Uyuşturucu Maddelerinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Uyuşturucu ve uyuşturucu maddelerin tümü insan sağlığına zararlıdır. Birçok uyuşturucu maddesi doğal ve sentetik olarak üretilmektedir. Doğal olanlarında sentetik olanlar kadar zararları olmada sentetik uyuşturucu ve uyuşturucu maddelerin zararı daha fazladır. Kişinin uyuşturucu maddeler kullanması öncelikle beyin için felaket sonuçlar doğurabilir. Vücudun hem fiziksel hem de mental dengesini bozan uyuşturucu maddeler genelde gençler için daha çok tehlikeli olmaktadır.

Her türlü psikolojik soruna sebebiyet verebilir örneğin uyuşturucu kullanan kişilerde diğer insanlara oranla yüzde 75 şifreni olma eğilimi daha fazladır.

Yalnız beynin değil kullanılan uyuşturucu maddeye göre değişiklik gösterse de kalp ve damar hastalıkları için büyük risk taşımaktadır.

Bazı uyuşturucu maddeler kan basıncını ve kalp atış hızını arttırarak ölüme sebebiyet verebilir. Aynı doğrultuda kan basıncını ve kalp atış hızını düşüren uyuşturucuları kullanan için sonuç de ölümle sonuçlanabilir.

Anlamada gerileme ve kol ve bacak hareketlerinde dengesizlik bakışlarda donukluk kullanım sonrasında da kendini gösterecek olan rahatsızlıklardır. Karaciğer büyüme ve karaciğer hastalıklarının olması muhtemeldir. Hafıza kaybı unutkanlık ve nerde olduğu anlamama hissi yaşanabilir uyuşturucu madde kullanan insanlarda.

Uyuşturucu Maddelerin Organlara Etkisi

Uyuşturuuc ve uyuşturucu etkiye sahip olan maddelerin insan vücuduna aşırı derecede zarar verdiği bilinmekte. Meşru olmayan bir şekilde kullanılan uyuşturucunun sonu yüzde 96 oranında ölüm ile sonlanıyor.

Vücuttaki her organın ömrünü hızla kısaltırken bazı organların uyuşturucuya karşı tepki süresi daha kısa olabiliyor.

Başlıca etki ettiği organlar ve yapılar:

  • Kalp ve damarlar
  • Solunum sistemi
  • Gözler
  • Karaciğer
  • Böbrek
  • Beyin
  • Merkezi sinir sistemi

Uyuşturucunu vücudunuza zarar vermesi için bağımlı olmanıza gerek yoktur. Doktor gözetimi olmadan alınan ve meşru olmayan şekilde elde edilen maddeler nadir kullanılsa bile organlarınızda büyük bir hasar oluşturacaktır.

Uyuşturucu kullanımı vücudumuzun hemen hemen en önemli organı olan beyine en çok hasarı verir. Beyindeki sinir hücrelerini devre dışı bırakır ve kişi ne yaptığını bilemez hale gelir.

Devamlı bir kulanım da ise artık vücudu kontrol eden beyindeki sinirlerin hasarı o kadar çoktur ki el ve ayakta kontrol dışı hareketler görülür. İleri ki yıllarda ellerde titreme meydana gelmeye başlar. Anlama da güçlük çekme ve kaslarda erimeler olmaya başlayacaktır.

Vücut gittikçe zayıflar ve bağışıklık sistemi düşmeye devam eder beyaz küre kan hücrelerinde aynı zamanda azalma yaşanacaktır.

Duyma ve görme kabiliyetinle çokça azalmalar olurken karaciğerde zorlanmalar yaşanabilir. Akciğerde alveollerin zorlanmasıyla ağrılar meydana gelecektir.Anlık vereceği uyuşturma hissi çoğunlukla bir ömür boyu size hastalık ve pişmanlık getirecektir.

Teknolojik aletlerin kullanım süreleri ne kadar olmalı?

Teknolojinin geliştiği ve gelişmekte olduğu şu dönemlerde birçok insan zamanını nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilemiyor. Teknolojinin fazlaca avantajları olmasına rağmen zamanınızın büyük bir bölümünü alıyor. Araştırma için, iş için veyahut eğlence için en önemlisi de sosyalleşmek için kullanılan teknolojinin aile bağlarımıza ve kendimize zarar vermesini istemiyorsak eğer yapmamız gerekenler var demektir.

En çok kullandığımız teknolojik ürünler arasında telefon, Bilgisayar, tablet, mp3 çalar vardır. Sağlıklı bir şekilde teknolojiyi kullanmak için uzman doktorların belirttiği saat aralıkları ve kullanım öğretileri vardır.

Bilgisayar kullanımı için; eğer uzun süre işiniz gereği bilgisayar başındaysanız yarım saat veya 45 dakika aralıklarla ayağa kalkıp küçük egzersizler yapın. Her 35 dakika da bir gözlerinizi 3 dk. olacak periyotlarla ile dinlendirin.20 dk. aralıklarla oturuş pozisyonunuzda değişiklik yapmaya çalışın. İş dışında günlük olarak 3 saatten fazla bilgisayar kullanımı hem omurilik sağlığı hem göz sağlığınız için tehlikelidir ve önerilmiyor.

Telefon kullanımı için günlük kullanım sürenizi konuşma, mesajlaşma ve diğer aktiviteler olarak ayırabiliriz. Telefon ile konuşma süreniz günlük 2 saat olmalı. Telefon elektronik aletlerin yaydığı radyasyon uzun vadede olsa da sağlığınızı olumsuz etkileyecektir. Kısaca günlük olarak bütün elektronik aletleri toplam 5 saatten fazla kullanmamalısınız. Her ne kadar günlük hayatımızı kolaylaştırsa da birçok zararları olan teknolojik aletler bizler için vazgeçilmez olmamalı.

Şiddete uğrayan öğrencilerin yardım alabileceği kurumlar

Şiddet toplumun medeniyetini ve insafını zedelerken hala şiddet gören ve aile içi şiddet yaşayan öğrenciler vardır. Hiçbir maddi geliri olmayan ve ailesine bağlı eğitim öğretim gören öğrencilerin şiddetle başa çıkmak için yalnız olmadığını söyleyebiliriz.

Aile içi veya okulda görülen şiddet içerikli davranışları ve ithamları uzaklaştırabilecek karşılıksız ve güvenli bir şekilde öğrencilere yardımcı olmak için açılan kurum ve kuruluşlar bulunmakta.

Şiddete uğrayan öğrencilerin yardım alabileceği yerler genelde dernek ve vakıflardan oluşmaktadır.

 

  • İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri
  • Türk Eğitim Vakfı
  • Hukuk Araştırma Vakfı
  • Toplum Gönüllüleri Vakfı
  • Türkiye Milli Kültür Vakfı

 

Yukarı da bulunan maddeler uzun vadede başvurulabilecek yerlerdir. Eğer bulunduğunuz ortamda alelade bir çocuğa şiddet uygulanıyorsa o zaman hızlıca 155 aranmalı.

Eğer bulunduğunuz yer jandarma bölgesi içerisinde ve çevresindeyse 156 numarasını aramalısınız. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu hattı 183 olup seçenekler arasında olmalıdır.

Savcılık ve çocuk mahkemesine başvurulabilir. Siz bu aramalardan birini yaptığınızda polis ifadenin doğruluğunu inceler. Ardından çocuğun ifadesini ve ailesinin ifadesini alarak savcılığa bildirir.

Eğer çocuğun o gün içerisinde aile içi şiddet yaşadığı veya zorlanarak evlendirildiği ya da darp edildiği ve benzeri durumlardan birinde olduğu anlaşılırsa çocuk savcılıktan çıkacak karar ile koruma altına alınır. Hemen sonra sosyal hizmetlere bildirilir. Ve çocuk hukuksal sürecin kararına kadar orada kalır.

Sigara hangi organlarda kanser hastalığına sebep olur

Sigara çokça kişinin kullandığı sağlığa son derece zararlı olan bir maddedir. İçeriğinde nikotin bulunan sigara vücudun ihtiyacı olmayan bir bileşiktir. İçinize çektiğiniz yalnızca nikotin de değil türlü sağlıksız kimyasal maddelersen meydana gelir. Bunlar 700’den fazla maddelerdir. En bilindik olan nikotin dumanı çektikten yaklaşık 7 saniye sonra beyne ulaşır ve kalp atışlarının arttırarak kan basıncının artmasına sebebiyet verir.

 

İçerisinde bulunan katran ise kansere yol açan en zararlı kimyasal maddelerden biridir. Dişlerdeki ve ellerde oluşan sarılık bu maddelerden kaynaklanır. Akciğer kanseri gibi solunum hastalıkları ve kronik bronşit rahatsızlıkları amfizem rahatsızlıklarına yol açabilir.

Sigara birçok kansere sebebiyet verebilir bunlar:

  • Yumurtalık(over) kanseri
  • Ağız kanseri
  • Lateks (gırtlak) kanseri
  • Farenks (üst yutak) kanseri
  • Burun ve sinüs kanserleri
  • Yemek borusu (özefagus) kanseri
  • Serviks kanseri
  • Bağırsak kanseri
  • Mide kanseri
  • Böbrek kanseri
  • Pankreas kanseri
  • Karaciğer kanseri
  • Akciğer kanseri

Bunlar arasında en riski olan akciğer kanseridir. Çünkü içinize duman çektiğinizde duman sırasıyla ağız, gırtlak, yutak, nefes borusu ve akciğerleri ziyaret eder dumanın kana karışıp beyne ulaşma süreside oldukça kısadır ama akciğerlerde duman diğer organlara oranla daha fazla kalır.

Bir süre sonra solunum sıkıntıları çekilmeye başlar. Akciğer kanserinin belirtileri arasında halsizlik kanlı balgam görülmesi, göğüs ağrısı yaşanması, kilo kaybı vardır.

Sigara birçok ölümcül hastalığa ve kansere sebebiyet verebilecek bir maddedir.

Alkolün Yol Açtığı Davranış Bozuklukları

Alkol kullanımı beynin merkezi sinir sistemini bozar. Akıl sağlığı için oldukça olumsuz etkiye sahip olan alkol birçok organı da zedeleyerek fiziksel fonksiyonlarınızın sınırlandırır hale getirir. Yalnız fiziksel olarak değil aynı zaman davranışsal ve psikolojik olarak alkol kullanmak kişiyi yıpratır. Birçok davranış bozukluğuna sebebiyet verebilir bunlar arasında kişiyi ölüme sürükleyebilir davranış bozuklukları mevcuttur.

  • Uykusuzluk
  • Bellek kaybı
  • Anksiyete
  • Depresyon

Gibi davranış ve kişilik bozuklukları olabilir. Alkol kullanımı sosyal ilişki bozukluklarına sebebiyet verebilir kişi;

  • Aşırı öfke
  • Aşırı sakin
  • Vurdumduymaz

Gibi kişilik bozuklukları yaşayarak aile içi mutsuzluğa ve toplumsal sorunlara sebebiyet verebilir. Nöronlarda oluşan fazlaca zedelenmeden dolayı:

  • Uykusuzluk
  • Bellek kaybı
  • Bacaklarda ve ellerde uyuşma
  • Cinsel işlevde bozulma
  • Denge kaybı

Ve benzeri kişinin davranış ve fiziksel hareketlerine yansıyan rahatsızlıklar görülür. Kişi alkol ile birlikte oldukça mutsuz ve düzensiz bir hayatın getirdiği hastalıklar ile mücadele etmeye çalışarak hayatını daha da zorlaştıracak ve davranışlarına bitkinlik, karamsarlık, içine kapanıklık olarak yansıyacaktır. Birçok psikolojik sorunu beraberinde getirecek olan alkol kişide aşağıdaki oluşumlara zemin hazırlar.

  • Bipolar bozukluk
  • Majör depresyon
  • Hayal görme
  • Gerçekle hayali karıştırma
  • Manik atak

Alkol alışkanlığı toplum yaşamına neden zarar verir?

Toplum belli bir düzen ve refah içinde olması gereken insanlardan oluşan ve belli temeller üzerinde olan oluşumdur. Din dil ırk ve kültüre geleneklere göre değişim gösterir.

Alışkanlık ise eylem ve durumların her zaman aynı şekilde yapılması sonucu koşullu hale gelme durumu olarak tanımlanır.

Alkol alışkanlığı düzenli olarak yapılan bir eylem olmakla birlikte aile kavramı içinde mutsuz bir tablo olacaktır. Ve aile toplumun en küçük yapıtaşıdır mutsuz bir aile mutsuz bir toplumun habercisidir.

Alkolün alışkanlık olduğu toplumlarda yaşanabilecek birçok kötü olay riski yüzde 75 oranla daha fazla olmaktadır.

Toplumda bireylerin özgürlük sınırları başkalarının özgürlük sınırına kadardır. Alkol kullanmak iyi veya kötü olarak yorumlansan da kişi kendi özgürlük sınırları içerisinde hür bir şekilde kullanabilir. Yine de alkolün azı çoğu her şekilde zararlıdır.

Alkol alışkanlığı olan birey er ya da geç sağlık problemleri olan bir hastaya dönüşecektir. İş yapma gücü azalacaktır ve toplumda para kazanmada zorluk yaşayan insanları zor duruma sokan hasta bir birey olarak yaşayacaktır.

Aynı zamanda alkolün yapısı ve beyin fonksiyonlarına verdiği uyuşukluk kendini bilmeme hali ile kişi ne yaptığı bilmez duruma düşecektir. Bu da kaçınılmaz toplum yaşantısına zarar verecektir.

 

Örneğin:

  • Bilinçsizce yapılan bağırma hakaret ve saldırılara sebebiyet verebilir
  • Dışarda eğlenen veya yaşamını sürdüren insanları korkutabilir ve özgürlüklerini sınırlandırabilir.
  • Kötü örnek teşkil edebilir
  • Araba kazaları yaşanabilir
  • Cinayet ve toplumda hoş görülmeyen ilişkilere zemin hazırlayabilir.

Aile içi şiddetin çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal gelişimine olan etkileri

Zamanımız da daha da fazla olan aile içi şiddet çocuklar için oldukça kötü bir serüvenin başlangıcı oluyor. Öncelik olarak aile içi şiddet aile fertlerinin birbirlerine karşı fiziksel ya da sözlü şiddet kullanması olarak tanımlanır. Ancak çocuklara karşı yapılan şiddettin ismi özel olarak çocuk istismarı olarak bilinir.

Çocuğun yaş aralığına göre bedensel ruhsal ve sosyal gelişimine olan etkileri değişebilse de her yaş aralığında olan çocukların aile içi şiddetle benliklerinden uzaklaştırılmaya maruz kalırlar.

Fiziksel olarak bedensel gelişiminde bozukluklar meydana gelebilir. Yaşıtlarına oranla daha cılız veya daha kilolu olmak gibi. Sürekli gelişen kronik ağrılar yaşayabilir çocuklar. Bu ağrılar fiziksel bir rahatsızlığın habercisi olabileceği gibi psikolojik bir rahatsız olması da muhtemeldir. Şiddet görmese bile sürekli aile içi şiddete tanık olan çocuklar zamanla saldırgan tutumlar sergilemeye başlayabilirler

Ruhsal olarak kendinden güçsüz canlılara şiddet eğilimi gerçekleştirebilirler. İçe kapanıklık ve borderline (kişilik bozukluğu) ve uyku bozukluğu, dikkat dağınıklığı, stres, çekingenlik ve asosyallik ileri yaşlarında görülebilir.

  • Özgüven eksikliği
  • Yanlış kişiye/şeye kendini bağlanma
  • İlgi çekme çabası
  • Kendini mutsuz hissetmek devamlı üzgün olmak

Gibi tutumlar sergileyebilirler.

Derslerinde odaklanamamanın sonucu ders başarısında düşme yaşanır.  Önemsiz amaçsız yalnız hissetme ve depresyon belirtileri ortaya çıkar.

Gelecek nesiller için başarısız ve kırgın bireyler oluşumunun temelleri atılmış olur.

 

Hangi Tarihte Öğlen 12.00’de Gölge Boyu Daha Uzundur Neden?

Bir yıl içerisinde dört farklı mevsim yaşamaktayız. İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri Kış ya da Yaz mevsimine geçiş dönemi olarak bilindiği için Dünya üzerinde en büyük değişiklikler Kış ve Yaz mevsiminde yaşanmaktadır. Gölge boyunun en uzun olduğu tarih de mevsimlerin özelliklerine göre değişmektedir. Yaz mevsiminde Güneş ısısından daha fazla yararlandığımız için gölge boyu daha uzundur.

 

Gölge Boyunun En Uzun Olduğu Tarih Hangisidir?

Gölge boyu Güneş ışınlarının daha fazla hissedilip hissedilmemesiyle alakalı noktalardan bir tanesidir. 21 Haziran tarihine baktığımızda Kuzey Kutbu’nda yer alan ülkelerde Yaz mevsimi başlamaktadır. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saat 12:00’da ise; gölge boyu uzar. Gölge boyunun en fazla uzun olduğu zaman bu yüzden 21 Haziran tarihidir.

Hangi Tarihte Güneş, Ufuk Çizgisi Üzerinde Daha Uzun Süre Kalır Neden?

Güneş’in ufuk çizgisi üzerinde kalma süresi yıl içerisinde değişiklik gösterebilir. Üstelik aynı dönemlerde Kuzey Kutbu’na ya da Güney Kutbu’na göre de farklılıklar gösterebilir. Güneşin ufuk çizgisi üzerinde daha uzun süre kaldığı tarih 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerinde farklı kutup dairelerinde gerçekleşmektedir. O nedenle de sorunun cevabı kutup dairelerine göre cevaplanarak anlatılmalıdır.

 

Güneşin Ufuk Çizgisi Üzerinde Daha Uzun Süre Kaldığı Tarih Hangisidir?

Kuzey Kutup Dairelerinde ve Kuzey’de yer alan illerimizde 21 Haziran tarihinde Güneş ufuk çizgisi üzerinde daha uzun süre kalırken; 21 Aralık olarak bilinen gündönümünde Güney Kutup Daireleri ve Güney’de kalan illerimizde daha uzun süre kalmaktadır. Bu durum mevsimlere göre farklılık göstermektedir.