Anne babalar televizyon kullanımında çocuklarının yanlışlarını düzeltmek için neler yapmalıdır?

Anne babalar televizyon kullanımında çocuklarının yanlışlarını düzeltmek için neler yapmalıdır?

 

Artık her evin tabii bir üyesi halini alan televizyonlar, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiş, küçükten büyüğe herkese hitap etmesi dolayısıyla da vazgeçilmez bir niteliğe sahip olmuştur. Eğitici, öğretici, gündelik yaşamdan haber veren ve bilgilendirici yönleriyle faydalı bir özelliğe sahip olan televizyonlar, aynı zamanda olumsuz örnek teşkil eden ve istenmeyen görüntüler ortaya koyabilmesi dolayısıyla da zararlı bir aygıt olarak değerlendirilebilirler. Bu nedenle özellikle çocuklar için evde izlenen programlar mutlaka kontrol altına alınmalı, çocukların televizyonu nasıl, ne şekilde ve ne süreyle kullandıkları bir düzene koyulmalıdır.

Anne babaların, televizyon kullanımında çocukların yanlışlarını düzeltmek için birtakım tedbirler almaları gerekmektedir. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz:

 

Televizyonun, aile bireyleri tarafından sürekli olarak izlenmesi belli bir planlama yapma zorunluluğunu doğurmaktadır. Bu nedenle günün belli bir saatini televizyon için ayarlamak en doğrusu olacaktır. Televizyon sadece günün belirlenen saatlerinde açılmalı, uyuma saatleri belirlenmelidir. Belli saatlerde izlenen televizyon programları eğitici ve öğretici nitelikte olmalı, çocuklara uygun olan programlar tercih edilmelidir.

 

Televizyonun uzun süre izlenmesi, fiziki birtakım zararlara da yol açmaktadır. Bunların en basta geleni erken yaşta göz problemlerinin ortaya çıkmasıdır. Buna bağlı olarak sağlık problemlerinin küçük yaşlarda ortaya çıkması, kalıcı problemlere yol açabilmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı gerek fizyolojik gerekse bilişsel ve psikolojik sağlık açısından özellikle çocuklar için televizyon kullanımı çok servest bırakılmamalı, yetişkinler kontrolünde olmalıdır.

İnsanların acil servis numarasını gereksiz arayıp meşgul etmemeleri için neler yapılabilir?

İnsanların acil servis numarasını gereksiz arayıp meşgul etmemeleri için neler yapılabilir?

 

Beklenmeyen bir kaza ya da yaralanma durumlarında, kriz hallerinde, arama kurtarma faaliyetlerinde insanların hizmetlerine sunulan acil servis hizmetleri, ülkemizde günün 24 saati ulaşıma açık olarak hizmet sunmaktadır.  Acil servis hizmetleri, ülkemizde 112 telefon numarası üzerinden ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Ancak ne yazık ki insanlık için büyük bir hizmet ağı olan 112 acil servisi, bugün bazı bilinçsizler tarafından; gereksizce meşgul edilmektedir. Bu önemli hizmetin bu şekilde gereksiz durumlar için meşgul edilmesi; yardıma ihtiyacı olan pek çok vatandaşı mağdur etmekte ve bunun yanı sıra bu serviste çalışan görevlileri de zor durumda bırakmaktadır.

 

Gerek vatandaşın mağdur olmaması, gerekse görevlilerin zor durumda kalmamaları adına insanların acil servis numarasını gereksiz arayıp meşgul etmemeleri için birtakım tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bunun için her şeyden önce toplumun bilinçlendirilmesi öncelikli bir önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda reklamlar yapılabilir, halkın bu anlamda bilinçlendirilmesini sağlamak adına konferans ve sempozyum gibi etkinlikler düzenlenebilir ve geniş halk kitlesine hitap eden eğitimler verilebilir. Tüm bunların yanı sıra acil servis numarasının öneminin anlaşılmasını sağlamak adına hastane ziyaretlerinin arttırılması da gerekmektedir.

 

Ülkemizin her bir yanında, geniş kapsamlı bir şekilde acil servis hizmetleri sunulmaktadır. Zira hem karada, hem havada ve hem de denizde acil servis hizmetleri aktif bir şekilde sunulmakta ve hasta nakil hizmeti gerçekleştirilmektedir.

Size göre başarılı bir mucitte bulunması gereken özellikler neler olmalıdır?

Size göre başarılı bir mucitte bulunması gereken özellikler neler olmalıdır?

 

Temel amacı insanların hayatlarını kolaylaştırmak, gereksinimlerini karşılamak ve daha iyi bir yaşama sahip olmalarını sağlamam olan buluşlar; aynı zamanda bir kimsenin aklı ve deneyimlerinden faydalanarak daha önce hiçbir kimse tarafından ortaya konmamış olan yeni ve orijinal ürünlerdir. Buluşları ortaya koyan kimselere ise mucit adı verilmektedir. Mucitler birtakım ortak özelliklere sahip vardır.

 

İnsanlığa faydalı olmak amacı ile bir şeyler ortaya koyan mucitlerin sahip olması gereken bazı özellikleri bulunmaktadır. Meraklı ve araştırıcı bir kişilik özelliğine sahip olmaları, her şeyi sorgulamaları, gebiş bir hayal dünyasına sahip olmaları, yaratıcı, sabırlı, deneyimli, çalışkan ve çabuk pes etmeyen bireyler olmaları onların en genel özellikleri arasındadır. Tüm bunların yanı sıra bir mucitte olması gereken diğer özellikler şunlardır:

 

  • Bir buluş ortaya koyan mucidin temel amacı insanlara yardımcı olmak olmalı, bunun yanında ortaya koymuş oldukları buluşlar insanlığa fayda sağlayıcı nitelikte olmalıdır.
  • Mucit, sorgulayıcı ve kuşkulanıcı olmalıdır.
  • Deneyimleri onları hiçbir şekilde yıldırmamalı, hedeflerine ulaşana kadar sabırla ilerlemelidirler. Başaramamaları halinde başarısızlıkları üzerinde düşünmeyi bilmeli, yılmadan tekrar tekrar denemelidirler.

 

İnsanlığa çok büyük katkılar sunmuş olan mucitler, günümüzdeki modern tıbbi cihazların, iletişim araçlarının ve elektronik aygıtların geniş kitlelere ulaştırılabilmesi adına çok büyük çabalar sarf etmişlerdir. Tüm bu nedenlerden dolayı insanlığa bu denli büyük hizmetleri bulunan mucitlere büyük saygı duyulmalı, ortaya koymuş oldukları çalışmalardan ötürü şükran duyulmalıdır.

Örnek mucit veya girişimcilerden hangisinin yerinde olmak isterdiniz? Neden?

Örnek mucit veya girişimcilerden hangisinin yerinde olmak isterdiniz? Neden?

 

Mucit; daha önce kimse tarafından bulunamamış yepyeni ve orijinal bir buluşu ortaya koyan kimseye verilen isimdir. İnsanlığın var olduğu ilk günden bu hana yeryüzünden pek çok mucit gelip geçmiştir. Kiminin adını bugün kimse tarafından bilinmezken kiminin adı ise tüm dünya tarafından bilinmektedir. Ampulün mucidi Edison, telefonun mucidi Alexander Graham Bell, suyun kaldırma kuvvetini keşfeden Arşimet ve Eistein bu mucitlerden yalnızca birkaçı. Bu ve daha adını sayabileceğimiz pek çok buluş, dünya tarihi açısından çok önemli birer dönüm noktaları olmuşlardır.

 

Tarihin hayatımızı etkileyen mucitlerin her biri yapmış oldukları hizmetlerle ve dünya teknolojisinde açmış oldukları büyük çığırlar ile hayatımızı kolaylaştırmak adına çok derin etkilere sahip. Her ne kadar hepsinin ortaya koymuş olduğu buluşlar çok değerli ve önemli olsa da tüm bu büyük mucitlerin birinin yerinde olabilme şansım olsaydı bu hakkımı Alexander Garaham Bell’den yana kullanırdım.

 

Çünkü telefonun mucidi olan Graham Bell, bu çok önemli buluşu sayesinde bir arada bulunmayan birbirine uzak insanların sesli iletişim kurarak birbirlerinden haberdar olmalarını sağlayarak insanlık tarihinin en büyük ve en önemli icatlarından bir tanesini ortaya koymuştur. Zamanla gelişen bu büyük icat sayesinde bugün insanlar diledikleri her an sevdiklerinin sesini duyabiliyor hatta görüntülü iletişim kurabiliyor, sevincini üzüntüsünü paylaşabiliyor. Ve tüm bu özellikleri nedeniyle insanların yaşamında böylesine büyük bir öneme sahip bir icatla anılmak çok gurur verici bir durum.

Sizce ilk halinden günümüze kadar en köklü değişime uğramış olan teknolojik ürün hangisidir? Neden?

Sizce ilk hâlinden günümüze kadar en köklü değişime uğramış olan teknolojik ürün hangisidir? Neden?

 

Teknoloji, ucu bucağı olmayan çok geniş kapsamlı bir kavram olup geçmişten günümüze insanın merakından ve gereksinimlerinden doğan ve geçen her zaman daha çok gelişerek ilerleyen bir unsurdur. İnsanın yaradılışından bu yana milyonlarca teknolojik ürün ortaya konmuş ve ortaya konan bu teknolojik ürünler daha sonraki nesiller tarafından daha çok geliştirilerek ve doğal olarak da değiştirilerek insanların hizmetine sunulmuştur. Ancak ortaya konan bu milyonlarca teknolojik ürün içerisinden en köklü değişime uğrayarak günümüze kadar gelen cihaz, bugün hepimizin cebinde taşıdığı telefonlardır.

 

1800’lü yıllarda Alexander Graham Bell tarafından icat edilen ve dünya tarihinin en önemli icatlarından bir tanesi olan telefon; ilk zamanlar Graham Bell tarafından yalnızca yakınları ile birlikte sesli iletişim kurabileceği bir buluş olarak orta çıkmışken; günümüzde ise herkesin her an yanında taşıdığı en temel iletişim aygıtı olma özelliğine sahiptir.

 

İlk zamanlarda çok sınırlı yerlerde bulunan telefon; önceleri yalnızca kablolu olup santrale bağlanarak görüşülmek istenen kişi ile sesli olarak iletişim kurulabilmekte olup günümüzde ise yoksul ya da zengin fark etmeksizin herkesin istediği her yerde cebinde taşıyabildiği ve gerek sözlü, gerek yazılı ve gerekse görüntülü olarak iletişime geçebildiği bir aygıt olma özeliğine sahip olmuştur. Üstelik bilgisayar özelliği de kazandırılmış olan akıllı telefonlar sayesinde istenilen her yerde istenilen her türlü bilgiye ulaşmak da mümkün.

 

Kim bilir! Günümüzdeki hali ile telefonları Alexader Grahambell bile görmüş olsa icadını tanıyamayabilirdi.

İstekleriniz ile ihtiyaçlarınız arasındaki farklılıklar nelerdir?

İstekleriniz ile ihtiyaçlarınız arasındaki farklılıklar nelerdir?

 

İhtiyaç; canlıların yaşamlarını devam ettirebilmek için sahip olmaları gereken zaruri unsurlardır. Beslenme, barınma ve giyinme insanın en temel ihtiyaçlarındandır ve hayatta kalmak adına bu ihtiyaçlarının muhakkak karşılanması gerekmektedir. İstekler ise daha çok kişisel zevk ve beğenilere bağlı olarak arzu edilen daha çok keyfî unsurlardır. Her ikisinin de tanımından hareketle örnek verecek olursak; gelişme çağındaki bir çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebilmesi için yumurta bir ihtiyaç iken pasta ise bir istektir. Yine soğuk havalarda üşüyüp hasta olmamak için mont bir ihtiyaç olarak değerlendirilebilecek iken; bilgisayar ise keyfî bir istek niteliğindedir. Su tüm canlıların hayatta kalabilmesi için çok zaruri bir ihtiyaçken; çay ise bir istektir. Dolayısıyla ihtiyaçlar mutlaka sahip olunması gereken zaruri gereksinimlerden doğarken; istekler ise insan hayatı için bir zorunluluk arz etmez ancak istekler ise mutlaka sahip olunması gerekmemekle birlikte; kimi zaman hayatı kolaylaştırma özelliğine de sahip olabilmektedir.

 

İhtiyaç ve istekler arasındaki temel ayrımı son bir kez daha kısaca ifade edecek olursak; ihtiyaçlar, yemek, içmek, korunmak ve barınmak gibi hayatın sürdürülebilmesi için şart olan gereksinimler iken; istekler ise herhangi bir zaruret gerektirmeyen ancak genellikle yaşamı kolaylaştırmak ve kişisel beğeni ve zevkleri karşılamak amacı ile arzu edilen unsurlardır.

 

Her iki kavramın genel kabul gören tanımları ve yine aralarındaki temel farklar bu şekildedir.

Sosyal ve kültürel ihtiyaçlarınızı karşılamak amacıyla yaptığınız faaliyetlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

Sosyal ve kültürel ihtiyaçlarınızı karşılamak amacıyla yaptığınız faaliyetlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

 

Yaradılışına bağlı olarak hayatları boyunca günlük yaşamlarında pek çok sosyal etkileşim ve kültürel faaliyetler içerisinde bulunurlar. Bu faaliyetler bireysel olarak gerçekleştirilebileceği gibi aile, arkadaş grubu gibi topluluklarla da gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla gerçekleştirilen kimi sosyal ve kültürel faaliyetler bireysel sorumluluk isterken; kimi sosyal ve kültürel faaliyetler ise toplumsal bir sorumluluk gerektirebilmektedir. Nitekim sosyal ve kültürel anlamdaki gereksinimler de bunlara göre farklılık göstermektedir. Bireyler, bu anlamdaki gereksinimlerini karşılamak amacı ile pek çok faaliyette bulunma çabası içerisine girerler. Bu sosyal ve kültürel faaliyetlere yönelik olarak; bir müze ziyaretinde bulunmak, düğünlere katılmak, cenazeye gitmek, hasta yakınlara ev ya da iş yerlerinde ziyarette bulunmak, ihtiyaç sahipleri için yardım toplamak, bayram ziyaretlerinde bulunmak,  insanlara yardım faaliyetlerine üye olmak, herhangi bir alanda konferansa katılmak gibi daha pek çok örnekler verilebilir.

 

Sosyal ve kültürel ihtiyaçları gidermek adına yukarıda vermiş olduğumuz ve daha pek çok örnekler de verebileceğimiz davranış ve faaliyetler, toplumda birlik ve beraberliği güçlendirmede önemli bir etkiye sahiptir. Dolayısıyla bireyler bu tür aktiviteler içerisinde bulunarak hem kendi sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayabilecek hem de toplumsal kalkınmaya ve birtakım kültürel değerlere çok büyük katkılar sağlayabileceklerdir. Bu da bir toplumun birbirine daha çok kenetlenmesine ve kültürel değerlerin yok olup gitmemesine, aynı zamanda da bu anlamda sorumluluk alma adına önemli katkılar sağlamaktadır.

Ekonomik faaliyetler denildiğinde ne anlıyorsunuz? Bu faaliyetlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

Ekonomik faaliyetler denildiğinde ne anlıyorsunuz? Bu faaliyetlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

 

Gelir elde etmek ve maddi ihtiyaçları gidermek amacı ile girişilen işler ekonomik faaliyetler kapsamına girmektedir. Her alanda karşımıza çıkması mümkün olan ekonomik faaliyetlere küçük esnaflıktan dev şirketlere pek çok örnek verilebilir. Yine çok büyük bir kavrama sahip olan ekonomik kapsamında; bir çiftçinin köyündeki ekinleri toplayıp satması, bir müteahhittin binalar inşa etmesi, fabrikanın çeşitli kollarda ürünler ortaya koyması ve bunun gibi daha pek çok örnekler verilebilir.

 

Bunlarla birlikte yalnızca gelir getirici eylemler değil gidere yönelik eylemler de bu kapsamda girmektedir. Bir ev hanımının mutfak alışverişi yapması, bir öğrencinin kantinden bir şeyler alması bu anlamda örnek olarak verilebilir. Ayrıca bir gelirin ya da harcamanın ekonomik faaliyet grubuna dahil olabilmesi için mutlaka büyük meblağları içermesi gibi bir zorunluluk yoktur. Elde edilen bir gelir ya da yapılan en ufak bir harcama dahi ekonomik faaliyet kapsamı içerisine girmektedir.

 

Ekonomik faaliyetler, teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak da daha büyük gelişmelere imza atmaktadır. Zira insanların hizmetine sunulan alet ve aygıtların üretilmesi ve bunların her geçen gün daha çok yaygınlaşması, ekonomik faaliyet kollarının daha çok genişlemesine yol açmaktadır. Kısacası temel prensibi insanlara hizmet olan ekonomik faaliyetler insanlığın en ilkel dönemlerinde de, bugünün modern dünyasında da her geçen gün daha çok gelişmeye ve genişlemeye devam ederek varlığını göstermiştir.

Yaşanan olaylar, insanların kendi varlığını sorgulamasında neden bu kadar önemlidir?

Yaşanan olaylar, insanların kendi varlığını sorgulamasında neden bu kadar önemlidir? Değerlendiriniz.

 

İnsanoğlu belli amaçlar ve idealler uğruna araştırır, sorgular, öğrenir ve yaşadığı olaylara neden-niçin soruları içinde bir yanıt aramaya çalışır. Örneğin niçin savaştığını bilmeyen bir kişinin savaşı kazanma gibi net bir hedefi olamaz.

Buna günümüzden bir örnek verecek olursak Güney Doğu’da yaşanan terör olaylarında PKK taraftarları, kendilerine anlatılan bağımsızlık idealleri uğruna örgüte katılmış ancak gelinen noktada bir sonuç alınamamış olduğunu fark edince “niçin bu oluşumun içinde olduğunu” anlamaya ve sorgulamaya çalışır. Çünkü ona söylenenlerle karşı karşıya kaldığı durum aynı değildir. Onun inandığı ve idealleri uğruna ölümü bile göze aldığı bu hareket onu kandırmış ve bir hiç uğruna hem kendini hem ailesini bu bataklığa sürüklemiştir. Üstelik devletine de büyük bir ihanet içindedir.

 

Bu kişi yaşadığı ve tecrübe ettiği bu durum karşısında bir karar vermek zorundadır. Madem aklını kullanarak doğruyu bulmuştur hayatına başka bir yön çizmesi gerekir. İlk başladığı noktayla son geldiği durum arasında dağlar kadar fark vardır. Bir yol ayrımındadır ve aklını ve vicdanını kullanarak hayatını değiştirmek zorundadır.

 

Hepimizin hayatında dönüm noktası olan önemli bir olay mutlaka vardır. Bu olay neticesinde yaşamımızı gözden geçiririz ve ona göre adımlar atmaya başlarız. Bu nedenle yaşanan her olaydan ders çıkarmasını bilen insan eninde sonunda doğruyu bulacaktır. İster iyi ister kötü tecrübeler olsun hayat her zaman sürprizlerle doludur. Hedefimizi doğru belirleyip alınması gereken tedbirleri zamanında ve yerinde aldığımız takdirde hem yaşamımızın anlamını hem de varlığımızın sebebini bulmuş oluruz.

Yeni oluşan felsefe akımları, kendinden önceki felsefi akımlarından bağımsız mıdır?

Yeni oluşan felsefe akımları, kendinden önceki felsefi akımlarından bağımsız mıdır? Açıklayınız.

 

Felsefenin doğuşundan itibaren günümüze kadar tüm olanlarda olduğu gibi felsefi görüşlerde de önemli değişimler gerçekleşmiştir. 18.ve 19. Yüzyıl felsefesine baktığımızda; felsefenin çıkış döneminde gelen bilimsel, sosyokültürel ve felsefi birikimin aydınlanmacı filozoflar tarafından sorgulandığı görülür. Bu sorgulanan felsefi görüşlerin 20.yüzyıl felsefesine büyük etkileri olmuştur.

 

16.ve 17. Yüzyılda gelişen Rönesans hareketleri, Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali toplumların üzerinde büyük etkiler bırakmış ve tüm bu etkilerin sonucu yeni felsefi akımların doğması gerçekleşmiştir. Dinden kopuşlar ve bilimsel bilgiye yöneliş, özgürlük, hak ve adalet kavramları hep bu yüzyılın felsefi etkileri içinde tartışılmıştır.

 

18.yüzyıla gelindiğinde bilimin etkisi altındaki felsefeye bakış açısı değişmiş, matematik ve fizik alanındaki buluşlar, felsefede kesin bilginin aranması gerektiği görüşünü oluşturmuştur. Bu yüzyılda ana problem olarak, bilginin doğasında olan sorgulamalarla gerçeğin “ne” ve “nasıl” bilinebileceği hakkında olmuştur. Bu nedenle bu dönem felsefesi daha çok bilgi ve varlık konuları üzerine yoğunlaşmıştır.

 

19.yüzyıldaki felsefi düşünceler daha çok toplumsal sınıf mücadeleleri ve bazı devletler arasında yaşanan savaşlardan etkilenmiş ve bu olaylar çerçevesinde yeni fikirler ortaya atılmıştır. Bununla birlikte 20.yüzyılda yaşanan birince ve ikinci Dünya Savaşları hep 19.yüzyıldaki toplumsal hareketlerin bir sonucudur.

Tüm açıklamaların neticesinde görüldüğü üzere her çağda felsefi görüşler farklı olsa da hem toplumsal olaylardan hem de felsefi görüşlerde etkilenmeler gerçekleşmiştir. Bu nedenle yeni oluşan felsefi akımlar, kendinden önceki felsefi akımlardan bir şekilde etkilenmiştir.