Yazının icat edilmesi ile başlayan süreci Sümerler başlatmıştır. Sümerler çivi yazısını icat ederek geliştirmişlerdir. Sümerler’in yaptığı yazı ve alfabe çalışmaları hiyeroglif yazı ile devam ettirilmiştir. Babiller semboller ile karışık bir yazı sistemi geliştirerek bu sürece katkıda bulunmuşar ve Hamurabi Kanunlarını yazıya dökmüşlerdir. Fenikeliler ise Fenike alfabesi geliştirmiş burada yeni harfler ile yazının oluşum sürecini devam ettirmişlerdir. Uygar medeniyetlere doğru gidildiğinde Yunan ve Latin alfabeleri ile karşılaşılır. Latin alfabesinde yer alan harfler günümüze kadar ulaşmış ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir. Yazı araçları için ise eski dönemlerde hayvan postları ve duvarlar kullanılmıştır. Yazıdan sonra en büyük icatlar arasında kağıt, mürekkep ve matbaa icatları bulunmaktadır. Kağıdın yaygınlaşması ve kullanılmaya başlaması ile birlikte artık yazı ve yazı araçları şekillenmiş ve yazının asıl yazım tabanı konusu geçerlilik ve netlik kazanmıştır.
Sümerler’in yazıyı icat etmesi insanlık tarihinde ne gibi değişikliklere neden olmuştur?
Sümerler çivi yazısı geliştirmişler ve kendilerine özgü bir de alfabe geliştirmişlerdir. Yazıyı ilk kullanan Sümerler insanlık tarihinde kalıcı bir etki bırakmışlardır. İnsanlık tarihinde yazının kullanılmaya başlaması ile yeni medeniyetler ve uygarlıkların gelişimi görülmüştür. Yazının icadı ile birlikte edebiyat ürünlerinde ve sanatsal çalışmalarda da gelişmeler yaşanmıştır. İnsanlık tarihi bu edebi çalışmalar ile de gelişme göstermiştir. Yazı ile birlikte toplumlar arası ticaret ilişkileri de geliştirilmiştir. Yazılı anlaşmalar ile ticaretlerin hacmi de arttırılmış ve daha büyük bir ticaret ağı kurulmuştur. Devletler arası hukuk ve evrensel haklar da yazı ile güvence altına alınmıştır. Böylelikle insanlık ve sendika haklarının uluslararası geçerlilik kazanması sağlanmış ve bu olaylar tarihte önemli bir dönüm noktası olmuşlardır. Sümerler’in yazıyı icat etmesi insanlık tarihini derinden etkilemeyi başaran en büyük icatlar arasında yerini almıştır.
Yukarıdaki sözlerden hareketle yazının insan hayatındaki önemi ile ilgili neler söylenebilir?
Yukarıdaki sözlerden hareketle yazının insan hayatındaki önemi ile ilgili neler söylenebilir?
Sözler: Âlim unutmuş, kalem unutmamış – Bir amaç ancak yazıya geçirildiği zaman güç kazanır. – Söz kulağa, yazı uzağa gider. – Söz uçar, yazı kalır.
Sözün bir geçerliliği yoktur. Yazı öncesi dönemlerde sözlü olarak bilgiler aktarılıyor ve yaşam sürdürülüyordu. Fakat sözlü anlatımların kalıcı olmaması yazı ile daha sağlıklı bir bilgi aktarımının yapılacağı bu sözler ile söylenmek istenenler arasında yer alıyor. Ayrıca amacınız kalıcı bilgiler ise kesinlike yazının tercih edilmesi gerektiğini söyleniyor. Geçici bilgiler için söz de kullanabilirsiniz ama kalıcı bilgiler için asla söz yeterli değildir. İnsan hafızası unutmaya meyil gösterir. Alimler bile unutmuş diyerek en zeki ve bilgili insanların bile sözlerini zaman zaman unuttuğu hatırlatılır. Yazılı metinler ise unutulduğunda tekrar açılır ve okunabilir. Bir sözün aktarılması durumunda arada farklı kelimeler kullanır ve anlam değişebilir. Yazı ise olduğu gibi aktarılır ve asla değiştirilemez. Sözün uçucu yazının ise kalıcı olması durumu iyi analiz edilmeli ve yazının icadına olan önem iyi anlanmalıdır. Bu sözlerde asıl amaç yazının icadına ve yazının yaygın kullanılmasına yöneliktir.
Destanların kültürel hayattaki önemi nedir?
Destanlar tamamen milli özellikler taşımaktadır. Milli olan destanlarda abartma sanatı kullanılır. Abartılan olaylar milli duyguları canlandırma amacı güder ve başarılı olur. Atalarının neler yapabildiği ile yola çıkan destan okuyucuları kendilerinde bu kan ve kudreti görürler. Destanlar bu yönüyle kültürel hayatımızda yerini almıştır. Kültür dediğimiz şeyin insan yapısını oluşturması, insanların ortak etkilendiği olaylardan hareketle oluşması gerçeğini kabul ettiğimizde destanlar kültürel birer ögedir.
Destanların milli kimliği ve milli hareket duygularını geliştirir. Kültür de haliyle bu milli duygular ve kimlik ile şekillenir. Ayrıca destanların kaleme alınması ile edebi eser olma özelliği kazandığı da bilinmelidir. Destanların edebi ürünler olarak ele alınması; yazı şekilleri, alfabe, yazım şekli, anlam bütünlüğü açısından değerlendirilir. Edebiyat ögeleri olarak karşımıza çıkan ve değerlendirilen destanlar yine kültürel hayata girmeyi başarır. Çünkü kültürü oluşturan bir diğer etken edebiyat ve sanat çalışmalarıdır. Milli edebiyatın ürünleri olan destanlar kültürel hayatta bu yönüyle de kendilerini belli ederler.
Göbeklitepe, Çatalhöyük ve Çayönü merkezlerinin insanlık tarihine etkileri nelerdir?
Göbeklitepe, Şanlıurfa il sınırları içinde bulunur. Bilinen ilk tapınaktır. Dünya üstünde bilinen ilk tapınak olması ile eşsiz mimari izler taşıması kültürel bir zenginliktir. Uluslararası bir zenginlik olduğunun kanıtı ise UNESCO tarafından listeye alınması ile sağlanmıştır. İnsanlığa dair en eski izler ve insanlık tarihinde tapınakların nasıl oluştuğuna dair izler taşıması insanlık tarihini derinden etkilemiştir.
Çayönü ise 18 netolitik katmandan oluşması ile o döneme ait kalıntılar ile karşımıza çıkmıştır. Bilinen en eski yapıt olduğu anlaşıldığı günden bu yana UNESCO tarafından miras listesine dahil edilmiştir. İnsanlık tarihinin az bilinen dönemi olan neolitik döneme dair izler taşıması ile o döneme dair analizler ve arkeolojik araştırmalar yapılması için eşsiz bir bölgedir. İnsanlık tarihine ışık tutması ile tarihi ve araştırmacıları etkilemiştir.
Çatalhöyük ise Ortadoğu ve Anadolu’nun neolitik dönemini aydınlatır. İki höyükten oluşmuştur. Antik çağlara dair izler taşımaktadır. Köy hayatından kent hayatına geçiş için kalıntılar taşımaktadır. Bu yönüyle insanlık tarihinde önemli bir dönüm noktasına sahiptir ve tarihin oluşumunu etkileyen yerleşim yerlerindendir.
Türkiye’deki tarihi, arkeolojik ve coğrafi mekanlardan hangileri UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır?
Türkiye’nin kurulu olduğu coğrafi bölge sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu ev sahipliğinin sonucunda da birçok medeniyetten kalıntı günümüze ulaşmış bir zenginlik olarak değerlendirilir. Bu zenginlikler arasında dünyaca varlığı kabul edilen ve değer olarak görülen yapıtlar da bulunmaktadır. UNESCO bu yapıtları dünya mirası listesine koyarak koruma altına almıştır. UNESCO tarafından kabul edilen başlıca dünya mirasları arasında yer alan yapıtların çeşitli tapınaklar, eski dönem mimari yapıtları ve kültürel ögeler taşıdıkları görülmüştür. Dünya Mirası listesine girmeyi başaran yerler;
Çatalhöyük Kazı Alanı
Göbeklitepe
Divriği Ulu Camii
Edirne Selimiye Camii
İstanbul
Nemrut Dağı
Afrodisias
Troya Antik Kent
Hititlerin başkenti Hattuşa
Ani Arkeolojik Alanı
Efes
Coğrafi olarak bir bütün halinde değerlendirilen ve örneğine rastlanmayan şehir istanbul’dur. Dünyada tek olma özelliğini miras listesi ile de kanıtlamıştır. UNESCO dünya mirasında eşi benzeri bulunmayan tek örnek coğrafi olarak koruma listesine giren İstanbul şehridir. Bir bütün olarak miras kabul edilmesinin örneği yoktur.
Medeniyet tanımında yer alan milletlerarası ortak değerler neler olabilir?
Medeniyetler insani değerler gözetilerek oluşturulmuştur. Bazı medeniyetlerin insani değerleri yok saydığı değerlendirmeleri de yapılır. Fakat o tarz medeniyetlerde kendi insanına değer kazandırılması ve yüceltilmesi özelliği ile bakılmalıdır. Medeniyet oluşması için ortak insani değerler şarttır. Milletler birbirlerine karşı sorumludur. Bu sorumlulukların başında da ortak değerlerin gözetilmesi gelir. Her toplumda farklı kişilerin manevi liderliği ve dini inançlar geçerlidir. Bu inançlara saygı milletlerarası ortak değerlerin başlıca gereğidir. Bunu yanı sıra; mal ve can güvenliği, hak gözetimi, hak temini, adalet, demokrasi gibi kavramlar da milletlerarası ortak değerler olarak kabul edilir. Milletlerarası ortak değerler içinde ele alınabilecek bir diğer husus da yazısız kurallardır. Hukuk kuralları her toplumda farklıdır. Fakat ahlak kuralları milletlerarası geçerliliğini korumaktadır. Öyle ki en ünlü felsefeciler bile evrensel ahlak kurallarından bahsetmişlerdir. Milletlerarası ortak değerlerin evrensel olarak kabul edilip edilmediği de değerin niteliğini belirlemektedir.
Tarımın başlamasıyla insan hayatında ne gibi değişiklikler yaşanmıştır?
Tarım ile birlikte insanların toplu olarak yerleşik hayat kültürüne geçtikleri görülür. Tarıma elverişli topraklar keşfedip buralarda yerleşik hayatı benimseyen konar göçer toplumların tarım ile birlikte yaşam tarzları da değişmiştir. Tarım sulak ve verimli topraklarda yapılması gerekir. Bu topraklar için yaşama şartları konar göçer yaşam şartlarından çok farklıdır. Bu farklılık da tarım ile birlikte toplumların kültürünün ve yaşam tarzının da etkilendiğine kanıttır. Tarım ile birlikte insanlar kullandıkları eşyaları ve hayvanları bile değiştirmiştir. Atlar önceden alplerin aracı ya da göç sırasında taşıyıcı olarak görülürken tarım arazileri için çift sürme aracı olarak görülmeye başlanmışlardır. A’dan Z’ye bir hayat değişikliği tarım ile yaşanmıştır. Tarım faaliyetlerinin başlaması ve insan hayatına etkisi ticaret ile devam etmiştir. İnsanlar ürettiği ürünlerin fazlalarını satmaya, karşılığında başka şeyler ile takas etmeye kalkmışlardır. Böylelikle ticaret hayatı gelişmiştir. Ticaret ile birlikte toplumlar arası ilişkiler ve diyalogların şekilleri de değişmiştir. İnsanlar tüketici toplum olma özelliğinden uzaklaşmış ve üretici olmaya başlamışlardır. Tarım toplumlarının üretim tekniklerini geliştirmesi insan hayatında sanayileşmenin de yapı taşlarını oluşturmuştur. Yüzyıllar sürecek olan bu teknolojik alt tohum ekimi ve ürün elde etme ile başlamıştır.
Yazıdan önceki dönemlerde insanlığa ait yaşam izleri neler olabilir?
Yazının icat edilmesinden önce de insanlar birbirleri ile haberleşiyor ve çeşitli işaret dillerini tercih ediyorlardı. Bir arada yaşamayan ve birbirlerine bilgiler aktaran toplumlar nasıl ortak bir anlaşma dilinde mutabık kalıyorlardı anlaşılması güç elbette. Fakat yazının yerine birçok toplumda alternatif olarak sembol ve figür kullanıldığı görülür. Semboller ya da figürler duvarlara işleniyordu. Çeşitli kazı aletleri ile bu çalışmalar yürütülüyordu. At, eşek, öküz, köpek gibi çeşitli sembollerin döneme ve toplumlara özgü anlamları vardı. İnsanlığın yazı öncesi kullandığı eşyalar, hakim olduğu toplum şartları da yazı öncesi kullandığı sembolik biçimler doğrultusunda değerlendirilebilir. Çünkü insanlar çizmek, şekillendirmek ve sembolize etmek için gördüğü ve kullandığı şeyleri kullanmak zorundadırlar. Haliyle duvara işlenen her sembol kullandığı ve maruz kaldığı hayat şeklini yansıtacaktır. Nitekim böyle de olmuştur, ta ki yazının icat edilmesi sürecine kadar.
MÖ 220, 610, 1071, 1923 tarihlerinin yüzyıl ve dönemlerini belirtiniz.
Yüzyıl hesaplama yöntemleri için geçerli olan ve kanıtlanmış olan tek bir yöntem işimizi görecektir. Belirlenen tarihe ait yüzyıl hesaplaması şu şekilde yapılır;
3 basamaklı ise ilk rakamını alıp +1 ekleyerek yüzyılı söylenir.
4 basamaklı ise ilk iki rakamının +1 eklenmesi ile yüzyıl bulunur. Milattan önce yüzyıl hesaplamaları için de aynı şey geçerlidir. Tarih belirtiliyorsa bu teknik uygulanır ve kaçıncı yüzyıla ait bir tarih olduğu anlaşılır. Bu hesaplama bilgileri çerçevesinde belirtilen tarihler ele alınır ise;
MÖ 220: 3. yy
610: 7. yy
1070: 11. yy
1923: 20. yy olarak hesap edilecektir.
YY kısaltması uluslararası olarak geçerli sayılabilen yüzyıl kısaltmasıdır. Bunu kullanabilirsiniz. Yüzyıl yerine asır dendiği ile de farklı kaynaklarda karşılaşmanız muhtemeldir. Dönem hesaplamaları ise 4 dönem halinde ele alınır. 1923 yılının dönemi 23 olarak ele alınıp değerlendirilir. 100 üzerinden hangi yılda olduğu saptanarak dönem belirlemesi yapılır.
0-24 olanlar 1. yarıyıl 1. çeyrektir. 24-49 olanlar 1.yarıyıl 2. çeyrektir.
49-74 arasında bulunan tarihler 2. yarıyıla girer ve 1. çeyrektir. 74-99 arası 2. yarıyıl 2. çeyrek olarak hesap edilmektedir.
Yüzyıl ve dönem hesaplamaları için bu kurallar evrensel geçerliliğe sahiptir. Tüm gelişmiş dünyalarda ve globalleşen dünyada bu yüzyıl esasları kabul edilmiştir.
