Dünya’nın en sıcak ve en soğuk bölgeleri nerelerdir? Bu bölgelerin sıcaklığını etkileyen faktörler nelerdir?

Dünya’nın en sıcak ve en soğuk bölgeleri nerelerdir? Bu bölgelerin sıcaklığını etkileyen faktörler nelerdir?

 

Dünya’nın iklim ya da özel kriterlerden dolayı en sıcak ya da en soğuk bölgeleri olarak açıklanan noktalar belirlenmiştir. Her yıl her noktada yapılan ölçümler sonrasında bölgelerde bulunan sıcaklık ve nem durumu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden de sıcaklık verilerine dayalı olarak en sıcak ve en soğuk noktalar da belirlenerek kayıt altına alınmıştır.

 

Dünya’nın en sıcak noktası olarak bilinen nokta 1922’den 2012 yılına kadar Kuzeybatı Libya’da yer alan El Aziziye  kenti olarak ortaya çıkmaktaydı. 57.7 °C ile en sıcak bölge olan El Aziziye, 2012 yılından sonra bu raporun geçersiz olduğu kabul görmesinden sonra yerini Death Valley’e bıraktı. Ölüm Vadisi olarak bilinen ve ABD’de bulunan Death Valley olarak görüldü. 10 Temmuz 1913 günü yapılan ölçümler sonrasında da sıcaklık rekorunu elinde bulundurmaya başladığı kaydedildi. 10 Temmuz 1913 günü içerisinde yapılan ölçümler sonrasında da 56.7 °C olarak da ölçülmüştür. Death Valley’in bu denli sıcak olmasındaki temel sebep çöl iklimin görülmesi ve herhangi bir nemin bu bölge içerisinde bulunmaması olarak değerlendirilmiştir.

 

Dünya’nın en soğuk noktası olarak ise Sibirya’da yer alıyor. Dünya’nın en soğuk alanı olarak bilinen bölgesinde var olan Vostock II -89.2 °C ile en soğuk bölge olarak tanımlanıyor. Kutup iklimine yakın olan bu bölge içerisinde de soğuk iklimlerden kaynaklı olarak bu durumun ortaya çıktığı da söylenebilmektedir.

Bağıl nem oranının en az olduğu yerler nerelerdir?

Bağıl nem oranının en az olduğu yerler nerelerdir?

 

Bağıl nem kısaca havanın neme doymasının oranlandırılması şeklinde belirtilebilecek bir durum olarak görülmektedir. Bağıl neme bağlı olarak yağış durumlarının ortaya çıkmasından dolayı da son derecede önemli bir kavram olarak da adlandırılmaktadır.  Bağıl neme bağlı olarak yağışlar farklı biçimlerde yeryüzüne düşerek canlılık için önemli bir noktada da yer alacaktır.   Bağıl nem ülkemizde en fazla olarak Doğu Karadeniz  Bölgesi içerisinde görülebilmektedir. Genel olarak bu bölge kapsamında bağıl nem oranı %70-80 aralığında değişkenlik gösterebilmektedir. Bundan dolayı da Doğu Karadeniz Bölgesi kuraklığın en az görüldüğü alanlar olarak da tabir edilebilmektedir.

 

Bağıl nem oranı kuzeyden güneye doğru gidildikçe azalan bir oran olarak görülmektedir. Bunun temel sebebi ise enlem kaynaklı olup, kuzeyden gübneye doğru ilerlenmesi halinde sıcaklığın artış göstermesinden dolayı da havanın nem tutma durumu sıcaklığa göre artış gösterebilecektir. Bu yüzden de güneye dooğru gidillmesi halinde yağışın azalması durumu da görülebilmektedir.

 

Bağıl nemin en az olarak görüldüğü böllge olarak Güneydoğu Anadlu Bögesi söylenebilmektedir. Karasal iklime bağlı olarak kışın oldukça soğuk ve yazın ise tam tersi sıcaklığa sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bağıl nemin yüksek olduğu görülmeyecektir. Bağıl nem genel olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi içerisinde %5’in altında seyredecektir. Bu yüzden bu bölgede kuraklığın fazlasıyla olduğu görülebilecek ve çorak arazilere rastlanabilmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden sonra en az bağıl nem oranına sahip olan bölge olarak İç Anadolu Bölgesi de denilebilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile hemen hemen aynı özellikleri içeren bu bölgede de karasal iklim özellikleri görülmekte ve bağıl nem oranı ortalama %10-15 civarında da olmaktadır.

Havanın nemli ya da kuru olması yaşamı nasıl etkiler?

Havanın nemli ya da kuru olması yaşamı nasıl etkiler?

 

Nem su döngüsünün en önemi parçalarından biri olarak görülmekte ve yaşamın temel unsurları arasında da yer alması ile de bilinmektedir. Hayatı da etkileyebilecek türde var olan nem çok ya da az lması halinde de hayatı derinden etkileyen en önemi unsurlar olarak değerlendirilmektedir.  Doğal döngünün önemli bir parçası olan nem aynı zamanda da yağış meydana gelmesi aşamasında da en önemli faktör olarak ifade edilmektedir. Bağıl nem seviyesinin maksimum düzeye ulaşması sonrasında da türlü türlü yağış çeşitlerinin görülmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Bu sayede de havanın normal nem değerlerine ulaşması ve yaşamın en uygun şekilde sağlanacağı da dengeli bir biçimde gerçekleştirilebilecektir.

 

Havanın sıcak olduğu yaz aylarında nem de yoğun olduğundan dolayı canlıların bunaltıcı hava koşulları ile karşı karşıya kalmasına da neden olmaktadır. Aynı zamanda da herhangi bir esintinin oluşmasını da engelleyerek basıncın alçak vaziyetlerde seyretmesinin de en büyük sebebi olarak değerlendirilmektedir. Kapalı ortamlarda da sağlıksız bir yaşam koşulunu ortaya koyan yüksek nem durumu küf ve kötü kokuların da meydana gelmesini de sağlamaktadır. Bu yüzden de istenmeyen bir ortamın meydana gelmesine de neden olduğu görülebilmektedir.

 

Nemin çokluğu kadar azlığı da etkin bir olumsuzluğun meydana gelmesine sebebiyet vermektedir. Bu alanda da nemin düşük olmasından kaynaklı olarak hava koşullarının daha sert olarak görülmesi de söz konusu olmaktadır. Solunuma bağlı sorunların sık sık ortaya çıkmasına da neden olarak; herhangi bir yağış durumunun nemin az olduğu bölgelerde de nadir olarak seyretmesi durumu açığa çıkmaktadır.

Hava kütlesindeki nem miktarını etkileyen faktörler nelerdir?

Hava kütlesindeki nem miktarını etkileyen faktörler nelerdir?

 

Hava kütlesi üzerinde bulunan su kütleleri ve yahut su buharına nem adı verilmektedir. Hava kütlesi içerisinde su buharının oluşumu için etkili olan bazı faktörler bulunmaktadır. Nem oluşumu hava olaylarının yaşanmasını doğrudan etkilemekte olup, bitki örtüsünün oluşumu ve canlı türlerinin ekosistemde alacakları yeri de etkilediği için önemli bir yere sahiptir. Hava kütlesi içerisinde bulunan nem miktarını etkileyen bazı faktörler mevcuttur. Bu faktörlerin oluşumu ve değişiklik göstermeleri ile birlikte nem de artış meydana gelip bu nem artışı da hava olaylarını meydana getirmektedir. Hava olaylarının oluşumu için gerekli olan başka faktörlerin bir araya gelmesi de aslında nem oluşumunu sağlamakta ve arttırıp azaltmakta olup bu da yağış türlerinde değişiklik göstermektedir.

 

Hava kütlesinde bulunan nem miktarını etkileyen faktörler sıralanacak olur ise sıcaklık, yükseklik, buharlaşma ve basınçtır. Fiziki etkenlerin nemin oluşumunu etkilemeleri durumu yağışları ve yağış rejimlerini de doğrudan etkilemektedir. Isı ve sıcaklık farklarının artış ya da azalış göstermeleri durumunda da nem miktarının artış veya azalışını etkileyen faktörlerdir. Bu sebeple nem miktarı bölgenin coğrafi özelliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin buharlaşmanın fazla oluğu yerlerde nem miktarı yükseldiği gibi basınç arttıkça da yağış söz konusu olmaktadır. Türkiye’den örnek verilecek olur ise Karadeniz bölgesinde yüksekliğin fazla olması ve basıncın yüksek olması sebebi ile yağışlar daha fazla olup her mevsimde gözlenebilmekte olup yağış rejimi değişiklik göstermektedir.

Zemini oluşturan kayaçların çeşitleri ve renklerinin sıcaklık üzerindeki etkisi nelerdir?

Zemini oluşturan kayaçların çeşitleri ve renklerinin sıcaklık üzerindeki etkisi nelerdir? Tartışınız.

 

Bir ya da birden çok mineralin bir araya gelmesi ile doğal olarak oluşumları gerçekleşen kütlelere kayaç adı verilmektedir. Kayaçlar dünyanın ilk oluşum evresinden bakılarak değişiklik göstermektedirler. Dünya ilk oluştuğu sırada bir alev parçası iken daha sonrasında dış kabuğunda soğumalar meydana gelerek bazı çöküntüler oluşmuş ve bu çöküntülerin yağmur suları ile dolması ile birlikte okyanuslar ve denizler meydana gelmiştir. İçeriye doğru gidildikçe hala lavlar ile kaplı olan dünyamızda zemini oluşturan kayaçların türleri değişiklik göstermekte olup renklerinin değişimi de yine ısıya maruz kaldıkları süre ya da soğuma şekilleri ile değişiklik göstermektedir.

 

Kayaç türleri genel olarak üçe ayrılmaktadırlar. Püskürük kayaçlar, tortul kayaçlar ve başkalaşım kayaçlardır. Püskürük kayaçlar iç püskürük kayaçlar ve dış püskürük kayaçlar olarak ikiye ayrılmakta olup iç püskürükler magmanın yer kabuğu içerisinde katılaşması ile meydana gelmektedir. Dış püskürükler ise magmanın yer kabuğunun dışında katılaşması sonucu meydana gelir. Tortul kayaçlar kırıntılı tortul, kimyasal tortul ve organik tortul olarak üç alt türe sahip olup kayaçların aşındırılıp çukur alanlarda birikmeleri ile oluşmaktadırlar. Yapıları tabakalıdır ve içlerinde fosil barındırabilmektedirler. Son olarak başkalaşım kayaçlar ise yüksek sıcaklık ve basınç altında değişmeleri sonucu oluşmaktadırlar. Yapraklı bir tabakaya sahip olup kristalli bir yapıya sahiplerdir. Genel olarak kayaçların genel şekillerinin ve özelliklerinin oluşumu için en temel gereklilik sıcaklık değişimleridir.

Yeryüzünde sıcaklığın dağılışı düzenli midir?

Yeryüzünde sıcaklığın dağılışı düzenli midir?

 

Dünya genelinde sıcaklığın oluşması durumu, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi ve güneş etrafında dönmesi ile meydana gelmektedir.  Dünyanın bu şekilde iki türlü hareket etmesi sonucunda yeryüzü üzerinde bazı fiziki ve coğrafi etkenlerin şekillenmeleri hususunda sürekli ya da geçici olarak bir düzen oluşturmasında da etkili olmaktadır. Dünya hareketlerinin düzenli ve sürekli olması sıcaklık dağılımını etkilediği gibi, dünyanın sıcaklık bakımından dağılışının düzenli olduğu anlamına gelmemektedir. Bunun sebebi ise dünyanın var olan şeklinin bir düzlem olmamasından kaynaklanmaktadır. Dünya üzerinde sıcaklık dağılımlarının yüksek olmaması durumunun var olmasının yanı sıra dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklı günlük sıcaklık farkları oluşmakta olup güneş etrafında dönmesi ile de mevsimler meydana gelmektedir.

 

Daha iyi açıklamak gerekir ise yeryüzünde sıcaklık dağılışı düzenli değildir. Bu dağılışı etkileyen pek çok farklı etken mevcuttur. Isı ve sıcaklık farklarının zaman içerisinde artması veya azalması durumu, güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları, yeryüzünün güneşlenme süreleri, dünya üzerindeki kara ve denizlerin değişiminin söz konusu olması, nem durumu, okyanuslarda meydana gelmekte olan akıntılar, rüzgarların yönü ve bitki örtüsü sıcaklığın dağılışını etkileyen etkenlerden bazılarıdır. Sıcaklık dağılımı yağışları da etkilemektedir. Sıcaklık dağılımının dağılışının düzenli olmamasının sonucunda ise yeryüzünde güneş açılarını daha az alan bölgeler daha soğuk olurken daha dik açılar ile alan ülkeler daha sıcak iklimlere sahip olmaktadır.

Bir sanatçıyı övmenin veya yermenin onun başarısına katkı sağlayabileceğini düşünüyor musunuz?

Bir sanatçıyı övmenin veya yermenin onun başarısına katkı sağlayabileceğini düşünüyor musunuz?

Övmek demiştik, övgüye layık olanı övmek. Zor bir durum. Her insan bu konuda başarılı olabilir mi bilmiyorum. Çünkü överken kendi fikirlerimizin doğruluğu bizi bağlıyor sadece. Her insan öyle düşünmüyor olabilir. Övdüğümüz durumu veya kişiyi yeren de olabilir bunu bilmeliyiz. Birde övdüğümüz kişinin durumu değerlendirilmeli. Bunu kaldırabilecek kapasite de mi? Dedim ya zor iş. Sanatçı veya normal bir insan tüm bu durumları gözlemleyerek hareket etmeliyiz ki hataya düşmeyelim. Boş boğazlık yapmak bize bir şey kazandırmaz. Aksine dalkavuk diye anılırız. Sıvacı bile diyen çıkar.

 

Bir sanatçıyı övmenin veya yermenin onun başarısına katkı sağlayabileceği evet mümkün. Ama övmeyi ve yermeyi becerebiliyor muyuz onu kontrol edelim önce. Sonrasın da bizim görüşümüzü dikkate alan biriyse bir de yanlış yönlendirmek olmaz. Bizi tanımasına da gerek yok aslında. Kendisi adına yapılan eleştiriyi arayıp bulan ve kendine yön veren her sanatçı değerlidir. Oldu ki övdük başarısını gördük ve tebrik etmek adına böyle bir girişimde bulunduk bu onun bu başarılarının devamını getirmesi adına çok önemli. Yahut yanlış bir durumla karşılaştık ve düzeltmesi niyetiyle sevdiğimiz kişinin hatasını eleştirdik, düzeltmesini istedik. Oda bunu değerlendirip haklı buldu ve hatayı düzeltti. Kesinlikle başarısında büyük bir katkı sağlamış oluruz. Burada önemli olan yaklaşım tarzımız ve niyetimiz. Karşı tarafında böyle yaklaşımlara olan tavrı netse yapılabilir. Övgü de yergi de.

Övmek, övülmek ve övünmek kavramlarıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Övmek, övülmek ve övünmek kavramlarıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi paylaşınız.

Bilgisiz insanlar yaşadığımız her çevrede var olmuştur. Olacaktır da. Bu insanlara cahil demeye çoğu zaman kendimize ar sayıyoruz. Ama gerçeği değiştirmeyecek. Durum tespiti benimkisi. Aşağılamak değil haşa. Zaten var olan bir durumu dile getiriyorum. Buna neden olan davranışları düşünüyorum da o kadar çok ki. Özellikle övülmek istemeleri de bu nedenlerden bir tanesi. Sırf bunun gerçekleşmesi adına yapılan işler ve söylenen yalanlar insanlar üzerinde kalıcı etkiler bırakıyor. Kendilerini ayrı bir dünya da görüyor olmaları ve diğer tüm insanları yok sayıyor olmaları hatta dünyanın kendi çevrelerinde dönüyor sanmaları dahası. Bunun bir üst seviyesi kendilerini övmeleri. Bazen o kadar övünüyorlar ki başarısız olacakları ya da yapamayacakları işleri yapmış gibi anlatmak hayret veriyor insana. Bu kavramlardan sadece övmeyi yapabiliriz diye düşünüyorum. Tabi o da layık olduğunu düşündüğümüz kişilere. Övgüye layık olmalı ki övelim. Yoksa onunda diğer türlüsü dalkavukluğa götürür kişiyi. Kimse öyle anılmak istemez değil mi?

 

Tüm bu kavramların karşılığı olarak ben mütevaziliği seviyorum. Su aşağı doğru akar der büyüklerimiz. Aşağı akan su gibi aziz bir nimet se bizim yukarılarda aradığımız azizliği bulamayacağımız kesin. Gönlümüzü bükmeliyiz derken arifler yanılmış olamaz. Tabi ki başarı olmalıyız. Övgüye layık işler yapmalıyız. Ama bunu istemek için verilen çabalar beyhude. Niyetimiz doğruyu yapmak olmalı ve mütevazi davranmalıyız ki gerisinin önemsiz olduğunu anlayabilelim.

Şiir; sanat yapmak için mi yoksa topluma seslenmek, toplumu etkilemek için mi yazılmalı?

Şiir; sanat yapmak için mi yoksa topluma seslenmek, toplumu etkilemek için mi yazılmalı? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

Rönesans döneminde sanatsal çalışmaların nasıl doğduğu hakkında fikir sahibiyiz az çok. Sanat toplumu etkilemeli mi yoksa kendini geliştirmeli mi onu da çok tartıştık. Bu da buna benzer tarzda. Bu sefer şiiri ele alacağız anlaşılan. Her toplumun kendine has özellikleri olduğu gibi yaşayış ve düşünüş tarzları da değişik olabilir. Aynı toplum içinde farklı görüşlerde muhakkak vardır ama bir toplumun görüşünü bilmemiz için çoğun beyan ettiği fikirleri bilmemiz bizim için önemli. Toplumda eğer şiirin sanat yapmak için geliştiğine  inanılan bir görüş yaygınsa onu değerlendirmeliyiz. Aykırı sesler bu yargıyı etkilemez.

 

Türkiye toplumu içinse şiir toplumu etkilemekten çok sanat için yapılır oldu. Şiire değer veren yok ki toplumu etkileyebilsin. Bakınız toplumun etkilenmesi ülküsü bizim içinde geçerli ama uygulamalar toplumun yaşayış tarzına göre şekilleniyor. Ülkemiz de maalesef şiir gereken hassasiyeti görmüyor, umulan değerle karşılaşmıyor bile. Şimdi hiç okunmayan bir şiirin yazılım amacının toplumu etkilemek olduğundan bahsedebilir misiniz? Hayır. Toplumun yönelimine göre de ister istemez şairler şiirlerine yön veriyor oldu. Gereken çevrelerce okunmayacağı bilinen şiirler sanatsal açıdan daha ne kadar zengin yazılabilir öncelik bu oldu.

 

Benim görüşüm tabi ki toplumu etkilemek amacıyla yazılmalı şiirler. Sanatsal bir değere bu sayede tabi ki daha çabuk kavuşur. Zaten toplumun ilgi göstermesi onun sanatsal bir başarı çizelgesinde ki yerini belirlemiyor mu ? Şairleri elbette eleştirmiyorum  bu konuda. Haklılık payları çok fazla. Ama toplumu nasıl yöneltiriz sanata ve şiire o da ayrı bir uzmanlık sorusu.

İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinin sizde bıraktığı izlenimler nelerdir?

Mevsimlerin, insanların duygu ve düşünce dünyasında farklı etkileri vardır. İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinin sizde bıraktığı izlenimler nelerdir? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

Evet mevsimler insanların duygu ve düşünce dünyasında farklı bir çok etki bırakıyor. Ama biz yine de genellemeyelim. Öyle insanlar var ki dünya umurunda değil. Öyle insanlar var ki yaşadığı sıkıntı ve dertler gözlerini göremez hale getirmiş, mevsimlerin değişiminden bile habersiz bırakmış. İnsanlar neden kendi fikrini tüm insanlığa geneller bilemeyiz bu da ayrı bir felsefe konusu. Ancak insanlığın geneli diyorsak, cümlemizde insanlığın genelinden gerçek anlamada söz etmeliyiz. Çoğunluk diyebiliriz. Ama kapsama girmeyenleri de buna dahil ederek bütün insanlar dememiz yanlış olur. Fikrin sağlıklı olup olmadığını kontrol etmemiz gerekliliğini hissettirir.

 

İlkbahar olunca mutlu oluyorum açıkçası. İçim içime sığmıyor dışarıda koşmak yürümek hava almak istiyorum. Doğanın insan için yaratıldığını görmek bu mevsimde daha çok belli. Birde yeşillikler ağaçlar çiçekler filizlendi mi dünyalar benim oluyor. İkili ilişkilerimi de etkiliyor. İnsanlara çok iyi davranıyorum. Mutlu olduğum kadar mutlu etmeyi de istiyorum. Ama sonbahar öyle mi ?

 

Önceleri içime kapanıyorum. Severim dersem yalan söylemiş olurum. Dökülen her yaprak tanesi sanki gönlümün üstüne düşüyor da gönül gözümü kapatıyor gibi. Gönlünden nasıl görüyorsun demeyin. Görmek farklı bakmak farklı. Gönlümle bakamasam da görürüm kimi zaman. Sonra esen rüzgarların hoyratlığı vuruyor bedenime. Üşümeye bu mevsimde başlıyorum. Isınması için içilen kahveler mi yetersiz olmasa niye devamlı içelim ki.