Sizce ilk yardımda amaç nedir?

Sizce ilk yardımda amaç nedir? Açıklayınız.

 

İlk yardım kaza anından sonra kazazedeler için yapılan tıbbi müdahalelerdir. Öncelikle ilk yardım bilgisi olan kişilerin ilk yardım yapması gerekir. Eğer çevrede ilk yardım bilgisi olan biri yoksa kazazedenin hayatını riske atmadan yardı edilme amaçlanır.  İlk yardım amaçlarının en önemlisi ve ilki kazazedenin hayati bulgularının yerinde olup olmadığını kontrol etmektir. Bir den fazla kazazede varsa öncelik sırası belirlenmeli eğer kazazedeler taşınabiliyorsa güvenli bir alana alınmalılar. Çevrede bulunan imkanlar le kazazedelerin kendilerinde olup olmadığı kanamalarının olup olmadığı saptanmalı. İlk yardımın amacı kazazedenin hayati bulgularının stabil tutulması ve daha kötüye gitmesini önlemedir. Sağlık ekiplerinin gelmesini beklerken yaralılar ile ilgilenmek ve çevrenin güvenliğinden emin olmaktır.

 

Sağlık ekiplerine haber vermek ve 112’yi aramak da ilk yardım amaçları içerisinde yer alır. Polisi veya jandarmayı çevrede en yakın güvenlik teşkilatını arayıp kaza alanın güvenliğinin sağlanması ve diğer kazaların önlenmesi amaçlanır. İlk yardım kaza geçirenlerin sağlığı için hayati önem taşır bu yüzden ilk yardım yapacak kişinin bu önemle yaralıya yaklaşması gerekir.

İlk yardımda hiç bulundunuz mu?

İlk yardımda hiç bulundunuz mu? Paylaşınız

 

İlk yardım kazanın meydana gelmesinden hemen sonra yapılan bir müdahaledir. Çevrede olan olanaklar ile kazazedelerin sağlığının korunması veya stabil tutulması için yapılmalıdır. Kişisel olarak tam anlamıyla bir ilkyardım yapmış olmasak da birçok insan çevresinde meydana gelen kaza ve yaralanma durumunda yardımcı olmuştur. Çok ağır olmayan ve gündelik yaşantımızda meydana gelen kazalara tanıklık edip ilk yardım ekibinin nelere dikkat ettiğini öğrenmiş ve olası bir kaza durumunda yapmamız ve yapmamız gereken sağlık-i kontrolleri öğrenmeyi amaçlamışızdır.

Teknoloji bağımlılığından kurtulmak için neler yapılabilir?

Teknoloji bağımlılığından kurtulmak için neler yapılabilir?

 

Bu günlerde herkes internette dolaşıyor gibi görünse de sosyal medyada bulunan sayfalarınızı kontrol etmek ve tam bir internet bağımlılığı arasında ince bir çizgi var. Hayatınızın diğer yönlerine ilginizi kaybedebileceğinden korkuyorsanız ve dışarda eğlenmektense internette olmayı tercih ediyorsanız, internet bağımlılığına giden yolda olabilirsiniz. Neyse ki, hayatını bilgisayar önünde yaşamaktan kurtulmanın yolları var.  Eğer teknoloji bağımlısı olduğunuzu düşünüyor ve artık bu bağımlılığın hayatınızı kötü etkilediğini size zarar verdiğini anlamışsanız kararlı adımlar atmanız gerekecektir. Günümüzde hemen hemen her şeyin teknolojik aletler ile yapılması ve yaptığımız işlerde bile bu teknolojik aletleri kullanmamız bizler için durumu zorlaştırsa da teknolojiyi sadece bir amaç olarak kullanmayı öğrenmemiz gerekir.

 

  • Liste oluşturun sizler için teknolojik bağımlılığının neden kötü olduğunu düşündüğünüz birçok şeyi maddeleyerek yazın bu sizi daha kararlı olmaya teşvik edecektir.
  • Kullandığınız teknolojik aletlere belli süre sınırlandırması getirin. Örneğin bilgisayar için 1 saatlik kullanım için önceden alarm kurun ve yalnız 1 saat kullanın.
  • Günlük işlerinizi ön plana koyun. Günlük sorumluluklarınızı maddeleyerek iş önceliğinizin onlar olduğunu hatırlatacak bir yere koyun işlerinizi bitirmeden teknolojik aletler ile zaman geçirmeyin.
  • Arkadaşlarınız ile dışarda program yapın.
  • Aile günleri düzenleyin ve onlar ile birlikte zaman geçirin.
  • Sizi teknolojiden uzak tutacak hobiler edinin, yemek yapmak, resim yapmak, müzik aleti çalmayı öğrenmek gibi.
  • Telefonla mesajlaşmak yerine konuşmayı tercih edin.

Alkolün merkezi sinir sistemi üzerindeki etkileri nelerdir?

Alkolün merkezi sinir sistemi üzerindeki etkileri nelerdir?

 

Alkolün fazla veya az kullanılması merkezi sinir sistemi için olumsuz sonuçlara neden olacaktır. Merkezi sinir sistemi beyin omurilik, omurilik soğanı ve beyincik gibi vücudun yönetiminde yer alan çok önemli bir sistemdir. Vücudun her organını etkileyebilecek olan bu sistemin zarar görmesi ani veya yavaşça olabilecek ölümlere sebebiyet verebilir. Alkol kullanımı doğrudan ya da dolaylı olarak vücudunuzu etkiler. Ve bu etkileşim her zaman kötü sonuçlara sebebiyet verir.  Kişinin akli melekelerini kullanamaz hale gelmesine ve kendini bilememe gibi durumlara düşmesine olanak sağlar.  Alkol beyinde ve diğer sinir dokusunda depresan görevi görür. Fiziki, psikolojik ve sosyal olarak her türlü hastalığa bağımlılığa ve kötü duruma karşı bağışıklığınızı azaltan alkol sonunda bağımlılık ve birçok ölümcül hastalığa neden olacaktır. Her insanın beyin yapısı ve işleyişi farklıdır bu yüzden alkol kullanımının zararları kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

 

  • Hafıza kaybı, geçici veya kalıcı olmak üzere kişi hafıza kaybı yaşayabilir. Zaman zaman ani unutmalar meydana gelebilir. Alzheimer, erken bunama gibi hafıza ile ilgili problemler yaşanabilir.
  • Alkol alındığında merkezi sinir sistemi ya çok uyarılmaya ya da hiçbir uyarı alımını yapmamaya başlar. Merkezi sinir sisteminin çok uyarılması ile uykusuzluk odaklanamama çok sık tuvalete gitme ve depresyon eğilimli duygularının ortaya çıkışı yaşanabilir.
  • Yürüme bozuklukları, kendini kontrol edememe, görmede bozukluk yaşanması, ne dediğini bilmeme ani duygu değişimi yaşanabilir.

Tütün ve tütün ürünlerinin yol açtığı sorunlar nedir?

Tütün ve tütün ürünlerinin yol açtığı sorunlar nedir?

 

Tütün ve tütün ürünleri kullanmak, vücut sisteminizde devam eden çeşitli komplikasyonlara ve vücut sistemlerinizde uzun süreli problemlere neden olabilir. Tütün ürünlerinin kullanımı birkaç yıl boyunca çeşitli problemlerinizin riskini artırabilirken, bazı bedensel problemler hemen gerçekleşir.  Tütün dumanı sağlığınıza inanılmaz derecede zararlıdır. Sigara içmenin veya tütün ürünlerini kullanmanın daha sağlıklı olabilecek bir yolu yok. Tütünü bir puro, pipo veya nargile ile değiştirmek, sağlık risklerinden kaçınmanız için işe yaramayacaktır. Sigara, nargile, puronun hammaddesi olan tütünün farklı şekillerde kullanımları ortaya çıkmış olsa da yine sağlığa aynı miktarda zarar verecektir. Tütün dumanının içinde 500’den fazla kimyasal madde vardır. Ve bu maddelerin hepsi sağlığı olumsuz etkileyebilecek zararlı bileşenlerdir. Tütün ve tütün ürünlerinin yol açtığı sorunlar nedir sorusunu maddeleyecek olursak;

 

  • Sindirim sistemi hastalıklarına ve bozukluklarına neden olacaktır. Mide yutak gibi sindirim sistemine ait olan organların zarar görmesi ile birlikte oluşacak problemlerdir.
  • Akciğer ile ilgili tehlike olabilecek semptomlar görülebilir.
  • Solunum yolu rahatsızlıkları meydana gelebilir aynı zamanda öksürük gibi çeşitli yan etkiler görülebilir.
  • Kalsiyum eksikliği, tütün ürünleri kullanan kişiler kalsiyumu daha az alma eğilimi gösterirler. Buda kemiklerde zayıflama ve kırılma çatlama riskini arttıran etkenler arasında bulunur.
  • Bir çok kanser türüne sebebiyet verir.
  • Doğurganlık oranında azalma ve erkeklerde cinsel problemler meydana gelmesine sebebiyet verir.
  • Kalp ve damar hastalıklarının meydana gelmesi ve damarlarda tıkanıklık olması.
  • Romatoid Artrit , Ektopik Gebelik , Erektil Disfonksiyon ve diş eti rahatsızlıkları gibi hastalıklara yakalanma riski artar.

Teknoloji bağımlılığının insan sağlığına zararları neler olabilir?

Teknoloji bağımlılığının insan sağlığına zararları neler olabilir? Tartışınız.

 

Teknolojinin, kullanıcıların zihinsel ve fiziksel sağlığı üzerinde büyük bir etkisi olabilir. Aşırı bağlı olmak, dikkat dağınıklığı, narsisizm, anlık öfke ve hatta depresyon gibi psikolojik sorunlara neden olabilir. Kullanıcıların ruh sağlığını etkilemenin yanı sıra, teknolojinin kullanımı fiziksel sağlık üzerinde görme problemlerine, işitme kaybına ve boyun zorlanmasına neden olan olumsuz yansımalar da olabilir. Öncelik olarak zaten kişinin teknolojik aletlere ve teknolojiye karşı aşırı bir bağlılığı varsa bu en büyük sağlık problemlerinden birini teşkil eder. Teknoloji bağımlılığı dediğimiz şey kişinin telefon bilgisayar, tablet ve benzeri dijital aletlerin aşırı derece kullanmak. Onları kullanmadığı taktirde ne yapacağını bilememek sıkılmak buna dayanmakta güçlük çekmek bağımlılık problemlerini gösteren etmenlerdir. Kişinin vücuduna organlarına zarar verdiği gibi aynı zamanda sosyal ilişkilerine ve psikolojisine de zarar verir. Beynimizi fazla miktarda meşgul ederek yorulmamıza sebep oluyor.

 

Teknoloji bağımlılığının insan sağlığına zararları;

  • Gözlerde görememe, görme ile ilgili bozukluklar.
  • Obezite; aşırı hareketsizliğin getirdiği sonuçlardan biri de obezitedir, obezite kişinin teknolojik ürünlerin başından kalkmayıp yalnız yemek yiyerek vakit geçirmesinden kaynaklanabilir.
  • Baş ve boyun ağrısı belli bir süre vücudun sabit kalması yanlış duruş pozisyonları ağrı oluşumuna sebebiyet verebilir.
  • Soyutlanma kişinin dışardaki yaşam ile ilgili bağlantısının kesilmesi ve çevresinde olağan biteni ayırt etmekte zorlanma durumu gibi olumsuz sosyal zararlar meydana gelebilir.
  • Omurilik ağrısı, dikkat azalması, cinsel içerikli olguları erken yaşta yanlış öğrenme, sosyal ilişkilerde eksiklik gibi zararlar oluşur.

Hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz cümlesinden ne anlıyorsunuz?

“Hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz.” cümlesinden ne anlıyorsunuz?

Tarih dersi bizlere anlatılırken, tarihin amaçlarından birinin de geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmak için anlatıldığını öğrenmiştik. Bu konuya tarihle dersinin metodu ile bakmam gerekiyor. Çünkü yapılan bir hata geçmiş zamanda oluşmuş, geriye dönmenin mümkün olmadığının farkına varmışım demektir. Farkına varıldığı sürece bana göre her hatanın telafisi mümkündür. İş o ki farkına varalım. Farkına varıp ta ben hatalıyım demeyenler için söylenecek çok da bir şey yok demektir.

 

‘hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz’ cümlesi de haklı söylenmiş, tekrar aynı hataya düşmememiz için gerekli bir uyarıdır. Sadece uyarı olarak bakmakta yetmeyecektir. Bizlerin her dönemde kendimizi tanıyamadığımız zamanları olmuştur. Bu dönemler içerisinde bilerek veya bilmeyerek bir çok hataya düşmüş olabiliriz. Bizler için önemli olansa hataya düşmemekten ziyade aynı hataya tekrar düşmemektir. Bunun içinse yaptığımız hatayı düzeltip; tekrar yolumuza bakarken, yaptığımız hatayı unutmamalı, aynı hataya düşüren hallerin içerisine girmemeliyiz. Yanı aldığımız bu dersle birlikte bunu unutmayıp ona göre davranmalıyız ki hatalarımızdan ders çıkarmış olalım. Doğru işleri yapmaktan çekinmiyorsa, hataya düşmemek için de çekinmemeliyiz. Bizi zorla hata yapmaya sürükleyecek her türlü durumun önüne geçmeli, bunu bir kere daha yapmıştım hata etmişim tekrar aynısını yapmamalıyım demeliyiz. Arkadaş çevremizde geliştiyse bu hatalar tekrar aynı kişilerle arkadaş kalmamalıyız. Biliyoruz ki aynı hatanın gerçekleşmesi kişiyi daha da aşağı çekecektir. Bizler aldığımız derslerle olgunlaşırız. Hata etmemeliyiz tabi ama ediyorsak da buna neden olan hiçbir durumu hafızamızdan çıkarmamalı, bir sonra ki davranışlarımızı emin adımlarla atmalıyız.

Bilim insanı nasıl olunur?

Bilim insanı nasıl olunur?

Çocukluktan başlayan gelişim süreci, bizleri tüm hayatımız boyunca etkisi altına aldığı gibi yaşadığımız süre içerisinde de sağlıklı olup olmayacağımızı belli ediyor. Gelişimimizi fiziksel ve ruhsal olarak iyi sürdürdü isek şanslıyız demektir. Birde zihinsel gelişimi sağlamamız çok önemlidir ki bunu en iyi tamamlamış kişiler büyüdüklerinde önemli birer şahsiyet olarak karşımıza çıkar. Toplumda zeki olarak adlandırdığımız bu kişiler; devamlı bir gelişim süreci içerisinde kendilerini yenilerler. Zeki olmanın yanı sıra çalışkan olmak da önemlidir çünkü. Hep kendini tekrar eden düşünceler yerinde sayar ve hiçbir ilerleme kaydedemez.

 

Zeki olarak kimi nitelendirdiğimiz de önemlidir. Günümüz şartlarında elektronik herhangi bir cihaz konusunda ufak bir bilgi sahibi olup onu uygulayan her çocuğa zeki deniliyor olabilir. Bizler de bu hataya düşüyor muyuz diye düşünmeliyiz. Her çocuk tabi ki belli bir gelişim kaydetmek zorunda. Eğer her yeni hareketini zekilik olarak algılarsak yediği yemeğine göre yapacağı mesleği de belirlememiz gerekir.

 

Bilim insanları; sağlık bir gelişim sürecinin ardından, belirttikleri düşünüş şekillerine göre bir felsefe oluştururlar. Onlar kendi açılarından engel teşkil edebilecek her olumsuz durumu dikkatle inceleyerek ortadan kaldırırlar. Çalışmalarının bu safhasında ortadan kaldırılan engeller sayesinde daha rahat ve seri hareket edebileceklerdir. Bilgi sahibi olmak ise bilim insanlarının işe başlamadan önce yaptıkları bir zorunluluktur. Bilgi sahibi olmadan bilim insanı olamazsınız. Her bilgi sahibi de bilim insanı olamaz. Çünkü geliştirmesi gerek düşünceleri olmalı. Fikri olmalı ve bu fikrini haklı çıkarmak için tezler hazırlamalı.

Hangi Türk bilim insanlarını biliyorsunuz?

Hangi Türk bilim insanlarını biliyorsunuz?

Fatih Sultan Mehmet çağ açıp çağ kapatırken elinde ki meş’alede devrin en büyük icadı vardı. Şahi toplarının icat ettiğini gösteren çizimlerle, Urbain ustanın mühendisliğinde ve öncülüğünde dökülmesine karar vermişti. Öyle ya çoğumuzun es geçtiği bir buluş. Ama İstanbul’un fethedilmesinde kullanılan bu büyük toplar Avrupalı hemen her devletin dikkatlerini üzerine çekmeyi başarmıştı. İşte bu yüzden Fatih, büyük bir bilim insanıdır.

 

Ameliyatlarda çekilen acıların azami derecede azaltılmasını sağlayan narkozun mucidi ise büyük Türk bilim insanı İbni Sina. Sadece onunla da kalmayıp vücutta ki mikrobun bulunmasını da o gerçekleştirmiştir. Bizler ya kendimizi bilmiyoruz ya da yapabileceklerimizden habersiziz. Dahası var. Geliştirdiği kanat sistemleri ile ilk uçabilen olma özelliğine sahip kişi Hezarfen Ahmet Çelebidir.

 

Türk bilim insanları yukarıda bahsettiğim gibi bir çok buluşu gerçekleştirirken, toplumdan aldığı ilhamla güç bulmuşlardır. Gazi Mustafa Kemal, her ne kadar bir buluş gerçekleştirmese de milletimizden aldığı ilhamı diğer Türk bilim insanları gibi kullanmış, milletimizin kurtuluşuna öncülük etmiştir. ‘ Türk milleti zekidir!’ derken Atatürk; bizleri bu zekanın farkındalığına varmaya çağırmış, muhtaç olduğumuz kudretin asil kanlarımız da mevcut olduğundan söz etmiştir. Bizler devletler kurup devletler yıkanların torunları olduğumuzu bilmeli, gücümüzün farkına varmalıyız. Unutmamalıyız ki ezilmişlik duygumuzdan kurtulamadığımız müddetçe, başarılı olmamız imkansızdır. Bizler ezilen toplumların yanında yer alırız ve onlara destek oluruz evet. Ancak ezilmiş, çaresiz hatta zayıf bir millet değiliz.

Robot deyince aklınıza ne geliyor?

Robot deyince aklınıza ne geliyor?

Yapay zekanın tartışıldığı günümüzde robotların dünyayı istila edebileceği dahi tartışılmakta. Kimi bilim insanları robotların gelişiminin durdurulması yönünde ikazlarda bulunuyor iken kimileri ise robotların üzerinde daha çok çalışma yapılması görüşünde. Bilim ve teknoloji açısından önemli gelişmelerin kaydedilmesi umut verici. Ben robotların hayatımızı daha çok kolaylaştıracağı yönünde düşünüyorum. Kim bilir ileride robotların kullanımı bir ihtiyaç haline dönüşecek ve zorunluluk haline gelecek. Bu konuda her durumu düşünmeli ihtimalleri göz ardı etmemeliyiz. Hem en zararlı robot doğaya ve insanlığa bir insandan daha fazla zarar veremez. O yüzden çok da korkmayalım. Bırakalım gelişimlerini sürdürsünler. Hatta ülkemizde bile bu tarz çalışmaların yapılmasını isterim. Bilimle aramıza mesafe koymamız bizi geriletir. İlerlemek istiyorsak bu çalışmaların önünü tıkamamalı sonuna kadar her kapıyı açmalıyız. Tarihten az çok örneklerini öğreniyoruz. Günümüzde de aynı hatalara düşmeyelim. İsterim ki bilime entegre olalım. Çağın gerisinde kalmayalım. Çünkü robot demek televizyonda gördüğümüz sadece yürüyebilen demir yığını demek değil. Robot demek bilimin ve teknolojinin ortak çalıştığı, son yılların gelişiminin üzerinde etki ettiği bir şaheser.

 

Unutmamalıyız ki gelişmenin yolu; ekonomik gelişmişliğin iyiliğinden ve bilişim teknolojilerinin seviye atlamasından geçiyor. Ülkemizin bilim insanları dar çerçevede çalışmak yerine dünyaya açılır bir pencereden global bir gözle bakmalı. Dünyanın gerisinde kalmak istemiyorsak bu çok önemli. Zamanın değişimine kulak vermeliyiz. Topyekun çalışmalara hız vermeli önümüze bakmalıyız. Geçmişte yapılan hataları bilelim tabi ki ama geçmişte takılı kalmayalım. Önümüze bakalım. Hedeflerimiz bu yönde olursa gelişimi bu yönde kat ederiz. Bu nedenle hedeflerimizi artık daha çok geçmeden gözden geçirmeliyiz. Diğer dünya devletleri ile aramıza giren yıl farklarını da ortadan bu şekilde kaldırabiliriz.