Kalbini kırdığınız birisiyle barışmak için nasıl bir yol izlerdiniz?

Kalbini kırdığım insan değer verdiğim ve önemsediğim biri ise bu konuda göstereceğim çaba farklı olur.

Çok fazla değer vermediğim ve çok da önemsemediğim birinin kalbini kırmak durumda kalmışsam ve hatalı olduğunu biliyorsam sadece özür dilemekle yetinebilirim.

İnsanların kalbini kırmak ne sebeple olursa olsun hoş bir davranış değildir.

Karşımızdaki insan kalbinin kırılacağını bile bile belli hareketlerde bulunuyorsa burada aslında yapacak pek bir şey yoktur.

Ama kalbini kırdığım insanın kırgınlığı ve üzgünlüğü beni ruhen rahatsız edecek bir duygu olduğundan haklı yâda haksız olduğum tüm durumlarda karşımdaki insanın gönlünü almak isterim.

Anlaşmanın yolu konuşmaktan geçer. Bu yüzden kalbini kırdığım kişiyle öncelikle bir konuşma yapmak isterim ne sebeple kalbini kırdığım durumu ikimizin de doğru anlayıp anlamadığını bildiğim de sebeplerimi ona açıklamam daha kolay olacaktır. Karşılıklı konuşmamız içerisinde hatalarımızı, kusurlarımızı tespit ederek bir daha bu hareketlerde bulunmazsak kırılmayacağımız noktasında birleşebiliriz.

Ancak bu gerekli konuşmayı gerçekleştirmediğimde kalbini kırdığım insanın gönlünü almam mümkün olmayacaktır.

Örneğin sabah kalkıp okula geldiğimde akşam ödevimi yetiştiremediğim için üzgün ve sinirli olabilirim. Arkadaşımın yaptığı şakaya tepki vermeyerek ya da bunun komik olmadığını söyleyerek onun kalbini kırabilirim. Arkadaşımın küsüp gitmesine müsaade etmek yerine neden o gün içerisinde mutsuz olduğumu ona açıklayarak kalp kırıklığının önüne geçebilirim.

Hacivat’ın yerinde olsanız Karagöz’e hangi ipuçlarını verirdiniz?

Hacivat dostluğun ipuçlarını verirken aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır. Hacivat’ın yerinde olsanız Karagöz’e hangi ipuçlarını verirdiniz?

Gökteki yıldızlara benzer, hava kararınca ilk onlar görülür.

Adına şarkılar yazılmıştır.

Son dönemde az bulunur olmuştur.

Seni tanımak isteyince ona bakarlar.

Nokta noktanı söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Sırrını taşır, içini dökersin.

Zor gününde yetişir, Hızır gibi yani…

 

  • …. Gıda gibidir ve onu her gün ararsın.
  • …. Yanlış yaptığın zaman seni uyaran ve sonrasında koruyan kişidir.
  • Yaptığın hatayı yüzüne vurmaz.
  • Sıhhat gibidir kıymeti ancak elden gidince anlaşılır.
  • Gölge gibidir her zaman yakınında olur.
  • Göze sezdirmeden gözyaşı siler.
  • İki yürek arasında akan bir nehir gibidir gittiği ve geldiği yeri temizler.
  • Sadakat ve güven gerektirir.
  • Dünyanın en kuvvetli bağlarından biridir.
  • Seni kusurlarınla kabul eden kişidir.

 

Dostluk hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Kısaca anlatınız.

Ünlü düşünür Aristoteles der ki, yaşamda hiçbir şey dostluk kadar değerli olamaz. Hayatın içerisinde karşılaştığımız bütün problemler de yanımızda bize her koşulda destek olan biri varsa sorunları aşmak daha kolay olacaktır.

Ama ne var ki herkese dost denmez.

Yine Aristoteles derki, Gerçek dostluk fosforlaşma gibidir çevremizi karanlık sarınca iyice parlar. Gerçek dost insanın kötü gününde yanında olan kişidir.

Gerek maddi, gerek manevi tüm meselelerde yalnızca dostunun sıkıntısını, derdini çözmeye odaklanan, bencillik etmeyen insanlar, dostlarımızdır.

Başka bir örnek vermek gerekirse: evimize gelen misafirlerimiz arasında arkadaşlarımız ve dostlarımız vardır. Bir şey istediğinde kalk kendin al diyebilecek samimiyette olan insanlar dostlarımız iken çay demlememizi bekleyen insanlar arkadaşlarımızdır.

Bir insana dost olmak onu hataları ile kusurlarıyla, güzellikleriyle kabul edebilmeyi gerektirir. İnsan kusurlarıyla var olan bir varlıktır, işte burada gerçek dostlar birbirlerinin kusurlarını bilir ve birbirlerinin kusurlarını yüzlerine vurmazlar.

Gerçek dost insanın en karanlık ve en kötü gününde yolunu aydınlatan kimsedir.

Eğer bir kimsenin dostunuz olup olmadığını anlamak istiyorsanız şöyle bir değerlendirme yapabilirsiniz.

Karşınızdaki insan için şu şekilde ya da benzer cümleleri kurduğunuzda o sizin gerçek dostunuzdur.

Çünkü o benim en karanlık günüme elinde meşale ile gelen tek insan.

Her şey geride kaldın da herkes gittiğinde ve kendimi En yalnız hissettiğim anlarda göğsünü gere gere ben buradayım diyebilme cesaretini gösteren tek insan.

Hayatın içerisinde yorulduğum üzüldüm sevindiğim tüm anlarda olmasını istediğim tek insan…

Dostlarınızı seçerken nelere dikkat edersiniz?

Dost kavramı, arkadaştan öte sırtımızı yaslayabileceğimiz her koşulda güvenebileceğimiz insanları kapsayan bir kavramdır. Dostlarımı seçerken nelere dikkat etmem gerektiğinden daha çok dostum olabilecek insanlarda bulunan özellikleri şu şekilde sıralayabilirim:

  • Her koşulda ve her durumda bahane üretmeden yanımda olabilmesi
  • Maddi ve manevi sıkıntılar da birbirimize destek olacak kadar birbirimiz de değerli olabilmek
  • Anlayabildiğim ve anlatabildiğim bir insan olması
  • Aynı dili konuşuyor olmak ( burada aynı dili konuşmaktan anlaşmak kastedilmiştir)
  • Sevgi ve saygı çerçevesinin dışına çıkmamak

İkili ilişkilerde ilk evreden itibaren önemli olan tüm bu noktalar dostlukta da önemlidir.

Dostum olarak hayatımda var olmasını istediğim insanların güvenimi, saygımı ve sevgimi daimi olarak sağlam tutmasını beklerim.

İki insanın dost olabilmesi için, önce doğru iletişim kurma yöntemini bilmesi gerekmektedir.

Ben mutsuz olduğumda üzgün olduğumda ya da çok mutlu olduğumda bana eşlik etmeyen bir insanla dost olamam.

Çünkü sevincin ve üzüntünün taraflar arasında aynı oranda hissedilmesi dostluğu geliştiren bir durumdur. Bu sebeple herkesle arkadaş olunur ama dost olunmaz.

İnsanın dostum diyerek çevresine tanıttığı insanlar yapı ve karakterleri bakımı ile aslında bireylerin kendilerini temsil eder.

Bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim atasözün de olduğu gibi dostlarımız bizim aynalarımızdır. İşte bu yüzden dostlarımızı seçerken oldukça dikkatli ve titiz davranmak toplum içerisindeki algılanış şeklimiz açısından da önemlidir.

Cumhuriyet kavramı ile ilgili bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Cumhuriyet nedir?

  • 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilan edilen yönetim şeklidir.
  • Cumhuriyet kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve bütün halkın idaresi anlamına gelmektedir.
  • Cumhuriyet yönetiminde yönetme yetkisi tek bir kişiye değil halkın kendisine aittir.
  • Halk özgür iradesi ile belirli zaman dilimlerinde oy verir ve yine halkı yönetmek için halktan olan yöneticiler seçilir.
  • Devleti yöneten insanların bir seçim sonucunda iş başına geldiği yönetim şekline cumhuriyet adı verilir.
  • Cumhuriyet rejiminde kendini yönetecek kişileri halk kendi özgür iradesiyle seçmektedir.
  • Cumhuriyet rejiminde halk kendi kendini yönetir.
  • Cumhuriyet rejiminde, saltanat, kral, kraliçe, hanedanlık, sultanlık gibi sıfatlar ve kişinin keyfi uygulamaları bulunamaz.

Bir okul müdürü olduğunuzu düşünerek Cumhuriyet Bayramında konuşma yapmak üzere sunum hazırlayınız.

Sevgili çocuklar, geleceğin gençleri, geleceğimiz olacak bireyler!

Sizlerle bugün burada toplanma amacımız bizi bugüne taşıyan tarihin o kutlu gününü hatırlamak ve yeniden kutlamaktır.

Bize burada özgür ve kendi ayakları üzerinde duran bireyler olarak durma imkânı sağlayan o kutlu gün 29 Ekim 1923’tür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 94. yılını yaşadığımız cumhuriyetimizin ilelebet devam etmesini şahsım ve sizler adına temenni ediyorum.

Gençler, Cumhuriyet rejiminin Türk milletine armağan edildiği 29 Ekim gününden bu yana gelişen ülkemizin ve Atatürk’ün ilke inkılaplarına sadık bir şekilde ilerleyen milletimizin fertleri olarak, geleceğimiz sizlerin elindedir.

Sizler tarihinizi bilmezseniz, sizler mücadele etmeye cesaret etmezseniz gelecek bugün kadar aydınlık olmayabilir.

Sizlerden bir büyüğünüz olarak ve okul müdürünüz olarak tek isteğim geçmişinizde kucaklayarak geleceğe yürümenizdir.

Unutmamalısınız ki geçmişi olmayan toplumların geleceği olamaz. Tarihinizi öğreniniz. Burada okul hayatınız boyunca aldığınız eğitim sizlere tarihinizi öğretmeyi, bilinçli birer birey olmanız için gerekli tüm bilgileri vermeyi amaçlamaktadır. Okul eğitimin ve öğretimin bir arada yürütüldüğü yegâne kurumdur.

Burada aldığınız eğitimde, birey olmayı ve tarihimize sahip çıkmayı kalın harflerle hafızanıza kazıyınız. Sizler doğru, dürüst ve geleceğini geçmişinden yola çıkarak planlayan bireyler olmadığınız takdirde bizler de gelecekten umudumuzu kesmek zorunda kalacağız. Burada cumhuriyetin ilanını kutlamak için toplantımız 29 Ekim tarihi sizlerin hayat hikâyesinde ve yürüdüğünüz yolda her daim aklınızda kalması gereken bir tarihtir.

Nice 29 Ekimleri hür bireyler olarak kutlayabilmeyi, sizlerin topluma yararlı vatanını milletini seven fertler olabilmenizi diliyorum.

Aşağıdaki kavram havuzunda verilen kelimeleri kullanarak dostluk konulu bir hikaye yazınız.

Aşağıdaki kavram havuzunda verilen kelimeleri kullanarak “dostluk” konulu bir hikâye yazınız. Yazınızı zenginleştirmek için “atasözleri, deyimler ve özdeyişler” kullanınız. Kelimeler: sevgi – saygı – yardım etmek – cömertlik – para – güven -anlayış göstermek – zorda kalmak – sadakat – iyilik

 

12 yaşındaydım, babam işten ayrıldığı için haftalardır bana tek kuruş harçlık verememişti. Babamdan para istemiyordum çünkü zor durumda olduğunu biliyordum. Ben şimdi babama gidip harçlık istesem bulur buluşturur verirdi ama ben evden çıkıp okula gidince belki de oturup ağlardı. Ben babamın ağlamasını istemezdim.

Çocukluğumun en güzel yanı biricik dostum Ayşe, benim paramın olmadığını bilip her gün 2 simit alırdı kantinden. Bana yardım ederdi ama sevgisinden saygısından bana olan dostluğundan bu konuyla alakalı hiçbir kelime çıkmazdı ağzından.

Uzun bir zaman bu böyle sürdü gitti. Ayşe’nin dostluğu aradan geçen 50 sene sonra da çocukluğumdan hatırımda kalan belki de en güzel şey.

İyi dost kara günde belli olur dedikleri şey benim için Ayşe’ydi. Ayşe’nin dostluğumuza sadık oluşu, zorda kalmış halime yardım edişi ve bana hep anlayış göstermesi hayatımın en zor zamanını en güzel zamanında çeviren yegâne şeydi. Sonra babam büyükşehirde iş buldu kendine bizde pılı pırtı toplayıp taşındık İstanbul’a. Ben ne taşraya unuttum ne Ayşe’yi. Yıllar yıllar sonra düştüm Ayşe’min derdine. Ayşe’yi biricik dostumu bulacaktım bu kez iki simidi ben alacaktım o günlerdeki gibi… Dedim ki benim sadık, cömert dostumu bulayım o gün bugündür belki de onun bana ihtiyacı vardır şimdi.

Tam 25. yaşımda yeniden karşılaştık Ayşe’yle.

Aramızdaki güven ve anlayış hiçbir yere gitmemişti.

Ayşe ile tanıştığım günden bugüne aradan geçen 50 yılda değişen tek şey yaşlanmamız oldu.

Alçak gönüllülük konusundaki düşüncelerinizi beden dilini etkili kullanmaya özen göstererek arkadaşlarınızla paylaşınız.

Gönlü alçak olanı ruhu yüksekte olur.

Alçak gönüllü olmak bazı kimseler tarafından aptallık olarak değerlendirirse de esasında yaşarken yapılacak en akıllıca işlerdendir.

İnsan alçak gönüllü olduğunda içinde hissettiği o güzel hisler onun ruhunu yükseltecek ve iyiliğine iyilik katacaktır. İnsan özünde iyi olmaya programlanmış bir varlıktır. Kibir hiçbir zaman diliminde hiç bir insana fayda sağlamadığı gibi alçak gönüllü olmak da tam tersi bir şekilde insan hayatını kolaylaştırır ve güzelleştirir.

Yunus Emre derki;

Bir avuç toprak,

Birazda suyum ben

Neyimle övüneyim

İşte buyum ben…

Övünecek işler yapmak insanı mutlu eder ama insanın kendi kendini övmesi bir başarı değil başarısızlık belirtisidir.

Siz güzel olduktan sonra insanlar bunu fark edecek ve zaten hak ettiğiniz övgüyü sizlere sunacaktır.

Örneğin: Ben her zaman güzel konuşan ve yaptığın iyilikleri dile düşürmeyen bir insan olursam, insanlar benim ne kadar alçak gönüllü ve iyi bir insan olduğumu kendileri dile getirirler.

Günlük hayatımda: Bir arkadaşımın yardıma ihtiyacı olduğunda ona yardım etmekten gocunmayıp yardımına koşarak ve bunu daha sonrasında dile getirmeyerek alçakgönüllü bir insan olabilirim.

Kendini bilen bireyler ve bilgi ile donatılmış beyinler alçak gönüllü olmaya meyillidirler.

Kibir ise cehaletin göstergesidir.

Alçakgönüllü olduğunuzda önce kendinizi sonra etrafınızdaki tüm insanları kazanırsınız.

Alçakgönüllü insanların özellikleri:

  • Alçak gönüllü insan kendi sınırlarını kabul eder.
  • Kendini övmez.
  • Etrafındaki insanlara yardımcı olmaktan çekilmez.
  • Hata yapmaktan Korkmaz ve hatalarını kabullenmeyi bilir.
  • İnsan her zaman her konuda iyi olamaz ve alçak gönüllü kişiler önce kendini kabullenmeyi bilen kişilerdir.

Aşağıda verilen erdemlerden birini seçerek şiir yazınız. Yazdığınız şiire uygun bir başlık belirleyiniz.

Aşağıda verilen erdemlerden birini seçerek şiir yazınız. Yazdığınız şiire uygun bir başlık belirleyiniz. Kelimeler: Kardeşlik – sabır ,  sevgi – saygı, vefa – merhamet, azim –güven

 

Misalli Şiir

Ben istedim ki vefası olsun dostumun,

İyi gün iyi gündür kötü günün karanlığında yürümek zor

İstedim ki kalbim titresin merhametten,

Bir kuşa sevdalanmayı sen bir de ağaca sor

Dünya zor Dostum, dünya zor

Bulduğunu doldurmadan, dolduğunda taşırmadan

Nefeslerin tüm kalıyor ciğerde, misali harlı bir kor

 

Ben istedim ki durana kadar dönsün pervane

Küçücük kanadından yapılsın aşka sur

İstediğim ki tavaf edeyim ruhumu belki bir belki bin tur

Dünya zor Dostum, dünya zor

Olmayanı oldurmadan, aç bir gönlü duyurmadan

Heveslerin tümü kalıyor içerde, misali kızgın bir kül…

 

Ben istedim ki yakamda asılı olsun bir tebessüm

Yüzümün sadakası kalmasın eksik

İstedim ki karanlık bir geceyi sarsın aydınlığım

Dünya zor dostum, dünya zor

Dikenini sevmeden, kokusunu bilmeden

Parça parça kalıyor elinde, misali kırgın bir gül…

Bir argümanın hatalı olması ne anlama gelir?

Hem matematik hem de felsefe alanlarında rastlayabileceğimiz argüman kelimesinin, yanlış olabilme olasılığı, çoğu zaman üzerinde tartışılan bir konudur. Bir argümanın yanlış olabilme olasılığı nedir? Bir argümanın yanlış olduğuna nasıl karar verilir? Bir argümanın hatalı olması ne anlama gelir?

 

Argümanlar bir fikir ya da görüşü destekleyen açıklama ve ‘’ortaya atma’’lardır. Bu açıklamalar genellikle desteklediği görüşten farklı bir konu ortaya atarak söz konusu görüşü nedensellik ilişkisi içerisinde desteklemekle yükümlüdür. Argümanlar her zaman kendi içerisinde tutarlı olmalıdır. Argümanlar hiçbir zaman aşırı genellemeye kaçmamalı, aşırı milliyetçi, ırkçı ya da taraflı olmamalıdır. Bu gibi durumlarda argümanların hiçbir değeri kalmayacağı gibi argümanların desteklemeye çalıştığı fikirlerin de saygınlığı azalacaktır. Argümanların dayandıkları gerçekler hiçbir zaman yerel gerçekler olmamalıdırlar. Evrensel olarak ortalamada doğru sayılabilecek, genel popülasyonu temsil edebilecek gerçeklikler ve istatistikler kullanılmalıdır. Argümanlar bir fikri doğrulamak için kurulmuş, zorlama açıklamalar olmamalıdırlar. Eğer böyle olursa argümanlar bir noktada bir reklam halini alacaktır ve bu durum da görüşün saygınlığını yitirmesine sebep olacaktır. Argümanlar destekledikleri görüşlerin bir neden mi yoksa bir sonuç mu olduğuna iyi karar vermelidirler. Yanlış bir nedensellik zinciri argümanı tamamen çöpe atabilir ya da doğr bir nedensellik zinciri bir argümanı göklere çıkarabilir. İşte bir argümanın hatalı olması bu kurallara uymaması anlamına gelir.