkemizde geçmişten günümüze kutlanan birçok bayram bulunmakta olup bu bayramlar kendi arasında dini ve milli bayram olmak üzere alt kollara ayrılmaktadır. Dini bayramlarda İslam dininin gereği olarak yapılan kutlama ve faaliyetler yer almaktadır. Milli bayramlarda ise ülke tarihine etki eden olayların unutulmaması ve milli bilincin halk üzerinde yer edinmesi amacıyla çeşitli kutlama ve anma törenleri gerçekleştirilmektedir. Bayramlar toplumun birlik ve beraberliğine katkı sağlayan unsurlar olarak önem verilmesi gereken bir etkinliktir. İnsanlar, coşkulu ve mutlu oldukları bu zaman dilimleri içerisinde sevdikleri ile birlikte yan yana olmak ister ve böylece mutluluk daha da paylaşılır bir hale gelmektedir. Kültürümüzü yansıtan en önemli unsurlar olarak yer alan bayramlarda akraba ve arkadaş ziyaretleri gerçekleştirilir.

 

Dini bayramlarda doğduğu yerden farklı bir noktada yaşayan halkın önemli bir kısmı memleketinde yer almayı tercih eder ve bir nebze de olsa memleket hasretini gidermeyi amaçlar. Geçmişten günümüze devam eden güçlü bir gelenek haline gelmesi, bayramın çok daha keyifli bir şekilde geçirilmesi amacıyla insanlar bir araya gelir ve güzel sohbetler eşliğinde vakit geçirir. Kültürel değerlerin unutulmaması ve toplumun sahip olduğu geleneklerin gelecek nesillere aktarılması amacı ile bayramlarda birlikte vakit geçirme hususuna oldukça önem verilmektedir. Böylece küçüklerin de gelenek bilincine sahip olması ve toplum değerlerini sonraki nesillere aktarması mümkün hale gelmektedir. Milli bayramlarda okullarda ve askeri bölgelerde çeşitli kutlama ve anma törenleri düzenlenmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında komşu ülkelerle kurduğumuz kuruluşları araştırınız. Bunların kuruluş amaçlarını yazınız.

 

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu ilk yıllarda savaştan çıkmış ve yeniden kurulmuş ülkenin zayıf haline rağmen, dış ilişkiler noktasında başarılı adımlar atmış ve bazı çalışmalarda bulunmuştur. Bu çalışmalar hem komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesinde hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin kalkınmasında etkin rol oynamıştır.

 

Bu kurulan kuruluşlar, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda katkılar sağladığı gibi, istihdam ve eğitim olanaklarını da üst seviyeye çıkarmıştır. Ağırlıklı olarak sanayi alanına yapılan bu çalışmalar ülkemizin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Komşu ülkelere kurulan şeker fabrikaları, silah üretim atölyeleri, tarım makineleri üretim fabrikaları ve çeşitli işleme merkezleri bu kuruluşlara örnek olarak gösterilebilir. Bu kuruluşlar bir başka fayda olarak, kurulduğu ülkelerde de işsizlik oranının azalmasına olanak tanımıştır.

 

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti devletini, fakirlik ve huzursuz ortamın hüküm sürdüğü noktadan alıp, demokratik, bağımsız ve ekonomik sorunların aşıldığı bir ülke konumuna getirmiştir. Bu komşu ülkelere kurulan kuruluşlar bu yolda önemli değere sahiptirler.