Sizce anne ve babalar çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmelidir?

Sizce anne ve babalar çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmelidir?

 

İletişim anne karnında başlar. Duyduklarımızla başlayan bu etkileşim vücut dili, yazılı ve yazısız tüm materyallerle ölüme kadar devam eder. Ebeveynler dünyaya getirdikleri çocuklarını şekillendirirken çeşitli iletişim yöntemleri kullanırlar. Çocuğa kimi aileler katı, baskıcı bir ortam sunarken kimileri de yeterli ilgiyi göstermemektedir. Bu iki örnek de doğru davranışı yansıtmamaktadır. Anne ve babalar çocukla iletişime geçerken çocuğu suçlayan sen dili yerine sağlıklı bir iletişim kurulmasına ortam hazırlayan ben dilini tercih etmelidirler. Herhangi bir hata karşısında anne ve babalar çocuğun davranışına neden olan etmenleri göz ardı ederek suçlayıcı bir tavır sergilerlerse bu durum adalet duygusunu sarsarken çocuğu özgüveni yitik bir birey haline getirir.

 

Yetişkinlerin karşılıklı iletişimde düştükleri en büyük hatalardan biri de karşılarındaki alıcının gelişimsel özelliklerini dikkate almamalarıdır. Ortaya koydukları onaylanmayan her davranış için bir ceza düşünürken olumlu, kabul gören davranışları ödüllendirme konusunda katı bir tavır içerisine girebiliyorlar. Çocuğa ceza verirken onu cezaya alıştırmak yanlış davranışı ortadan kaldırmak yerine davranışın tekrar etme sıklığını arttırır.  Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim sözcüklerle sınırlı değildir. Söylenen tatlı bir sözün yanında omuza dokunan bir el, göz bebeklerinin içine bakan bir çift göz ebeveynlerin çocuklarına verdikleri güven hissini ömür boyu arkalarında hissetmelerini sağlar. Aileler tüm pedogojik bilgilere sahip olsalar da kendilerinin de çocuk olduklarını unutmamaları gerekir.

 Sizce medya da bir bilgi kaynağı mıdır?

 Sizce medya da bir bilgi kaynağı mıdır? Açıklayınız.

 

Medya da bir bilgi kaynağıdır. Geçmişten günümüze kadar insanlık tarihi boyunca teknoloji hep durmaksızın ilerlemiştir. Hızla değişen teknoloji, ihtiyaç ve istekler doğrultusunda bilgi kaynaklarının gelişmesini sağlamıştır.  Bu bilgi kaynakları artık günümüzde ilerleyen teknolojiyle beraber iyice popüler olan medyadır. İnsanlar internet sayesinde kendilerine yeni bilgi kaynakları elde etmişler ve kullanmaya, araştırmaya başlamışlardır. Geçmişten beri var olan geleneksel bilgi kaynakları aksine medya genişleyen, uçsuz bucaksız bir etki alanı meydana getirmiştir.  Artık kurum ve kuruluşlar da ulaşmak istedikleri amaçlara medya aracılığıyla ulaşmakta ve mesajlarını bu yolla iletmektedirler. Her geçen gün medyayı kullanan kullanıcı sayısı fazlalaşmakta ve bu nedenle bilgi kaynağı olma düzeyi de hızla artmaktadır. Medyanın bilgi kaynağı olarak kullanılmasının avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır.

 

Örneğin; günümüzde artık neredeyse hemen hemen herkesin medya erişimi bulunmaktadır. Bu nedenle medya bilgi kaynağı olarak kullanırken çok dikkat edilmelidir. Bilgi elde ettiğimiz kaynağın güvenirliği çok önemlidir. Herkes artık medyaya bilgi yükleyebilmektedir. Ama hepsini doğru, kesin bilgi kabul etmemeliyiz. İnsanlar kendileri için çok önemli olan konularda bile araştırmalarını medya üzerinden yapabilmektedirler. Eğer insanlar dikkatli olmazlarsa ve güvenilir kaynak konusunda yeterli farkındalığa sahip olmazlar ise çok kolay bir şekilde yanlış bilgi edinebilirler. İnternetteki sitelerin hepsinin güvenilir olmadığı bilinmelidir. Güvenilir olduğu sürece medya bilgi kaynağı olarak kullanmak için birebirdir. Hem hızlı hem de çok geniş kapsamlı bir bilgi kaynağıdır.

Bilgi kaynakları denilince aklınıza neler geliyor?

Bilgi kaynakları denilince aklınıza neler geliyor?

 

Bilgi kaynağı, doğru ve kesin bilgiler içeren kaynak anlamına gelmektedir. Çeşitli bilgiler araştırdığımız ve bu araştırma sonucu elde ettiğimiz kaynaklardır. Evimizde, iş yerimizde, okulda, günlük yaşantımızda nerede ihtiyacımız olursa bilgilere hızlı bir yoldan bilgi kaynakları sayesinde elde edebiliriz. Günümüzde birçok bilgi kaynağı bulunmaktadır. Geçmişte sadece gazete, kitap, dergi vb. bilgi kaynakları varken günümüzde teknolojinin de ilerlemesiyle ve gelişmesiyle birlikte çok daha fazla çeşitlenmiştir. Gazete, kitap, dergi hâlâ bilgi kaynağı olarak kullanılırken teknolojinin gelişip yaygınlaşmasıyla beraber telefon, bilgisayar, internet, e-posta da bilgi kaynağı olarak kullanılmaktadır. Teknolojinin hayatımıza girmesi ile beraber riskler de ortaya çıkmıştır. Her bilgi maalesef ki güvenli olamayabiliyor. Bundan dolayı çok dikkat edilmelidir. Bilgi kaynaklarının güvenilir olması çok önemlidir.

 

Erişim açısından iki tür kaynak vardır. Birincisi birincil kaynak, ikincisi ise ikincil kaynaktır. Daha böyle devam edebilir ancak önemli olanlar bunlardır. Birincil kaynaklar bilgiyi direk elde ettiğimiz kaynaklara denir. Doğrudan bilgi elde edilir.  İkincil kaynaklar ise istenilen bilgi hakkında bilgi verirler, dolaylı yoldan bilgi elde edilir ve birincil kaynakları analiz ederek bilgiye ulaşırlar.  Örnek verecek olursak Birici Dünya Savaş’ı hakkında bilgi toplamak istiyoruz. Birinci Dünya Savaşı’na katılan birisiyle konuşup savaş hakkında bilgi edinirsek bu birincil kaynaktır. Ancak kitap ya da dergilerden Birinci Dünya Savaş’ı hakkında bilgi edinirsek bunlar ikincil kaynaklardır.

Ormanların faydaları nelerdir?

Ormanların faydaları nelerdir?

 

Ormanların faydaları hem doğa için hem canlılar için saymakla bitmez. Orman; ağaçların oluşturduğu geniş bir alandır. Orman içerisinde ağaçları, çalıları, bitkileri ve çeşitli hayvanları barındırır. Ormanlar doğaya ve tüm canlılara pek çok fayda sağlayan bir ekosistemdir. Ormanın bünyesinde bulunan bütün canlılar ormanın vazgeçilmez birer parçasıdır.

 

Ormanın faydalarının en başında ormanların oksijen kaynağı olması bulunmaktadır. Çünkü canlılar hayatta kalabilmek için oksijene ihtiyaç duymaktadırlar. İnsanları hem daha dinç hem daha sağlıklı yaparak etkisini hemen belli etmektedir. Ormanın faydalarından bir diğeri de  erozyonu önlemesidir. Sel, su taşkınları nedeniyle oluşan toprak kaymalarına erozyon denir. Ağaçların sağlam kökleri doğal afetlere karşı toprağın kaymasını engellemektedir. Bu nedenle bol ağaçlık alanlar verimli topraklarımızı kaybetmememiz için çok önemlidir. Ormanlar canlılar için hem hammadde hem de geçim kaynağıdır. Ağaçlar sayesinde hem yakacak hem de geçim kaynağı da olabilen ürünler elde etmekteyiz. Ormanlar canlılar için de yaşam alanı sağlar. Ormanda hemen hemen her türlü canlı bulunabilmektedir. Bitkiden tutun da hayvana kadar, mantardan tutun da daha gözle göremediğimiz canlılara kadar çok çeşitli canlıya ev sahipliği yapmaktadır.

 

Görüldüğü gibi ormanın faydaları saymakla bitmez. Ormanın faydaları oldukça fazladır. Bu nedenle ormanı korumak ya da ormanı çoğaltmak ve ağaç dikmek sadece görevli, çalışan insanların görevi olarak bakılmamalıdır. Her birey kendi üstüne düşen görevi yapmalıdır.

Yaşam, ağaçsız da devam eder.

“Yaşam, ağaçsız da devam eder.” diyen birisine karşı cevabınız ne olurdu?

 

Kesinlikle doğru olmadığını söylerim. Ağaçlar olmasaydı, bütün canlı döngü alt üst olurdu. Ormanlar doğanın dengesini korur. En basitinden yaşam için oksijene ihtiyaç vardır. Ağaçlar Dünyamızın akciğerleridir. Oksijen ihtiyacımızın çok büyük bir kısmını karşılarlar. Ormansız kalan Dünya oksijensiz Dünya demektir. Ormanlarımız her türlü hava kirleten araçlar, sanayiler, fabrikalara inat bizim yaşam kaynağımızdır. Ormanların olmaması durumunda canlı yaşamı düşünülemez, hasta ve sağlıksız bir nesil ortaya çıkar. İnsanlar oksijensiz nasıl yaşayamıyorsa ormansız da yaşayamazlar. Ormansız bir hayat düşünülemez bile.  Şöyle bir hayal edecek bile olsak ormanların canlılara faydalarını say say bitiremeyiz. Ormanlar canlı dengesinin korunması için gereklidir. Canlılara ev sahipliği yapar. Ormanlar sayesinde yağış ortamı hazırlanmış olunur. Canlı neslinin tükenmemesi için ormanlar korunmalıdır.

 

Çoraklık, kuraklık olmaması için doğal afetlerin yaşanmaması için ormanların tahrip olmaması gerekir. Yeşilin her tonunu bulunduran ormanlar mutluluktur, huzurdur. Ağaçların, yeşillerin olmadığı bir Dünya düşünülemez. Bunların olmadığı sadece iki yer vardır; çöller ve kutuplar. Ağaçların, ormanların görünen faydası kadar fark etmediğimiz birçok görünmeyen faydası da vardır. Ağacın bildiğimiz faydalarını bile şöyle bir düşünsek yokluklarında neler olabileceğini, nelerden mahrum kalabileceğimizi fark etmiş oluruz. Eğer ormanlar, ağaçlar olmasaydı aklımızdan, zihnimizden bile kötü düşünceleri atamazdık. Çünkü yeşil huzurdur, yeşil pozitifliktir, iyimserliktir. Ormansız bir hayat aksine hep beraber daha yeşil bir gelecek için hayat için çalışıp uğraşmalıyız.

Başöğretmen nasıl yazılır?

En çok yazımı karıştırılan kelimelerden başöğretmen nasıl yazılır konusuna değineceğiz. Başöğretmen mi baş öğretmen mi doğru yazılışı nasıl? Özellikler Mustafa Kemal Atatürk için kullanılan bir sıfattır bu kelime. Sizler için araştırdık.

 

Türk Dil Kurumu yani TDK’ya göre kelimenin doğru yazımı bitişik şekilde yazılışı. Yani;

 

Başöğretmen  şeklinde yazım doğrudur.

 

Yanlış yazımlara bir kaç örnek verelim: Baş öğretmen, baş-öğretmen, ba şöğretmen vs şeklinde seçenekler çoğaltılabilir.

Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar.

“Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini  verir.” özdeyişlerle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Fransız yazar Marcel Prevost tarafından söylenmiş bir özdeyiştir. Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar, size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın; faydalı olmanın zevkini verir sözü ne kadar da çok anlam içermektedir içinde.  Ağaçlar zamanla büyüyen bitkiler olarak doğada en uzun zaman geçiren canlılardır. Ağaçlar canlılar için o kadar önemlidir ki eğer herkes bunu kavrayabilseydi bir tane bile ağaç kesilmesine gönlümüz el vermezdi.

 

Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Çünkü çok ama çok uzun yıllar yaşayabilmektedirler. Bizim geçmişimizi de görür geleceğimizi de. Geçmişimiz ile geleceğimiz arasında bir nevi köprü görevi görür. Ağaçlar bize sabrı öğretir. Çünkü büyümesi için çok zaman geçer. Zamanla gelişir. Küçücük bir fidanın büyük bir ağaç olduğunu belki çocuklarımız hatta belki torunlarımız anca görür.  Ağaçlar bize beraber yaşamanın ve faydalı olmanın zevkini verir. Çünkü bizim için öyle yararlıdır ki ağaçlar. Havayı temizler, suyu temizler, yeri gelir gönlümüzü bile temizler. İnsan sadece bir ormanda bulunmasıyla bile ferahlayabilir. İnsanlar için terapi yerleridirler. Eğlenmek ve dinlenmek için bile ormanları kullanabiliriz. Piknik ve koşu parkurları sayesinde hayatın stresli zamanlarından kaçarak insanların motive olmasında da büyük katkı sağlar.  Ağaçlar, ormanlar insanlar için daha birçok fayda sağlar. Fotosentez yapar, havayı temizler, erozyonu engeller, verimli topraklarımızı korur, başka canlılara yaşam alanı olur. Ve daha birçoğu.  Ağaçlar olmasaydı insanlar da olamazdı.

Ormansız bir yurt, vatan değildir.

“Ormansız bir yurt, vatan değildir.” özdeyişiyle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Toplumların refah bir yaşam sürebilmeleri için ormanlara ihtiyaçları vardır. Ormanlar hem milli kaynaklarımız hem de değerlerimizdir. Bir yeri yaşanır hale getiren onun üzerindeki doğal unsurlardır. Bu unsurların başında da ormanlar gelir. Ormanlar bir toprak parçasını değerli kılar. O yerin yaşanır bir hale gelmesini sağlar. Bir yeri vatan yapan o yeri sahiplenen kişilerdir. Bir ulus bir vatan yaratmak istiyorsa öncelikle doğayı, ormanı, ağacı korumalıdır. Sadece korumakta yeterli değildir tabi, geliştirmek, yenisi yetiştirmekte gerekir. Bir ülkenin doğal kaynakları ne kadar çoksa o ülkede o kadar zengindir. Doğal kaynaklar sayesinde gelişir, ilerler, refaha ulaşır. Doğal kaynakların başında da ormanlar gelir.

 

Ormanlar çevremizi güzelleştirir, zenginleştirir. Ormanlar sayesinde iklim şartları olumlu etkilenir. Yağış alan toprakların verimi artar. Verimli topraklar sayesinde kendi kendini besleyebilen toplumlar oluşur. Günümüz şartlarında toplumların ayakta kalabilmesi için en önemli unsur, o toplumun, öncelikle kendi kendine yetebilmesidir. Ormanlar bir ülkenin hayat damarlarından biridir. Ürettikleri oksijen sayesinde yaşıyoruz. Gün geçtikçe artan nüfus dünya üzerinde birçok olumsuz etkiye sebep oluyor. Teknolojinin ve sanayinin hızlı yükselişi ile üretim ve tüketim arttıkça dünya felakete doğru yaklaşıyor. Enerji tüketimi artıyor, fosil yakıtlar hızla tüketiliyor. Sera gazları birikerek küresel ısınmaya sebep oluyor. Tüm bu olup bitene dur demenin yollarından biri de ormanları korumak ve yurdumuz daha fazla ağaç ile daha yaşanır hale getirmektir.

Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.

“Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.” Özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Bir milletin üzerinde yaşadığı toprakların nasıl olduğu, o milletin uygarlık düzeyi ile yakından ilgilidir. Yaşadığı toprak parçasına değer veren, onu koruyan, geliştiren milletler medeniyetlerini de geliştirir. Ancak bu uluslar uygar toplum olmayı başarırlar. Tarihi eserlerini, doğal varlıklarını koruyan, yaşadığı yeri daha iyi hale getirmek için ağaçlandıran toplumlar medeniyetleri de kurar, geliştirir ve yaşatırlar. Ağaçlar, ormanlar vatanın akciğerleri gibidir. Oksijen ve su kaynaklarımızı oluştururlar. Ağaçlar, yapraklarında bulunan klorofil ile karbondioksiti, güneş ışığı ile oksijen dönüştürürler. Soluduğumuz hava onlar sayesinde üretilir. Güneş ışığı ile birlikte bitki örtüsü dünyamızın yaşam kaynağıdır. Aynı zamanda bitki örtüsü ve ormanlar yağışların oluşumuna yardımcı olur, erozyonu önler. Birçok canlıyı içerisinde barındırırlar. Aynı zamanda ağaçlar sayesinde birçok farklı türde yiyecek, ilaç, kozmetik, mobilya, kâğıt sektöründe kullanılan hammaddeler elde edilmektedir.

 

Franklin Roosvelt’ e ait bu özdeyişte ağaçlandırmanın uygarlık düzeyi ile yakından bağlantısı olduğu vurgulanmaktadır. Yeşil alanları korumak ve geliştirmek psikolojik ve sosyolojik bağlamda da uluslara birçok katkıda bulunur. Bir millet ki ağacı koruyordur, hayvanı da korur. Hayvanları koruyan insanı da korur. Kısacık bir zamanınızı bile ağaçlık bir alanda geçirmek sizi ferahlatır, dinlendirir, sakinleştirir huzur verir. Toplumsal olarak ağaçlandırma faaliyetlerine önem vermek bizleri bir amaca yönlendirirken aynı zaman da birlik ve beraberliğimizi de pekiştirir. Tarih boyunca bir su kaynağının yakınlarında, ağaçlandırılan bir bölgeden, medeniyetler yeşermiştir.

Küresel ısınmanın sonuçlarının neler olduğunu biliyor musunuz?

Küresel ısınmanın sonuçlarının neler olduğunu biliyor musunuz? Açıklayınız.

 

Küresel ısınma, dünyamızı çevreleyen atmosfer tabakasının stratosfer katmanında oluşan sera gazları dediğimiz karbondioksit, su baharı, metan, ozon gibi gazlardan oluşan sera etkisindeki dengelerin bozulması sonucu dünyanın ısısının artmasıdır. Dünyanın sıcaklıkları ilk olarak bin sekiz yüzlü yılların sonunda kaydedilmiştir. O zamandan bu zamana sıcaklıklarda 0,5 ile 0,7 derece santigrat civarında bir artış gözlenmiştir. Son yıllarda bu artışlar yükselmektedir. Ölçümlere göre önümüzdeki yüz yıldaki artış felaketlerle sonuçlanabilecek nitelikte olacaktır. Bu yüz yılın içinde 1,5 ile 5,5 derece sıcaklık artışı beklenmektedir. Bu artış buzulların tamamen erimesine yeterli olacak düzeydedir. Sıfır derecedeki buzun erimesi için 0,1 derece sıcaklık yeterlidir. Bu da bize gösteriyor ki çok yakın gelecekte buzullar eriyecek, kıyı kentleri su altında kalacak.

 

Verimli tarım alanları sular altında kalacak, ılıman iklim kuşağında çölleşme meydana gelebilecek. Ayrıca aşırı iklim değişiklikleri fırtınaları, selleri, su baskınları gibi doğal afetleri beraberinde getirecektir. Bununla birlikte sera etkisi bir kısır döngüye girecek. Kuraklık ve susuzluk baş gösterecek. İnsanların ve diğer canlıların yaşayabileceği alanlar daralacak. Kuraklık, iklimsel değişiklikler tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek ve dünyayı doyuracak kadar gıda üretilemeyecek. Kıtlık ve açlık baş gösterecek. Bunun sonucu ya savaşlar yaşanacak ya da insanlık yeni teknolojiler geliştirecek ve bu yeni geliştirilen teknolojiler başka dengeleri alt üst edecek. Ya da insanlar üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirip küresel ısınmanın önüne geçecekler.