Hz. Muhammed, Cahiliye Dönemi’nde “Muhammed’ül Emin” Olarak Tanınmıştır. Ona “Emin” Unvanının Verilmesinin Nedenleri Neler Olabilir?  

Cahiliye dönemi İslamiyet öncesinde Arap yarım adasında yaşanan ve bu bölgede yaşayan insanların paraya önem vererek fakir ezdiği ve zenginin güçlü olduğu bir dönemdir. Kölelerin ve hürlerin toplum içerisinde keskin bir şekilde ayrıldığı huzursuzlukların sıklıkla yaşandığı bir dönemdir.

Bu dönemde zengin insanlar Mekke çevresinde ticaret ile uğraşmaktaydı. Ticaret oldukça yaygın olarak yapılan bir meslektir ve zenginlerin en çok uğraşı haline gelmiştir. Fakat şöyle bir durum söz konusuydu. İnsanlar ticaret yapıyorlardı ama hırsızlık ve insanları kandırma da oldukça fazlaydı. Yani ticaret yapan her insana güvenip o kişi ile alışveriş yapmak zor bir durumdu.

Hazreti Muhammed’in mesleği ticarettir. Hayatını ticaret yaparak kazanıyordu. Cahiliye döneminde ticaret yaparak geçimini sağlarken diğer insanlar tarafından Muhammed’ül Emin olarak anılmaya başlamıştır. Muhammed’ül Emin’in anlamı ise güvenilir insan demektir. Yani Hazreti Muhammed ticaret yaparken kimseyi kandırmadan ve dolandırma da iş yaptığı için herkesin güvenini kazanmış ve diğer insanlar tarafından güvenilir insan adını almıştır.

Hayatı boyunca her alanında dürüst ve örnek bir insan olan Hazreti Muhammed bu özelliklerini peygamber olmadan önce de çevresindeki insanlara göstererek onlara örnek olmayı başarmıştır. Her zaman söylediği sözün doğru olması ve insanlara güven vermesi bu sıfatı Peygamber olmadan önce ona kazandırmıştır.

 

Hazreti Muhammed Mekke’yi Fethettikten Sonra Şehirde Genel Af İlan Etmiştir. Bu Durumun Sonuçları Neler Olabilir?

Hazreti Muhammed İslam dinini yaymak için çok sayıda fetih ve savaş yapmıştır. Kendisine peygamberlik müjdelenmiş olan Hazreti Muhammed İslam dinini yaymak adına çalışmalarını hiç durdurmamıştır. Mekke’yi fetih ettiğinde Mekke’deki Müslüman sayısı oldukça azdı. Hazreti Muhammed’in Mekke’yi fethetmesi ile beraber bu şehirde de esirler almıştır. Şehrin fethedilmesi ve çok sayıda eserin düşmesiyle beraber şehir hakkında ilk başlarda bir korku durumu yaşanmıştır. Fakat Hazreti Muhammed şehri fethetmesinin ardından şehirde bir genel af ilan etmiştir. Bu genel afla beraber insanları İslamiyet’e davet etmiştir fakat davetin üzerinde hiçbir zorlama göstermemiştir.

 

Hazreti Muhammed’in gerçekleştirdiği bu genel af sayesinde insanların ilk başlarda yaşadığı korku durumu ortadan kalkarak şehirde barış olduğunu görmüşlerdir. Barış ve huzur içerisinde hayatlarını devam ettirebileceklerini gören insanlar İslamiyet’in hoşgörüsü karşısında memnun kalmış ve dinin insanları hoş gören bu yanını tanıyarak benimsemeye başlamışlar.

Genel af halinde yaşamlarına devam eden Mekke halkı İslam dininde zorlamanın olmadığını, İslam’ın bir hoşgörü dini olduğunu kendileri görmüş oldular. Bu durum ile karşı karşıya kalan çok sayıda insan İslam dinini benimseyerek Müslümanlığa geçmişlerdir. Hz. Muhammed’in Bu tavrı sayesinde Müslümanlığı yanlış tanıyıp sevmeyen insan sayısı azalarak Müslümanlığı yakından ve doğru tanıyıp Müslümanlığa geçen insan sayısı artmıştır.

 

Eski Türklerde “Yiğit, Cesur” İnsanlara “Alp” Denilirdi. Anadolu’ya Gelince Bu İnsanlara “Alp-Eren” Denilmesinin Nedeni Ne Olabilir?

Türkler oldukça eski bir tarihe dayanan milletlerdir. Türkler savaşçı ruhu ve korkusuz yapısı ile tanınmıştır. Korkusuz bir şekilde yaptığı savaşlar Türklerin diğer milletlere karşı asla başka milletin hakimiyeti altında yaşayamayacağını gösteren hareketleri onların dünya tarafından tanınmasını sağlamıştır. Eski zamanlardan beri Türklere bu cesur hareketlerinden dolayı alp denilmekteydi. Yiğit, yürekli anlamı taşıyan Alp kelimesi bu hareketlerinden dolayı Türkler ile bağdaşmış bir kelime olmaktaydı.

Türkler Alparslan zamanında yapılan 1071 tarihli Malazgirt Savaşı ile Anadolu’nun kapılarını açarak Anadolu’ya girmiştir. Bu tarihten sonra Türk’ler Orta Asya’dan Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır.

Anadolu’ya göç etmeye başlayan Türklerin bir kısmı Anadolu’da yerleşik hayata geçerek burada yaşamaya başlamışlardır. Anadolu’nun orta Asya’dan farkı burada bilge ve İslami yönü ağır insanların varlığının daha fazla olmasıdır. Türkler Anadolu’ya geldiğinde Anadolu’nun bu bilgeliğinden etkilenerek İslamiyet ile tanışmış savaşçı ruhlarına bir de bilgelik eklemişlerdir. Türkler kendilerini bu ekledikleriyle beraber eskiden Anıldıkları alp ismine bir de eren ismini ekleyerek Alp-eren olarak çağırmaya başlanmışlardır.

Anadolu’da yaşayarak İslamiyet ile tanışmış ve İslamiyet’i benimsemiş Türklere verilen Alperen ismi Allah ve peygamber yolunda onlar için savaşan kişilere verilen bir isim olmaktadır. Alperen ismi ile Türkler Allah yoluna baş koymuş, peygamber sevdalısı savaşçılar olarak tanınmıştır.

 

Esirlerin Okuma Yazma Öğretmeleri Şartıyla Serbest Bırakılmaları Hazreti Muhammed’in Neye Önem Verdiğini Gösterir?

Hazreti Muhammed’e peygamberliğin verilmesiyle beraber ilk önce Arap yarım adasında İslamiyet’in yayılması başlamıştır. Tabii ki bu süreç kolay olmamıştır. Müslümanlar ve müşrikler arasında savaşlar çıkmış pek çok kişi bu savaşlarda hayatını kaybetmiş, bazıları ise esir düşmüştür.

 

İslamiyet’in yayılması için yapılan ilk savaş Bedir Savaşı’dır. 624 yılında gerçekleştirilen bu savaşta çok sayıda müşrik esir olarak düşmüştür. İslâmiyet’te hiçbir zaman eziyet yoktur. Savaşta esir düşen onca kişiye eziyet edilmemiştir. Hatta Hazreti Muhammed okuma yazma bilen esirlerden okuma yazmayı öğretmeleri karşılığında serbest kalabileceklerini söylemiştir. Peygamber efendimizin sunduğu şart esirlerin on kişiye okuma yazma öğretmesinden sonra serbest kalabileceğidir.

Hazreti Muhammed dinimizin peygamberi, aldığı esirleri öldürmek yerine topluma faydalı olacak şekilde kullanmak istemiştir. Esirlerden bir tanesi on kişiye okuma yazma öğrettiğinde bu çok büyük bir gelişme olacaktı. Hazreti Muhammed okumaya her zaman önem vermiştir ve bütün Müslümanların eğitim alarak cahillikten uzaklaşmasını istemiştir. Serbest kalmak isteyen çok sayıda müşrik okuma yazma bilmeyen Müslümanlara okuma yazma öğreterek serbest kalmıştır. Hem eziyet görmeyip öldürülmeyen müşrikler İslâmiyet’in hoşgörüsüne de yakından tanık olmuştur. Hazreti Muhammed’in bu tutumu sayesinde hem okuma yazma bilen sayısı artarken hem de İslamiyet daha yakından olduğu gibi ve güzel tanıtılmıştır.

 

Yeryüzünün Şekillenmesinde Hangi Faktörler Etkili Olmuştur?

Yeryüzünün şekillenmesi oldukça uzun zaman diliminde gerçekleşmiştir. Yeryüzü şekillenmesi durağan bir yapı olmamak ile birlikte günümüzde bile sürekli bir değişim içerisinde bulunmaktadır. Yeryüzünün şekillenmesinde etkili olan birden çok faktör olmak ile birlikte bu şekillenmenin ilk oluşum evresinde epirojenez yani geniş yer kabuğu parçalarının yükselip alçalması, orojenez yani levhaların basınçları ile farklı katmanların yükselip alçalarak dağları meydana getirmesi gibi evrelerdir.  Bu evrelerde yeryüzü büyük şekillenmeler yaşamış olup neredeyse günümüzdeki görüntüsünü kazanmıştır. Yeryüzü evrenin başlangıç noktasından itibaren birçok doğal olaylar ile şekillenmesini yaşamış olup bu doğal olaylar günümüzde de etkisini sürdürmektedir.

 

Yeryüzü şekillenmesinde özellikle depremler, tektonik hareketler, volkanik patlamalar gibi doğa olayları sebebi ile oldukça farklı değişimler yaşamakta olup kıtaların ayrılması, suların yükselmesi, sıcaklık ve basınç değişimleri de yeryüzü şekillerini oluşturmada oldukça etkilidir. Erozyon, heyelan ve aşırı yağışlar gibi sebepler de yeryüzü şekillerinin oluşumunu etkilemekte olup günümüzde sürekliliğini sağlama sebepleri arasında gösterilebilmektedirler. Depremlerin yaşanması, volkanik patlamaların oluşumları ve devam etmeleri yeryüzü şekillenmesinin durmadığının en büyük göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Yeryüzü içerisinde tektonik hareketlere sıkça rastlanmakta olan bölgelerde daha sık depremler meydana gelmekte olup bu şekilde kıta oluşumları da devam etmektedir. Tektonik hareketler iç kuvvetlerin oluşumu sürecinde yer kabuğunu hareketlendirerek kıtaları birbirinden ayırarak yeni oluşumlar meydana getirmektedir.

Yaşadığınız yer hangi deprem bölgesinde yer almaktadır?

Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de tektonik depremlerin meydana gelmesine sebep olan durum levha hareketleridir.  Türkiye, Avrasya, Afrika ve Arabistan levhaları arasında yer almaktadır. Anadolu levhası olarak; Arabistan levhası yıllık 23 milimetre ve Afrika levhası yıllık 18 milimetre hızla kuzeydoğu yönünde hareket sağlayarak Anadolu levhasının sıkışmasına sebep olmaktadır. Masif arazilerin yaygın olarak bulunduğu Avrasya levhası ile Arabistan levhası arasında sıkışmakta olan ve bu levhalara göre daha genç oluşumlu olan Anadolu levhası bu levhaların sınırlarını oluşturan fay hatları boyunca batıya doğru hareket etmektedir.

 

Ülkemizde ana fay hatları Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu fay hatları olup bu fay hatları boyunca meydana gelen hareketlenmelerin sonucunda depremler meydana gelmektedir. Türkiye’de yer alan bu üç ana fay hattı ve bu fay hatlarının geçtiği yerlerin yakın çevreleri 1. Ve 2. Dereceden deprem kuşağı içerişinde yer almakta olup bu durum Türkiye’nin yüz ölçümünün %66sını kaplamaktadır. Türkiye’de fay hatları üzerinde hafif ve orta şiddetli depremler meydana gelmekte olup ancak her beş ila on beş yılda bir şiddeti yedi ve üzerinde olan depremler ile karşılaşılabilmektedir. Türkiye nüfusunun %77’si bu fay hatları üzerinde ya da çevresinde yaşamakta olup oluşan depremlerden de etkilenmektedirler. Depremler çöküntü depremler, volkanik depremler ve tektonik depremler olmak üzere oluşumlarına göre değişiklik göstermektedirler.

Volkanlar, insanlar için zaman zaman tehlike arz etmektedir. Buna rağmen volkanların fazla olduğu yerlerde (Japonya, Endonezya, Orta Amerika vb.) genel itibarıyla nüfus yoğundur. Böyle bir durumun ortaya çıkmasına neden olan faktörleri aşağıya yazınız.

Volkanlar, insanlar için zaman zaman tehlike arz etmektedir. Buna rağmen volkanların fazla olduğu yerlerde (Japonya, Endonezya, Orta Amerika vb.) genel itibarıyla nüfus yoğundur. Böyle bir durumun ortaya çıkmasına neden olan faktörleri aşağıya yazınız.

Yüzey volkanizması magmanın yeryüzüne ulaşması ile meydana gelmektedir. Bu esnada yüzeye sıvı, katı ve gaz halinde maddeler çıkmaktadır. Yüzey volkanizması sonucu bazı yeryüzü şekilleri meydana gelmektedir. Kaldera, krater, Maar ve Volkan Konileri bu yeryüzü şekillerine örnek olarak gösterilebilirler. Volkan patlamaları oldukça sıcak lavlar meydana getirmekte olup insanlar için tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir. Ancak dünya üzerinde volkanların yer aldığı ve oldukça fazla olduğu ülkeler mevcut olup genel olarak bu ülkelerde nüfus yoğunlukları gözlenmektedir.

Volkanların fazla olduğu bölgelerde nüfus yoğunluğunun fazla olması birkaç temel sebebe dayanmaktadır. Bunlardan ilki volkanik toprakların minareli bakımından oldukça zengin olması sebebi ile tarım için oldukça elverişli alanlara sahiptir. Bu sebeple çalışma alanları ve yiyecek olarak oldukça zengin bir çerçeve sunmaktadır. Öte yandan volkanik alanlar içerisinde yer altı madenleri bakımından oldukça zengin olması sebebi ile bu ülkeler oldukça büyük zenginliklere sahip olmakta ve yer altı kaynaklarını kullanabilmektedirler. Turizm açısından da volkan alanlarında farklı yeryüzü şekillerinin oluşması oldukça dikkat çekici olmalarını sağlayarak halkın kazanç sağlamalarına yardımcı olmaktadır. son olarak ise sıcak su kaynaklarına sahip olmaları bu bölgelerdeki nüfus yoğunluğunun fazla olmasını açıklamaktadır.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Göreme Millî Parkı’nda daha çok hangi yeryüzü şekilleri bulunmaktadır? Bu yeryüzü şekillerinin oluşum süreçlerini kısaca açıklayınız

Göreme Milli Parkı içerisinde bulunan doğal güzellikler zaman içerisinde doğal etkenlerin gerçekleştirmiş olduğu aşındırma faaliyetleri ile ortaya çıkmıştır. İlk başlarda bu yörede bulunan platonun lavlar aracılığıyla tüf tabakası meydana gelmiştir. Tüfün yanında tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi kayaçlar da bu plato içerisinde yer almıştır. Bu kayaçlar zaman içerisinde bulunan volkanların patlamaları ile beraber ortaya çıkan kayaçlar olarak da bilinmektedir. Bazıları dirençsiz olmalarından dolayı zaman içerisinde de ayrışma yaşayacaklardır.

 

Göreme Milli Parkı’nda meydana gelen peribacalarının volkanik jeolojik kayaçlardan dolayı ortaya çıktığı söylenebilir. Bu yörede biriken söz konusu kayaçlar gerek su gerekse de rüzgarın etkisi ile çok uzun bir zaman diliminde şu anki halini almıştır. Zayıf ve drenajı düşük olan kayaçlar dış etkenlerle beraber bölgeden taşınarak daha güçlü olan materyaller bölgede kalıcı hale gelmiştir. Aşınmaktan uzak olan bu kayaçların peribacalarını oluşturduğu da görülebilmektedir. Rüzgar ve sel ile aşınan söz konusu kayaçlar sonrasında da üst noktalarında şapka biçiminde var olan baca şekilleri ortaya çıkmıştır. Avanos, Uçhisar ve Ürgüp bölgesinde var olan Göreme Milli Parkı içerisinde oluşan peribacalarını görebilme durumu da söz konusu olabilmektedir.

Türkiye ve Çevresindeki Levha Hareketlerine Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Sonuçları Araştırınız

Levhalar birbirleri ile yakınlaşıp uzaklaşabilirler. Bunun sebebi ise dünyanın çekirdek kısmı içerisinde yüksek ısı bulunmasıdır. Bu yüksek ısı sebebi ile mantoda oluşan magma akımlarının etkileri ile hareket etmektedirler. Levhalar manto üzerinde yer almakta olup manto üzerinde yüzer durumdadırlar. Birbirine doğru yaklaşan levhalar bir süre sonrasında birbirleri ile çarpışırlar. İki levhanın birbirine çarpması sonucu oluşan yeryüzü şekilleri, levhaların türlerine göre değişiklik göstermektedir. Levhaların çarpışması durumu yanardağların ve depremlerin oluşmasına sebep olurlar. Yanardağ patlamalarının çoğu erimiş kayaların levhada bulunan çatlaklardan yararlanarak meydana gelmekte olup levha sınırında yer alırlar.

 

Türkiye üzerinde Afrika levhası yılda 5 milimetrelik hız ile kuzeye doğru hareket etmekte olup Arap levhası ise yılda 199 milimetrelik hızla kuzeye doğru hareket etmektedir. bu hareketlerin sonucunda ise Anadolu levhası Avrasya levhasına doğru bir sıkışmaya sebep olmaktadır. Bu levha hareketleri sonucunda ise Anadolu levhası 23 milimetre hızla batıya doğru hareket ederken bu hareketin sonucunda Ege bloğunda Rodos, Girit Adaları ile Mora Yarımadasının güneyini izlemekte olan Ege yayı üzerince Afrika levhası üzerine yıllık 35 milimetrelik bir hız ile binmektedir. Doğu bölgesinde ise Kars, Erzincan, Van, Hakkari arasında kalan Doğu Anadolu Bloğu boyunca Kuzeydoğu yönünde Kafkasya’ya doğru yılda 12 milimetrelik bir hızla ilerleme sağlamaktadır.

 Su Kaynaklarından Hangi Amaçlarla Yararlanılabileceğine Örnekler Veriniz

Su kaynakları da farklı farklı kullanımda olmaktadır. Buna bağlı olarak akarsu ya da göller farklı işlevleri ile insanların kullanım alanları içerisinde ortaya çıkabilmektedir.

Hidroelektrik Santrallerinde Kullanımı:

Hidroelektrik santrallerinde elektrik üretiminde suların debilerinden yararlanılır. Bir saniyede kaç metreküp suyun aktığına bağlı olarak elektrik enerjisi üretilmektedir. En büyük hidroelektrik santralleri Fırat, Dicle ve Kızılırmak üzerinde olması ile de bilinmektedir.

Tarım Alanlarını Sulama:

Nehir ve göller üretilecek olan tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde de kullanılmaktadır. Tarım alanlarına yakın olan noktalarda bulunan su kaynakları bu işlevi bakımından da ideal konumda bulunmaktadır.

Balıkçılık:

Su kaynakları içerisinde bulunan canlılar besin maddeleri olarak kullanılmaktadır. En yaygın biçimde avlanmaları gerçekleştirilen canlı türleri ise tatlı su kaynaklarında yaşayan balıklar olarak görülmektedir.

Akarsu Taşımacılığı:

Herhangi bir akıntıyı barındırmayan su kaynakları içerisinde ulaşım yapılabilmektedir. Aynı zamanda Van Gölü’nde Tatvan’dan Van Merkez’e feribot ulaşımı da gerçekleştirilmektedir.

İçme ve Kullanma Suyu:

Su kaynakları insanların temizlik gibi gereksinimlerinde de kullanılan temel maddedir. Temiz su kaynakları bu faaliyetler içerisinde kullanıldığı gibi aynı zamanda da insanların temel tüketim maddeleri içerisinde de yer almaktadır. tatlı su kaynaklarından edinilecek olan suların tüketilmesinde de herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Spor Amaçlı Kullanım:

Yüksek debili akarsularda su sporları fazlasıyla yapılmaktadır. Örneğin Çoruh Nehri oldukça yüksek debili bir akarsu olduğundan rafting için elverişlidir.