Kitap Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Kitaplar kişisel zevklere dayalı tercih edilmektedir. Kitap türlerine dayalı seçim içerisinde olan kişilerin dikkat etmeleri gereken noktalar bulunmaktadır.

Kitap seçen kitlenin kitap hakkında küçük de olsa bir bilgi sahibi olmaları oldukça elverişli bir etmen olarak görülmektedir. Kitap seçecek olan kişilerin kitabın türü, yazarı ve ufak çapta da olsa teması hakkında fikir sahibi olması da bu tercihleri belirleyecek olan kriterler olarak değerlendirilmektedir. Kitap seçme konusunda bu tip hareket edecek olan kişilerin en doğru seçimleri gerçekleştirebilecekleri durumu ortaya çıkabilmektedir. Böylelikle de en ideal kitapları kısa sürede okuma avantajına ulaşmaları durumu da aktif olarak kendini gösterebilmektedir.

Kitap seçme konusunda yapılmaması gerekenler de bulunmaktadır. Kitap seçmede kitabın cildine kanmamak gerekmektedir. Aynı zamanda da kitap kapağı ve cildinin kusursuz olmasına rağmen içerik konusunda memnun etmeyecek türde bir metin olduğu da görülebilmektedir. Bu yüzden bu konuda da dikkatli olarak kitap almadan öncelikli hususlar arasında değerlendirilmemesi gerekmemektedir.

Kitap seçme konusunda en çok dikkat edilen “en çok satanlar” kalıbına da kanmamak gerekmektedir. Popüler olarak bilinen bazı kitapların okuyucuların ruhunu okşayamayacak standartlarda olmadığı da görülebilmektedir. Piyasada yeni yeni yer almaya başlamış ve adı sanı duyulmayan kişilerden de uzak durulması tavsiye edilmektedir. Bu kriterler doğrultusunda hareket etmek de en uygun edebi eserlere sahip olmayı da sağlayacaktır.

Kitap Okuma Alışkanlığımızı Geliştirmek İçin Neler Yapabiliriz?

Kitap okumanın oldukça faydalı olduğu biliniyor. Bu yüzden çocuklara küçük yaştan itibaren bu alışkanlığın kazandırılması hem öğretmenler hem de aileler tarafından sağlanmaya dayalı gayretler gösteriliyor. Okuma oranının oldukça düşük bir yüzdeye sahip olduğu ülkemizde insanların kendini kitaplar ille geliştirmek yerine daha farklı yönelimlere sahip olması oldukça zarar verici bir durum olabiliyor.

Kitap okuma alışkanlığını ilerleyen yaşlarda kazanmak oldukça zor bir eylem olarak görülmektedir. Yetişkin durumunda da bu tip bir alışkanlığın edinilmesi durumu oluşması halinde kişilerin değişimi kaçınılmaz bir durum olmasından dolayı fazlasıyla tavsiye edilen bir gelişme olarak ifade edilecektir. Kitap okuma alışkanlıklarının kazanılmasına dayalı bu tip süreçlerin yaş ilerledikçe daha zor bir konuma bürünmektedir.

Kitap okuma durumunun gelişmesi adına kitapları özendiren eğilimler içerisine girmek en doğru seçenek olarak görülebilecektir. İlgili olunan kitaplara dayalı araştırma içerisine girilmesinin halinde bu alışkanlığı kazanmak adına en etkili sonuçları ortaya koymak adına da etkin bir biçimde de yer alacaktır. Kitap tercihleri içerisinde doğru seçimleri gerçekleştirecek olan kişilerin bu sayede de kitap okuma alışkanlıklarını kazanmaları durumu ortaya çıkabilmektedir.

Herhangi bir alanda var olan kitap tercihlerine yönelerek zaman içerisinde farklı türlere doğru sapmaların da görülebilmesi durumu son derecede normaldir. Bu yolu izleyen herkesin genel olarak iyi bir okur olması durumu da ortaya çıkacaktır.

 

Defterinize “Kitapsız Büyüyen Çocuk Susuz Yetişen Ağaca Benzer.” Atasözünü Açıklayan Bir Yazı Yazınız

Atasözleri anlam bakımından öğüt verici ve insanları yönlendiren bir yapıda olmaktadır. Kimin söylediği belli olmayan bu geleneksel sözler insanların hayatlarını yönlendirebilecek bir biçimde de ortaya konulabilecektir.

Sık kullanılan atasözlerinden biri olan “Kitapsız büyüyen çocuk susuz yetişen ağaca benzer.” Söylemi eğitimin ne kadar önemli olduğunu belirten bir sözdür. İnsanların küçük yaştan itibaren eğitim görmeye başlamalarının kendilerine katkısının kaçınılmaz olarak görülmektedir. İlk olarak ailede başlayacak olan eğitim hayatı küçüklerin ne şekilde davranmalarını ve hayatı tanımalarını sağlayacak biçimde olmaktadır.

Ailede devamlı olarak sürdürülecek olan eğitim durumu daha sonradan okullarla bütünleştirilerek erdemli bir bireyin oluşmasına en büyük katkı sağlayan etmenler arasında da yer alacaktır. Eğitim almadan bu süreci alttan kişilerin hem geleceğe dayalı bilgisiz kalmalarında en büyük etken olarak kabul görmesi durumu ortaya çıkacak hem de yaşının verdiği eğitimi alamamasından kaynaklı olarak çağdaşlarından geride kalmasına neden olmaktadır.

Eğitimsiz bir hayata başlangıç yapacak olan bireylerin hayatta ve sosyalleşme konusunda her zaman birkaç adım geride kalabileceği de görülebilmektedir. Aile fertlerinin bu konuda destek olarak çocuklarının her manada eğitim almalarını sağlamaları gerekmektedir. İlerleyen dönemlerde bireysel bir yaşantıya başlamaları halinde de tek başına ayakta kalabilmeleri adına bu tip eğitim süreçlerini herhangi bir kesintiye uğratmadan devam etmeleri önerilmektedir.

Çevrenizde Gidebileceğiniz Kütüphaneler Var Mı?

Kütüphanelerden gereken araştırmaları her an gerçekleştirmek mümkün olduğundan dolayı fazlasıyla ilgi çekmektedir. Hemen hemen her şehir içerisinde olduğu gibi çevremizde şehir kütüphanesi bulunmaktadır. Ancak zaman zaman aranılan kitap ya da diğer yazılı basım organlarını kütüphanelerin içerisinde bulabilmek mümkün olmuyor. Kütüphaneler çevremizde olsalar dahi içerisinde var olan içerikler oldukça eski ya da güncellikten uzak olarak değerlendirilmektedir. Bu yüzden de hedef kitlesini her geçen gün kaybederek daha az kişiye hizmet etmekle bilinmektedir. Eski kaynakları içeren araştırmalar içerisinde bulunan ya da klasik eserleri temin etmek isteyen kişilerin halk kütüphanelerine yönelmeleri durumu ortaya çıkmaktadır.

 

Hemen hemen her şehir içerisinde ya lisans öğrenimi gören öğrencilerin kampüsü ya da meslek yüksekokulları bulunmaktadır. Lisans ve önlisans programları içeren öğrenim alanlarının içerisinde de kütüphaneler bulunmakta ve tamamen bilimsel odaklı kitap ya da yayınları içermektedir. Her şehir içerisinde bulunan üniversitelere bağlı kütüphaneler aynı zamanda halktan kişilere de gerekli izinlerin alınması haline hizmet vermektedir. Herhangi bir konuda araştırma yapacak olan kesimi yakından ilgilendiren bir durum olarak görülmektedir. Bu yüzden de herkese yakın olan kurumlar olarak görülmektedir. Herkesin aradığını bulduğu ve gerek zevklerine gerekse de meraklarına hitap etmeyi de sürdürmektedir. Bazıları hafta içi mesai saatlerinde açıkken bazıları ise devamlı faaliyetlerini sürdürmekte olan kurumlar olarak da görülmeye devam etmektedir.

Çanakkale Zaferi Hakkında Neler Biliyorsunuz?

Birinci Dünya Savaşı’nın daha da uzamasında sebep olan ve Türk’ün gücünün dünyaya karşı koyduğu için önemli bir tarihi olay olarak adlandırılan Çanakkale Zaferi her yıl 18 Mart tarihinde kutlanmaktadır. İtilaf Devletleri‘nin Çanakkale’ye çıkarma yapması üzerine başlayan bu savaşta temel amaç Çanakkale Boğazı’nın kontrolünü ele geçirerek İstanbul’a ulaşmak olacaktır. Osmanlı’nın fiilen savaşta olduğu bu cephede Türk askerleri ciddi bir kayıp vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan bu zaferin tarihimiz açısından önemi oldukça büyüktür.

Çanakkale savaşı İtilaf Devletleri ile gerçekleştiren kara ve deniz savaşlarından ibaret olarak bilinmektedir. Boğaz kontrolü, İstanbul’u ele geçirme ve Rusya’nın savaş ihtiyaçlarını karşılama amacıyla hareket etseler de hayal kırıklığına uğramışlardır. Saldırıları başarısız olmuş ve Türk askeri de inanılmaz bir direniş içerisinde de yer almıştır.

Sonuç olarak Çanakkale Zaferi sonrasında oluşan gelişmelerde Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı 1 yıl daha uzamıştır. İttifak Devletleri’nin savaşı kazanacağına dair umutlar yeniden yeşermiştir. Aynı zamanda da bir cephe kapatılmış ve savaşın seyri başka bölgelerine doğru ilerlemiştir.

Türk tarihi açısından Çanakkale Zaferi her yıl kutlanmaktadır. Oldukça fazla sayıda şehit verildiğinden dolayı önemli bir zafer olarak bilinmektedir. Aynı zamanda bu savaş esnasında olan olaylar da efsaneleştirilerek iman dolu bir kahramanlık hikayesi olarak da görülen bir tarihi başarı olarak adlandırılmaktadır.

Atatürk’ün Vatanı İçin Yaptıklarını Anlatınız

Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olarak bilinmektedir. Türk tarihi kadar dünya tarihi açısından da etkin bir seviyede olan kişilikler arasında öne çıkmaktadır. Her Türk vatandaşının minnet duyması gereken bir karakter olarak da görülmektedir. Hem askeri hem de devlet adamı olarak başarıları ve devrimleri ile ne kadar yeterli bir isim olduğu her insan tarafından kabul edilmelidir.

Atatürk Osmanlı’nın son zamanlarında oldukça başarılı bir subayken Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında da öncülük eden kişidir. Milli Mücadele ruhunun başlamasında da büyük görev alan Gazi Mustafa Kemal; Misak-ı Milli sınırlarını içeren idealini gerçekleştirme konusunda da yeterli bir çaba ve fedakarlık göstererek istediği sonuca ulaşmıştır. Böylelikle bu sınırlar içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’ni de kurarak Türk toplumuna yeniden özgürlüğünü hediye etmiştir. Atatürk, Yeni TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nun kurulumu öncesinde ve sürecinde şu savaşlarda bulundu;

 

  • Trablusgarp savaşı: 29 Eylül 1911
  • Balkan savaşları: 1912- 1913
  • Çanakkale savaşı: 18 Mart 1915
  • Arıburnu muharebeleri: 25 Nisan 1915
  • Anafartlar: 25 Ağustos 1915
  • Doğu cephesi: 3 Mart 1918
  • Suriye Filistin cephesi: 31 Ekim 1918
  • Birinci İnönü savaşı: 10 Ocak 1921
  • Sakarya savaşı: 20 Ekim 1921
  • Başkomutanlık meydan muharebesi: 4 Mart 1922

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra da elini taşın altına koyan Mustafa Kemal; yaptığı her alandaki inkılaplarla da Türk tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Yeni bir yönetim biçimi ile Türk toplumunu tanıştıran Atatürk; aynı zamanda da Batı’ya uyum sağlayarak çağdaş bir toplum yaratmak için elinden geleni yapmıştır. İnsanların kılık kıyafetinden eğitim biçimine kadar birçok alanda devrimler yapan Atatürk; bununla da sınırlı kalmayarak ekonomik devrimleri de ortaya koymuştur. Ülke insanının üretici safına geçerek ekonomisini kısa bir süre içerisinde tekrardan düzene koyma konusunda başarı sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa ülkemizin kuruluşundan sonra yaptığı bazı yenilikler ise şunlar;

 

  • Cumhuriyetin İlan etmiştir (29 Ekim 1923)
  • Eğitim ve Öğretimin Birleştirilmesi (1924)
  • Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
  • Kılık ve Kıyafette Değişiklik (1925-1934)
  • Takvim Saat ve Ölçülerde Değişiklik (1925-1935)
  • Medeni Kanunun Kabulü (1926)
  • Türk Ceza Kanunu (1926)
  • Türk Kadınının Medeni ve Siyasi Haklarına kavuşması (1926-1934)
  • Medreselerin Kapatılması (1926)
  • Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)
  • Harf Devrimi (1928)
  • Üniversite Reformu (1933)
  • Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

Atatürk’ün Hangi Özelliklerini Biliyorsunuz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Atatürk; aynı zamanda örnek bir insan modeli olarak Türk gençliğinin örnek alması gereken bir kişidir.

Vatanseverliği:

Atatürk vatan savunması sürecinde her fedakârlıkta bulunmuş bir devlet adamıdır. Türk milletine güvenerek vatanın kurtulacağına canı gönülden inanan Mustafa Kemal Paşa; bunun için elinden geleni yapmıştır.

İdealistliği:

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla kalmayan Atatürk, aynı zamanda da Türk halkının refah seviyesini de yükseltme amacıyla hareket etmiştir. Bu amaçlarına da en kısa süre içerisinde ulaşma gayreti içerisinde yer almaktadır.

Sabırlı ve Disiplinli Olması:

Önemli bir karar almadan önce Atatürk iyice inceleyerek düşünmesi bu özelliğini gösterirdi. Kararı aldıktan sonra da ne zaman uygulanacağı konusunda sabır gösterirdi.

Açık Sözlülüğü:

Türk halkı ille ilgili düşüncelerini paylaşma konusunda herhangi bir çekince içerisine girmezdi. Yanlışı olduğunda da halkın kendisini eleştirmesi gerektiğini belirtirdi.

İleri Görüşlülüğü:

Olayların gidişatını önceden tahmin eden Atatürk; önlemini de buna göre alabilirdi. Buna en büyük örnek Çanakkale Cephesi’nde düşmanın hangi kıyıya çıkarma yapacağını önceden sezebilmesi gösterilmektedir.

Eğitimci Yönü:

Türk milletinin özgürlüğünü kavuşmasında pay sahibi olan Atatürk; aynı zamanda da uygarlık zirvesinin en ileri evresine taşımak için eğitime büyük önem veren bir yapıdadır. Eğitimli gençlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği olduğunu ifade etmektedir.

Yöneticiliği:

Atatürk yönetici olmak için tüm özellikleri içerisinde barındırdı. Kibar, dürüst ve entel duruşu ile Türk milletini başarıyla yansıtan bir tarihi kişidir.

 

 

Atatürk’ün Başarısının Kaynağı Nedir?

Atatürk oldukça başarılı bir subay ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu siyasal karakteri olarak bilinmektedir. Bu denli başarılı olarak yıkılan bir imparatorluktan yeni bir cumhuriyet ortaya koyma konusunda öncü olmuştur. Bu konuda başarılı olmasını sağlayan sırları ve özellikleri bulunmaktadır. Bu sırlar oldukça çağdaş ve akılcı olması ile etkili olan unsurlardır.

  • Çalışkan, akılcı yaklaşan bir yapıda olmak
  • Vatana ve Türk toplumuna kendini adayarak idealistliğini kullanmak
  • İdealist yönünü kullanmak için gerekli gücü Türk ulusundan almak
  • Doğru zamanda doğru kararlar alarak uygulamaya koymak
  • Savaş ve barışta nasıl davranılması gerektiğini bilmek
  • Ulusla tüm düşüncelerini paylaşarak beraber hareket etmek
  • Popülist kültürden uzak durmak
  • Ekonomide her zaman öncü olmaya çalışmak
  • Ordu ile vatandaşları eğitim konusunda birleştirmek
  • Laik ve Cumhuriyetçi bir tavır takınmak
  • Gerçekçi bir milliyetçilik düşüncesi
  • Her alanda diğer ülkeler ile yarış içerisine girmek.

Atatürk’ün bu sırları kısa süre öncesinde kurulan bir ülkenin hızlı sıçrayışına sebebiyet vermiştir. Ülkenin şu anki konumuna gelmesi konusunda da başı çeken kişi olarak gündeme gelmektedir. Aynı zamanda da ülke içerisinde yaşayan kişilerin de çıkarlarını düşünerek özgür bir ülke içerisinde hayatlarını sürdürmeleri konusunda çalışmalarını hayatı boyunca sürdürmüştür. Daha çağdaş ve daha modern bir refah düzeyine ulaşmaları konusunda da etkili bir konumda yer almaktadır. Türk tarihi için de ön planda yer alan bir kişilik olarak da yer almayı sürdürmektedir.

Atatürk’ün Akla ve Bilime Verdiği Önemi Anlatan Sözlerini Bulunuz

Atatürk her zaman akıl ve bilimden yana olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatacak olan Türk gençliğinin bunların ışığında yürümesi halinde ülkelerinin baki kalacağını ifade etmiştir. Bunu ifade ettiği birçok cümle de kullanmıştır.

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.

Bilim, gerçeği bilmektir.

Ülkemizin en bayındır, en latif, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenen zaferin sırrı nerededir bilir misiniz? Orduların yönetiminde, bilim ve fen ilkelerini kılavuz edinmektir. Ulusumuzu yetiştirmek için temel olan okullarımızın, yüksek okullarımızın kurulmasında aynı yolu izleyeceğiz.

Evet; ulusumuzun siyasal, toplumsal yaşamında ulusumuzun düşünce bakımından eğitiminde de kılavuzumuz bilim ve fen olacaktır.

Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.

Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Fikirler, zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez!

Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.

Fikirler anlamsız, mantıksız, boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak, faydasız, zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar.

Osmanlı Devletinin Kurulduğu Coğrafyanın Sağladığı Avantajlar Nelerdir?

Osmanlı devleti kuruldu coğrafya üzerinde oldukça şanslı sayılabilecek bir beyliktir. Osman Bey tarafından 1299 tarihinde kurulan Osmanlı devleti bir uç Beyliği olarak kurulmuştur. Söğüt merkezli kurulan bu beylik daha sonra coğrafi avantajlarını da kullanarak oldukça büyük bir imparatorluğa dönüşmüştür.

 

  • Osmanlı beyliğinin kurulduğu coğrafya Asya’nın batısında, Avrupa ve Balkanlar’da oldukça yakın bir noktada idi. İpek yolu başta olmak üzere pek çok ticaret yoluna olan yakınlığı da Osmanlı beyliğinin gelişmesini sağlamıştır. Bu ticaret yolu üzerinde bulunan ve yakınlığından dolayı Bizans’a gelip giden tüccarların uğrak noktası haline gelmiş ve bu sayede alışveriş yapılan bir yer olmuştur. Ticari olarak büyümesine katkı sağlamıştır.

 

  • Osman İmparatorluğu’nun kurulduğu dönemde Bizans imparatorluğu bir karışıklık içerisindedir. Karışıklık içerisinde olan Bizans’a bu kadar yakın olmak Osmanlı devleti için en büyük avantajlarından bir tanesi idi. Bizans ile 1302 yılında gerçekleştirdi Koyunhisar Savaşında Bizans’ı yenmesi ile Bizans üzerinde yaptığı baskı daha da artmıştır.

 

  • İpek yolu üzerinde bulunan Bursa’yı Orhan Bey döneminde fetheden Osmanlı devleti yeni başkentini buraya taşınmış ve ticari olarak kendini geliştirmeye devam etmiştir. Komşu beylikler de olan karışıklıkları da kaçırmayan Osmanlı devleti ilk olarak Karesioğulları Beyliğini kendisine katılmıştır.

 

  • Balkanlar’da güçlü bir devletin olmayışı ve Bursa ve Edirne fetihlerinden sonra Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da ilerlemesinde kolaylaşmıştır. Balkanlarda Osmanlı’ya müdahale edebilecek otoriter bir güç yoktu. Devlet kültürüne sahip olmayan milletler Osmanlıya kafa tutabilecek yada Osmanlı’yı durdurabilecek bir güce sahip değillerdi.

 

  • Asya’nın batısında kalması Osmanlı devletinin Moğol saldırılarından uzak durması açısından en büyük avantajı olmuştur. Moğolların en güçlü olduğu dönemlerde moğollora en uzak yerlerden birinde olması avantajdı.

 

  • Osmanlı Devleti Anadolu topraklarında kurulduğunda Anadolu’da 2. beylik dönemi vardı. Anadolu Selçuklu devletinden sonra kurulan beylikler bir devlet kadar güçlü değildi. Bu sebeple Osmanlı Beyliğinin büyümesine engel olabilecek çok üstün güce sahip değillerdi. Aynı zamanda bu beylikler Doğu’daki en güçlü devlet olan Moğallar ile arasında kaldığından Moğollar’ın müdahale alanında değildi. Osmanlı Beyliği zayıf beylikleri yıkarak, anlaşarak yada para ile satın alarak hızlıca büyümüştür. Kendisine kattığı her beylik kendisine ayrı bir güç kazandırmıştır.