Aşağıdaki sözcüklerden hareketle bir şiir yazınız. (geçmiş, hayal, özlem, sevmek, çocukluk)

Hayal Edin Çocuklar

Hepinizin gönlünde bir heyecan,
Ne güzel şey çocuk olmak.
Gerçekten sevmek nedir bilen,
Yine siz çocuklar.

 

Çocukluk ne güzel!
Özlem çekiyor insan.
Mazi gelince aklına,
Çocukluğunu arıyor insan.

 

Gerçek duyguları yaşayan,
Yine yalnızca çocuklardır inan.
Hayal edin çocuklar!
Yoksa dünya çekilmez oluyor inan.

 

Biliyorum çoğunuz istiyor büyümek,
Ama büyümek zannettiğiniz gibi bir şey değil.
En güzel yıllarınızı yaşıyorken,
Hala oyun oynayabiliyorken,
Çocukluğunuzun kıymetini bilin!

Oyuncaklarla Oynamak Sadece Çocukların Mı Hakkıdır? Neden?

Oyuncaklarla oynamak tartışmasız herkesin hakkıdır. Yıllar geçse de, oyuncakları ile oynamayı sürdüren ellerinden bırakamayan onlarca insan vardır. Çocukken edindiği oyuncaklara anlam yükleyen insanoğlu, onu çocuklarına miras bırakmak ister; tabi bunu yaparken de, oyuncaklarından kopamaz.

Sadece kendi oyuncakları için söylemiyorum, insanın daha önce görmediği bütün her şey dikkatini çekmektedir. Örneğin bir genç kız, çocukluğunda sadece bebekler ile oynamışsa, kardeşinin veya herhangi bir yakınının değişik oyuncakları ona ilginç gelecek o da onunla oturup oynamak isteyecektir.

Bir anne çocuğu ile birlikte oyunlar oynayabilir, bu oyunları oyuncaklar vasıtasıyla yapabilir ya da herkesin bildiği normal oyunları oynayabilir. Anneanneler ve dedeler de torunlarının oyuncakları ile yaptığı yemekleri yalandan yiyerek veya içerek, bir şekilde oyuncak oynamaya dahil olurlar.

 

Oyuncaklarla oynamak herkesin tabi ki herkesin hakkıdır, bu kaç yaşında adam ne işi var oyuncaklarla deme hakkını hiç kimse kendinde bulamaz. Çocuğu için oynuyor olabilir, torunu için oynuyor olabilir ya da amacı tamamen eğlenmektir. Parklarda bulunan oyuncaklarla da, evde çocuğuna aldığı oyuncaklarla da oynama hakkına sahiptir.

Çocukluğunu yaşayamamış ya da acılar içinde büyümüş ebeveynler ise, oyuncaklarla oynama hakkına belki kendi çocuklarından daha çok sahiplerdir. Çocukluk mutlaka yaşanmalıdır, her şey normal ise küçük yaşlarda; hayat izin vermemişse, anne baba izin vermemişse ve acılar içinde geçmişse de büyük yaşlarda. Mümkünse küçük yaşlarda fakat değilse mutlaka bir yaşta!

Oyun Ve Oyuncak Konulu Hikaye

Aşağıda verilen boşluğa “oyun ve oyuncak” konulu bir hikaye yazınız.

Arkadaş

Yiğit 7 yaşında bir sürü oyuncağı olan, varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu. Annesi babası çalıştığı için ona bakıcısı bakardı. Uzaktan kumandalı arabalara, devasa oyuncaklara, çizgi karakterlerin oyuncaklarına bile sahipti Yiğit. Ama ufak bir sorunu vardı, tek başına oynamaktan sıkılmıştı ve arkadaşa ihtiyacı vardı.

Yiğit bir kardeşe sahip olmadığı için, genellikle odasından çıkmadan tek başına oynardı. Yalnızca yemek yemek, lavaboya gitmek gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılayacağında dışarı çıkmaktaydı. Evlerinin geniş bahçesine hava güzel olduğunda çıkardı ama orada da oyun oynayabileceği biri olmadığından, yine yalnız başına oturmak zorundaydı.

Yiğit’in bakıcısı onunla oyun oynamıyordu, yalnızca Yiğit’e uyuma, uyanma saatlerini söylüyor, yemeğini veriyor ve gidiyordu; çünkü onun başka işleri de vardı, temizlik yapmak gibi.

 

Bir gün Yiğit’in evlerinin yanındaki eve bir aile taşındı. İçlerinde Yiğit’le yaşıt bir çocuk bulunmaktaydı. Yiğit’in hiç arkadaşı olmamıştı, annesi babası da tek çocuk olduklarından kuzenleri de yoktu, bu sebeple nasıl arkadaş olunacağını bilmiyordu Yiğit. O çocuğu görünce sadece baktı, yanına gitmedi, o çocuk da onu görmemişti zaten.

1 hafta boyunca Yiğit, normal hayatına devam etti, ne yeni taşınan komşusu ile tanıştı ne de tanışmak istedi. Günlerden bir gün, komşuları Yiğit’i ve ailesini ziyarete geldi. Anne babası yalnızca uyumak için eve uğradıkları için, aralarına çok sonradan katıldılar. Bu arada Yiğit ve komşusu Alican arkadaş oldular. Alican Yiğit’in yanına gelip onunla tanışmıştı ve Yiğit’e onu diğer arkadaşlarıyla da tanıştıracağına söz vermişti. Zaten birkaç ay sonra okula başlayacak olan Yiğit, Alican sayesinde arkadaş edinebilecekti.

Oyun oynarken dikkat etmemiz gereken kurallar nelerdir?

OYUN OYNARKEN DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN KURALLAR

Günlük hayatımızda çeşitli etkinliklerle sosyalleşme adına oyunlar oynarız. Bu oyunları sokakta, evde ve internet üzerinde oynayabiliriz. Ancak bunları oynarken belirli kurallar halinde ve uyum içerisinde oynamalıyız. Oynadığımız oyunların hepsinin kendine özgü kuralları vardır. Oyunların tarihi eskiye dayansa da oynarken uyulması gereken kurallar günümüze kadar gelmektedir.

Geleneksel birçok oyununumuz vardır. Bunlar; güreş, cirit atma, yakan top, saklambaç, ip atlama, seksek, yedikule, çelik çomaktır. Bu oyunlar hem arkadaşlık ilişkilerimiz güçlendirir. Hem de sosyalleşme adına güçlü bağlar kurmamıza yardımcı olur. Geçmişten günümüze kadar gelen geleneksel oyunlarımız kültürel değerlerimizin aynası gibidir.

 

İnternet ortamında oynadığımız oyunlar bizleri olumsuz etkileyebilir. Hatta bizi sosyal hayattan uzaklaştırdığı gibi insanlarla olan ilişkilerimizi de olumsuz etkiler.

Her oyunun belirli güvenlik kuralları da vardır. İnternet üzerinden oynadığımız oyunlarda yaş sınırlamaları ve belirli uyarılar vardır, bunlara uyarak bilinçli kullanıma önem göstermeliyiz.

Sokakta veya evde oynadığımız oyunlarda da aynı şekilde kurallar vardır. Kurallara uyarak arkadaşlarımızla bu oyunları oynarken saygı ve sevgi içinde olmalıyız. Eskilerden beri gelmiş olan bu kültürel miraslarımız arasında olan oyunları, bize aktaran önceki nesiller gibi bizler de bizden sonraki gelecek olan nesillere bırakmalıyız. Bu sayede, bu geleneksel oyunları yaşatıp, saygı, sevgi, ve birleştiricilikle, aynı sürdürülebilirlikle yaşatarak kültürel mirasımız haline getirmiş oluruz.

 

Oyun oynarken istemeden de olsa bir canlıya zarar verdiğiniz oldu mu? Arkadaşlarınızla paylaşınız.

Oyun Oynarken Canlılara Zarar Vermek

Oyun oynarken istemeden de olsa bir canlıya zarar verdiğiniz oldu mu? Benim oldu. Bir keresinde top oynarken bir topu yatan bir kedinin üzerine atmış bulunmuştum. Kedi korkarak kaçtı ve acı acı miyavladı. Tabi bu olay beni öylesine etkiledi ki, koşarak eve gidip hüngür hüngür ağladığımı çok net hatırlıyorum. Annem susturmak için saatlerce uğraşmış, sonunda bir şekilde beni kandırmayı başarmıştı. Ama yine de günlerce içimden atamadığım bu durum, çocukluğumda vicdanıma sürülmüş bir kötü bir leke olarak kaldı.

Oyun oynarken uymamız gereken bazı kurallar vardır. Bir canlıya zarar verecek şekilde oyun oynamamalıyız. Örneğin yanıbaşımızda bir köpek, kedi evi varsa top oynamaktan kaçınmalıyız, onu incitebiliriz. Aynı zamanda çok sert de oynamamalıyız, çünkü o sert attığımız top bir insanın bir yerine isabet edebileceği için tehlike arz edebilmektedir.

 

Oyun oynarken fazla gürültü yapmamalıyız, gürültü yapmak başka insanları rahatsız edebilir. Koştururken fazla hızlı koşmamamız gerektiği gibi, önümüze bakmayı da mutlaka ihmal etmemeliyiz. Bir çocuğa, bebeğe ya da herhangi bir canlıya çarpmak ona da, koşana da zarar vereceğinden tehlikelidir. Dikkat edilmelidir.

Bunun dışında internet oyunları üzerinden de canlılara zarar verilmektedir. Online bir oyunda nasıl konuşacağını bilmeyen insanlar, diğer insanlara kötü sözler söyleyerek fiziksel olmasa da psikolojik zararlar verebilir. Bu konulara dikkat edilmelidir.

Medya Araçlarında Ya Da İnternet Sitelerinde Sunulan Bilgilerin Size Uygun Olup Olmadığını Nasıl Belirleyebilirsiniz ?

Günümüzde bilgiye ulaşmak, gittikçe gelişen teknoloji sayesinde kolaylaşmıştır. Bu sayede günlük hayatımızda kolaylıkla istediğimiz bilgiye ulaşırız. Ancak bu kadar çok karmaşanın içinde doğru bilgiye ulaşmak, yine de bazı zorluklara neden olabiliyor. Ne kadar çok kaynağa ulaşırsak o kadar bilgi karmaşasının içinde kalıyoruz. Önemli olan doğru bilgiye ulaşmak.

Bir konu hakkında araştırmalar yaparken istediğimiz bilgilerin yanı sıra bilgi kirliliği ile dolu sitelerin içinde kalıyoruz ve yanlışa sürükleniyoruz. Ya da bize hitap edip etmediğinin farkına varamıyoruz. Bu nedenle istediğimiz bilgiye ulaşmamız zorlaşıyor ve istediğimiz sonuçları elde edemiyoruz.

 

Bir siteye girdiğimizde, aradığımız gibi veya aradığımıza yakın içeriklerin içerisinde yer alan kelimeler kafamızda bir anlam buluyorsa ve içeriğin kalitesini etkiliyorsa bize uygun sayılabilir. Ancak bize uygun sayılıp sayılmadığını bilmiyorsak, bilgi sahibi olmadığımız bir konu için araştırma yapıyorsak birkaç bazı önlem almamız gerekebilir.

  • Mesela televizyon izlerken, televizyon kullanımında bulunan akıllı işaretler sayesinde size uygun bir konu olup olmadığına karar vermeniz kolaylaşır.
  • İnternette araştırma yaparken koruyucu paketler sayesinde yaş gruplarına uygun sitelere erişim sağlamamız sağlanır.
  • Aile büyüklerimizden yardım alarak onlarla iletişim halinde araştırmamızı sürdürmemiz mümkündür.
  • Devlet siteleri ve bunun gibi konularda gerekli bilgileri alacağımız sitelerin başında Rtük gelir. oBizleri uygun bilgiye ve doğru kaynağa yönlendirir.

Bu sayede daha uygun ve verimli bir birey olarak kişisel erişim araçlarını bilinçli olarak kullanıp gerekli ve yararlı olabilecek şekilde faydalanamız mümkündür.

İstiklal Marşını Okurken Neler Hissediyorsunuz?

İstiklal Marşını Okurken Neler Hissediyorsunuz?

İstiklal Marşı, ülkemizin çok zor şartlar altında bile ayağa kalkışının ardından bağımsızlığın ilan edilmesi üzerine yazılmış ve ülkenin bağımsızlığının sembolü kabul edilmiştir. İstiklal Marşı okurken o eski günler hatırlanır. Yani o günlerde yaşamamış olan bizler, kulaktan duyduğumuz kadarını hatırlarız. İçimizi giden ve yanan canların çektiği acılar dolayısıyla ilk önce bir hüzün kaplar.

Daha 15 yaşında askere gitmiş ve bir daha dönememiş o genç yiğitlerin, onların yolunu gözleyen ana babalara ölüm haberinin gelmesi üzerine “Vatan sağ olsun!” diyerek güçlü durmalarının acısı her yüreği burkar. Hele ki o sevdiğinin yolunu gözleyenler… İşte onların ahını alan bu iğrenç yabancı askerler, asla cennette kendilerine yer bulamayacaklardır.

 

İstiklal Marşı okunurken her Türk’ün göğsü kabarır. Milliyetçilik duyguları ön plana çıkar ve “İşte.” der, “İşte milletiminin mücadelesinin ödülü.”

O yaşanan eski günleri bilen, onları derinden hissedenlerin yabancı askerlere ettiği beddualar ve onlara duydukları kin de kaplar yürekleri bazen. Hatta kimileri bu kini günümüze bile taşır. Aslında çok da haksız sayılmazlar, bir suçu olmasa bile belki dedesinin dedesinin canını yakmış bu askerlerin torunlarıdır onlar.

İstiklal Marşı bu ülkenin kurtuluşunu temsil eder ve hiçbir Türk, bu ülkenin o günlere tekrar dönmesine izin vermez. Kimi zaman fikir ayrılığına düşülse de, konu bahis vatan olunca topyekün saldırıya geçen Türk halkı, hiçbir kuvvetin karşısında başını öne eğmeyecektir!

5N1K Nedir? Açılımı

Hem habercilikte hem de eğitimde sıkça kullanılan 5n 1k terimi 5 adet N 1 adet K harfi ile başlayan 6 adet soruyu sormaktadır aslında. Şimdi bu baş harflerini verdiğimiz soruları teker teker biraz daha ayrıntılı açalım.

 

Ne Sorusu: Konuyu, ana fikri soran sorudur.

Neden, Niçin : Amacın ne olduğu cevabını veren sorudur.

Nasıl:  Eylemin, işin nasıl yapıldığının cevabını veren sorudur.

Nerede:  Yer, mekan sorusudur.

Ne Zaman:  Süre, zaman kavramının sorusudur.

Kim:  Öznemizdir. Eylemi yapan içinde bulunan kişidir.

Aziz Sancar, Nobel Ödülü’nü ne zaman almıştır?

Aziz Sancar, Nobel Ödülü’nü ne zaman almıştır? 5N 1K etkinliği için sorulara cevap verelim.

 

Türk Profesör Aziz Sancar, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen törenle Nobel Kimya Ödülü’nü İsveç Kralı 16’ıncı Gustaf’ın elinden aldı.

 

Kim: Nobel Ödülünü kim almıştır? – Aziz Sancar

Ne: Aziz Sanar ne almıştır?  – Nobel Ödülü

Nerede: Aziz Sancar nobel ödülünü nerede almıştır?  – İsveç’in başkenti Stockholm

Nasıl: Aziz Sancar nobel ödülünü nasıl almıştır? – Tören İle Kanser ile mücadele de DNA onarımı konusunda

Niçin: Aziz Sancar Nobel Ödülünü niçin almıştır? – Yaptığı Bilimsel Çalışmalardan Dolayı

Ne Zaman: Aziz Sancar Nobel Ödülünü ne zaman almıştır?  –  12.10.2015

İzlediğiniz “120” filminden hareketle aşağıdaki cümleleri neden sonuç ve amaç sonuç anlamı verecek şekilde tamamlayınız.

1. Çocuklar vatanı kurtarmak için cepheye doğru hareket edecekleri için aileler çocuklarıyla vedalaştılar.

2. Baba, oğlunun cephane taşımasını istemediği için onu eve götürdü.

3. Filmdeki çocuklar ordumuza yardım etmek için var güçleriyle cephane taşıyorlar.

4. Şehirdeki büyükler evlerinin bulunduğu bölgeyi korumak zorunda oldukları için çocuklar cephane taşımak zorunda kaldılar.