Osmanlı Sanatı ile Batı sanatının etkileşimini örneklerle açıklayınız.

Osmanlı Sanatı ile Batı sanatının etkileşimini örneklerle açıklayınız.

 

15.yüzyıldan itibaren Avrupa’da Türk müziğine, halılarına, kumaşlarına, yemeklerine gösterilen ilgi git gide arttı. Osmanlı’nın tekstil ürünleri, özellikle de ipek kumaşlar sadece sanat eseri olarak değil dokunma şekilleriyle ve yaşamda kullanılma alanlarıyla Batı kesimi kendine hayran bırakıyordu. Kumaşların beğenildiği gibi halılar da Avrupa’yı çok etkiliyordu. Avrupalılar Osmanlı halılarına da büyük beğeni duyuyor ve ilgi gösteriyorlardı. Hatta bu kumaş ve halıdaki desen ve motiflerimiz Avrupalıların konaklarını, kiliselerini dahi süslemekteydi. Avrupalı ressamların tablolarına ilham olmaktaydı.

 

Osmanlı-Avrupa ilişkileri geliştikçe Osmanlı’yı konu alan müzikli sahne oyunları artmış ve bu gelişme ile 18.yüzyılda Avrupa’da Türk Operası akımını ortaya çıkarmıştır. Bu akımın etkisiyle yazılan birçok eser bulunmaktadır. Bunlar arasında en bilineni olan Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” adlı operasıdır ki Osmanlı Sarayı’nı konu alan bu opera Mozart’ın Türk Kültürüne olan ilgisinin bir göstergesidir.

 

Avrupa Osmanlı’dan etkilendiği gibi Osmanlı da bazı konularda Avrupa’dan etkilenmiştir. Lale Devri’yle birlikte günlük yaşamda da Geleneksel Osmanlı divanlarının yerine Batı tarzı mobilyalar kullanılmaya başlandı. Usta ressamlara devlet adamlarının portreleri yaptırıldı ve Saray’ın duvarları bu tablolarla süslendi. En büyük adımlardan birini Sait Efendi atmıştır. Sait Efendi Fransa dönüşü koltuklar, tablolar, kitaplar getirmiştir. Osmanlı’da Batı modasının yayılmasına ön ayak olmuştur. Sait Efendi Fransa’da matbaayı yakından inceleyip İstanbul’a döndükten sonra İbrahim Müteferrika ile matbaayı kurmaya karar verirler.

Sanata önem vermeyen toplumlarda medeniyetin gelişmesinden söz edilebilir mi?

Sanata önem vermeyen toplumlarda medeniyetin gelişmesinden söz edilebilir mi?

 

Toplumlarda medeniyetin gelişebilmesi için sanat ön koşul gibidir. Bir toplum sanata ve sanatçıya önem vermiyorsa o toplumun medeniyetinden söz edemeyiz. Medeniyet, bir toplumun kültür, sanat, bilim, düşünce anlayışı ve teknolojinin bütünleşmesi ile ortaya çıkar. Tüm bu unsurların iç içe geçerek günlük hayata yansıması medeniyet olarak adlandırılır. Tek başına bu unsurlardan birisinde ilerleme gösteren bir toplum ise o alanda başarılı bir toplum olarak adlandırılır. Örneğin bir toplum bilimsel alanda ve teknolojide çok ileriye gitti, fakat sanat alanında hiç bir eser ortaya çıkarmadı. O toplum için medeni diyebilir miyiz? Teknolojide veya bilimde ilerde deriz. Oysa medeniyetler öncelikle sanatları ile vardır.

 

Türk İslam Medeniyeti dediğimizde veya Eski Yunan Medeniyeti dediğimizde aklımıza ilk olarak sanat ve kültür gelir.Kültür, bir toplumun kimliği gibidir. Dil, yaşam tarzı, inançları, duygu ve düşünce birikimini içine alır. Sanat duyguları, düşünceleri farklı materyaller kullanarak anlatmaktır. Sanat yetenek ister, yaratıcılık, hayal gücü ister. Ama bu temel taşları, sanatın %50’sini oluşturursa %50’sini bilgi oluşturur. Bilgi olmadan sanatta mümkün değildir. Bunun yanında bilimin temelinde de sanat vardır, hayal gücü ve yaratıcılık yatar. Hayal gücü olmadan icat yapmak mümkün müdür? Sanat ve kültür medeniyetleri besler. Beraberinde ilerlemeyi ve gelişmeyi getirir. Teknoloji ve bilim ne kadar gelişirse gelişsin, sanat ve kültür ile beslenmediği, estetik ve güzellik katılmadığı sürece bir toplumda medeniyetten söz edemeyiz.

Linux Hakkında Temel Bilgiler

Linux de kullandığımız bazı komutlar hakkında kısa kısa bilgiler vereceğiz. Kullanıyoruz ama neden böyle tarzında sorulara cevap olsun yada kullandığımız şeylerin farkı ne esprisi ne bilelim ki daha iyi otursun kafamızda.

 

  • systemctl,  eskiden servisleri start – stop – status  için service komutu kullanırdık. Enable – disable için ise chkconfig komutu kullanılırdı. systemctl ile artık tüm işleri tek komutla yapabiliyoruz. Hem start – stop hem de enable disable için systemctl kullanabiliriz. Enable ile start arasında ne fark var derseniz start da sunucu restart olduğunda servis stop olarak gelir. Enable yaparsak sunucu restart olsa bile servisimiz yine start olarak gelecek. Örnek bir kullanım: systemctl stop/enable sshd  şeklinde verilebilir, Komutlar linux dağıtımına göre ufak farklılıklar gösterebilir.

En sevdiğiniz sanat dalı hangisidir?

En sevdiğiniz sanat dalı hangisidir? Neden?

 

Aslında sanat dallarından birçoğunu seviyorum. Bu eserlere, bu eserleri oluşturan kişilere hayranlık duyuyorum. Eski sanat eserleri olsun, yeni eserler olsun onları izlemekten, hakkında bilgi edinmekten çok hoşlanıyorum. En sevdiğim sanatlar ise görsel sanatlar. Resim, heykel, grafik, süsleme sanatları, hat sanatı, mimari. En sevdiğim mimari eser Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii. O kadar muhteşem bir yapı ki insanın nutku tutuluyor. Ankara Etnografya Müzesi ve Resim Heykel Müzesi de hem mimari açıdan hem de içinde sergilenen eserler bakımından en sevdiğim yerler. Resim Heykel Müzesini üç defa gezdim ama tekrar gezmek istiyorum. En beğendiğim ressamlar ise Abidin Dino ve Turgut Zaim. Abidin Dino’nun tek çizgi ile birçok şeyi anlatması beni çok etkiliyor. Turgut Zaim’in o koca gözlü kadın portreleri de beni büyülüyor.Görsel sanatları neden bu kadar sevdiğimi bilmiyorum. Bu eserlerde gördüğüm estetik, derinlik, duygu beni etkiliyor, hayran bırakıyor.

 

Aslında edebiyatı da çok seviyorum. Roman, hikâye, gezi yazısı, anı gibi eserleri okumak, yaşamadığım yaşamların içine götürüyor beni. İnsanlar bu koca koca romanları nasıl kurguluyor, nasıl heyecanla okumamızı sağlıyor? Bilgiyi, olayı, hayali, kurguyu bir araya getirip bir eser ortaya koyuyorlar ben hayran oluyorum. Mesela Yaşar Kemal,” İnce Memed” bir solukta okuyorsunuz. Sonra Orhan Veli, nasıl ince ince duygulandırıyor insanı. Sonra Cahit Sıtkı, nasılda gülümsüyor ölüme.

Osmanlı Sanatı ile Batı sanatının etkileşimi

Osmanlı Sanatı ile Batı sanatının etkileşimini örneklerle açıklayınız.

 

Osmanlı Devletinin, Batı devletleriyle ilişkileri sonucu sanat alanında etkileşimler meydana gelmiştir. Erken Osmanlı sanatında bu etkileşimlere pek rastlanmaz. İstanbul’un fethinden sonra Batı ile siyasi ilişkiler gelişerek etkileşimler geç dönemde ortaya çıkmaya başlamıştır. Geleneksel ve dini etkilerden dolayı Osmanlı sanatında resim ve heykel pek gelişmemişti. Fatih Sultan Mehmet, Batılı ressamlara portresini yaptırdı. Ancak bu portre daha sonraki dönemde satılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İbrahim Paşa yaptırdığı heykelleri bahçesine koyduğu için kâfirlikle suçlanmıştır. Ancak Lale Devrine gelindiğinde, Batı ile etkileşimin çok yönlü olarak artması sonucu, görsel sanatlar kabul görmeye başlar. Mimaride etkileşimler daha erken başlamıştır. Dini yapılar, saraylar, sivil yapıların mimarisinde klasik dönemden başlayarak, geç dönemde daha fazla olmak üzere etkileşim olmuştur. Dolmabahçe Sarayı, batı sarayları örnek alınarak, batılı mimarlarca inşa edilmiştir. Sarayın süslemelerinde batı üslubu, barok ve rokoko tarzı süslemeler kullanılmıştır. Müzik alanında ise batı etkileri, Mehteranın dağıtılması, Mızıka-yı Hümayun ’un kurulmasıyla (1831) ortaya çıkar.

 

Edebiyat alanındaki Batı etkisi Tanzimat Döneminde ortaya çıkar. Bu dönemde ilk tiyatro, hikâye, roman gibi yapıtlar verilir. Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı ilk tiyatro eseri, Yusuf Kamil Paşa’nın Telemak adlı ilk çeviri romanı, Namık Kemal’in İntibah adlı ilk edebi romanı bu dönemde verilmiş eserlerdir. Şiirde şekil anlamında yenilikler pek gerçekleşmese de konu anlamında yenilikler görülmüştür. Sami Paşazade Sezai‘nin Küçük Şeyler adlı hikâyesi ilk batılı anlamda hikâye türüne örnektir.

Osmanlı Devleti’nde edebiyat neden üç ayrı kolda gelişmiştir?

Osmanlı Devleti’nde edebiyat neden üç ayrı kolda gelişmiştir? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

 

Osmanlı Devleti kuruluşundan sonra fetihler ile Anadolu’dan sonra Balkanlar ve Afrika’ya kadar yayılan bir imparatorluk haline dönüştü. Diğer coğrafyalara yayılmanın sonucu olarak resmi dili Türkçe olmasına rağmen imparatorluğun bünyesinde bulunan arapça ve farsça gibi diğer dillerden birçok kelime edebi metinlerde yer almıştır.

 

Kullanılan kelimelerin farklılığı gibi nedenlerde dolayı Osmanlı Devleti’nde Edebiyat divan, halk ve tasavvuf olarak 3 ayrı koldan devam etmiş ve gelişme göstermiştir. Anadolu’da Arap ve İran edebiyatının etkilenilerek 13.yy’da ortaya çıkan Divan edebiyatı Allah aşkı, maddi aşk ve dünya zevkleri gibi konuları işlemiştir. Baki ve Fuzuli gibi önemli şairlerin katkısıyla 15. ve 16. Yy ‘da Divan edebiyatı en parlak dönemini yaşamıştır.

 

15. yy’da Hacı Bayram Veli, Akşemseddin, Kaygusuz Abdal, 16. yy’da ise Şeyh İbrahim Gülşeni, Ümmi Sinan ve Pir Sultan Abdal gibi önemli isimler tarafından dini ve felsefi konular işlenerek tekke edebiyatı olarak da bilinin bir diğer Osmanlı Edebiyatı kolu tasavvuf edebiyatıdır. Bu tür edebiyat eserleri daha çok Bektaşi ve Mevlevi tarikatları mensupları tarafından geliştirilmiştir.

 

Osmanlı edebiyatının bir diğer kolu eski Türk edebiyatının devamı olan halk edebiyatıdır. Bu edebiyatın en önemli türleri destanlar, türküler, masallar, ağıtlar, halk hikâyeleri ve manilerdir. Köroğlu, Karacaoğlan gibi önemli ozanlarının halk arasında konuşulan Türkçe ile çalıp söyleyerek geliştirdiği eserler günümüze kadar ulaşmış ve günümüz Türkçesi ile de anlaşılmaktadır.

Bilimsel gelişmeler insanların hayatını kolaylaştırır mı?

Bilimsel gelişmeler insanların hayatını kolaylaştırır mı? Örnek vererek açıklayınız

 

İnsanlık tarihinin bilinen en eski zamanlarından bu yana insanlığın yaptığı çalışmalar incelendiğinde insan hayatını kolaylaştırmak, insanın değişen çevresel etmenlere göre güvenliğini sağlamak, insanlığın devam eden yaşantısının konforlu ve uzun sürmesini sağlamak amacıyla yapıldığı görülebilir.

 

Örneğin ilkel insanların yaşadığı dönemler incelendiğinde yerleşik hayata geçen insanların hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyaç duyacağı aletler geliştirdiği görülmektedir. En ilkel aletlerden günümüz teknolojiyle elde edilen akıllı cihazlara kadar gelinen süreç yapılan bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar sayesindedir. Bilim insanlarının temel bilimlerin araştırılmasıyla başlayarak ortaya koydukları sonuçların ışığında birçok alanda gelişmeler yaşanmış insanların hayatı bu gelişmeler sonucunda etkilenmiştir.

 

Örneğin insanlık tarihi açısından tekerliğin icadı bir dönüm noktası olmuş sonrasında hayvanların gücünden yararlanılarak ulaşım ve taşıma araçları yapılarak insanlar kendi bedenini yormadan alternatif yollar bulmuştur. Tarih boyunca yapılan bilimsel çalışmalar ile hayvanlar ile çekile araçlardan motorlu taşıtlara, hava araçlarına ve deniz araçlarına ulaşılmış ve insanların hem ulaşım hem de yük taşıma kapasitesi artmış ve hızlanmıştır. İlk zamanlarda doğduğu bölgenin birkaç kilometre civarında yaşamını geçiren insanlık şimdi kendi dünyasının dışını keşfederek seyahat etme sürecindedir.

 

Yapılan bilimsel çalışmaların insanların yaşamına katkısı ulaşımın dışında birçok alanda örnek verilebilir. Örneğin tıp alanında yapılan bilimsel çalışmalar insanların daha uzun süre ve daha kaliteli bir hayat sürmesine neden olurken, gelişen teknik ile yapılan konforlu yapılar kendini güvende hissedebileceği evlerde yaşamasına imkan vermiştir.

Size göre eğitim ve öğretim arasındaki fark nedir?

Size göre eğitim ve öğretim arasındaki fark nedir? Açıklayınız.

 

Eğitim öğretim kavramları genellikle beraber kullanıldığından çoğu zaman birbirine karıştırılmakta, çoğu zamanda aynı şey sanılmaktadır. Eğitim ve öğretimin farkını iyi anlayabilmek için önce tanımlarını anlamak gereklidir. Eğitim bireyin doğumundan itibaren başlayan ailesi ve çevresinin etkisiyle yaşamı boyu devam eden bir süreçtir. Bu süreç boyunca bireyin gelişimi belirli bir kültür çerçevesinde şekillenir.

 

Öğretim ise eğitimin belirli zaman aralıklarında önceden belirlenmiş bir program, müfredat kapsamında alanında uzman kişiler tarafından yapılan kısmıdır. Öğretim okul öncesi dönemden başlayarak üniversite ye kadar uzanan bir süreçtir. Bu iki tanım sonucunda öğretim belirli kurumlarda bir program dahilinde gerçekleşirken, eğitim doğumdan itibaren hayatın her alanında insanların birbirini etkileyerek devam ettirdiği süreçtir. Kapsam olarak eğitim öğretime göre daha geniş kapsamlıdır. Öğretimde geçirilen her süreç aynı zamanda bir eğitim sürecidir ancak eğitim de geçirilen her süreç bir öğretim süreci olmayabilir. Öğretim eğitimin planlı programlı olan bir kısmıdır.

 

Eğitimin amacı bireyi o çevrede kabul edilmiş doğrular ile toplum içerisinde uyumlu bir şekilde yaşayacak şekilde hayata hazırlamaktır. Birey bu süreç boyunca içinde yaşadığı toplumun kurallarını değer yargılarını ve kurallara göre kendi hayatını nasıl şekillendireceğini öğrenir.

İyi eğitim almış bireylerden oluşmuş toplumların daha refah ve huzur içerisinde yaşayarak, toplumdaki değişikliklere kolay uyum sağlamakta ve sorunlarla daha kolay başa çıkabilmektedir. Bu sonuçlardan ötürü eğitim her toplumda iyi planlanması gereken çok önemli bir süreçtir.

Yaşadığınız bölgedeki mimari eserleri yeteri kadar koruduğunuza inanıyor musunuz?

Yaşadığınız bölgedeki mimari eserleri yeteri kadar koruduğunuza inanıyor musunuz?

 

Arapça kökenli olan mimar kelimesi, bir alanı oturmaya müsait duruma getirme anlamını taşımaktadır. Ancak bu eylem gerçekleştirilirken estetik kaygılar ön planda tutulmaktadır. Mimari, maddi ihtiyacın yanı sıra yapılara güzellik ve derinlik kazandırması dolayısıyla sanat olarak da nitelendirilmektedir. Tarihi eser kapsamında da mimari yapılar oldukça önemlidir. Geçmişe can veren kalıntıların başında gelen bu yapılar, geçmişi anlayabilmek için mühimdir. Bu eserler sayesinde yıllar öncesindeki milletin nasıl konutlarda yaşamış oldukları, mimarideki gelişmişlik düzeyleri ve sanat anlayışları hakkında birtakım fikirler edinilebilmektedir. Bunun yanında bu mimari yapılar, kültür turizmi bakımından da önemli bir yer tutmaktadır. Seneler önce yapılmış olan Taç Mahal’in bugün dahi Hindistan’a turist getirmesi bu sebepledir.

 

Mimari insanların zaten ilgisini çeken bir alandır. Bunun yanına geçmiş de eklendiğinde daha da çekici gelmektedir. Bu eserlerin hem bu yönlerden hem de gelecek nesillerin bilgi sahibi olması için aslını kaybetmeden korunması gerekmektedir. Bu koruma, devlet eliyle olabileceği gibi toplumsal bilinçle de olabilmektedir. İnsanlarımız konunun ehemmiyetine henüz vakıf olmadığından, yaşadığımız bölgedeki mimari eserleri gerektiği gibi koruyamıyoruz. Hırsızlık ya da define arama gibi eylemler sonucu pek çok mimari yapı tahrip ediliyor ve buna ne yazık ki karşı duramıyoruz. Devlet koruması çoğu kez yetersiz kaldığı için, insanların mimari eserlerin bir dönemi yansıttığını bilerek davranmaları gerekmektedir. Yalnızca tarihi mimari eserler için değil günümüzdeki mimari için de bu geçerlidir. Bugün, yarın için geçmiş olacağından insanlar bilinçlenerek bu yapıları korumalıdır.

Sanatın kültürler arası etkileşimdeki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sanatın kültürler arası etkileşimdeki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Kültürün pek çok tanımı vardır. En genel manada kültür, bir millete ait olan, maddi ve manevi olan değerlerin tamamıdır. Din, gelenek ve sanat kavramları da bu değerlerin içinde yer alır. Sanat eserinin oluşumunda da kültürün etkisi yadsınamaz. Zira isteyerek ya da istemeyerek sanatçı içinde bulunduğu kültür dairesinin etkisinde kalacak, o şekilde eserlerini üretecektir. Sanat evrensel olsa da sanatçı, içinden çıktığı toplumun aynası olma özelliği kazandığından bu ikisini birbirinden ayrı düşünmek olanaksızdır. Öte yandan sanatçı eserlerinde toplumdan etkilendiği gibi, eserleriyle toplumu etkileyip ona yön verebilmektedir. Sanatçı kültürden beslendiği için, onu çevreden soyutlayıp eserler üretmesini beklemek imkansızdır.

 

Sanatın pek çok işlevi bulunmaktadır. Çoğu kez iki kültürün tanışmasını ve birbirlerini geliştirmesini sağlayan etken sanat olmuştur. İnsanlar güzele ve güzelliğe ellerinde olmadan bir çekim duymaktadır. Sanat eserleri de insana bu doyumu yaşatır. Bunun yanında insan beğendiği eserin kimin elinde, hangi ortam ve şartlarda çıkmış olduğunu da merak edebilmektedir. Böylece sanatçı nezdinde yabancı bir kültürü, merak ederek öğrenmeye başlamaktadır.

 

Karşılıklı etkileşimin yaşandığı kültür ve sanat kavramları, birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe girmiş durumdadır. Günümüz dünyasında eserlere ulaşım oldukça kolay olduğundan kültürel etkileşimlerin de fazla olduğu söylenebilmektedir. Söz gelimi, kilometrelerce ötede bir ressamın yaptığı resmi, bulunulan yerden dijital olarak görmek ya da yazarların yeni kitaplarına kolayca erişmek mümkündür. Bu sayede kültürler birbirlerini tüm yönleriyle tanımak imkanına erişerek farkında bile olmadan bir etkileşim yaşarlar.