Bir konuşmanın kitleleri etkileyebilmesi sizce nelere bağlıdır?

Bir konuşmanın kitleleri etkileyebilmesi sizce nelere bağlıdır?

 

İnsanlar bir konuşma olay ya da durum karşısında kendileriyle benzerlik taşıdığında gösterirler. Konuşmanın odağı kişinin yabancı olduğu ve hiç bilmediği bir yer olduğunda kişi bundan sıkılır.

 

Daha açık bir tanım yapalım: gözleri hiç görmeyen birine gökkuşağının ne kadar güzel olduğunu söylemenizin onun açısından bir önemi ya da ehemmiyeti olabilir mi?

 

Ya da renk körü birine yeşili ve kırmızı nasıl anlatabilirsiniz. Karşınızdaki insanın penceresi darsa kapalıysa sözlerininiz ya da söylemlerinizin orada bir etki yaratması mümkün değildir. Konuşmanın içerisindeki ana düşünce, yarar olmalıdır. Sonrasında bir konuşmayı etkili hale getiren unsurlar değerlendirilmelidir.

 

  • Konuşmayı gerçekleştiren kişinin ön hazırlık yapıp yapmadığı
  • Ses tonunu doğru kullanıp kullanmadığı
  • Mimikler ile kelimelerin doğru kullanımı
  • Konuşmacının duruşu ve giyinişi konuşma yapmaya uygun mu?
  • Hitabet yeteneğinin varlığı unsurları değerlendirilmelidir.

 

Bazı insanlar birçok şey bilir ama bunu anlatma konusunda başarısızdır. Konuşma sıkıcı ve bunaltıcı bir hal alır o zamanda. Bilmek kadar aktarabilmek ve kendinin dinletebilmek de önemlidir.

Hangi durumlarda duygularınızı dışa vurma ihtiyacı hissedersiniz?

Hangi durumlarda duygularınızı dışa vurma ihtiyacı hissedersiniz?

 

İnsan hisleri ve düşünceleri ile bir bütündür.  Olaylar karşısında hislerin ve düşüncelerin değişkenliği ise insancıl tepkilerdendir. Ben hislerimi değiştiren ve aşırıya kaçan durumlarda hislerim belli etme taraftarıyımdır.

 

Örneğin çok sevdiğim birini kaybettiğimde acımı belirtmem gerekir. Bu gereklilikten çok doğal bir dışa vurumdur.  Ya da çok sevdiğim birinin mutluluğunda benim de ona eşlik etmem ve sevincine ortak olmam gerekir buda çok doğal olan bir diğer dışa vurumdur.  Temel olarak hisleri sınıflandırabiliriz.

 

Üzüntü, sevinç, sıkıntı, neşe, kızgınlık, öfke, nefret, bağlılık… Gibi.

Hayat içerisinde kayıplar yaşadığımda üzüntümü belli eder ve dışarı yansıtırım. ( ki bence ölüm dışında hiçbir acı uzun uzadıya üzülmeye değerdir. Bilinmelidir ki dünyada yalnızca ölümün çaresi yoktur. )

Başarılarım karşısında sevinçli olurum örneğin bir sınavda elde ettiğim başarının bana yaşattığı sevinci dışa vururum.

İçine düştüğüm ya da sebepsiz yere de olsa bulunduğum sıkıntı durumunu eşimle dostumla paylaşırım ve ona çözüm ararım.

Güneşli günler beni sadece varlığı ile neşelendirir ve karşılığında günün güzelliğinden bahsederim neşemi gösteririm.

Kızdığımda ve öfkelendiğimde bunu sebep olan kişiye ya da maddeye karşı gösteririm.  Ancak kontrolsüz öfke nöbetlerinden kaçınırım.

Aileme ve sevdiklerime karşı duyduğum bağlılığı onlara hal ve tavırlarımla gösterir yine duygularımı yansıtmış olurum.

Deneme yazarlarının, bir konuyla ilgili kişisel fikirlerini okuyucuyla paylaşmasının nedeni ne olabilir?

Deneme yazarlarının, bir konuyla ilgili kişisel fikirlerini okuyucuyla paylaşmasının nedeni ne olabilir?

 

Sadece deneme yazarları değil tüm yazma işiyle uğraşanların temelinde anlaşılma güdüsünün baskınlığı yatar.  Düşünce meşakkatli bir eylemdir.  Düşünen bireylerin bu düşünceleri sözcüklerle anlatmaya ve topluma mal etmeye çalışması da oldukça doğal bir tutumdur diye düşünüyorum.

 

Yazar kimdir ve amacı nedir?

Her yazma eylemi yazar olmak için yeterli kıstaslara sahip olmak anlamına gelebilir mi?

Yazarın diğer insanlardan farklı ve belli noktalarda diğer insanlarla aynı olması beklenir. İnsani boyutta değerlendirdiğimizde yazar kişi de normal ihtiyaçları olan bir insandır ancak düşünsel boyutta değerlendirdiğinizde diğerlerinden ayrılmaktadır. Masao’nu ihtiyaçlar hiyerarşisinde n yola çıkarak insanı değerlendirelim. Maslov derki, insanın ilk ihtiyacı temel ihtiyaçlardır ancak piramidin son evresinde kendini gerçekleştirme vardır ve insanın ihtiyacıdır kendini gerçekleştirmesi.

 

Bir bireyin deneme yazarak, yazar olarak kendini ifade etmesi ve düşüncelerini paylaşması hem onun ihtiyacıdır diyebiliriz bu açıdan baktığımızda hem de topluma tutulabilecek bir aynadır. Bilgili kişilerin ve aydın kesimin toplumda üstlendiği rollerden biri de bu bilgileri halka vermek ve bilgiler ışığında zihinleri aydınlatmaktır.

Bir denemeyi başarılı kılan etkenler neler olabilir?

Bir denemeyi başarılı kılan etkenler neler olabilir?

 

Deneme türünün yaratıcısı ve en başarılı ismi kabul edilen Montaigne’den örnekler vererek konuyu aydınlatalım. Montaigne denemeler adlı eserinde şöyle bir cümleye yer vermiştir.

Bir amaca bağlanmayan ruh yolunu kaybeder, çünkü her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.

 

Bu cümleyi deneme yazılarına bütünleştirdiğimiz de yazının bir amacı olması gerektiğini her şeyden aynı anda bahseden bir yazının yani denemenin başarısız olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Yine Montaigne derki duygu ve düşüncelerimizin kölesi olmamalıyız. Duygu ve düşüncelerin kölesi değil efendisi olmak yazı içerisinde kimin üstün olduğunu kelimenin yazarın önüne geçmemesini sağlamaktadır.

 

Eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi gerekir.

Eğitim bireyi değiştirir. İyi bir deneme yazısının içinde bilgiyle beraber şekillenen düşüncenin varlığı onun yüzyıllar boyunca yaşamasını sağlar.

Az sonra değişebilirim ama ruh halim değişebilir cümlesinde ise montenesin düşüncelerin değişkenliğinden bahsettiğini düşünebiliriz. Montaigne’inin şu sözü de türün değerlendirilmesi açısından oldukça önemli kabul edilebilir.

 

Şunu da söyleyeyim ki öğrendiklerimle hiç de yetinmiyorum. İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha yararlı hiçbir şey yoktur. Üstelik meydana çıkmak için insanın kendine çekidüzen vermesi gerekiyor. Ben durmadan kendimi düzenliyorum, çünkü durmadan anlatıyorum.”

 

Bir türü bir eseri anlamak ve uzun yıllar ayakta kalmasını anlamlandırmak için eseri meydana getiren kişi ve kişilerin kelimelerindeki alt metinleri keşfetmek gerekir.

Bilgi okyanusun dibindeki inci gibidir. Onu oradan çıkarmadıkça ha inci olmuş ha çakıl taşı fark etmez sözü ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

Yusuf Has Hacip’in “Bilgi okyanusun dibindeki inci gibidir. Onu oradan çıkarmadıkça ha inci olmuş ha çakıl taşı fark etmez.” sözü ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

 

Yusuf has Hacip’in mutluluk veren bilgi yani Kutadgu Bilig eserinde yer alan bu sözle anlatmak istediği bilginin kullanılmadığında bir işe yaramadığıdır.

Sözleri ve eserleri anlamak için dönemin şartlarını ve eserlerin hangi amaçlar doğrultusunda ele alınması gerektiğini bilmemiz gerekmektedir demiştir. Bu doğrultudan hareketle sözü daha iyi anlamlandırmak için dönemi ve eserin yazlı amacını ele alalım.

 

11. yüzyılda kaleme alınan eser Karahan’lı Uygur Türklerinden olan Yusuf has Hacip’in eseridir. Hakaniye lehçesi ile kaleme alınmıştır ve Doğu Karahan’lı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han’a ithaf edilmiş sunulmuştur. Mutluluk veren bilgi anlamına gelen Kutadgu Bilig içeriğinde devlet yönetimi ve halk idaresi inanışlarla alakalı bilgiler bulundurmaktadır.

 

Bir hükümdara sunulduğu için hükümdara yönelik yazılan bu sözlerden biri olan ‘bilgi okyanusun dibindeki inci gibidir. Onu oradan çıkarmadıkça ha inci olmuş ha çakıl taşı fark etmez. Sözünde Yusuf Has Hacip bir hükümdarın bildiklerinin kullanmayı ve bildiklerini gün yüzüne çıkarması gerektiğini vurgulamıştır.

 

Devletin ve halkın ayakta kalması ancak kullanılan doğru bilgi ve tecrübeyle gerçekleştirilebilir.  Sözü günümüze uyarladığımızda da kendimiz için aynı sonuca çıkarız.  Öğrendiklerimizi hayata geçirmedikçe o saklı hazineyi insanlara sunmadıkça onun bir çakıl taşından farkı olmayacaktır.

Kişisel düşüncelere dayanarak yazıldığı halde bazı denemeler pek çok insana hitap etmektedir.

Kişisel düşüncelere dayanarak yazıldığı hâlde bazı denemeler pek çok insana hitap etmektedir. Bu durumu denemenin hangi özellikleriyle açıklayabilirsiniz?

 

Deneme türünün özelliklerine göz gezdirerek bu sorunun yanıtını bulalım.

Deneme türdür makale ye benzet düşünsel niteliktedir ancak daha kısadır.  Makaleden farkı ise bir ispat zorunluluğu olmamasıdır.

Güncel konulardan yola çıkılarak kaleme alınır günübirlik olarak değerlendirmek mümkündür.

Günce ve günübirlik olan bu yazıların uzun zaman ve birçok insana hitap etmesinin arkasında yatan ise evrensel konuların işlenmesidir.

 

Örneğin Montaigne’inin denemeler eserinde kaleme kaldığı konular insanı sorunlar ilişkiler ve hayat üzerine düşünceleri kapsadığından hem türün öncüsü hem de yüzyıllardır unutulmayan ismi kılmıştır Montaigne’i.

 

Deneme türü bir diğer açıdan da yazara özgürlük veren bir türdür.  Yazar dilediği konuyu dilediği açıdan ele alabilmektedir.  Örneğin; Türkiye’nin 90 ‘lı yıllardaki sosyolojik durumu üzerine bir deneme yazısını ele alalım. Aynı şekilde yazar Türkiye’nin 90’lı yıllardaki felsefi yapısını da ele alabilir.

 

Filozoflar ya da makale yazarları bu düşünceleri bir temele dayandırmak zorunda iken deneme yazarları tek bir cümleden hareketle bile düşüncelerini beyan edebilmektedir.

Tekrar okumak istediğiniz bir roman, hikaye, şiir oldu mu?

Tekrar okumak istediğiniz bir roman, hikâye, şiir oldu mu? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.

 

Tekrar tekrar okumak istediğim kitaplar şiirler, hikâye ve romanlar oldu bunların en başında ise her zaman Ahmet Altan olmuştur.  Ahmet Altan’ın kristal denizaltı ve içimizde bir yer deneme kitaplarının hayatımın birçok evresinde dönüp dönüp okumuşluğum ve her seferinde ders çıkarmışlığım vardır.

 

Bazen kendimi çok ölümlü hissederim her insan gibi.  Ölmeyi ve yaşamayı anlamak istediğimde edebiyatımızınız ölüm şairi belki de ölümü hem naif hem serkeş anlatan en nadide isimlerinden biri olan Cahit Sıtkı’nın şiirlerini okurum. Öldük, ölümden bir şeyler umarak.

 

Bir büyük boşlukta bozuldu büyü
Nasıl hatırlamasın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.

 

Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda Akis’imizden eser yok.

 

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Örneğin bu şiiri her okuduğumda yaşamaya ne denli alıştığımızı sorgular dururum.

Edebi eserlerin tekrar tekrar okunması bireyin zamanla değişen olgunluğu ile kıyaslanabilirken eserin kalitesiyle de özdeşleştirilmektedir.  Bir kitabı dönüp tekrar okuyabilmek o kitabın içerdiği anlamı tekrar idrak etmek istemek demektir aynı zamanda.  Örneğin Paul Chello ‘nun simyacı romanının insanın her yaş dönümünde dönüp tekrar tekrar okuması gerektiğini düşünürüm.

Sizi güldüren olay ya da durumlar nelerdir?

Sizi güldüren olay ya da durumlar nelerdir? 

 

Aziz Nesin’in hikâyelerinde gözlemlediğimiz absürt komedi olarak değerlendirebileceğimiz ve belki daha doğru tanımı yakalamak adına kara mizah dediğimiz olaylar beni güldürmektedir.

 

Toplumun kanayan yanlarını anlatırken ya da bizzat içinde yaşarken bu ağalanacak halimize gülme durumu her daim bana eğlenceli gelmiştir.

 

Örneğin otobüse bindiğimizde bizden yaşça daha büyük insanların oturuyor isek yer beklemesi ve gözleriyle ya da duruşları ile rahatsız etmesi beni her zaman güldürmüştür. Elbette yer vermeyen gençler de öfkelendirmektedir ama bu beklenti çok komik gözükmektedir.

 

Toplum içerisinde insanların birbirlerine yüklediği görev ve sorumluluklar beni güldürmektedir.  Ne kadar beklenti varsa bir yerde o kadar hayal kırıklığının olacağının bildiğimden kaynaklanabilir bu durum. Yine toplumdan örneklerle gidelim.  Düşene gülünmez deriz ama ne zaman karda veya başka bir etkenle düşen birini görsek kahkahayı patlatıveririz. Gülmek için bazen sebep ararken bazen de hiç sebepsiz gülebilen insanlardan biriyim ben. Güne nasıl başladığım ve neleri nasıl gördüğümle yani bakış açımla alakalı olan bu durum sayesinde komik olmayan şeyleri bile komik gördüğüm olmuştur.

Deneme türünde bir yazı yazmak isterseniz hangi konuları seçersiniz? Niçin?

Deneme türünde bir yazı yazmak isterseniz hangi konuları seçersiniz? Neden?

 

Deneme türünde bir yazı yazmadan önce deneme türünün özelliklerini bilmek yazı yazarken zorlanmamak için önemlidir.

 

Peki, nedir deneme türü ve nasıl yazılmalıdır?

Denemenin edebiyat anlamı bir konu hakkında ispatlanması zorunlu olmayan kişisel görüş ve düşüncelerin beyan edildiği hislerin de beyan edilebildiği yazıların düz yazı formatında kaleme alınmasıdır.

 

Deneme yazılarında duygu ve düşüncelerinizi dile getirirken bir şey ispat etmek zorunda olmayışınız deneme yazılarının püf noktasıdır.  Düşünce yanlış olabilir ya da okuyucunun tasvip etmediği bir düşünce bicimi olabilir ama burada yazarın özerkliği devreye girer. Yazar öyle düşünmüş ve öyle irdelemiş ise burada neden bunu düşündün demekten ziyade, bende böyle düşünüyorum deme hakkı doğar okuyucuya. Deneme türünün dünya edebiyatındaki temsilcisi Montaigne ‘dir. Türk edebiyatında ise Tanzimat döneminden sonra görülmeye başlanan bu tür serveti fünunda detayları ile tanınmıştır.

 

Ben bir deneme yazarı olsam dönemsel yazıları kaleme alır ve onların üzerinden düşüncelerimi beyan ederdim. Bunun siyasi içerik gibi algılamadan düşünelim. Domatesin bütün yaz neden 5 – 7 TL arasında satıldığını aforizmalarla birlikte anlatan bir deneme yazarı olabilirdim. Bunun insanların daha çok kafa yorduğu bir konu olduğunu düşünüyorum.

Sel anında nasıl davranmalıyız? Yazınız.

Sel anında nasıl davranmalıyız? Yazınız.

 

Sel felaketleri doğal afetler nedeniyle oluşmaktadır. Eğer gerekli tedbirleri almazsak ve sel anında nelerin yapılacağını bilmezsek hem can hem de mal kayıpları yaşanabilir.

 

Sel anında şunları yapmamız gerekir:

  • Öncelikle eğer terk edebilirsek sel alan bölgeyi terk etmeye çalışmalıyız.
  • Yüksek bir yer bulup hemen oraya çıkmalıyız
  • Sel sularının içine girmemeliyiz. Aksi halde akıntıya kapılıp hayatımızı tehlikeye atmış oluruz.
  • Sel suyu, akıntı ve nehirlerde yürümemeliyiz.
  • Evimizdeki pencere ve kapıları korumak için taşınabilir engeller koyabiliriz.
  • Sel anında elektrik kaynaklarından uzak durmalıyız. Aksi halde elektrik çarpabilir.
  • Özellikle geceleri yaşanan sellerde çevremizi görmeyeceğimiz için daha dikkatli olmalıyız.
  • Sel anında kesinlikle suya girip karşıdan karşıya geçmeye çalışmamamlayız.
  • Sel felaketinde yaşanan ölümlerin çoğu suya girilmesinden kaynaklanır. Sel suları çok güçlü akıntılardır Bileğimize kadar olan su bizi, dizimize kadar olan su ise arabayı sürükleyecek kadar güçlü olabilir.
  • Diğer tüm felaketlerde olduğu gibi sakin davranmalı ve panik olacak davranışlardan kaçınmalıyız.
  • Böyle durumlarda yalnız hareket etmemeli bir büyüğümüzün veya ailemizin bize yaptığı uyarıları dikkate alarak onların yanından ayrılmamalıyız.