Kök Türk Yazıtlarında Türk tarihine ışık tutacak hangi kültürel bilgiler yer almaktadır? Yazınız.

Kök Türk Yazıtları sultan ve sadrazamı tarafından yazıldığı için devlet ve millet hakkında önemli bilgi kaynağı olarak kabul edilir. Döneme ışık tutan ve yüzyıllar boyu tarihçiler tarafından yararlanılan bu kitabeler Türk tarihinin karanlıkta kalmasını engellemiştir. Türk tarihi ile ilgili önemli bilgiler verirken aynı zamanda Türk toplumuna ait kültürel değerler hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlamıştır. Türklerin göç ettikleri ve yaşadıkları bölgeler ile ilgili devlet ağzıyla bilgiler verilirken bu bölgelerde Türklerin kültürel faaliyetlerinin nasıl şekillendiğinden de bahsedilmiştir. Özlü sözler, ata sözleri niteliğinde öğütler, nasihatler bu kitabelerde sık sık karşımıza çıkmaktadır. Türk – Çin savaşlarına bolca yer verilmiştir.

 

Türk tarihinin belirli bir döneminde Çin ile yapılan yoğun savaşlar ve sürekli üstünlük mücadelesi yaşandığı görülmektedir. Bu bilgiye en güvenilir şekilde Kök Türk Yazıtları aracılığı ile ulaşabiliyoruz. Türk adının tarihte ilk kez bu kitabelerde geçtiğini görürüz. Türk tarihinde bu önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bundan önceki yazıtlar ve kaynaklar Türk adından bahsetmez. Oğuzlar, Orta Asya’da At Üstünde Ok Atabilen Kavim, Tanrının Kırbacı gibi çeşitli şekillerde karşımıza çıkan Türk toplumu ilk kez Türk adı ile anılmıştır.

Orta Asya’da yaşayan Türk topluluklarının sanatı ve ahiret inancı hakkında neler söylenebilir? Tartışınız.

Orta Asya’da yaşayan Türkler sanat konusunda günümüzdeki gibi ya da dönemin Avrupa’sı gibi gelişmemişlerdir. Aslında gelişmemelerinin sebebi sanata herhangi bir isim verememeleri ve bu sanatı diğer toplumlar ile paylaşamamalarıdır. Yoksa Türklerin Orta Asya hayatı boyunca yaptığı sanat çalışmaları sonralardan öğrenilmiş ve başarılı bulunmuştur. Sanat faaliyetlerinin aynı zamanda işaretler içermesi, bilgi vermesi, parola gibi kullanılması da Türklerin zeki bir toplum olduğunun göstergesidir. El işlemesi, dokuma, duvara ve kurgana metal işlemeler ile sanat faaliyetleri başlatılmıştır. Bu sanat faaliyetlerine süsleme sanatları da eklenebilir. Süsleme sanatlarının da eski Türk toplumlarında kullanıldığına dair izlerle karşılaşılmıştır.

 

Ahiret inancı konusu ise günümüzde inanılana büyük benzerlikler göstermektedir. Ahirette hayatın devam edeceği inancı yaygındır. Bunun en büyük göstergesi ve kanıtı da ölülerini eşyaları ile birlikte gömmeleridir. Ahiret hayatında eşyaları ile birlikte yaşaması için ölüleri Gök Tanrının huzuruna yolcu ederlerdi. Ahiret hayatına inanılması ve ölümden sonra Tanrının cennetinde yaşamına devam edecek fikri neredeyse tüm Orta Asya Türk toplumları için geçerlidir. Uçmag olarak adlandırılan yer bugünkü Cennet kavramının eş anlamlısıydı. Uçmag’a uğurladık şeklinde tabir edilmesi ölümden sonra yeni yaşama inanıldığının ikinci göstergesidir.

Türklerin komşu ve çağdaşı olduğu milletlerden çok daha önce pantolon, yelek, çizme giymelerinin sebepleri neler olabilir? Tartışınız.

Türklerin Orta Asya’da ve sonrasında da Anadolu’da birçok coğrafi bölgeye göç ettiği görülmektedir. Çeşitli sebepler ile konargöçer yaşamak zorunda kalan Türkler birçok medeniyet ile etkileşim halinde olmuşlardır. Farklı toplumlardan alınan bilgiler ve kültürler ile kendi toplumundaki bilgi ve malzemeleri birleştirip ürünler ortaya çıkarmaları yorumu yapılabilir. Farklı bir medeniyetten kumaşı satın alarak işleme faaliyetleri ile birleştirdiğinde yelek, pantolon gibi giysiler üretmelerinin zor olmadığı aşikardır.

 

Ekonomik faaliyetlerinin daha geliştiği ve kültürel etkileşimin de yaşandığı Türk toplumunda diğer medeniyetlere göre daha erken gelişmeler olması doğaldır. Ayrıca konargöçer hayatın getirdiği zorluklar karşısında mücadele etmek, zorlu hava şartlarına karşı çizme ve yelek üretme ihtiyacı da doğmuş olabilir. Çağdaş olduğu milletler ile kıyaslandığında çok daha zorlu şartlarda ve çok farklı bölgelerde yaşadığını görürüz. Bu sebeple de icat konusunda başarılı olmaları beklenir. Ayrıca yine komşularına ve çağdaşlarına bakıldığında Türklerin daha çalışkan ve zeki bir topluma sahip oldukları görülebilir. Haliyle daha çalışkan olan milletin diğerlerinden önce medeniyete ulaşması da doğal bir sonuçtur.

Kurganda çıkan buluntular eski Türklerin sanatı hakkında hangi ipuçlarını veriyor? Tartışınız.

Kurganda çıkan buluntular ile Türklerin sanat zevkleri ve yapılış şekilleri yorumlanmaya devam ediliyor. Fakat burada ilk dikkat etmemiz gereken kurganların hangi malzeme kullanılarak yapıldığıdır. Kurganların başlığında kullanılan malzemeler metal oldukları için ve kurganda kalıntı olduğu için ilk olarak Türklerin sanatı hakkında metal işlemeciliği vardır diyebiliriz. Metali işleyebilen bir sanat anlayışının ipucu kurganların ta kendisidir.

 

Kurgan buluntuları arasında; halı, kilim, dokuma, motifli dokumalar, kap – kacak gibi malzemeler bulunur. Haliyle Türklerin sanatı hakkında ipucu veren bu malzemeler incelendiğinde sırasıyla; süsleme, resim sanatları, şekillendirme, el sanatları, dokuma sanatları, topraktan malzeme elde etme, toprağı pişirme gibi çeşitli ipuçları ile karşılaşabiliriz. Bu sanatların tamamının eski Türklerin sanatları hakkında bir ipucu ve yorum olduğu unutulmamalıdır. Farklı sanatlar kullanıyor olmaları da muhtemeldir. Fakat kurgan içinde bulunan kalıntılar bu sanatların öğrenilip uygulanmaya başladığının kesin göstergesidir. Özellikle dokuma, işleme üzerine Türklerin başarılı çalışmalar ile sanat faaliyetlerini yürüttükleri söylenebilir.

Türklerin görsellerdeki eşyaları yapabilmeleri için hangi ekonomik faaliyetlerde gelişmiş olmaları gerekir? Yazınız.

Çadır yapımı için nizami olarak kesilmiş ve birbirine tutturulmuş tahta parçaları gereklidir. Buradan hareketle Türklerin tahta işlemede veya bunları satın almakta ticaretlerinin olduğu söylenebilir. Yapım sırasında en basit olarak çekiç, çivi ve çeşitli alet edavat gerekir. Bunları işleyebiliyor olduklarının da göstergesidir. Ekonomik faaliyetleri arasında demir ticaretinin de olması beklenir. Kıl çadırlar, bez çadırlar gibi çeşitli malzemeler ile çadır kullanılmıştır.

 

Türkler bu çadırları kullandığına göre hayvan derisini işlemeye yönelik ekonomik faaliyetlerde de bulunmuşlardır. Çadır içinde kullanılan koltuk, yatak, halı ve benzeri malzemeler de düşünülürse dokuma faaliyetlerinin de önemli bir ekonomi kolu olduğu görülecektir. Çadır için gerekli olan bezler için de hem dokuma hem de takas ticaretinden faydalanıldığı yorumu yapılabilir. Türkler ticarette takas ederek de ekonomik faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Çadırlar ile farklı yerlere göç ediyor olmalarından yola çıkılacak olursa da yiyecek içecek için farklı iklimler ile karşılaştıklarını söyleriz. Ekonomik faaliyetleri arasında yiyecek almak da eklenebilir.

Çadırın konargöçer hayata sağladığı kolaylıklar neler olabilir? Yazınız.

Çadırlar kurulup sökülebilen malzemelerden oluşur. Birçok farklı ürün bir araya getirilerek çadırlar dolayısıyla evler kurulur. Taşınabilir olması en büyük özelliğidir. Konargöçer hayatta insanlar sürekli göç halindedir. Yaz aylarında farklı bir yerde, kış aylarında farklı bir yerde çadırlarını kurarlar. Bu sebeple konargöçer hayat süren toplumlar için çadırlar en büyük avantajdır. Göç edilen ve konulan her yere çadırlar taşınabilir. Göç edilen yere çadırlar da kolaylıkla taşınabilir. Konargöçer toplumlar yüzyıllar boyunca çadırların taşınabilir olmasının kolaylığı ile farklı yerlerde kendilerine yurt tutmuşlardır. Çadırın taşınabilmesi bir bütün halinde değil brandası, tahtaları ayrı ayrı sökülerek yapılabiliyor olması da bu kolaylığı desteklemiştir.

 

Çadır kullanımı konargöçer kavimlerde vazgeçilmezdir. Hayata sağladığı bir diğer kolaylık ise yaşam şartlarıdır. Çadırlar, sabit konutlar kadar rahatlığı hissettirmez. Haliyle konargöçer toplumlar çadırlarında rahat değildir ve hep tetiktedir. Aslında çadırdaki bu rahatsızlık ve tetikte olma durumu dönemin şartlarına göre oldukça büyük bir kolaylık ve fayda sağlamıştır. Çadır kullanan konargöçer toplumlarda taşıma işlemleri için arabalar üretilmiştir. İnsanlar çadırları sırtında taşımayacağı için bunları taşıyacak ve atlara bağlanabilecek arabalar icat etmişlerdir. Çadır kullanımının hayata icat olarak fikir vermesi de kolaylıklar ve avantajlar arasında sayılabilir.

Orta Asya’da yaşasaydınız ne tür güçlüklerle karşılaşırdınız? Tartışınız.

Orta Asya bölgesinin yaşam şartlarını araştırdığımızda otlak yetersizliği, kuruma, hayvan hastalıkları ve çeşitli etnik çatışmalar ile zor yaşam şartlarına sahip olduğunu görürüz. Orta Asya’da yaşasaydım bu güçlükler ve çatışmalar içinde kendimi bulabilirdim. Ulaşım imkanlarım şu anki kadar rahat olmazdı. Özgür vatandaş olma bilincim olmayabilirdi. Rahat ve lüks içinde yaşayan ülkemize göre kıyaslama yaptığımda çocuk yaşlardan itibaren hayatla mücadele etmek zorunda kalarak güçlük çekerdim. Hayvan beslemek yani hayvancılık ile uğraşmak zorunda kalabilirdim. Bu benim için büyük bir güçlük olurdu. Çünkü hayvanlar ile aram pek yoktur.

 

Sınır çatışmalarını ve komşu ülkeler arasındaki problemleri göz ardı edemem. Bu problemler sürdüğü sürece Orta Asya’da yaşasaydım ben de hayatımı sürdürüp sürdüremeyeceğim konusunda endişelere kapılabilirdim. Daha zorlu ekonomik şartlarda yaşayacak olmam da muhtemel bir durumdu. Fakat Orta Asya’da yaşamanın en zorlu yanlarından birisi de dünya ile iletişimde olamamaktır. Ben de Orta Asya’da yaşasaydım internet, bilgisayar, telefon kavramlarından uzak bir şekilde büyüyebilirdim. Yiyecek – içecek çeşitliliği de ülkemizdeki kadar fazla değil, bu sebeple de birçok gıda tüketiminden mahrum kalır sağlık problemleri ile karşılaşabilirdim. Sağlıksal süreçlerin yanı sıra eğitim anlamında da zorluklar ile karşılaşırdım. Eğitimimi yeterince alamaz, ilim derslerinde başarılı olamazdım.

Resmi kurumlara başvuru sırasında T.C. Kimlik Numarası, telefon numarası istenmesi bize ne gibi sorumluluklar yükler? Yazınız.

Birçok başvuruda T.C kimlik numarası ve telefon numarası istenmektedir. Herhangi bir alışveriş sitesine üye olurken bile bu bilgilerin istenmesi normal karşılanıyorken resmi kuruluşlarda yapılacak olan başvuru ve kayıt için de verilmesi çok doğaldır. Her başvuru bir kayıt niteliğindedir. Kaydı kimin yaptırdığı, ne için yaptırdığı gibi bilgiler de sisteme bildirilmelidir. Resmi kuruluşlar karşısında bu bilgileri vermek sizi tanımlayacak olan nitelikte bilgilerdir.

 

Devlet ve nüfus kayıtlarında bizim kim olduğumuzu ve nasıl ulaşılabileceğimizi gösteren bu bilgiler bize mutlaka çeşitli sorumluluklar yükleyecektir. Başlıca müracaat sahibinin kim olduğu konusunda ve işlemlerin ilerletilmesi sürecinde muhatap olarak bir sorumluluğumuz olacaktır. Ayrıca devlet kurumlarına gereksiz başvuru yapılmaması ve devlet görevlilerinin meşgul edilmemesi için asılsız müracaatların önüne geçmektedir. Bilgi paylaşımının istenmesi asılsız ihbarlar ve gereksiz müracaatların kesilmesini sağlamıştır. Böylece başvuru, başvuru sahibinin sorumluluğundadır. İletişim numarasının istenmesi ile sizinle irtibat kurulabileceğinin göstergesidir. Telefonlarınızın ulaşılabilir olması da sorumluluklar arasındadır. Devlet ya da devlet kurumları tarafından resmi muhatap kabul edilmek de sorumluluk almak oluyor.

Marketten aldığınız herhangi bir yiyeceğin son kullanma tarihinin geçtiğini fark etseydiniz ne yapardınız? Tartışınız.

Son kullanma tarihi geçen veya son gününe girilen ürünleri kullanmayı asla tercih etmem. Bu sebeple öncelikle satın aldığım markete gidip herhangi bir görevliye danışmadan önce yiyeceğin bulunduğu kategoriye giderim. Bu kategoride yer alan aynı ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçip geçmediğini kontrol ederim. Belki sadece benim aldığım ürün aralarına karışmış eski bir paketten olabilir. Durum böyleyse anlayışla karşılar ve ürünümü değiştirmek istediğimi söylerim. Fakat yiyecek kategorisindekilerin tümü aynı şekildeyse bu kadar anlayışlı olamam. Gıda satıcısı olan yerlerin bu konuda hassasiyetle davranmalarını beklerim. Çünkü insan sağlığının şakası ve ihmali olmaz. Bu yüzden arada bir tanesinin son kullanma tarihi geçmesi ile hepsinin son kullanma tarihinin geçmiş olması büyük bir farka sahiptir.

 

İnsanlar son kullanma tarihi geçen yiyecekler yüzünden zehirlenebiliyor. Bu benim de başıma gelebilirdi. Dikkatli davranmayan ve son kullanma tarihine bakmadan ürün alıp tüketenleri de düşünmek lazım. Market bu konuda gereğini yapmaz ve yiyeceği değiştirmezse Tüketici Hakları üzerine hizmet veren kuruluşlara başvuruda bulunurum. Marketin insan sağlığını ihmal ettiğini bildirir ve gereğinin yapılması için elimden geleni yaparım.