Devşirme bir hayat tarzıdır cümlesiyle ne anlatılmak istenmiştir?

“Devşirme bir hayat tarzıdır” cümlesiyle ne anlatılmak istenmiştir?

 

Osmanlı devlet yapısı ilk kuruluşundan itibaren belirli stratejiler geliştirilmiş ve başarı sağlanmıştır. Bu stratejilerden birisi de devşirme sistemidir. Bu sistemle devşirilen gayri Müslüm halkların İslamiyet’e alıştırılması ve Türkleştirilmesi ile tam bir sadık olma durumu ve teslimiyet oluşturulmuştur. Devlet bu teslimiyet sayesinde merkezi otoritesini güçlü tutmayı bilmiş ve savaşlarda da üstün başarılar sağlamıştır. Devşirme bir hayat tarzıdır cümlesi ile de Osmanlının tarzı belirtilmiştir. Cihat anlayışı çerçevesinde gelişen bu sistem İslam’ın yayılmasını hızlandırmış ve asıl amaca hizmetin yegane yolu olmuştur. Osmanlının hayat tarzı olarak görmesi de bundandır.

 

Belirli aşamalar kat edildikten sonra askeri ve yönetimsel pozisyonlara getirilen devşirmeler işinin ehli kimselerden oluşuyordu. Müslüman olarak yetiştirilmeleri ve örf adetlere hakim olmaları olmazsa olmazlardandı. Seçilen her devşirme yeteneklerine göre sınıflandırılır ve zekasına göre yönetimin üst kısmına kadar çıkabilir paşa olabilirlerdi. Osmanlı benimsediği bu hayat tarzı sayesinde büyümesini hızlandırmış büyük ve köklü bir cihan imparatorluğu olmuştur.

Askeri ile reaya arasındaki farklılıklar nelerdir?

Osmanlı toplumunda, askeri ile reaya arasındaki farklılıklar nelerdir?

 

Toplum denince akla farklı etnik grupların yahut aynı milletlerin bir arada yaşayışlarını sürdürdüğü yapı geliyor. Osmanlı da ise toplum; kurulduğundan yıkıldığı ana kadar bir çok farklı toplum yapısına sahip olmuş ve yönetmiştir. İlk kurulduğu yıllar halkının tamamı Türk olsa da sonra ki yıllarda farklı coğrafyalarda kazanılan topraklarla birlikte farklı milletten ve kavimlerden insanları toplumuna katmıştır.

 

Osmanlıda toplum iki grup olarak ayrılır. Yönetenlerin askeri sınıf olduğu yönetilenlerin ise reaya adı verildiği bir toplum yapısı mevcuttur. Bu iki sınıf arasında farklılıklar vardır. Yönetenler devletten maaş aldıkları gibi yönetilenler yani reaya devletten maaş almaz. Yine en önemli farklardan birisi vergi meselesidir. Yönetenler vergi vermezken reaya vergiye tabidir. Her iki sınıfta kendi içerisinde kollara ayrılır. Askerleri toplum olan yönetenler üç kola ayrılır. Bunlar; seyfiye; yani sadrazamların ve vezirlerinde bulunduğu en üst seviye, ilmiye; kazaskerler ve şeyhülislamların bulunduğu ikinci seviye ve kalemiye; devlet dairelerinde çalışan memurların olduğu üçüncü seviye şeklindedir. Reaya toplumu ise Müslümanlar ve gayri Müslimler olarak ikiye ayrılır. Her grubun ayrıcalıkları ve özellikleri farklıdır. Yönetime girmenin gayri Müslimler tarafından mümkün olmadığı sadece Müslümanların kabul edildiği bilinmelidir.

Beylik Döneminde Osmanlı askeri gücü hangi muharip unsurlardan oluşmuştur?

Beylik Döneminde Osmanlı askeri gücü hangi muharip unsurlardan oluşmuştur?

 

Beylik döneminde Osman bey, gaziler ve Alpleriyle askeri gücünü oluştururken, civar beyliklerden de yardım almış ve Türkmen aşiretlerine kazandıkları savaşlarda verilmek üzere ganimet ve yerleşmeleri için toprak sunmuştur. Türkmen aşiretleri kazanılan topraklara yerleşme ve ganimetler pay alma yoluyla Osmanlı Beyliğine destekte bulunmuşlardır. Sadece bu sebeple bakmamız doğru olmaz elbette. Özellikle cihat anlayışının çevresinde geliştiği bu güç menfaatsiz destek görmüş ve çevresinde ki ilişkileri iyi yönetmiştir. Ahilerinde sefere katıldığı ve alperenlerle birlikte gazi dervişlerinde desteği söz konusudur. Tüm bu desteklerin temel amacı Osmanlı beyliğinin askeri gücü oluşturması içindi. Türkmen aşiretlerinden gönderilen atlı askerlerin özellikle sağladığı fayda yadsınamaz.

 

Doğuda Moğolların baskısı ve batı da yer alan Bizans’ın varlığı ve uç beyliği olarak orada yaşamaya çalışan Türkmen beyleri yeterince askeri tecrübe sahibi idiler. Osman bey sadece beylik yapmıyor bir komutan olarak da birliklerinin başında yer alıyordu. Gündüz alp, samsa çavuş, konur alp, Karamürsel alp ve Akçakoca gibi yiğit Alpleriyle birlikte savaşçı kimlikleri onların başarılarının ve güçlerinin bilinmesini sağlıyordu.

Osmanlı Devletinde merkezi otoritenin sağlanmasında tımar sisteminin rolü nedir?

Osmanlı Devletinde merkezi otoritenin sağlanmasında tımar sisteminin rolü nedir?

 

Gün geçtikçe büyüyen ve toprakları genişleyen Osmanlı devletinde yönetimin daha güçlü olması gerekliliği oluştu. Yönetimsel anlamda bir boşluk bırakmak istemeyen ve tam bir hakimiyet sağlamak isteyen Osmanlı devleti tımar sistemini geliştirdi. Tımar sistemi oluşturduğu yapı ile hem toprakların hakimiyetini sağlamak için, hem vergilerin toplanmasını kolaylaştırmak için, hem de asker eksikliğinin giderilmesi için gerekli olmuştur. Kurulan sistemle köylülere devlet tarafından emaneten geri alınmak koşulu ile araziler verilecek ekip biçmeleri sağlanacak ve kazanılan paradan bir kısmı vergi olarak tımar sahibi askerlere verilecekti.

 

O bölgenin yönetimini de sağlayan tımar sahipleri yönetimsel anlamda ki boşluğu doldurmuşlardır. Yönetilen her bölgenin tam bir bağlılıkla padişaha bağlı olması merkezi otoritenin güçlü olmasını sağlamıştır. Fetihlerle artan topraklar bu sayede kontrol altına alınmış ve halk vergiye bağlanmıştır. Vergi toplamanın kolaylaştığı bu dönemde topraklarında daha verimli hale gelmesi ayrıca yönetilmesi hususunun kolaylığı ve devletten bu şartlarda para çıkmayışı merkezi otoritenin gücünü arttırmıştır.

Osmanlı Devletinde yeniçeri olmak için hangi aşamalardan geçilmelidir?

Osmanlı Devletinde yeniçeri olmak için hangi aşamalardan geçilmelidir?

 

Tarihte önemli bir yeri olan yeniçeriler daha çocuk yaşta seçilirdi. 10-15 yaşları arasında ki gayrimüslim çocuklar Bursa’nın Türkmen köylerinde gönderilirdi. Burada İslamı ve Türk örf adet ve gelenekleri öğrendikten sonra Osmanlının üniversitesi sayılabilecek Enderun mektebine gönderilirdi. Tabi hepsi değil bir kısmı. Enderun mektebine gönderilenler devletin idari kadrosunda yer almak üzere mezun olur olmaz saraya çağrılırdı. Diğer gruplar ise orta adı verilerek askeri teşkilata hizmet etmeye başlardı. Ortalarında bir kısmından solak olanlar özellikle seçilir sarayda padişahı koruma görevini üstlenirlerdi l. Sultana yapılacak bir saldırı düşmanın hiç beklemediği bir yerden sol taraftan engellenebilsin amacı taşır solaklar. İlk zamanlar silahsız sarayda bulunan solaklar sonra ki zamanlarda artan tehditlerden ötürü oklarını taşımaya başlamışlardır.

 

464 yıl boyunca varlığını sürdürmüş olan yeniçeriler tarihte bir çok olayla anılır hale gelmiştir. Kimi padişahı katletmiş kimi padişaha ayaklanmışlardır. İlk olarak balkanlarda Osmanlının yerleşmesinin ardından buradan seçilen kalıplı ve zeki çocukların seçilmesi ile kurulmuştur yeniçeri ocağı. Turnacıbaşı adı verilen kişiler tarafından belirli testlere tabi tutularak seçilmişlerdir. Fiziki yapılarının güçlü görünmesine dikkat edilir, zeki olması gereklidir ve belirleyici bir izi bulunmamalıdır.

Ahilerin, Osmanlı Devletinin kuruluşundaki etkileri nelerdir?

Ahilerin Osmanlı Devletinin kuruluşundaki etkileri nelerdir?

 

Osmanlı devletinin kuruluş amaçlarından en önemlisi İslamı yeryüzüne hakim kılmak ve Allah’ın adını tüm dünyaya duyurmaktı. Bu amaç uğruna cihat anlayışı ile savaşan bir topluluk haline gelen Osmanlı’da sosyal ve dini hayatın uygulanması konusunda gerekli örgütlenmeyi ahiler teşkilatı sağlamıştır. Öyle ki fethedilen toprakların Türkleşmesi ve İslamlaşmasını gazi dervişler ve alperenlerle birlikte başarmışlar ve yeni yerleşenlerle yerleşik olanların uyumunu sağlamışlardır. Moğolların baskısı ve Anadolu içerisinde siyasi bir birliğin olmaması toplulukları uç noktalara gitmeye zorlamıştır. Ahiler de bu baskıların yanı sıra cihat anlayışını düstur edinen Osmanlının büyümesi ve fetihler gerçekleştirmesi için yanında yer almışlardır. Gazi dervişler ve alperenler ile ahiler yetiştirilen bilinçli ve imanı kuvvetli askerleri Osmanlının büyümesi adına teslim etmişlerdir.

 

Osmanlıya olan hizmetlerinin İslam sancağının yükselmesi için yapılacak hizmet olarak görmesi genel özellikleridir. Ahiler sadece bir esnaf teşkilatı olarak kalmamış sosyal hayatı düzenlemede topluma öncülük etmiştir. Doğruyu ve yanlışı anlatan ahlaki değerleri topluma öğreten ahiler Osmanlının kuruluşunda büyük bir etkiye sahiptir. Özellikle manevi destekleri fethedilen yerlerde ki hizmetleri o bölgelerde ki çıkabilecek karışıklıkların önüne geçmelerini sağlamıştır. Ticari ahlakı yaymaları ve koyulan kurallar dairesinde geliştirmeleri tüccarlara olan güveni arttırmış ekonomik anlamda büyümeye de katkı sunmuşlardır. Hem sosyal hem siyasi hem de ekonomik etkileri o dönemde ahiler teşkilatının ne denli önemli olduğunu bizlere gösteriyor.

Osmanlı ordusunun Avrupa ordularına üstünlük kurmasında Türk askerlerinin hangi özellikleri etkili olmuştur?

Osmanlı ordusunun, Avrupa ordularına üstünlük kurmasında Türk askerlerinin hangi özellikleri etkili olmuştur?

 

Avrupa ülkelerine nazaran farklı bir ordu yapısına sahip olan Osmanlı genellikle devşirilen yabancıları Türkleştirmiş ve yeteneklerine göre eğitmiştir. Eğitilen her asker alanında uzman olduktan sonra savaşa katılabilmiştir. Disiplinin ve ordu yapısının temeli sağlam taşlar üzerine oturtulan Osmanlı devleti, Avrupa ordularına genellikle üstünlük kurmuştur. Bu üstünlüğün bir çok nedene bağlı olduğu söylenebilir. Özellikle Osmanlının devlet olarak benimsediği hoşgörü politikası gereğince toplumlar etki altına alınmış ve savaşmadan dahi topraklar kazanılmıştır. Fethedilen yerlerde ki İslam sancağının götürülmesi ile oluşan korku yerini anlayışa bırakmıştır. İnsanların dini inanışları açısından serbest bırakılması ve inançlarını yaşamaları için gerekli hakların tanınması bunlara örnek oluşturabilir.

 

Fethedilen topraklarda Osmanlı askerleri devşirme olduğu için kendi tebaasına zulmetmemiş, Türk de olsa böyle çirkin bir yaklaşım sergilememiştir. Saygı duyulan sivil halk baskılardan uzak tutulmuştur.  Orduları ise Osmanlının gücünün göstergesi olmuştur. Avrupa ordularında olmayan üstün özellikler kendi bünyesinde toplanmıştır. Atların kullanımı ve teknik anlamda ki üstün başarıları diğer Avrupa devletlerinde bulunmuyordu. Savaşçı özelliği ve cihat anlayışı ile de algılarında ki şehitlik ülküsü onları korkusuz kılıyordu. Yine Avrupa ordularında ki bu tarz bir yaklaşımın olmadığı gerçeği daha çabuk geri çekilebilmelerini sağlamıştır.

Devşirilen çocuğun hayatında ne gibi değişiklikler olmuştur?

Devşirilen çocuğun hayatında ne gibi değişiklikler olmuştur?

 

Osmanlı devleti Hristiyan ailelerinden aldığı çocukları Türk ailelerine teslim ettikten sonra Türkleşmesini sağlamış ve devşirme adı verilen sistemle orduya yerleştirmiştir. Gelişen sistemin ilerleyen yıllarında üstün başarı sağlayanları paşalığa kadar yükselebilmiş Osmanlı devlet yapısının bütünlüğünü korumak amaçlı hizmetlerde bulunmuşlardır. Devşirilen bu çocuklar elbette ki farklı bir din ve kültürün etkisi altında kalmışlardır. Türkleşme ve İslamlaşma ile kendi kültürlerinden ve dinlerinden ayrılan bu kimseler seçilerek orduya alınmış belli yetenek sahibi olan kimselerdi. Tek çocuklu olan ailelerden alınmaması ve sarışın olmamasına dikkat edilirdi. Esmer olan kimselerin fark edilme olasılığı daha az olduğu için bu tarz eleme sistemi geliştirilmişti.

 

Yaşadığı toplumun da fethedilen topraklarla birlikte İslam kültürü altında kalması ve Türkleşmesi onların Osmanlı yapısına çabuk ısınmalarını sağlamıştır. Sonuçta kendi tebaasının güvenliğini sağlayacağı düşüncesi yerleşmiştir. İslam ın kabul edilebilmesi ve doğruyu göstermesi de dini açıdan zorluk yaşanmamasını sağlamıştır. Başarılı olmak adına hizmetlerini tam bir teslimiyetle yerine getirmişler sonraları sisteme bulaşan rüşvet ile sistemin ruhuna aykırı işler sistemin bozulmasını hızlandırmıştır. Kendi ailelerinin den kopan her devşirme yeni bir hayatı yaşamaya başlamış, düşünce tarzlarına kadar değişim göstermişlerdir.

Osmanlı Devletinde Pencik sistemi ne zaman uygulanmaya başlanmış ve hangi olaydan sonra uygulanmasında zorluklar yaşanmıştır?

Osmanlı Devletinde Pencik sistemi ne zaman uygulanmaya başlanmış ve hangi olaydan sonra uygulanmasında zorluklar yaşanmıştır?

 

Pencik kelimesinin beşte biri anlamına geliyor olması ismin çıkışını simgeler. İslam hukukunda savaşlardan sonra elde edilen ganimetlerden olan esirlerin beşte birinin acemi ocağına alınmasıyla başlamıştır. İlk olarak 1. Murat döneminde yapılan tavsiyelerle ortaya çıkan bu sistem Yıldırım Bâyezid zamanında kaybedilen Ankara savaşı ile oluşan boşlukla işleyemez hale gelmiştir.

 

Kazanılan savaşlar sonunda İslam hukukun uygulanması ile ganimetler elde ediliyordu. Mallar ve esirler bölüştürülüyor ayrı ayrı pay ediliyordu. Esirlerden küçük Hristiyan çocukları ilk olarak pençik sistemi ile acemi ocağına alınsa da sonrasında sistem değiştiriliyor öncelikle Türk’e vermek adıyla bir Türk aile yanına yerleştirilip belirli örf adet ve geleneklerin eğitimi alındıktan sonra acemi ocağına kabul ediliyordu. Verilen ailelere baktığı ve alındığı için belli miktarda para ödeniyor bu sayede Osmanlının kendi bünyesinde kalıyorlardı. Sistemin sonrası için değiştirilmesi çocukların sürekli olarak kaçıp ailelerini ziyaret etmesinden kaynaklanıyordu. Savaşların olmayışı sistemin tekrar değişmesini gerektirmiş hali hazırda olan Hristiyan ailelerden de beşte bir oranında pençik sistemi gereğince çocuklar alınmıştır. 1402 yılında Ankara savaşı sonrasında yenilen Osmanlı da yönetimsel boşluk oluşmuş kaos düzeni hakim olmuştu. Oluşan bu boşluk sistemin sürekliliğinin önünü kesmiş sistem ilerleyemez hale gelmiştir. Sonrasında ise devşirme sistemi uygulanmaya konmuş pençik sistemi ile benzer nitelikler taşımıştır.

Tımarlı Sipahiler ile yeniçerilerin özellikleri nelerdir?

Tımarlı Sipahiler ile yeniçerilerin özellikleri nelerdir? Karşılaştırınız.

 

Tımarlı sipahiler; tımar sistemi ile kurulmuş askeri birliklerdir. Asılları Türk olan askerler, sistemin gereklerini yerine getirebilme amaçlı; toprakların yönetimini sağlarlar, köylüleri yönetirler, vergileri toplarlar, ekip biçmeyen köylünün elinden toprağı geri alma yetkisine sahiptirler ve toplanılan vergilerler asker yetiştirirler. Ayrıca bulundukları bölge içerisinde ki güvenliği sağladıkları gibi her an savaşa hazır beklerler.

 

Yeniçeriler ise; Hristiyan ailelerin çocuklarından oluşuyor olması ile aslen Türk değildirler. Tek çocuğu olan ailelerden alınmaması da Osmanlı askeri sisteminin merhametli oluşumundan kaynaklıdır. Hristiyan ailelerinden alınan bu çocuklar Müslüman ailelerin yanına verilir ve din kurallarının yanı sıra ahlaki değerlerde öğretilirdi. 7 ila 10 yaş arasında ki çocuklar yetiştirilerek sonrasında acemi ocağı ile eğitimlerini tamamladıktan sonra Osmanlı askeri yapısının önemli bir kısmını oluşturmuşlardır. Hemen her dönem için tıpkı tımarlı sipahiler gibi savaşa hazır bekletilen düzenli orduyu oluştururlar. Gelir kaynakları tımarlı sipahilerden farklı olup üç ayda bir ulufe adı verilen maaşlarla geçinirler.

 

Her iki askeri kolluk güçlerinin oluşumu Osmanlı askeri sisteminin yapısını oluştururlar. Özellikle savaş dönemlerinde ki başarıları ve farklı dallarda ki gelişmişlik alanlarına göre savaşta yer almaları kazanmak arzusunda olan Osmanlı yönetimini nedeniyle gerekli görülmüşlerdir.