İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur sözüne göre insan toplum içinde özgür hareket edebilir mi?

J.J. Rousseau’nun “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur.” sözüne göre insan toplum içinde özgür hareket edebilir mi? Gerekçeleriyle yazınız.

J.J. Rousseau, devlete yönelik görüşlerini açıklarken doğal yaşamdan hareket eder ve ilk insanın doğada özgür ve eşit yaşadığını belirtir. Bu durumun toplumların oluşmasıyla da son bulduğuna işaret eder. Özellikle “mülkiyet” kavramının ortaya çıkmasının ardından özgürlüğün ve eşitliğin ortadan kalktığı savunur.

 

Rousseau’ya göre özel mülkiyet anlayışının yaygınlaşmasıyla “hak” kavramının ortaya çıkardığını ve bununda doğal yaşamı ortadan kaldırdığı ileri sürer. Ayrıca Rousseau’ya göre toplumların zorunlu olarak bir araya gelmelerinden dolayı “toplum sözleşmesi” ile devletlerin meydana geldiğini belirtir. İlk devletin oluşumundan sonra devletlerin giderek arttığını ve bu durumunda savaşları beraberinde getirdiğini savunur.

 

Haksızlıkların giderilmesi için yapılan bu toplum sözleşmesinin insanları köleleştirdiğini ve bunun ardından artık geriye dönüşün mümkün olmadığını söyler. Bu durumda yapılacak tek şey doğal hayata uyumlu bazı yasa ve kanunların çıkarılmasıdır.

 

Toplum sözleşmesi ile bir araya gelen insanlar sonrasında çıkartılan yasalara uymak zorundadırlar.  J. J. Rousseau’nun “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur.” Sözü de filozofun doğal yaşamdan yana olan görüşlerin neticesinde söylenmiştir.

 

Günümüze geldiğimizde insanların tüm hak ve özgürlükleri belli yasa ve kanunlarla güvence altındadır. Her toplumun kendine özgü belli kuralları vardır ve kişiler bu kurallara uymak zorundadır. Aksi halde kargaşa ve düzensizlik oluşur, buda beraberinde birçok problemi beraberinde getirir.

Bu nedenle insanın her ne kadar özgürlüğü kanunlarla güvence altına alınmış olsa da kendi istediği gibi davranması mümkün değildir.

İnsanın kesin buyruğa uyarak hareket etmesinin amacı nedir?

İ.Kant, “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi” adlı eserinde insan için kesin bir buyruk, aynı zamanda genel bir yasa olmasını isteyebileceği maksime (kural) göre davranışta bulunmasıdır. Buna göre insanın kesin buyruğa uyarak hareket etmesinin amacı nedir? Açıklayınız.

 

İ.Kant, “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi” adlı eserinde “ahlak” ve “etik” kavramlarını aynı anlamda kullanmıştır. Kant’a göre etik alanında koşulsuz buyruğa dayanan bir sistemin kurulmasını savunur. Akıl sahibi bir varlığın amacının kendisinin yasa koyucu olduğu bilincini taşıyarak “ödeve uygun” eylemde bulunmakla kalmayıp “ödevden dolayı” eylemde bulunmanın gerekliliğini taşıması gerekir. Kant’a göre buradaki ayrım kişinin kendi rolünü vurgulamakla birlikte yapılan eylemin toplumsal ve psikolojik içgüdülere karışmasını engellemek olmalıdır.

 

Kant, herkesin kabul etmesi gereken bir yasanın “ahlak yasası” olması için, bu yasanın içinde olan tüm yükümlülüklerin sonucu mutluluğun oluşmasını belirtir. Tüm diğer yaslarda da amaçlanan budur. Buradaki mutluluk insanın doğal yaşamındaki koşullarda değil zorunlu akılsal koşularda aranmalıdır.

Kant, “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi” adlı eserinde şuna dikkat çeker. Genel yasalarca belirlenmiş “ödev” buyruğunu davranışın maksimi gibi yani sanki kendi istemimi gibi davranışta bulun ve bu davranışın sonucunda yapılan eylemler bir araç değil bir amaç uğruna yapılmasıdır.

İnsanın yaşamını sürdürmesi bir ödevdir ve buna herkesin doğrudan doğruya bir eylemi vardır. Ancak insanların gösterdikleri bazı endişe ve iç değerleri kuraların(maksimlerinin) çoğu zaman ahlaksal bir içeriği yoktur.

Teknoloji alanındaki yapay zeka çalışmaları felsefeyi etkileyebilir mi?

Teknoloji alanındaki “yapay zekâ” çalışmaları felsefeyi etkileyebilir mi?

 

“Yapay zekâ”, insanlar tarafından tamamen yapay olarak geliştirilen ve insan gibi davranışlar sergilemesi için tasarlanan makinelerin teknolojik bir ürünüdür. Robot olarak tasarlanan bu makineler insan gibi görme, hissetme ve karar verme gibi şeyleri gerçekleştirir. Yapay zekâ çalışmaları teknolojinin ilerlemesiyle hız kazanmış birçok alanda kullanılan makineler üretilmiştir. Bilgisayar ağ sisteminden ve belli programlar kullanılarak yapılan bu robot makineler insanoğlunun hizmetine sunulmuştur.

 

Yapay zekâ hem makine öğrenmesi hem de derin öğrenme olarak iki şekilde karşımıza çıkar. Bizi burada ilgilendiren derin öğrenme kavramıdır. Derin öğrenmede bazı sinir uçları da kullanılarak beynin yapısından işlevinden yararlanılarak bir makine öğrenimidir.

Yapay zekanın son geldiği nokta, kendisini geliştiren insandan bağımsız olarak karar alma ve düşünce üretmedir. Ancak yine de bir insan tarafından tüm bilgiler yüklenmekte ve olan bilgileri tarayarak bir düşünce oluşturmaktadır.

Bu nedenle benim görüşüme göre yapay zekâ çalışmaları ne boyutlarda olursa olsun bir insan gibi derin düşünce ufkuna kavuşamaz ve felsefeye çok fazla katkıda bulunamaz.

Yeryüzünde kişi başına düşen tatlı su dağılımında hangi coğrafi faktörler etkilidir?

Yeryüzünde kişi başına düşen tatlı su dağılımında hangi coğrafi faktörler etkilidir?

 

Yeryüzündeki sular okyanus ve denizler, göller, akarsular, bataklıklar, yer altı suları ve buzullardan meydana gelmektedir. Yeryüzünün büyük bir kısmını kaplamakta olan su küre içerisinde sadece %3 ‘ü tatlı sulardan oluşmak ile birlikte büyük bir çoğunluğu denizler ve okyanuslarda bulunmakta olup tatlı değildir. Bununla birlikte tatlı su kaynaklarının hepsi kullanım açısından uygun olmayıp tatlı su kaynaklarının büyük çoğunluğu buzullar ve buz dağları içerisinde bulunmakta olup, bir kısmı da yeraltı sularıdır. Kalan tatlı su ise yüzey sularından oluşmakta olup bu yüzey suları göller ve nehirlerden oluşmaktadır.

 

Tatlı su kaynaklarının çoğunun buzullarda olması sebebi ile tatlı su dağılımında dengesizlikler meydana gelmekte olup, buzullara ve buzul dağlarına yakın olmak ve yeryüzü sularının bulunduğu coğrafyada yer almak tatlı su kullanımını sağlamak açısından önemli bir yer almaktadır. Bununla birlikte dünya üzerinde pek çok ülke tatlı suya sahip değildir. Dünya üzerinde en çok tatlı su barındıran ülkeler Kuzey Amerika, Rusya’nın kuzey bölgesi, İskandinav Ülkeleri ve Güney Amerika iken dünya üzerinde en az tatlı suya sahip olan ülkeler ise Arabistan yarımadası, Kuzey Afrika, Güney Afrika ve Ortadoğu bölgeleridir. Su döngüsü içerisinde yeryüzü şekilleri, buzullara yakınlık ile birlikte nehir ve göllerin oluşumu tatlı su dağılımını etkileyen coğrafi faktörler arasında yerini almaktadır.

Yaşadığınız yerin nüfusuna dair son yıllarda meydana gelen değişimlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Yaşadığınız yerin nüfusuna dair son yıllarda meydana gelen değişimlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

 

Türkiye nüfus açısından genç oluşumlu bir ülke olup doğurganlık seviyesinin yüksek olduğu ülkelerden bir tanesidir. Gelişmekte olan ülkelerden biri olarak sayılan Türkiye’de genç nüfusun fazla olmasından kaynaklı olarak sağlık, eğitim, sosyal ve ekonomik giderler için daha çok harcama yapılmasının yanı sıra iş istihdamı açısından herhangi bir eksiklik yaşamamaktadır. Son yıllarda ülkemizde kadının da sosyal bir birey olması ve iş hayatına katılması ile birlikte nüfus artış hızında bazı düşüşler yaşanmış olup doğurganlık oranı durağanlaşma yönünde ilerlemektedir. Bu sayede yaşlı nüfus ile genç nüfus arasında bir denge oluşacak olup ülkemizde de gelişmekte olan ülkeler gibi bir çizelgeye doğru yönlenmiştir.

 

Komşu ülkemizde yaşanmakta olan sorunlardan kaynaklı olarak ülkemize gelip yerleşmekte olan kişiler sebebi ile nüfusun birey sayısında artış yaşanmış olsa da ülkemiz içerisinde bulunan herkese gerekli istihdamı sağlamak açısından ekonomik olarak daha önceki dönemlerden farklı politikalar izlemek zorunda kalmış olup vatandaşlarına gerekli olan temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projeler geliştirmektedir. Bunlar eğitim açısından genç nüfus için gerekli olan okul ve üniversite imkanlarının sağlanması, sağlık açısından herkese hizmet sağlayabilmesi açısından şehir hastaneleri kurularak daha çok insana sağlık alanında hizmet sunulması ve daha pek çok proje ile iş imkanı oluşturması gibi kişilerin temel olan ihtiyaçlarına yönelik çalışmalardır.

Yakın çevrenizde ciddi anlamda can ve mal kaybının yaşandığı herhangi bir olay oldu mu? Olduysa bu olayın hangi özellikleri bu tür sonuçlara yol açmış olabilir?

Yakın çevrenizde ciddi anlamda can ve mal kaybının yaşandığı herhangi bir olay oldu mu? Olduysa bu olayın hangi özellikleri bu tür sonuçlara yol açmış olabilir? Düşüncelerinizi sınıfta paylaşınız

 

Ülkemiz oluşumunun genç yapıda olması ve çeşitli iklime sahip olması sebebi ile doğal afetler konusunda oldukça çeşitli afetler ile karşılaşabilmektedir. Ancak son jeolojik zaman dilimlerinde oluşumunu tamamlamış olmasından kaynaklı olarak en sık görülen doğal afet deprem olup, depremin oluşumu hakkında uyarılar yapılabileceği gibi önlenmesi mümkün olmayan doğal afetlerden biri olması sebebi ile gerçekleştiğinde can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir. Doğal afetlerin oluşumunda etkili olan iki faktör yer almaktadır. Bunlardan ilki iklim ikincisi yeryüzü şekilleridir.

 

Doğal afetlerin gerçekleştikleri sırada oluşan kayıplar insanların tedbirsiz yerleşimlerinden kaynaklı meydana gelmekte olup yaşama şekillerinden kaynaklı olarak da meydana gelebilmektedir. Ülkemizde görülen ve en çok hasara sebep olan deprem 17 Ağustos 1999 Marmara depremi olarak bilinmektedir. Çok kısa süre içerisinde sayısı binleri geçen ölüme sebebiyet olmasının yanı sıra yıkılan bina ve yapılar ekonomik maliyet olarak yirmi milyar dolar civarında hesaplanmıştır. Ülkemizde meydana gelen doğal afetler iklim çeşitliliğinden dolayı fazla olup bu doğal afetlerde yaşanan kayıplar genellikle insanların şehirlere plansız yerleşimlerinde kaynaklı olarak meydana gelmektedir. Öte yandan kontrolsüz nüfus artışı da buna sebep olmak ile birlikte doğaya karşı tedbirsiz olmak da doğal afetlerin oluşumlarını tetikleyen durumlar arasında yer almaktadır.

Türkiye yüz ölçümünün %85’inden fazlası erozyon riski altındadır. Bu alanlarda erozyona karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

Türkiye yüz ölçümünün %85’inden fazlası erozyon riski altındadır. Bu alanlarda erozyona karşı alınabilecek önlemler nelerdir? Açıklayınız.

 

Türkiye yeryüzü şekilleri ve iklim koşullarının çeşitliliği sebebi ile pek çok doğal afet ile karşılaşmakta olan ülkelerden bir tanesidir. Yüz ölçümü bakımından yüzde seksen beşinden fazlası erozyon riski altındadır. Erozyon, atmosferik etkiler ile yer kabuğunun aşınması sonucu oluşan bir doğal olaydır. Erozyonun başlıca sebeplerinden bir tanesi de sudur. Erozyonun meydana gelmesi ile birlikte aşınan topraklar parçalanarak yok olur. Genellikle en üst katmanda meydana geldikleri için tarım alanlarının yok olmasına sebep olmak ile birlikte ciddi can ve mal kaybına sebebiyet vermesi söz konusudur.

 

Erozyonun oluşumunun engellenmesi için diğer doğal afetlerde olduğu gibi meydana gelmeden önce bazı önlemler alınabileceği gibi erozyonu diğer afetlerden ayıran bir özellik ise oluşumunun da engellenebileceğidir. Erozyonu önlemek için, bitki örtüsünün tahribini azaltıcı önlemler alınarak daha fazla ağaçlandırılmalar yapılmalıdır. Mera hayvancılığı yerine ahır hayvancılığı yapılarak toprağın bir arada durmasını sağlayan köklerin hayvanlar tarafından sökülmeleri engellenerek erozyon oluşumu engellenebilir. Eğimli olan yamaçlar taraça adı verilen basamaklar haline getirilerek erozyonun meydana gelmesi sağlanabilmektedir. öte yandan tarımda nadas sistemi yerine nöbetleşe ekim sistemi kullanılarak toprak tahribatını önlemek mümkün olup, halk bilinçlendirilerek hızlı nüfus artışı ve plansız yerleşkelerin yapılması önlenerek erozyon oluşumundan korunmak için önlemler oluşturulabilir.

Türkiye topraklarında su erozyonu görülen alanların rüzgar erozyonu görülen alanlardan daha fazla olmasının nedenleri nelerdir?

Türkiye topraklarında su erozyonu görülen alanların rüzgâr erozyonu görülen alanlardan daha fazla olmasının nedenleri nelerdir? Açıklayınız.

 

Türkiye oluşumu ve jeopolitik konumu sebebi ile doğal afetler ile oldukça sık karşılaşan bir ülkedir. Yeryüzü şekilleri ve çeşitli iklim koşullarına sahip olmasından kaynaklı olarak sık bir afet ile karşılaşması oldukça muhtemeldir.  Erozyon, atmosfer sebebi ile su ve rüzgar etkisi ile yer kabuğunun aşınmasından kaynaklı meydana gelmekte olan bir afettir. Önlem alınmadığı takdirde ciddi can ve mal kayıplarına sebebiyet vermektedir. Türkiye’de en sık görülen erozyon türü su erozyonudur. Bunun sebebi ise üç tarafının denizler ile çevrili olmasının yanı sıra mevsimsel özelliklerinden kaynaklı olarak aldığı yağışlardır.

 

Yağışlar ardından su kaynaklarının dolması ve fazla olan suyun toprağa karışması ile birlikte toprak içerisinde toprak bütünlüğünü sağlayacak yeterli miktarda kök bulunmaması sebebi ile erozyon meydana gelmektedir. Erozyon oluşumunun olumsuz etkileri arasında en önemlisi ise tarım arazilerinin yok olmasına sebebiyet vermesidir. Bu sebeple verimli toprakların kaybına uğranmış olmaktadır. Su erozyonunu yavaşlatıcı önlemler alınmak istendiği takdirde yağmur damlalarının toprak üzerine darbelerini azalması için uzun süre kalabilen bir biti örtüsü oluşumu sağlanması gerekmektedir. Toprağın parçalanmasına sebep olacak alet ve makinelerin kullanımının azaltılması gerekmektedir ve yüzey akış hızının azaltılması su erozyonunu yavaşlatmak için alınacak önlemler arasındadır. Öte yandan meyilli araziler için taraça işlemi uygulanmalıdır.

Türkiye nüfusunun ülke ve toplum bazında sahip olduğu avantaj ve dezavantajlar nelerdir?

Türkiye nüfusunun ülke ve toplum bazında sahip olduğu avantaj ve dezavantajlar nelerdir?

 

Türkiye yıllar içerisinde sürekli nüfus artışı yaşayan genç nüfusu fazla olan ülkelerden bir tanesidir. Bu genç nüfus oluşumu toplum açısından da oldukça önemli bir rol oynamakta olup ülkemize oldukça fazla avantajları bulunmaktadır. Yıllar içerisinde nüfus artış hızı düşüş yaşamakta olsa bile ülkemiz hala her yıl nüfusu artan bir ülkedir. Bunun sebebi ise doğurganlığın yüksek olması, doğum oranlarının ölüm oranlarından daha fazla olması anlamına gelmektedir. Genç ve etkin bir nüfusa sahip olan ülkemizde genç nüfusun her ne kadar pek çok avantaj sağlasa da nüfus artışının bazı dezavantajları da bulunmaktadır.

 

Bir ülkenin genç nüfusa sahip olması oldukça önemlidir. Bunun sebebi ise genç nüfusa sahip olan toplumlarda üretim seviyesi artış gösterecektir. Aynı zamanda istihdam sorunu yaşanmayacağı gibi çalışacak nüfus oluşacak olup aynı zamanda nitelikli bir nüfusun var olması söz konusu olacaktır. bununla birlikte savunmada da oldukça önemli etkenlerden biri olarak genç nüfus sayesinde ülkenin savunma kuvvetleri de oldukça güçlü olacaktır. öte yandan genç nüfusa sahip olan ülkemizin toplumsal açıdan oluşturduğu bazı dezavantajlar mevcuttur. Bunlar ise genç nüfus için yeterli olabilecek eğitim koşullarının sağlanması gerektiği ve eğitim sorunlarının yaşanmasıdır. Daha sonrasında ise istihdam sorunu yaşanmak ile birlikte ekonomik anlamda da bazı sorunları beraberinde getirmektedir.

Toprak, insan ve diğer canlılar için nasıl bir öneme sahiptir?

Toprak, insan ve diğer canlılar için nasıl bir öneme sahiptir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Canlı hayatında oldukça büyük bir yere sahip olan toprak aynı zamanda ekosistemin devamlılığı ve biyoçeşitliliğin sağlanması adına oldukça önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte gerek insanların gerek ise hayvanların beslendikleri alan olmaları ve bitkilerin yaşamlarını idame ettirebilmek adına başlıca ihtiyaç duydukları kaynaklardan biri olmasının yanı sıra yeryüzü şekillerinin oluşumunun da başlıca sebeplerinden biri topraktır. Toprak içerisinde pek çok mikroorganizmayı bulundurması ile birlikte canlıların da içerisinde oldukça kısa sürelerde ayrıştığı ve doğaya geri döndüğü bilinmektedir. Dalından düşen yaprakların ve ölü hayvan bedenlerinin toprağa karışımı oldukça hızlı olmak ile birlikte gerek tarım yapılarak insanların ihtiyaç duydukları besin maddelerini üretmeleri gerek ise bitkilerin de oluşumlarını sağladıkları alanlar olarak oldukça büyük bir yere sahiptir.

 

Toprağın ölen canlıları içerisinde ayrıştırması oldukça önemli görevlerinden bir tanesi olmak ile birlikte toprağın bu ayrışmayı sağlamaması halinde biriken ölü atıkların yaşayan canlıları etkileyecek gazların salınımına sebep olarak canlı yaşamını tehlikeye atması muhtemel olaylardan biri olacaktı. Bunun yanı sıra ağaçların ve bitki örtüsünün oluşumunda da oldukça önemli bir yere sahip olan toprak sayesinde iklim koşullarının oluşması ve canlı yaşamında çeşitliliğin oluşmasına da yardımcı olmaktadır. bunlar ile birlikte insanların verimli toprak arazileri üzerinde pek çok tarım ürünü üretmeleri ve besin ihtiyaçlarını karşılamaları hem hayvanlar hem de insanlar açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.