Okuduğunuz metinden neden – sonuç, amaç – sonuç ve koşul cümleleri bularak yazınız.

Okumanın İşlevi metninde geçen 3 çeşit cümle için alttaki cümleler kullanılabilir.

 

Neden- Sonuç cümlesine örnek: İşimizin gerektirdiği nedenlerle okumaya başvururuz.

 

Amaç – Sonuç cümlesine örnek: Güncel olayları öğrenmek için gazeteleri, dergileri okuruz.

 

Koşul cümlesine örnek: Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler.

Atatürk ile ilgili yazılı ve görsel medyadan yararlanarak bir haber metni yazınız.

Atatürk İle İlgili Haber Metni

 

Geçen hafta televizyonda yayınlanan bir programda Atatürk hakkında söylenen sözler RTÜK tarafından incelemeye alınmıştı. Kullanılan cümleler Atatürk’e hakaret kapsamında değerlendirildi.

 

RTÜK Üst Kurul toplantısında tv kanalında yayınlanan xxx isimli programda Atatürk’e hakaret edildiğine  ilişkin iddialar görüşüldü.

Üst Kurul toplantısından çıkan kararda, Atatürk’ün özel hayatının  irdelendiği programda, Atatürk’ün hayatına girdiği iddia edilen kadınların  adlarının ve fotoğraflarının gösterildiği, bu isimlerden bazılarının evli  olduğunun vurgulandığı, aynı anda birden fazla kadınla ilişkisinin olduğunun  iddia edildiği ve aziz hatırasına saygısızlık niteliği taşıyan “M. Kemal’in Gönül  Galerisi” gibi alt yazı başlıklarının yer aldığı belirtildi.

Kararda, söz konusu yayınla, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, milli  ve manevi değeri Mustafa Kemal Atatürk’ün saygınlığını azaltmak,  itibarsızlaştırmak ve nefret duyguları oluşturmak amacının güdüldüğü görüşüne yer  verildi.

Kararda, 5186 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında  Kanun’da, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimselerin bir  yıldan 3 yıla kadar hapis ile cezalandırıldığı, bu suçun umuma açık mahaller veya  basın vasıtasıyla işlenmesi durumunda cezaları yarı oranda artıran düzenlemelerin  bulunduğu da anımsatıldı.

Aşağıdaki karikatürlerin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri boşluklara yazınız.

Birinci karikatürde soğuk bir kış günü güneş batmak üzereyken cam kenarına oturup sırtında yeleği olan küçük bir kızın kitap okuması karikatürize edilmiş. Aslında yanında bir de çay yada kahve olsaymış daha keyifli bir kitap okuma ortamı olabilirmiş. Kitap okumak her herde her şartta önemlidir. Ortam ve şartlar ne olursa olsun okumaktan vazgeçmemeliyiz. Soğuk kış günü mayışıp yorgan altında yatmak varken cam kenarına geçip kitap okumak beni biraz utandırdı açıkçası. Ben bu hava şartlarında kitap okumak yerine tembel tembel yatmayı tercih ederdim sanırım. Bu karikatür bizlere kitap okumanın yeri ve zamanı olmadığını, önemini ve tembellik etmeyip kitap okumak için tüm şartları zorlamamız gerektiği duygu ve düşüncesini aşılamalı.

 

İkinci karikatürde ise kitaplar insanları uçurur mecazı anlamı veren bir çizim. Burada uçurmaktan kasıt bence kitaplarda yer alan bilgiler. Günümüzde en büyük güç ne silah, ne teknolojidir. En büyük güç bilgidir. Bilgi ise kitaplardadır. Okuduğumuz her kitap bilgi birikimimizi artıracak buda bizim uçuracaktır. Kitapları dağıtan kişi ise sanırım öğretmen oluyor. Öğretmenlerimiz vasıtasıyla aldığımız kitaplardaki bilgiler birim gelişmemize yardımcı olacak. Bu karikatür sonrası içimde daha çok kitap okuma isteği uyandı.

E-kitap ile basılı kitabı karşılaştırarak düşüncelerinizi anlatan bir paragraf yazınız.

Aşağıda e-kitap ile ilgili bilgi verilmiştir. Bu bilgilerden hareketle e-kitap ile basılı kitabı karşılaştırarak düşüncelerinizi anlatan bir paragraf yazınız.

 

E-kitaplar; yazılar veya resimler ya da her ikisini birden içeren dijital ortamda yayımlanan, bilgisayarlar ve diğer elektronik cihazlarda görüntülenebilen ve  okunabilen kitaplardır. Sözlüklerde, basılmış kitapların elektronik versiyonları diye geçse de artık sadece elektronik ortamda yayımlanıp hiç basılmayan kitapların sayısı gitgide artmaktadır. E-kitapların en büyük avantajı yüzlerce kitabı yanınızda taşıyabilmenizdir.

 

Basılı kitaplar okuması daha keyif veren kitaplardır. Sayfalar arasına bir ayraç koyarsınız kaldığınız yerden devam edersiniz. Önemli gördüğünüz yerlerin altını kalemle çizerek not alabilirsiniz. Sevdiğiniz bir kitabı hediye paketi yaparak sevdiğiniz bir kişiye hediye edebilirsiniz. Okuyabilmek için elektriğe ihtiyaç duymazsınız. Bulunduğu herhanbi bir yerden alıp hemen okumaya başlayabilirsiniz.

 

İki kitabı karşılaştıralım: Basılı kitaplar okuması daha kolay ve daha sağlıklıdır. E-kitap da gözleriniz daha fazla yorulur. Bir televizyon ekranına, bir pc ekranına uzun süre baktığınızda nasıl ki gözleriniz yorulur, zamanla ağrır ve sürekli olması durumunda göz sağlığınızı bozarsa e-kitap da aynısını olabilir. E-kitaplarda kağıt olmadığı için daha çevreci diyebiliriz. Çünkü kitap basmak için onlarca ağaç kesilmek zorunda kalmaz. E-kitaplar bozulabilir, kırılabilir harddisk kısmı bozulduğunda içindeki tüm verileri kaybedebilirsiniz. Basılı kitapda ise böyle bir risk yoktur.

Kurtuluş Savaşı Kahramanlarından Bildiklerinizi Söyleyiniz.

Kurtuluş Savaşı kahramanlarından bildiklerinizi söyleyiniz. Milli mücadele savaşlarımızda kahramanlık göstermiş bilinen onlarca kahramanımızın yanında bilinmeyen anılarda – hatıralarda adı geçmeyen binlerce kahramanımız vardır. Her bürünün ayrı ayrı dillere destan filmlere konu edilebilecek hikayesi – kahramanlığı mevcuttur. Bunlardan bazılarını şöyle yazabiliriz,

 

  • Mustafa Kemal Atatürk
  • Mehmet Akif Ersoy
  • Kazım Karabekir Paşa
  • Halide Onbaşı(Halide Edip Adıvar)
  • Seyid Onbaşı (Çanakkale)
  • Nezahat Onbaşı( Nezahat Baysel)
  • Şahin Bey (Gaziantep)
  • Nene Hatun
  • İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencileri
  • Yörük Ali Efe
  • Çerkez Ethem
  • Sütçü İmam
  • Hasan Tahsin
  • Erzurumlu Kara Fatma – Fatma Seher Erden
  • Halime Çavuş
  • Demirci Mehmet Efe
  • Şerife Bacı
  • Hafız Selman İzbeli
  • Gördesli Makbule
  • Çete Emir Ayşe
  • Tayyar Rahmiye

Yaşadığınız yerin yöneticisi olsaydınız çocuklar için hangi oyun alanlarını hazırlardınız?

Yaşadığınız yerin yöneticisi olsaydınız çocuklar için hangi oyun alanlarını hazırlardınız? Arkadaşlarınıza anlatınız.

 

Çocuklar hem toplumun hem de ülkemizin geleceğidir. Bu yüzden yatırımdan aslan payını çocuklar almalıdır. Çocuklarımızın hem eğitimi hem de sosyal faaliyetler açısından her türlü imkanı sağlamaktan kaçınmamalıyız. Hayal güçlerini geliştirmeli, yeteneklerini erken keşfetmeli, her çocuğu kendi yetenekleri doğrultusunda geliştirmeliyiz. Çünkü çocuklar dünyamızın geleceğidir.

 

Ben yaşadığım yerin yöneticisi olsaydım çocukların gelişimini en önemli görevlerimden biri olarak  kabul ederdim. Onların yaşlarına göre gelişimi için hiç bir masraftan ve çalışmadan kaçınmazdım. Çocuklarını doya doya yaşayabileceği yaşıtları ile birlikte oynamasına imkan verebilecek oyun parkları inşa ederdim. Bu parkları inşa ederken biraz alışılmışın dışına çıkardım. Klasik kaydırak, tahterevalli, salıncak, atlı karınca, kum – toprak alanları haricinde hayal dünyalarını ve el becerilerini geliştirebilecekler ortamlar hazırlardım.. Mesela;

 

  • Zeka geliştirici yap-boz alanları oluştururdum. Seviye seviye günlük hayatta görebilecekleri resimleri, karakterleri yapboz haline getirirdim ve çocukların bunları toplayabileceğini yapbozları tamamlayabileceği ortamlar yapardım.
  • El becerisi isteyen eşyalar yapabilecekleri ve onlara yardımcı olabilecek eğitmenlerin olduğu ortamlar hazırlardım. Örneğin çocuğa hazır uçurtma verip ol bunu uçur oyna demek yerine gel beraber sana uçurma yapalım kendi uçurtmanı kendin yap yeteneği kazanabileceği ortam hazırlardım.
  • İnternetin ve bilgisayarın faydalı işler için kullanıldığını anlatabileceğim eğlenceli oyun yerleri hazırlardım. Özellikle de internetin nasıl kullanılması gerektiğini nasıl kullanırsak bize çok faydalı olacağını analatan eğitici oyunlar öğretirdim. Çünkü günümüzde en büyük güç bilgidir. Bilgi ise şuan internettedir. Doğru kullanımında en büyük silah internetteki bilgi olacaktır.

Şahin Bey Metni – Soruları metne göre cevaplayınız.

Metin ile ilgili 5 soru var. Sorulara verilebilecek cevaplar şu şekilde;

 

İngilizler işgal ettikleri hangi şehirleri Fransızlara devretmiştir?  : Maraş, Urfa, Antep ve Kilis şehirlerini Fransızlara devretmiştir.

 

Antep halkının sabrını hangi olay taşırmıştır? :  Mübarek Cuma günü, Akyol Polis Karakolu’ndaki bayrağımızın zorla indirilmesi, Antep halkının sabrını taşıran olay olmuştur.

 

Şahin Bey kimdir?  :  1.Dünya Savaşı’nda subay olarak görev yapmış bir askeri kahramanımızdır.

 

Şahin Bey hangi olaydan sonra halk arasında efsane haline gelmiştir? : Kilis’ten Antep’e erzak getiren Fransız birliğine karşı 20 askeri ile birlikte savaşıp düşman askerlerinin Antep’e gitmekten vazgeçmesine sebep olması ile halk arasında efsane haline gelmiştir.

 

Şahin Bey, cephanesi bitince ne yapmıştır? : Düşman askerinin karşısına dikilip “Geçemezsiniz!” diye bağırmıştır.

Çevrenizdeki insanlarla ortak kullandığınız alanlar nerelerdir?

Bu soruya örnekler verirken çevremi 3 e böldüm ben. İş ortamım, yaşadığım apartman ortamı ve ikisi arasında geçen sokak. Her biri için bir kaç örnek ile anlatmaya çalışacağım kısaca. Sizlerde kendinize uyarlayabilirsiniz.

 

İlk önce apartman ortamında başlayalım. Apartmanımızda otopark mevcut. araçlarımız park ettiğimiz yer komşularım ile ortak kullanım alanım. Apartman merdivenler ve asansör yine komşularımla birlikte kullandığım ortak alan. Ayrıca site için  ufak bir park ve peyzaj alanımız var. Hem benim hem de çocukların yaşadığım yerde ortak kullandığımız alanlar.

 

İkinci olarak iş ortamından bahsedeyim. İş yerinde yine otoparkımız mevcut. Öğlen yemeklerini yediğimiz bir yemekhanemiz var. İşe gidip gelirken kullandığımız bir servislerimiz var. Bunlarla birlikte işyerinde çalışma ofisimiz, toplantı odamız, çay ocağımız ve tuvaletler iş arkadaşlarımız ile birlikte ortak alanlarımız. Ayrıca birde mescid var.

 

Oturduğum semtte tanıdığım ve tanımadığım insanlar ile ortak kullanmak zorunda olduğum yerlerde var. Bunları şöyle örnekleyebilirim. Market, pazar, bakkal, postane, banka, alışveriş merkezi, berber, eczane, fırın, toplu taşıma araçları, kaldırımlar, pizzacı, cafeler vs vs diye uzatabilirim. Kısaca günlük ihtiyaçlarımı karşıladığım, alışverişimi yaptığım yerler.

Uygur Devleti’nde Kadınların Sosyal Hayata Etkileri Neler Olabilir?

Uygur Devletinde Kadınların Sosyal Hayata Etkileri Neler Olabilir?

Uygurlar Devletine ilişkin ilk tarihi kayıtlara Eski Çin kaynaklarından ulaşabilmekteyiz. Diğer bir bilgi kaynağımız ise M. S. 750 senelerine tarihlenen Orhun Kitabeleridir. Bu kaynaklara göre Uygurlar, Doğu Türkleri olarak adlandırılmakta ve bilinmektedirler. Uygur tabiri ise Türkçe metinlerde ilk kez Orhun Anıtlarında ve 717 yılında neden oldukları ayaklanmalar sebebiyle münasebeti anılmaktadır.

Hunların soyundan geldiklerine inanılan Uygur yani Doğu Türklerinin göçebe hayat tarzına sahip oldukları düşünülmektedir. Uygur Türkleri İ.Ö 200 yıllarında ilk defa tarih sahnesine çıktıklarına inanılmakla birlikte, M. S. 546 yılından itibaren ise Göktürk İmparatorluğunun hâkimiyeti altında yaşadıkları bilinmektedir.

 

Eski Türk Topluluklarında Kadın

Bütün medeniyetlerde olduğu gibi eski Türkler toplulukları da varoluşlarını destansı yani mitolojik olaylarla açıklamışlardır. Tüm Türk destanlarında bu varoluş mücadelesinin öyküsü ayrıntılı olarak bulunabilmektedir. Ayrıca bu destanlarda Türk topluluklarının önemli bir parçası olan kadına verilen değerin diğer medeniyetlerden daha farklı olduğu da anlaşılabilmektedir. Eski Türk topluluklarında kadının sahip olduğu özellikler şunlardır;

  • Kadın, diğer milletlerden farklı olarak Türklerde, erkeklerle eşit olarak görülmüştür.
  • Türk adetlerinde kadın ve erkek ayrımı yapılmamaktadır.
  • Bütün eski Türk devletlerinde başı idaresi yani hükümdar Kağan diğer isimle Hakan’dır. Bu hükümdarlar eşleri olan hatunlarla birlikte devleti idare etmişlerdir. Hatunlar, karar alma süreçlerinde faal olmuşlardır.
  • İslamiyet’ten önce kurulan eski Türk devletlerinde kadınlar sosyal yaşamda yoğun ve etkin bir şekilde yer almışlardır.
  • Sosyal hayatta olduğu gibi savaş ve siyaset mevzularında da etkin olmuşlardır. Erkekler gibi ata binmiş, güreş tutmuş ve ok atmışlardır.
  • Çeşitli üretim kademelerinde yani çanak çömlek imalatında tekstilde yani dokumacılıkta ve tarımsal faaliyetlerde önemli roller üstlenmişlerdir.
  • Pek çok Türk destanında kadın misafirperverlik, namus, kahramanlık ve güzellik nitelikleri ile ön plana çıkmıştır.

Türkler Orta Asya’dan nerelere göç etmiştir?

Türkler Orta Asyadan nerelere göç etmiştir?

Türklerin gerçek ana yurdu olarak kabul edilen bölge Orta Asya coğrafyasıdır. Bu bölgede binlerce yıl yaşamlarını sürdürmüşler ve hala çeşitli isimler altında kurulan devletler dâhilinde hayatlarını ve kültürlerini devam ettirmektedirler.

Orta Asya’da yüzlerce yıl hüküm sürmüş olan Türkler, bu süreç içerisinde hem Çinliler hem de Moğollar ile çok uzun zamanlar süren mücadelelere girişmişlerdir. Ancak zamanla girişilen bu mücadeleler sonucunda ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve askeri baskı ve şiddeti gittikçe artan Moğolların istila tehditlerinden kurtulmak istemişlerdir.

Bu amaçla Türk toplulukları doğu, batı, kuzey ve doğu yönlerine doğru göç etmeye başlamışlardır. Bu göçler sırasında başlıca şu bölgelere göç etmişlerdir;

  • Kuzey yönünde ve günümüzde Rusya sınırları içerisinde yer alan Sibirya’ya,
  • Doğu yönünde Çin ve diğer uzak doğu ülkelerine,
  • Güney istikametinde Afganistan ve Hindistan bölgelerine,
  • Batı’da ise Karadeniz üst kısımlarına ve günümüzde orta doğu olarak bilinen bölgede yer alan İran, Irak, Suriye ve Mısır ile Anadolu’ya.

 

Kavimler Göçü ve Türkler

Türkler yüz yılların boyunca göçebe bir yaşam tarzı sürmüşlerdir. Ayıca geçimlerini de genel olarak hayvancılık yaparak temin etmişlerdir. Bu sebeple Çin ve Moğol baskısının yanı sıra iklim koşullarının giderek sertleşmesi ve yaşam mücadelesinin zorlaşması da Türklerin göç etmelerinde etkili olmuştur.

Yaşanan göçler sırasında ortaya çıkan hareketlilik yüzlerce yıl devam ederek farklı toplumların sürekli olarak birbirlerini yerlerinden etmesine sebep olmuş ve Kavimler Göçü olarak bilinen büyük toplumsal yer değiştirme hareketlilikleri tetiklemiştir.