Uğraştığınız Bir Spor Dalı Var Mı?

Uğraştığınız Bir Spor Dalı Var Mı? Varsa Arkadaşlarınıza Bu Spor Dalı Hakkında Bilgi Verir Misiniz?

 

Evet yaptığım bir spor dalı var. Voleybol yapıyorum. Voleybol; altışar kişiden oluşan iki takımın topu üç pas atarak filenin üzerinden rakip takımın sahasına düşürmeyi sağlayan spor dalıdır. Voleybol 1885’de Amerika’da bulunmuş bir spor dalıdır. Öğretmenlik yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle oyun oynanabileceğini düşünerek ilk uygulamayı öğrencileri arasında yapmıştır. Daha sonra bu spor Uzakdoğu e bütün Avrupa’ya yayıldı.

 

Voleybol altı kişiden kurulu iki takımın arasında oynanmaktadır. Oyunun amacı, sahayı ikiye bölen filenin üzerinden topu karşı tarafın sahasına atmaktır. Oyuncuların hepsi sahada sabit yerlerinde durmaktadırlar. Üç kişi fileye yakın kısımda diğer üç kişi de savunma durumunda geri planda durmaktadırlar. Bir takım topa ard arda en fazla 3 kez vurabilir. Topa vücudunun herhangi bir yeri ile vurmak serbest olan bir oyundur ve oyuncular saat yönünde sürekli yer değiştirerek oynarlar. Topu filenin üzerinden geçirerek karşı takımın sahasına düşüren takım puan kazanır.

 

Maç 5 setten oluşmaktadır. En az iki farkla olmak şartıyla 25 puana ilk ulaşan takım oyunu almış sayılır. Beşinci set 15 puan olarak oynanmaktadır. En az iki farklı sonuç burada da gerekmektedir. ‘’Libero’’ defansta istediği yerde oynayabilen oyuncudur. Fakat Ön tarafa geçemez, blok yapamaz ve asla servi atamaz. Forması diğer takım arkadaşlarından farklı renktedir. Takım koçları saha kenarlarından takımlarını yönlendirme direktifleri vermekte serbesttirler.

Sporun Faydaları Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

Sporun Faydaları Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

 

Sporun vücudumuzda iki yönlü yarar sağlarız. Bunlardan birincisi fizyolojik faydalar diğeri de psikolojik faydalardır. Sporun bizim açımızdan yararları; spor yaptıkça, akciğerlerimizin esnekliği artmaktadır. Esnek bir akciğer ile her nefes alıp verdiğimizde vücudumuza daha fazla oksijen girmesini sağlayarak hücrelere daha fazla oksijen akışı sağlamaktadır.

 

Özellikle stresli ve gergin olunan durumlarda artan oksijen ihtiyacımızı karşılamak için akciğerin, vücut sistemimize destek verme kapasitesinin artması sağlığımız önemli katkı sağlamaktadır. Spor yapan kişiler, stres altında iken kalp atış ritimleri spor yapmayanlara göre daha düşük düzeydedir. Kalp ritimleri çok yavaş yükselir. Buna karşılık vücudu spora alışık olmayan bir kişinin kalp ritmi ani şekilde yükselebilir.

 

Yoğun stres altında, kavga ya da ani bir haberde adrenalin hormonu vücuda bol miktarda serbest bırakılır. Bunun sonucunda kalp hızı dinlenme halinde birden yükselir. Kondisyon sahibi bir vücutta, adrenalin hormonunun serbest bırakılması denetim altında olduğunda için kalp ritim temposu denetim altındadır. Kalp atışlarının düşük kalabilmesi özellikle şok halinde hissedilmektedir. Spor yapmak ani gelişecek stres altındaki vücut da oluşabilecek zararların önüne geçerek kalp krizi riskini en aza indirgeyecektir.

 

Spor yaparken vücut endorfin hormonu salgılar. Sporun yarım saati itibari ile endorfin hormonu salgılanır. Endorfin vücuttaki işlevi morfini anımsatmaktadır. Doğal bir ağrı kesici ve yatıştırıcı niteliğindedir.  Yorucu ve stresli bir iş gününü sonunda spor yapmak, gün boyunca stresin yarattığı etkilerden vücudunuzu arındırır.

Türklerin İslam dinine geçmesi, onların sanat anlayışlarını değiştirmiş olabilir mi?

Türklerin İslam dinine geçmesi, onların sanat anlayışlarını değiştirmiş olabilir mi?

 

Türkler İslam dini öncesi daha çok göçebe bir hayat sürmekteydiler o sebeple yanlarında taşıyabilecekleri türden veya günlük hayatta kullanım alanı bulan eserler verdiler. İslamiyet’e geçişle birlikte yerleşik hayat düzene geçiş hızlandı. Böylelikle mimari alanında daha çok eserler verilmeye başlandı. Türklerin İslamiyet’e geçişleri onların diğer İslam coğrafyası ile daha fazla etkileşimde olmalarına sebep oldu. Bu sebepledir ki İslam kültürü ve Türk kültürü kaynaştı. Bir Türk İslam kültürü ve sanatı ortaya çıktı. Bu sanat anlayışı her alanda kendini gösterdi.

 

Öncelikle İslamiyet sonrası edebiyatı olarak tasavvuf edebiyatı doğmuştur. Tasavvuf edebiyatı eski Türk edebiyatından çok farklı kalıplara sahiptir. Türk İslam mimarisi de ilk dönemlerde kendine özgü çizgileri taşısa da, İslam anlayışından çok etkilenmiştir. İslamiyet öncesi Türk sanat eserlerinde heykel, rölyef, resim gibi objelerde insan figürlerine rastlanmaktadır. İslamiyet sonrası eserler de ise insan figürler yer almamıştır. Resim alanında ve heykelde çok fazla esere rastlanmasa da minyatür sanatı oldukça iyidir. Hat sanatı, ahşap işçiliği, taş işçiliği gibi süsleme sanatları çok fazla gelişmiş muhteşem eserler verilmiştir. Çinicilik, seramik ve halıcılık gibi el sanatları İslamiyet öncesi oldukça gelişmiş olduğu gibi İslamiyet sonrasında da benzer şekillerde gelişmeye devam etmiştir. Müzik alanında ise tasavvuf musikisi ortaya çıktı ancak İslamiyet öncesi müzik gelenekleri yaşatılmaya devam etti. Aslında Türklerin sanatın her alanında İslami kültürden etkilendiğini söylemek mümkündür.

Türklerin İslamiyete geçmesi, onların spor anlayışlarında bir değişikliğe yol açmış olabilir mi?

Türklerin İslamiyet’e geçmesi, onların spor anlayışlarında bir değişikliğe yol açmış olabilir mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.

 

Türkler İslamiyet’ten önce günlük hayatta yaşamlarını kolaylaştıracak, savaşlarda onlara fayda sağlayacak spor dalları ile ilgilenmişler ve bedensel faaliyetleri bir yaşam tarzı olarak benimsemişlerdir. Her daim bedensel aktivitelere önem vermişler, çocukluktan başlayarak, kadınlarda dâhil olmak üzere sporu, özellikle binicilik, okçuluk gibi yaşam tarzı haline getirmişlerdir. Bu sporlara ağırlık verilmesi hayatta kalma becerilerini arttırmış ve savaşlarda başarı kazanmalarını sağlamıştır. İslamiyet’in kabulünden sonra da spora verdikleri önem ve bedensel faaliyetlere gösterdikleri ilgide değişiklik meydana gelmemiştir.

 

İslamiyet’le birlikte Türklerin kültürel ve toplumsal hayatlarında çok büyük değişiklikler olmamış, dini kurallar gelenekler ile kaynaşmıştır. Türk İslam hayatında da, İslamiyet öncesi Türklerde olduğu gibi binicilik, okçuluk, atıcılık, kılıç, mızrak, güreş gibi güç ve dayanıklılığı geliştirici sporlara aynı önem verilmeye devam etmiştir. Bu sporlar aynı zamanda savaşa hazırlık sporları olduğu için egzersiz amaçlı yapılmaya devam edilmiştir. Barış zamanında askerlerin kendisini geliştirmeleri için oyunlar ve şenlikler şeklinde düzenlenmiş, müsabakalar düzenlenerek teşvik edilmiştir. Binicilik, okçuluk göçebe Türklerde bir yaşam anlayışıydı. Hayatları buna bağlıydı. İslamiyet ile yerleşik hayata geçiş daha hızlı bir şekilde ortaya çıkınca yaşam tarzı olan ata sporları kuvvet ve çeviklik kazanmak için yapılır oldu. Osmanlı döneminde daha yaygın ve gözde hale gelen güreşte, İslamiyet öncesi yapılan sporlardan biriydi. Osmanlı döneminde kadınların sporla daha az ilgilendiğini söyleyebiliriz ancak bunu İslamiyet ile bağdaştırmak doğru olmaz.

Spor, Türk İslam devletlerinin toplumsal hayatına nasıl bir katkı sağlamış olabilir?

Spor, Türk İslam devletlerinin toplumsal hayatına nasıl bir katkı sağlamış olabilir? Bu konudaki düşüncelerinizi söyleyiniz.

 

Türkler tarihleri boyunca spora ve bedensel aktivitelere çok önem vermişlerdir. Gerek güçlü ve sağlıklı olmak gerekse savaşa hazırlık niteliğinde atlı sporlar, okçuluk, güreş, kılıç, koşuen önemli bedensel uğraşlar olmuştur. Selçuklular döneminde spor tekkeleri kurulmuş spor faaliyetleri ve sporcu yetiştirilmesi devlet eliyle desteklenmiştir. Gündelik hayatlarına bedensel aktiviteleri dâhil etmişler, kadınları da sporla ilgilenmeye teşvik etmişlerdir. Sultanlarda sporla yakından ilgilenerek teşvik edici rol oynamışlardır. Spor müsabakalarını genellikle oyunlar, şenlikler şeklinde düzenleyip sosyal ve toplumsal hayatın içine katmışlardır. Günümüze kadar gelen geleneksel güreş müsabakaları, hala aynı coşku ile sürdürülmektedir.

 

Türk İslam devletlerinde güreş, kılıç, okçuluk, at yarışları, cirit, atlı cirit, çöğen(polo), mızrak, gökbörü(çevgan), cop, tepük( futbol), avcılık, seyürtmek(koşu), kayak, yüzme, boks, matrak, ağırlık kaldırma, taş atma, süngü, yağlı direk, tomak, tuluk, yaya koşularıgibi spor dalları ile ilgilenilmiştir. Bu sporlar genel olarak savaş talimi şeklinde olup, bireylerin, güç, çeviklik, hız, beceri kazanmalarına yöneliktir. Okçuluk tarih boyunca Türklerin en çok önem verdiği bedensel aktivitelerden biri olmuştur. Türklerin savaşa yönelik spor dallarına önem vermeleri onları savaş meydanlarında zafere taşıyan unsurlardan biri olmuştur. Aynı zamanda ok ve yay Türk İslam kültüründe çok önemli bir yer tutmuş, üzerine ant içilmiş, hayatta kalmanın sembolü olmuştur. Sporun bu denli önemsendiği kültürlerde toplumsal hayat doğrudan etkilenerek gelişmiş ve toplum daha da kaynaşmış olur.

Türklerin İslamiyeti kabulüyle mimari anlayışlarında ne gibi değişiklikler olmuştur?

Türklerin İslamiyet’i kabulüyle mimari anlayışlarında ne gibi değişiklikler olmuştur?Açıklayınız.

 

Türkler ilk kez Müslümanlarla Hz.Ömer döneminde karşılaşır. Emeviler döneminde Müslümanlığı kabul etmeye başlayan Türkler , Abbasilerin ılımlı politikaları ve Türk milletinin doğuştan savaşçı bir milliyet olması ile İslam’daki cihat anlayışının uyuşması sonucunda Müslümanlığı kabul etmişlerdir.

 

Türklerin Müslümanlığı kabul etmesi ile birlikte zaman içerisinde bazı kültürel değişiklikler olmuştur. Türkler Müslüman olmadan önce göçebe bir yaşam sürerken, Müslümanlığı kabulünden sonra zaman içerisinde yerleşik bir hayata geçmeye başlamışlardır. Aynı zamanda kültürel yönden ve yaşam biçimlerinde de ciddi değişiklikler olmuştur.

 

Sanat ve bilime daha fazla önem verilmeye buna bağlı olarak da mimari yapılarda da gelişmeler sağlandı. Türklerin İslam’ı kabulünden sonra mimariyi 3 kısımda inceleriz.

  • Sivil Mimari; Saray, Hamam, Derbend, Çeşme, İmarethane, Sarnıç, Bedesten olarak
  • Dini Mimari; Kümbet, Şadırvan, Türbe, Cami, Külliye, Medrese, Tekke, Zaviye olarak
  • Askeri Mimari; Kale, Hisar, Burç, Sur, Kışla, Tersane, Tabya olarak örneklendirebiliriz.

 

Türk mimarisinin şekillenmesinde iki kilometre taşı vardır. Birincisi Türklerin İslam’ı kabulü ikincisi ise buna bağlı olarak yerleşik hayata geçilmesi. Türkler yerleşik hayata geçmekle birlikte bulundukları yerlere hamam, çeşme, derbent sarnıç gibi sosyal hayatta faydalı olacak mimari ürünler ortaya çıkarmışlardır. Hem İslami gaye hem yaşanılan toprakların düşmanlardan korunması ihtiyacına binaen askeri mimari de gelişmiş , savunma amacıyla kale, hisar, burç, surlar gibi mimari ürünler ortaya çıkartılmıştır. Yerleşik hayata geçen Müslüman Türkler ibadetlerini yapacakları, bilim ve sanat öğrenecekleri mimari yapılara ihtiyaç duymuşlar bundan dolayı tekke, külliye, cami gibi yapılar inşa etmişlerdir.

Güreş ve cirit sporu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Güreş ve cirit sporu hakkında neler söyleyebilirsiniz? Düşüncelerinizi belirtiniz.

 

Türkler, tarihte güreşle ilgilenen milletler arasında en eskidir. Orta Asya’da başlayan güreş han, hakan, çoban hatta padişahlar tarafından sevilerek yapılmış ve günümüze dek ulaşmıştır. Harp zamanında Türk ordusunun güçlenmesi için yapılmaya başlanılan güreşlere, düğün bayram ve şölenlerde de yer verilmiş, zamanla gelenek halini almıştır. Osmanlı İmparatorluğunun her döneminde güreş sevilmiş ve bir meslek olarak padişahlar tarafından gözetilmiştir. Güreş; oyuncuların rakiplerini farklı tutuşlarla yere düşürmeye çalıştıkları bir dövüş sporudur. Kuvvetin yanında strateji ve konsantrasyon gerektirir.  Güreşin başlıca iki türü vardır bunların ilki serbest stil olurken ikincisi ise grekoromendir. Grekoromen daha yaygındır.

 

Cirit ise at üzerinde oynanan eski bir Türk oyunudur. Cirit, oynayan kişiye sağlamlık, çeviklik ve iyi bir binicilik kazandırır. Türklerden çok iyi binicilerin yetişmiş olması, biraz da bu oyunun çok fazla oynanmasıyla açıklanabilir. Bir erkek oyunu olan cirit, günümüzde Anadolu’nun orta bölümünde, eski değerini kaybetmiş olmasıyla birlikte hala oynanmaktadır. Cirit oynamak için 2 gruba ihtiyaç vardır. Bu gruplar 70 ile 120 metre genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak alanın en arkasında 6, 7 yada 12’şerli olarak dizilir. Cirit oynayacak kişiler yöresel kıyafetleriyle atlarına biner. Sağ ellerine atacakları ilk ciriti alırken, sol ellerine ise yedek ve yetecek kadar cirit alırlar. Cirit özellikle önemli gün ve düğünlerde, Pazar yerlerinde ve panayırlarda oynanır. Günümüzde Anadolu’nun pek çok farklı yerinde bu öz Türk geleneği ve oyunu canlandırılmakta ve oynanmaktadır.

Mimari yapıların oluşumunda yaşanılan coğrafyanın etkileri

Mimari yapıların oluşumunda yaşanılan coğrafyanın etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Günümüzde insan yaşam kalitesini arttıran ve iç huzurunu dengeleyen en önemli etkenlerin başında mimari gelir. Nerede yaşadığımız, ne iş yaptığımız ya da ne yediğimiz kadar yaşadığımız yer de kimliğimizi yansıtan önemli faktörler arasındadır. Erken dönemlerde ağaç kovuklarında, mağaralarda veya otlardan ve ağaç dallarından yaptıkları basit barınaklarda yaşayan insanların mimari zevk gelişimi Cilalı Taş Devri’nde başlayarak, ilk mimari eserleri istek ve ihtiyaç doğrultusunda şekillenerek günümüze dek gelmiştir. İlk etapta yalnız korunma ve barınma amaçlı yapılan yapılar, yerini zaman içinde rahatlığa daha sonra fonksiyonelliğe ve estetik kaygılara bırakarak, çeşitli mimari yapıların değişim ve dönüşüm geçirmesine sebep oldu. İnsanlar yalnız barınmak ve yaşamak için değil aynı zamanda eğitim, sağlık, kültür, savunma, alışveriş ve din etkinliklerini de sürdürebilmek için elverişli ve görkemli yapılara ihtiyaç duydu.

 

Felsefe ve dini inançtan etkilenen, doğa ile uyumlu Çin mimarisi, sarayları ve görkemli tapınaklarıyla dikkat çeken Eski Yunan mimarisi, resim sanatıyla kendini gösteren Bizans mimarisinde coğrafi etkenlerin ve topografik koşulların önemini görüyoruz. Coğrafya; topografya, bitki örtüsü ve kültür mimari gelişimi, yapılanmayı etkileyen en önemli etkenler arasındadır. Doğaya ve kişiye özel, benzersiz, coğrafi faktör koşullarına uyum gösterebilen, bölgenin karakterine uygun, estetik kaygılardan ödün vermeyen mimari yapılar, kişinin yaşadığı yerde mutlu olabilmesi için önemlidir. Tabi ki bölgenin bitki örtüsü, manzarası, denize uzanan tepelerin yamaçları, öğle güneşi gibi öğeler de mimari yapı ile uyumlu olmalı. 21. Asrın, kargaşa, yoğun iş hayatı, trafik, gürültü kirliliği ortamında, mimarinin en büyük ihtiyacı da huzurdur. Sakin, güvenli, doğa ile iç içe olan bölgelerde konumlanan yapılar günümüz insanın en büyük ihtiyaçlarından biri halini aldı.

Geleneksel Türk sporlarından hangilerini biliyorsunuz?

Geleneksel Türk sporlarından hangilerini biliyorsunuz? Bildiğiniz bu sporları arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Ata sporlarımız arasında en bilineni tabi ki yağlı güreştir. Yağlı güreş olimpiyatlarda ve yarışmalarda dövüş sanatları arasında değerlendirilmektedir. Ayrıca yağlı güreş, tarihteki en eski sporlardan biridir. Farklı stilleri ve türleri olan sporda rakibe herhangi bir darbe vurulmaz. Güreşçiye pehlivan, güreşilen alana er meydanı denmektedir. Müsabakalar her yılın Haziran ayında Edirne’nin Sarayiçiilçesinde yapılmaktadır. Ayrıca tarihi Kırkpınar Güreşleri, Süleyman Paşa komutasında, bir gece Çanakkale Boğazı’nı geçerek, Gelibolu’ya çıkan ve Rumeli fetihlerine katılan kırk Müslüman Türk’ü anmak için de yapılır.

 

Güreşin yanı sıra, cirit atma, matrak ve okçulukta ata sporlarımızdandır.Türk tarihinde at üzerinde oynanan cirit, kişinin süngü ve ciridini rakibine isabetli bir şekilde atmasını sağlamak amacıyla yapılmaktaydı. Savaşta hem düşmana zarar vermeyi hem de at üstünde dengede durmayı amaçlayan savaş sanatı niteliğindedir. Hali hazırda Kars, Ardahan, Uşak ve Erzurum’da yaygın olarak oynanır.

 

Askeri bir spor dalı olan matrak, 16. yüzyılda ilk defa Matrakçı Nasuh Efendi tarafından kurallarıyla bir spor haline getirilmiştir. Vaka-i Hayriye ile beraber yasaklanan bu oyun, unutulmaya yüz tutmuştur. Fakat 2010 yılında Efkan Çalış tarafındanTürkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’na bağlanarak tekrar yeni kurallar dahilinde tekrar günümüze getirilmiştir.

 

Son olarak okçuluk ve özellikle at üzerinde okçuluğun önemi tarih öncesi zamanlara kadar uzanmaktadır. MÖ 5000 yılından itibaren Altay ve Tanrı Dağları çevresinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra ise, İç Asya’ya tamamen egemen olan “Atlı Bozkır Kültüründe” atlara ve okçuluğa büyük önem verilmiştir.

Türklerin en fazla hangi spor dallarına ilgi göstermiş?

“Türkler bedensel faaliyetleri genel olarak savaşa hazırlık amacıyla yapmışlar, bu yüzden yapacakları sporu seçerken savaşlarda kendilerine fayda sağlayacak spor dallarını tercih etmişlerdir.” Yukarıdaki metinden yola çıkarak, Türklerin en fazla hangi spor dallarına ilgi göstermiş olabileceklerini söyleyiniz.

 

Bedensel faaliyetleri Türkler için, genellikle savaşlarda ve uygarlık kurmada önemli bir yere sahip olduğu göz ardı edilemez. Yapılacak olan savaşlarda ve uygarlık kurarken, dönemin koşullarında etkin bir unsur olan at, Türkler tarafından ehlileştirildiği bilinmektedir. Böylece günümüze kadar geçekleşen tarihsel süreç içerisinde at ve Türk kelimeleri birbirinden ayrılmaz iki unsur haline gelmiştir. Buna yanı sıra, atların evcilleştirilmeden önce yabani bir hayvan olduğu ve yakalanması gerekmektedir ki bu da kement kullanımını zorunlu hale getirmiştir.

 

Türk kültüründe en önemli unsurlardan bir tanesi ise kişisel beden hareketleridir. Bu hareketler, Türk kültürünün hemen hemen her alanında görülmekte ve Türk toplumunun en önemli esaslarından birisi haline gelmiştir. Sporun, toplumsal hayat içerisinde oldukça önemli bir halalmasıyla beraber, gerek daha sağlıklı bir beden elde edilmiş, gerekse de askeri anlamda önemli başarılara imza atılmıştır.

 

Türklerin ilgilendikleri spor dallarını isim olarak belirtecek olursak; başta güreş olmak üzere kılıç, okçuluk, atçılık ve at yarışları, çöğen (polo), cirit, mızrak, gökbörü, cop, tepük (futbol), seyirtmek (koşu), avcılık, kayak, boks, süngü, yüzme, matrak, tomak, taş atma, tuluk oyunu, ağırlık kaldırma, yağlı direk, yaya koşuları gibi spor dallarını görmekteyiz. Tabi zaman içerisinde bu dallara modern spor dalları da eklenmiştir. Modern sporlarının da tüm bu sporlara edilmesi ile birlikte, Türklerin hemen her spor dalıyla uğraştıklarını ifade etmemiz mümkün olacaktır.