Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

Mümin Sekman Her Şey Seninle Başlar kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Kişisel gelişim kitapları arasında en yalın anlatımla okuyucunun beğenisini kazanan ve popüler olan kitaplar arasında yer “Her  Şey Seninle Başlar” kitabı Mümin Sekman’ın güzide kitaplarındandır.  Kişinin kendini tanımasına ve çözüm kendisinde olduğuna dair bir bakış açısı getirmektedir. Özellikle anekdotlar ve hikayeler ile öğrenilmiş çaresizliği anlatarak aslında çaresizliğin öğrenilebilen bir şey olduğu gibi başarılı olmanın veya başarmanın da öğrenilebileceğini vurgulamıştır. Her insanın içinde sandığında fazlası olduğunu sadece bunun açığa çıkmayı bekleyen bir maden gibi gömülü kaldığını anlatmaktadır.  “Her Şey Seninle Başlar” derken insanların umutsuzluk içinde olduğunda bile aslında umutsuzluğun başlama sebebinin kendileri olduğunu fark etmelerini sağlamaya çalışmıştır. Bu yüzden her şey seninle başlar diyerek değişiminde kendilerinin başlatması gerektiğini vurgulamıştır.

 

İnsanların genellikle zamanın olduğundan şikayetçi olduklarına dikkat etmiş bunun bir bahane olduğunu doğru şeyler yapmak için zamanın yanlış değil düşüncelerin yanlış olduğunu söylemiştir. Çünkü Mümin Sekman’a göre insanlar hep rüzgarı suçlar oysaki insanların rüzgara karşı durmak yerine rüzgarla birlikte yelkenlerini kullanmayı öğrenmeleri gerekir.

 

Her Şey Seninle Başlar kitabında başarısızlıkların ve korkuların temeline inerek insanların önce bu temel sebepleri kavrayıp ortadan kaldırmaları amaçlanmıştır. Sebeplerin çoğunun kişilerin kendi kendileriyle muhasebe yapmadıklarını bu yüzden suçu hep başkalarına attıklarını gözler önüne sermiştir. Oysaki başkaları yapabiliyorsa kendilerinin de bir şeyleri yapabileceklerini öğretmeye çalışmıştır.

 

Mümin Sekman, Her Şey Seninle Başlar kitabıyla kişilerin zorluklar karşısında mücadele gücünü arttırmasını, birçok kere denemiş olmasına rağmen başarısızlıklardan dolayı atalet içinde olmamaları gerektiğini ve önemli olanın denemek olduğunu vurgulamıştır. Çünkü ampulün icadı bile bir çok deneme sonucunda olmuştur.  Özellikle kitabında bu durumu şu cümleyle özetlemiştir :  “Engellerden dolayı, her başarısız olduğumuzda inancımızı biraz daha kaybederiz, bu da engeller ortadan kalktıktan sonra tekrar deneme isteğimizi tüketir.” Aslında kitapta öğrenilmiş çaresizlikten çok öğrenilmiş başarısızlığa değinilmiştir. Ancak başarıya giden yolun sadece çok denemek ve çok çalışmaktan ibaret olmadığını da anlatmıştır. Başarı getiren en önemli olan faktörlerden birinin de işini çok iyi yapmak olduğu vurgulanmıştır. Bunu da vurgularken şöyle bir anekdot kullanmıştır.  Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse,Michelangelo’nun resim, Beethoven’ın beste veya Shakespeare’ in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, herkes durup, ” Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyor’ desinler.”

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Sınırların Olmadığı Dünya – Mike Moore

Mike Moore – Sınırların Olmadığı Dünya

 

Mike Moore  Dünya Ticaret Örgütü başkanlığı yapmış bir siyaset adamıdır. Sınırların Olmadığı Dünya kitabında da  Özgürlüğü, gelişimi, serbest ticareti savunmuştur. Bu doğrultuda küresel yönetime değinmiştir.  Küreselleşme hakkında bir çok detay vererek getirdiği sorunlara ilişkin önemli önerilerde bulunmuş. Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla bu sorunların çözümü için sunduğu katkıları anlatmıştır.

 

Mike Moore’un Dünya Ticaret Örgütü genel direktörlüğü dönemine ilişkin düşünceleri serbest ticaret tartışmasına önemli katkılarda bulunuyor. Moore 14-15 li yaşlarda mezbahada çalışmak için eğitimini yarım bırakmış bir çocuğun,  küresel dünya ticaret sistemine kaideler ve kurallar getirmekten ayrıca bu sistemi yönetmekten sorumlu bir topluluğun başına geçmeyi nasıl başardığını gözler önüne seriyor.

 

Sınırların olmadığı Dünya’da şansız Seattle toplantısının kısa bir süre öncesinde Dünya Ticaret Örgütü yönetiminin başına gelen Mike Moore öncelikli olarak ele aldığı konu yoksul ülkelerin sorunlarıyla ilgilenerek ve çoğunlukla karşı tavır içinde olan bir çok sivil toplum örgütleriyle açık tartışmalara girerek çözüm bulmaya çalışmak oldu. Dünya Ticaret Örgütü’nde reformlar yaratmaya çalıştı. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkeler arasında lider olan Çin de dahil olmak üzere , Dünya Ticaret Örgütü’ne yeni üye olarak katılan on ülkeyle yapmış olduğu başarılı görüşmelerin iç yüzünü de içeriden hatta yönetimin başı olarak anlatıyor.  2001 yılının Kasım ayında Doha’da yapılan toplantıda , bu ülkeler in gelişime odaklı ticaret tartışmalarının yeni bir oturumuna katılma sözü vermiş olmalarından gurur duyduğunu bu başarıdaki önemli olan faktörleri detaylıca anlatmaktadır. Ayrıca Mike Moore, Sınırın Olmadığı Dünya kitabıyla Dünya Ticaret Örgütü’ne yönelik olumsuz eleştiri ve saldırıları yanıtlamaktadır. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallara bağlanmış serbest ticaret konusunda verdiği sözün dünya üzerindeki en yoksul ülke ve o ülkelerin yurttaşlarından milyonlarcasını kalkındıracak en büyük umut olduğunu ileri sürüyor. Sınırların Olmadığı Dünya birbirine gereksinim duyan ve yeni yeni bütünleşmeye başlayan dünyamızı inceliyor. Ortaya çıkmakta olan küresel sivil toplum konusunda küresel yönetiminin ortak zorlukları üzerine yeni bakış açıları sunuyor.  Küresel sorunlarda sivil toplum örgütlerinin küresel ve toplu yönetimlerin meydan okumalarına yönelik yeni perspektiflerini karşılarına nasıl sunduğunu ve bu sorunlarda ulusal ve uluslararası örgütlerin bir arada olmasını sağlayacak birleştirici fikirlerini anlatıyor.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

TÜİK tarafından toplanan verilerin bölgesel kalkınma projelerine katkıları neler olabilir?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından toplanan verilerin bölgesel kalkınma projelerine katkıları neler olabilir?

 

Ülkemizin her noktası farklı beşeri faaliyetleri içermekte olduğundan dolayı, bölgesel olarak kalkınma projeleri gerçekleştirmek ideal bir fikir olarak görülmektedir. Bu tip projelerin belirlenmesinde bölgelerde var olan işlevlerin ya da bölgelerin potansiyellerinin belirlenmesi noktasında da istatistiksel verilerin ortaya çıkması durumu söz konusu olabilmektedir. TÜİK tarafından ortaya konulan veriler ışığında da şehirlerin farklı farklı beşeri faaliyetler çerçevesinde gelişme göstermesi sonucu ortaya konulabiliyor. Tarım, turizm, hayvancılık ve madencilik gibi beşeri faaliyetlerin farklı farklı biçimlerde yer almalarına dair durumlar da bu konuda son derecede ideal bir rapor olarak görülebilmektedir.

 

Bir şehrin içerisinde yer alan yeraltı ve yer üstü kaynaklarına dayalı olarak değerlendirmelerin yapılması sonrasında gereken geliştirme durumu da gündeme gelebilmektedir. Bundan ötürü de gereken fonların sağlanarak gereken tüm tesislerin etkili olabilecek olan bölgelere iletilmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Herhangi bir tarım ürünün ya da yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi noktasında da bu tip verilerin önemli birer ayrıntı olduğu da gözlemlenebilmektedir.

 

Bir şehre gelen yerli ya da yabancı turistler de her yıl belli dönemlere bağlı olarak sayısal verilere dayandırılmaktadır. Eğer ki bu tip bir grafikte herhangi bir düşüş görülebilmekteyse yeni fikirlerin devreye girmesi gerekmektedir. Özgün fikirlerin işleme geçirilmesi sonrasında var olan turizm potansiyelinin eskisinden daha iyi bir hale gelmesi durumu da görülebilmektedir.

Hayır Diyebilmeli İnsan Özeti – ALEV ALATLI

ALEV ALATLI – HAYIR DİYEBİLMELİ İNSAN

 

Alev Alatlı günümüz edebiyat yazarları arasında oldukça hatırı sayılır bir yazar olarak yer edinmiştir. Çalışkan kişiliği ve yazdığı kitaplarla okuyucunun beğenisini kazanmıştır. Alev Alatlı , Hayır diyebilmeli İnsan kitabında günlük meseleler ile ilgili olan gazetelerin köşe yazılarından derlenen bir kitap gibi okuyucuya gazete okuyormuş edası vermiştir. Kitap  özellikle Alev Alat’lının “Meslek olarak Müslümanlık”, “, “İdeoloji değil Psikoloji”, “Laiklik ve Deizm”,”Avrupalı Olmak”, ” Orhan Pamuk’a Açık Mektup” gibi konu başlıkları olan yazılarından oluşmaktadır.

 

Kitapta gündelik sorunlara değinmiştir. Özellik “Hayır Diyebilmeli İnsan” başlığını kullanmasının sebebini de  şu cümleleriyle vurgulamaktadır. Belki de bu yüzyılda insanın en çok kullanması gereken kelime “Hayır!” olmalı. Ne var ki, ‘Evet’in revaçta olduğu bir zamana tanıklık ediyoruz.

 

Aslında kitabı aldığınızda toplumsal baskılara veya bir konuya neden evet zorunda kaldığımızı aslında hayır diyebildiğimizde nelerin değişeceğini anlatacak bir kişisel gelişim kitabı aldığınızı düşünüyorsunuz. Fakat durum bundan biraz daha farklı olarak tamamen toplumsal sorunlara karşı konuların ele alındığı siyasal ağırlıklı yazılardan oluşan bir kitapla karşılaşıyorsunuz. Bir çok durumda yazarın toplumsal ve siyasal dayatmalara hayır dediği yazılardan oluşmaktadır. Kişisel gelişim ile gündelik siyaseti birleştirerek okuyucuya farklı bir bakış açısı sunmayı başaran Alatlı “Hayır diyebilmeli İnsan” derken bunun durumun hayır denecek olduğunda ve hayır demenin en doğru davranış olduğunda söylenmesi gerektiğinin de altını gizli özne olarak çiziyor.

 

Yazarın bahsettiği kişisel gelişimin sadece bireylere bağlı değil. Yaşadığı toplumdakive dünya üzerindeki gelişmelere bağlı olarak gündelik siyasetinde etkilediğini vurguluyor.  Bunu da şöyle açıklamaktadır. Kişisel gelişme, hemen her alanda mükemmelliyeti hedeflemelidir. Fizikî, zihnî ve ahlakî güçlerin, “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” düsturu doğrultusunda geliştirilmesi, akıl kadar beden ve gönlün de eğitilmesini gerektirir.

 

Alev Alatlı, Hayır Diyebilmeli İnsan kitabında Türkiye’deki toplumsal olayları eleştirdiği kadar yabancı kaynaklardaki  gündelik siyaseti de eleştirmektedir.  Özellikle kitabında yapmış olduğu şu eleştiri kendisinin sadece yaşadığı topluma değil. Gerçekten toplumcu bir bakış açısına bağlı olarak tüm toplumları önemseyen bir kişiliği olduğunu gösteriyor. Daily Mail gazetesinde Sarah Oliver, “Irak’ın işgalinde bulunan İngiliz Askerleri, Irak halkının pisliğinden, tembelliğinden ve ahlaksızlıklarından nefret ediyorlar” diye bir yazı yazmış. İngiliz askerleri sanki oraya altın yaldızlı davetiyeyle davet edildiler.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Haklarını bilmek çocuklara hangi yararları sağlayabilir?

Çocuk hakları, Birleşmiş Milletler uyarında dünya devletleri tarafından imzalanan, çocukların zarar görmemesini sağlamak ve onları, haklarını bilen, bilinçli bireyler yetiştirmek üzere uygulamaya konulan haklar bütünüdür. Çocuklar, kendilerini koruma becerisinden yoksun olduklarından onlara bu koruma becerisini sağlamak ancak eğitim ile mümkün olabilir. Haklarını bilen ve bu haklara bilinçli bir şekilde uyan çocukların zarar görmeleri büyük ölçüde önlenebilir. Çocukların yaşam hakkı olduğunu, kimsenin onlara kendisi izin vermediği müddetçe dokunamayacağın söylemek, bir ebeveynin çocuğu için yapabileceği en önemli eğitimlerden birisidir. Çocuklarda mahremiyet eğitimi ve çocuklara benliğinin kazandırılması, çocuğun kendi haklarını bilmesinde önemlidir. Kendi haklarını bilen çocuk bu bilinç ile yetişirse, aklı başında ve özgüven sahibi bir birey olabilir. Hem kız çocukları hem de erkek çocukları için bu kural geçerli olmakla beraber, ebeveynlerin çocuklar için gerekli eğitimi vermelerinin önemi büyüktür.

 

Kendi haklarını bilen çocukların, bu konuda bilinçli olmayan çocuklara kıyasla daha az suistimal edildiğini söylemek mümkündür. Çocuklara bu konuda hem evde hem de aynı zamanda okullarda gerekli eğitimin verilmesinin sağlanması gerekmektedir. Çocuk bu sayede hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini koruyabilmeyi öğrenmektedir. Çocukların sağlıklı bir birey olabilmeleri hususunda oldukça önemli olan Çocuk Hakları’nın çocuklara öğretilmesi konusunda hem ebeveynler hem de eğitimciler dikkatli olmalıdır.

Birleşmiş Milletlerin çocuk hakları ile ilgili sözleşme hazırlamasının nedenleri ne olabilir?

Birleşmiş Milletler, insan hakları, özel olarak da kadın hakları ve çocuk hakları ile ilgili çalışmalar yapan başlıca kuruluşlar arasında yer almaktadır. Bu kuruluş dünya üzerinde birçok ülkenin katılımı ile halen varlığını sürdüren, son derece önemli kuruluşlar arasında yer almaktadır. Çocuk hakları ile ilgili sözleşme hazırlamış olan Birleşmiş Milletler, çocukların haklarını korumak ve her çocuk için eşit şartlarda yaşamayı sağlayacak bir sözleşme imzalayarak diğer devletleri de bu duruma ortak etmiştir. Çocuk hakları sözleşmesinin önemi büyüktür. Çünkü dünya üzerinde halen ülkelerin çıkar çatışmaları nedeni ile savaşlar sürmekte, bu durumdan siviller yeterince zarar görmekte, hatta bu durumdan en büyük olumsuz etkiyi çocuklar almaktadır. Bu sebepten ötürü, çocuk hakları sözleşmesinin yapılmasının önemi büyüktür. Her çocuk eşit şartlarda doğmaz ya da aynı ülkelerde hayatına devam ederek bir yetişkin olmaz. Bununla beraber, çocukların haklarının kendilerine verilmesi ve bir çocuğun yaşam standardının en yüksek seviyeye ulaşacak şekilde çalışmalar yapılması oldukça önemlidir.

 

Çocuklar kendilerini koruma yeteneklerine henüz erişemedikleri için ekstra önlemler alınmakta, çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik olarak zarar görmesini önlemek için birtakım çalışmalar yapılmaktadır. Çocuk hakları doğru bir şekilde uygulandığında, çocuğun ilerideki hayatına özgüven sahibi bir birey olarak devam etmesi amaçlanır. Bu sebepten ötürü bu sözleşmenin önemi büyüktür. Birleşmiş Milletler ile bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler de bu kurallara uymak durumundadır.

Yaşama hakkı diğer hak ve özgürlüklerimizin kullanımı açısından nasıl bir öneme sahiptir?

Yaşama hakkı, diğer hak ve özgürlüklerimizin kullanımı açısından nasıl bir öneme sahiptir?

 

Yaşama hakkı, tüm temel hak ve özgürlüklerimiz içinde en önemli olan ana haklarımızdan bir tanesidir. Hangi ülkede yaşıyor olursanız olun, yaşam hakkı sizin için hiç kuşkusuz ki temel hak ve özgürlüklerimizin başında geliyor. Özellikle ülkemizde, hükümlüler için dahi ölüm cezasının bulunmayışı, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne uygun bir hüküm oluşturuyor. Bu hüküme göre, her ne olursa olsun bir kişiye yapmış olduğu suçtan dolayı ölüm cezası verilemez. Bu önemli bir kural olmakla beraber, aslında toplumun tamamını derinden etkiliyor. Çünkü yanlış yargılamalar sonucunda dünya üzerinde ölüm cezası almış ve daha sonra suçsuz olduğu anlaşılmış çok kişi bulunuyor. Yaşama hakkı aynı zamanda diğer haklarımızın kullanımı açısından da son derece önemli. Çünkü bu hakkımızı kullanamadığımız durumlarda diğer haklarımızı kullanmamız da otomatik olarak mümkün değil.

 

Kişinin hak ve özgürlüklerinin korunması konusunda mutlaka her devletin sağlaması gereken ilk özellik, kişinin yaşam hakkının korunması. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne göre, kimseye ölüm cezası verilemez. Bu sebepten ötürü demokratik devletler de buna uygun olarak hareket etmek durumundalar. Yaşam hakkı korunan bir insan kendisine sunulmuş olan diğer haklardan da yararlanabilir. Ancak ölülerin diğer haklarını kullanma hakları yoktur. Bu sebepten ötürü, kişilere hakları yaşarken verilmelidir. Bu hakkın kullanımı devlet olmanın gereklilikleri arasında yer almaktadır. Dolayısı ile bu durum oldukça önemlidir.

Temel haklarınızın neler olduğunu biliyor musunuz?

Temel haklarınızın neler olduğunu biliyor musunuz? Bu hakların amacı nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Toplumun en küçük birimi olan insan, hukukun temelinde yer alır. Önce insanın daha sonra da toplumu korumak için belirli yasalar gereklidir. Bu yasalara uymak da kişinin hem kendisine karşı hem de aynı zamanda diğer insanlara karşı görevleri arasında yer almaktadır. Temel hak ve özgürlükler bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar arasında yer almaktadır. Dünyada herkesin eşit şartlar altında doğabilmesi ve eşit şartlar altında yaşayabilmesi mümkün değildir. Bununla beraber, şartların iyileştirilmesi hususunda çalışılması ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin sağlanması bu hususta son derece önemlidir. Elbette temel hak ve özgürlüklerimiz arasında yaşam hakkımız yer almaktadır. Yaşam hakkı, hukuk eli ile bizi kendimizden dahi koruyan bir haktır. Bununla beraber, yeme içme ve barınma, seyahat etme, iletişim kurma ve dilediğimizce karar verme özgürlüğü de temel hak ve özgürlüklerimiz arasında yer almaktadır.

 

Bununla beraber temel hak ve özgürlükler, kanunlar önünde herkesin eşit olmasını sağlayan unsurlar arasındadır. Bir kimsenin siyasi statüsüne bakmaksızın onu herkes ile eşit şekilde yargılama ve kimseyi kayırmayan bir adalet sistemi, temel hak ve özgürlüklerimizin başında yer almaktadır. Kadın ve erkekler bütün bu hakların her birinden eşit şekilde faydalanması gereken kişilerdir. Bu durum kadınlara Medeni Kanun ile sağlanmıştır. Kişilerin görünüşü ve içinde bulunduğu konum sebebi ile aşağılanamaması da yine temel hak ve özgürlüklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu hakların amacı kişiye daha sağlıklı bir hayat sunmaktadır.

Sizce muhtarlığın görevi nedir?

10En küçük yerleşim birimleri olan mahallelerin yönetimi muhtarlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Birçok kişinin bildiği üzere, muhtarlar 5 yılda bir seçilen ve bir bölgenin bürokratik olarak gelişmesine katkıda bulunan devlet organlarına bağlı olarak görev yapan kişilerdir ve bu bölgelerde çalıştıkları süre boyunca da yaşanacak durumlar konusunda söz sahibi, sorumluluk sahibi olan kişilerdir. Mahallenin yaşam standartlarını yükseltmek için çalışmalar yapan, seçim çalışmalarını yürüten, kimlik ve kayıp ilanları ile ilgili işlemleri gerçekleştiren kişiler muhtarlar olarak bilinmektedirler. Mahallenin sakin olmasını sağlayabilmek için çalışmalar yapan, yardımlar sağlayan ve yeşil kart verilecek kişileri önceden belirleyerek bağlı bulunduğu daha büyük kuruma göndermek muhtarın görevleri arasında yer almaktadır. Muhtarlar seçim ile bulundukları konuma gelirler. Yani mahallelinin bu durumdan memnun olmaz ise muhtarları değiştirmek için oylama yapmaya hakları bulunmaktadır.

 

Vergi toplamak için ne yapmanız gerektiğini, ayrıca diğer vatandaşlık işleri ile ilgili bilgileri de doğrudan muhtarlardan alırsınız. Bu sebepten ötürü muhtarların işinin son derece önemli olduğunu ve asla ihmale gelmemesi gerektiğini de açıkça söylemek mümkündür. Mahalleli ve bir üst kurum arasında ilişkileri de sağlayan muhtarlar, tebligatların iletilmesi hususunda da görevli olan kişilerdir. Sizin adınıza bir tebligat gelmesi durumunda bu tebligatlar doğrudan muhtarlığa gitmektedir. Bununla beraber, seçim zamanları seçmen kağıtlarının dağıtılması konusunda görevli olan kişiler de muhtarlardır. Muhtarlar bu görevlerin hepsini layığı ile yerine getirmek durumundadır.

Bilinçli bir tüketici olarak haklarımızı kullanmak neden önemlidir?

Bilinçli bir tüketici olarak haklarımızı kullanmak neden önemlidir?

 

Toplum hayatında kuralların tam olarak sağlanabilmesi ve vatandaşların her birinin haklarının sağlanabilmesi için atılması gereken adımlar bulunmaktadır. Tüketici hakları, kişilerin ticari alışverişlerinde sahip oldukları hakların kendilerine geri verilebilmesini sağlamak amacı ile son yıllarda üzerinde en çok çalışılan pek çok yerde il denetim merkezlerinin kurulduğu önemli alanlardan bir tanesidir. Ayıplı bir mal aldığınızda ya da söz konusu malı çeşitli sebeplerden ötürü geri vermek istediğinizde Tüketici Kanunu’na uygun davranmanın önemi büyüktür. Hem alıcının hem de aynı zamanda satıcının bu haklardan karşılıklı olarak yararlanabilmesi için kanunlar bu süreçte aktif bir rol oynamaktadır.

 

Bilinçli bir tüketici olarak haklarımızı bilmek ve bu haklar doğrultusunda hareket etmek, satın aldığımız bir ürün ya da bir hizmet ile ilgili bir sorun olduğunda bu sorunu en kısa sürede çözmek adına oldukça önemli bir yere sahiptir. Malın ayıplı olmasına bağlı olarak geri verilmesi ve bunun gibi pek çok unsur Tüketici Kanunu’na bağlı kalınarak çözülebilmektedir. Bilinçli bir tüketici olunduğu durumlarda kişilerin dolandırılma riski oldukça düşüktür. Çükü bunu suistimal ederek ürün ya da hizmet satışı gerçekleştiren birçok firma olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, haklarımızı bilmeli ve buna uygun hareket etmeliyiz. Aksi halde çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalabilir, işimize aslında hiç yaramayacak ayıplı bir ürün için fazla bir bedel para ödeyebiliriz.