Hangi sıklıkla gazete ve dergi okursunuz?

Hangi sıklıkla gazete ve dergi okursunuz?

 

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri yaşanılan olayların paylaşılması ve bu olaylardan haberdar olmak önemli bir iletişim ihtiyacı olmuştur. Bu ihtiyaç doğrultusunda iletişim organları zamanla gelişim göstererek gazeteler ve dergiler olarak evlerimize kadar girmiştir.

 

Gazeteler; siyasi, ekonomik ve kültürel bağlamda toplumu ve toplumu oluşturan insanları ilgilendiren konularda her türlü içeriğinbilgi veya yorum şeklinde verildiği yayın araçlarıdır. Günlük, haftalık veya daha uzun süreli olarak yayımlanabilmektedirler. Güncel yayın organları olarak da adlandırılabilen gazeteler güncel haber verme zorunluluğuna sahiptir. Ülkemizde birçok ulusal ve yerel gazete bulunmaktadır. Bilgi çeşitliliği sayesinde her kesimden okura hitap eden gazeteler uzun yıllar boyu ülkemizde haber ve bilirkişi yorumlarını ilk elden almak isteyen okurların gözdesi olmuştur.

 

Dergiler süreli yayın olarak adlandırılmaktadırlar. Çeşitli konularda bilgi ve yorum paylaşma amacı gütmektedirler. Gazetelerden farkları günlük olarak yayımlanmamalarıdır. Haftalık, iki haftalık veya daha uzun süreli periyodlarda yayımlanan iletişim araçlarıdır. Konularına göre sınıflara ayrılabilirler ve bu okuyucuları arasında seçme şansı doğurabilmektedir. Dergiler resim konusunda da zengin içerikli baskılardır.

 

Gazete ve dergiler uzun yıllar boyu kitlelerin bilgi edinme ve paylaşabilme aracı olmuştur. İnsanlar güncel haberlerden bilgi sahibi olabilmek ve olaylar hakkındaki çeşitli yorumlara başvurabilmek amacıyla gazete ve dergilerden yararlanmaktadırlar. Günlük olarak çıkan gazeteleri takip ederek veya düzenli periyodlardaki dergileri satın alarak gündem hakkındaki merakını giderip kültürel olarak birikim sağlayabilirler. Günümüz teknolojisiyle bu yayın organları e-dergi ve e-gazete formatında okurun kullanımına sunulmaktadır. İnsanlar istedikleri her ortamda gazete ve dergi okuyarak bu kitle iletişim araçlarından yararlanabilmektedirler.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Gazete ya da Dergilerde Hangi Tür Haberleri Okumaktan Hoşlanırsınız?

Gazete ya da Dergilerde Hangi Tür Haberleri Okumaktan Hoşlanırsınız?

 

Gazete ve dergiler güncel bir olayı veya olaylar hakkındaki yorumları okuyucuya aktarmakta görevli basın organlarıdır. Gazeteler ‘güncel yayınlar’ olarak adlandırılırken Dergiler ise ‘süreli yayın olarak adlandırılabilmektedir.

 

Gazeteler sınırlı sayfa formatında hazırlanan iletişim araçlarıdır. Gazetelerde konular belirli sayfa aralıklarına göre değişkenlik göstererek sıralanmaktadırlar. İlk sayfasında gazetenin adı ve tüm toplumu ilgilendirecek güncel haberler yer almaktadır ve aynı zamanda gazetenin ilerleyen sayfalarındaki içeriklerle ilgili içerik özetleri yer alabilmektedir. Bu sayede okuyucular, ilgi ve zevkleri yönünde bu sayfalar arasında seçim yapabilmektedirler. Her kesimden ve her yaştan okuyucuya hitap eden gazeteler; bilgi içeriği, kültürel içerikli yazılar ve eğlence kısımlarıyla okuyucusunun taleplerine karşılık sunmaktadırlar.

 

Dergiler güncel haberleri derleyerek belirli periyodlarda sunan süreli yayınlardır. Türlerine göre çeşitlilik gösterebilmekle birlikte olayların anında yayımlandığı ve ilk elden öğrenildiği iletişim araçları sınıfında yer almamaktadırlar. Bu yönden gazetelerden ayrılırlar. Dergiler; Ekonomiden, Politikaya, Oyun ve Teknolojiden, Sanata, Edebiyattan, Dini dergilere ve Tarih başta olmak üzere pek çok kategori ve konu çeşidine ayrılmaktadırlar. Bu nedenle okuyucular zevk ve ilgi alanlarına göre dergi seçimi yapabilirler. Bu yönden insanların ilgi duydukları alanlarda kendilerini kültürel ve bilgi birikimi bağlamında geliştirebilmeleri için önemli kaynaklardır. Dergiler konu çeşitliliği sayesinde her yaştan ve her türden insanın ilgi alanlarına karşılık vererek okuyucularının beğenisini kazanarak talep edilmektedirler.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.

Yahya Kemal Beyatlı’nın “İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.” sözüyle ilgili düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

 

İnsan hayalleri olduğu müddetçe onları gerçekleştirmek için yaşadığını hisseder. Hayatta tutunabilmek, yaşamla mücadele etmek ve zorluklara göğüs germek, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek için insanda bazı özelliklerin olması gerekir. Hayali ideali olan kişi zorluklara göğüs germesi lazımdır. Zorlukları aşmak bir kerede gerçekleşmeyebilir. Sabır ve azim gerekir. Sabrı ve sebatı olmayan kişinin hayattan istediklerini alması zordur. Sabır, ideale vefa, azimle hareket etmek, sonuna kadar mücadele etmek insanın hayatının şekillenmesini sağlar. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar demiş Yahya Kemal Beyatlı çünkü, ideali, hayali olmayan kişi kendine canlı dememelidir. Her canlının bir hayali vardır. Bitki büyümek ister, kedi sevilmek ister, köpek evi korumak ister. İnsan ise hayallerini gerçekleştirmek için mücadele eder. Şayet insan hayalleri yoksa canlı değildir yaşamıyordur.

 

Hayatın, canlı olmanın, nefes aldığını hissetmenin en temel kaynağı amacın, hedefin, idealin olmasıdır. İdeal, sonu yaşama çıkan önemli bir yoldur. Hayallerin bittiği yerde insan ruhu canlılığını yitirir. Yarışmalarda, müsabakalarda hedefini elde edemeyen kişiler yığılır kalır. Peki o kişiyi tekrar ayağa kaldıran nedir? Tabiki bir sonraki yarışmayı kazanmaktır. Bir hedef bitince yenisini hedefe koymak lazımdır. Liseyi bitirmeyi hedefine koyan kişi okul yaşamına devam etmek için üniversite sınavını kazanmayı hedefler. Üniversiteyi kazanan mesleğini eline almayı hedefler. İnsanın hedefinin bittiği yaşlılık çağında ise yaşam da bitmektedir. Canlılığınızı bitirmemek için hedefinize sizi motive edecek idealler koyun ki hayata tutunabilesiniz.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Milli konuların edebi eserlerde işlenmesi sizce o eserin değerini arttırır mı?

Millî konuların edebî eserlerde işlenmesi sizce o eserin değerini arttırır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

 

Türk milletinin belli başlı bazı özellikleri vardır. Cesur olmak, kahramanlık, vatanseverlik, sadaka, vefa, fedakarlık, milliyetçilik, millet sevgisi, vatan sevgisi bu özellikler arasında yer almaktadır. Edebiyatımızda ise bu konular Milli konular olarak edebi eserlerde yer almıştır. Servet-i Fünun toplulukları toplumsal olaylara karşı biraz sorumsuz ve ilgisiz davranmışlardır. Hayat ve yaşama yönelen biraz daha rahat ve rehavet duygularının olduğun bir anlayış benimsemişlerdir. Mili Edebiyat Dönemi eserlerinde ise daha çok milli konular ele alınmıştır. Memleketin sorunlarla boğuştuğu dönemlerde vatanın sorunlarından bahsetmemek doğru olmazdı. Bundan dolayı Milli Edebiyatçılar milli konulara ağırlık vermiştir. Milli Edebiyatçılar aşk maceralarını sosyal içerik olarak eserlerine konu etmişlerdir. İnsanın konu edildiği eserlerde insani özellikleri tamamen yok edilmesi doğru olmazdı.

 

Milli Edebiyatçıların milli konular olarak o dönemde eserlerine konu ettiği konulara şimdilerde de ihtiyacımız olmaktadır. Ülkemizin milli birlik ve beraberliğini korumak için vatanseverliğe, ülkemizin kalkınması için cesarete ihtiyacımız vardır. Bu ve daha birçok mili konuların eselerde yer alması okudukça eserin ne kadar büyük kıymet olduğunu, günümüze de ışık tuttuğunu gördükçe hissederiz. Bu hissiyatla bakılan eserin değeri mutlaka artacaktır. Milli mücadele, Batılılaşmadan bahseden kitabı okuduğunuzda sosyal çevresini arkanızda bırakıp ana fikri aldığınızda, eserin yansımasını hayatınızda göreceksiniz. Bir eseri ölümsüz kılan onun her zamana hitap edebilmesidir. Eserin ölümsüz olması ise değerinin ne kadar yüksek olduğunun göstergesidir. Bu günümüze hatta yarınımıza ışık tutacak konulardan bahseden eserler değerlidir. Okudukça değerini hissederiz.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İnsan ideallerine kavuşmak için neler yapabilir?

İnsanın, ideallerine kavuşmak için neler yapabileceği ile ilgili görüşlerinizi paylaşınız.

 

İnsan hayalleri ve idealleri olmadan yaşayamaz. İdealleri olmayan insanların yaşama sevinci ve amacı yoktur. İdealleri olanlar ise hedeflerine ulaşmak için ellerinden geleni yaparlar. Mücadele ederler ve ideallerine ulaşırlar. Aslında ideallere kavuşmak güzeldir. Fakat idealler elde edilemese bile onun için verilen mücadele bile mukaddestir. Hedefimizdeki ideallere kavuşmak için;

 

  • Sosyal çevremizi genişletmeliyiz. Kalp kırmayacak şekilde insanlarla iyi geçinmeliyiz. Çünkü çevremizdeki insanlar bize yardımcı ve destektir.
  • İki günümüzün eşit olmamasına dikkat etmeliyiz. İdealimize ulaşmak için attığımız adım yanlışsa ondan dönmesini bilmeliyiz.
  • Yanlışlarımızdan ders alarak doğruyu bularak doğru adımlarla hedefimize ilerlemeliyiz.
  • İdeallerimize ulaşmadan rakibimiz diğer insanlar değil kendimiz olmalıyız.
  • Her gün birkaç dakika hedefinizi, idealinizi düşünün. Başladığınız günden onun için ne yapabileceğinizin planını yapın.
  • Kitap okuyarak, dergi karıştırarak ideallerinizdeki seviyeyi, hedeflerinizdeki şeyi yakalamak için kültürlenin.
  • İdeallerinize ulaşacağınız yolda insanları kırarak ilerlemeyin. Her zaman insanları her şeyden ileride tutmaya özen gösterin. İdeale bir şekilde ulaşılır fakat insan kalbi kırılınca bir daha zor eski haline gelir.
  • Toplumsal ve ahlaki kurallara dikkat ederek hareket edilmelidir. Kuralsız kazanılan oyun kazanılmış sayılmaz. Toplumun, adetleri gelenekleri görenekleri hiçe sayılarak hedefe ulaşılmaz. Ahlaki ve dini kurallar ise temeldir ve asla vazgeçilemez unsurlardır.
  • İdealinize ulaşmak için çalışmak gerekir. Fakat çalışırken kendinizi ve ailenizi ihmal etmeyin. Mutlaka haftada bir gününüzü kendinize ve ailenize ayırın.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sizce çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir?

Sizce çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir? Düşüncelerinizi nedenleriyle söyleyiniz.

 

Okulun akademik bilgileri genişletmek için en doğru yer olduğu gerçektir. Ancak, yaşam hakkında bilgi edinmek için, seyahat etmekten daha fazla tecrübelerinizi zenginleştirici bir fırsat yoktur. Tanıştığınız insanlar, gördükleriniz, değerli yaşam dersleri sağlar; çünkü bizzat her şeyi yaşarsınız.

 

Seyahat etmek sizin rahatınızı, konfor alanınızı zorlar. Yani bildiğiniz, aşina olduğunuz bir ülkede, bir şehirde, kendinizi güvende hissettiğiniz ortamlarda; kültürünü ve dilini bildiğiniz insanlarla birlikte yaşamaya devam etmek yerine seyahatte, gittiğiniz yerlerde tanımadığınız başka ülkeleri, şehirleri, başka kültürleri, dilleri deneyimlersiniz. Bu sizi güvenli ortamınızdan uzaklaştırır ancak bu deneyim sizi keşfetmeye iter ve kendi ayaklarınız üzerinde durmak için fırsat yaratır.

 

Seyahat macerası kitaplarda gördüklerinizden, okuduklarınızdan daha fazla detayı tecrübe etmenizi ve böylelikle öğrenmenizi sağlar. Mesela bir kültürün genel özelliklerini okuyarak öğrenebilirsiniz, ancak o ülkeye seyahatiniz kültürünün kaleme alınmamış dilindeki nüanslardan tutunda, yemek kültürlerindeki detaylara, gelenek göreneklerine, adetlerine, ilişkilerine kadar pek çok başlığın ipuçlarını keşfetmenize fırsat verir.

 

Yaşanılan her seyahat yeni insanlar tanımanız ve onlardan öğreneceğiniz şeyler anlamına gelir. Her birey bir hikayedir, bir temsilcidir; tanıştığımız farklı ülkelerden, kültürlerden insanlar okuduklarımızdan daha fazla şeyi anlatarak, göstererek, yaşatarak bize öğretirler. Seyahat etmek aynı zamanda bireysel gelişimimiz için de önemlidir; zaman planlaması, planlama ve organizasyon, kendine güven, kendini ve yapabileceklerini keşfetme, çok bilen birey olma vb. kazanımlar sağlar. Seyahat ederek değerli öğrenme deneyimleri yaşarız.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Gezi yazılarında görsel kullanımı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Gezi yazılarında görsel kullanımı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

Seyahat etmek aslında görme kapasitemizle, görsel hafızamızla yakından ilişkilidir. Gezi yazılarında yazarın kağıda döktüğü gördükleri ve tecrübeleri, okuyucunun okuduğundan anladıkları ve hayal ettikleri ile anlam kazanır.

 

Yüzyıllar boyunca gezi yazılarının eskizler, suluboyalar, gravürler, fotoğraflar, film, günümüzde dijital fotoğraflar vb. ile desteklenmesine gerek duyulmuştur; bunun nedeni de güvenilirliği sağlamaktır. Modern çağın başlarında seyahat yazıları yazan kaşifler, tüccarlar, filozoflar ya da bilim adamları yazılarında gördüklerinin gerçekçiliğini kanıtlamak üzere kara kalem çizimlere, haritalara yer vermişlerdir. Tarihte bazı örneklerde yazarların, özellikle egzotik yerler hakkında yazdıkları gezi yazılarında, dikkat çekmek, oraları cazip kılmak için abartılmış illüstrasyonlara yer verdiklerini de görürüz.

 

Yazılı anlatım ile görsel anlatım ilişkisi,  bilgi ile ikna arasındaki bağa dikkat çeker.Yazar gözlemlerinin, deneyimlerinin doğruluğu hakkında okuyucusunu ikna etmek için, bunları destekleyen görsel bir malzemeye ihtiyaç duyar.Seyahat yazılarında görsel kullanımı nesnelerin( tarihi yerler, binalar, manzaralar, yiyecekler vb. ), öğelerin, işaretlerin, insanların, hayvanların vb. görüldüğünü onaylar nitelik taşır. Gezi yazılarında kelimelerle resimlerin ilişkisini görmek okuyucuyu geliştirir. Yazarın yazısında anlattıkları ile ilgili paylaştığı bir görsel onun anlatmaya çalıştığı şeyleri kaleminden olduğu kadar, onun gözünden görme fırsatını da sağlar. Ya da okuduğumuzdan anladıklarımızı, yazıda yer verilen görselden kendi dünyamıza taşımamızı sağlar. Yazarın kendi dünyasında algıladıklarını somutlaştırması için görsel kullanımı önemlidir.

 

Dünyayı hem görüntüler hem metinlerle kavrama anlayışı, gezi yazılarına güç katmıştır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bir tiyatro oyunu mu yoksa sinema mı sizi daha çok etkiler?

Bir tiyatro oyunu mu yoksa sinema mı sizi daha çok etkiler? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

 

Hem görsel hem işitsel sanat dalları içinde olan sinema ve tiyatro oyunları, insanı insana anlatması bakımından çok önemlidir. İkisi de iyi yapıldığı takdirde çok etkileyici olmaktadır. Ancak tiyatro oyunlarının etkileyiciliği bir tık daha öndedir. Çünkü tiyatro oyunları sinema filmlerine göre daha canlı ve heyecan vericidir. Sahnede, etiyle tırnağıyla performans sergileyen oyuncular, üç boyutlu şekilleriyle karşınızdadır. Zaman zaman yapılan küçük hatalar, dil sürçmeleri bile bu derinliği arttırarak seyirciye zevk verebilmektedir.

 

Sinemada ise hataya yer yoktur. Belki de yüzlerce denemeden sonra yakalanan mükemmel kayıtlar bizlere ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra sinemada, performans sırasındaki bazı küçük hatalar bilgisayar efektleri, ışık veya ses oyunları ile kolayca düzeltilebilmektedir. Tiyatro oyununda ise hem oyuncu hem de seyirci için tek gerçek bir an vardır. O da oyunun oynandığı o andır. Hatayı geri alıp düzeltemezsiniz ya da daha iyi oyunculuk sergilemek için sahneyi tekrarlayamazsınız. O an nasıl yaşarsanız öyle oynamak durumundasınızdır.

 

Tiyatro oyuncuları bu nedenle çok daha büyük bir emek harcamaktadırlar. Hataya yer olmadığından ezberleri mükemmel olmak zorundadır. Jest ve mimiklerini kontrol etmeleri gerekir. Ve sinemanın aksine karşılarındaki seyirci de kanlı canlı olduğundan mümkün olduğunca seyirciden etkilenmemeleri lazımdır. Öte yandan bu oyuncuların zaman zaman seyirci ile göz temasında bulunması ya da seyirciye yönelik replikleri, oyunu daha etkileyici yapmaktadır. Çünkü bu şekilde seyirci pasif durumdan çıkarak kendini daha çok oyunun içinde bulacaktır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kostüm, ışık, dekor, makyaj gibi unsurların tiyatro eserinin başarı ile sahnelenmesindeki önemi

“Kostüm, ışık, dekor, makyaj…” gibi unsurların tiyatro eserinin başarı ile sahnelenmesindeki önemi ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

Tiyatro, birbirinden farklı oyunların oyuncular tarafından bir sahnede canlandırıldığı bir sanat dalıdır. Sahnesi, sahne arkası ve seyirciler için oturma alanlarının bulunduğu bölümleri bulunmaktadır. Tiyatro oyunu, seyirci ile birebir ilişki içinde olduğundan diğer sanat dallarına göre daha zordur. Zira seyircilerin hareketlerinden, çıkardıkları seslerden etkilenmeyerek oyuna devam etmeleri gerekmektedir.

 

Tiyatroyu tiyatro yapan oyunun bütününe yansıyan havadır. Oyunculuklardan sahnenin düzenlenmesine kadar pek çok unsur da bu havayı desteklemektedir. Tiyatro eserinin başarısı da; kostüm, makyaj, ışık ve dekorun birbirleriyle uyum içerisinde seyretmesiyle doğru orantılıdır. Eserde anlatılmak istenen duygunun ya da fikrin seyirciye daha iyi geçebilmesi için ortamın yaşatılması lazımdır.

 

Seyircinin sahnede oynanan oyunla kendini bağdaştırması, empati kurması tiyatro eserinde esastır. Kendisini oyuna kaptırabilmesi, kendini anlatılan hikayenin içinde bulabilmesi için de kostüm, dekor ve diğer unsurların birbirlerine uyacak şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu unsurların toplamı sayesinde sahnede gerçeklik olgusu yaratılmakta ve oyuncu ile seyirci arasında bağ oluşturulmaktadır.

 

Oyun metninde yazılanların inandırıcı ve gerçekçi olabilmesi için bu unsurlara ihtiyaç duyulmaktadır. Oyun metni ve tüm bu unsurlar ne kadar çok birlik ve bütünlük içinde olursa tiyatro oyununun başarısı da o ölçüde artacaktır. Kullanılan bu gereçler olabildiğince gerçeğe uygun ve kendi doğallığında olmalıdır. Görsel ve işitsel etkenler bu bağlamda iyi değerlendirilmeli ve öncesinde gerekli kontroller yapılmalıdır. Çünkü iyi bir tiyatro eserini tüm bunlar oluşturmaktadır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Aklın aynı anda inkar etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.

 “Aklın aynı anda inkâr etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.” sözüyle ilgili düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

 

İnsanı güldürebilecek nitelikte olan, alaya alınmaya müsait durumlar için gülünç ifadesi kullanılmaktadır. Bu bakımdan gülünç ve komik kelimeleri birbirinden ayrılmaktadır. Komik demekle bahsedilen kişi ya da durumun eğlendirici olduğu anlatılmak istenirken, gülünç kelimesinin içeriğinde bir aşağılama, alay etme hali de bulunmaktadır. İnsanları neyin güldürdüğü konusu ise başka bir konudur. Gülmek ve gülünçlük insana özgü bir şeydir ve insandaki bu gülme dürtüsü, içindeki üstünlük hissinden hareketle ortaya çıkmaktadır.

 

Bir başka bakış açısıyla insanları güldüren şeylerin çelişkilerden meydan geldiği de söylenebilir. “Aklın aynı anda inkâr etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey gülünçtür.” Sözü de bu anlamda kullanılmıştır. İnsanı güldüren şey, reddetmek ve kabul etmek arasında bocaladığı durumlardan ibarettir. Her çelişkinin aynı biçimde gülünç bulunup bulunmayacağı ise meçhuldür. Zihinde çarpışan iki ayrı fikrin yarattığı karmaşanın gülünç olması çok da tuhaf bir olay değildir. Küçük bir paradoksun yarattığı bu hal, hem güldürmekte hem de içten içe düşündüren ve küçük görülen bir şeydir.

 

Çelişki, bir tanesinden birini tutamama durumuna verilen isimdir. “Aklın aynı anda hem inkar etmek hem de doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.” Cümlesinde de bir çelişki ve ikilem bulunmaktadır. Hayatta öyle durumlar olur ki, kabul etmek ya da reddetmenin ötesine geçer. Bu durumlar da insanları güldürür. Bu sözden hareketle insanların taraf tutamayacağı durumların oluşturulmasıyla güldürme eylemi de gerçekleşmiş olacaktır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.