Akıl ve İradesini Kullanamamak İnsana Neler Kaybettirir?

Akıl ve İradesini Kullanamamak İnsana Neler Kaybettirir?

Akıl ve irade Allah’ın yaratmış olduğu tüm varlıklar arasında sadece insana verilmiş olan bir özelliktir. İnsanlar aklı ile iyiyi kötüyü ayırt ederler ama iradeleri ile ise tercihte bulunurlar. İnsanlar yaşadıkları bir olay karşısında akıl yürüterek doğru ve yanlışa kolalıkla ulaşırlar. Ancak bu doğru veya yanlış arasında tercihlerini kendi iradeleri ile gerçekleştirmektedirler.

 

Dinimizde akıl ve irade sahibi olmayanlar sorumlu kabul edilmemiştir. Yani bir günah işleseler bile bundan sorumlu değillerdir çünkü aklen iyi ve kötü arasında ayrım yapabilecek halde değillerdir. İnsanların akıl ve iradesini kullanamaması yanlış davranışlar sergileyerek günaha ve harama yönelmesine neden olabilir. Akıl ve iradenin kullanılamadığı her alanda insan her hatayı kolaylıkla yapabilir. Bazı insanlar dünyevi bir takım şeyleri kullanarak da akıllarını kullanmayı engeller duruma gelebilmektedir. Her kötülüğün anası olan alkol ve uyuşturucu insanların akıl muhakemesi yapması engellemektedir. Bu nedenle bu kötülüklerden uzak kalarak akıl ve iradenizi etkin olarak kullanmanız mümkündür.

 

Eğer insanlar akıllarını ve iradelerini doğru olarak kullanırlar ise hem bu dünyada hem de ahrette mutluluğu yakalayabilirler. Allah kullarının neler yapacağını elbette ki bilmektedir. Ancak yol ayrımına geldiğinizde tercihinizi akıl yürüterek ve kendi iradeniz ile en doğru tercihi belirlemeniz için kullarına cüzi bir irade bahşetmiştir. Bu iki unsuru kullanmayarak hem çevrenize hem kendinize zarar verebilirsiniz. Unutmayınız ki topluluk halinde yaşayan insanlardan birinin yanlışa yönelmesi direk olarak diğer toplum üyelerini de etkilemektedir.

Günlük Namazlar Dışında Kılınan Namazlar

Günlük namazlar dışında çevrenizde kılındığını bildiğiniz başka hangi namazlar vardır?

İslam dininde Müslüman kimselerin yapmakla yükümlüğü olduğu günlük 5 vakit farz namazları vardır. Farz namazları yapıldığında sevap sayılmakta yapılmadığında ise günah sayılmaktadır. Farz namazları sünnet ve farzlardan meydana gelmektedir. Günlük kılınan namazların dışında Müslümanların kılması için nafile namazları vardır. Nafile namazlar yerine getirildiğinde sevabı bulunan, yerine getirilmediğinde günahı olmayan ibadetlerdir. Günlük namazların dışında kılınan nafile namazlar:

 

  • Tahiyyetü’l- Mescid; müstehap olan namaz bir mescide veya camiye ilk defa girildiğinde kılınmaktadır.
  • Abdest ve gusül abdestinden sonra kılınan namaz; mendup olan namaz iki rekat şeklinde kılınmaktadır.
  • Duha Namazı; kuşluk namazı olarak da bilinmektedir. Mendup olan namaz 2, 4, 8 ve 12 rekat olarak kılınabilmektedir.
  • Teheccüd Namazı; yatsı namazından sonra bir miktar uyuyup uyanınca kılınan namazdır. İkişer rekat olmak üzere 2, 4, 6 ve 8 rekat olarak kılınabilmektedir.
  • Regaib Gecesi Namazı; Recep ayının ilk cuma gecesi Regaip Kandilinde kılınan namazdır.
  • Mirac Gecesi Namazı; Recep ayının 27. gecesi Mirac Kandilinde 12 rekat kılınan namazdır.
  • Berat Gecesi Namazı; Şaban ayının 15. gecesi Berat Kandili gecesinde 100 rekat kılınan namazdır.
  • Kadir Gecesi Namazı; Ramazan ayının 27. gecesi Kadir Gecesidir. Bu gece kılınacak namaz en az 2 rekat, normal sayısı 100 rekat, en üst 1000 rekat kılınan namazdır.
  • Yolculuk Namazı; Müslüman bir kimsenin yola çıkacağı zaman kılacağı 2 rekatlık bir namazdır.
  • Tesbih Namazı; Müslümanlar için önemli sayılan gün ve gecelerde kılınan 4 rekatlık bir namazdır.

Cenaze Namazının Toplumsal Dayanışma Açısından Önemi Nedir?

Sizce cenaze namazının toplumsal dayanışma açısından önemi nedir?

İslam dininde ölen Müslüman kimseler son yolculuğuna uğurlanırken yıkanır, kefenlenir ve cenaze namazı kılınır. Müslümanlar öldükten sonra devam edecek olan ebedi hayata bu şekilde hazırlanmaktadır. Cenaze namazı acı ve hüzün dolu merasimlerdir. Cenaze namazı farzı kifaye ibadetler arasındadır. Yani Müslümanların bir kısmının yerine getirmesi ile diğer Müslümanlar üzerinden kalkan ibadetler arasındadır. Böylece Müslümanlar için son vazife yerine getirilmiş olmaktadır.

 

Cenaze namazı tanıdık tanımadık her Müslüman kimsenin son görevi yerine getirmek için bir araya gelmeye özen gösterdiği törenler arasındadır. Yine Müslüman kimseler cenazeye değer verdiğini yaptıkları bu eylemle göstermektedir. Bu da cenaze namazının Müslümanların birlik ve beraberliği pekiştirmesi açısından önemini ortaya koymaktadır.

 

Müslüman kimseler cenazesi bulunan evin hizmetini görmeyi vazife bilmişlerdir. Cenazeye baş sağlığı için gelen misafirlerin ağırlanması, yeme ve içme ikramları Müslüman din kardeşleri tarafından yerine getirilmektedir. Yani birlik ve beraberliğin devam etmesini sağlamaktadır.

 

Ölen bir kişinin cenaze namazının kılınabilmesi için gerekli olan şartlar:

  • Ölen kişinin Müslüman olması.
  • Ölen kişinin yıkanıp kefene sarılı olması yani temiz olması.
  • Cemaat yani topluluk önünde olması.
  • Ölünün tamamının ya da bedeninin yarıdan fazlasının ya da başı ile beraber yarısının bulunması.
  • Cenazenin omuzda ya da hayvan üstünde değil yerde olması.
  • Cenaze namazı kılacak olan kişinin (özürlü hariç) ayakta olması gerekmektedir.

“Nasıl olsa zamanında ödeyemedim.” mi dersiniz yoksa “Zamanında Ödeyemedim Ama En Kısa Zamanda Ödemeliyim.” mi dersiniz?

Bir borcu ödeyemediğinizde “Nasıl olsa zamanında ödeyemedim. “mi dersiniz yoksa “Zamanında Ödeyemedim Ama En Kısa Zamanda Ödemeliyim.” mi dersiniz? Niçin?

İslam dininde borç alıp vermek uygun davranışlar arasında görülmektedir. Hele ki günümüzde Müslüman kimselerin kredi ve faize bulaşmaması için yardımlaşmanın olması gerekmektedir. Ancak borcu alan kişinin ödeme gününe sadık kalması gerekmektedir. Çünkü borcu veren kişi kendini ona göre hazırlamıştır. Alınan borcun geri ödenmesi zorunludur. Ancak geciktirildiği taktirde borç sahibinden mühlet istemek gerekmektedir. Ödeme imkanı olduğu halde mühlet istemeden borcunu geciktiren kimse günaha girmektedir. Bu konu hakkında ” Herhangi bir kimse, imkanı olduğu halde borcunu vermeyip geciktirirse, borcu verinceye kadar her gün amel defterine zulmetme günahı yazılır.” ( Tebarani) önemi açıkça belirtilmektedir.

 

Borcu olan kimsenin borcunu ödemesi gerekmektedir. Bu konu ile ilgili hadis-i şerifte, ” Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz” diye buyrulmuştur. Yine “Aldığı borcu ödemek istemeyen Allahü Teala, kıyamette ‘ Bu kimsenin hakkını sende bırakacağımı mı zannettin?” buyurarak, o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa, borç verinin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.” (Taberani) ile borcu ödemenin önemi açıkça anlatılmıştır.

 

Görüldüğü gibi borcu ödemenin önemi hem İslam dininde hem de insanın ahlaki değerleri açısından oldukça önemlidir. Mühlet istemeden kendine göre tayin edilen ” Sonra ödesem de bir şey olmaz düşüncesi” insanlar arasında güven kaybına da neden olmaktadır. Her geçen gün zorlaşan hayat şartına karşı en yakınında olan insanların bu şekilde kaybedilme riski bulunmaktadır. Bu nedenle insanların alacağında ve vereceğinde sadık olması gerekmektedir.

Bayramlara Namazla Başlamanın Hikmetleri Nelerdir?

Sizce bayramlara namazla başlamanın hikmetleri neler olabilir?

İslim dini için önemli olan iki dini bayram vardır. Bunlardan biri Kurban Bayramı diğeri Ramazan Bayramıdır. Dini bayramların ilk günü sabah erkenden bayram namazı kılınmaktadır. Kılınan namaz erkeklerin cemaat oluşturulması ile hep birlikte topluluk halinde kılınmaktadır. Kılınan bayram namazının ardından bayramlaşma töreni yapılmaktadır. Peki bayramlara namazla başlamanın hikmeti nedir? Aslında bu sorunun cevabı bayram kelimesinin anlamında gizlidir. Bayram kelimesinin anlamı; sevinç ve ortak bir olguyu beraber toplulukla kutlamaktır. Bayram namazı Müslümanları bir araya toplamaktadır. Böylece toplum arasında birlik ve beraberlik olgusu güçlenmektedir.

 

Bayram namazlarının hikmeti; bir olmak ve beraber olmak, Allah’a şükretmek, Allah’ın şefaatine mahzar olmak, toplum olarak ümmet bilincini varmaktır. Bunun sonucu olarak insanlar Müslüman dini doğrultusunda bir arada yaşamanın değerini daha iyi anlamış olmaktadır. Namaz bir başlangıç ve devam içermektedir. Bayram süresi boyunca ibadet etmek Allah’a şükretmek Müslüman için yapılması gerekenler arasındadır.

 

Bayram namazları kadınların kılmasına farz kılınmamış ibadetlerdendir. Erkeklerin bayram namazı kılması ise vacip ibadetler arasındadır. Bayram namazı iki rekat olarak kılınmaktadır. Namazdan önce ezan okunmamaktadır. Bayram namazı kılınırken farz namazlarına göre farklılıklar görülmektedir.

 

Peygamber Efendimiz bayram namazı hakkında “Allahü teala bayram sabahı meleklere emreder. Onlar da yeryüzüne inip sokak ağızlarında yol başlarında dururlar. İnsan ve cinden başka bütün yaratıkların işitecekleri bir sesle şöyle seslenirler: ‘Ey Muhammed ümmeti! Azı kabul edip büyük karşılıklar ihsan eden ve büyük günahları bağışlayan Rabbinize çıkınız’ Onlar da cami ve mescitlere çıkarlar. Namazlarını kılıp dualarını ettiklerinde Allahü teala onların her işini görür, görülmedik bir işleri kalmaz. Bütün günahlarını affeder. Bu halde onlar mağfiret olunmuş olarak dönerler.” Buyurmuştur.

“Namaz dinin direğidir” hadisi ile anlatılmak istenen nedir?

“Namaz dinin direğidir. (Beyhakî, Şuabü’l-iman, C 3, s.39.)” hadisi ile sizce anlatılmak istenen nedir?

Bir insan iman dairesine girdikten sonra ilk muhattap olduğu sorumluluk namazdır. Namaz dinin direğidir denilmesinin sebebi de namaz ibadetinin önemine işaret etmek içindir. Dinimiz bir yapı olsaydı şayet namaz onun direği olurdu yani onun omurgası olur ayakta kalmasını sağlar temelin ana parçası olurdu benzetmesi yapılmış.

 

Bunu bir ayeti baz alarak anlamaya çalışalım. “Secde et ve yaklaş!” (el-Alâk, 19) Namaz ibadetinin bir rüknü olan secde kulun Allah’a karşı en yakın olduğu yerdir çünkü o anda enaniyet sıfırlanır Allah’a teslimiyetin zirvesidir. İslam’ın özünü insanın hayatında ne değiştirmek istediğini neyi amaçladığını namaz üzerinden kestirmek mümkündür. Namazda yapılan her rükünun okunan zikirler ve ayetler her hareket İslam’ın özüne işaret eder.

 

Müslüman her zaman izzetli, başı dik olacak tıpkı kıyamda olduğu gibi Müslüman Allah’ın huzurunda boynu bükük acizliğinin idrakinde olacak tıpkı secde de olduğu gibi. Bir mü’min namazla birlikte Müslüman saatine göre yaşar bu ne demek olur? Şöyle ki bir insan namaz kıldığı zaman gününü Allah’ın istediği şekilde beşe böler. Her zaman dilimi de Allah’ın onu huzura çağrısıyla bölünür. Namazda kul bizzat aczinin idrakini itiraf için yaratıcıya ta’zim için huzura çıkar. Tabiri caizse Müslüman bilincini her namazda yeniden fark eder. Dünyanın süsüne, eğlencesine,  telaşına molalar vererek nereden geldiğini ve nereye gideceğini her daim hatırda tutar. Şayet namazı da onu “müslüman” kılıyorsa.

İbadet etmemizin çevremize ne gibi faydaları olur?

İbadet etmemizin çevremize ne gibi faydaları olur?

İbadetler insanoğlunun Allah-İnsan-Varlık alemiyle ilişkilerini belirler. İbadetlerini  Allah’ın istediği şekilde ifa eden bir kul Allah’tan razı olduğunun bir kanıtıdır ve teslimiyetini ibadetleriyle de kanıtlamış olur. Hakkıyla yaptığımız ibadetler bizlere  iki dünya saadetini vaad eder. İbadet eden bir insan yaratıcısına karşı görevlerini yerine getirdiği için en azından kusursuz yapamasa bile buna çabaladığı için kalbi mutmaindir. Sorumluluklarını yerine getirdiği için iç huzuru vardır. Bu da inandığını söyleyen bir insan için sağlıklı bir ruh hali demektir. İçinde iç huzuru yakalamış bir insan çevresindeki insanlar için de huzur kaynağı olur.

 

Başka bir yönden düşündüğümüzde zekat, sadaka gibi ibadetleri gerçekleştirdiğimizde bizzat çevremizde bu ibadetlerin faydaları gözle görülebilir. Toplum arasındaki yardımlaşmayı, dayanışmayı ve birlikteliği sağlar. Zengin ve fakir arasındaki maddi durum uçurumu en asgariye ineceğinden dolayı insanların birbirlerinin hakkına gasp etme durumları da azalacaktır çünkü insanların ihtiyaçları dinin emredildiği helal yollarla karşılanacaktır. Sürekli ibadet şuurunda olan bir insan her ibadetinde Allah’ın huzurunda olduğu idrakinde olacağından kendine ve çevresine yapacağı kötülüklerden kendini sakınacak yapsa dahi pişman olup tövbe kapısını çalacaktır. Şunu unutmamız gerekir ki Allahu Teala ibadetleri insanın hayatını en iyi şekilde yaşayabilmesi için emretmiştir. Hayatın her alanında bu faydaları gözlemlemek mümkündür.

Kendi kafamıza göre ibadet şekilleri uydurabilir miyiz?

Sizce kendi kafamıza göre ibadet şekilleri uydurabilir miyiz? Niçin?

İnsanların kendi istekleri doğrultusunda ibadet şekillerini uydurabilmeleri mümkün değildir. Yüce yaratıcının bizlere emretmiş olduğu ibadetleri düşündüğümüzde birçok hikmetini aklımızla kestirmemiz mümkündür belki de ileri gidip yorumlama gafletinde de bulunabilir belki isabet eder belki etmez ancak şunun kesinliğinde hiç şüphe yoktur inananlar ibadetlerin faydalarını gözettikleri için değil bizzat Allahu Teala emrettiği için bu ibadetleri yerine getirirler ama insanlar bu ibadetler üzerine tefekkür edip şükürlerini arttırabilir.

 

Örneğin her ramazan ayında herkesin dilendirdiği bir slogandır fakirleri anlamak için oruç tutarız. Söz konusu oruç ibadeti zenginler için bunu farketmemizi sağlasa bile unutmayalım ki oruç fakirlere de farzdır böyle bir şey mevzu bahis olsaydı fakirlerin oruç tutmaması gerekirdi. Bu söylem tamamen yorumdur. Fakirleri anlamak için değil ana gaye Allah emrettiği için oruç tutmaktır. Bir grup insan çıkıp fakirleri anlamak için başka bir eylemde bulunacaklarını söylese  ve bu işte fakir insanlara faydalı olsa bile oruç ibadeti yerine geçmeyecektir oruç ibadetini yerine getirmemiş olacaktır. Bu duruma daha basit örnek vermek gerekirse bir öğretmen bir sınıfa bir konuyla alakalı bir ödev verse ve bir sonraki gün yapılmasını söylese öğrencilerden bazıları o ödevi yapmasa ama o ödevin içeriğine benzer başka ödevler yapsa öğretmen asla kabul etmeyecektir çünkü öğrenciden istenen ası olan ödevdir çünkü öğretmenin o ödevlerle tamamlamayı düşündüğü bütün bir müfredat vardır. Müfredatın bütünlüğünü öğrencinin neye ihtiyacı olduğunu bunu nasıl  kazanacağını yalnızca öğretmen bilir.

İnsanlar Neden İbadet Ederler?

İnsanlar niçin ibadet ederler?

Bu sorunun en kısa ve net cevabı Kuran-ı Kerim’de Zariyat Suresi 56.ayette geçmektedir. “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” Bu demek oluyor ki insanların yaratılış gayesidir ibadet etmek. Allahu teala kullarından ibadet etmelerini istediği için insanlar ibadet etmektedir. İbadetlerin amacı insanlara Allah karşı kulluk bilinci kazandırmaktır. Allah’ın rızasını kazanabilmek için ibadet etmeliyiz. Yüce yaratıcının insanların yaptığı ibadetlere ihtiyaçları yoktur fakat insan çok ca unutan ve gaflet halinde olan aciz bir varlıktır. İbadet yaratılanın Allah’ın kulu olduğunu idrak etmesini her zaman bunun bilincinde olmasını ve bu bilincin hayatında süreklilik kazanmasını sağlar.

 

Allahu Teâlâ yaratıcı olduğu için kulluk O’nun hakkıdır ve kulluk edilmeye en layık olandır çünkü varlığın sahibidir. İbadet insanın acizliğini kabul etmesidir Allah’ın yüceliğinin tasdik edilmesi ve nefsani kibrin ayaklar altına alınmasıdır. İbadetler sayesinde insanlar Allah karşı takvalarını göstermiş olur. Yokluk aleminden varlık alemine çıkarılan insan ibadetler sayesinde korunulması gerekilen şeylerden sakınmış olur.  İbadetler  üzerinde derince tefekkür ettiğimizde ibadetlerin Allah ile insan ilişkilerini insan ile insan ilişkilerini ve insan ile mevcudat(diğer yaratılmış varlıklar) ilişkilerini düzenlediğini görürüz. Örnek vermek gerekirse namaz ve dua gibi ibadetlerde Allah’la kulları arasında bir irtibat varken zekat,  sadaka gibi ibadetlerle de insanla insan ilişkileri düzenlenir  ve belirlenir.

Tasdik ve İkrar Ne Demektir?

Tasdik ve İkrar Ne Demektir? Açıklayınız.

İman etmek terim olarak “Hz. Peygamber’in, Allah’tan getirmiş olduğu kesin olarak bilinen hükümleri tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddüt etmeden kabul edip, bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmak” anlamındadır. İmanının anlamına baktığımızda tasdik etmenin önemi ortaya çıkmaktadır.

 

Tasdik Nedir?

İnsanların imanı gönül yoluyla kabul ve tasdik etmesi gerekmektedir. İmanın esaslarını kabul edip iç dünyamızda tasdik etmek gerekmektedir. Peygamber efendimizin söylediği sözler, sünnet davranışlar ve Kur’anı Kerim İslam inancına göre tasdik edilmelidir. Hem dil ile hem gönül ile Allah’ın varlığını ve birliğini onaylamak gerekmektedir. Bu da gösteriyor ki imanın aslı gönülden geçmektedir. Önce imanı tasdik edip sonrasında bildirilen yollarla ibadet etmek gerekmektedir. Sadece dil ile inanmak gerçekten imanın benimsenmiş olduğunu göstermemektedir. Bu nedenle gönülden tasdik önemlidir.

 

İkrar Nedir?

İkrar kalp ile tasdik edilen şeyin dil ile söylenmesidir yani herkesin duyabileceği şekilde dışa vurulmasıdır. Çünkü kalpte gizli tutulanı Allah’tan başka kimse bilememektedir. Bu noktada Allah’a olan inancın Peygamber’in Allah’ın elçisi olduğunu kabul edip diliyle söylemenin ne kadar önemli olduğu hadisler ve ayetlerle belirtilmiştir. Örneğin “Kalbinde buğday tanesi miktarı imanı olan ve Allah’tan başka tanrı yoktur. Muhammed O’nun elçisidir” diyen kimse cehennemden Çıkar. Dil ile yapılan ikrarın önemi burada ortaya çıkmaktadır. Dilin ikrarını sağlayan yol, bu gerçeğin gönül yoluyla kabul edilmesi ile gerçekleşmektedir.