Çevrenizdeki belediyeler veya dernekler tarafından hayvanları korumak için yapılan çalışmalar var mı?

Çevrenizdeki belediyeler veya dernekler tarafından hayvanları korumak için yapılan çalışmalar var mı? Örnekler veriniz.

 

Son yıllarda özellikle sokak hayvanlarına olan önem artsa da bazı sorumsuz kişiler maalesef hayvanlara işkenceye varan davranışlarda bulunabilmekte. Hayvanların yaşadıkları bu mağduriyetler sosyal medyada da paylaşılarak sokak hayvanlarına karşı duyarlılık arttırılmaya çalışılıyor. Ayrıca hayvanları koruma derneklerinin çeşitli etkinliklerle ve başlattıkları sosyal sorumluluk projeleriyle de hayvan hakları sık sık gündeme taşınıyor.

 

Belediyelerin ve derneklerin hayvanları korumak amacıyla yapmış olduğu diğer faaliyetler şöyle sıralanabilir:

  • Hayvan barınaklarının sayısı arttırılmaya çalışılıyor.
  • Özellikle kimsesiz hayvanların sahiplenilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor
  • Sokak hayvanlarının soğukta yiyecek bulabilmeleri için belli noktalara yemek bırakılma çalışmalarına özen gösteriliyor.
  • Birçok veteriner hekim ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor.
  • Barınaklardaki hayvanların ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli faaliyetler düzenleniyor ve birçok hayvan sever bu barınaktaki hayvanlarla vakit geçirmek için sık sık ziyaretlerde bulunuyor.
  • Sokak hayvanları için birçok bölgede kermesler düzenleniyor.
  • Sosyal medya kanallarından hayvan haklarının önemine dair bilgilendirmeler yapılıyor.
  • Okullarda hayvan sevgisine dair bilgilendirmeler yapılıyor.
  • Sıcak havalarda hayvanların susuz kalmaması için çeşitli noktalara su bırakılıyor.

Osmanlı Devleti’nin armasında kullanılan simgelerin anlamları

Aşağıdaki Osmanlı Devleti’nin armasını inceleyiniz. Armada kullanılan simgelerin anlamlarını araştırarak yazınız.

 

Osmanlı Devleti’nin çok şaşalı ve gösterişli bir arması vardır. Bu armada kullanılan tüm sembollerin farklı anlamlar ifade ettiği bilinmektedir.  Osmanlı armasında 30 farklı sembol vardı ve her bir sembol farklı bir şeyi temsil eder. Osmanlı Devleti’nin armasında bulunan simgeleri tek tek incelediğimizde şu bilgilere ulaşırız.

 

Armada bulunan;

 

Güneş: Padişahın ve Osmanlı Devletinin gücünü temsil eder. Ayrıca tüm yönetimin padişahın elinde olduğunu temsil etmektedir.

Yeşil Sancak: Osmanlı padişahının hilafet makamında olduğunu ve bu yeşil sancağında hilafet simgesi olduğudur.

Kırmızı Sancak: Muzaffer Türk ordusunu temsil eder.

Terazi: Adaletin sembolüdür.

Tuğranın altındaki ay: Bu sembolde dünyadaki tüm Müslüman âleminin koruyucusu olduğunu gösterir.

Madalyonların bulunduğu aksamlar: Türk kültürünün ne kadar çeşitli olduğunu gösterir.

Tuğranın altında hilal için azan Arapça: Osmanlı devletinin hükümdarlarının sadece Allah’ın yardımıyla hüküm sürdüğünün simgesidir.

Top gülleleri, kılıçlar ve diğer askeri silahlar ise, toplum olarak asker bir millet olduğumuzu göstermektedir.

Seyahat özgürlüğümüzün kısıtlandığı bu gibi durumlarda yaşayabileceğimiz olumsuzluklar neler olur?

Seyahat özgürlüğümüzün kısıtlandığı bu gibi durumlarda yaşayabileceğimiz olumsuzluklar neler olur? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

 

İnsanların seyahat etme özgürlüklerinin elinden alınması en başta psikolojik olarak çok etkilenmelerine neden olur. Daha sonra ekonomik ve sosyal olarak da olumsuz etkileri görülür. Baskı altında tutulan insanlar kendilerin esir gibi hissedecekleri için ruhsal sorunlar yaşamaya başlar ve bu durumu çevrelerine de yansıtırlar. Böylece toplumsal kargaşa yavaş yavaş kendini gösterebilir.

 

İnsanın içinde özgür olma duygusu vardır. Bu da zaman zaman farklı yerlere seyahat etmek istemelerini ortaya çıkarır. Seyahat etmeleri kısıtlandığında istedikleri eğitimi alamayacakları gibi son gelişmelerinde uzağında kalacaklardır.

 

Ayrıca beslenme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlarını almak için insanların özgürce dışarıya çıkması ve istedikleri yerlerden alışveriş yapma imkânına sahip olması gerekir. Bunun aksi bir durumda kölelik düzeni hakim olur ve bu da insanların daha içe kapanık veya daha agresif davranışlar sergilemelerine yol açabilir.

 

Kısacası insan hak ve özgürlükleri bağlamında değerlendirecek olursam kişilerin seyahat etme özgürlüğünün kısıtlanması demek geriye dönüş ve ilkelliğe tekrar adım atılmış olur. Çağın gerektirdiği hiçbir yenilikten haber alınmayacağı gibi sağlık ve eğitim alanlında yapılan yenilikleri takip etmek imkânsızlaşır. Bu nedenle her ne şekilde olursa olsun. Asla seyahat özgürlüğü engellenemez.

İnsanlar yerleşecekleri bölgeleri seçerken neye göre hareket ederler?

İnsanlar yerleşecekleri bölgeleri seçerken neye göre hareket ederler? Söyleyiniz.

 

İnsanların yerleşecekler yerleri seçerken dikkat ettiği hususlar bence yerleşme nedenlerine göre değişiklik gösterir. Şöyle ki; terör ve savaş olaylarından dolayı farklı bölgelere yerleşmeyi düşünen kişiler çok fazla bir kriter aramazlar. Onların önceliği güvenli ve huzurlu bir ortamdır. Bundan sonra diğer seçenekleri dikkate alırlar.

 

Ancak ekonomik sebeplerle yer değişikliği yapmayı düşünen kişilerin önceliği güvenlik ve huzur olsa da, onlar iş olanaklarının çokluğuna, ekonomik faktörlere, ev kiralarına, eğitim kurumlarının çeşitliliğine, ulaşım imkânlarına bakarak tercih yapmayı uygun görürler.

 

Eskiden insanlar su kanallarına ve tarım arazilerinin verimliliğine de baksa da günümüzde teknolojinin gelişimiyle birlikte ilk kriter daha iyi şartlar yaşamak için ekonomik etkenler önceliklidir diyebilirim.

 

Bazı kişilere şehrin kalabalığından ve gürültüsünden uzaklaşmak ve daha güzel bir emeklilik hayatı sürmek için yerleşecekleri bölgelerin doğal güzelliklerine bakarlar. Öğrenciler sosyal hayatın çeşitliliğine ve alacakları eğitimin kalitesini göz önünde bulundurarak farklı bir bölgeye gitmeye karar verirler.

 

Tüm bu belirttiklerim gibi insanlar hayat döngülerini kendilerinin belirledikleri amaca göre yaşamak isterler ve tüm bunları değerlendirerek bir karar verirler. Bu verdikleri karar neticesinde de yaşamak istedikleri yerleri belirler.

Aile büyüklerinizden bugün yaşadığınız şehre nereden ve hangi sebeple geldiğinizi öğrenin

Aile büyüklerinizden bugün yaşadığınız şehre nereden ve hangi sebeple geldiğinizi öğrenerek verilen boşluğa yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Biz aslında daha önce Edirne’de oturuyorduk. Orada kendimize ait evimiz ve küçük bir çiçekçi dükkânımız vardı. Ancak babamın işlerinin iyi gitmemesi sonucu çiçekçi dükkânını kapatmak zorunda kaldı. Her ne kadar kendi evimizde oturuyor ve kira vermiyor olsak da yine de büyük bir geçim sıkıntısı içine düştük. Bu nedenle babam İstanbul’a hamın yanına gelerek burada kendine iş buldu. Bizde birkaç ay sonra İstanbul’a taşındık. Okulum değiştiği için ilk başlarda zorlansam da hem arkadaşlarım hem de öğretmenlerim bana çok destek oldu ve buraya daha kolay alıştım diyebilirim.

 

Ailemdeki dedelerim ve büyükbabamın ailesi halen Edirne’de yaşıyor. Ancak onlarda Edirne’ye Yugoslavya ve Yunanistan’dan gelmişler. Tabi çok uzun yıllar önce. Daha Kurtuluş savaşı yılları diyebilirim. Hatta büyük büyük babaannem Atatürk’le aynı sokakta yaşıyorduk diye anlatırdı eskiden. Anne tarafım Selanik göçmeni baba tarafım ise Üsküp göçmeni. Bize daha çok muhacir ve Arnavut diye hitap ederler.

 

Büyük dedelerimin Türkiye’ye gelme sebebine gelince; Osmanlı Devleti’nin yavaş yavaş parçalanmaya başlaması ve o bölgelerde Türklere karşı yapılan zulümlerden kaçmak için Edirne’ye gelmişler. Tüm mal varlıklarını o topraklarda bırakarak yeni bir hayat kurmak için sınır bölgesi olan Edirne’ye yerleşmeye karar vermişler. Dedemin kardeşleri ise Bursa ve Adana’ya gitmişler.

Nerede yaşamak isterdiniz? Seçiminizi etkileyen ilk sebep ne olurdu?

Nerede yaşamak isterdiniz? Seçiminizi etkileyen ilk sebep ne olurdu?

 

Ben Karadeniz Bölgesinde yaşamak isterdim. Bunun ilk sebebi doğal güzelliklerinin olması ve daha temiz bir hava solumak istediğim için. Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili ve dört farklı iklime sahip bir ülke olduğu için aslında yaşanılacak çok fazla alternatif var. Günümüzde birçok insan dünyanın diğer şehirlerinde yaşamaya özenmekte ve yurtdışına çıkmak için yollar arasa da ben ülkem dışında başka bir yerde yaşamayı asla hayal etmem.

 

Şöyle bir geçmişe gittiğimizde bu toprakların bize kadar nasıl geldiği ve milyonlarca insanın nasıl fedakârlık yaptığı tarih kitaplarında yer almakta. Büyük bedeller ödenerek sahip olduğumuz bu cennet vatanın bence her köşesinde yaşanabilir.

 

Benim Karadeniz Bölgesi’ni ve özellikle de Rize’de yaşamak istemem tamamen yeşile olan hasretimdir. Şu an İstanbul’da yaşıyorum ve dört bir yanım beton binalarla çevrili. Yeşili görmek ve temiz bir oksijen almak neredeyse imkânsız hale geldi. Bununla birlikte çok kalabalık, trafik ve gürültü her saniye hayatımızda. Bu da stresli ir yaşam demek açıkçası. Her ne kadar site tarzı binalarda oturmak biraz daha avantajlı olsa da buna herkesin ekonomi gücü yeterli değil. Ancak tüm bu olumsuzlulara rağmen yine de İstanbul’u da seviyorum. Özellikle tarihi dokusu benim çok dikkatimi çekiyor. Ayrıca eğitim olanakların çok gelişmiş olması benim için önemli ikinci nokta. Her türlü bilgiye ulaşmak İstanbul’da daha kolay gibi geliyor.

Geçmişten Günümüze Atom Modellerinin Gelişimi

Geçmişten günümüze atom modellerinin gelişimini içeren tarih şeridi hazırlayarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Geçmişte kimya alanında imkanların kısıtlı olmasından dolayı atomun tam olarak neye benzediği ve içerisinde hangi parçacıkların yer aldığı tam olarak belirlenememiştir. Günümüzdeki hali şekillenene kadar bir çok bilim insanı araştırmalar yapmış ve öne sürdükleri teorilere atom modeli adı verilmiştir. Bu atom modellerinden bazıları ise şunlardır :

 

Dalton atom modeli : İlk teori olarak sayılan atom modelinde Dalton maddenin en küçük yapı biriminin atom olduğunu ve daha küçük parçalara ayrılamayacağı fikrini öne sürmüştür. İçinin tamamen dolu yoğun bir küre şeklinde olduğunu vurgulamıştır. Aynı elementin içerisinde bulunan tüm atomların birbiriyle aynı özelliğe sahip olduğunu söylemiştir. Karbon atomunun 12 ve 13 kütle numaralı tanecikleri keşfedilince geçerliliğini yitirmiştir.

 

Thomson atom modeli : Üzümlü kek olarak da bilinen bu modelde Thomson yapmış olduğu deneylerde elektronları keşfetmiş ve elektron veren bir atomun pozitif yüklü olduğunu öne sürmüştür. Elektron ve protonların atom içerisinde eşit miktarda dağıldığı fikrinin de sahibi olan bilim adamının ilkesi başka bilim adamları tarafından çürütülmüştür.

 

Bohr atom modeli : Günümüzde kullanılan atom tanımının sahibi olan Bohr’un tanımladığı atom modelinde elektronlar atom çekirdeği üzerinde değil etrafında belirli yörüngelerde hareket ettiği öne sürülmüştür.

Bugün kullandığımız periyodik sisteme en yakın periyodik sistemi hangi bilim insanı düzenlemiştir?

Bugün kullandığımız periyodik sisteme en yakın periyodik sistemi hangi bilim insanı düzenlemiştir?


Elementlerin ilk keşfedilmesinden günümüze kadar geçen sürede bir çok bilim adamı elementleri benzer özelliklerine göre sınıflandırmaya çalışmıştır. Yapılan bu çalışmalardan bazıları günümüzde kullanılan periyodik sisteme benzese de hiçbiri aynı özellikleri taşımamaktadır. Gelin şimdi hep beraber geçmişten günümüze periyodik sistemin tarihini inceleyelim.

 

Johann Wolfgang Döberenier : Elementleri ilk sınıflandıran bilim adamı olarak bilinen Döberenier elementleri bazı benzer özelliklerine göre üçerli gruplara ayırmıştır. Bu yaptığı işleme Triatlar Kanunu (üçlüler kanunu) adı verilmiştir. Atom numarası o yıllarda bulunmadığından yaptığı çalışmalarda elementleri sadece atom ağırlığına göre sınıflandırmıştır.

 

De Chancourtois : Günümüzdeki periyot cetvele hiç benzemeyen bu çalışmada elemetlerin benzer özelliklerine göre silindirik bir sistem oluşturmuştur. Yapılan bu çalışmadaki en büyük hata ise elementlerin yanı sıra iyonlara da bu sistem üzerinde yer vermiş olmasıdır.

 

John Newlands : Bu bilim adamının yaşadığı dönemde bazı elementler henüz keşfedilmemişti. Sadece bilinen elementler üzerinde yaptığı çalışmada atom ağırlığına göre sırlama yapmış ve birinci olan element ile sekizinci olan elementin aynı özellikleri taşıdığı sonucuna varmıştır. Bu şekilde bu elementleri gruplamış ve buna oktav kanunu adını vermiştir.

 

Henry Moseley : Günümüzde kullanılan periyodik cetvelin neredeyse aynısını oluşturan bilim adamı yaptığı çalışma ile atom numarasını (proton sayısı) bulmuş ve elementlerin atom kütlesine göre değil atom numalarına göre sıralanması gerektiğini öne sürmüştür. Şu an kullanılan periyodik cetvelde de elementler artan atom numarasına göre sıralandığından en yakın çalışmayı Henry Moseley yapmış diyebiliriz.

Periyodik sistemdeki yatay sıralara ve düşey sütunlara ne ad verilir?

Periyodik sistemdeki yatay sıralara ve düşey sütunlara ne ad verilir?


Bildiğiniz üzere her elementin kendine özgü, eşsiz bir atom numarası vardır ve bu atom numaraları elementlerin periyodik sistemde yatay sıralara ve düşey sütunlara sıralanmalarını sağlar. Periyodik sistemde, yatay sıralara periyot, düşey sütunlara ise grup denmektedir. Periyot sayısını atomun son katmanında bulunan elektron sayısı belirlerken, grup numarasını ise proton sayıları belirlemektedir. Periyodik sistemde 7 tane periyot, 8 tane A grubu ve 8 tane B grubu bulunmaktadır.

 

Bir elementin periyot ve grup numarasını bulmak istersek nasıl hesaplayabiliriz, şöyle bir örnek ile açıklayalım;

Örneğin; Lityum elementini atom numarası 3’tür. İlk katmanda 2 elektron, ikinci katmanda 1 elektron bulunmaktadır. Bu durumunda element, 2.periyot 1A grubunda bulunmaktadır.

 

Periyodik Sistemde Grup Özellikleri:

Bir gruptan yukarıdan aşağı doğru inildikçe;

  • Proton, nötron, atom ve kütle numarası artar.
  • Değerlik elektron sayısında değişim olmaz.
  • Elektron verme isteği artar dolayısıyla metalik özellği de artar.
  • Atomun hacmi, çapı ve yörünge sayısı artar.

 

Periyodik Sistemde Periyot Özellikleri:

Bir periyotta soldan sağa gidildiğinde;

  • Proton, nötron, değerlik elektron sayısı, atom ve kütle numarası artar.
  • Elektron alma isteği artar dolayısıyla ametalik özelliği de artar.
  • Yörünge sayısında değişim olmaz.
  • Atomun hacmi ve çapı azalır.

Elektronların çekirdek etrafında bulunduğu bölgelere ne ad verilir?

Elektronların çekirdek etrafında bulunduğu bölgelere ne ad verilir?

 

Atom içerisinde proton, nötron ve elektron adı verilen 3 adet parçacık bulunmaktadır. Bu parçacıklardan proton ve nötron atom çekirdeğinde hareketsiz halde bulunurken elektronlar çekirdek etrafında bulunan ve katman adı verilen yörüngelerde hareket halinde bulunmaktadır. Bu katmanlar çekirdeğin çekim kuvveti sayesinde ayrılmadan durabilmektedir. Çekirdeğe en yakında katmanda daha çok enerji bulunurken çekirdekten uzaklaştıkça enerji miktarı azalmaktadır. Bu katman sayısı elementin bulunduğu periyot numarasını,son katmanda bulunan elektron sayısı ise ait olduğu grubu belirlemektedir.

 

Son yörüngede bulunan elektron sayısına bağlı olarak atomlar elektron alarak veya fazla elektronlarını vererek kararlı yapıya sahip olmak yani soygazlara benzemek istemektedir. Son katmanında bulunan elektron sayısını 2’ye veya 8’e tamamlayan elektronlar soygaz elektron düzenine sahip olmaktadır. Elektron düzenini 2’ye tamamlama olayına dublet 8’e tamamlama olayına ise oktet kuralı adı verilmektedir.

 

Katmanlardaki elektron dağılımı ise belirli bir kurala göre yapılmaktadır. İlk katmanda en fazla 2 adet elektron bulunabilir,diğer katmanlarda ise 8 adet elektron bulunabilmektedir.

 

Örnek olarak Lityum elementinin atom numarası 3’tür. Bu elementin elektron dizilişi 2-1 şeklindedir. Buradan yola çıkarak 2 adet katmana sahip olup son katmanında 1 adet elektron bulunduğundan bu element 2.periyot 1A grubunda yer almaktadır.

 

Diğer bir örnek olarak atom numarası 19 olan Potasyum elementini ele alalım. Elektron dizilişi kurallara göre 2-8-8-1 olmak zorundadır. Yine dizilime bakacak olursak 4 adet katman ve son katmanında 1 elektron bulunduğundan 4.periyot 1A grubunda olduğunu söyleyebiliriz.