Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen beşeri faktörler hangileridir?

Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen beşerî faktörler nelerdir?

 

Nüfusun dağılışında doğal olduğu kadar beşeri faktörler de önemli bir noktada yer alabilmektedir. Nüfusun gelişmesinde insanların ihtiyaçları ve faaliyetleri doğrultusunda şekillenmekte ve zaman geçtikçe de değişkenlik gösteren kriterler olarak da adlandırılmaktadır. Örnek vermek gerekirse Türkiye’nin ilk kurulduğu zamanların sanayinin fazla gelişmediği dönemler olarak görülebildiğinden dolayı kırsal kesimlerde var olan bir yerleşme görülebilmektedir. Bu dönemlerde idari ya da maden faaliyetlerinden dolayı az da olsa bir yerleşme durumu söz konusudur. Sanayi faaliyetlerinin gelişmesinden dolayı kırsal kesimden kentlere doğru göçler başlayarak beşeri faktörlere dayalı nüfus dağılımında da değişkenlik görülebilmiştir.

 

Tarım en önemli beşeri faktör olarak görülebilmekte olup; insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacağından dolayı yerleşmede büyük pay sahibi olarak değerlendirilmektedir. Ülke içerisinde var olan Iğdır, Amasya, Rize, Denizli ve Aydın gibi şehirlerin bu şekilde dağılabildiği de görülebilmektedir.

 

Sanayi ve ticaret bağlı olarak olan nüfus; tarıma göre daha fazla olarak değerlendirilebilmektedir. Sanayinin gelişmesinden dolayı üretimin artması ve ticaretin gelişmesi de söz konusu olabilecektir. Bu nedenden dolayı da bu tip beşeri faaliyetlerde aktif olacak olan kişi sayısının fazla olmasından dolayı önemli bir beşeri faktör olarak görülmektedir. İzmir, Kocaeli, İzmit, Adana, Karabük ve İskenderun gibi şehirlerdeki nüfus dağılımı bu nedenden dolayı gerçekleşebilmektedir.

 

Ülkemizin farklı noktalarında farklı yer altı kaynaklarına rastlanıldığından dolayı, çıkarılmak üzere insan gücüne gereksinim duyulmaktadır. İş olanaklarından dolayı bu tip yeraltı kaynaklarının zengin olduğu noktalarda yerleşim de olabilmektedir. Zonguldak(taş kömürü), Soma (Linyit kömürü), Batman(petrol) Sivas Divriği(Demir) ve Artvin Murgul(bakır) bu tip yerleşim alanlarına örnek olarak görülebilmektedir.

 

Sezonluk olarak nüfus artışının görüldüğü noktalar da ülkemiz içerisinde bulunabilmektedir. Bunun sebebi, ise gerek deniz gerekse de tarih turizminden dolayı olarak söylenebilmektedir. Çanakkale, Bodrum, Marmaris, Foça ve Antalya gibi şehirlerde bu tip anlık bir nüfus artışının olabilmesi de söz konusudur.  Aynı zamanda da ülkede termal turizmi de son zamanlarda rağbet görebilmektedir. Denizli, Kütahya ve Haymana gibi noktalarda da bu tip tesisleri görebilmek mümkündür.

 

Eğitimden kaynaklı olarak şehir değiştirmek ve yılın büyük bir kısmını bu şehirde geçirecek olan gençlerde beşeri faktörler arasına yeni eklenen eğitim olgusunu yerleştirebilmektedir. Özellikle Eskişehir ve İstanbul gibi şehirlerin eğitimden dolayı nüfusun fazlasıyla artış gösterdiği de görülebilmektedir.

 

İdari ve askeri sebepten dolayı da bazı şehirlerde yerleşimin had safhada olduğu görülebilmektedir. Ankara’nın nüfusunun başkent olmasından dolayı bu denli yüksek olduğu da söylenebilmektedir. Aynı zamanda da Malatya, Eskişehir, Kars ve İzmir Foça gibi bölgeler de askeri nüfusun yüksek olduğu alanlar olarak ifade edilebilmektedir.

Yaşadığınız çevredeki iklim ile tarım faaliyetleri arasında nasıl bir bağlantı bulunmaktadır?

Yaşadığınız çevrede iklim ile tarım faaliyetleri arasında nasıl bir bağlantı vardır?

 

İklim ile bölgede hasat edilecek ürünlerin şekillenmesi durumu arasında doğrusal bir bağ bulunmaktadır. İklimsel şartlara dayalı olarak farklı farklı bitki tipleri yetişebildiğinden dolayı değişik mahsullerin alınabilmesi söz konusu olmaktadır. Sıcaklık değerleri ve yağış biçimine göre bitkilerin verimlerinin en uygun şartlar altında sağlanabilmesi adına insanların tarım faaliyetlerinde bu türde bir girişim içerisinde yer alabilmeleri durumu da görülebilmektedir.

 

Karadeniz Bölgesi gibi oldukça nemli bir bölge içerisinde halkın temel besin maddesi mısır olarak görülebilmektedir. Nemli ve fazlasıyla yağış alan bir bölge olmasından dolayı bu bölgede buğday yetişemediğinden kaynaklı olarak mısıra olan bir yönelimin gerçekleştiği de görülebilmektedir. Aynı zamanda da çay ve fındık gibi mahsullerin Türkiye coğrafyasında sadece bu bölgede yetişebilmesinin temel sebepleri arasında var olabilmektedir.

 

Marmara ve Ege Bölgeleri’ne bakıldığında ise yazları kuraklığa dayanabilen ve az suyla gelişebilen bitki tiplerinin tarım faaliyetleri içerisinde olduğu görülebilmektedir. Aynı zamanda da kış aylarında 0 dereceye kadar inen sıcaklıklara da direnç gösterebilecek mahsullerin üretilmesi girişiminde de bulunulmaktadır.

 

İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ise kış aylarında genellikle kar yağışının görüldüğü bölgeler olduğundan dolayı tarımda dayanıklşı bitkilerin üretiminin gerçekleştiği alanlardır. Yaz aylarında da aşırı kuraklık ve susuzluğun olmasından dolayı bitki tercihlerinin de bu şekilde gerçekleştirilmesine özen gösterilmektedir.

 

Akdeniz Bölgesi; tropikal iklime biraz daha yakın olmasından dolayı muz ve kivi gibi meyvelerin üretiminin gerçekleştirilebileceğinin yanı sıra sıcak alanlarda ve aşırı su isteyen bitki tiplerinin yetiştiği alanlardır. Ülkemizin tropik meyve ihtiyacı da genel olarak bu bölge içerisinden karşılanabilmektedir.

Fiziki haritaya bakarak ülkemizde bulunan dağlar ve ovalara örnek veriniz.

Fiziki haritaya bakarak ülkemizde bulunan dağlar ve ovalara örnekler veriniz.

Fiziki haritalar herhangi bir konumdaki yeryüzü şekillerini ve su kaynaklarını gösterebilmektedir. Ülkemizde en yaygın olarak bilinen yeryüzü şekilleri de genel olarak yükselti ve uzunluk kriterine bağlı olarak tanımlandığından dolayı ülkenin enleri arasında yer alabilmektedir. Bulunduğu noktaları doğrudan ya da dolayı bir biçimde etkileyerek önemli bir noktada da kendini gösterebilmektedir. Bunun için o bölgede yaşayan kişiler için de önemli bir noktada da kabul görebilecek türde olması ile önemli bir boyutta yer alabilmektedir.

 

Su kaynakları bakımından ülkemizde önemli olan yerler en büyük göl olan Van Gölü ve ikincisi olarak ise Tuz Gölü olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda da Isparta yöresinde bulunan Göller Bölgesi de bu tip yeryüzü şekilleri bakımından yaygın olmasından ötürü de bilinen bir nokta olarak değerlendirilmektedir.

 

Ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak ile beraber Yeşilırmak İç Anadolu Bölgesi’nin tarımla ilişkilendirilmesi noktasında oldukça önemli bir noktada yer almaktadır. Aynı işleve sahip olan diğer nehirler ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde var olan Dicle ve Fırat nehirleri olarak dikkatleri çekmektedir. Seyhan ve Ceyhan Nehirleri Çukurova’yı beslerken; Büyük ve Küçük Menderes nehirleri ise Ege Bölgesi’ni canlandırmaktadır.

 

Dağlara bakıldığında ise ülkenin güney bölgesinde Toros Dağları’nı görebilmek mümkündür. Aynı zamanda ülkenin en doğu yakasında en yüksek dağ konumunda olan Ağrı Dağı’nı görebilmek mümkündür. Genelde ülkemizin dağları kış kayak turizmi ile de dikkat çekmekte olup; Uludağ, Palandöken ve Kartalkaya bu faaliyet için son derecede işlevsel bir boyutta var olmaktadır. Adıyaman sınırları içerisinde kendini gösteren Nemrut Dağı ise; tarihi yapısından ve eşsiz manzarasından dolayı sürekli olarak gezilen alanlardan bir tanesidir.

Fiziki haritalarda sarı ve kahverengi renk hangi anlama gelmektedir?

Fiziki haritalarda sarı ve kahverengi renk hangi anlama gelmektedir?

Yer şekillerini gösteren ve yeryüzü şekilleri hakkında bilgi edinmemizi sağlayan haritalara fiziki haritalar adı verilmektedir. Dağlar, ırmaklar, ovalar, göller, akarsular eğim, yükselti gibi yeryüzü oluşumlarının tümünü, yükseltilerine göre renklendirerek (denizler mavi tonları iken karalar kahverengiden sarıya doğru ve yeşil gibi) gösterilen haritalardır. Fiziki haritalar yeryüzünde bulunan kabartı ya da düzlükleri göstermektedirler. Fiziki haritalar Orta ya da büyük ölçeklilere sahiplerdir. Fiziki haritalar hazırlanırken eş derinlik eğrileri ve eş yükselti eğrileri geniş aralıklar ile geçirilmektedir. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalar yardımı ile bulunabilmektedir. Bu sayede o yerin iklimi, bitki örtüsü ve daha pek çok bilginin elde edilmesinde de yardımcı olmaktadır.

 

Fiziki haritalar büyük ve orta ölçekli yapılara sahip olmak ile birlikte oluşumlarında hizmet ettikleri amacı uygulayabilmek için renklendirme yöntemi kullanılan haritalardır. Fiziki haritalar üzerinde sadece belirli renkler değil aynı zamanda bu renklerin tonları da mevcuttur. Renk tonlamaları açık ve koyu olan bu renkler karada bir yerin yükseltisini ya da eğimini bildirmek ile birlikte denizlerde ise renk tonlaması derinliğin ifade edilmesine yardımcı olmaktadır. fiziki haritalar üzerinde sarı renk yaylaların ve ovaların bulunduğu bölgeleri göstermekte olup kahverengi olan alanlar dağların olduğu yerleri gösterir. Öte yandan dağların yüksekliği arttıkça kahverengi koyu kahverengiye doğru geçişler yapar.

Yönleri Bilmemiz Neden Önemlidir?

Yönleri bilmemiz niçin önemlidir? Aşağıdaki boşluğa yazınız.

Yön herhangi bir şeyin yüzlerinin baktığı tarafa verilen isimdir. Ana ve ara yönler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yön denilince akla gelen ilk dört ana yön kuzey, güney, doğu ve batı olmak üzere dört tanedir. Bu yönlere ana yön adı verilmektedir. Öte yandan kuzey doğu, güney batı şeklinde ara yönlerde bulunmaktadır. Yönlerin oluşumları insanların nerede bulunduklarını bilmeleri için oldukça önemlidir. İlk insanlıktan bu yana bilinmekte olan yön bulma kavramları ile günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile bu durum değişikliğe uğramış ancak devam etmiştir. Yön bulmak için ilk insanlar güneşin konumuna göre bilgi almış daha sonrasında kutup yıldızı ve ağaç köklerinde yer alan oluşumların bakı yönüne göre bilgiler elde etmişlerdir.

 

Yönlerimizi bilmek ana hatları ile bakıldığında bulunduğumuz yer hakkında oldukça fazla bilgi vermektedir. Kısaca örneklendirilecek olur ise her yönün kendine özgü özellikleri mevcut olmak ile birlikte ülkemizde kuzey bölgelerinin daha dik olduğu bilinmekte olup, güneş doğudan doğup batıdan batar şeklinde genel geçer bilgileri de yönleri bilmek sayesinde edinebiliriz. Aynı zamanda bir yerden başka bir yere giderken yön bilgisinin verdiği bilgilere göre hareket edebilmekteyiz.  Daha önceleri pusulalar aracılığı ile bulunmakta olan yönler şimdi kullandığımız telefonlarda uygulama olarak bile bulunmaktadır. Öte yandan yönlerin bilinmesi sayesinde haritalar ortaya çıkmakta olup hemen her açıdan bir yere gitmek için izlenecek yolun belirlenmesinde etkilidirler. Bu sebeple yön bilmek nerede olduğumuzu ve ne tarafa doğru ilerlememiz gerektiğini bilmemizi sağlar.

Doğal Afetlerden Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

Doğal afetlerden korunmak için neler yapmalısınız?

 

Doğal afetler, dünyanın oluşumu ve bu süreçte meydana gelen yeryüzü şekilleri, katmanlar gibi sebepler ile yani doğal yollar ile meydana gelmektedirler. Doğal afetlerin oluşumu durumunda can ve mal kaybına sebebiyet veren durum söz konusudur. Doğal afetler oldukça kısa zaman dilimleri içerisinde gerçekleşmekte olan ve meydana gelmeleri sırasında herhangi bir şekilde insanlar tarafından durdurulması mümkün olmayan durumlardır. Afetler türlerine göre değişiklik göstermekte olup afet türlerine göre bilimin nezdinde yapılan çalışmalarca hangi afet türünün hangi bölgelerde daha sık gözlemlenebileceği hakkında bilgilendirme yapmak ile birlikte tahmini olarak hangi zaman zarfında ve kendisine ait ölçülebilir şiddeti ile hangi şiddette meydana gelebilecekleri hakkında bilgi sunabilmektedir.

 

Doğal afetler doğrudan ortaya çıkabildikleri gibi aynı zamanda sonuçları uzun yıllar sonrasında açığa çıkarak ve dolaylı şekillerde gözlemlenebilmektedir. Doğal afetler oluşum türlerine göre ayrılmaktadırlar. Deprem, heyelan, volkanik patlamalar gibi doğal afetler jeolojik doğal afetler grubunda yer almakta iken, sel, çığ, kuraklık, fırtına, orman yangını, hortum gibi afetler ise meteorolojik doğal afetlerdir. Bunun yanı sıra insan sebebi ile oluşan doğal afetler yangınlar, hava kirliliği, su kirliliği, çevre kirliliği ve ulaşım kazalarıdır. Engellenebilmeleri açısından öncelikle insanların ve toplumun bilinçlenmesi ve bu konuda bilgelerinde gerçekleşebilecek durumlar için daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Öte yandan ağaçlandırmalar yapılmalı, bulunulan bölgelerin doğal dengesini sağlamakta olan bitki örtüsü korunmalıdır. Aynı zamanda toprak kaybının oluşmaması için taraça adı verilmekte olan merdiven sistemleri oluşturulmalıdır.

Harita Ne İşe Yarar?

Harita ne iş yapar?

Haritalar temel işlev olarak bulunulan bölgenin topografyası ya da bununla ilişkili olan diğer konularda, jeoloji, iklim, jeomorfoloji, trafik, yer altı kaynakları, farklı bakış açıları ile ekonomisi gibi durumlar hakkında bilgi vermektedir. Genellikle hayatı kolaylaştırmak adına yardımcı olmakta olan haritalar, kullanım amaçları olarak farklı farklı oluşumlar göstermekte olup renklendirme ve ölçeklendirmeler ile ifade edilmektedirler. Bir yere ulaşım saplamak ya da bir yer hakkında bilgi almak istenilen durumlarda kılavuz görevi görmekte olan haritalar insanlara yön gösterici ve hayatı kolaylaştırıcı oluşumlardır. Kısaca tanımlanmak istenirse haritalar yeryüzünün belirli bir bölümünün ya da bir kısmının belirli ölçeklendirilmeler dahilinde matematiksel işlemler ile küçültülmüş düzlemler üzerine geçirilerek işaretlen dirilen çizimlerdir.

 

Haritalar günlük hayatta oldukça fazla işlevi bulunan çizimler olmak ile birlikte birçok farklı türde haritalar bulunmaktadır hemen her alanda kullanılmakta olan haritalar kullanım alanlarına göre değişiklik göstermekte olup bunlardan bazıları, askeri haritalar, siyasi haritalar, topografya haritaları, fiziki haritalar gibi haritalardır. Günlük yaşantımızda da yer yön bulmak adına kullanılmakta olan haritalar kullanıcılarına belirli bir bölgenin siyasi bilgileri, yer altı zenginlikleri, yeryüzü şekilleri, iklimi, bitki örtüsü, jeomorfolojisi, yer altı ve yer üstü kaynakları gibi pek çok farklı konuda bilgi verebilmektedir. Bir bölgenin haritasına bakılarak oldukça farklı ve çeşitli bilginin bir anda elde edilebilmesi insanlık için oldukça büyük bir gelişmedir. Öte yandan günümüzde kullandığımız pek çok araçta da bir yerden bir yere ulaşım sağlamak adına harita gösterici cihazlar ve uygulamalar mevcuttur.

Bir yerde madencilik faaliyetinin yapılması o çevrede yaşayan insanların sosyal hayatlarını nasıl değiştirir?

Bir yerde madencilik faaliyetinin yapılması o çevrede yaşayan insanların sosyal hayatlarını nasıl değiştirir?

 

Madencilik ilk çağlardan bu yana yaşanılan bölgenin durumuna göre kimi zaman temel uğraş kimi zaman ise ekonomik zenginlikler arasında yer alan bir durumdur. Madencilik faaliyetleri hemen her bölgede bulunan maden yataklarından elde edilmekte olup her bölgede çıkarılan madenler farklı görevlerde yer almaktadır. Maden yataklarının oluşumu için öncelikle maden yataklarına ulaşılabilecek tüneller yapılması gerekmektedir. Ancak maden yatakları yerin çok altında bulunduğu için yerin altında suni patlamalar gerçekleştirilerek açılmakta olup daha sonrasında ise çökme durumunun söz konusu olmaması adına sağlamlaştırma işlemleri başlatılarak o bölgede madencilik faaliyetleri yapılmaya başlanmaktadır.

 

Madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan şey öncelikle jeoloji mühendisleri tarafından o bölgeden yeterli düzeyde maden çıkabileceği hususunda bir karardır. Öte yandan madencilik faaliyetleri gerçekleştirilmekte olan bölgelerde sosyal hayatta bu madencilik faaliyetlerine göre şekillenmektedir. Madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi adına gerçekleştirilmekte olan suni patlamalar küçük, büyük taş parçalarının belirli mesafelere kadar ilerlemelerini sağlamakta olup insan hayatını tehlikeye atabilecek kadar büyüklerdir. Bu sebeple patlamaların gerçekleştirileceği bölgelerde herhangi bir yerleşim yerinin olmaması can ve mal kaybına sebebiyet vermeme noktasında oldukça önemlidir. Bununla birlikte madencilik faaliyetleri gerçekleştirilen bölgede çıkarılan madene istinaden yanıcı maddeler bulunabileceği gibi insan sağlığını etkileyebilecek gaz salınımı da mevcut olabilmektedir. Madencilik faaliyetleri yapılan bölgede yaşayan insanlar genellikle geçim kaynağı olarak madencilik ile uğraşırlar.

Günlük Namazlar Dışında Kılınan Namazlar

Günlük namazlar dışında çevrenizde kılındığını bildiğiniz başka hangi namazlar vardır?

İslam dininde Müslüman kimselerin yapmakla yükümlüğü olduğu günlük 5 vakit farz namazları vardır. Farz namazları yapıldığında sevap sayılmakta yapılmadığında ise günah sayılmaktadır. Farz namazları sünnet ve farzlardan meydana gelmektedir. Günlük kılınan namazların dışında Müslümanların kılması için nafile namazları vardır. Nafile namazlar yerine getirildiğinde sevabı bulunan, yerine getirilmediğinde günahı olmayan ibadetlerdir. Günlük namazların dışında kılınan nafile namazlar:

 

  • Tahiyyetü’l- Mescid; müstehap olan namaz bir mescide veya camiye ilk defa girildiğinde kılınmaktadır.
  • Abdest ve gusül abdestinden sonra kılınan namaz; mendup olan namaz iki rekat şeklinde kılınmaktadır.
  • Duha Namazı; kuşluk namazı olarak da bilinmektedir. Mendup olan namaz 2, 4, 8 ve 12 rekat olarak kılınabilmektedir.
  • Teheccüd Namazı; yatsı namazından sonra bir miktar uyuyup uyanınca kılınan namazdır. İkişer rekat olmak üzere 2, 4, 6 ve 8 rekat olarak kılınabilmektedir.
  • Regaib Gecesi Namazı; Recep ayının ilk cuma gecesi Regaip Kandilinde kılınan namazdır.
  • Mirac Gecesi Namazı; Recep ayının 27. gecesi Mirac Kandilinde 12 rekat kılınan namazdır.
  • Berat Gecesi Namazı; Şaban ayının 15. gecesi Berat Kandili gecesinde 100 rekat kılınan namazdır.
  • Kadir Gecesi Namazı; Ramazan ayının 27. gecesi Kadir Gecesidir. Bu gece kılınacak namaz en az 2 rekat, normal sayısı 100 rekat, en üst 1000 rekat kılınan namazdır.
  • Yolculuk Namazı; Müslüman bir kimsenin yola çıkacağı zaman kılacağı 2 rekatlık bir namazdır.
  • Tesbih Namazı; Müslümanlar için önemli sayılan gün ve gecelerde kılınan 4 rekatlık bir namazdır.

Cenaze Namazının Toplumsal Dayanışma Açısından Önemi Nedir?

Sizce cenaze namazının toplumsal dayanışma açısından önemi nedir?

İslam dininde ölen Müslüman kimseler son yolculuğuna uğurlanırken yıkanır, kefenlenir ve cenaze namazı kılınır. Müslümanlar öldükten sonra devam edecek olan ebedi hayata bu şekilde hazırlanmaktadır. Cenaze namazı acı ve hüzün dolu merasimlerdir. Cenaze namazı farzı kifaye ibadetler arasındadır. Yani Müslümanların bir kısmının yerine getirmesi ile diğer Müslümanlar üzerinden kalkan ibadetler arasındadır. Böylece Müslümanlar için son vazife yerine getirilmiş olmaktadır.

 

Cenaze namazı tanıdık tanımadık her Müslüman kimsenin son görevi yerine getirmek için bir araya gelmeye özen gösterdiği törenler arasındadır. Yine Müslüman kimseler cenazeye değer verdiğini yaptıkları bu eylemle göstermektedir. Bu da cenaze namazının Müslümanların birlik ve beraberliği pekiştirmesi açısından önemini ortaya koymaktadır.

 

Müslüman kimseler cenazesi bulunan evin hizmetini görmeyi vazife bilmişlerdir. Cenazeye baş sağlığı için gelen misafirlerin ağırlanması, yeme ve içme ikramları Müslüman din kardeşleri tarafından yerine getirilmektedir. Yani birlik ve beraberliğin devam etmesini sağlamaktadır.

 

Ölen bir kişinin cenaze namazının kılınabilmesi için gerekli olan şartlar:

  • Ölen kişinin Müslüman olması.
  • Ölen kişinin yıkanıp kefene sarılı olması yani temiz olması.
  • Cemaat yani topluluk önünde olması.
  • Ölünün tamamının ya da bedeninin yarıdan fazlasının ya da başı ile beraber yarısının bulunması.
  • Cenazenin omuzda ya da hayvan üstünde değil yerde olması.
  • Cenaze namazı kılacak olan kişinin (özürlü hariç) ayakta olması gerekmektedir.