Olumlu ve olumsuz davranışlarınız sizi ve arkadaşlarınızı nasıl etkiler?

Olumlu ve olumsuz davranışlarınız sizi ve arkadaşlarınızı nasıl etkiler? Örneklerle açıklayınız.

Olumlu durumlar beni arkadaşlarıma daha yakınlaştırır, olumsuz durumlar ise uzaklaştırır.

Beni değil ama arkadaşlarımı. Ben olumsuzda olsa kimseyi yarı yolda bırakmam. Bırakana da hoş görüyle bakmam. Neden iyi bir durumda ya da sorduğunuz soruya göre söylem yapıyım olumlu bir davranış sergilendiğinde alkış alıyoruz da en ufak bir olumsuzlukta tüm her şey bir çırpıda silinip atılıyor ? Bunu nasıl başarabiliyoruz ? İnsan duyguları doğanın insan üzerinde ki etkilerinden arındı mı ? Saf ve temizlik tabiri artık insanlar için geçerli olmayacak mı ? Bakın olumsuz davranışım yok benim demiyorum elbette ki var olacakta. Fıtrat gereği hata yapmaya meyilliyiz zaten. Bu normal değilse de bir gerçek. Burada da hatalarımı ört pas etmek için değil kendimi aklamak için de değil bir tespit için söylüyorum. Ben insanlara hata yaptın diye kızmıyorum olumsuz bir davranış sergileyen yahut hata yapan insanları neden ve nasıl kolayca yarı yolda bırakmaya nasıl cesaret ederler diye kızıyorum.

 

Menfaat bizden yana fayda sağlayınca iyi, karşımızda olunca da kötü bir kavram olmasın. Her iki durumda da menfaat peşinde koşmamalı koşanları da uyarmadan silip atmalıyız.

Yakın zamanda çevrenizdeki insanları mutlu eden bir davranışınızı söyleyiniz.

Çevremde çok fazla insan yok aslında. Varsa da ben göremiyorum. Yanlış anlaşılmasın kimsesiz bile olsam evet üzülür ama şikayetçi olmam. Bu sakın bir şikayet olarak algılanmasın. Belki de kendim eliyorumdur etrafımda ki kişileri. İnsan seçmek evet yanlış biliyorum ama bu kötü huyumdan da vazgeçemiyorum. Bir yanlışla aynı ortamda bulunamıyorum. Kızdım mı bir kere bir daha ısınamıyorum. Şartlamıyorum kendimi. Çok istiyorum aynı kişiyle eski muhabbeti yakalamayı. Aynı seviyelere çıkıp tabiri caizse kaynatmayı. Huy bu istemediğin şeyleri hissettiriyor insana. Hem neden istemeyim ki kimseyi kalabalığı seven biri olarak ? Yalnız yemek yemekten bile hoşlanmayan biri mi istemeyecek kimseyi ? Belki de düzeltilmesi gereken birkaç psikolojik rahatsızlık..

 

Asıl birde kendi yanlışlarına bakıp hatalarını gördükten sonra kendinden de uzaklaşma isteği başlayınca anlıyor insan kendini bile terkedebileceğini. Kendini terkeder mi insan demeyin hiç. Uzaklara dalıyorsanız yağmurlu serin bir akşam, sizden uzaklaşan sizi izliyorsunuz demektir.

İşin özü çevremde ki insanları mutlu edecek tek bir davranış sergilediğimi düşünmüyorum. Varsa da haberim yoktur. Bilmeden yapmışımdır.

 

 

Yapmakta zorlandığınız etkinliklerde kendinizi geliştirmek için neler yapabilirsiniz?

İşe önce düşünerek başlarım. Bir usta inşaatını düşünüp planlamadan yapabilir mi ? Buna o işin zor yanlarını düşünerek devam ederim. Kolay yanları ya da bana öyle gelen yapılması aynı zaman da mutluluk verecek hafif işleri düşünmeyi sona bırakırım. Belki de hiç düşünmem. Kafamda oturmuştur zaten. Zorlar dururken kendimi ona yoramam. Zaten ona yormak da denmez de.. Keyif verecek çünkü yapınca mutlu olacağım. Burada kendi kendime sormalıyım yapmaktan mutlu olduğum işler kolay kategorisinde mi ?

 

Şimdi işin zor kısmına göz atalım. Bana göre keyif vermeyen tatsız işlere. Düşündüğüm zaman da dahil edersek epey vakit harcayacağım da artık bellidir. Sonrası için uğraşlarım da çaba vermiyorsa sinirlenmemek elde değildir. Artık bu noktada o işin oluşması için inat başlamıştır. Uğraş daha uzun vakiler almaya başlamış sinir katsayısı yükselmiştir. Kendini az çok tanıyıp gören her insan burada bir mola verir. Dinlendin yine olmuyor mu ? Araştır artık be adam derim ve işin nasıl yapılacağı hususunu dikkatlice öğrenir bir hal çaresine bakmaya çalışırım.

 

 

Güçlü yönlerinizi ve güçlendirmek istediğiniz yönlerinizi yazınız.

Güçlü yönlerimin  ve güçsüz yönlerimin arasında çokta büyük bir fark göremiyorum. Güçsüz yönümün de güçlenmesini belki de istemiyorum. İstesem yaparım çünkü biliyorum. Bak bu da güçlü bir yönüm istediğimi yapmak yahut yapana kadar uğraşmak. Güçsüz yönüm bana güç veriyor diye düşünüyorum. Bunu güçlendirirsem aslında gücümü kaybederim. Şöyle ki insan derdi kadardır. Derdim bana ilaçsa bunu neden düzeltmeye çalışayım ki ? Konunun çok da dışına çıkmak istemiyorum. Ama bu sorular beni tanımaya yönelik sorular ve ben kendimi kolay ifade edemiyorum. Karışıyor hatlar aklım gidiyor farklı bir şey düşünürken farklı bir şey yazıyorum. Kelimeler yetmiyor diyemem ben kelimelere yetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın çaresiz olarak görünmek istemiyorum sadece kişisel bir savaş benimkisi kendi içimde kendimle. Hemde hiç bitmeyecek bir savaş. Her gün farklı bir cephesi açılıyor. Bir taraftan toprak kaybederken bir taraftan toprak kazanıyorum.

 

Şimdi gerçekleri konuşayım birazda. Kendimi yermem size göre güçsüzlük olarak düşünülebilir bana göre ise bir güç. Yapmak istediğim işe sonuna kadar uğraş verip gerçekleştirmek bana göre güçsüzlük olabilir size göre güç ? İşin aslı benim için hayat çok güç.. Yaşamanın boşa olmadığı bedelini ödemenin gerekliliği tamda burda başlıyor işte. Bedel ödemeden yani güçsüzlük yaşamadan güç beklenilmez. Konuya gün olarak değil genel baktım biliyorum. Dolandırdım biraz ama az da olsa ifade etmem gerekti kendimi.

Ha bu arada mutlak güç de bellidir..

 

Güçlü yönlerinizin günlük hayatınızdaki etkileri nelerdir?

Güçlü yönlerinizin günlük hayatınızdaki etkileri nelerdir? Arkadaşlarınız ve öğretmeninizle paylaşınız.

 

Her farklı gün farklı ruh hali demektir. Bunu gün içerisinde ki karanlık aydınlık gibi de düşünebilirsiniz. Hemen hemen her saat farklı bir aydınlık yansır dünyamıza. Saat 1 ile saat 6 arasında ki renk farkı gibi kişiliklerde değişkenlik gösterir zamana göre. Birde güçlü yönlerinin farkına varmak gerekir. Kendini bilmek de diyebilirsiniz kendini anlamakta. Her ne derseniz deyin her güçlü yönünü bilmez insan.

 

İmtihan kelime olarak kalmamalı dağarcığımızda. İnanmalıyız buna. Eğer tüm güçlü yönlerimizi biliyor olsaydık ve bunlar ile zorluklara karşı koyabilseydik nasıl imtihan olabilirdik ki ? Tabii ki karşı koyamadığımız durumlar oldukça fazla. Bizi üzen bizi düşündüren içinden çıkamadığımız o kadar çok durum var ki.. Günü gelir iyi bir psikoloji de çok zor durumlara göğüs gerersin günü gelir çok kolay durumlara kötü bir psikoloji ile bir şey yapamaz hatta durumu daha da zorlaştırırsın.

Özet olarak kendimizi bilmemiz de yetmez. Sıkıntıları da bilmemiz ve onları düzeltmek için doğru zamanı beklememiz gerekir. Günü birlik düşünerek kolaylık sağlamak sadece tesadüf olur. Hayatımız bir günden ibaret olmayacağı gibi bir anlık da değildir. Önünü arkasını düşünerek hareket etmek daha kesin net sonuçlar doğurur.

Neleri yapmaktan hoşlanırsınız?

Neleri yapmaktan hoşlanırsınız? Söyleyiniz

Bir şeyleri yapmaktan hoşlanmak bir çok nedene bağlıdır. Önce onu seviyor muyum ya da gerçekten yapmak istiyor muyum diye düşünmeliyim. Biraz planlı gibi görünse de bu durum aslında mutluluğun giriş kapısı olarak düşünebiliriz. Daha sonra içeri girip hoşlanılan durumlara bakmak daha doğru olacaktır. Bir olguyu düşünceyi yahut herhangi bir durumun bana hoşlanacağım düşüncesiyle dayatılması en baştan bundan sonrası için dünyanın en güzel anı bile olsa beni mutlu etmeyecektir. Yapmaktan hoşlandığın istekler konusunda maalesef dayatmalar öne geçiyor hoşlanılan her ne ise çok da dikkate alınmıyor. Her insan kitap okumayı sevmeyebilir ama araştırma yapmayı sevebilir. Yani yine bir okuma söz konusu ama romanlar sıkıcı geliyo olabilir. Şahsi olarak bahsetmiyorum kalıplaşmış yargılar mevcut ve bu soruya eleştirel yaklaşıyorum ister istemez. Tabi ki kitap okumak da güzeldir ancak kişiye daha çok fayda sağlayacak işler dururken bunu okumazsan olmaz demek yanlıştır diye düşünüyorum. Çok da uzatmadan söyleyim özgür olmaktan hoşlanıyorum. Kendi irademle gerçekleştireceğim eylemler benim hoşuma gidecek beni mutlu edecektir.Bu analmda da işlerimi ona göre düzenliyorum. En çok zevk aldıklarıma yönelip hayattan zevk almanın yollarını deniyorum.Örneğin bulmaca çözmek gibi.

 

 

Evinize yakın yerlerde oturan arkadaşlarınız ile nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Aynı mahallede aynı çevrede büyüdüğünüz arkadaşlarınızla aranız diğer arkadaşlarınıza göre daha samimidir. Sebebi her gün görüşmeniz, görüşmeseniz bile markete, bakkala, okula giderken tesadüfen de olsa birbirinizi görmenizdendir. Benimle aynı binada oturan 3 arkadaşım var. Her gün ödevlerimizi beraber yapıyoruz. Anlamadığımız yerleri birbirimize soruyor açıklarımızı kapatmaya çalışıyoruz. Birbirimize yardım etmeye çalışıyoruz. Annem evde kek yapınca onları da davet ediyorum. Canımız sıkılınca birbirimizi görmeye gidip geliyoruz. Okula beraber gidip geliyoruz, ödevlerimizi bir arada yardımlaşarak yapıyoruz, oyunlar oynuyoruz, kitapları değiştiriyoruz aramızda sırayla okuyoruz. Yaz tatillerinde ara ara sinemaya da gideriz. Yanımızda bir aile büyüğü olur genelde. Site içinde bisiklete bineriz. Mahalleden çok fazla uzaklaşmadan bisiklet ile gezeriz. Bazen yandaki sitenin halı sahasında futbol, basketbol sahasında basket topu ile oynayarak vakit geçiririz.

 

Onlarla keyifli vakit geçiriyorum. Her anımı, mutluluğumu, hüznümü onlarla paylaşmayı seviyorum. Ailelerimiz de aramızdaki arkadaşlığın yıllarca süreceğini, hiç bitmeyeceğini söylüyor. Bizim sayemizde ailelerimiz de görüşüyor. Böylelikle komşuluk hiç bitmiyor. Ailelerimiz de keyifli vakit geçiriyor bizler de kendi aramızda keyifli vakit geçiriyoruz. Hepimiz tek bir aile gibiyiz ve onlar benim en yakın arkadaşlarım.

Dayanışma ve yardımlaşmanın toplum hayatındaki önemini örnekler vererek açıklayınız.

Yardımlaşma ve dayanışma insana çok şey katar. Belki başka birine bir yardımda bulunursunuz ama size kattıklarının farkında olmazsınız. Herkesin kendine göre farklı imkanları var. Kimileri yeterli kalıyor kimileri ise yetersiz. Toplumda yardımlaşma ve dayanışma oldukça toplum birbirine daha bağlı bir hale gelir. Atalarımız ‘ komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir.’ demiştir. Bunu söylemelerinin sebebi yan tarafında, yanı başındaki bir evde sıkıntılar varken onu görmezden gelmemek gerekir. Çünkü bir gün biz de aynı duruma düşebiliriz. Yardımlaşmanın en büyük önemlerinden biri ise tek başına üstesinden gelemeyeceğimiz bazı durumlarda ortak bir fikir, maddiyat ve maneviyat içerisinde sorunları çözebilmektir.  Çevrenizde olup biten olayları gözlemleyin. Yardımlaşma içerisinde olun, dayanışma içerisinde olun. Toplum ancak böyle güçlenir. Örnek olarak şunları yazabiliriz;

 

  • Etrafınızda iyi niyetli olmayan ama her bireyden daha güçlü birini düşünün. Tek tek başa çıkmanız imkansızdır. Bireyler bir araya gelerek, birleşerek dayanışma içinde olarak iyi niyetli olmayan kişinin hakkında gelebilir.
  • Dinimiz İslamiyette komşusu açken tok yatan bizden değildir der. Bir mahallede ihtiyacı olan, yardıma muhtaç insanlar olduğunu düşünün. Onları terketmek mi dışlamakla ne kazanabiliriz? Hiç bir şey ! Ama onlara elimizden geldiği kadar yardım edip toplum ile adaptasyona sokabilirsek toplum daha da güçlenir. Bir elin nesi var iki elin sesi demiş atalarımız.

Okulda arkadaşlarınız ile yardımlaşarak birlikte yaptığınız işlere örnekler veriniz.

Bireyler yardımlaşma ve dayanışmayı ilk olarak okullarda öğrenir. Bir sınıfı paylaşır, bir sırayı, bir kağıdı, bir kalemi…

Herkes aynı şartlarda doğup büyümüyor. Sınıfımızda okul ihtiyaçlarını karşılayamayan bir arkadaşımız vardı. Arkadaşımız için ne yapabiliriz diye düşündük ve konuyu öğretmenimizle de paylaştık. Öncelikle öğretmenimizden derste yardımlaşma ve dayanışma adına bir konuşma yapmasını rica ettik. Öğretmenimiz konuşmayı yaptıktan sonra her gün birimiz o arkadaşımızın sırasına ihtiyacı olan ihtiyaçlarını hediye paketine sarılı olarak sırasına bırakıyorduk. 30 gün boyunca her sabah sırasıyla bu görevi üstlendik. Hem arkadaşımızı utandırmamış olduk hem de ona yardım etmiş olduk. Birine yardım etmek için çok büyük şeyler yapmanıza gerek yok. Mutlu olmayı bilenler küçücük bir şeye bile gülümseyerek kucak açabilirler. Çünkü size gereksiz gibi gelen bir şey ona çok şey ifade ediyor olabilir.

Okulunuzda yapılan sosyal ve kültürel etkinlikleri araştırınız.

Okulunuzda yapılan sosyal ve kültürel etkinlikleri araştırınız. Arkadaşlarınız ve öğretmeninizle paylaşınız.

Günümüzde her okulda sosyal ve kültürel faaliyetlere fazlasıyla yer verilmektedir. Sadece belirli gün ve haftalarda değil öğrencilerin bilinçlenmesi ve sosyalleşmesi adına birçok faaliyet yapılıyor. Bunlardan bazıları, şiir dinletisi, edebiyat gecesi, bilgi yarışmaları gibi sosyal faaliyetler. Örneğin bir öğrenci bu etkinliklerden şiir dinletisinde görev alıyorsa üstlendiği şiiri tanıyor, ezberliyor ve şairini de tanımış oluyor. Belki de bu sosyal faaliyet sayesinde şiirini ezberlediği şaire bir hayranlık duymaya başlayacak ve şiire yönelmesine sebep olacaktır.  Yarışmalarda görev alan öğrenciler bir yandan arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirirken bir yandan bilgilerini ve kendini sınayabilir. Bunun sonucunda kazanmanın verdiği özgüven ile daha araştırmacı bir kişiliğe bürünebilir. Edebiyat gecelerinde ise geleneklerimizi, kültürümüzü, tarihimizi daha yakından öğrenme şansına sahip olabilir.

 

Böyle etkinlikler hem kişisel gelişimimizi hızlandırmakta hem de sosyalleşmemize olanak sağlamaktadır.