Yeteneklerinizin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Yeteneklerinizin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Yetenek sonradan kazanılan bir olgu değildir. Ancak bazı yetenekler alınan eğitimlerle geliştirilebilir. Bende küçüklüğümden beri şarkı söylemeyi ve resim yapmayı çok seviyorum. Çevremdeki herkes sesimin çok güzel olduğunu ve ileride çok iyi bir ses sanatçısı olabileceğimi söylüyor. Bu nedenle tüm okul müsamere programlarında hep bana şarkı söyletirler. Dinleyenlerin alkışları beni çok mutlu ediyor.

 

Bununla birlikte doğa resimleri yapıyorum. Resimlerimi genellikle pastel boya kullanarak çiziyorum. Bunun yanında kara kalem çalışmalarımda var. Resim ile ilgili profesyonel bir eğitim alıp kendimi geliştirmek istiyorum.

Henüz çok erken olduğu için hangi alana ağırlık vereceğime kara vermedim. Belki ikisini birden yürütme şansını yakalarım.

İlgi alanlarınız nelerdir?

İlgi alanlarınız nelerdir?

 

Konuşmaya başladığım gibi şarkı söylemeye de başladığımı söylüyor annem. Sesim güzelmiş ve çok iyi bir müzik kulağım varmış. Sesimin güzel olduğunu okuldaki öğretmenimde fark etti ve bana okul programlarında ve sınıf içi etkinliklerinde hep şarkı söyletiyor. İleride müzikle ilgili eğitim almayı düşünüyorum.

 

Bununla birlikte okuma yazmayı öğrendiğim günden beri küçük bir anı defterim var. Belli aralıklarla hayatımdaki güzel anları bu deftere yazıyorum. Yazı yazmaktan çok büyük bir keyif alıyorum. Kim bilir, belki ileride kendi şarkılarımın sözlerini ben yazarım.

Diğer ilgi alanlarıma gelince; yüzmek, spor yapmak, kitap okumak, belgesel izlemek ve doğa hakkında bilgiler araştırmaktan büyük keyif alıyorum.

İnsanı diğer insanlardan ayıran bireysel farklılıklara beş örnek veriniz.

İnsanı diğer insanlardan ayıran bireysel farklılıklara beş örnek veriniz.

 

Fizyolojik özellikleri, karakteri, aile ortamı, inançları vb. etkiler dolayısıyla tüm insanlarda birbirlerinden farklı özellikler bulunmaktadır. Ancak en genel çizgilerle insanları diğer insanlardan ayıran en temel özelliği, daha çok vicdani durumuna bağlı olarak geliştirmiş olduğu karakterine dayalı özellikleridir. Bu anlamda insanı diğer insanlardan ayıran temel özellikleri saygılı olması, diğer insanlara karşı dürüst davranması, adaletli olması, ahlak sahibi olması ve vatanına hayırlı olabilmek için çabalaması şeklinde örneklerle sıralayabiliriz.

 

Eğer bu durumu fizyolojik boyutu ile ele alacak insanların her biri bu anlamda birbirinden farklı fiziksel özelliklere sahiptir ve benzer nitelikler söz konusu olsa bile öne çıkan ayırt edici farklılıklar da mutlaka söz konusudur. İnsanı diğer insanlardan ayıran fizyolojik özelliklerden söz edecek olursak;

 

1) Göz Rengi: Her insan farklı farklı göz rengine sahiptir. Kiminin gözü mavi iken kimininki kahverengi, siyah ya da ela olabilmektedir.

 

2) Ten Rengi: Tüm insanlar ve hatta faha geniş bir tabirle tüm toplumlar farklı ten rengine sahiptirler. Kimi esmer ten rengine sahipken kimileri ise sarışın ya da kumral olabilmektedir.

 

3) Saç Şekli: Tüm insanların saçının dokusu, rengi ve biçimi birbirinden farklılık göstermektedir. Kimi düz ve sarı bir saç şekli ve rengine sahipken kimi de kıvırcık ve siyah saç şekli ve rengine sahiptir.

4) Kilo ve Boy: Herkes farklı bir boy ve kilo yapısına sahiptir.

 

5) Vücut yapısı

Ailenizin tarihini yazmak için hangi yöntemleri kullanır, neler yaparsınız?

Ailenizin tarihini yazmak için hangi yöntemleri kullanır, neler yaparsınız?

 

Genel anlamda tarih yazmak, çok yönlü bir araştırma ve ciddiyet gerektiren, objektifliği bozmamak adına gerçek ve geçerli belgelerden faydalanmayı zorunlu kılan bir faaliyettir. Geçmişi aydınlatmayı ve insanları da bu doğrultuda bilgilendirip bilinçlendirmeyi hedefleyen tarih yazıcılığı, her türlü belge ve bilgiye kolay erişebilme imkânı sağlayamayabileceğinden doğru bilgilerden ödün vermemek adına çok büyük bir sadakat gerektirmektedir. Zira bu durum geçmişteki olayların ve insanların izlerini taşıması dolayısıyla çok kutsal bir görev niteliğindedir.

 

Aile tarihi yazmak ise daha dar bir kapsama sahip olmakla birlikte yine ciddi bir araştırma yapmayı zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla bu alanda derinlemesine bir bilgiye ulaşabilmek için aile ile ilgili bilgi ve belgelere ulaşabilmek adına gerçekçi bir kaynak taraması yapmak icap etmektedir.

 

Daha açık anlamda ailemizin tarihini yazmak için kullanabileceğimiz bilgileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Aile büyükleri ile iletişime geçerek onlara konu ile ilgili sorular sormak
  • Akrabalar ile iletişime geçip bilgi edinmek
  • Yeni ve eski aile dostları ile iletişime geçmek
  • Aileye ait olan fotoğraflar, mektuplar, diplomalar, koleksiyonlar ve akla gelebilecek daha başka çeşitli eşyalar aracılığı ile bilgiler toplamak
  • E devlet uygulaması üzerinden soy ağacı uygulamasını inceleyip kayda almak

 

Eğer aile tarihi yazmak istiyorsak yukarıdaki kaynaklardan edineceğimiz bilgiler bizim için oldukça faydalı bir ışık niteliğinde olacaktır. Bunlar arasında en çok işe yarayabilecek yöntem ise aile bireyleri ile sözlü iletişim kurmak olacaktır.

Sizce geçmişten günümüze insan hayatını en fazla kolaylaştıran teknolojik ürün nedir? Neden?

Sizce geçmişten günümüze insan hayatını en fazla kolaylaştıran teknolojik ürün nedir? Neden?

 

Teknoloji, ucu bucağı olmayan çok geniş kapsamlı bir kavram olup geçmişten günümüze insanın merakından ve gereksinimlerinden doğan ve geçen her zaman daha çok gelişerek ilerleyen bir unsurdur.

 

İnsanın yaradılışından bu yana milyonlarca teknolojik ürün ortaya konmuş ve ortaya konan bu teknolojik ürünler daha sonraki nesiller tarafından daha çok geliştirilerek ve doğal olarak da değiştirilerek insanların hizmetine sunulmuştur. Ancak ortaya konan bu milyonlarca teknolojik ürün içerisinden insan hayatını en çok kolaylaştıran ve beraberinde pek çok şeye olanak tanıyan cihaz, bugün hepimizin cebinde taşıdığı telefonlardır.

 

1800’lü yıllarda Alexander Graham Bell tarafından icat edilen ve dünya tarihinin en önemli icatlarından bir tanesi olan telefon; ilk zamanlar Graham Bell tarafından yalnızca yakınları ile birlikte sesli iletişim kurabileceği bir buluş olarak orta çıkmışken; günümüzde ise herkesin her an yanında taşıdığı en temel iletişim aygıtı olma özelliğine sahiptir.

 

İlk zamanlarda çok sınırlı yerlerde bulunan telefon; önceleri yalnızca kablolu olup santrale bağlanarak görüşülmek istenen kişi ile sesli olarak iletişim kurulabilmekte olup günümüzde ise yoksul ya da zengin fark etmeksizin herkesin istediği her yerde cebinde taşıyabildiği ve gerek sözlü, gerek yazılı ve gerekse görüntülü olarak iletişime geçebildiği bir aygıt olma özeliğine sahip olmuştur. Üstelik bilgisayar özelliği de kazandırılmış olan akıllı telefonlar sayesinde istenilen her yerde istenilen her türlü bilgiye ulaşmak da mümkün.

 

Kim bilir! Günümüzdeki hali ile telefonları Alexader Grahambell bile görmüş olsa icadını tanıyamayabilirdi.

Ampulün insanlığa sağladığı faydalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ampulün insanlığa sağladığı faydalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Işığın gücünden faydalanmak isteyen insan o oğlu, geçmişten bugüne dek pek çok aydınlanma aracı kullanmıştır. Tarihin en önemli icatlarından bir tanesi olan ve çok ciddi bir çığır açan çağımızın en yaygın olarak kullanılmakta olan aydınlatma araçlarından bir tanesi olan ve herkesin bildiği üzere Edison tarafından icat edilmiş olan ampul, pek çok yönü sayesinde de insanlığa önemli fayda ve katkı sağlamaktadır.

 

Edison, ampulü çok uzun uğraşlar neticesinde ortaya çıkarmıştır. İçerisinde yer alan ve flaman olarak adlandırılan ince tel, elektrik enerjisinin direnci sayesinde ısınır ve böylece aydınlanma sağlanmış olur. Telin elektrik direncinin son bulunması sayesinde de ampul söner. Tüm bunlardan söz ettikten sonra şimdi de ampulün ne gibi faydalarının bulunduğundan da biraz söz edelim.

 

Ampulün insanlığa sağlamış olduğu faydaları şu şekilde sıralayabiliriz:

1) Aydınlatma gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olmuştur.

2) Ev, fabrika ve okul gibi alanların aydınlanması sağlanmıştır.

3) İnsanların çalışma sürelerinin artmasını sağlamış, bu da üretimi daha verimli kılmıştır.

4) İnsanlığa hizmet eden eğitim, sağlık kültür ve ulaşım gibi alanlar daha çok gelişme imkanı bulmuştur.

 

Saymış olduğumuz tüm bu faydalarından hareketle açık bir şekilde görülüyor ki Erikson’un yüzyıllar öncesinde icat etmiş olduğu ampul, yalnızca aydınlanma gereksinimini karşılayarak insanların ihtiyaçlarını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda yukarıda da bahsettiğimiz gibi insanlık adına pek çok önemli faydaları da peşinden getirmiştir.

İcatlar ihtiyaçlardan doğar diyen bir kişi bu sözünü açıklamak için neler söyleyebilir?

İcatlar ihtiyaçlardan doğar diyen bir kişi bu sözünü açıklamak için neler söyleyebilir?

 

Var oluşun ilk tarihinden bu yana ortaya konan tüm icatlar, insanlığın ihtiyaçlarından doğarak keşfedilmiştir. Zira insan, gereksinimlerini karşılamak için hayaller kurar, düşünüp bir sonuca ulaşmaya çalışır. Büyük mucitler de bu ihtiyaçlardan doğan hayaller ve düşünceler neticesinde icatlarını ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla mucitlerin icatlarını ortaya koyarken önlerindeki yol göstericiden önemli ışık ihtiyaçlardır. Şayet herhangi bir şeye gereksinim yoksa onu icat etme gereksiniminin duyulması da söz konusu değildir.

 

Sümerlerin yazıyı, Edison’un ampulü, Graham Bell’in telefonu icat etmesi tamamen bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

 

İcat ihtiyaçtan doğar sözünden hareketle günümüzde aktif bir şekilde kullanmış olduğumuz pek çok icata baktığımızda bu icatların insan yaşamına adeta bir yaşam biçimi olarak girdiğini söyleyebiliriz. Tüm bunlara bakarak icatların artması  ve daha da geliştirilmesine bağlı olarak çevremize ya da hayatımıza şöyle bir baktığımızda ihtiyaçlarımızın hiçbir zaman son bulmayacağının idrakine varıyoruz. Tüm bunlardan dolayı insanların ihtiyaçları hiçbir zaman son bulmayacak ve bu nedenle de icatların da insanlık var olduğu sürece icatların da sonu gelmeyecektir. Bu denli bir yarışın içerisinde yer alıyorken biz yeni nesil olarak fikirlerimizi ne kadar saçma bulursak bulalım küçümsememeli, her fikrin ardına bir ihtiyacın yatıyor olabileceğini unutmamalıyız. Dolayısıyla yeni fikirler her zaman kovalanmalı ve yeni ihtiyaçlar için yeni bir şeyler üretme azmi hiçbir zaman terk edilmemelidir. 

Farklılıklara saygı gösterilemez ise bunun sonuçları neler olabilir?

Farklılıklara saygı gösterilemez ise bunun sonuçları neler olabilir?

 

Karakteri, aile ortamı, inançları vb. etkiler dolayısıyla tüm insanlarda birbirlerinden farklı özellikler bulunmaktadır. Şayet dünyadaki tüm insanlar her anlamda aynı özelliklere sahip olsaydı, yaşam ciddi anlamda sıkıcı bir niteliğe sahip olurdu. Bütün herkesin aynı özelliklere sahip olduğu bir dünyada farklılıklar tam anlamıyla ortadan kalkmış olur, yaşam tatsız tuzsuz bir duruma sahip olurdu.

 

Başta da ifade etmiş olduğumuz gibi yaradılış itibariyle tüm insanlar her yönüyle birbirinden farklı özelliklere sahiptirler ve bir topluluk olabilmek için ve bu toplulukta sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için bu farklılıklara büyük bir saygı ve hoşgörü göstermek gerekmektedir. Her insan birbirinden farklıdır. Farklı ortamlarda yetişen insanların farklı niteliklere sahip olabileceği gibi tam tersine aynı ailede büyüyüp yetişmiş olan kardeşlerin dahi çok farklı niteliklere sahip olmaları mümkündür. Hal böyle olunca huzur ve esenliğin sağlanabilmesi, birlik ve beraberlik içinde yaşamın ilerleyebilmesi adına farklılıklara saygı göstermek çok önemli bir öneme sahiptir.

 

Peki farklılıklara saygı gösterilmezse ne olur? Bu durum ne gibi sonuçlar doğurur?

 

Her şeyden önce insanların bir arada yaşaması çekilmez bir hal alır ve insanlar arasında yoğun tartışma ve çatışmalar yaşanır. Toplumsal huzur büyük bir sarsıntıya uğrar. Birlik ve beraberlik duyguları köreleceğinden devletin ve milletin gücü sarsıntıya uğrar. Sosyal uyum ve sadakat kalmaz, dostluk duyguları kaybolur ve sadece menfaate yönelik ilişkiler ortaya çıkar.

Evinizdeki eşyaları kullanırken karşılaştığınız sorunlara hangi örnekleri verebilirsiniz?

Evinizdeki eşyaları kullanırken karşılaştığınız sorunlara hangi örnekleri verebilirsiniz?

 

Gerek önemli gereksinimlerimizi karşılamak ve gerekse isteklerinizi yerine getirmek amacı ile zaman zaman evimize farklı niteliklere sahip pek çok eşya alma ihtiyacı duyarız. Bu eşyalar, evde yaşayan herkesin ortak kullanımına açık olan ürünlerden oluşabileceği gibi, tam tersine bireysel gereksinimlere hitap eden özel eşyalar da olabilmektedir. Ortak kullanıma açık ev eşyalarına koltuklar, beyaz eşyalar, mutfak ve banyo gibi alanlardaki dolaplar, tabak, çanak, bardaklar vs. örnek verilebilecekken; bireysel kullanım için kullanılan ev eşyalarına ise; tarak, kremler, yatak, havlu, giyecek, çoraplar, aksesuar gibi eşyalar örnek olarak verilebilir. Gerek ortak kullanıma açık olan gerekse bireysel olan ev eşyalarını kullanırken birtakım sorunların ortaya çıkması olasıdır.

 

Ev eşyaları kullanılırken yoğun olarak karşılaşılan en yaygın problemler; birtakım arızaların oluşması, kazaların ortaya çıkması, kırılma ve çizilmeler, özellikle elektronik eşyalarda bozulma gibi durumların ortaya çıkması, darbe ve zorlamalara karşı oluşan tahribatlar şeklinde devam ettirilebilir. Evimizde yer alan eşyaları özen göstererek, aynı zamanda düzenli bir şekilde kullanmaya devam edersek daha uzun vadeli ve problem yaşamadan kullanmamız da mümkün olabilecektir. Bunun için ayrıca ev eşyalarının yerinde ve gerektiği gibi kullanılması da oldukça etkilidir.

Teknolojik ürünleri kullanırken kendimize, başkalarına ve doğaya zarar verebiliriz diyen bir kişi bu sözüne kanıt olarak hangi durumları örnek gösterebilir?

“Teknolojik ürünleri kullanırken kendimize, başkalarına ve doğaya zarar verebiliriz.” diyen bir kişi bu sözüne kanıt olarak hangi durumları örnek gösterebilir?

 

Çağımızın teknoloji çağı olması dolayısıyla bugün teknolojik ürünleri her anlamda yaşamımızda aktif bir şekilde kullanıyoruz. Gündelik yaşamımıza önemli kolaylıklar getiren aletler ve ürünler bu özellikleri sayesinde pek çok işimizi daha kolay ve hızlı görmemize yardımcı olmakta; böylece hem emekten hem de zamandan tasarruf etmemizi sağlamaktadır.

 

Bugün, gelişip hizmetimize sunulan teknik imkânların teknolojik anlamda iletişim, ulaşım, sağlık, eğitim vb. vazgeçilmesi mümkün olmayan alanlarda çevremizi sarmış olması ve sosyal yaşamımızın bir parçası durumuna gelmiş olması, beraberinde teknolojik ürünlerin insanlığa vermiş olduğu zararların da konuşulup gün yüzüne çıkarılması mecburiyetini doğurmuştur.

 

Teknolojik ürünleri kullanırken çok büyük bir yardım ve kolaylık sağlayabildiğimiz gibi tam tersine kendimize, başkalarına ve doğaya zarar verebilmemiz de mümkündür. Bu duruma örnek olarak; fizyolojik anlamda göz sağlığının zarara uğraması ve gözlerde birtakım kusurların ortaya çıkması, teknolojik ürünlerin zarar vermek amacı ile silah olarak kullanılması, insanların ve diğer canlıların acımasız bir şekilde öldürülmesi, teknolojinin doğa kirliliğine yol açarak doğanın yapısının bozulmasına uol açması gibi durumlardan söz edilebilir.

 

Tüm bu örneklere bakacak olursak teknolojinin hayatımızı kolaylaştıran olumlu etkilerinin varlığından söz edebileceğimiz gibi aynı zamanda insan yaşamını çok ciddi tehlikelere sokabilecek kadar olumsuz etkilerinin de bulunduğunu söylemek mümkündür. Bütün bu nedenlerden dolayı en doğrusu, teknolojik ürünleri amacına uygun bir şekilde yerinde ve gerektiği oranda kullanmak gerektiğidir.