Uzay kirliliğinin neden olabileceği sonuçlar nelerdir?

Uzay kirliliğinin neden olabileceği sonuçlar nelerdir?

 

Son yıllarda teknolojinin hızla gelişmesinin pek çok faydası olduğu gibi bir takım zararları da vardır. Her geçen gün uzaya bir araç gönderilmekte ve uzayın izlenmesi sağlanmaktadır. Ve böylece uydular ile teknolojik faaliyetler devam ettirilmektedir. Bunlarla beraber de uzay kirliliği gibi bir zarar ortaya çıkmıştır. Uzay kirliliği, uzaya fırlatılan uzay cisimlerinin etkinliğini kaybettikten sonra uzayda atıl kalması sonucunda meydana gelmektedir. Bunun sonucu olarak da,  uzay kirliliği uzayın ve diğer gök cisimlerinin zarar görmesine neden olmaktadır. Hatta Dünya’nın atmosfer özelliklerinin bozulmasına dahi neden olmaktadır. Uzayın kirlenmesi sonucu dünya düzeninin de zarar görmesi canlılık faaliyetlerini de etkilemektedir.

 

Uzayın keşfi için bilim adamlarının Dünya atmosferi dışına gönderdikleri belirli araçlar bulunmaktadır. Bu araçlar bilimsel amaçlı görevlerini bitirdikten sonra uzay boşluğunda, Dünya atmosferinde veya gönderildikleri gezegenlerde kalmaktadırlar. Bu bölgelerde uzay boşluğuna bırakılan uzay araçları uzay kirliliğine yol açmaktadır.

 

Günümüzde uzay kirliliğinin olumsuz etkilerini hissetmeye başlamış olsak da, uzay kirliliği zaman içerisinde daha fazla belirli sonuçlar doğuracaktır. Örnek verecek olursak uzayı izleyip, gözlemlemek amaçlı gönderilen uzay araçları, yolculukları sırasında uzay kirliliğine neden olan parçalar tarafından zarar görebilirler. Ayrıca kirlilik sonucunda boşlukta kendi halinde hareket eden parçacıklar hem astronotların uzaydaki çalışmalarını engelleyebilirler hem de görüntü alanına girdikleri takdirde görüntüyü engelleyerek uzaydan sağlıklı görüntü alınamamasına neden olabilirler. Uzay kirliliğe neden olan bu parçaların dünya’ya düşme ihtimali dahi vardır. Kısacası, uzay kirliliği astronomi faaliyetleri açısından oldukça büyük tehlikeler oluşturabilmektedir.

Gök biliminin gelişmesinde teleskobun önemi nedir?

Gök biliminin gelişmesinde teleskopun önemi nedir? Açıklayınız.

 

İnsanların gök bilimine olan merakı sonucunda astronomi bilimi ortaya çıkmıştır. Astronomi bilim dalında pek çok kuramsal çalışmalar yapılmıştır. İnsanlığın var oluşundan beri gökyüzü, güneş ve parlayan yıldızlar sürekli ilgi odağı olmuşlardır. Uzay çok büyük bir sonsuzluk olduğu için uzay araştırmaları gözlemlenebildiği ölçüde anlaşılabilmektedir.

 

Astronomi bilimi kapsamında yapılan bu çalışmalarda ise, belirli araçlar kullanılmaktadır. Bu araçlardan bir tanesi şüphesiz ki gök bilimindeki en önemli gelişmelerin kaydedilmesini sağlayan teleskop aracıdır. Astronominin gelişmesinde teleskopun önemi çok büyüktür. İlk zamanlarında insanlar çıplak gözle gökyüzü ve güneşi izlemişler, ilerleyen dönemlerde uzak mesafeleri görmek için kullandıkları dürbünler yetersiz kalmış ve dürbünleri geliştirerek teleskopa çevirmişlerdir.

 

Teleskop uzay gözlemleri için kullanılan bir alettir, ince ve kalın kenarlı mercekler de optik teleskoplarda kullanılmaktadır. Teleskop sayesinde görüntü defalarca büyütülmekte ve bu sayede oldukça uzakta bulunan galaksilerin dahi keşfedilmesi mümkün hale gelmiştir. Nasıl ki biyoloji için mikroskop vazgeçilmez bir araç ise; astronomi bilimi için teleskop bilinmezlerin keşfi açısından o derece önemlidir. Teleskopun icadı ile uzaydaki gök cisimlerine ait yeni ve birçok görüntü elde edinilerek, detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Astronomi bilimi büyük gelişmeler kaydetmiştir.  Teleskoplar sayesinde gökyüzü incelemeye başlanmış ve yeni gezegenler, yıldızlar ve farklı gök cisimleri keşfetmişlerdir. Ayrıca, tartışılan pek çok konuya da açıklık getirmişlerdir. Günümüz de artık dev teleskoplar sayesinde uzayda en iyi şekilde gözlem yapılmaktadır.

Neden ışık yılı kavramı kullanılır?

Uzayda bulunan gök cisimleri arasındaki mesafeler belirtilirken neden ışık yılı kavramı kullanılır? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Uzayda bulunan galaksiler, yıldızlar, gezegenler, astroidler ve meteorların her biri gök cismi olarak adlandırılır. Evrendeki gök cisimleri arasındaki mesafeler o kadar uzaktır ki dünya üzerinde kullandığımız uzaklık birimi olan kilometre kavramı yetersiz kalmaktadır. Işık ise çok hızlı olduğundan dolayı, gök cisimleri arasındaki uzaklık ifade edilirken ışık yılı kavramı kullanılır.  Gökbilimde en yaygın kullanılan uzunluk birimi olan ışık yılı, ışığın bir yılda yani Dünya’nın Güneş’in etrafında bir kez dönmesi sırasında geçen süre olan 365 gün 6 saatte kat ettiği mesafeyi belirtir.  Işık hızı kavramı, bir zaman ölçüsü değil bir mesafe ölçüsüdür. Işığın boşlukta 1 saniyede aldığı yol 300.000 kilometredir. Işığın bu hızla 1 yılda almış olduğu mesafeye 1 ışık yılı denir. Yani ışık yılı; ışığın bir yılda kat ettiği mesafe anlamına gelmektedir. Uzay müthiş genişlikte bir bilinmez olduğu için mesafe ölçümlerinde bizim günlük hayatta kullandığımız mesafe ölçü birimlerini kullanmak, bilim insanlarının çok kalabalık sayılarla uğraşmalarına sebep olacaktır. Bu nedenle bilim insanları yeni kavram arayışlarına girmişlerdir.

 

Bize en yakın gökcismi, bilindiği gibi Ay’dır ve Dünya ile Ay uzaydaki diğer mesafeleri düşünürsek “yan yana” diye tabir edilir. Ortalama 384.000 km uzaklıkta olan uydumuz Ay bile aslında Dünya’mıza burada alışık olduğumuz ölçülere göre o kadar uzaktadır ki, oraya gidebilmemiz için bildiğimiz en hızlı araçlarla bile günler, hatta haftalar süren yolculuklar yapmamız gerekir. Hem bu sebepten hem de ölçümlerin ışıkla yapılmasının sonucu olarak; mesafeler için ışık yılı kavramı kullanılır.

Günlük hayatta kullandığımız birçok maddenin birbirinden farklı olmasını sağlayan temel özellikler neler olabilir?

Günlük hayatta kullandığımız birçok maddenin birbirinden farklı olmasını sağlayan temel özellikler neler olabilir? Tartışınız.

 

Günlük yaşamımızda kullandığımız pek çok maddenin birbirinden farklı olmasını sağlayan temel özellikler; atom yapısı, bileşik özellikleri olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü her madde farklı yapıda atomların bir araya gelmesi sonucun da oluşmaktadır. Maddenin en temel yapı taşı olan atomun özellikleri maddenin özelliklerini belirler. Çünkü her maddeyi oluşturan atomun farklı özellikleri bulunmaktadır.

 

Maddeler, atomlardan oluşmaktadır.  Atomlar birleşerek maddeleri meydana getirir. Örnek verecek olursak; iki adet hidrojen atomu ile bir adet oksijen atomunun birleşmesi ile su meydana gelir. Atomlar; elektron, nötron ve protonlardan oluşmaktadır. Atomların özellikleri proton ve elektron sayısına göre değişmektedir. Element ve bileşikler ise yeni maddelerin oluşmasında etkili olmaktadırlar. Maddeler yapılarında bulunan kimyasal ve fiziksel özelliklere göre ayrılırlar.

 

Maddelerin birbirinden farklı olmasını sağlayan temel özelliklerden biri atomun çekirdeğinde bulunan proton sayısından kaynaklanmaktadır. Demirin, bakırın, tahtanın, suyun, altının, hidrojenin, azot gazının, oksijenin kısacası maddelerin birbirinden farklı olmalarının sebebi proton sayılarının birbirinden farklı sayıda olmasıdır. Proton sayısı maddelerin birbirinden farklı olması için karakteristiktir. Bundan dolayı atomda bulunan protonların sayısı, o maddenin kimliğini belirler. Maddelerin birbirinden farklı olmasının bir diğer nedeni ise; maddelerin özkütlelerinin birbirinden farklı olmasıdır. Yoğunluk (özkütle) maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Örnek olarak su ve yağ karışımını verebiliriz. Yoğunlukları farklı olan su ve yağ birbirlerine karışmazlar. Çünkü iki madde birbirinden farklıdır.

Hücre ile ilgili geçmişten günümüze kadar olan gelişmelerde teknolojinin rolü nedir?

Hücre ile ilgili geçmişten günümüze kadar olan gelişmelerde teknolojinin rolü nedir? Yazınız.

 

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte pek çok şey de olduğu gibi hücre ile ilgili de gelişmeler yaşanmıştır. Hücre ile ilgili çalışmalar, her bilimsel deneyde olduğu gibi teknolojinin ilerlemesi ile daha da artmıştır. Özellikle, mikroskobun icadı ile birlikte hücre ile ilgili yapılan araştırmalar da çok daha fazla ilerlemeler kat edilmiştir. Böylelikle, mikroskobun icadıyla beraber hücrenin yakından incelenmesi sağlanmıştır. Teknolojik aletlerle beraber hücrenin yapısı, organelleri ve işlevleri görüntülenerek bilim adamları tarafından çok daha ayrıntılı bir şekilde de incelenebilme fırsatı yakalanmıştır.

 

Mikroskop, normalde çıplak göz ile görülemeyecek kadar küçük maddelerin bir mercek düzeneği sayesinde büyüterek görüntünün ayrıntılı olarak gözlenmesini sağlayan bir alete denir. Mikroskobik canlılar, mikroskobun icat edilmesi ile görülebilmeye başlanmıştır. Çıplak göz ile göremediğimiz oldukça ufak canlılar mikroskop sayesinde incelenebilmektedir.

 

Çıplak gözle görülemeyen yapıların merceklerle büyüterek, görüntüsünün daha büyük ve ayrıntılı incelenebilmesini sağlayan mikroskop, neredeyse tüm bilimlerin olduğu kadar, özellikle mikrobiyoloji biliminin ve tıbbın en önemli yardımcısı olan bir araçtır. Mikroskobun icat edilmesi ile birlikte hücre alanında deneysel olarak yapılan çalışmaların arttığı bilinmektedir. Çünkü; görüntüleme cihazlarının gelişmesi biyolojik deneylerin yapılmasını da kolaylaştırmıştır. Ayrıca, mikroskop sayesinde pek çok mikrop da keşfedilmiştir. Günümüzde mikroskoplar, en küçük cisimleri bile gösterecek kadar teknolojik olarak ilerlemiş durumdadır. Teknolojideki bu gelişmeler sayesinde hücre ile ilgili yapılan çalışmalar her geçen gün daha da hız kazanmıştır.

Bilimsel bilgiler teknolojik gelişmelerle değişebilir mi?

Bilimsel bilgiler teknolojik gelişmelerle değişebilir mi? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Teknoloji geliştikçe bilimsel bilgilerde değişebilir. Bilim; durağan değildir; sürekli gelişmektedir. Çünkü; bilimsel bilgiler, akıl, deney ve gözlemlere dayanmaktadır. Veri toplama, kaynak tarama gibi aşamalardan sonra yapılan deneysel olaylardan, aşamalardan sonra bilgilerde yanlışlanmalar olabilmektedir. Bu nedenle bilimsel bilginin gelişmesi aynı zaman da bilimin teknolojik olarak da gelişmesi ile de alakalıdır. Çünkü teknik ilerlemeyle birlikte deneylerdeki hata payı da oldukça aza indirebilmektedir.

 

Bilimsel bilgiler teknolojik gelişmelerle değişebilir. Çünkü;  bilimsel bilgiler, bilimsel olduğu için, bilime, deneye, teknolojik gelişmelere, araştırmalara bağlı olarak değişebilir. Bu bilimsel bilgiler teknolojinin değişimi ile birlikte daha da güçlü eklemelerle geliştirme amaçlı değişimler de olabilir. Ya da bilgiler yanlışlanabilir ve bütünüyle ortadan kaldıran bir değişim de olabilir. Bilimsel bilgiler bilimsel olduğu için dogmatik değillerdir. Her zaman yapılan çalışmalarla bu bilgilerin değişebilme ihtimali de kabul edilir. Ancak bilimsel bilginin tersi kanıtlanana kadar doğruluğu kabul edilir.

 

Yapılan bilimsel araştırmalar, deneyler ve teknolojik gelişmelere dayalı olarak değişebilir ya da gelişebilir.  Bununla ilgili örnek verecek olursak;  atom kavramı ve atom modelleri ile ilgili açıklamaları verebiliriz. Bilim adamları atom hakkında çeşitli deneyler yapmışlar, atom ile ilgili elde ettikleri bilgileri açıklamak amacıyla çeşitli bilimsel modeller ortaya koymuşlardır. Ancak zamanla, atom hakkında yeni bir model getirilmiştir ve atom ile ilgili bir önceki model tamamen değişmiştir. Bilimsel bilginin teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi sonucu yeni buluş ve yorumlarla değiştirilebilme kapısı her zaman açıktır.

Bitki Hücresi ve Hayvan Hücresinin Benzer ve Farklı Yönleri

Bitki Hücresi ve Hayvan Hücresinin Benzer ve Farklı Yönleri madde madde açıklayınız.

 

Bitki hücresinin ve hayvan hücresinin birbirine benzer yönleri de ve birbirinden farklı yönleri de vardır. Bitki hücresinin ve hayvan hücresinin birbirine benzer yönleri şunlardır;

 

  • Hücre de çekirdek bulunur.
  • Hücre zarı bulunur.
  • Sitoplazma vardır.
  • Koful vardır.
  • Ribozom organeli bulunur.
  • Mitokondri organeli vardır.
  • Golgi aygıtı vardır.
  • Endoplazmik retikulum vardır.
  • Bitki hücresi de hayvan hücresi de mikroskop kullanılarak görülebilir. Çünkü, gözle görülemeyecek kadar küçüktür.
  • Her iki hücre de canlıdır, yaşamsal faaliyetleri vardır.
  • Her iki hücre de solunum, boşaltım, sindirim olaylarını yaparlar.

 

Bitki hücresinin ve hayvan hücresinin birbirinden farklı yönleri ise şunlardır;

  • Hücreyi dış etkenlerden koruyan hücre duvarı bitki hücresinde vardır, hayvan hücresinde yoktur.
  • Bitki hücresi köşeli, hayvan hücresi ise yuvarlaktır.
  • Bitki hücrelerinde hücreleri plastit içerir ve bu sayede fotosentez yaparlar, hayvan hücresi ise plastit içermez.
  • Bitki hücrelerinde sentrozom bulunmaz, hayvan hücrelerinde ise sentrozom bulunur.
  • Bitki hücresinin kofulları büyük ve az sayıda iken, hayvan hücrelerinin kofulları küçük ve çok sayıdadır.
  • Bitki hücresinde lizozom organeli bulunmaz, hayvan hücrelerinde ise lizozom organeli bulunur.
  • Bitki hücresi ara lamel ile çoğalır, hayvan hücresi ise boğumlanarak çoğalır.
  • Bitki hücresi glikozu nişastaya çevirerek depo eder, hayvan hücresi ise glikozu glikojene çevirir.

Elinize Aldığınız Bir Parça Kağıdı Bölebildiğiniz Kadar Küçük Parçalara Bölünüz.

Elinize aldığınız bir parça kâğıdı bölebildiğiniz kadar küçük parçalara bölünüz. Elinizde kalan son parça, kâğıdın en küçük yapısını temsil eder mi? Tartışınız.

 

Elimizde bulunan bir cismi küçük parçalara ayırarak onun bütünlüğünü bozabiliriz. Bu durumda cisim ilk durumuna oranla hayli farklı bir görünüme sahip olacaktır. Küçük parçalara ayrılan kağıtta fiziksel değişim yaşanacaktır. Son durum itibariyle de bütünlük bozulacak ve gerek boyutta ve gerekse de şekilde farklılık meydana gelecektir.

 

Fiziksel değişiklik yaşansa da, kağıdın özelliğini kaybetmesinden söz edilemez. Madde özeliklerini küçük parçalara ayrılsa da koruyacaktır. Bu nedenle fiziksel değişiklik denilince aklımıza ilk olarak maddenin dış görünümünde ilk bakışta fark edilecek değişiklikler aklımıza gelmelidir.

 

Nitekim elimizde bir adet kağıdın herhangi bir nesne yardımıyla en küçük parçalara ayrılması maddenin temel yapısını ve özelliklerini değiştirmez. Atom yapısı korunur. Kimyasal olarak bir değişiklik de görünmez. Sadece dış görünümü yani fiziksel yapısı belirli oranda değişime uğramış olacaktır. Bu değişikliğin telafi edilebilmesi bile belirli durumlarda mümkündür. Nitekim kağıt parçaları birbirine yapıştırılarak tekrar bir bütün elde edilebilir.

 

Herkesin yapabileceği şekilde bir kağıt parçasının en küçük parçalara ayrılması sonrasında, kağıdın yapısında değişiklik görülmez. Bu duruma fiziksel değişiklik denilir. Madde temel özelliklerini korumaya devam eder. Sadece maddenin en küçük parçası ve büyük bütünü arasında görsel bir farklılıktan söz edilebilir. Bu durumda maddenin yapısını değiştirmez ve en küçük parça kağıdın genel madde yapısını temsil etmeye devam edecektir. Bu nedenle son durumda sadece fiziksel değişim yaşanmıştır.

Sporcuların Günümüzde Daha Çok Güreş Dalında Başarılı Olmalarının Nedenleri Ne Olabilir?

Sporcuların Günümüzde Daha Çok Güreş Dalında Başarılı Olmalarının Nedenleri Ne Olabilir?

 

Birçok spor dalında kendimizi gösterememekteyken güreşte oldukça başarılıyız. Bunun en büyük nedeni ata sporumuz olması. Birçok güreşçi vücutlarındaki büyük kas guruplarının en olduğu düşünülerken asıl olan kuvvetinizi nasıl kullandığınızdır. Tarihimiz boyunca güreş milli oyunumuzdur. Sporcularımız temelden bu spor üzerine yetişmektedirler. Özellikle kavrama çalışmasının önemi güreşin kazanılmasında büyük rol oynamaktadır.

 

Güreş konusunda dünyaya adını duyurmuş Kırkpınar yağlı güreşleri sporcularımızın yetişmesinde özellikle büyük rol oynamıştır. Geçmişten günümüze efsane yağlı güreşçiler yani başpehlivanlar çıkartmıştır. Hiçbir dalda madalya alamadığımız yıllarda bile mutlaka güreşte şampiyon çıkarttık.

 

Ata sporumuz olduğu için özellikle bu alanda bir çok yerel belediye 8-16 yaş arası öğrencilere özel spor salonları açmakta bu alanda destek vererek önemli sporcuların yetişmesini sağlamaktadır. Çocukluktan yetiştirilmesi ve ata sporu bilinci aşılanması da başarıda oldukça etkilidir. Bir spor dalında başarılı olmanın en büyük etkisi kondisyon ve motivasyondur. Düzenli antrenman ve başarma duygusunun dürtüsü bize güreşte başarıyı getirmiştir. Sporcularımızın diğer dallarda başarısız olması ses getirmez iken güreşte başarısızlık ihtimali akla bile getirilmek istenmez. Güreş yapan sporcumuzun beslenmesine ve kendine dikkat etmesi de başarısında en büyük etkenlerden biridir. Yapısal olarak kaslı ve güçlü olmak zorundadır.  Özellikle alkol sigara gibi vücuduna zarar verecek alışkanlıklardan uzak durması kondisyonu açısından önemli yer tutmaktadır. Sporcu diğer sporcularla aynı antrenmanları yaparken milli bilinçle yaptığı güreşte mutlaka başarı elde etmektedir.

Okulunuzda Yaptığınız Spor Faaliyetlerinin Üzerinizde Zihinsel Ve Bedensel Katkıları

Okulunuzda Yaptığınız Spor faaliyetlerinin üzerinizde zihinsel ve bedensel katkılarını gözlemleyerek elde ettiğiniz sonucu beden öğretmeninizle paylaşınız.

 

Okulda yaptığım spor beni birçok açıdan etkilemektedir. Öncelikle günün stresini atmaktayım. Yoğun ders programları altında oldukça ders ağırlıklı günler geçirirken spor bunların arasında bana mola gibi gelmektedir. Sporla ilgilenmeyen arkadaşlarıma göre okulda yaptığım spor sayesinde daha az stresliyim ve kendimi daha mutlu hissediyorum. Okulda kendime güvenim daha arttı. Kendimi değerli ve önemli hissetmeye başladım. Daha canlı ve enerjiğim.

 

Okulda düzenli sporla ilgilendiğim için yüksek enerji harcamaktayım. Bu da hem fiziksel olarak görünümün fit ve güzel olmasını sağlamaktadır. Hem de fazla enerji harcadığım için iştah problemi yaşamadan sağlıklı beslenmekteyim. Dengeli beslenme ve yaptığım sporun sayesinde unutkanlık ve dikkat problemleri yaşamamaktayım.

 

Beden öğretmenimin hazırlamış olduğu disiplinli program sayesinde her şeyden önce programlı çalışmayı ve hayatımı da bu programa dahil etmeyi öğrendim. Okul hayatıma yayılan bu disiplin sayesinde derslerimde nasıl başarılı olmam konusunda kendimi planlayabilmekteyim. Öğretmenimin bana kazandırdığı disiplin ve planlama sayesinde daha disiplinli ve koordineli yaşamayı öğrendim.

 

Spor yapmaya başladıktan sonra bağışıklık sistemim çok güçlendi. Eskiden sık sık hastalanırken şimdi kolay kolay hastalanmamaya başladım. Obezite ya da odaklanamama sorunu yaşamıyorum. Kaslarımı ve vücudumu daha güçlü ve sağlıklı hissediyorum. Okulda takım halinde çalıştığımız için özellikle takım çalışması ve uyum konusunda kendimi çok geliştirdim. Eskiden hep bireysel olarak çalışırken şimdi takım ruhu ile neler yapabileceğimin farkına vardım.