Felsefi soruları diğer sorulardan ayıran özellikler nelerdir?

Felsefi sorular, son derece alengirli ve tek bir cevaptan fazla cevabı bulunabilen sorulardır. Bu durum felsefedeki her sorunun mutlaka cevap almak için sorulmuyor olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin felsefede bir soru, yalnızca zihnin çalışmasını ve alternatifler üretirken pratik olarak düşünme eylemini gerçekleştirmesini amaçlıyor olabilir. Bu da aslında felsefe sorularının gerçek manada birer zihin egzersizleri olduğunu akla getirmektedir. Aslında zihin egzersizi tabiri felsefe soruları için pek de yanlış bir tabir sayılmaz. Bu tabir, felsefe sorularının insanı daha önce düşünmediklerini düşünmeye, daha önce aklına gelmeyenleri hatırlamaya çalışmaya yönelttiğinin göstergesidir. Felsefe sorularının işte en genel olarak özelliği budur.

 

Felsefe soruları, felsefe yaparken kimi zaman asıl sorudan kaymak içindir. Yaşamın birden fazla alanı ile ilgili fikirler tek bir soru başlığı altında üretilebilir. Bu da son derece geniş kavramların her zaman birbiri ile ilgili olduğunu gösterir. Kişinin felsefe ile ilgili sorular sorası dünya ile ilgili cevaplar verirken aynı zamanda kendisi ile ilgili de cevaplar veriyor olması anlamına gelmektedir. Çünkü felsefi sorulara verdiğimiz yanıtlar çoğu zaman bizim yaşama bakış açımızı ve dünya görüşümüzü yansıtır. Bundan dolayı felsefi sorulara yanıt vermek bireyin aynı zamanda kendi dünyasına doğru yaptığı bir yolculuktur. Ayrıca felsefi sorulara yanıt verirken bir birey, hiçbir zaman soruyu ilk duyduğu andaki gibi olmaz. Yanıt verirken kendi de sürekli olarak değişir.

Felsefenin birey ve topluma kazandırdığı niteliklerden üçer tane yazınız.

Felsefe hem bireylere hem de bireylerin oluşturduğu geni topluluklar olan toplumlara çok sayıda iyi özellik kazandırır. Bu özellikler sayesinde kuşkusuz daha sağlıklı bir birey ve daha sağlıklı bir toplum modeli mümkün hale gelir. Şimdi felsefenin birey ve topluma ne gibi nitelikler kazandırdığından ve bu niteliklerin ne gibi artılar sağlayacağından beraber bahsedeceğiz. Dilerseniz başlayalım.

Felsefenin bireye kazandırdığı özellikler:

  1. Birey sosyopolitik konularda politikacıların konuşmalarını dinlerken onları sorgulayabilen hale gelir. Bu sayede kendi doğrularını yansıtan politik partiyi bilinçli bir şekilde seçebilme yeteneğine sahip olur.
  2. Birey çevresinde yaşanan olayları eleştirel bir göz ile değerlendirir ve bu gözle aynı zamanda bazı sonuçlarda ve çıkarımlarda da bulunur. Çevresi, genel olarak ülkesi ve dünyası da olabilir, daha yakın çevre olarak düşüneceğimiz ailesi de.
  3. Birey kendi hareketleri konusunda da her zaman eleştireldir ve bu sürekli olarak karakter gelişimi yaşamasını sağlar.

Felsefenin topluma kazandırdığı özellikler:

  1. Felsefe daha sağlıklı bir toplum yapısı oluşturur. Bu toplum yaşadıkları ortamdaki sorunların ayırdında olur.
  2. Toplum her zaman gelişime, yeniliğe, ilerlemeye açık olur ve bu sayede asla geride kalmış bir toplum haline gelmez.
  3. Toplumdaki suç oranları gelişmiş analitik düşünme felsefesi sayesinde çok düşer, bu da daha huzurlu ve güvenli bir toplum oluşturur.

Bir filozof, insanların giyinmesi için hayvan kürklerinin kullanılıp kullanılmaması tartışmalarına nasıl katkıda bulunur?

Filozoflar, sanıldıklarının aksine sadece teori dünyası dâhilinde değil pratikler dünyası dahilinde de kullanılabilecek fikir ve düşünceler zincirleri üretirler. Filozofların matematik düzleminde sundukları bir önerme, onların pratik yaşamların saat kaçta uyuyup uyanacaklarını, neler yiyip neler yemeyeceklerini etkileyebilir. Çünkü yaşamdaki seçim ve tercihlerimiz belli bir felsefi arka planı içerir ya da içermek zorundadır.

 

İnsanların giymesi için kürk kullanımı, insanların dış görüntülerinin ya da ısınma ihtiyaçlarının hayvanların canlarından daha değerli olduğu kabulü karşılığında gerçekleştirilir. Öyle ki bu eyleme göre kolaylıkla ısınmak için bir hayvanı kırkabilir, doymak için bir hayvanı kesip yiyebilirsiniz. Bu da nihayetinde insanın biricik olduğu felsefe dünyalarına meyil etmenizi sağlar. Eğer bir filozof bu fikirde değilse, örneğin insanın ihtiyaçlarının hayvanların canlarından daha önemli olmadığı bir etik dünyayı savunuyorsa, kürk kullanımı hakkında da bu filozofun söyleyeceği bir şeyler var demektir. Bu filozof çok yüksek bir ihtimalle kürk kullanımına karşı çıkacak ve insanların ihtiyaçlarından hayvanların canlarının sorumlu tutulmasından rahatsız olacaktır. Tam da bu noktada bir filozofun böyle güncel ve herkesi ilgilendiren mesele ile ilgili söyleyebileceği, katkıda bulunabileceği çok şey vardır. Filozoflar çünkü alt soyut düzlemdeki kavramlar ve metodolojiler ile değil aynı zamanda pratik ve spontane gelişimler için de teorilerin üretirler.

Aşağıda giriş bölümü verilen hikayeyi tamamlayınız.

Mahallemizin en eğlenceli yeri kavak ağaçlarının altıydı. Burası tam bize göreydi çünkü ağaçların gölgesinde birçok oyun oynayabiliyorduk: saklambaç, körebe, yakan top, çelik çomak, mendil kapmaca… Zaman zaman annelerimiz de toplanıp piknik yapmak için buraya gelir hatta çoğu zaman bizim oyunlarımıza katılırlardı. Bir gün, bizim için çok değerli olan bu alana alışveriş merkezi yapılacağı haberini aldık. Gölgesinde eğlendiğimiz kavak ağaçları kesilecek, yerlerine kocaman bir beton yığını dikilecekti. İşin üzücü yanı çevremizde zaten birçok alışveriş merkezi olmasıydı. Hep birlikte oyun alanımızı nasıl kurtarabiliriz diye düşünmeye başladık.

 

Biz çocuklar olarak birşey yapamayacağımıza karar verdikten sonra mahallenin büyüklerinden yardım istemeye karar verdik. Hep birlikte muhtara doğru yola koyulduk. Muhtara duygularımızı anlattık. Oyun alanımızın yok olmasını istemediğimizi söyledik. Bizim için bişeyler yapmasını rica ettik. Muhtar bize yardım etmek için mahalle halkını kahvede toplamaya karar verdi.

 

Akşam olmuştu tüm mahalleli kahvede toplandı. Büyüklerimizde istemiyordu etrafta çokca AVM varken yeni bir tane daha yapılması. Herkes düşüncelerini söylerden en çok beğenilen Mehmet amcanın fikri idi. Boş arsada eylem yapacaktık. AVM yapılmasını protesto edecektik. Buraya AVM yapılırsa burayı kullanmayacağımızı, hiç kimseninde buradan alışveriş yapmasına müsaade etmeyeceğimizi bağıracaktık.

 

Ertesi gün hiç vakit kaybetmeden pankartları hazırladık. AVM inşaatını yapacak kişiler geldi. AVM yi protesto ettiğimizi oradan alış veriş yapmayacağımızı söyleyince projeden vazgeçtiler. Sonunda kazanan biz olmuştuk. Oyun alanımız ve ağaçlarımız bize kalmıştı. Çok mutluyduk.

Elif kağnıyı çekmek için Kocabaş’ın yerine geçtikten sonra neler yaşanmış olabilir? Hikaye şeklinde yazınız.

Kocabaş’ın yerine geçen Elif gittikçe güç kaybediyordu. Ya cepheye gidemezsem, ya beni bekleyen askere mahcup olursam diye sürekli aklında geçiriyordu. Milli duyguların verdiği cesaretle silkelendi ve ne olursa olsun cepheye ulaşması gerektiğini sürekli tekrarladı.

 

Bu şekilde yola devam ederken Elif git gide güçsüzleşiyordu. Aksamaya da başlamıştı artık. Ağır ağır ilerlerken sonunda cephe görünmüştü. Uzaktan Elif’in geldiği gören askerler hayretler içinde ona koşmaya başladılar. Kağnı’ya vardıklarında artık Elif’in dermanı kalmamıştı. Kendini yere bıraktı. Uzun süre kendine gelmedi. O kadar çok yorulmuştu ki su içmeye bile dermanı yoktu. Elif kendine geldiğinde askerlerin gözlerindeki mutluluğu gördü. Kendini daha da mutlu hissetti. Mahçup olmamıştı. Vatanın kurtuluşuna kendisi de katkıda bulunmuştu. Askerler minnettarlıklarını sunduktan sonra Elif köyüne doğru yola koyuldu.