Haritalar olmasaydı neleri yapmakta zorlanırdık?

Haritalar olmasaydı neleri yapmakta zorlanırdık? Neden?

Haritalar herhangi bir bölgeye dair incelemelerin yapılmasını ve gereken tespitlerin sağlanmasını başarmak amacıyla kullanılan en önemli gereçler olarak değerlendirilmektedir. Belli kurallara ve özelliklere dayalı olarak ortaya konulan haritalar değişik görevleri de içermeleri ile bilinmektedir. En yaygın biçimde kullanılan harita seçenekleri arasında da fiziki ve siyasi versiyonları her zaman kullanımda olarak her insanın zaman zaman mutlak bir fayda sağlamaktadır. Gereken bilgilere de gereken detaylara ulaşmak adına da ne kadar nitelikli bir unsur olarak da kabul görmesini sağlayabilmektedir.

 

Siyasi haritalar genel olarak şehir ve ülkelere dayalı olarak ortaya çıkan bir harita biçimidir. Siyasi harita ile bu tip yerleşim yerlerinin sınırlarını görebilmek mümkün olabilmektedir. Aynı zamanda da sınır kapıları gibi önemli bilgileri de içerebilecek düzeyde var olan siyasi bilgiler coğrafyaya dayalı bilgilere kolay şekilde ulaşmak adına da nitelikli bir unsur olarak kabul edilmektedir.

 

Siyasi haritalar kadar fiziki haritalar da son derecede kullanımda olan unsurlar olarak görülmektedir. Fiziki haritalarda incelemeye alınan bölgenin yalnızca yeryüzü şekilleri dikkate alınmaktadır. Irmak, ova, vadi, dağ ve tepe gibi yeryüzü şekillerinin farklı farklı sembollerle ifade edilmesi sonrasında ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda da yükseltileri belirlemek adına da yeşil, sarı, mavi, turuncu ve kahverengi gibi renklerle de bu durumu ortaya koyarak meraklılarına olabildiğince yardımcı olmaktadır.

Türkiye fiziki haritası üzerinde yaşadığınız yeri incelediğinizde hangi renklerin bulunduğunu görüyorsunuz?

Türkiye fiziki haritası üzerinde yaşadığınız yeri incelediğinizde hangi renklerin bulunduğunu görüyorsunuz? Bu renklerden yola çıkarak yaşadığınız yerin coğrafi özellikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ülkemiz yükselti bakımından farklılık gösteren bir konumda yer almaktadır. Deniz seviyesinden çok az bir yükseltide bulunan alanların yanı sıra son derecede de dağlık ve engebeli bölgelere de rastlanılmaktadır. Yeşil ve kahverengi tonları Türkiye fiziki haritasında görebilmek son derecede mümkün olan bir durum olarak gözlemlenebilmektedir.

Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri genel olarak yeşil renkleri fiziki harita içerisinde içerebilmektedir. Genellikle vadi ve ova yer şekillerinin oluştuğu bu alanlarda yüksek ve engebeli şekillere denk gelmek oldukça nadir bir durum olarak görülebilmektedir. Bu bölgelerin deniz seviyesine yakın olmasından dolayı da yeşil tonlarının sürekli olarak görülebilmesi durumu da gözlemlenebilmektedir.

 

Ülke haritası içerisinde batıdan doğuya doğru gidildiği zaman yeşil tonları yerini önce sarımtırak renklere sonra ise kahverengi tonlarına bırakmaktadır. Oldukça yüksek bir kesim olan Doğu Anadolu Bölgesi; aynı zamanda da Türkiye’nin en dağlık alanları olarak da değerlendirilmektedir.

Fiziki haritalar tamamen ülkenin yükselti değerlerini metre cinsinden göstermektedir. Mavi, yeşil, sarı ve kahverengi tonlarını içerebilecek bir vaziyette belirlenen fiziki haritalardaki yükseltiler oldukça kolay bir biçimde de anlaşılabilmektedir. Bundan dolayı da fiziki haritaya bakıldığı anda Türkiye’nin batı kesimlerinden doğusuna doğru ilerlendiğinde bu durumu gözlemlemek son derecede de mümkün olacaktır.

Yasadiğiniz yerde canlılar için tehlikeli olabilecek hangi doğa olayları görülüyor?

Yasadiginiz yerde canlılar için tehlikeli olabilecek hangi doğa olayları görülüyor?

Türkiye içerisinde yaşanan doğal afetler 5 farklı biçimde yaşanarak canlıların yaşam ortamları için büyük tehdit oluşturmaktadır. Gerek doğal ortamın bozulması gerekse de jeolojik yapıdan dolayı zaman zaman bu tip durumların yaşanabilmesi söz konusu olmaktadır.

Ülkemiz deprem bölgesinde olarak Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde görülebilmektedir. Deprem ile meydana gelecek olan sarsıntılardan kaynaklı olarak can ve mal kaybı da gözlemlenebilecek olan bir durumdur.

 

Toprak tabakalarının kütlesel olarak yer değiştirmesine denilen heyelan genelde Doğu Karadeniz Bölgesi içerisinde görülebilmektedir. Eğim, yağış, toprak tabakalarının yapısı ve uzanışı ile beraber deprem sonrasında da heyelan görülebilmektedir.

Erozyon da verimli arazilerde var olan toprakların zaman içerisinde yer değiştirmesi olarak bilinmektedir. Yanlış arazi kullanımı, sağanak yağışlar ve eğimden kaynaklı olarak da ortaya çıkan bir doğa olayıdır.

Sel de doğal ortamların bozulması sonrasında ortaya çıkan ani sel baskınları olarak görülmektedir. Eğim, drenajsız toprak, bitki örtüsünün zayıf olması ve yanlış arazi kullanımından dolayı da ortaya çıkan bir doğal afettir.

 

Çığ

Ülkemizin genel olarak Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde görülen çığ; karların yüksek noktalarda birikerek bir anda yerleşim noktalarına doğru hareket etmesi olarak adlandırılmaktadır. Daha çok yüksek ve engebeli noktalarda görülebilmektedir.

Heyelan yurdumuzun hangi bölgelerinde meydana gelebilir?

Heyelan yurdumuzun hangi bölgelerinde meydana gelebilir? Neden? Sizin yaşadığınız bölgede de heyelan oluyor mu? Neden?

Heyelan toprak kayması olarak da bilinen doğal afetler arasında yer almaktadır. Aynı zamanda da söz konusu toprak kayması olarak bilinen doğal afet unsuru insanların beşeri faaliyetlerini olumsuz bir biçimde de etkilemektedir. Aynı zamanda da can ve mal kaybına da sebep olan bu doğal afet seçeneği ülkemizde en çok Karadeniz Bölgesi içerisinde de görülebilmektedir. Karadeniz Bölgesi’nin iklim şartlarından kaynaklı olarak fazlasıyla yağış alan bir bölge olması bu durumun temel sebebi olarak görülmektedir. Bu yağışlar Karadeniz Bölgesi’nde var olan doğal bitki örtüsünü olumsuz bir biçimde etkilediğinden dolayı toprak su tutamaz hale gelmekte ve toprağın yer değiştirmesi de söz konusu olmaktadır.

 

İnsanların da heyelan oluşmasında payı oldukça büyüktür. Doğal alanları katlederek yerleşim alanları yaratma bu doğal afetin temel nedeni olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda da yanlış otlatma ya da orman yangınları da bu duruma sebep olan temel unsurlar arasında da yer almaktadır.

Doğal alanlara zarar verilmesinden dolayı ortaya çıkan toprak kayması yağışların yanı sıra tamamen insan destekli faaliyetlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Çarpık kentleşme ve bina yapımı tercihleri konusunda da yanlış bir tutum sergileyen kişilerin bu konuda hassas bir tavır içerisinde olmamasından dolayı bu doğal afet ortaya çıkabilmektedir.

Çığ tehlikesinden korunmak için neler yapılmalıdır?

Çığ tehlikesinden korunmak için neler yapılmalıdır?

Karla kaplı ve yüksek bölgelerde sık sık görülen doğal afetlerden bir tanesi olarak çığlar görülebilmektedir. Çığlar yüksek noktalarda biriken karların herhangi bir sebepten dolayı kayarak yıkıcı bir sonuca ulaşması aşamasında da son derecede tehlikeli bir doğal afet olarak da değerlendirilmektedir. Bu doğal afetten kurtulmak adına da bazı önlemlerin alınması da söz konusu olmaktadır. İnsanlara, hayvanlara, tarım arazilerine ve ormanlara ciddi oranda zarar veren çığ doğal afetinden kurtulmak adına da bazı işlemleri gerçekleştirmek son derecede de önem arz edecek konumda da yer alan bir uygulama olarak da etkin bir seviyede yer almaktadır.

 

Çığ tehlikesinden korunmak adına yapılacak olan en önemli eylemler arasında yüksek ve eğim seviyesinin yüksek olduğu bölgelere ağaçlandırma yapmak gerekmektedir.

Çığ tehlikesinin her zaman bulunduğu bölgelere herhangi bir yerleşim bölgesinin kurulmaması gerekmektedir.

Dağlık ve yüksek alanlarda da herhangi bir yerleşim kurmaktan uzak durulması gerekmekte olup;  çığ tehlikesinden bu sayede de korunabilmektedir.

Çığ tehlikesi konusunda uyarıların yapıldığı noktalarda sessiz kalarak herhangi bir biçimde yüksek sesli iletişim kurulmaması da gerekmektedir.

Meteorolojinin verdiği talimatlar dikkate alınarak, buna bağlı bir biçimde çığa karşı önlemlerin alınması da gerekmektedir.

Çığ tehlikesinin bulunduğu alanlar içerisinde herhangi bir karayolu ya da tren raylarını içermemesine de dikkat edilerek taşıtların bu doğal afetten etkilenmesinin de önüne geçilmelidir.

İnsanlar hangi hareketleriyle selin bir doğal afete dönüşmesine yol açabilir?

İnsanlar hangi hareketleriyle selin bir doğal afete dönüşmesine yol açabilir?

İnsanların içerisinde yaşadığı doğayı doğru düzgün bir biçimde kullanarak nimetlerinden yararlanmaları mümkün olacaktır. Doğa koşullarını zorlayarak doğa kurallarının tam tersi istikamette hareket etmeleri halinde bazı olumsuz durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu tip doğal afetler arasında su baskınları da yer alarak insanların hayatını olumsuz bir biçimde etkileyen temel problemler arasında yer almaktadır.

 

Tarım uygulamaları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan üretime girişecek olan kişilerin toprak ve bitki yapısına dayalı olumsuz bir durumu ortaya çıkarmaları durumu söz konusu olabilecektir. Aynı zamanda da üretim esnasında yanlış yöntemlerin kullanımı ve aşırı kimyasalın tercih edilmesi de sele davetiye çıkaran temel hususlar arasında yer almaktadır.

Kent içerisinde de selin meydana gelmesi durumu söz konusu olabilmektedir. Bu evrede de çarpık ve yanlış kentleşmeye dayalı olarak suların geçiş noktalarına binalar dikilebilmektedir. Bu durumdan dolayı da beşeri faaliyetlerin aksamasına da eden olarak gündelik hayatı son derecede zorlaştıracak olan bir eylem olarak görülebilecektir.

 

Akarsu ya da dere yataklarına ev yaparak suları engelleyici bir gelişme içerisinde bulunmak da su baskınlarının meydana gelmesinde temel alınan nedenlerden bir tanesi olarak değerlendirilmektedir. Bu işlemlerin gerçekleştirilmemesi aşamasında da sel baskınlarının önüne geçilebilmekte ve gündelik hayatlarda herhangi bir sorun da ortaya çıkmamaktadır.

Fırtınalardan korunmak için neler yapılmalıdır?

Fırtınalardan korunmak için neler yapılmalıdır?

Şiddetli rüzgarlardan ve fırtınalardan korunmak adına bireysel olarak çaba harcamak gerekmektedir. Bu çabalar esnasında teknolojiden de yararlanarak söz konusu doğal olaylardan herhangi bir zarar görmeden kurtulabilme durumu söz konusu olabilmektedir. Fırtınanın şiddetine bağlı olarak harekete geçilmesi de gerekmektedir. Bu yüzden de insanların ne yapacağını bilecek biçimde de hareket etmeleri kendilerine fayda sağlayacak olan bir girişim olarak da değerlendirilmektedir.

 

Fırtınalardan herhangi bir zarar almadan korunmak adına en etkili ve en eski girişim olarak binaların sağlam inşa edilmesi gerekmektedir. Binaların korunaklı birer mesken haline getirerek olabildiğince başarılı bir sonuca erişme durumu ile de karşı karşıya kalınmalıdır.

Fırtına hakkında gereken bilgi ve tahminlere ait olmak için gereken teknolojiye sahip olmanın da katkısı büyük olacaktır. Modern aletlerin kullanılarak bu tip sonuçlara erişilmesi durumu da söz konusu olmaktadır. Elektronik gözlem cihazlarının sağlanabilmesi de bu tip yararların ortaya çıkmasında da faydalı cihazlar bütünü olarak görülebilecektir.

 

Fırtınaya dayalı olarak gereken verilere ulaşmak en başarılı korunma yöntemleri arasında da yer alabilecektir. Fırtınanın özelliklerini ve ne kadar süreli bir aktifliğe sahip olmasından dolayı da etkin bir korunma işlemi içerisinde de yer alacaklardır. Teknolojik cihazları kullanarak fırtına öncesinde bu doğal afetten haberdar olmak kolay bir eylem olarak da ifade edilecek olan bir durum olarak görülebilmektedir.

Yaşadığınız yerin bağlı olduğu ilin yer şekilleri ve nüfusu ile ilgili genel özellikleri nelerdir?

Yaşadığınız yerin bağlı olduğu ilin yer şekilleri ve nüfusu ile ilgili genel özellikleri nelerdir?

Türkiye baz alındığında nüfus yoğunluğunun değişken bir rakam dizisi olabildiğini görebilmek mümkün olan bir durum olarak ifade edilmektedir. Türkiye içerisinde var olan nüfus yoğunluğu farklı farklı kriterler doğrultusunda da ortaya çıkan bir öge olarak da değerlendirilmektedir. Yer şekillerinden sanayi bölgelerine kadar bu yerleşim biçimleri arasında önemli unsurlar olarak kabul görmektedir. Su kaynaklarına yakın olan ve dağlık olarak söz edilmeyen bölgelerine daha fazla yerleşim alanı olabilmesinden ötürü de bu etkenlerin insan yaşantısında ne kadar ideal bir konumda olduğu da görülebilmektedir.

 

Son zamanlarda kentsel alanların kırsal bölgelere olan yerleşim oranında gözle görülür bir artış da saptanabilmektedir. Köy gibi yerleşim noktalarında hayatın zorluklarını daha farklı bir biçimde hissedecek ve imkanlardan yararlanamayacak olan insanların kente olan göçlerinde son zamanlarda daha da fazla artış görülebilmektedir. Kentte aynı zamanda da iş olanaklarının daha aktif olmasından dolayı kırsal kesimde yaşayan insanların bu şekilde bir tercih yaptıkları da görülebilmektedir.

 

Yer şekilleri bakımından da yüksek dağlara sahip olan alanlarda gerek iklim koşulları gerekse de hayat şartlarından dolayı pek fazla kişinin ikamet ettiği görülememektedir. Yer şekillerinin yüksek olarak değerlendirilmesinden ve su kaynaklarının sınırlı olmasından dolayı da dağınık bir yerleşim görebilme durumu da söz konusu olabilmektedir.

Findik yetiştiriciliği ve bununla ilgili ekonomik faaliyetler dışında Karadeniz’e kıyısı olan illerimizde yürütülen başka hangi ekonomik faaliyetleri biliyorsunuz?

Findik yetiştiriciliği ve bununla ilgili ekonomik faaliyetler dışında Karadeniz’e kıyısı olan illerimizde yürütülen başka hangi ekonomik faaliyetleri biliyorsunuz?

Karadeniz ülkemizin en verimli topraklarına sahip olmasının yanı sıra fındık üretimi bakımından oldukça ideal bir bölge olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Doğu Karadeniz Bölümü kapsamında fındık ve çay gibi bitkilerin Dünya çapında en kaliteli mahsulleri sağlanabilmektedir. Doğu Karadeniz içerisinde var olan Rize, Giresun ve Trabzon şehirleri için önemli tarım ürünleri olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Karadeniz içerisinde farklı farklı tarım ve sanayi bölgeleri de bulunmaktadır.

 

Karadeniz kapsamında ciddi anlamda balıkçılık faaliyetleri yürütülmektedir. Karadeniz’deki balık cinslerinin farklılığından kaynaklı olarak burada bulunan deniz mahsulleri türlerine olabildiğince rağbet olmasından dolayı da bu bölgenin öne çıkan ekonomik faaliyetleri içerisinde de yer almaktadır. Hamsi ve palamut gibi balık türlerinin her yıl revaçta olmasını sağlayan Karadeniz Bölgesi balıkçılarının sezon içerisinde bu hareketliliği ortaya koymaları ile beraber önemli bir çalışma içerisinde olmaları durumu da söz konusu olabilmektedir.

 

Karadeniz Bölgesi kapsamında önemli bir sanayiye dayalı ekonomik faaliyet olarak demir çelik tesisleri görülebilmektedir. Karabük ve Zonguldak Ereğli bölgelerinde bulunan demir çelik fabrikaları; taş kömürü madeninin burada çıkarılmasından dolayı kurulan sanayi bölgeleridir. Hammadde ihtiyacının kolaylıkla karşılanmasından ve liman kenti olmalarından dolayı da Karabük ve Zonguldak Ereğli noktalarında da ekonomik faaliyetler arasında da yer alabilmektedir.

Enlem ile sıcaklık arasında nasıl bir ilişki vardır?

Enlem ile sıcaklık arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dünya’nın şeklinden kaynaklı olarak iklim kuşakları ortaya çıkmaktadır.  Bu kuşaklardan kaynaklı olarak ekvatordan kutuplara doğru ilerlenmesi halinde sıcaklık unsurunda gözle görülür bir düşüşün yaşandığı da görülebilmektedir. Kutuplara doğru Dünya’nın şeklinde var olan daralma durumundan kaynaklı olarak enlemlerde de azalma görülmektedir. Bunun yanında Dünya’nın Güneş etrafında dönmesinden dolayı kutuplara doğru gidilmesi halinde de Güneş ışınlarının dik açıyla gelme olasılığında da ciddi miktarda azalma ile ulaştığından dolayı soğuk iklim kuşaklarının görülebildiği de gözlemlenen bir durum olarak ifade edilmektedir. Sıcaklığın enleme bağlı olarak değişkenlik göstermesi de tamamen Dünya’nın şeklinden ibaret bir durum olduğu da görülebilmektedir.

 

Enleme bağlı olarak iklim değişikliklerinin tamamen Dünya’nın şeklinden dolayı ortaya çıkan bir detay olarak değerlendirilmesi durumu söz konusu olmaktadır. Bu sebepten ötürü de enlemin iklim kapsamında başlı başına bir sebep olmasından dolayı ortaya çıkmaktadır. Ekvatoral İklim Kuşağı olarak bilinen dönenceler arası bölgede sürekli hava sıcaklıkları üst seviyelerde yer almaktadır. Genel olarak bu bölgeden kutuplara doğru ilerlenmesi halinde de Orta İklim Kuşağı’nda yaz ve kış iklimleri görülebilmektedir. Hava sıcaklığının değişkenlik göstererek ortalama bir vaziyette yer alması durumu ortaya çıkmaktadır. Son olarak ise Kutup İklim Kuşağı ise çoğu zaman Güneş ışınlarından mahrum olan bölge olarak bilinmesinden kaynaklı olarak soğuk havaların görüldüğü bir alan olarak ifade edilmektedir.