Yurt dışına gönderilen öğrenciler Osmanlı Devleti’ne hangi alanlarda katkı sağlamış olabilir?

Yurt dışına gönderilen öğrenciler Osmanlı Devletine hangi alanlarda katkı sağlamış olabilir? Yazınız.

 

Batı ülkeleri askeri ve bilim alanında önemli çalışmalar yapmaktaydı. Askerlik alanında teorik ve pratik açıdan profesyonel eğitim alan ve ileri düzey ordular da görev alan uzmanlar bulunmaktaydı. Bu yabancı uzmanlardan Osmanlı Devleti de yararlanmış ve ordusunu güçlendirmişti. Yabancı uzmanlar yerine yurt dışına gönderdiği öğrenciler göndererek kendi içerisinde uzman askerler yetiştirmeye başladı.

 

Tıp alanın da yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar bulunuyordu. İnsan vücudu daha yakından incelenmeye başlanmıştı. Osmanlı Devleti, savaştan yaralanan askerleri daha iyi tedavi edebilmek ve salgın hastalıklara çözüm bulabilmek için yurt dışına öğrenci göndermiştir. Böylelikle ülke içerisindeki doktor sayısı da artmıştır.

 

Mühendislik ve mimarlık alanında dayanıklı ve modern yapılar yapılmaya başlanmıştı. Bu da turizm gelişmesine ve ülkelere yapılan yatırımın artmasına neden oldu. Osmanlı Devleti, yapı kültürüne önem veren bir ülke olduğu için yurt dışına öğrenciler gönderdi.

 

Yurt dışında torna, makine ve terzilik gibi sanayi alanlarında önemli çalışmalar yapılmaktaydı. Bu da ülkelerin kendilerine bağımlı olmasını sağlıyordu. Bu ülkelerden biri de Osmanlı Devleti’ydi. Osmanlı Devleti, bağımlılığını koparmak için yurt dışına öğrenciler gönderdi.

 

Son olarak Osmanlı Devleti, ülke yönetimi ve hukuki işlemler de çoğu zaman sıkıntılar yaşıyordu. Yurt dışına öğrenciler göndererek ülke yönetimini düzenlemeye çalıştı.

Osmanlı Devleti’nde yeniliklerin daha çok askeri alanda yapılmasının sebepleri neler olabilir?

Osmanlı Devletinde yeniliklerin daha çok askeri alanda yapılmasının sebepleri neler olabilir? Yazınız.

 

Osmanlı Devleti, Ankara Savaşı ve İnebahtı Deniz Savaşı gibi savaşlar da büyük yenilgiye uğramıştır. Topraklarının çoğunu kaybetmiştir. Ordu dağılmış ve devlet kendi içerisinde birçok sorunla karşılaşmıştır. Diğer ülkelere ihtiyaç artmıştır. Bu da ekonomik ve siyasi açıdan Osmanlı Devleti’ni zor duruma sokmuştur.

 

Yeniçeri Ocağı’nda tarih boyunca birçok isyan ve ayaklanmalar olmuştur. Bu yüzden Yeniçeri Ocağı bozulmuştur. Yeniçerilerin ıslah edilmesinin de oldukça zor olması askeri anlam da birçok zorluk çıkarmıştır.

 

Belli dönemler de ordu çağın ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. Ülke içinde ve dışında bir düzen sağlanamamıştır. Bu da ülke yönetiminde sorunlara neden olmuştur.

 

Bu nedenlerin hepsi bir ülkenin geleceği için çok önemlidir. Ülke kendi içerisinde sorunları çözemezse üretim yapamaz. Kendi ihtiyacını karşılayamaz. Savaş sırasında yenilgi alması durumunda topraklarını kaybeder ve ordu asker kaybeder. Donanma da ciddi zararlar olur. Bu sorunlar Osmanlı Devleti’nde çoğu zaman yaşandığı için yeniliklerin çoğu askeri alan da yapılmıştır.

Osmanlı Devleti askeri alanda yenilikler yaparken niçin yabancı uzmanlardan yararlanmış olabilir?

Osmanlı Devleti askerî alanda yenilikler yaparken niçin yabancı uzmanlardan yararlanmış olabilir? Söyleyiniz.

 

Osmanlı devleti askeri alanda bazı yeniliklere gidilmesi gerektiğinde dışarıdan bir göz olan ve daha önce stratejik olarak farklı teşkilatlarda çalışmış yabancı uzmanların görüşlerine başvurmuştur. Bunun nedeni gelişen dünyaya ayak uydurmak ve sürekli gelim halinde olan silah sektöründen de kopmamaktır.

 

Yabancı uzmanlar, askeri ve bilim alanın da çağın ihtiyacına göre bilgi ve deneyime sahiptiler. Bu konu da profesyonel olarak eğitim almışlardı. Sadece askeri alanda değil bilim alanında da kendilerini geliştirmiş ve genel kültürlerini arttırmışlardı. Çağın problemlerine göre çözüm üretiyorlardı.

 

Osmanlı Devleti, askeri alanda yenilikler yaptığı dönemde ülke içinde birçok sorunla karşılaşıyor ve çözüm bulamıyordu. Halk kendi içerisinde anlaşmazlığa düşüyordu. Bu da askeri çalışmaları etkiliyordu. Bu yabancı uzmanlar sayesinde sorunlar çözülebilecekti.

 

Yabancı uzmanlar sadece teorikte değil pratikte de oldukça iyiydiler. Bu uzmanlar ileri seviye bir orduda görev yapmışlardı. Ordularının gelişmesinde büyük rol oynamışlardı. Bu deneyiminden Osmanlı Devleti de yararlanmak istedi. Osmanlı ordusu, bu uzmanlardan özel eğitim alabilecek ve ordunun güçlenmesi sağlanabilecekti. Uzmanların yetenekleri, ordudaki askerler de olacaktı. İleri görüşlülük, sorunlara çözüm bulabilme ve pratiklik özellikleri sayesinde bütün sorunlar kısa sürede çözülebilecekti.

 

Dış kuvvetlere karşı da güçlü bir donanma sağlanacaktı. Savunma ve saldırı teknikleriyle birçok zafer kazanılabilecekti.

İbrahim Müteferrika ve Said Efendi tarafından matbaanın kurulması sosyal hayatı nasıl etkilemiş olabilir?

İbrahim Müteferrika ve Said Efendi tarafından matbaanın kurulması sosyal hayatı nasıl etkilemiş olabilir? Söyleyiniz.

 

Osmanlı toplumunda matbaanın kurulması çok zaman almıştır. Bunun nedeni, el yazması ve hattat işleri gibi mesleklerin önemini yitirmesine sebep olmasıdır. Ancak bunun yanında sosyal hayatı olumlu yönde etkilemiştir. Daha çok kitap basılmış ve kitap ücretleri ucuzlamıştır. Bu sayede bilginin daha çok kişiye ulaşması kolaylaşmıştır. Eğitim hayatında yaşanan sıkıntılar azalmıştır ve halkın içerisinde bilgi iletişimi yaygınlaşmıştır. Yeni meslek dalları çıkmıştır. Yazarlar, daha çok yazmaya başlamıştır. Böylelikle duygu ve düşünceller daha kolay yayılmıştır.

 

Matbaanın kurulmasının ardından sosyal hayata olan diğer katkıları ise şöyledir:

  • Matbaanın kurulmasıyla birlikte gazeteler basılmaya başlanmıştır.
  • Halk bu gazetelerle gündemi daha yakından takip edebilmiştir.
  • Halk, kitap okuduğu için kültürel seviye artmış ve gelecek nesillere bilgiler daha kolay aktarılmıştır.
  • Devletin yönetiminde değişiklikler yapılmıştır.
  • Kayıt sistemi daha kolay hale gelmiştir.
  • Kütüphanelerin sayısı artmıştır. Bu sayede halk kolay bir şekilde kitap temin edebilmiştir. Kütüphaneler sayesinde öğrenciler çalışmak için daha fazla ortama sahip olmuştur.
  • Halk, sanat ve kültürel faaliyetlere önem vermeye başlamış ve bu etkinliklere katılım artmıştır.

Kumaş ve kağıt fabrikalarının kurulmasının toplumsal ve ekonomik yapıya etkileri neler olabilir?

Kumaş ve kâğıt fabrikalarının kurulmasının toplumsal ve ekonomik yapıya etkileri neler olabilir? Söyleyiniz.

 

Kumaş ve kâğıt fabrikalarının kurulması, ekonomik yapıyı olumlu yönde etkilemiştir. Giyim ve kitap sektörü gelişmiştir. Çok sayıda yeni model giysiler dikilmiştir. Kitap sayısı artmıştır. Buna bağlı olarak da kitap ve giyim fiyatları ucuzlamıştır. Modern giyim tarzları tasarlanmaya başlamıştır. Moda daha yakından kolay bir şekilde takip edilmiştir. Gündemi daha yakından takip etmek için gazeteler daha çok basılmaya başlanmıştır. Yazarlar, duygu ve düşüncelerini kitaplar haricinde dergilerde de sunma imkânı bulmuştur. Halk, daha çok okumaya başlamıştır. Böylelikle ülkenin kültür seviyesi artmıştır. Kütüphaneler de daha çok kitap ve dergi imkânı sağlanmıştır. Öğrencilerin kaynak bulma sıkıntısı azalmıştır. Yeni iş sahaları yapılmıştır. Sanayi gelişmeye başlamış ve ülkenin ticaret sektöründe canlanma olmuştur. İthalat azalmıştır. Dış ülkelere olan bağımlılık kalkmıştır. İhracat da artmıştır.

 

Kumaş ve kâğıt fabrikalarının kurulması toplumu olumsuz yön de etkilemiştir. Birçok meslek önemini yitirmiştir. Her ne kadar işsizlik sorunu ortaya çıkacak korkusu yaşansa da ticaretin canlanmasından dolayı iş alımı olmuş ve denge sağlanmıştır.

Mültecilerin ülkelerine dönememeleri sonucunda karşılaştıkları sorunlar neler olabilir?

Mültecilerin ülkelerine dönememeleri sonucunda karşılaştıkları sorunlar neler olabilir? Tartışınız.

 

Çeşitli nedenlerle başka bir ülkede mülteci olarak yaşamak zorunda kalan insanların bulundukları ortama ayak uydurmaları çok zor olmaktadır. Kendi kültürlerinden farklı bir yaşama ayak uydurmak hiçte kolay değildir. Başta dil, din, eğitim ve sosyal hayat gibi birçok faktör mültecileri olumsuz etkiler. Dilini bilmedikleri bir ülkede yaşamak onların sağlık, eğitim ve ulaşım gibi ihtiyaçlarını çok zor şartlarda almasını sağlar. Bu nedenle o ülkenin dilini öğrenmek zorundadırlar. Bu durum herkes için çok zorlayıcıdır. Daha sonra eğitim alabilmeleri ve özellikle çocuklarının eğitimlerini tamamlatmaları için uygun ortamların olması gerekir.

 

Dışarı çıksalar temel gıda, giyinme ve barınma ihtiyaçlarını karşılamakta da zorlanırlar. Tüm bunlar bir arada olduğu zaman psikolojik olarak etkilenmeleri çok normaldir. Yani mültecilerin kendi ülkelerine dönememeleri sonucu psikolojik, sosyal ve ekonomik anlamda sorunlarla karşılaşırlar.

 

Sosyal hayata ayak uydurmak onları zorlasa da zamanla alışırlar ancak yinede kendi vatanlarına dönmek isterler. Bu duruma verilebilecek en güncel örnek ülkemizdeki Suriyelilerdir. Ülkelerindeki savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli hem ülkemizde hem de çevre ülkelerde mülteci olarak hayatlarını sürdürmek zorunda kalmışlardır. Dünyada mülteci hakları ne kadar korunuyor gibi görünse de bu insanlar için alınan tedbirler ne yazık ki yetersizdir. Sadece Türkiye’de devletin mültecilere sağladığı haklar biraz daha fazladır diyebilirim.

İnsanların göç etmelerinin sebepleri neler olabilir?

İnsanların göç etmelerinin sebepleri neler olabilir? Söyleyiniz.

 

Tarih boyuca insanlar çeşitli sebeplerle yaşadıkları bölgelerden ve ülkelerden göç etmek zorunda kalmış veya göçe zorlanmışlardır. Bu göçler günümüzde de maalesef devam etmekte. İnsanların göç etmelerinin en büyük sebeplerinden biri terör olayları ve savaşlardır. Buna en güzel örnek Suriyeliler, Iraklılar ve Afganları verebilirim. Bu ülke hakları yılardır ülkelerinde devam eden savaşlardan dolayı komşu ülkelere göçe zorlanmışlardır.

 

İnsanların kendi yaşadığı toprakları bırakıp farklı yerlere göç etmesinin nedenlerini şöyle sıralayabilirim:

  • Terör olayları
  • Savaşlar
  • Kan davaları
  • Deprem, kuraklık, sel vb. doğal afetler
  • Ekonomik problemler, işsizlik vb. nedenler
  • Kendi bulundukları topraklarda verimliliğin düşmesi ve makineleşme
  • Tarım topraklarının miras yoluyla bölünmesi
  • Ticari faaliyetler yürütmek için
  • Daha iyi sosyal ve ekonomik bir yaşama kavuşmak için
  • Sağlık sorunları nedeniyle ve tedavi olmak amacıyla
  • Daha iyi eğitim almak için
  • İklim şartlarının değişmesi
  • Etnik ve dini baskılar
  • Farklı kültürel faaliyetlerin yürütülmesi için
  • Turizm gibi nedenlerden ötürü her yıl milyonlarca insan gerek kendi ülke içi gerekse ülke dışı yerlere göç etmektedir.

 

Göç eden bu insanların göç ettikleri topraklarda o topluma ayak uydurmaları bir hayli zaman alsa da bunu mecbur oldukları için çokta fazla tepki göstermezler. Ancak ileri ki yıllarda psikolojik olarak oldukça etkilendikleri gözlenmektedir. Çünkü göçmenlerin en büyük korkusu kendi öz varlıklarından kopup asimile olmalarıdır.

Yüz Tanıma Teknolojisi ve Hayatımıza Etkileri

Yüz Tanıma Teknolojisinin Gelişimi

 

Her ne kadar yeni bir teknoloji olmasa da, yüz tanıma teknolojisi gelişimi yapay zekanın katkılarıyla büyük bir ivme kazandı. Her gün yeni bir gelişmeye imza atan bu teknoloji, farklı oluşumların dikkatini de üzerine toplamaya başladı. Bunun sebebi, özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen toplulukların, bu tür teknolojiler ile iyice kapana kısılmış halde hissetmeleridir.

 

Yarım asırdan daha uzun bir geçmişi olan bu teknolojinin, başlarda elle tutulur bir yanı yoktu. 60’lı yıllara kadar uzanan bu başlangıç sürecinde, yüz tanıma sistemi için kişilerin yüzünde belirgin bir izleri veya farklılıkları olması gerekiyordu. Bu sayede diğer insanlardan suçluları ayırt etmeyi amaçlayan sistem, çok da başarılı çalışmıyordu.

 

Uzun yıllar çığır açan bir ilerleme kaydedemeyen “yüz tanıma teknolojisi”, yeni bir teknoloji yardımıyla hız kazanmaya başladı. Yapay zekanın hayatımıza girmesi ve kendi kendine öğrenme metodunu kullanmaya başlaması ile birlikte yüz tanıma teknolojisinde de büyük gelişmeler yaşandı. Bilgisayar ortamında oluşturulan yapay yüz hatları ile insan yüzünü daha da iyi öğrenen yapay zeka, insan yardımı veya düzeltmesi olmadan kişileri tespit etmeye başladı.

 

Zamanla yapay zeka teknolojisinin interneti kullanarak elinin ulaşmadığı yer kalmadığında, fotoğraflarımızın bulunduğu sosyal medya siteleri yardımıyla dahi  kim olduğumuz anlaşılabilecek. Bu durum hakkında çoğu insan derinlemesine düşünmek istemese de, bazı insanların gelecekte yaşayacağımız distopya üzerine korkulara sahip olmaları haksız bir düşünce değil. Gittiğiniz her yerde sizi tanıyan ve kaydınızı tutan bir dünyada ne kadar özgür yaşayabilirsiniz ki?

 

Yüz Tanıma Teknolojisi Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?

 

İnsanın sahip olduğu en belirgin kimlik üzerine böylesine kapsamlı bir teknoloji olan yüz tanıma teknolojisi, elbette ki hayatımızda büyük etkilere sahip olacak. Konu hakkında en temel çalışmaları ise güvenlik güçlerinin yaptığı biliniyor. Öyle ki ülke sınırlarında, havaalanlarında, polis araçlarında ve hatta vücuda entegre edilen gözlük, vücut kamerası gibi sistemlerde yüz tanıma sisteminin kapsamlı bir şekilde kullanılması amaçlanıyor. Kısacası güvenlik güçleri sizi tanımak istiyor ve çok da uzak olmayan bir gelecekte her attığınız adımdan haberleri olacak gibi duruyor.

 

Yüz tanıma teknolojisi, güvenlik uygulamalarının yanında farklı alanlara da hizmet edecek gibi görünüyor. Bunlardan birine ulaşmak istediğinizde, sizi en çok kimin izlemek istediğini düşünebilirsiniz. Şüphesiz ki reklam şirketleri bu teknolojiyi ilerleyen yıllarda kullanmak için harekete geçeceklerdir. Öyle ki bulunduğunuz ortamı tespit ederek ne tür şeylerden hoşlandığınızı, nerelerden alışveriş yaptığınızı veya neye ihtiyaç duyduğunuzu tespit etmeleri oldukça kolay olacaktır. Bu teknoloji  hayatımıza yeni yeni girse de, geleceğimiz bu teknolojinin ellerinde gibi duruyor. İnsanların dört bir yanını çeviren kameralar ve yakında her köşe başında bizi izleyecek olan bu teknoloji, korkunç bir distopya mı yoksa güvenli bir hayat mı vaad ediyor? Bunu tam olarak anlamamız için daha uzun yıllar geçmesi gerekiyor.

Modernizm kelimesinin çağrıştırdığı kavramlar

“Modernizm” kelimesinin size çağrıştırdığı kavramları sözlü olarak ifade ediniz.

 

Modernizm denilince aklıma gelenekten uzak geliştirilmiş entegre edilmiş çağa ayak uydurmuş kavramlar ve olgular gelmektedir. Ama modernizmin sözlük anlamı ve kavramsal anlamı şudur:

 

19 yüzyılda geleneksel kapsamda kalan sanat, edebiyat ve sosyal kavramların geçerliliğini yitirmesinden dolayı değiştirilmesi gerektiğini savunan akımdır. Bu değişkenlik ise sanayi devriminden sonra fabrika üretimine geçen toplumun hızlı gelişmesi sanatın ve sosyal bilimlerin ise geriden gelmesi onların da modernize edilmesi gerektiği ihtiyacını doğurmuştur. Sanat tarihi açısından değerlendirdiğimizde modernist hareket 19 yüzyılın ortalarına denk gelmekte ve Fransa’da doğduğu bilinmektedir.

 

Burada en çok dikkatimi çeken izm eki oluyor. İzm eki neden kelimeye getirilir ve izm aslında anlamı nedir?

 

Fanatizm modernizm post modernizm realizm sürrealizm romantizm gibi akımlar ve kavramları incelediğimizde sonumun hep aynı bittiğini görürüz. 1 bakımı kavramlar değiştirme güncelleme var olanı yok edip yenisini getirme içerikliler. Devrim içerikli olan bu kavramlar yıkıcı bir etkiye sahip ve yıktıktan sonra yapma olgusu içeriyor. Her ne kadar bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünsek de doğruluğunu kabul etsek de yıkım her zaman bir trajedidir bir trajedinin üzerine komedi oynarsanız yaptığınız komedi değil trajikomik olur.

 

Gereğinden fazla sivri tüm oluşumlar zararlıdır. Yıkıcı etki bir enkazın üzerine inşa edilen yeni yapının da elbet yıkılacağını gösteren bir ipucudur aslında. En başından kavramın oturması için yöntem değişikliğine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bedence tüm izmlerde tehlikelidir.

Duygularınızı ifade etmek için bir edebi tür seçmeniz gerekseydi hangisini tercih ederdiniz?

Duygularınızı ifade etmek için bir edebî tür (hikâye, şiir, roman…) seçmeniz gerekseydi hangisini tercih ederdiniz? Niçin?

 

Duygularımı ifade etmek için hatta tüm duygu ve düşüncelerimi ifade etmek için şiir türünü seçerdim. Şirin içerisinde var olan ritmik oluşum, kurallar ve kaideler, kavramlar, imgesel ifadeler her zaman ilgimi çekmiştir. İnsan nasıl içini bir anda açamıyorsa içinin kelamına da doğrudan söylememelidir diye düşünüyorum.  İşte bu yüzden şiirin örtük öğretici yapısı benim duygularımı ifade etmem de en uygun yöntemdir. Şiirin hangi türü tercih edilirse edilsin duyguların ifade edilişinin en naif formu ortaya çıkıyor. Örneğin aruzla yazılan divan şirinde anlatılan sevgiliyi hangi gerçeklik gösterebilir bize?

 

Ya da ölümü Cahit Sıtkı gibi kim anlatır böyle içten, hangi makale? Sizin hiç babanız öldü mü denildiğinde sızlar içimiz. Hissin ifadesi kuvvetli yapıldığında insanda etkisi de öyle derin ve büyük olmaktadır. Örneğin şu an duygularımı ifade etmek istersen şöyle bir şiir yazabilirdim.

 

Şimdi içimde bir yol

Bozuk eksik ve yaralı

Tanrı olsam derdim ki ol

Ama Tanrı değilim ben

6 gün sarmaz yaramı

Şimdi yolun başında bir kuş

Kuşun kanadında bir uçuş

Kuşun dilinde bin susuş

Ama kuş değilim ben

Bir değil bin kere sussam

Anlatamam meramımı

Şimdi aklımda bir yol

Gönlüm kalk git diyor

Aklım diyor ki gönlüne yere koy

Ama akil değilim ben

Gönül kuşumu uçurup içimden

Gideyim diyorum

Yol uzun yol, yol dertli yol, yol ki yol…