Planlı Yaşamak Neler Kazandırır?

Planlı yaşamak size – bize neler kazandırır? Örneklerle açıklayınız.

Planlı yaşamak başarının ilk olarak kişilere belli bir düzen ve nizam içinde yaşamlarını sürmelerini sağlar. Başarı, huzur, mutluluk ve güven ancak planlı yaşamaktan geçer. Planlı yaşamak, eğitimde verimliliği artırır. Örneğin, planlı bir şekilde ders çalışma alışkanlığı kazanmış öğrenci hem okulda başarısını arttırır hem de gireceği kritik sınavlarda daha iyi puanlar alarak istediği bir okula yerleşebilir.

 

Plan yapmak işyerinde çalışanların daha verimli ve kaliteli işler ortaya koymalarını sağlar ve kariyerlerinde yükselmelerine olanak bulurlar. Ayrıca şirket sahiplerinin de belli bir plan içinde işlerini yürütmesi rakiplerinin arasından sıyrılarak daha büyük şirketler arasına girmelerini sağlar.

 

Öğretmeler açısından planlı yaşamayı ele alırsak; öğretmen öğrenci koordinasyonun daha sağlıklı işlemesine yardımcı olacağı gibi ortalama ders başarısını da yükseklere çekecektir. Ayrıca öğretmen öğrenci ilişkilerini kuvvetlendirip öğretim faaliyetlerinde düşünceye açıklık kazandırır.

 

Belirli hedeflerin gerçekleştirilmesi için kullanılacak yöntemlerin tespit edilmesi ve vakti geldiğinde kullanılması da plan yapmaktan geçer. Yapılan plan sayesinde gerçekleştirilecek programın istenilen sürede ve nitelikte olmasını sağlar. Örneğin, okulda düzenlenecek bir müsamere gösterisi için hazırlanan planda gösterinin kusursuz olarak yapılması hep planlamanın doğru yapılmasından kaynaklanır.

Plan yapmazsak hangi zorluklarla karşılaşabiliriz?

Plan yapmazsak hangi zorluklarla karşılaşırız?

Plansız bir hayat kişileri birçok sorunla karşılaşmasına neden olur. Hem okul hem aile hem de çalışma hayatında başarısızlıklar ve dolayısıyla mutsuz bir yaşam getirebilir. Ayrıca plansız bir hayat yaşayan kişilerin sağlıklı olması da beklenemez.

 

Plan yapmadan başarılı olmakta mümkün değildir. Bu hayatın tüm alanları için geçerlidir. Başarılı olanlar ancak doğru lan ve programlar belirleyerek şimdiki konumlarına yükselmişlerdir.

Plan yapılmadığı zaman yapılması gereken işleri yetişmez ve zamanı verimli kullanamayız. Yetiştiremediğimiz işler yüzünden elimiz ayağımıza dolaşır ve en kötüsü de yapmamız gereken bazı önemli şeyleri unutabiliriz.

 

Bu nedenle insanın belirli bir hedefinin olması çok önemlidir. Bu hedefe ulaşmak içinde doğru stratejilerle belirlenmiş bir plana ihtiyaç vardır. Aksi halde hiçbir hedefe plansız ulaşmak mümkün değildir.

Bu konuda söyleniş güzel bir söz vardır; “Yapılmış küçük işler, planlanmamış büyük işlerden daha önemlidir.”

Haziran ayında elektrik faturasının azalması için hangi tasarruf tedbirleri alınmış olabilir?

Haziran ayında elektrik faturasının azalması için hangi tasarruf tedbirlerini almalıyız?

Haziran ayı en uzun günlerin ve en kısa gecelerin yaşandığı bir aydır. Bu nedenle zaten güneş çok geç battığı için güneş ışığından en fazla faydalandığımız günler yaşarız. Yani güneş geç battığı için evimizin ışıklarını daha geç açar ve sokak lambaları da daha az bir süre aydınlatma yapar. Böylece doğal olarak zaten bir tasarruf söz konusudur.

 

Bununla birlikte günlerin uzunluğunda istifade etmek isteyen kişiler evlerinin dışında daha fazla vakit geçirdikleri içinde evlerinde elektrik tüketimleri de azalmıştır. Bununla birlikte haziran ayı tatilin başladığı bir ay olduğu için birçok kişi farklı bölgelere seyahat etmekte ve dolayısıyla elektrik kullanımında bir düşüş sağlanmış olabilir.

 

Bir aile için bu durumu düşünürsek; o ay aile elektrik kullanımında daha dikkatli davranmıştır. Öreğin kullandıkları ampulleri tasarruflu ampullerle değiştirmiş olabilirler. Ayrıca gereksiz yanan tüm lambaları söndürmüşler ve ihtiyaçları dışında hiçbir elektronik aleti kullanmamışlardır.

 

Tüm bunları yaparken tüm aile bireylerini tasarruf tedbirleri hakkında bilgilendirme yapmışlar ve tüm aile fertlerinin özellikle de elektrik tüketimi konusunda hassas ve tutumlu davranmalarını sağlamış olabilirler.

Evinizde hangi konularda tasarruf yapıyorsunuz?

Siz, evinizde hangi konularda tasarruf yapıyorsunuz? Anlatınız.

Son günlerde annem sürekli tasarrufun faydalarından bize bahsediyor. Hem aile ekonomisine katkıda bulunmak için hem de israftan kaçınmak için tasarrufun ne kadar önemli olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

 

Bende hem sınıfta öğretmenimden öğrendiklerimle hem de annemin bize yaptığı uyarlarla evde daha dikkatli olmaya başladım. Öncelikle bilgisayarımı kullanmadığım zamanlar hemen kapatıyorum. Eğer odamda oturmayacaksam odamın ışığını hemen söndürüyorum. Bazen abim yanlışlık banyonun ışığını açık unutuyor, onu gördüğüm gibi hemen kapatması yönünde uyarıyorum.

 

Ellimi yüzümü yıkarken ve duş alırken fazla su israf etmemeye gayret ediyorum. Bu arada buzdolabının kapısını çok fazla açık tutmamaya da gayret ediyorum. En önemlisi de annemin bana verdiği harçlıkları gereksiz yere harcamayarak birikim yapıyorum. Böylece her zaman param oluyor ve ihtiyacım olduğunda biriktirdiğim paramdan kullanabiliyorum.

 

Özellikle yemek yerken tabağıma yiyemeyeceğimden fazla yemek almıyorum ve böylece tabağımda kalan yemeğin çöpe atılmasını önlemiş oluyorum. Böylece hem ülke ekonomisine hem de ailemin bütçesine katkıda bulunuyorum. Bu nedenle her alanda tasarruf yapılmalı ve yapmayan kişilere de bu konuda örnek olmalıyız diye düşünüyorum.

Teknolojik ürünler olmasaydı evimizde hangi sorunlarla karşılaşabilirdik?

Teknolojik ürünler olmasaydı evimizde hangi sorunlarla karşılaşırdık? Açıklayınız.

Evimizdeki teknolojik ürünler hayatımızın birçok alanını kolaylaştırmaktadır. Televizyon, radyo, bilgisayar, çamaşır makinası, bulaşık makinası, elektrik süpürgesi, cep telefonu gibi tüm teknoloji aletlerin farklı farklı işlevleri vardır.

 

Örneğin televizyon ve radyo olmasaydı dünyada ve ülkemizde olan gelişimlerden haberdar olamazdık. Televizyon sayesinde yapılan naklen yayınlarla an ve an tüm gelişimleri evlerimizde izleme şansını bulabiliyoruz.

 

Bilgisayar olmasaydı ödevlerim ile ilgili araştırmaları yapmakta zorlanırdım. Ayrıca arkadaşlarımızla internet üzerinden iletişim de kurabiliyoruz. Eğer bilgisayar olmasaydı hem araştırma yapamaz hem de etkili bir iletişim kuramazdım.

 

Annem için büyük bir zaman tasarrufu sağlayan çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi de en önemli teknolojik araçlardan olduğunu düşünüyorum. Ayrıca evimizin süpürülmesi için temizlik açısından çok sağlıklı elektrik süpürgelerinin önemi de büyük günlük hayatımızda.

 

Evimizdeki diğer teknolojik aletler arasında mikser yardımıyla annem çok lezzetli kekler yapabiliyor ve elektrikli fırın sayesinde bunları pişebiliyor.

 

Son olarak da cep telefonlarının hayatımıza girmeye başlamasıyla birlikte tüm sevdiklerimizle hem sesli hem de görüntülü konuşabiliyoruz. Eğer cep telefonları olmasaydı uzaktaki yakınlarımızla görüşme imkânımız çok zor olurdu.

Evinizde hangi görevleri üstleniyorsunuz?

Evinizde siz hangi görevleri üstleniyorsunuz?

Biz üç kardeşiz. Bir ablam ve bir abim var. Ablam yeni evlendiği için evden ayrıldı. Bu nedenle ben ve abim, anneme ev işlerinde yardım ediyoruz. Annem çalışıyor bunun için ona daha fazla destek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Abim biraz dağınık biri. Onu odasını ve yatağını toplaması için sık sık uyarıyorum ama beni pek dinlemiyor.

 

Yine de annem evde olmadığı zaman bana yemek hazırladığı için ondan memnunum diyebilirim. Bana gelince ben her sabah uyandığımda yatağımı mutlaka topluyorum. Ayrıca kitaplığımı ve çalışma masamı da dağınık bırakmamaya gayret gösteriyorum.

 

Okuldan herkesten önce geldiğim için bazen annemle babamın da yatak odalarını topladığım oluyor. Annem akşam yemeğini hazırladığı zaman sofranın kurulması için ben ve abim yardım ediyoruz. Babamda bazen sofranın kurulması için yardım ediyor. Daha sonra tüm tabakları mutfağa taşımasında yine anneme yardım ediyorum.

 

Biz abimle aynı odayı paylaşıyoruz. Bu nedenle abimin dağınık bıraktığı çalışma masasını ve pijamalarının toplanması da bana kalıyor. Az önce dediğim gibi abim sadece yemek yapmayı seviyor ama dağınıklığı toplama noktasında maalesef çok sorumsuz.

 

Ben ne olura olsun anne ve babamıza evde yardım etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü onlar bizim için dışarda çalışıp çok yoruluyorlar. Bizimde onlara evde bazı konularda yardım etmemiz gerekiyor.

Tanzimat Dönemi yönetim anlayışında meydana gelen değişiklikleri açıklayınız.

Tanzimat Dönemi yönetim anlayışında meydana gelen değişiklikleri açıklayınız.

 

Tanzimat Dönemi yönetim anlayışını anlamak için öncelikle kısa olarak Tanzimat dönemi ne olduğunu anlayalım. Osmanlı İmparatorluğu’nda 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Şerif’inin (Tanzimat Fermanı) okunmasıyla başlayan modernleşme döneminin adıdır. Tanzimat, “düzenlemeler, reformlar” anlamlarına gelmektedir. Batı dillerinde daha çok “The Ottoman Reform” yani Osmanlı Reformu olarak geçmektedir.

Tanzimat Döneminin Önemi

  1. Hukukta Müslim- Gayrimüslim eşitliği sağlanmıştır.
  2. Askerlik görevi ocak hizmeti olmaktan çıkarılarak vatan görevi şekline dönüşmüştür.
  3. İlk defa bir Osmanlı padişahı sınırsız olan yetilerinin üstünde bir kanun gücünü tanımış oldu. Bu sebeple Tanzimat Fermanı Osmanlı Devleti’nde anayasallaşma sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir.
  4. Osmanlıcılık fikrinin doğmasına zemin hazırlamıştır.

 

Tanzimat Dönemi Yenilikleri Nelerdir?

  1. Şer’i kanunların yanında Avrupai tarz kanunlar yapılmış bu da hukukta ikilik ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
  2. Kız öğrenciler ilk kez okullara alındı.
  3. Islahat Fermanı ilan edilmiştir (1856)
  4. Eğitim bakanlığı kurulmuş, okullar ilk, orta, lise ve yüksekokul diye kısımlara ayrılmıştır.
  5. İl genel meclisleri kurulmuştur.
  6. İltizam yolu ile aşar vergisi toplama usulü kaldırılmış, maliye bakanlığı tarafından toplanması kararlaştırılmıştır.
  7. İlk kâğıt para basılmıştır. (Kaime – 1844)
  8. Cizye miktarının belirlenmesi işi patrikhaneye verilmiştir.
  9. İlk dış borç İngiltere’den alınmıştır. (Kırım Harbi esnasında – 1854)
  10. İlk demiryolu hattı kurulmuştur. (İzmir – Aydın hattı)
  11. İlk telgraf okulu açılmıştır.
  12. Öğretmen okulları ve mülkiye mektebi açılmıştır.

Osmanlı Devleti yönetim anlayışı ile Selçuklulardaki yönetim anlayışını karşılaştırınız.

Osmanlı Devleti yönetim anlayışı ile Selçuklulardaki yönetim anlayışını karşılaştırınız.

 

Osmanlı Devleti, yönetim anlayışı yönetenler ve yönetilenler olarak 2 sınıfa ayrılmıştır. Yönetenler kendi içerisinde seyfiye, kalemiye ve ilmiye sınıfını oluştururken; yönetilenlere sınıfı ırk, dil ve din ayrımı yapılmadan reâya (tebaa/halk) denilmiş ve reâyaya karşı izlenen İstimalet Politikası (gönül alma) sonucunda oldukça adaletli davranılmıştır. Hatta bu istimalet politikası sonucunda Bosna Hersekliler gibi bazı Balkan toplulukları Türk İslam kültürünü benimsemişlerdir.

 

Devlet işlerinde son dönemlerde Osmanlı devleti içerisinde yer alan Müslüman olmayan unsurlar yani Zımmîler de görev almış, kısacası tevdî-i emanet denilen işi ehline verme anlayışı uygulanmıştır. Osmanlı Devleti, tebaasından olan Hristiyan ailelerden devşirme sistemiyle alınan çocukları eğiterek, bunların asker olmasını veya devletin önemli kademelerinde yer almasını sağlamıştır. Kul sistemi adı verilen bu sistem ile yetişen kişiler, devlet yönetiminde sadrazamlığa kadar yükselebilmişlerdir. Sokullu Mehmet Paşa da bu sadrazamlardan birisidir.

 

Selçuklular devlet kurmadan önce, eski gelenek ve törelere bağlı bir ulustular. İslam dinini kabul ettikten sonra, yönetsel bir ikilemin içine sürüklendilerse de eski töre ve yönetim biçimlerini uygulamanın yanı sıra İslami bir anlayışla, ülke yönetimini örgütlemede, başarılı oldular. Bu konuda, Abbasiler, Karahanlılar ve Gazneliler devletlerinin yönetim biçimlerinden etkilendiler.

 

Sultanın bulunduğu başkente, Divan-ı Saltanat adı verilen bir hükümet vardı. Başında da veziriazam bulunurdu. Divan-ı saltanata bağlı, askeri mali, adli ve öteki işlere bakan çeşitli divanlar vardı. Başkenttekine benzer biçimde eyaletlerde, eyalet divanları bulunurdu. Uygulamayla ilgili yasalar ve kurallar, saltanat divanında belirlenir, sonra da imparatorluğun tüm topraklarında uygulanırdı. Büyük divanda, müstevfi (Maliye nazırı), nişancı, müşrif (genel müfettiş), emir-i arızulceyş (harbiye nazırı) gibi görevliler bulunurdu.

Yeni Türk Devleti’nde 1. Meclis’in özelliklerini açıklayınız.

Yeni Türk Devleti’nde I. Meclis’in özelliklerini açıklayınız.

 

Yeni bir düzen ve bu yeni düzeni dizginlemek amacı ile oluşturulan 1. Meclis içeriği Türk tarihinde yeni bir dönem açan I. TBMM son derece önemli özelliklere sahipti. Bu özelliklerinden bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

 

  1. TBMM, bir kurucu meclistir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra emperyalist ülkelerin kıskacı altına giren Anadolu Türklüğü, I. TBMM’nin çatısı altında yeni Türk devletini, millet iradesine dayanarak kurmayı başarmıştır.

 

  1. TBMM, millet iradesine dayandığı, milli egemenlik ilkesini esas aldığı için demokratik karakterli bir meclistir.

 

Büyük özveriler ve zor şartlar altında toplanan I. TBMM, meclis üstünlüğü ilkesine yer vermekle, kendinden üstün hiçbir güç tanımamıştır. Bu yönüyle millet iradesinin tam egemenliğini sağlamıştır.

 

  1. TBMM, olağanüstü yetkilere sahip bir meclistir. Bu nedenle yasama, yürütme ve yargı gücünü kendinde toplamıştır.

 

  1. TBMM, Millî Mücadele’nin sonuna kadar devamlı ve düzenli çalışmış, vatanın ve milletin kurtuluşunu her şeyin üstünde tutmuştur. Bu yönüyle de idealist bir meclistir.

 

  1. TBMM, Anadolu’muzu işgal eden emperyalist devletlere karşı savaşan ve yurdumuzu düşmanlardan temizleyen bir savaş meclisidir.

 

23 Nisan 1920’de açılan I. TBMM, seçim kararının alındığı 1 Nisan 1923 tarihine kadar yaklaşık üç yıl görev yapmıştır. Bu üç yıllık dönemde TBMM Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış, yurdumuzu düşmanlardan temizlemiş ve yeni Türk devletinin temellerini atmıştır.

Uygurların kabul ettikleri Mâni dini, onların yaşam tarzlarını nasıl etkilemiştir?

Uygurların kabul ettikleri Mâni dini, onların yaşam tarzlarını nasıl etkilemiştir?

 

“Maniheizm” dininin evren anlayışında Tanrı kabul görülmemiş ve yok sayılmış olarak kabul edilir. Aksine Aydınlık ve öfkeli Karanlık gibi iki unsur Tanrı’nın yerini almaktadır. Maniheizm amacı aydınlığa dayanan ruhu karanlık maddenin gözlerinden kurtarmaktır.

Bu amaca ölümle değil çünkü Maniheizm reenkarnasyona inanırlar hayattan, bedenden, maddeden ve bu cümleden sanattan zira hepsi maddeden yapılmıştır nefret etmekle ulaşılabilir. Maniheistler’e göre dünya sevgiye hizmet eden bir eser değil, bir felaketin sonucudur ve bu yüzden de yok edilmesi gerekir.

 

Bu temel niteliklerle tanımlanan Mâni dini Uygurlar arasında nasıl tanışmıştır?

Böğü Kağan’ın Lo Yang seferi sırasında Çin’de uzun süre kalması, Uygur tarihi için manevi açıdan olduğu kadar, fikir tarihi bakımından da önemli neticeler doğurmuştur. Değişimler tarihi olarak anılan ve zamanın uzun kalınma evresinde ki etkisi de etkilerin en büyük özelliklerinden biriydi.

Bögü Kağan, Çin’den ülkesine dönerken yanında dört Mâni rahibini de birlikte getirmiş ve bu rahipler, Uygur medeniyetinin oluşmasında büyük rol oynamışlardır.

“Uygurlar Maniheizm dinini kabul etmeden önce çeşitli dinlerle karşılaşmışlar ve bunlardan en son olarak Budizm’i kabul etmişlerdir. Esasında Uygurlar, inanç alanında çok serbest olmuşlar, çabuk din değiştirmişler ve yeni kabul ettikleri bir dini yaymak için de çok çalışmışlardır. Uygurlar’ın din hususundaki hoşgörülü olmalarında da başarılı olduklarını söyleyebiliriz.”

Ayrıca önemli bir not düşmek gerekir ise; “Maniheistler’in en büyük koruyucusu Uygurlar ’dır”