Okulda nelere ihtiyacınız olabileceğini düşününüz.

Okulda nelere ihtiyacınız olabileceğini düşününüz. Arkadaşlarınız ve öğretmeniniz ile paylaşınız.

Hepimiz kendi evimizden çok okula gidiyoruz. Ailemizden çok öğretmenlerimizle ve ailemizle vakit geçiriyoruz. Ama okulumuzun da bazı eksikleri olabiliyor. Örneğin ben her okulda bir güvenlik görevlisi olması taraftarıyım. Hem çocukların güvenliği açısından hem de okul çevresinin güvenliği açısından. Bunun yanı sıra kantinler daha aktif olmalı. Beden eğitimi derslerinde öğrencilerin aktivitelerini yapmaları adına ekipmanları olmalı. Örneğin voleybol oynayacak öğrencilere file, futbol oynayanlara kale gibi malzemeler temin edilmelidir. Müzik derslerinde öğrenciler daha aktif olmalıdır. Müzik dersine giren bir öğrenci en azından bir enstruman çalmayı bilmelidir. Resim dersine giren öğrenciler tekniğini öğrenmelidir. Okulun bahçesine gelirsek, çocukların oynarken zarar görmeyeceği alanlar olmalıdır. Ders aralarında dinlenmek için birden çok bank yerleştirilmelidir. Bu gibi olanaklar eklendiğinde eğitim ve öğretim daha güzel ve daha sosyal bir hal alacaktır. Çünkü eğitim bizlerin gözünde sadece sıkıcı ve zor olarak görünmemeli. Okul bir yandan öğretirken bir yandan mutlu eden bir yuva olmalıdır.

Aile büyüklerinizin çocukluğu ile kendi çocukluğunuz arasındaki benzerlikler

Aile büyüklerinizin çocukluğu ile kendi çocukluğunuz arasındaki benzerlik ve farklılıkları yazınız.

Zaman değiştikçe, nesiller değişiyor, nesiller değiştikçe alışkanlıklar değişiyor. Aile büyüklerimizin yaşadığı çocukluk ile bizimki arasında büyük bir uçurum var. Eskiden çocukları sokaktan eve geçmezmiş, anneleri zorla eve geçirirmiş. Şimdi ise anneler çocuklarını zar zor dışarı çıkarıyor. Eskiler bize göre daha sosyal ve daha dolu dolu bir çocukluk yaşamışlar. Örneğin onlar sabahtan akşama kadar oyun oynarken, arkadaşlık bağlarını tecrübe ederek güçlendirirken bizler sabahtan akşama kadar akıllı telefon ve tabletlerin başında vakit geçiriyoruz. Eski çocuklar mahalle kültürünü bilirken biz yan komşumuzu bile tanımıyoruz. Eskiler mahalledeki çocuklar tüm mahalleyle arkadaş iken bizler internet üzeri arkadaşlıklar kuruyoruz. Eskiden bayramda alınan bir ayakkabı bile mutlu ederken, bizim bir dolap dolusu ayakkabımız olmasına rağmen mutlu olamıyoruz. Önceden parklar çocuklarla dolup taşarken, şimdilerde sokakta çocuk göremiyoruz. Eskiler televizyon ne bilmez iken biz teknolojinin olmadığı tek bir saniye bile geçiremiyoruz. İçimizdeki çocuğu hiçbir zaman unutmayalım. Çocukluğumuza sahip çıkalım.

Ağız Kokusunun Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir?

Dişler sağlık açısından oldukça önemlidir. Ağız sağlığı söz konusu olduğunda dişlerin gerekli sağlıkta olması, durumun iyileştirilmesine de katkı sağlamaktadır. Dişlerin tedavisi de ağız bakımı da ağız kokusu adı verilen bu sağlıksız durumun önlenmesine katkı sağlamaktadır. Ağız kokusunun giderilmesi sosyal hayat için oldukça önemli bir durumdur. Sosyal hayatın bir diğer gerekliliği de hijyen ve öz bakımdır.

 

Ağız kokusunun en önemli kaynağı dişlerdir. Ancak dişlerin yeterince temizlenmesi halinde yine de ağız kokusu devam ediyorsa farklı bir hastalığınız bulunabilir. Bundan dolayı öncelikli olarak bir dahiliye hekimine gitmenizde fayda var. Sabahları aç karnına ağız kokusunun olması genelde rastlanan bir durumdur ancak gün boyunca yemek ve içecek tüketmeniz halinde ağzınızda koku mevcutsa bu bir hastalık belirtisidir. İç organların kaynaklandığı bu hastalığın belirtilerine bakıldığında da bunu ancak uzman hekim anlamaktadır. Ağız kokusu dışında bir sıkıntının meydana gelmesi halinde, bu durumların da izahının yapılması gerekmektedir. Ağız bakımı oldukça önemlidir. Bunu gidermek adına dişlerin fırçalanması, ağız gargarasının kullanılması gerekmektedir. Alışkanlık haline gelen bu durum neticesinde, dişlerde bir problem olmaz ve ağız kokusu gerçekleşmez.

 

Ağız kokusunun etkinliğine bağlı olarak dişlerin korunması ve tedavinin gerçekleşmesine de sürecin devamında gelmektedir. Diş hastalığı dışında ağız kokusunun yaşanması halinde öncelikli olarak başvurulması gereken alan, diş hekimidir. Sonrasında gerekli gördüğü durumda sizi farklı bir uzmanlık birimine yönlendirilmektedir.

Edindiğiniz Bilgilerden Hareketle Ağız Kokusunun Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir? Arkadaşlarınızla Tartışınız

Dişler sağlık açısından oldukça önemlidir. Ağız sağlığı söz konusu olduğunda dişlerin gerekli sağlıkta olması, durumun iyileştirilmesine de katkı sağlamaktadır. Dişlerin tedavisi de ağız bakımı da ağız kokusu adı verilen bu sağlıksız durumun önlenmesine katkı sağlamaktadır. Ağız kokusunun giderilmesi sosyal hayat için oldukça önemli bir durumdur. Sosyal hayatın bir diğer gerekliliği de hijyen ve öz bakımdır.

 

Ağız kokusunun en önemli kaynağı dişlerdir. Ancak dişlerin yeterince temizlenmesi halinde yine de ağız kokusu devam ediyorsa farklı bir hastalığınız bulunabilir. Bundan dolayı öncelikli olarak bir dahiliye hekimine gitmenizde fayda var. Sabahları aç karnına ağız kokusunun olması genelde rastlanan bir durumdur ancak gün boyunca yemek ve içecek tüketmeniz halinde ağzınızda koku mevcutsa bu bir hastalık belirtisidir. İç organların kaynaklandığı bu hastalığın belirtilerine bakıldığında da bunu ancak uzman hekim anlamaktadır. Ağız kokusu dışında bir sıkıntının meydana gelmesi halinde, bu durumların da izahının yapılması gerekmektedir. Ağız bakımı oldukça önemlidir. Bunu gidermek adına dişlerin fırçalanması, ağız gargarasının kullanılması gerekmektedir. Alışkanlık haline gelen bu durum neticesinde, dişlerde bir problem olmaz ve ağız kokusu gerçekleşmez.

 

Ağız kokusunun etkinliğine bağlı olarak dişlerin korunması ve tedavinin gerçekleşmesine de sürecin devamında gelmektedir. Diş hastalığı dışında ağız kokusunun yaşanması halinde öncelikli olarak başvurulması gereken alan, diş hekimidir. Sonrasında gerekli gördüğü durumda sizi farklı bir uzmanlık birimine yönlendirilmektedir.

El Yıkamada Nelere Dikkat Edilmesi Gerektiğini Açıklayınız

Eller dokunma duyumuzun en gelişmiş olduğu parçalardan biridir. Çünkü deri yolu ile birçok şeyi algılamamız mümkündür. Sıcak soğuk gibi kavramların algılanmasında duyu organlarından faydalanırız. Sadece bununla da sınırlı değildir. Eller gün içerisinde en aktif çalışan bölgelerimizdendir. Bundan dolayı dikkat edilmesi ve hijyenine de bu ölçüde önem gösterilmesi gerekir.

 

El hijyeni oldukça basit gibi görünse de el sadece yıkama ile bitmez. Herhangi bir yere dokunulmasa bile eller mikrop toplayabilir. Bu da havada gezinen gözle göremediğimiz küçük mikroplardır. Bunlar da bizleri hasta etmektedir. En tehlikeli olan maddelerden biri de paralardır. Paralar gün içerisinde birçok insanın elinden geçer ve bulunduğu şekil itibari ile her yere girebilir. Bulunan ortamı bilmediğimiz ve en büyük mikrop kaynağı paradır. Bundan dolayı para ile temas ettiğimizde mutlaka ellerimizi yıkamamız gerekmektedir.

Eller yıkanırken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta bulunur. Bunlar, ellerin bileklere kadar güzelce yıkanmasıdır. Çünkü sadece eller değil bileklerde birçok alana temas eder. Parmakların araları da iyice ovalanmalıdır. Sabunlama süresi de buna bağlı olarak en az 20 saniye olmalıdır. Hijyen oldukça önemli bir kavramdır ve el yıkamaya da dikkat edilmelidir. Ellerin yıkanmasının akabinde peçete ya da havlu ile kurulanması gerekir. Ancak dış ortamda iseniz peçete ile kurulama sonrasında kapıyı açıp sonrasında peçeteyi atmanız sağlık açısından faydalı olacaktır.

Hastalandığınızda İlaç Kullanırken Nelere Dikkat Ediyorsunuz?

Hastalık vücudun bağışıklık sisteminin düşmesinden kaynaklanmaktadır. Vücuttaki immün sistem yetersizliği hastalık adı verilen zorlu sürecin başlamasına neden olur. Hastalık yaşanması durumunda birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu yöntemlerden size uygun olanı tercih etmenizde size hekimler yardımcı olmaktadır.

Her hastalıkta kullanılan ilaç birbirinden farklıdır. Bu farklılığın sebebi de farklı dokulara ve organlara etki etmesinden kaynaklıdır. Etki mekanizmasının fayda sağladığı bu yöntemi de doktorunuz tarafından yapılan doğru yönlendirme ile öğrenmeniz mümkündür. İlaçlar kimyasal içeriklerdir ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır. Çünkü en basit gördüğümüz ağrı kesicinin bile tehlikeli bir etkinliği mevcuttur. Mide hastalıklarının en büyük nedenlerinden biri de bu yanlış ilaç kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Asıl tedavi edici etkisini bilmediğiniz ilaçların kullanımı, başka sağlık problemlerinin ve zehirlenmelerinin ana kaynağını oluşturur. Sağlık problemlerini tedavi edecekken kişinin daha çok hasta olmasın neden olur.

 

İlaçların bir diğer etkinliği de zehirlenme ve ölümdür. Bu oldukça ciddi bir durumdur. İlaca herhangi bir şekilde alerjiniz varsa bu durumda alerjik reaksiyon gelişir ve kişinin nefes alamaması ile çok ciddi boyutlara gider. Bu süreçte hastaneye yetişme durumu da pek mümkün olmayabilir. Bu yüzden bilinçsiz yere tüketilen her ilaç size zarar verecektir.

İlaçlar, sağlığın iyileştirilmesi adına kullanılan kimyasal maddelerdir. Bu yüzden doğru doz, doğru zaman aralığında kullanılması sağlığın korunması ve devamlılığı açısında önemlidir.

İlaç Kullanımında Doz Değişikliği Yapılırken Neye Dikkat Edilmesi Gerektiğini Söyleyiniz

İlaçlar, hastalık durumunda kullanılması gereken kimyasal içerikli maddelerdir. Etken maddeleri her organ için farklılık göstermektedir. İlaçların tedavi edici etkinliği bu durumda değişkenlik göstererek kişinin sağlığına en faydalı olacak şekilde düzenlenir. Sizler de kendinize ve hastalığınıza uygun ilacı kullanırsınız. Bu kararı ise doktor vermektedir.

 

Bir ilaç üretilirken birden fazda dozda ve çeşitte üretilir. Bunun en önemli sebebi hastalığın boyutlarında meydana gelen farklılıklardır. Hastalıkların tedavi edici etkinliği hangi dozda ise o ilacı kullanmanız sağlığınız açısından faydalı olacaktır. Bu durumu bir örnek ile açıklayacak olursak; psikiyatrik vakaların geneline bakıldığında kullanılan ilaç grubu aynıdır. Ancak psikiyatrik problemin boyutuna göre değişkenlik gösterir. İleri derecede bir şizofren ile şizofren aynı ilacı kullansa dahi dozu düşük olmaktadır. Bu doz değişikliği doktor kanaatinde ve hastalığın gidişatına göre değişkenlik gösterir. Ancak uykusuzluk ve panik atak gibi rahatsızlıklar da psikolojiktir. Bu hastalıkların tedavisinde de kişilere genelde aynı türev ilaç verilir ve bu ilacın dozu genellikle diğer psikiyatrik bozukluklara oranla düşük olmaktadır. Doz değişikliğinin artması ve azaltılması da hastalığın seyri, kişinin sosyal durumu etkinlik göstermektedir.

Doktorlar, kişiler için uygun tedavi prosedürünü oluşturur ve bu sürecin ilerlemesinde gelişme kaydedildiğinde doz değişikliğine gider. Tam tersi bir durum olduğunda da kişinin ilaç dozunda değişmeler ve ilave ilaç eklemeler söz konusu olmaktadır.

İlaç Satın Alırken Nelere Dikkat Edilmesi Gerektiğini Açıklayınız

İlaçlar, eczane adı verilen yardımcı sağlık birimlerinde satılmaktadır. Eczaneler küçük hastaneler olarak bilinmektedir. Çünkü bu eczanelerde görevli olan kişi eczacıdır. Hangi ilacın neye iyi geleceği konusunda bilgi sahibidir. Bu alım satım işlemlerinde gerçekleşen aksilikler ve ihmallere dikkat edilmesi gerekir. Aksi bir durum söz konusu olduğunda da bilgi verilmesi gerekir.

İlaç satın alırken;
– Sürekli kullandığınız bir ilaçsa doz ve kutusunu tanırsınız, muadili olan ilacı doktora danışmanız gerekmektedir.
– İlaç kutusunun bütünlüğünün tam olması, alacak olan kişiye güven verirken yırtık ya da aşınmış kutuların alınmaması gerekir.
– İlaç üzerinde yer alan son kullanma tarihi de oldukça önemlidir ve bu tarih geçtiyse kesinlikle kullanmamanız gerekmektedir.
– İlaçlar, tedavici edici içermektedir. Bu yüzden bandrollere dikkat edilmelidir ve üzerinde yer alan yazılar kontrol edilmelidir.
– İlacın doğru alındığı verilen reçete ile kıyaslanarak kontrol edilmelidir.
– Alışveriş yapmış olduğunuz eczanenin güvenilir olduğundan emin olmanız gerekmektedir.
– İlaç alırken ne işe yaradığını bilseniz dahi doktora danışmadan kullanmamalısınız. Kimsenin tavsiyesine uyulmaması da bu açıdan önemlidir.

Sağlık önemli bir ayrıntıdır. Hayatın devamlılığı için gereklidir. Sağlık olmadan herhangi bir şey anlamlı olmaz. Bu yüzden eşten dosttan duyduğunuz bilgilerle ilaç almak ve bunu kullanmak sağlığınızı tehlikeye atacaktır. Bunun yerine doktora danışarak sağlıklı olan yolu tercih etmeniz gerekmektedir.

Diş Fırçalama Tekniği Hakkında Bilgi Edinip Arkadaşlarınıza Dişlerin Nasıl Fırçalandığını Göstererek Uygulayınız

Diş bakımı ve ağız bakımı toplumuzda oldukça önemli bir yerde bulunmaktadır. Çünkü gün içerisinde insanlarla temas halinde olunması, dişlerin de bu oranda ön planda olmasına neden olur. İnsanların etkili iletişim esnasında en çok dikkat ettikleri alanlardan biri de ağız ve dişlerdir. Bu yüzden dişlere gereken hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.

 

Dişler üzerinde gün içerisinde birçok olay yaşanır. Sıcak soğuk tüketimi, asitli içecek tüketimi gibi birçok etmen, diş sağlığını etkilemektedir. Dişlerin gün içerisinde bu durumlarla karşılaşması da oldukça sağlıksız bir duruma sebep olur. En bilinen diş hastalıklarından bir de diş çürümesidir. Diş çürümesi, dişlerin fırçalanmadığı durumlarda yaşanır ve sebebi besin artıklarının ağızda kalmasıdır. Bu durumda bakteriler ürer ve dişin kendi florasına zarar verir. Sadece görüntü değil aynı zamanda kötü kokuya da neden olmaktadır. Bu yüzden dişlerin özenli bir bakıma ihtiyacı vardır.

 

Dişlerin fırçalanması özellikle sabah ve akşam olmak üzere mutlaka gerçekleşmelidir. Bu sürecin gerçekleşmesi halinde dişlerde bir sıkıntı olmaz. Doğru diş fırçalama, fırçayı yukarıya aşağıya hareketlerle devam ettirmek ile gerçekleşir. Çünkü dişlerin gelişi güzel fırçalanması halinde diş etleri de zarar görür. Bu durumda diş etki hastalıklarına kapı açar. Dişlerin mevcut durumunun iyileştirilmesi için buna dikkat edilmelidir. Dişler fırçalandıktan sonra ağız güzelce çalkanmalı ve bu çalkalama işlemi en az 4-5 defa olmalıdır.

Diş Çürümesinin Nedenlerini Söyleyiniz

İnsan ağzı bakteri üremesi ve yaşamı için elverişli koşullara sahiptir. Sıcak ve nemli ortamlarda hızla üreyebilen bakteriler dişlerinize ve diş etlerinize yerleşir. Diş ve diş etleri üzerinde yer alan bakteriler kişinin herhangi bir şey yemesi veya içmesi ile birlikte beslenerek asit üretimine başlar. Dişlerimiz üzerinde hali hazırda bulunan diş koruyucusu bahsi geçen asit tarafından zedelenerek zarar görür. Zarar görerek oyuklaşan bölgeden diş minesi etkilenir ve diş için hayati öneme sahip mineralleri kaybeder. Mineral kaybından sonra bakteri ve asitlerinde etkisi ile hızla çürümeye başlayan diş minesine müdahale edilmezse dentin kısmı ve sonrasında sinirler zarar görür ve diş ağrılarına neden olur.

 

Bazı gıda maddeleri diş çürümelerine daha sık sebep olurlar. Dişlerinizin üzerine yapışan, şekerli gıda ve içecekler bunların başında gelir. Yapıştığı bölgede bakterilerin en sevdiği besin olan glikoz içeriği sayesinde asit üretimini yüksek dozlara çıkartır, böylece dişler kolayca çürür. Bir başka hızlı çürümeye sebep olan faktör ise dişlerinizi sert kabuklu gıdaları veya cisimleri koparmak, kırmak, ezmek için kullanmanız neticesinde diş koruyucusu üzerinde gerçekleşen tahriplerdir. Fındık, ceviz gibi dişlerinizin arasına kaçan gıdalarda diş çürümesini hızlandıran ürünler arasında gösterilebilmektedir.

Diş çürümesini engellemek için dişlerimizi hergün ve doğru teknik ile birlikte fırçalamamız yeterli olacaktır.