Evinizde Kullandığınız Kaynaklar Nelerdir?

Aileleri güçlü kılan en önemli unsurlardan birisi ekonomidir. Bir ailenin ekonomisi ne kadar kuvvetliyse o ailenin yaşam refah düzeyi o kadar yüksektir. Aile ekonomisinde kaynakların yeri ve önemi büyüktür. Güçlü bir aile yapısı için evdeki kaynaklar verimli bir şekilde kullanılması gerekir. Bugün insanların yaşadığı fakirliğin en önemli sebeplerinden birisi kaynakları bilinçsiz kullanmasıdır.

 

Evlerde aktif olarak kullanılan ve tasarruf yapabileceğimiz kaynaklar şunlardır:

  • ELEKTRİK: Her ay bir ailenin ortalama 100 ile 200 lira arası elektrik tüketimi vardır. Elektrik kaynağı düzgün kullanıldığı takdirde aylık ortalama 50 lira kar edebilirsiniz. Bunu yıllık baza vurduğunuzda 600 lira tasarruf edebilirsiniz. Elektrik tasarrufu için şarj bittikten sonra telefonları prizden çekmeliyiz. Televizyon fişini kapatmak, gereksiz ütü yapmamak, sıcak su için güneş enerjisi kullanmak ciddi elektrik tasarrufu sağlar.
  • SU: Evde kullanılan bir diğer kaynağımız içme sularıdır. İçme suyu konusunda hazır su içiyorsanız evinize arıtma su taktırarak ciddi tasarruf sağlayabilirsiniz. 19 litre damacana su 15 liradır. Bir ayda ortalama 45 lira içme suyuna para verdiğinizi düşünürseniz yıllık bazda 550 lira yapar. Evde bulaşıkları elde yıkamak yerine makine de yıkayarak aile ekonominize katkı sağlayabilirsiniz.
  • TELEFON: Sabit telefon kullanıyorsanız ve faturanız yüksekse bunu normal konturlu telefona çevirerek tasarruf edebilirsiniz. Telefon tarifelerinizi konuştuğunuz miktara ayarlamalısınız.

Evde Kullanılan Kaynaklar Tükenirse Neler Olur?

Ailelerin mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesi için mutlaka evde kullandıkları kaynakları düzgün kullanması gerekir. Kaynaklar evde rahat bir yaşam sürmemiz içindir. Her kaynağın bir kullanım bedeli vardır. Bugün ekonomimizin büyük bir bölümünü faturalar oluşturmaktadır. Elektrik, su, doğalgaz, telefon ve kablolu tv faturaları kazancımızın büyük bir bölümünü kapsamaktadır.

 

Kaynaklar yenilenebilir ve bitmeyen kaynaklar değildir. Bu yüzden kaynakları yerinde ve zamanında doğru biçimde gerektiği kadar kullanmalıyız. Kaynaklar bittiği zaman bizi bekleyecek felaketleri düşünerek kaynakları gereksiz yere kullanmamalıyız. Kaynaklar bittiğinde bizi bekleyen felaketler şunlardır:

  • Elektrik: En büyük eğlence kaynağımız televizyondan mahrum kalır bütün dizileri kaçırırız. Haber alamayız. Çocuklarımız çizgi film izleyemez. Telefonlarımızı şarj edemeyiz. Telefonumuzun şarjı bittiğinde internete giremez, haberleşme ağımız kesilmiş olur. Çamaşırlarımızı elimizde yıkamak zorunda kalırız. Yıkanan çamaşırları ütüleyemez kırış kırış giymek zorunda kalırız. Bulaşık yıkayamaz, tost yapamaz, müzik dinleyemeyiz. Kışın şofbenimizden sıcak su elde edemeyiz. Buz dolabımız çalışmaz yemeklerimiz bozulur. Asansörümüz çalışmaz 7. Kattaki evimize merdivenlerden çıkmak zorunda kalırız.
  • Su: Suyun tükenmesi demek hayatın durması demektir. Su içmezsek 3 gün içinde ölürüz. Çiçeklerimizi sulayamayız. Çiçeklerimiz ve bahçelerimiz kurur. Hayvanların su ihtiyacını karşılayamadığımız için hayvanlarımız ölür. Duş alamadığımız için pis kokarız. Yediğimiz yemeğin bulaşıklarını yıkayamayız. Kısacası su olmadığı zaman hayat durur.
  • Telefon: Haberleşmemiz kesilir. Dünya ile bağlantımız kopar. Uzaktaki insanlara duygu ve düşüncelerimizi iletmek için seyahat etmek zorunda kalırız.

Ailede Görev Dağılımı Yapılırken Nelere Dikkat Edilir?

Aileyi güçlü ve sağlam tutan en önemli unsur aradaki sevgi ve saygı bağıdır. Güçlü aile bireyleri arasında sağlam bir ilişki vardır. Her birey diğer bireyin mutluluğu ve huzuru için mücadele eder. Her bireyin görev ve sorumluluğu vardır. Bireyler görev ve sorumluluklarını aksatmadan yapar. Empatik düşünür. Kendini karşısındakinin yerine koyar ve olaylara onun gözünden bakar.

 

Evde görev ve sorumluluklar verilirken yeterlilik, cinsiyet ve eşitlik gibi hususlar dikkate alınarak verilir. Ailede görev dağılımı yapılırken bazı hususlar dikkate alınır. Bu hususlar şunlardır:

  • Yeterlilik: Her bireye yapabileceği görev ve sorumluluklar verilir. Bu anlamda küçük bir çocuktan soba yakması istenmez. Her bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun görev ve sorumluluk verilir.
  • Cinsiyet: Bazı görevler erkeklerin bazı görevler ise kızların yapacağı işlerdir. Görev dağılımı cinsiyete göre yapılır. Yemek yapma, bulaşık yıkama, çamaşır yıkama işleri annelerin göreviyken, soba kurma, soba yakma, bir işte çalışıp para kazanma babaların görevidir.
  • Eşitlik: Evde görevler eşitlik ilkesi baz alınarak verilir. Bütün işin anne veya babaya yüklenmesi haksızlıktır. Bu anlamda herkesin eşit iş dağılımı olmalıdır. Anne evin temizliğini ve bakımını yaparken baba evin geçimini sağlar. Çocuklar ise sofrayı kurmaya yardım edip küçük bakkal alışverişlerini yapar. Ailede görev dağılımı yaparken çocuklar arasında eşit görevler verilmelidir.

Bedensel kalıcı bozukluk ve sakatlıkların düzeltilmesinin hangi rehabilitasyon hizmetlerine dahil olduğunu söyleyiniz.

Bedensel kalıcı bozuklukların düzeltilmesi için rehabilitasyon türleri mevcuttur. Belli başlı kalıcı bozukluklar rehabilitasyon ile düzeltilebilir ve tedavi edilebilir. Bu fiziki yapının güçlenmesi ve kasların yapısının birbiri ile olan bağlantısını tekrar sağlanması ile mümkün olabilir. Bu yüzden uzman fizyoterapistler ile doktorlar ile çalışmakta fayda var. Öncelikle vücutta nasıl bir bozukluk ve yetersizlik olduğuna bakılmalı ardından bu bozuklukların hangi bölgelerde olduğu hangi kas dokularını içerdiğine dikkat edilmeli. Bedensel (ORTOPEDİK)yetersizlik dediğimiz fiziksel kaynaklı olup genel olarak vücudun el kol ayak bacak bölgeleri şeklinde ayrılabilir. Görme de duymada ve benzeri durumdaki yetersizlikler ortopedik bozukluklara girmez. Bu tür bedensel bozukluklar rehabilitasyon ile düzeltilmeye çalışılır.

Rehabilitasyon türleri:

  • Mesleki Rehabilitasyonlar
  • Ortopedik Rehabilitasyonlar
  • Kardiyak Rehabilitasyonlar
  • Nörolojik Rehabilitasyonlar
  • Kanser Rehabilitasyonlar
  • Pediatrik Rehabilitasyonlar
  • Ampute Rehabilitasyonlar
  • Pulmoner Rehabilitasyonlar
  • Kas Hastalıkları Rehabilitasyonlar
  • Obstetrik ve Ürojinekolojik Rehabilitasyonlar
  • Sporcu Rehabilitasyonlar

 

Olmak üzere 11 tane rehabilitasyon türü vardır. Hepsi için özel olarak kullanılan metotlar farklıdır bazı metotlara örnek verebiliriz:

  • Elektrik dalgaları ile yapılan rehabilitasyon türü kasların uyarılarak işlevinin daha çok yerine getirmesi amaçlanır.
  • Masaj olarak yapılan rehabilitasyonlar kan dolaşımını arttırarak bölgedeki hasar görmüş sinirlerin birbirleri ile iletişim haline geçmesini amaçlar.
  • Cerrahi uygulama bozukluk olan bölgedeki hasarı en aza indirmeyi amaçlar.
  • Bazı rahatsızlıklar için yoğun fizyoterapi programı verilebilir ve ailenin bilgilendirilmesi için aile fertlerinin de yanında olması gerekir.
  • Doğum sonrası oluşan bedensel bozukluklar için ameliyat temelli rehabilitasyonlar yapılmalı.

 

 

 

 

Tedavi hizmetlerinde basamaklı sağlık sistemine uymanın yararlarını açıklayınız.

Basamaklı sağlık sistemi 3 basmaktan meydana gelen bir sağlık uygulamasıdır. Sağlık kuruluşları için hazırlanan bu uygulama hasta doktor ve sağlık kuruluşları yönetimi için hazırlanmış olup bu hem hastayı düşünürken kuruluşu ve doktorları mağdur etmeden sistemin rahat şekilde ilerlemesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Öncelikle hastanelerde hastaların kalabalık ortamda sıra beklememesi için ve tedavi teşhis süreçlerinde yığılma olmadan doktorların doğru tanı teşhis ve tedavi yapması amaçlanmıştır. Bu sayede sağlık hizmetlerinde aksama yaşanmadan tedavilerini görebiliyor hastalar. Aynı zamanda bu uygulama sayesinde herkesin eşit şekilde sağlık hizmetinden yararlandığına emin olunur. Sağlık kuruluşları için gerekli doktor sayısındaki eksikleri gidermiş olması da bir diğer yararıdır düzenli şekilde yapılan bu uygulama doktor sayısı eksikliği için bir çözüm yolu olarak görülmüştür.

 

Basamaklı Sağlık Hizmeti

Basamaklı sağlık hizmetinin ne olduğunu ve yararlarını çeşitli kaynaklardan araştırarak arkadaşlarınıza anlatınız.

 

Basamaklı sağlık sistemi öncelik olarak sağlık alanındaki harcama miktarını azaltma için yapılan bir uygulamadır. 3 basamaktan oluşan bu sistemin yalnız fiyat olarak değil hastaların daha hızlı teşhis ve tedavi edilebilmesi için güzel bir uygulamadır. Bir çoğumuzun bu uygulama ile hastanelere giderken aslında bunun farkına bile varmıyorduk.

Birinci basamak ayakta tedavi edilebilen hastalar içindir. Hastalıkların ciddiyetine göre basmak sistemi doktorların ve hemşirelerin daha pratik ve hızlı olmasına olanak sağlamıştır. İlk rahatsızlandığınızda başvurmanız gereken sistemdir birinci basamak. Sağlık ocakları, Anne Çocuk Sağlığı Merkezleri gibi sağlık kuruluşları birinci basamak tedavi hizmeti veren kuruluşlar arasında yer almaktadır.

 

İkinci basamak sağlık sistemi ise artık hastalığa tanı konulma aşamasıdır. Tedavilerin artık uzman doktorlar tarafından yapıldığı ve doğru tanı ve teşhisin büyük önem taşıdığı bu basamak 3. Basamağın temelini oluşturur niteliktedir ve hastalığa doğru tedavinin uygulanması için çok dikkatli olunması gereken bir adımdır.

Üçüncü basamak sağlık sistemi ise en üst basamak olmak ile birlikte en gelişmiş uygulama cihazlarına ve mekanizmaya sahip olan basamaktır. Eğitim ve araştırma hastaneleri ve ruh sağlığı ve psikiyatr bölümlerin bulunduğu basamaktır.Bu sistem her hasta için teker teker doğru teşhis ve tedaviyi bulabilmek için kullanılan bir uygulamadır. Hastaların sıra beklemek ve çokça insanın aynı aşamada birikmesine karşı alınan bir önlemdir.

Her şeyin Tanrı tarafından yaratıldığına inanan bir insan için kötülük problemi nasıl çözümlenebilir?

Dünya alemine baktığımız zaman her şeyin Allah tarafından yaratıldığını görürüz. Özellikle her canlının yaratılış gayesi farklı olduğu için, Allah(c.c) tüm canlıların da Dünya aleminde seçimlerinde iyiyi, doğruyu, güzeli, kötülüğü gibi tercih kavramlarını kendi belirlediğini görmekteyiz. Çünkü insanoğlunun geçmiş yaşamından bu yana geçen zamanı süzgeçten geçirdiğimizde Allah’ın yarattığı her canlının seçimlerinde özgürlük olduğunu fakat bu özgür seçimlerini sonucunda ise katlanacağı olumlu ya da olumsuz ödüllendirmelerin olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla iyi olmanın getireceği avantajın yanında kötü olmanında da getireceği dezavantajlar vardır. Yani bir tür ödül-ceza yöntemi.

 

Her şeyin Allah tarafından yaratıldığına inanan bir insan içinde kötülük problemi ile başa çıkarken kullanacağı yöntem oldukça basittir aslında. Allah(c.c) kanunları bellidir ve insanoğlunun daha iyi yaşam süreci geçirmesi için iyi ve kötü olan durumlar açıkça beyan edilmiş. Oysa insanoğlu zaman zaman Dünya’nın çetrefilli yaşamına ayak uyduramadığı,  hırsı, intikamı, ihtirasları, bencilliği, kindarlığı gibi daha sayamadığımız birçok kötülük kavramının ağına düşmektedir. Dolayısıyla eğer ki her şey Allah yaratığı ise bir robot misali insanların her hareketini kontrol ediyor olsaydı, o zaman yaratılmamızın bir gayesi olmazdı. Bundan dolayı seçimler insanoğlunun elinde ve kötülük ile başa çıkmanın en büyük çaresi ise Allah’ın kulundan beklentilerini yerine getirme gayreti içinde olmaktır.

İslam coğrafyasında 8-12. yüzyıl çeviri faaliyetlerinin İslam felsefesinin gelişmesine katkısı nelerdir? Açıklayınız.

Bu yüzyıllarda İslam coğrafyasında felsefi düşünceler altın çağını yaşamıştır. Felsefinin temeli oluşturacak bazı düşünceler sayesinde İslam coğrafyasının felsefeye bakış açısına farklı bir temel atılmıştır. Bunun ilk nedeni ise tabi ki kendinden önceki dönemlerde yapılan farklı dillerdeki düşüncelerin Arapça’ya çevirisiyle gerçekleşmiştir. Medeniyetlerdeki çeviri faaliyetleri sayesinde görüşleri anlama olanağı doğmuş ve bu dönemde de İslam felsefesine katkı sağlamıştır.

 

Bu yüzyılda çeviriler yapıldıkça kültürel düşüncelerde değişmiştir. Özellikle bilgi evleri kurularak bu düşünceler tek tek irdelenmiş, farklı bölgelerdeki kurulan okullar sayesinde Yunan felsefi düşünceleri ile tanışma olanağı sağlanmış. Bununla beraber savaşlarla, ticaretlerle, fethedilen yerlerin kültürlerinde ortaya çıkmış eserler tek tek ele alınıp, çevrilmiştir. Bu eserlerin çevirilmesinde de halifelerin de etkisi büyüktür. Abbasi halifelerin isteği doğrultusunda farklı dillerdeki eserler Arapça’ya çevrilmiş, hatta Yunan filozofların birçok eserleri çeviriler sayesinde anlaşılmış, bu düşünceler İslam filozoflarına temel oluşturacak bazı düşünceleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla İslam coğrafyasındaki felsefi akımlar git gide gelişerek, felsefeyi merkez haline getirmeyi başarmışlar.

Anlamak için inanıyorum sözünden hareketle özgün felsefi bir deneme yazınız.

MS 2. yüzyıl-MS 15. yüzyıl felsefesinin en önemli problemlerinden biri olan inanç ile akıl arası ilişkiyi “Anlamak için inanıyorum” sözünden hareketle özgün felsefi bir deneme yazınız.

“Anlamak için inanıyorum” yargısı özellikle MS.2 ve MS15yy. damga vurmuş yargılardan biridir. Hristiyan felsefesinde yaygın olarak yer almış olan bu görüş, inancın ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Özellikle bu dönemde düşünce çağına katkısı olan ünlü düşünürler Anselmus, Aquinolu Thomas ve Ockhamlı William’dır. Onlar daha çok akıldan ziyade inancın üstünlüğü kavramı üzerinde yoğunlaşmışlardır. Dolayısıyla Hristiyan dininin getirdiği bazı inanışlardan dolayı düşünce bakış açıları akıl-inanç çerçevesinde şekillenmiştir. İnancın akıldan daha üstün olduğu düşüncesi yaygındır. Daha sonra ise bazı filozoflar, inancın temellerini aklı kullanarak açıklama yoluna başvurmuşlar.

 

“Anlamak için inanıyorum” düşüncesini Tertullian, ortaya çıkarmıştır. Ona göre insan aklı her şeyi kavrama ve anlamada yetersiz kalmaktadır. Yetersiz kalan akıl, olayları anlamak için inanmak zorundadır. Bu düşünceye onları iten en önemli sebeplerden birisi, o dönemin Hristiyan dinine olan bağlılıklarıdır.Yani tüm düşünce çerçeveleri inanç doğrultusunda hareket edip, şekillenmektedir. Dolayısıyla onlara göre bir olayın, düşüncenin, fikrin anlaşılması için inanmak gerektiğini düşünüyorlar.

MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesini MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinden ayıran temel farklar nelerdir?

MS 2-MS 15. yüzyıl felsefesini MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinden ayıran temel farklar nelerdir? Açıklayınız.

MÖ 6 yy. ve MS 2.yy’lardan yapılan felsefi akımlar ile MS2-MS15 yy’da felsefi düşünceler birbirinden oldukça farklıdır. Bu iki yüzyılları birbirinden tamamen ayıran belirli düşünceler vardır. Bunların başında şunlar gelir:

MÖ 6 yy ile MS 2yy’da filozoflar tamamen doğa olayları, insanın kendini anlaması, bilgi ve varlık üzerinde daha çok durmaktadır. Genel olarak doğa felsefesi ile uğraştıkları için onlar için ilk problemin kaynağı ise varlık olmaktadır. Varlığın ilk nedenini bulma çabası içine girmiş olan bu yüzyıldaki filozoflar ayrıca bilgi ve değer problemleri ile de ilgilenmişlerdir. Onlara göre evrenin kaynağı, insanın yaşamının amacı nedir gibi soruları akla dayandırarak açıklamaya çalışmışlardır.

 

MS 2-MS 15 yüzyıl felsefelerinde ise yukarıdaki yüzyıllara oranla çok farklı felsefi düşüncede temel farklılıklar vardır. Bu yüzyılda filozoflar felsefi düşünceleri daha çok dini temel alarak ele almışlar. Rasyonel bir bakış açısı olan bu düşüncelerde, Tanrı temelli bir felsefeden oluşmaktadır. Çünkü bu dönem filozoflarının birçoğu din adamı olmasından ötürü, yapılan felsefi düşüncelerin temeli de dine dayandırılmıştır.