İnsanlar niçin kitap okumaya ihtiyaç duyarlar?

İnsanlar niçin kitap okumaya ihtiyaç duyarlar?

 

Kitap okumak bu hayatta bir insanın yapabileceği en güzel şeydir. Kitap okumak okuyan kişiyi alır başka diyarlara götürür. Hayat kargaşasından, kafa yorgunluğundan herşeyden uzak tutar. Herkes kitap okumayı sevmeyebilir. Bu yüzden ilgisini çekebilecek konulara yönelmelidir. Örneğin macera seviyodur, macera kitapları okumalııdır. Romantik şeylerden hoşlanıyorsa aşk romanları okumalıdır. Eğer sevmediği bir konuyu veya kitap türünü okursa bu eziyet haline gelebilir. Bu durumda kişiyi kitap okumaktan uzaklaştıran bir durum haline gelebiliyor.Sevilen şeyleri yapmak, o konuda başarı oranını daha yükseltmektedir. Kitap okumak bir zorunluluk değil bir ihtiyaçtır.Eksiklerin giderildiği, bilgilere bilgi eklendiği bir hazine yığınıdır. Her kitapta farklı dünyalar vardır. Her sayfası ile farklı dünyalara yol açarsınız.

 

Hayatın her anlamında kitap okumak ihtiyaç duyulan bir durumdur. Kitap okumak zorunluluk haline getirilmelidir. Ama bu zorunluluk kişiye bir süre sonra yük olarak gelebilmektedir. Bu yüzden ilgi alanı olan kitaplar seçmelidir. Herkesin kitap okuması gerekir. Kitap okuyan kişi daha bilgili, daha anlaşılır ve topluma daha çabuk ayak uydurabilen kişilerdir. Kitap okumayan bir insan ile kitap okuyan bir insanı kolaylıkla ayırt edilir. Konuşurekn kurduğu cümlelerden, tutun duraksama süresine kadar herşey kitap okumaya bağlıdır. Örneğin sınavlarda; uzun paragraflı soruları kavrayabilme süresi de kitap okumaya bağlı bir durumdur. Bu yüzden kitap okumaya ihtiyaç duyulur

 

Virgülün kullanıldığı cümlelere, yerlere örnekler

Virgülün Kullanım Alanı ve Örnekleri

 

  • Bir kelimenin, kendisinden sonra gelen kelimeyi belirtmediğini ve onun tamlayanı olmadığını göstererek anlam karmaşasını yok etmek için kullanılır.

Örnek: Yaşlı, adama yolu tarif ediyor.

Kadın, öğretmene durumunu soruyordu.

Kısa boylu, genç nereye diye seslendi.

 

  • Yazıda arka arkaya gelen, söz dizimi bakımından eş görevli kelime ve kelime grupları, sıralı olan cümleleri birbirinden ayırt edilmesi için kullanılır.

Örnek: Herkes yazı, denizi, kumu, güneşi sever.

Hırçın dereler, sert rüzgâr, dökülen yapraklar insanı oldukça korkutuyordu.

Fırtına, kar, kış sanki kıyamet habercisi gibi.

 

  • Cümle içinde ara cümleleri ve ara sözleri birbirinden ayırmak için cümlelerin başında ve sonunda kullanılır.

Örnek: Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.(Mustafa Kemal Atatürk)

Bu mahalleyi, oynadığım sokakları, asla başka yerde bulamayacağım.

Onu çok aradığımı, merak ettiğimi dile getirince, bir dakika bile düşünmeden yanıma geldi.

 

  • Mektuplarda, konuşma metinlerinde, yazışmalarda, hitaplarda, hitabelerden sonra kullanılır.

Örnek: Saygıdeğer misafirlerim, hoş geldiniz.

Sayın başkan, İstanbul’a iniş yaptı.

           Sevgili İrem, cümlelerime nasıl başlayacağımı bilemiyorum…

 

  • Yazışmalarda mekân isimlerini, tarihlerden ayırmak için kullanılır.

Örnek: Kadıköy, 14 Kasım 1944.

Ankara, 2017

 

  • Yazıda başkasından alınan bir söz tırnak içinde kullanılmamışsa bu sözlerin sonuna virgül konur.

Örnek: Sizden hoşlanmadım, dedi ve gitti.

Sözlerinden pek hoşlanmadım, dedi ve telefonu kapattı.

 

  • Tekrarlanan sözcükler arasında kullanılır. İkilemeler arasında virgül kullanılmaz, daha doğrusu ikilemeler arasında hiçbir noktalama işareti kullanılmaz.

Örnek: Akşam, yine akşam.(A. Haşim)

Kış, yine aynı kış.

 

  • Künyelerde yazar, eser, basım evi, tarih vb. maddelerden sonra kullanılır.

Örnek: Abasıyanık, Sait Faik, Son kuşlar, YKY yayınları, İstanbul, 2008.

 

  • Cümle içinde özel olarak vurgu yapmak için kullanılır.

Örnek: Sonunda, her istediğini elde etmiş oldu.

Bundan böyle, bu şekilde devam edecek.

 

  • Uzun cümlelerde özneden sonra virgül kullanılır.

Örnek: Sesiz bir şekilde yanımıza yaklaşan adam, buraların yabacısı olduğunu her halinden belli ediyordu.

Kısa saçlı kadın, yanımıza gelerek bize buraları bilmediğini ve bir adres göstererek yerini tarif etmemizi istedi.

 

  • Kendinden sonra gelen cümleyi yansıtan, anlam pekiştirmesinin olmasının gerektiği yerlerde kullanılır. Cümle içinde bağlaçlardan veya ikilemelerden önce ya da sonra virgül konmaz.(ve, veya, hem…hem, da/de)

Örnek: Evet, bu işin de sonuna geldik.

Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı)

 

  • Bir düşünceyi kabul ya da ret ifadelerinden sonra kullanılır.

Örnek: Hayır, senin dediklerine kesinlikle katılmıyorum.

Evet, sizi kısa bir süreliğine dinleyeceğim.

 

  • Ondalık sayılarda bölümleri ayırmak için konur.

Örnek: 38,7

72,9

 

  • Hitap kelimelerinden sonra kullanılır.

Örnek: Sayın Bakan, Saygıdeğer konuklar

 

  • Ünlem grubu oluşturmak için cümlede ünlem gibi kullanılan sözcükten sonra konur, ünlem ise cümle sonuna alınır.

Örnek: Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma sakın!

Kurtuluş Savaşı döneminde halkımız, ordumuza hangi yardımlarda bulunmuştur?

Kurtuluş Savaşı döneminde halkımız, ordumuza hangi yardımlarda bulunmuştur?

 

Kurtuluş Savaşı sırasında, küçük veya büyük demeden tüm insanımız ülkenin bu zor gününde destek olmak adına emek vermiştir. Bunun en önemli kanıtı ise yayınlanmış olan Tekâlifi Milliye Emirleri’nin çıkarılmasından hemen sonra gerçekleşmiştir. Bu emirlerin çıkarılmasından sonra halkımızın yardımı kat kat daha fazla artmıştır.

 

Bütün insanımız genç veya yaşlı demeden, orduya çamaşır yönünden giyim eşyaları sağlamıştır. Bunun yanı sıra yiyecek olarak; buğday, un, saman, arpa, kuru fasulye, bulgur, nohut, mercimek desteğinde bulunmuştur. Hatta at ve eşşek gibi katır, deve benzeri birçok ulaşım aracı o zor günde halkımız tarafından sağlanmıştır.

 

Son olarak halkımızın savaş sırasında cepheye cephane taşıdığını hatta savaştığını belirtelim.

Noktanın Kullanım Alanlarına Uygun Örnekler Cümleler

Noktanın Kullanım Alanlarına Uygun Örnekler

 

  • Bir yazının maddelerini gösteren rakam ya da harflerden sonra gelir:

1.2.

a.b.

A.B.

i.ii.

 

  • Matematikte çarpı işareti yerine gelir:

6.5=30

x.y=3

 

  • Bibliyografyada her künyenin sonuna gelir:

Abasıyanık, Sait Faik, Son kuşlar, YKY yayınları, İstanbul, 2008.

 

  • Web (genel ağ) adreslerinde kullanılır:

https://www.dershane.tv

 

  • Saat bildiren sayılarda saat ile dakika arasına gelir:

7.40,

12.50,

15.08,

23.10,

12.12

 

  • Tarihlerde gün, ay ve yıl rakamlarının arasına gelir:

06.10.1987,

02.11.2001,

29.V.1854,

11.11.2011

Not: Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz:

14 Kasım 1998

21 Ekim 2001

 

  • Sayılardan sonra sıra belirtmek için “-ncİ” ekinin yerine kullanılır:
  1. doğum günü partisi

Yılın 365. günü

  1. yıl kutlamaları
  2. yüzyıl

 

  • Bazı kısaltmaların sonuna konur:

Prof.

Dr.

Tr.

İng.

İst.

Üni.

Not: Nokta kullanılmayan kısaltmalarda vardır:

TBMM, TDK, THY,

K, G, B, D,KB, GB, GD, KB (yön isimlerinin kısaltmaları)

Kg, m, cm

 

  • Yargı bildiren, tamamlanmış cümlelerin sonuna konur:

Sınav açıklandı.

“Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.” (Eskici; Refik Halit Karay)

 

 

Soru İşaretinin Kullanıldığı Örnek Cümleler

Soru İşaretinin Kullanıldığı Cümleler

 

  • Soru anlamı taşıyan cümle ve sözcüklerden sonra kullanılır:

Kim?

Nerede?

O arabayı beğendin mi?

Evini satacak mısın?

Benimle kıyafet bakmaya kim gelecek?

Harun ve İrem’in düğünü ne zaman?

Cevabı içinde olan soru cümlelerinde de aynı zamanda soru işareti kullanılır:

Haksız mıyım? Bir daha neden güvenelim?

Doğru değil mi? Herkes kendini haklı görüyor?

Yoksa sende mi bizimle geleceksin?

 

  • Bazı cümleler de soru kelimesi barındırmadığı hâlde soru cümlesidir. Bu tarz cümleler soru işareti ile biter. Bu cümlelerin soru anlamı vurgu ve tonlama ile belirtilir:

Yaşınız?

Seviyorsun?

Yaptın?

Sen gidecektin?

 

  • Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:

(?-1923)

(Ölüm tarihi: ?)

(Doğum yeri: ?)

 

  • İçinde soru sözcükleri ya da soru eki bulunan fakat anlamca soru cümlesi olmayan cümlelerde soru işareti kullanılmaz:

Gider mi gitmez mi bilemem.(soru sözcüğü kelimeye dâhil)

Bu durumdan bize de bahsetmişti ama ne zaman, hatırlamıyorum.(soru sözcüğü kelimeye dâhil)

Arabayı ne kadara verdim, hatırlamıyorum.(soru sözcüğü kelimeye dâhil)

 

  • Bir bilginin şüpheyle karşılaştığı durumda ya da kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde kullanılır:

1240 (?) yılında doğan Yunus Emre…

Elazığ’dan Malatya’ya 1 (?) saatte gitmiş.

350 (?) gün sonra teslim edildi.

 

  • Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

Üsküdar’dan mı, Hisar’dan mı, Kavaklar’dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı)

Çok yakın zamanda mı gelecek, çok geç zamanda mı?

 

 

 

İyilik Yapmak İnsana Neler Kazandırır?

Her yıl geçtikçe çoğu insanın düşüncesi değişiyor ve artık öyle bir zamanda yaşıyoruz ki karşılıksız iyiliğin bu dünyada artık olmadığını düşünüyoruz. Genellikle karşılaştığımız manzara karşısında insanlık ölmüş, iyilik yapan kalmamış, iyilik yapanın da mutlaka bir karşılığı olduğunu düşünüyoruz ya da görüyoruz. Bunlar genel olan görüş istisna durumlarda vardır elbet. İyilik aslında insanların içinden gelerek Allah sevgisi, merhamet ve şefkat doğrusunda gerçekleşir. Her insan karşısında olan duruma karşı iyimser olmalıdır. Unuttuğumuz bir nokta var o ise bu dünyanın fani olmasıdır. Yardımda bulunarak insanların hayatını değiştirebilirsiniz, insanları mutlu edebilir ve onların arkasında durarak yüzlerindeki gülümseme kaynağının sebebi olabilirsiniz.

 

Peki yaptığımız iyilikler bize ne kazandırır? Böyle bir düşünceye sahipseniz cevabı da belki bu dünyada belki diğer dünyada elbet bir karşılığı olacaktır. Sonuçta hayvanlara yapılan iyilik bile bağışlanma nedeni ise, insanlara yapılan iyilik ve yardımların bize neler kazandıracağı düşünebiliriz. İyilik yapmanın yolları nelerdir? İyilik yapmanın yolları çoktur. Kişi kendini bildikten sonra eli, dili ve var ise malıyla yardımda bulunabilir. Bunlar aslında hepimizin bir görevidir. Allah, mutlaka yaptığımız iyilikleri bilir ve karşılığını da verir.

 

Pek çok ayet ve hadiste insanlara iyilik yapmaları emredilmiş ve bunların yolları gösterilmiştir. Peygamber efendimiz ise bize iyiliği şöyle tanımlamıştır: Bir zamanlar günahkâr bir kadın vardı. Yolda giderken bir kuyuya rastla­dı. Kuyunun çevresinde bir köpek dolaşıp duruyordu. Köpek çok susamıştı. Susuzluktan ölmek üzereydi. Ka­dın, bunu anlayınca hemen ayakkabısını çıkardı. Onunla kuyudan köpek için su aldı ve hayvana içirdi. Allah da bu günahkâr kadını, köpeğe yaptı­ğı iyilikten dolayı bağışladı. Yaptığımız en ufak iyiliğin bile mutlaka karşılığını alacağımızı her zaman bilmeliyiz.

Size iyilik yapıldığında neler hissedersiniz?

Bize yapılan bir iyilik karşısında mutlu oluruz, seviniriz, kendimizi değerli hissederiz ve aynı zamanda karşı tarafa borçlu hissederiz. İyiliğin karşılığını vermeye çalışır, yapılan iyilik karşısında şükran duyguları besleriz ve yapılan iyiliği asla unutmayız. İnsanların bir bütün halinde, topluluk içinde yaşaması birbirlerine ihtiyaç duymaları anlamına gelmektedir. Bugün siz birine iyilik yaparsınız yarın gelir o iyilik sizi bulur, başka biri size iyilik yaparsa kendinizi borçlu bilir iyiliğin karşılığını başka zaman vermeye çalışırsınız.

 

Aslında iyilik karşılıksız ve zorunlu olmadan yapılan bir davranış olduğu için oldukça önemli bir davranıştır. Bu her iki taraf için de geçerlidir yani iyilik yapan kişi için de iyilik yapılan kişi için de bu durum aynıdır. Karşı tarafa yaptığımız iyilik sadece karşıdaki kişiyi memnun etmez aynı zamanda bizde bir insanın ihtiyacını karşıladığımız için ya da ona biraz da olsa faydamız dokunduğunu düşünmek bizi oldukça mutlu eder. Karşılıksız iyiliğe ufak bir örnek verecek olursak siz bugün birkaç çocuğa oyuncak ya da şeker alıp sevindirirseniz o çocukların yüzündeki tebessümü görünce siz de mutlu olursunuz ve o çocuklar sizi gördükleri zaman bir daha unutmazlar. Yaptığınız basit bir iyilik bile bir gün gelir sizi bulur ve başınızın sıkıştığı zaman yardımınıza iyi biri yetişir ve bu sefer size yapılan iyilik karşısında siz kendinizi mutlu edersiniz. En önemli nokta ise yaptığınız iyilikten karşılık beklemeyin ama size karşı yapılan iyiliğin de hakkını mutlaka ödeyin.

Hangi özelliklere sahip arkadaşınızı sınıf başkanı seçmek istersiniz?

Hangi özelliklere sahip arkadaşınızı sınıf başkanı seçmek istersiniz?

 

Sınıf başkanı seçmek bir sorumluluktur. Sizlerin de sınıf başkanı seçerken bazı hususlara dikkat etmeniz gerekiyor. Genellikle sınıf başkanlığı seçimleri öncesi başkan adayları belirlenir ve başkan adayları sınıf içerisinde kısa konuşmalar yaparak sizleri etkilemeye çalışırlar.

 

Ancak sınıf başkanı seçerken çok dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü vereceğimiz oy ile tüm sınıfı yönetecek ve güveneceğimiz birisine verilmiş olması gerekiyor. Bu bakımdan sınıf başkanı adayları içerisinde, oy vereceğiniz adayın güvenilir olması, adil davranması, arkadaşını ciddi anlamda tanıması ve sorunları çok güzel şekilde arayı bularak çözebilmesi gerekiyor. Özellikle sınıf başkanı seçimlerinde oy verdiğiniz kişinin özellikle sınıf ortamında oluşabilecek tartışma ve sorunlarda hakkını savunabilmesi hatta sizin hakkınızı savunabilmesi gerekiyor. En önemlisi de hem kendine hem de sizlere saygılı olması şart.

 

Sınıf başkanı seçimlerinde seçilen başkana herkesin saygı göstermesi gerekiyor. Herkes herkesi sevecek diye bir kural yok. Ancak seçilen başkanın sözlerine uymak veya dinlemek gerekiyor.  Seçilen başkanın kız veya erkek olması önemli değilken, efendiliği ise en fazla dikkat çeken husustur. Bu bakımdan hem sorumluluk alabilecek, hem de saygıda kusur etmeyecek arkadaşlarınızı seçin.

Kentlerde Yaşayan Çocuklar da Oyun Oynamak İster – Dinlediğiniz şiirde anlatılanlarla ilgili görüşlerinizi yazınız.

Dinlediğiniz şiirde anlatılanlarla ilgili görüşlerinizi yazınız.  Kentlerde Yaşayan Çocuklar da Oyun Oynamak İster

 

Kentlerde Yaşayan Çocuklar da Oyun Oynamak İster şiirinde anlatılanlar hakkında görüşlerimizi belirtmek gerekirse eğer, şairin bu şiirinde çocuklara ne kadar önem verdiği ve çocukların çok önemli konulardan bahsettiği görülmekte.

 

Ancak çocukların oyun oynayabileceği alanların pek önemsenmediği anlatılıyor. Çocuklar sokakta oyun oynayabilecekleri yerleri bulamadıkları ve bu bakımdan evden çıkmayıp, artık ev ortamında tablet, bilgisayar ve telefon ile oyun oynadıkları ifade ediliyor. Ancak önemli bir noktanın önemi dikkat çekiyor. Şair telefon ve bilgisayar gibi teknolojik aletler ile oyun oynamanın bir süre sonra zaman öldürmeye terfi ettiğini ifade ediyor. Bunun da asosyal bir birey olmaya ve arkadaşlarıyla iyi bir iletişim kuramamaya kadar gittiği akıllara geliyor.

 

En önemlisi ise bu gibi çocukların sağlıklı gelişimleri de evden çıkmadıkları için güneş ışığı ve temiz oksijen alamadıkları için engellediği açıklanıyor.

Çevrenizdeki sorunlar karşısında sorumluluk alıp çözüm üretmek neden önemlidir?

Çevrenizdeki sorunlar karşısında sorumluluk alıp çözüm üretmek neden önemlidir?

 

Tanıdığımız tüm insanların neredeyse hepsi, çocukluğundan bu yana maalesef çevrelerinde olup bitenlere karşı çok fazla duyarsız kalıyor. Bu bakımdan içerisinde bulunduğumuz dünyamızın daha fazla çirkinleşmesine ve bozulmasına yol açıyor. En önemlisi ise, duyarsız kalmanın belli bir süre sonra insanın kendi silahıyla kendini yaralamasına yol açıyor. Bu bakımdan çevremizde oluşan sorunları kendi sorunlarımız olarak benimseyip hareket etmeliyiz. Elbette çevremizde oluşan sorunlar bizi tam olarak etkilemeyebilir veya öyle görünebilir. Ancak ipin daima bir ucunun bize baktığını unutmamalıyız. Çünkü çevre denilen yer insanın kendi evidir. Kimse evinin huzurunun kaçmasını istemez.

 

Aklı başında ve bilinçli bireyler, çevresini koruyan ve çevresinde oluşan sorunları kendi sorunları olarak kabul edip çözüm üretendir. Bu konuya daha fazla açıklık getirecek olursak eğer, herkes kendi kapısını temiz tutmalı değil, herkes her yeri temiz tutmalıdır. Çünkü yarın doğup büyüdüğünüz alan size dar gelecek ve açılabildiğiniz kadar açıldığınız yolların temiz olmasını istemez misiniz? Öyleyse, kişisel sorun tek değil, çevremizin sorunlarını daima ele alalım.

 

Çözüm Üretmek Neden Önemlidir?

 

  • Bir sorun görünüyorsa, daha sonra uğraşmamak için hemen çözüm yolu bulunur ve uygulanır.
  • Soruna çözüm üretilmediği sürece, insanın başı ağrır, strese girer ve sıkıntılar başlar.
  • Çözüm sunmak başarılı insanların ilk tercihidir. Hayatınızı kolaylaştırır.