Verilen tanım yetkinlik kelimesinin anlamıdır.
Yetkinlik: Yetkin olma durumu, olgunluk, kemal, mükemmeliyet

Her Yerde Eğitim
Verilen tanım yetkinlik kelimesinin anlamıdır.
Yetkinlik: Yetkin olma durumu, olgunluk, kemal, mükemmeliyet
Verilen tanım YIĞILMAK kelimesinin anlamıdır. Bulmacada yığılmak yazabilirsiniz.
Yığılmak: Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak, çok sayıda birikmek, toplanmak.
Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zaferden sonra Cumhuriyet rejimini ülkeye getirerek ve Osmanlı’nın hasta adamından yepyeni bir devlet doğurarak Türk milletinin gücünü tüm dünyaya ispatlamıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ü, Mustafa Kemal Atatürk yapan kendinden evvel vatanını ve milletini düşünmesi vatan ve milletin refahı için çalışması idi. Mustafa Kemal tek başına bir adam değil bir milletin kaderi, bir milletin geleceği ve bir milletin gülen yüzü oldu.
Ülkem bugün tehlike altında olsa ben de atam gibi vatanımı ve milletimi kurtarmak için gözümü bile kırpmadan mücadele eder kanımın son damlasına kadar savaşırım.
Köleleştirilmiş milletlerin her türlü eziyet ve işkenceye maruz kalma ve bütün bunlara karşı koyamamak ile karşı karşıya kalacağını bildiğim için ülkemi ve milletimi köleleştirmeye çalışan güçlere karşı çıkar ve gerekirse bu uğurda canımı verirdim.
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında en önemli etken ülkede olan Laz, Kürt, Türk, Çerkez, kökeni fark etmeksizin tüm insanların tüm vatandaşların bir düşünce ve bir kurtuluş için aynı cephede savaşmış olmasıydı.
Ülkemde bulunan milletler arasındaki birlik ve beraberliği sağlayarak inancımın ve imanımın verdiği güçle mücadele ederdim.
Tehlike karşısında ya da saldırı karşısında önemli olan kazanmak değil gerekli olan mücadeleyi vermektir.
Ve ben de atalarımın bana gösterdiği yoldan ilerleyerek durup beklemez mücadele eder koşturur ve ülkenin içinde bulunduğu tehlikeli durumu atlatması için her yolu denerdim.
Topyekûn kelimesinin sözlük anlamı: toplu, eksiksiz, tümüyle ve bütünüyledir.
Topyekûn Milli Mücadele kavramından anladığım ise çoluk çocuk, büyükten küçüğe, genciyle yaşlısıyla milletin vatanı için mücadele etmesidir.
Tehlike altında bulunan vatanın kurtulması ve refahı için milleti oluşturan her bireyin yaş cinsiyet fark etmeksizin elinden gelen çabayı göstermesi gerekir.
Şayet milletin içinde bulunduğu zor durumlarda milleti oluşturan fertler gerekli çaba, azim ve fedakârlıkları göstermez ise vatanın kurtuluşu ancak boş bir hayal olarak kalır.
Vatanını ve milletini seven özüne saygı duyan ve kalbinde Allah inancı vatan aşkı taşıyan her birey topyekûn Milli Mücadele kavramını ruhunun derinliklerinde anlamlandırır ve anlamından ziyade gerektiği yerde topyekûn Milli Mücadele’nin bir ferdi olur.
Milli mücadelenin birlik ve beraberlik kıstası altında gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden bu sözcük öbeği millete şu mesajı vermektedir.
Birlik olmadan mücadele etmenin vatan ve millet savunmasının bir manası yoktur.
Atatürk’ün fikir hayatı ile alakalı bir ilişki kurmak için değerlendireceğimiz her iki fotoğrafta da birkaç nokta dikkat çekmektedir.
İki fotoğrafta da Atatürk yetişkinler ile beraber çocukların olduğu bir ortamdadır.
Çocukların üzerinde bulunan önlük bir okul ziyareti esnasında çekilmiş fotoğraflar olduğunu düşünmemize sebep olmakta.
Burada öğrencilerle dolu sınıf ve ortam içerisindeki Atatürk’ün yüz ifadesine bakıldığında katıksız bir ciddiyet gözlemlenmektedir.
Atatürk bir çocuğu dinlerken oldukça ciddi yine bir sınıfta bir başka çocuğu dinlerken oldukça ciddi bir tavır sergilemiştir.
İşte burada Atatürk’ün fikir hayatı ile alakalı şu düşünceye varabiliriz: Atatürk’ün umudu milletin refahı ve mutluluğu için beklentisi geleceğin büyükleri olan çocuklardadır.
Çocukları önemseyen ve ciddiye alan Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir hayatının temeline eğitimin en elzem gereklilikler arasında olduğunu yerleştirmiş bulunduğunu söyleyebiliriz.
Her iki fotoğrafta ciddi yüz ifadesinden ödün vermeyen Mustafa Kemal Atatürk bir şey anlatan çocuğa karşı saygı göstermektedir.
Ulu Önder’in bu tavrı fikir hayatı ile alakalı gençlik umudu ve eğitimin önemi konularında ipuçlarını barındırmaktadır.
İstiklal Madalyası da fiyat bitirmesini doğru bulmuyorum. Çünkü İstiklal madalyasını almaya hak kazanmanın yeterlilik sebebi maddiyatla ölçülebilecek sebeplerden oluşmuyordu.
Kişilere veya şehirlere İstiklal Madalyası verilirken gözetilen sebep vatan ve millet için yapılmış kahramanlıklar ve fedakârlıklardı.
Vatan için mücadele etmiş insanlara onurlandırmak amacıyla verilen bu madalyaların herhangi bir maddi değeri ile ölçülmesi alınıp satılması mümkün değildir.
Bazı manevi değerler vardır ki maddi olan değerlerin üstünde tutulmak durumundadır ve hiçbir zaman maddiyat ifade eden bir rakamla değeri ölçülemeyecek maneviyata sahip olan İstiklal Madalyası için bir fiyat biçilmesi doğru kabul edilemez.
Can vererek alınan bir madalyanın alındığı gibi elden çıkması gerekmektedir.
Mehmet Akif’in istiklal Marşı’nı yazdıktan sonra Allah bir daha bu milleti İstiklal Marşı yazdırmak zorunda bırakmasın dediği gibi Allah bir daha bu milleti istiklal madalyasına layık olmak için verilen mücadele ile baş başa bırakmasın demek doğru olacaktır Çünkü bu mücadele tarifi imkânsız bir mücadeledir.
Milli iradenin varlığı, milletin ve vatanın bütünlüğünün sağlanması için gerekli vasıflardan biridir.
Vatanseverlik tanımlandığını şeklin ve sözlüklerde bulduğu karşılığın çok daha derininde anlamlara sahip bir kelimedir. Vatansever olmak kelime karşılığında vatanını seven birey tanımını her yönüyle doldurabilmek meziyet gerektirir.
Vatanını neden sevdiğini bilmeyen bir birey kendini vatansever olarak adlandırılamaz.
Milli kimlik ve benliğinin farkında olmayan insanlardan oluşan topluluğa millet denilemez. Bir topluluğun milli kimliğini kazanması için fedakârlık yapması tercih değil bir zorunluluktur. Gün gelir bu fedakârlık maldan, gün gelir bu fedakârlık candan yapılır. Kişinin yaşadığı toprağı anası, babası, atası gibi sevmesi sahiplenmesi ve onun için her türlü mücadeleye hazır bulunması gerekir. Millî Mücadele ruhunun her vatandaşın içinde bulunması milletin ve vatanın kurtuluş anahtarıdır.
Bahsedilen milli mücadele ruhu içerisinde cesaret ve kahramanlık barındırır. Yaşadığın toprağı bir toprak parçası olmaktan çıkartan özellik senin onu sahiplenmen ve gözünü kırpmadan canını yoluna koyabilme cesaretini gösterebilmendir.
Vatan, milletin üzerinde bulunduğu toprak parçası değil milletin özgür ve hiçbir ambargo altında kalmadan yaşayabilmesi için savunması gereken topraktır.
Milletin yediden yetmişe her bir bireyin de bu bilinç bulunmadığı takdirde vatan ve millet bütünlüğünün daimi olarak sağlanması mümkün değildir.
Sahip olduğu değerlere sahip çıkmayan insanların elinden o değerler gün gelir alınır.
Ve işte o gün milli irade, milli kimlik, cesaret, kahramanlık, milli mücadele kavramlarının içini canla başla doldurmayan insanların pişmanlık günü olacaktır.
Oldukça kararsız ne yapacağını bilmeyen en ufak bir karar verme aşamasında kendini büyük bir karmaşanın ortasında bulan tuhaf bir insandı. Durumunun farkındaydı ancak bundan nasıl kurtulacağını da bilmiyordu. Sınıf arkadaşım Ali’nin kararsızlığı ve hayat karşısında hiçbir çaba ve hırs duymaması onu gün geçtikçe daha bağımlı ve daha içe kapanık bir insan haline dönüştürüyordu. Ali’ye yardım etmek Ali’nin bu çaresizliğine son vermek ve onu içinde bulunduğu bu karanlıktan çekip almak istiyordum. Ancak ne benim ne diğerlerinin buna gücü yetmiyordu. Çünkü Ali karanlığın içerisinde debelenmeye alışmış ve zaman zaman bunu kabullenmekle yetinmişti. Ali’nin bu karanlıktan çıkabilmesi için çok çabaladım ancak zaman sonra anladım ki Ali’yi içinde bulunduğu karanlıktan yalnızca kendisi çıkarabilirdi.
İnsanın kendine yakmadığı mum, başkasının ışığında yürünecek yolu yarım bırakır derdi dedem hep. Anladım ki Ali’nin kendine bir mum yakmasının zamanı geldi de geçiyordu.
Ali’nin bir birey olabilmesi ve kendi bağımsızlığını kazanabilmesi için yalnızca kendi azmine ve kararına ihtiyacı vardı.
Ve bir gün Ali yapayalnız kaldığında çok önce vermesi gereken o kararı verdi.
Düştüğünde kalkacak cesaret kuvvet ve kararlılığı kendini en çaresiz hissettiği anda bulmuştu.
Şimdi Aliye nasıl başardın diye sorduklarında Mustafa Kemal Atatürk’ün şu cümlesiyle cevap veriyor: milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
İş insanın aynasıdır atasözü insanların söylemlerinden çok yaptıklarına değer verilmesi, söylemlerin yanı sıra yaptığı işlerle onun değerlendirilmesi ve yaptıklarının sonucunda bir muameleye tabi tutulması gerektiğini söylemektedir.
Örnek verecek olursak; her sabah uyandığımda dünyayı kurtaracağım diyebilirim ancak insanlar bir gün dünyayı kurtardığım da gerçekten benim kim olduğumu anlayacaklardır.
Yaptığım iş benim aynam olacak ve beni yansıtacaktır.
Daha basit bir örnek verirsek bu atasözünde kişinin ortaya çıkarmış olduğu için kendisini yansıttığından da bahsedilmektedir.
Kişi özünden ne barındırıyorsa ortaya çıkardı eser onun bir yansıması olacaktır. Doğru ve dürüst insanlar bir iş yaparken doğru ve dürüstlükten ödün vermezler. Ortaya çıkarttıkları işte kendi karakterlerinin yansımaları görülür. Ancak zaten tembel, yalancı ve karaktersiz olan insanların ortaya çıkardığı işlerde çıkan pürüzler yine kişinin karakterini ve kendisine yorulacaktır.
Bu sebeple İş insanın aynasıdır.
Söylemleriniz ne yönde olursa olsun ortaya çıkarttığınız mahsul ürün ya da mamul kadar kendinizi izah edebilirsiniz.
En iyisini yapacağınızı söylemek bir anlam ifade etmezken yaptığınız ve ortaya çıkardınız işini en iyisi olması sizi en iyisi kılacaktır.
İstiklal Madalyası Kurtuluş Savaşı esnasında, yararlılık gösteren asker ve sivillere verilen bir madalyadır.
İstiklal Madalyası, İstiklal Madalyası kanunu adındaki özel bir yasaya göre verilen bir onurlandırma madalyasıdır.
Askerlere, sivillere, savaşa katılım gösteren alayların sancak birimlerine, Erzurum ve Sivas kongrelerine katılanlara verilmiştir.
1 Kasım 1926 tarihine kadar olan zaman diliminde TBMM tarafından verilen İstiklal madalyaları bu tarih sonrasında müracaat eden bireylere Milli Savunma Bakanlığı tarafından verilmiştir.
Günümüze kadar toplam 95.261 kişiye İstiklal Madalyası verilmiştir.
15 Mayıs 1919 tarihinden 9 Eylül 1922 tarihine kadar geçen sürede Kurtuluş Savaşı içerisinde cephe veya cephe gerisinde milleti için kahramanlık ve fedakârlık gösteren kişileri onurlandırmak amacıyla verilen İstiklal Madalyası bir kahramanlık göstergesi olarak insanlara verilmeye devam edilmiştir.
İstiklal Madalyası şehirlere ve ilçelere de verilmiştir.
Şanlıurfa İstiklal madalyasına sahip şehirlerden biridir ve Şanlıurfa dışında 2 şehir ve 1 ilçenin de İstiklal Madalyası vardır. İstiklal madalyasına sahip il ve ilçeler Kahramanmaraş Gaziantep ve İnebolu dur.
Gaziantep 2008 yılında İstiklal madalyasına kavuşmuştur.
Şehirlere verilen İstiklal madalyasını da gözetilen nokta kurtuluş mücadelesi sırasında şehrin birlik ve beraberliği ile kazanılan zaferlerdir.
Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı’na katılanların bildirilmesi talebinde bulunan meclise Maraş’ta Milli Mücadele’ye katılmayan tek bir fert bile yoktur cevabının gelmesi üzerine şehrin kendisine İstiklal Madalyası verilmiştir.