Bilimin yöntemli hale gelmesi gelişimini nasıl etkilemiştir?

Bilim, incelediği konuyu gözlem ve deneyle açıklayarak insanlara sunar. Bunun içinde bilimsel yöntem basamaklarının her birinin kullanılması doğru bilgiye ulaşmanın tek şartı olarak kabul edilir. Bu nedenle bilimin konusuna giren tüm alanlar sadece duyumların sağladığı bilgiler anlaşılamaz. Bunun için bilim bazı matematiksel hesaplara başvurarak bunu açıklar. Örneğin havanın sıcak olduğunu duyularımızla anlayabilir ama kaç derece sıcaklık olduğunu ancak bilimsel yöntemlerle anlayabiliriz.

 

Bilimsel yöntemdeki başarılar 15. Ve 17 yüzyılları arasında yaşanmıştır. Rönesans’la birlikte daha birçok alanda olduğu gibi bilimde de büyük gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. Gözlem, hipotez, deneyler ve matematiksel hesaplamaların gelişmesi bilimsel yöntemin hızlıca gelişmesini sağlamıştır. Gözlem, eski çağlardan beri bilimin ve bilimsel yöntemin en önemli parçalarından biridir.

 

Rönesans’ta anatomi ve astronomi alanında gözleme dayalı birçok bilginin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yapılan kontrolü deneyler sayesinde fizik alanında da bilimsel hesaplamaların artarak hipotezlerin ve matematiksel hesaplamaların yapılması bilimsel yöntem için ciddi bilgilerin oluşmasını sağlamıştır.

 

Gözlemler, kontrollü deneyler ve hipotezlerin oluşturulmasından sonra yapılan matematiksel hesaplamalar sayesinde bilimsel bilginin güvenirliliği ortaya çıkmıştır.  17.yy modern felsefe filozoflarından Fransic Bacon, “bilgi güçtür” diyerek doğanın bilgisine ulaşmanın en güvenilir yolunun bilimsel yöntemlerin kullanılması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca Bacon’a göre bilimsel yöntem aklın da bir aracıdır.

Çeviri faaliyetlerinin Avrupa’daki şehirlerde farklı farklı etkiler bırakmasının nedenleri neler olabilir? Açıklayınız.

Çeviri faaliyetlerinin Avrupa’daki şehirlerde farklı farklı etkiler bırakmasının nedenleri arasında ilki; Çeviri faaliyetleri ilk olarak İslam coğrafyasından başlasa da hızlıca Batı ülkelerine yayılarak hız kazanmıştır. İlk çeviri faaliyetleri İspanya’nın “Toledo” ve İtalya’nın “Sicilya ve Salerno” şehirlerinde gerçekleşmiştir. Avrupa’daki çeviri faaliyetlerinin bu şehirlerde başlamasının nedeni İslam uygarlığının uzun dönem bu coğrafyada etkisini göstermesidir.

 

Avrupa şehirlerinde çeviri faaliyetlerinin başlaması ilk olarak Afrikalı Konstantin’in Tunus’tan getirdiği tıp eserlerinin İtalya’nın Salerno şehrinde Latinceye çevrilmesidir. Yine Salerno’ da Roma İmparatoru II. Frederick’in İslam eserlerinin çevirisi için bir üniversite kurdurması ve bu üniversiteye mütercim ataması da Avrupa’daki çeviri faaliyetlerinin hızlanmasına neden olmuştur.

Daha sonra önce Almanya ve hemen sonrasında Fransa’da devam eden çeviri faaliyetleri 15.yüzyılda Rönesans hareketiyle İtalya’da devam etmiştir.

 

Çeviri faaliyetlerinin Avrupa’daki şehirlerde farklı farklı etkiler bırakmasının diğer bir nedeni ise, coğrafi bölge farklılıklarıdır. Örneğin, Yunanca’ dan Farsçaya çevrilen eserler Trabzon ve Tebriz üzerinden Bizans’a geçmiş ve buradan Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Böylece Rönesans’la birlikte tüm Avrupa şehirlerinde kademeli olarak çeviri faaliyetleri sürdürülmüş ve Latinceye çevrilen birçok eser bilim insanlarına büyük katkıda bulunarak kendilerini geliştirmelerini sağlamıştır.

Çeviri faaliyetlerinin Rönesans üzerinde ne gibi etkileri vardır? Açıklayınız.

12.yüzyılda başlayan çeviri faaliyetleri İslam coğrafyasından başlayarak yavaş yavaş Batı’ya yayılmıştır. Bunun ilk nedeni Afrikalı Konstantin’in Tunus’tan getirdiği tıp alanındaki eserleri Latinceye çevirmesidir. Daha sonra 13. Yüzyıl başlarında Roma İmparatoru 2.Frederick’in İslam ilimlerinin yakından öğrenilmesi için İtalya’nın Salerno şehrinde bir üniversite kurdurması ve birçok eserin çevrilmesini sağlamasıdır. Böylece Avrupa da çeviri faaliyetleri bu üniversitenin açılışı ile önce Almanya ve Fransa’ya, 14. Yüzyıla girildiğinde ise tüm Avrupa’da yayılmaya başlamıştır.

 

Yapılan tüm bu çevirilerle kazanılan birikim her geçen gün daha da başarılı bir şekilde ilerleme kat edince 15. Yüzyılda başlayacak olan Rönesans hareketinin de zemininin hazırlanmasına kaynaklık etmiştir.

 

  1. ve 17. Yüzyıllarda yaşamış olan bilim insanları Kopernik, Newton ve Galilei kullandıkları bilimsel yöntemleri Latinceye çevrilen astronomi ve matematik esrelerinden istifade etmişlerdir. Ayrıca çevrilen kitap, buluş ve aletleri Avrupalı bilim adamları geliştirerek bilim ve tekniğin gelişimine katkıda bulunmuşlardır.

 

Çeviri hareketleri Rönesans’la birlikte daha da hızlanmış Antik Yunan felsefesinin tüm kaynaklarını Batı uygarlıkları tarafından öğrenilmesini sağlayarak Rönesans hareketini desteklemiştir.

Bu bağlamda çeviri faaliyetlerinin hızlıca Batı toplumunu etkisi altına alması Rönesans hareketinin halk tarafından kabul edilmesinin en büyük nedeni olmuştur. Çünkü Latinceye çevrilen eserle sayesinde bilimsel gelişme hızlanmış ve toplum bu yeniliklere çabuk adapte olmuştur.

Çeviri faaliyetlerinin Avrupa coğrafyasında yayılmasının nedenleri neler olabilir?

İslam felsefesinin sistematik bir şekilde yeniden yapılandırması Mısır, Hint ve Antik Yunan felsefelerinde Arapçaya çeviri faaliyetleri oldukça etkili olmuştur. Özellikle Bağdat Tunus gibi şehirler bilim ve felsefinin merkezi konumuna gelmiştir. Bu şehirlerde başta astronomi, tıp ve felsefe alanlarında büyük gelişmeler gerçekleşmiştir.

 

Abbasi ve Emevi halifelerinin İslam’ı yayma düşüncesi ile geniş bir coğrafyaya yayılmasının ardından felsefe ve bilimin bu coğrafyalarda da gelişimi sağlanmıştır. Böylece 12. Yüzyıldan itibaren Batı coğrafyasında ilk olarak İslam ilimleri, Mısır ve Hint eserleri Arapçadan kendi dillerine çevirilere başlanmıştır.

Batı’da ilk çeviri merkezleri İspanya ve İtalya’da açılmıştır. İspanya’nın Toledo ve İtalya’nın Salerno şehirleri en fazla çeviri yapılan şehirleri arasındadır. Bunun nedeni ise İslam kültürünün bu şehirlerde uzun yıllar boyunca etkisinin hissedilmesidir. Bölgede aralarında Müslüman, Hristiyan ve Musevi mütercimlerin bulunduğu bir grup, tıp, astronomi, felsefe, kimya ve mantık gibi esreleri çevirilerini yapmıştır.

 

  1. yüzyılda başlayan tüm bu çeviri faaliyetleri 13.yüzyılda Roma İmparatoru II. Frederick’in İslam ilimlerinin öğrenilmesi adına Salerno’da bir üniversite kurdurmuş ve buraya mütercimlerin atanmasını sağlamıştır. Avrupa’daki çeviri faaliyetlerinin hızla yayılmasının da bu üniversitenin katkısı büyük olmuştur. Böylece 14. Yüzyıla gelindiğinde çeviri faaliyetleri başta Almanya ve Fransa olmak üzere tüm Avrupa’da yayılmıştır.

Bilim, toplumu geliştirebilir mi?

Bilim, toplumu geliştirebilir mi?

Bilim, incelenecek konunun gözlem ve deneyle inceleyip araştıran sistemli bir bilgi etkinliğidir. Bilim, her şeyden önce objektif bir karakter taşır. Bilimsel bilgi dediğimiz zaman, hangi konunun nasıl analiz edildiği, yapılan deney sonuçlarının ve ulaşılan sonuçların açıkça ortaya konulduğu verilerdir. Bilimsel açıklamalar kişiden kişiye veya toplumdan topluma değişiklik göstermez, herkes tarafından aynı şekilde anlaşılır. Çünkü ortaya çıkan tüm bilgiler doğrulanmış bilgilerdir.

Bilim, bireysel veya örgütlü olarak geliştirilen bir toplumsal etkinlik olarak tüm toplumları etkiler. Daha açık söylemek gerekirse bilim, sosyo-ekonomik bir alt yapının ürünü olduğu için ister bireysel ister örgütlü olsun ideolojik bir yapıya sahiptir. Bu nedenle bilimin gelişimiyle birlikte toplumların çağa ayak uydurma çabası ve geleneksellikten kopuş süreçleri hızla gerçekleşmiştir.

Bilimin giderek hayatın her alanına güçlü bir şekilde müdahale etmesi ve köklü bilimsel atılımların yaşandığı 16. Ve 17. Yüzyıllarda yaşanmıştır. Bu dönem eğitimin kurumsallaştığı, ekonomik ilişkilerin karmaşıklaştığı ve dinin insanlar üzerindeki etkisinin giderek azaldığı bir dönem olmuştur.  Ayrıca sermaye karını arttırma güdüsüyle ortaya çıkan kapitalizmin gelişimi de bu dönemde gerçekleşmiştir.

20.yüzyıla gelindiğinde gelişen teknoloji ve yapılan tüm bilimsel çalışmalar toplumların üzerindeki etkiyi artırmıştır. Tüm bu gelişmeler her dönemde toplumların üzerinde olumlu veya olumsuz etkilerin yaşanmasına neden olmaktadır. Toplumların elde ettiği bilimsel bilgiler doğru ve yerinde kullanıldığı zaman kendilerini her yönden geliştirme fırsatı bulurlar.

21.yy artık bilim çağıdır ve tüm toplumların çağın gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip olmaları gerekmektedir.

15 Temmuz’da milletimiz nasıl bir tehlike atlatmıştır? Milletimiz bu tehlikenin üstesinden nasıl gelmiştir?

15 Temmuz’da milletimiz nasıl bir tehlike atlatmıştır? Milletimiz bu tehlikenin üstesinden nasıl gelmiştir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

15 Temmuz tarihinde milletimiz bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmış ve 15 Temmuz tarihi hafızalarımıza kazanmıştır.

15 Temmuz tarihinde vatanını sevmeyen insanlar tarafından ülkenin önemli noktalarına darbe girişimi yapılmış ve halkın mücadelesi ile birlikte bu darbe girişimi başarısız olarak sonuçlanmıştır.

15 Temmuz akşam saatlerinde Feto terör örgütünün içerisinde bulunan askerlerin Ankara üzerinde savaş uçakları ile alçak uçuş yaptıkları ve İstanbul’daki köprüleri trafiğe kapattıkları görüldü saat on itibari ile olaylar sosyal medyaya yansıdı.

Ordunun içerisinde bulunan paralel yapıya hizmet eden subaylar ihanet etme cüretinde bulunarak 15 Temmuz gecesinde darbe girişiminde bulundu. Recep Tayyip Erdoğan bu darbe girişimi karşısında Türk halkını meydanlara çağırarak birlik ve beraberlik çağrısı yaptı.

Çünkü tarihimizin tüm sahnelerinde halkın birlik ve beraberliği ile hainler püskürtülmüş ve millet, vatan uğruna mücadele vermiştir.

15 Temmuz gecesi milletimiz, milli iradesine karşı bir ayaklanma ile karşı karşıya kalmış ve onlarca şehit vererek bu hain darbe girişimini püskürtmüştür.

Bu toprakların sahibi olan millet bir kez daha 15 Temmuz akşamı göstermiştir ki milletin iradesinden daha kuvvetli bir şey yoktur. Ülkenin refahını huzurunu ve düzenini bozmaya çalışan alçak ve hainler her zaman karşısında milleti bulacaktır. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana ülkemizin geçirdiği bu saldırıları milletimiz gücü kuvveti ve imanı ile bertaraf etmiştir.

Takdir – ifa etmek – muasır – haysiyet – meşum – minnet kelimeleri kullanacağınız bir konuşma yapınız.

Anlamını öğrendiğiniz kelimelerden üç tanesini seçerek bu kelimeleri kullanacağınız bir konuşma yapınız. Konuşmanıza uygun bir hitap ifadesiyle başlayınız. (Kelimeler = takdir – ifa etmek – muasır – haysiyet – meşum – minnet)

İfa etmek: yerine getirmek, ödemek

Takdir: beğenme beğeni değer gösterme, değer biçme, bir şeyin değerini gerekliliğini ve önemini kavrama

Minnet: gerçekleştirilen bir iyiliğe karşılık kendini borçlu kabul etmek Gönül Borcu, tenezzül etmek

Ey Ulu ve şerefli Türk milleti!

Türk milletinin var olduğu günden devam ettiği tüm günler boyunca bu millete ait bir nefer olarak İfa etmek durumunda olduğunuz bazı görevler ve borçlar vardır.

İfa etmek durumunda olduğunuz bu görev ve borçlar vatanımıza ve milletimize karşı yerine getirmek zorunda olduğunuz yükümlülüklerdir.

Topraklarımıza karşı ilk önce çalışkan olma borcunu ödemek zorundasınız.

Ahlaklı temiz ve terbiyeli insanlar olma borcunu ödemek zorundasınız.

Tarihinize ve milletimize şerefli bir insan olma borcunu ödemek zorundasınız.

Milletin huzuru ve vatanın müdafaası için yeri geldiğinde canınızı dahi ortaya koymak zorundasınız.

Vatan müdafaası kişilere bir kişilerin isteklerine bırakılabilecek kadar basit bir mesele değildir. Aynı vatanı paylaşan her bireyin vatan müdafaasında aktif rol oynaması gerekir.

Atalarımızın geçmişimizin ve tarihimizin takdirini kazanmak için milletimize karşı bütün borçlarımızı eksiksiz yerine getirmeniz gerekmektedir. Eğer bizler Türk Milleti olarak atalarımızın takdirine ve teşekkürüne layık olursak vatanımızın bölünmezliği ve bütünlüğü her daim devam edecektir.

Topraklarımızı bizlerin özgürlüğü, istiklal ve istikbali için savunan, bu topraklar uğrunda can veren atalarımıza minnet borcu olarak çalışmak ayakta durmak ve vatanı müdafaa etmek zorundayız.

Atatürk, vatan, birlik ve beraberlik ile ilgili en az iki dörtlükten oluşan bir şiir

“Atatürk, vatan, birlik ve beraberlik” konularından biriyle ilgili en az iki dörtlükten oluşan bir şiir yazınız.

Vatan…

Aç kaldık doyurdun

Tek kaldık korudun

Sardın sarmaladın durdun

Yalnız toprak denmez sana Ey vefakâr Vatan

 

Bazen bilemedik kıymetini

Bazen dinlemedik geçmişini

Bazen göremedik heybetini

Yalnız toprak denmez sana ey cefakâr Vatan

 

Âşık Veysel dedi biz dinledik

Koyun verdin kuzu verdin süt verdin

Bir günden bir güne bizden yüksünmedin

Yalnız toprak denmez sana Ey vefakâr Vatan

 

4 tarafın düşman 4 tarafın hain

İçindeki milletin bilmezse kıymetin kadrin

Sende kederlenip üzülür müsün?

Ey bin yıllık Çınar, Ey Güzel Vatan

 

Bir gün anlarlardı kıymetini

Bilirdin ses etmezdin milletine

Sensiz Kalan cemiyetini

Bırakmazsın düşman Ellere

Yalnız toprak denmez sana Ey cefakâr vatan

 

Bilesin göğsümde yatan

Yalnız senin hasretinin temelidir

Beni gurbet ellere atan

Kaderimde kederimdir

Elbet kavuşuruz bir gün

Ah Vatan, güzel Vatan, Can Vatan

Birlik ve beraberlik konulu bilgilendirici bir metin yazınız.

“Birlik ve beraberlik” konulu bilgilendirici bir metin yazınız.

Neden bir ve beraber olmalıyız?

Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar atasözünü daha önce duydunuz mu?

Atasözünün incelediğimizde bize anlatmak istediği şey kendi milletinden kendi toprağından ve ait olduğu yerden ayrılan tek başına kalan her canlıyı bir tehlike beklemektedir.

Eğer koyunlar sürü halinde dolaşmasalar kurtlar bir tane canlı koyun bırakır mıydı?

Tek başına olan insan, hayvan bütün varlıklar güçsüzdür ancak yanında kendinden canlılarla dolaşan canlılar doğanın içerisinde ve hayatta güçlü kabul edilirler.

Bir ve beraber olmak güçlü olmanın karşılığı olduğundan insanlar birlik ve beraberlik içerisinde olmayı öğrenmeli ve bu şekilde yaşamalıdırlar.

Yalnız insan mutsuz olur. Kalabalık ailelerde yaşayan insanlar çok daha mutluyken çocuksuz aileler mutsuz aileler olmaktadırlar. Her sene tatilde köyünüze gitmek istersiniz. Çünkü akrabalarınızı bir ve beraber olduğunuz insanları görmek onlarla aynı ortamda bulunma isteği içerisinde hissedersiniz.

İnsanın yapısında da yaratılışında bir olma düşüncesi her zaman vardır.

Bir olmak için evlenir bir olmak için toplanır bir olmak için büyürüz.

Bu birlik ve beraberlik insanın hayatında her noktada olmak durumundadır.

Konu ister vatan olsun, ister aile olsun, ister gelecek olsun, birlik ve beraberlik olmadan yol kat etmek mümkün değildir.

İnsan ailesinin karşı karşıya kaldığı zor durumlarda, vatanın karşı karşıya kaldığı zor durumlarda kendinden olanla, milletle bir olmadığında yıkılmaya ve ezilmeye mecburdur.

Milli birlik ve beraberlik bir millete neler kazandırır?

Milli birlik ve beraberlik bir millete neler kazandırır? Düşüncelerinizi anlatınız.

Milli birlik ve beraberlik milletin kendisine güçlü olmayı kazandırır. Güçlü olan ve bir olan bir millet düşmanlarına karşı her daim ayakta olur ve yenilemez bir görüntü ortaya çıkartır.

Milli birlik ve beraberlik içerisinde olan bir millet bir araya getirilmiş odun parçaları gibi değerlendirilebilir.

Elinize aldığınız tek bir odun parçasına güç uyguladığınızda onu kolaylıkla kırabilir ancak odun parçası iki tane olduğunda kırmakta biraz zorlanırsınız. Bu odun parçaları 2 değil 200 tane olduğunda onları kırmanız mümkün olmayacaktır.

İşte milletin milli birlik ve beraberlik içinde olması vatanın bölünmezliği ve milletin huzur içinde yaşaması için en önemli noktalardan biridir.

Eğer millet birlik ve beraberlik içinde olmazsa düşmanlar o toprağı işgal etmek için her türlü yolu deneyecektir ve birlik olmayan millet, işgale karşı ayakta kalamayacak ve bağımsızlığını kaybedecektir.

Bağımsızlığına, tarihine, milletine saygısı olan her birey birlik ve beraberliğin önemini kavramak ve birlik ve beraberlik içerisinde yaşamanın gerekliliklerini yerine getirmek zorundadır.

Vatanımız içerisinde birçok ırkı barındıran bir milletler topluluğu ile beraber yaşamını sürdürmektedir.

Ancak milletin karşı karşıya kaldığı zorlu durumlarda her ırk ve her dinden insanların bir araya gelmesiyle vatanın devamlılığı sağlanmıştır.

Bu Türk devletlerinin tamamında tarihin her zamanında aynı şekilde olmuştur ve milletimizin bağımsızlığını özgürlüğünü kimsenin emri ve ambargosu altına vermemiştir.