Sigorta nedir? Nasıl çalışır?

Sigorta nedir? Nasıl çalışır? Araştırınız. Elde ettiğiniz sonuçları sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız.

 

Devreden geçen akım belli bir düzeyin üzerine çıktığı zaman tesisat için sorun yaratmaktadır. Bu gibi durumlarda elektrik devresini kendiliğinden açan bir elemana ihtiyaç olmaktadır. İşte bu noktada elektrik sigortası devreye girmektedir. Elektrik sigortası, devreden geçen akımın belli bir düzeyin üzerine çıkmasını önleyerek devreye bağlı elemanların ve devre alıcılarının zarar görmesini engeller. Ayrıca bu durumlar yüzünden meydana gelebilecek olan yangın ve kazaların da önüne geçerek koruma sağlayan açma elemanlarının geneli sigorta olarak adlandırılmaktadır.

 

Sigortalar devreye seri bir şekilde bağlanarak çok fazla akımın devreden geçmesini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca sigorta üzerinde belirtilen amper değerinden daha fazla akım geçmesi halinde devreyi açar.

 

Sigortalar güvenlik açısından oldukça önem taşımaktadır. Kullanım alanlarına göre çok fazla sayıda çeşitleri de bulunmaktadır.  Bu sebeple devreden geçecek olan maksimum akım değeri sigorta hassaslığında farklılıklar oluşmasına neden olarak sigortalarda kullanılan yapıların farklı şekillerde çeşitlere ayrılmasına yol açar.

 

Bu sigortaların üzerinde farklı sayılarda amper değerleri yer almaktadır. Bu amper değerleri sigortaların akım değerlerini gösterir. Eğer sigortanın üzerinde yazılı olan amper değerinden fazla bir akım devreye gelmiş ise sigortayı devreyi açarak akımın geçmesine engel olur. Bu anlamda sigortalar özellikle ev içi tesisat sisteminin önemli koruyucuları olma özelliğini taşırlar. Ayrıca yüksek elektrikle çalışan büyük işletmelerde de oluşabilecek kazaları önlemek açısından oldukça değerli elektrik sistemleridir.

Katıları taneciklerini bir arada tutan kuvvetlere göre sınıflandırınız.

Katıları taneciklerini bir arada tutan kuvvetlere göre sınıflandırınız.

 

Katı maddeler tanecikleri arasında bulunan bağın kuvvetinden dolayı aralarındaki boşluk yok denecek kadar azdır. Maddenin hallerinden en düzenli yapıya sahip olanıdır, belirli kütle ve hacme sahiptir. Katılar aralarında bulunan çekim kuvvetlerine göre farklı gruba ayrılmaktadır. Bunlar iyonik katılar, kovalent katılar, iyonik katılar ve moleküler katılardır. Bu türlerin hepsi belirli bir örgü yapısına sahiptir. Örgülerin aralarında bulunan bağ türüne göre de farklı isimler almışlardır. Bu katı türlerinin özelliklerini kısaca açıklarsak:

 

 İyonik katılar:

  • Tanecikleri içerisinde yer alan örgü noktalarında pozitif ve negatif yüke sahip iyonlar bulunmaktadır.
  • Bu tür katıları bir arada tutan kuvvete elektrostatik çekim kuvveti adı verilir.
  • Erime ve kaynama noktaları diğer katılara göre daha yüksektir.
  • Katı halde elektriği iletmezler, sadece sulu çözelti halindeyken elektriği iletebilirler.

 

Molekül katılar:

  • Bu tür katıların örgü noktalarında atom veya molekül adı verilen tanecikler bulunmaktadır.
  • Kovalent bağlı bileşiklerden katı halde bulunan katılara verilen addır.
  • Genellikle erime ve kaynama noktaları düşük olduğundan tanecikleri arası çekim kuvveti de düşüktür.
  • Elektrik iletkenlikleri yok denecek kadar azdır.

 

Kovalent Katılar:

  • Bu tür katılarda örgü noktalarında yalnızca atom adı verilen parçacıklar bulunmaktadır.
  • Üç boyuta sahip bir ağ yapısı mevcuttur.
  • Erime noktaları diğer katı türlerine kıyasla oldukça yüksektir.
  • Bu tür katılara elmas, SiS2 ve SiC örnek olarak gösterilebilir.

 

Metalik Katılar:

  • Her örgü noktası üzerinde aynı metalin katyon iyonu bulunmaktadır.
  • Isı ve elektriği çok iyi şekilde iletirler. Genellikle periyodik tablo üzerinde B grubunda yer alırlar.
  • Kırılgan olmayan bir yapıya sahip olduklarından levha veya tel haline kolaylıkla getirilebilirler.

Tanecikleri arasında en güçlü etkileşimler bulunan ve kaynama noktası en yüksek olan katı hangisidir?

Tanecikleri arasında en güçlü etkileşimler bulunan ve kaynama noktası en yüksek olan katı hangisidir?

 

Erime noktası yüksek olan bir maddenin tanecikleri arasındaki çekim kuvveti fazla olduğundan kaynama noktası da aynı ölçüde yüksek değere sahiptir. Yukarıda verilen maddeler arasında erime noktası 3547 derece gibi yüksek bir değer sahip olan elmas katısı kaynama noktası olarak da yüksek bir değere sahiptir. Yapısı bakımında sert bir yapıya sahip olan elmas kömür maddesinin binlerce yıl toprak altında kalmasıyla oluşmaktadır. Geçen bu süre içerisinde tanecikleri arasındaki çekim kuvveti sürekli olarak artmakta ve bu sayede sert bir yapıya sahip olmaktadır. Peki bu elmas maddesinin özellikleri nelerdir?

 

  1. Doğada çok nadir olarak rastlanan elmas, maddi değerinin oldukça yüksek olmasının yanında Dünya üzerinde yer alan en sert maddeler arasında da yer almaktadır.
  2. Yaşamsal faaliyetlerimiz için oldukça büyük bir öneme sahip olan karbon elementinin modifikasyonları grafit ve elmastır. Buradan yola çıkarak elmas ana maddesi olan karbon elementinin bazı özellikleri taşımaktadır.
  3. Elektriği mükemmel denecek kadar çok iletebilen elmas aynı zamanda ışığı da çok iyi yansıtmaktadır. Dünya üzerinde bulunan maddelerden en saydam olanı elmastır.
  4. Günümüze kadar keşfedilmiş olan elmaslardan en genç olanı bir milyar yaşında, en yaşlı olanı ise yaklaşık 4 milyar yaşında olduğu tahmin edilmektedir.
  5. Elmas sahip olduğu sert yapısı nedeniyle oldukça kesici bir yapıya da sahiptir. Bu özelliğinden dolayı bazı endüstri alanlarında kesici madde olarak kullanılmaktadır.

Hangi tür katılarda zıt yüklü iyonların etkileşimi vardır?

Hangi tür katılarda zıt yüklü iyonların etkileşimi vardır?

 

Bazı elementler elektron alışverişi sonrasında eksi veya artı yüklü iyonlar haline dönüşebilir. Bu iyonlardan negatif yüklü olanlar elektron çoğunluğuna sahiptir ve anyon olarak adlandırılırlar. Pozitif yüklü iyonlarda ise proton çoğunluğu hakimdir ve katyon olarak adlandırılırlar. Zıt yüke sahip olan bu iyonlar arasında elektrostatik bir çekim kuvveti oluştuğundan bir araya gelerek bileşik oluştururlar. Bu bileşiklerden katı halde bulunanları iyonik katı olarak adlandırılır. Katı maddeler atomları arasında en az boşluk bulunan haldir. Bu maddelerin belirli şekil ve hacimleri vardır. Bu tür katıların örgü noktalarında iyonlar yer almaktadır ve bir arada kalmalarını bu noktalar sağlamaktadır. İyonik katıların özelliklerini ise şu şekilde sıralayabiliriz.

 

  • İyonik katının atomlarını bir arada tutan kuvvet içerisinde yer alan pozitif ve negatif yüklerin sahip olduğu elektrostatik çekim kuvvetidir. Bu çekim kuvveti sayesinde bu tür katılar düzgün bir örgü yapısına sahiptir.
  • Bu tür katıların içerisinde yer alan anyon bölgeleri genel olarak katyonlara göre daha fazladır. Anyonların oluşturduğu boşluklara ise katyonlar yerleşmiştir ve bu sayede birbirinden ayrılmadan durabilmektedir.
  • İyonik bileşikler arasındaki güçlü etkileşim sebebiyle bu tür maddeler daha sert bir yapıya sahiptir. Erime ve kaynama noktaları ise yüksektir.
  • İyonik katılar doğal haliyle elektriği iletmezler. Su içerisinde çözünen bu maddelere sulu çözelti adı verilmektedir. Bu haldeyken ise elektriği az da olsa iletebilirler.

Katılardan hangisinde tanecikler arasındaki etkileşim en zayıftır?

Katılardan hangisinde tanecikler arasındaki etkileşim en zayıftır?

 

Yukarıda verilen katılar arasında tanecikler arası etkileşim en zayıf olan element iyottur. Erime ve kaynama noktası düşük olan maddelerin tanecikleri arasındaki etkileşim zayıf olduğundan düşük ısılarda kopması sağlanır ve bu sayede hal değişimi gerçekleşir. 113 derece gibi düşük sıcaklıkta katı halden sıvı hale geçebilen iyot aralarında en düşük etkileşime sahip olan elementtir. Peki bu iyot elementinin özellikleri nelerdir ?

 

Atom numarası 53 olan ve periyodik cetvel üzerinde halojenler adı verilen 7A grubunda yer almaktadır. Klor, flor ve brom gibi elementlerle aynı grupta yer alan iyot, doğada serbest halde bulunmamaktadır. Çoğunlukla deniz suyundan elde edilen tuzun içerisinde yer alan elementin sembolü “I”’dır. Daha çok ilaç sektöründe yararlanılan iyot tuzlarda, gıda katkılarında, boyalarda, antiseptiklerde de kullanılmaktadır. Yaraların mikrop kapmaması ve iyileşmesi amacıyla kullanılan tentürdiyotta da iyot bulunmaktadır. İyot yapısı bakımından iyileştirici ve kan çekici bir özelliğe sahiptir. Tıp alanında kullanılmasının asıl sebebi de budur.

 

Temel Özellikleri:

  • Elementlerin atom numarasına göre sıralandığı periyodik cetvel üzerinde 53 atom numarası dolasıyla halojenler olarak da adlandırılan 7A grubunda yer almaktadır.
  • Genel olarak mor ve koyu bir renge sahip olan iyot elementi, koyu ve gri renge sahip parlak bir yapı olarak da görülebilir.

 

Fiziksel Özellikleri:

  • Doğada fiziksel olarak katı halde bulunan elementin yoğunluğu yaklaşık olarak 5 gramdır.
  • Erime noktası 113,7 derece iken kaynama noktası 184,3 derecedir.
  • Isıtıldığında açığa çıkan gazın burnu tahriş etme gibi bir özelliği bulunmaktadır.
  • Ametal elementler grubunda yer aldığından doğada birçok element ile bileşik oluşturma eğilimine sahiptir. Bu elementler metal veya ametal atomlar grubuna ait olabilir.

Çinko hangi tür katı sınıfına girer?

Çinko hangi tür katı sınıfına girer? Bu tür katılara farklı örnekler veriniz.

 

Periyodik tablo üzerinde 2B grubunda yer alan çinko, açık gri renge sahip erime noktası düşük olan kırılgan bir metaldir. Katılar özellikleri bakımdan metalik, iyonik, kovalent ve moleküler olmak üzere dört farklı gruba ayrılır. Çinko elementi ise metalik katılar arasında yer almaktadır. Geçiş elementleri olarak adlandırılan B grubunda yer alan çinko günlük hayatta birçok kullanım alanına sahiptir. Eski çağlarda insanlar arasında sahte gümüş olarak bilinen bu element sert yapısından dolayı kırılgandır. 120 derece sıcaklıkta ancak şekillenebilmektedir.

 

Çinko elementi tüm bileşiklerinde yükseltgen olarak görev yapar sadece +2 değerlik almaktadır. Bu elementin gündelik hayatta kullanım alanlarından bazıları ise şunlardır:

 

  1. Tıp alanında da kullanılan çinko, diş dolguları oluşturmak amacıyla cıva ile karıştırılarak malgama adı verilen bir şekil oluşturulur. Bu sayede diş dolgularının daha sağlam bir yapıya sahip olması sağlanır.
  2. Çinko elementi ciltte su kaybını önlediğinden, kuru ciltler için tavsiye edilen merhemlerin içerisine de katılmaktadır. Fazlası deriye zarar verebileceğinden ince bir tabaka halinde cilde sürülmesi tavsiye edilmektedir.
  3. Şarj edilebilir pillerde, demir çelik ürünlerinde, çatı yapımı ve inşaat sektörlerinin diğer alanlarında uzun ömürlü bir yapıya sahip olduğundan sıklıkla tercih edilmektedir.
  4. Oksijen elementiyle çinko oksit adı verilen yapı haline kibrit yapımında, lastik üretiminde ve kozmetik ürünlerinde kullanılmaktadır.
  5. Çinkonun bir diğer özelliği ise insan vücudunda bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını sağlamasıdır. Bu özelliğinde dolayı birçok vitamin ve mineral içeren ilaçlarının yapımında da kullanılmaktadır.

 

Metalik katılar grubuna dahil olan bu maddenin yanı sıra birçok element de metalik özellik göstermektedir. Bunlardan bazıları; demir, alüminyum, gümüş, altın ve platindir. Bu maddeler de çinko elementi ile hemen hemen aynı özelliklere sahiptir.

Deterjanlardan kaynaklanan çevre sorunları nelerdir?

Deterjanlardan kaynaklanan çevre sorunları nelerdir? Örnek vererek açıklayınız.

 

Her alanda teknoloji ve bilimin gelişmesi ile birlikte birçok yeni maddeler icat edilmiştir. Bu maddelerden bazıları ise günlük hayatımızı kolaylaştıran, bulaşık ve çamaşırlarımızı tertemiz parlatan deterjanlardır. Eskiden kullanılan arap sabunu ve killi sular yerini tamamen deterjan, tablet ve yumuşatıcı gibi kimyasallara bırakmıştır. Bu maddeler her ne kadar günlük hayatımızı kolaylaştırsa da aynı oranda sağlığımızı ve çevreyi tehlikeye sokmaktadır.

 

Çağımızın hastalıklarından olan ve neredeyse 3 kişiden birinde görülen kanser hastalıkları bu gibi kimyasallar nedeniyle yaşanmaktadır. Örnek vermek gerekirse ;

 

  • Çamaşır makinesinde yıkanan çamaşırların tamamen bu kimyasal maddelerden arınabilmesi için yaklaşık 8 ton sui le durulamanız gerekli,
  • Bulaşık makinelerinde yıkadığınız bulaşıkları üzerine bulaşan kimsayallardan tamamen arındırabilmek için 6 ton sui le durulamanız gerekli,
  • Bir adet çay kaşığı üzerine bulaşan kimyasalları arındırabilmek için 18 litre sui le yıkamalısınız.

 

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi günlük hayatta kullanılan bu kimyasallar bütün malzemelerimize işlemekte ve sağlığımıza ciddi oranda zarar vermektedir. Sağlığımızın haricinde bu kimyasallar sokağa döküldüğünde toprak ve kayalar yardımıyla yer altında bulunan ve evlerimize ulaşan içme sularına karışmaktadır. Bizim haricimizde bu su kaynaklarından su ihtiyaçlarını gideren diğer canlılarında yaşamını tehlikeye atmaktadır.

 

Bu deterjan ve diğer kimyasalların genellikle paketleri plastik maddelerden yapılmaktadır. Kendi verdikleri zararların haricinde taşıma amacıyla kullanılan bu plastikler doğaya atıldığında yaklaşık 1000 yıl içerisinde çözünmektedir. Bu süre zarfında içerisinde yer alan kimyasallar doğada su ve diğer yaşam kaynaklarına karışarak doğrudan bizi, hayvanları ve bitkileri etkilemektedir. Bitkiler kökleri yardımıyla aldıkları suyu diğer kısımlarına taşıyarak büyüme ve meyve oluşumunu sağlamaktadır. Bizim çevreye verdiğimiz bu zararlardan dolayı bitkilerden elde edilen meyve ve sebzeler de zarar görmektedir.

Pillerin geri dönüşümü diğer atık maddelerden neden ayrı yapılmalıdır?

Pillerin geri dönüşümü diğer atık maddelerden neden ayrı yapılmalıdır? Açıklayınız.

 

Günlük yaşantımızda hayatımızı kolaylaştıran birçok alet pil yardımıyla çalışmaktadır. İçerisinde bulunan bazı metaller sayesinde enerji üreterek bu enerji sayesinde birçok teknolojik aletin faaliyetlerini yerine getirmesini sağlamaktadır.

 

Kullanım süresi dolmuş ve atık pil olarak adlandırılan bu ürünler tıpkı kâğıt, cam, metal ve yağ gibi maddeler gibi geri dönüştürülebilir. Bunun için kullanım süresi tamamen bitmiş atık pilleri bir yerde biriktirerek bunları çevremizde birçok alanda yer alan atık pil kutularına atabilirsiniz. Burada biriken atık piller toplanarak Kocaeli ve Ankara’da yer alan ayırma tesislerine getirilir. Burada içerisinde yer alan maddeler göre ayrılan piller çatal kaşıktan cep telefonuna kadar birçok ürünün yapımında ham madde olarak kullanılmaktadır. Tap-der tarafından ülkemizde gerçekleşen atık pilleri geri dönüştürme çalışmaları giderek yaygınlaşmaktadır. Okullarda yapılan seminer, kongre gibi faaliyetlerle yeni nesillere atık pillerin geri dönüşümünün ne kadar önemli olduğu anlatılmaktadır.

 

Her geçen gün bilinçlenen bireyler sayesinde daha çok atık pil toplanarak hem ham madde ihtiyacı karşılanmakta hem de atık pillerin çevreye verdiği zararlar önlenmektedir. Rastgele etrafa atılan piller içerisinde yer alan ağır metaller nedeniyle birçok çevre kirliliğine neden olmaktadır. İçerisinde yer alan cıva metalinin çok az bir miktarı bile canlıların ölümüne sebep olmaktadır.

 

Su döngüsü sayesinde yeryüzüne ulaşan sular toprağa karışmış olan pillerde yer alan kimyasallar nedeniyle kirlenmekte ve evlerimize çeşme suyu olarak gelen suyun zehirli olmasına sebep olmaktadır. Her alanda geri dönüşüm sonucu kullanılabilen piller diğer geri dönüşüm maddeleri ile aynı kaba konulduğunda tepkimeye girerek zararlı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden pilleri ayrı olarak okul, belediye ve muhtarlık gibi alanlara yerleştirilmiş olan atık pil toplama kutularına atmalıyız.

Plastiklerden kaynaklanan çevre sorunlarının neler olduğunu kısaca açıklayınız.

Plastiklerden kaynaklanan çevre sorunlarının neler olduğunu kısaca açıklayınız.

 

Gündelik hayatta birçok alanda kullandığımız plastik malzemeler hem sağlığımıza hem de çevreye oldukça ciddi zararlar vermektedir. Doğaya atılan bir plastik suda 400 yılda çözünürken kara üzerinde yaklaşık olarak 1000 yılda çözünmektedir. Çözünme sırasında plastik maddelerden etrafa yayılan kimyasallar taş ve toprak aracılığıyla doğaya karışmaktadır. Bu kimyasallar su döngüsü sayesinde yeryüzüne tekrar dönen içme sularımıza ve bu sularla sulanan gıda ürünlerine karışarak sağlığımızı ciddi oranda tehlikeye sokmaktadır.

 

Dünya üzerinde yer alan plastik ürünlerin yalnızca %1’i geri dönüştürülürken geri kalan %99’luk kısmı doğada kalmaktadır. Yapılan bir araştırmada birçok alanda kullanılan plastik poşetler bizler tarafından yaklaşık 12 dakika kadar kullanılmakta ve bu kadar bir zaman için doğaya büyük bir zarar vermektedir. Her yıl yaklaşık 100 binin üzerinde hayvan insanlar tarafından doğaya bırakılan plastik maddeler nedeniyle yaşamını yitirmektedir. İsrail, Meksika, Kenya, Hindistan ve Fransa gibi ülkelerde plastik poşet kullanımı tamamen yasaklanmış ve ortaya çıkacak olası zararların önüne geçilmiştir.

 

Türkiye hariç diğer Avrupa ülkelerinin hemen hemen hepsinde doğada çözünebilen plastik maddeler kullanılmaktadır. Plastik poşetler ise sadece parayla satılmaktadır. Plastik kullanımı azaltılarak yılda yaklaşık 1 milyon varil petrol tasarrufu yapılmaktadır. Bu sayede hem çevreye verilen zarar azaltılmış olur hem de enerji tasarrufu yapılabilir. Petrolde %93 oranında dışa bağımlı bir ülke olduğumuz düşünüldüğünde plastik kullanımı ülke ekonomisine de büyük oranda zarar vermektedir.

 

Hayvanların yeryüzünde plastik kullanımı yüzünden yok olması, içtiğimiz su ve yediğimiz besinlerin içerisine karışan kimyasallar plastiklerin ne kadar zararlı olduğunu göstermektedir. Bu yüzden bireysel veya toplum olarak plastik kullanımı konusunda hassas davranmak bütün canlıların sağlığı ve Dünya’nın geleceği için çok önemlidir.

Atmosfere salınan karbon dioksit gazının başlıca kaynakları nelerdir?

Atmosfere salınan karbon dioksit gazının başlıca kaynakları nelerdir? Açıklayınız.

 

Karbondioksit, insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan en önemli sera gazıdır. Fosil yakıtların yakılarak dumanının havaya verilmesi bu gazın oluşmasındaki en büyük etkenlerdendir. Havaya salınan bu gazın neredeyse yarısı atmosferde kalarak birikir ve insan hayatını olumsuz yönde etkiler. Dünya üzerinde karbondioksit birikiminin en yoğun olduğu bölgeler Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa gibi salınımın en çok yapıldığı yerlerdir. İlkbahar ve yaz aylarında fotosentez yapan bitkiler sayesinde bu karbondioksit bir miktar emilerek oksijene dönüştürülmektedir. Bu sayede atmosferde bulunan sera gazlarının bir miktarı kaybolmaktadır.

 

Kuzey Yarım Küre’de salınan karbondioksitin yerine Güney Yarım Küre’de ise bol miktarda karbon monoksit salınımı yaşanmaktadır. Bu gaz türü hem insanlara hem de çevreye büyük oranda zarar veren zehirli bir gazdır. Yaz aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle ortaya çıkan orman yangınları sonucunda bu gaz oluşmaktadır. Burada oluşan bu gazlar sadece bu bölgede kalmaz, rüzgar yardımıyla Dünya’nın diğer bölgelerine de ulaşmaktadır.

 

Yaz mevsiminden sonbahar mevsimine geçişte bitkiler tarafından yapılan fotosentez miktarı azaldığından havaya salınan karbondioksitler tekrardan birikmeye başlar. Bitkilerin yaptığı fotosentez havada bulunan karbondioksitin tamamını yok etmede yeterli olmadığından her sene bir miktar gaz kalıcı olarak birikmeye başlar. Bu da küresel ısınma olarak da adlandırılan ve Dünya’nın sürekli olarak ortalama sıcaklığının artmasına neden olmaktadır.

 

Yukarıdaki bilgilerden yola çıkarak atmosferde biriken karbondioksit gazlarının ve küresel ısınmanın ana sebebi insanların gerçekleştirdiği faaliyetlerdir. Evlerimizde ısınma amaçlı olarak kullanılan fosil yakıtlar, araçlarda yakıt olarak kullanılan kaynaklar yanma sonucu atmosfere karbondioksit gazı biriktirmektedir. Bunların haricinde sanayi alanında kullanılan kimyasallar havaya oldukça zarar vermektedir. Artan nüfus ile doğan bu ihtiyaçlar hem soluduğumuz havayı kirletmekte hem de küresel ısınmaya yol açmaktadır.