Vatan konulu bir sunum hazırlayınız.

“Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır!” (Mithat Cemal KUNTAY) dizelerinden hareketle görsellerle destekleyeceğiniz “vatan” konulu bir sunum hazırlayınız.

 

Biz vatan konulu bir kompozisyon yazdık. Siz bunu sunuma dönüştürebilirsiniz…

 

İnsanların bir arada aynı kültür ve değerlerden etkilenerek yaşadıkları yerlerde toplum bilinci oluşur. Toplum bilinci aynı şeye ağlayıp aynı şeye gülmek ile eşdeğer olarak yorumlanabilir. Bilinçli toplumlarda bireyler değerlerinin farkındadırlar. Vatan kavramı da ancak böyle bilinçli ve bir arada yaşamayı başaran toplumların oluşturabildiği bir topluluktur. Vatan denen şeyin sadece belirli bir toprak parçası üzerinde kurulan devletten oluşmayacağı aşikardır. Sınırları belli olan topraklar üzerinde bilinçli bir toplumun kurduğu devlet ile vatan olunur. Vatan, annedir. Vatan, babadır. Vatan, her şeydir.

Vatan bazen uğrunda savaşarak, can verilerek elde edilir. Bazen de can vererek korunur. Vatan için canını vermekten çekinmeyen bilinçli ve fedakar vatandaşlara ihtiyaç vardır. Aksi halde vatan kavramı bütünsel olarak algılanamaz ve hep eksik kalır. Vatan fedakarlıktır. Fedakarlığı anneniz için, babanız için ve toplumun geri kalanları için yaparsınız.

Vatan dediğimiz şey bayraksız düşünülemez. Vatan, bayraktır. Aynı bayrağın altında insanların huzurla ve mutluluk içinde yaşadıkları yerdir. Huzurun hissedildiği ve toplumun dayanışmasının hissedildiği her yer vatandır aslında. Devlet kurulmadan vatan olur mu? Devletsiz de vatan olunabilir belki ama devlet ile otoriter bir kurum ile desteklenen topluluklarda vatan bilinci daha da gelişir.

Yaşadığınız çevrede gördüğünüz toplumsal bir ihtiyacı belirleyiniz. Aşağıdaki etkinliğe katılarak bu ihtiyacı karşılamaya yönelik bir sivil toplum kuruluşu oluşturunuz.

  1. Hangi toplumsal ihtiyaca yönelik?

Toplumda güven ve huzur ihtiyacını gördüm. Bu sebeple tarih okumanın faydalı olacağına inandım.

  1. Topluma ne tür yardımlar yapacak?

Toplumu bir arada tutacak. Aynı değerlerden etkilendiğimiz gerçeğini gösterecek. Tarih boyunca bir olmayan ve birbirine güven vermeyen toplumların yok olup gittiği örneğini göstermiş olacak. İnsanların birbirine karşı güven duygusu beslemesini ve buna uygun hareket etmesini sağlayacak.

  1. Kuruluşu desteklemek için neler yapmalıyız?

Kuruluşu desteklemek için bol bol tarih kitabına ihtiyacımız var. Tarihte örnek olabilecek olayların anlatıldığı kitaplar, hikayeler ve çeşitli derlemeler bir araya getirilmelidir.

  1. Kuruluşun faaliyetlerine katılımı nasıl arttırabiliriz?

İnsanlara tarihi ve tarih okumayı sevdirerek amacımıza daha kolay ulaşabiliriz. Asıl amaç gizlenerek amacımız tarihi okutmak ve öğretmek olmalıdır. İnsanlar bu kaynakları okuduktan sonra kendiliğinden bu dersi çıkartacaklardır.

Dini inançlarınızın günlük yaşantınıza etkileri nelerdir? Örnekler veriniz.

Dini inançlar zaten günlük yaşamı şekillendirmek amacı ile getirilmiştir. Haliyle de günlük yaşamda etkisi değil kendisi bulunmaktadır. Yapılan her eylem, her söyleyiş dini inançlar doğrultusunda ve dini inançlar ile uyumlu olarak yapılmaktadır. Dininde yalan söylemenin caiz olmadığı söylenen bir kişi günlük hayatını dürüstlük üzerine kurmaktadır.

 

Hırsızlık yapmanın, zina etmenin haram olduğunu bilen kişiler de günlük hayatında hırsızlığa ve zinaya karşı dururlar. Bir başka örnek ise güne başlama saatimizdir. Sabah namazının emredildiği bir dini inanışa sahip olan kişiler sabahın erken saatlerinde uyanırlar. Abdest alıp namaz kıldıktan sonra günlük yaşamlarına devam ederler. Fakat sabah namazının olmadığı bir dine inanan kişiler daha geç uyanır ve günlük hayatlarını ona göre programlarlar. Dolayısıyla din günlük yaşama fazlasıyla etki etmektedir. Etkiden ziyade günlük hayatı şekillendiren güçtedir. Dini inanışları gereği gün içinde camii veya kliseye gitmek zorunda olanlar günlük işlerini bu zaman dilimini gözeterek yaparlar. Hayatın her alanında; işte, okulda, evde ve her yerde dini inanışlara göre hayat sürdürülür. Diğer her şey dini inançlar doğrultusunda uygun olacak şekilde planlanır.

Destana göre Uygurlar niçin göç etmek zorunda kalmışlardır? Tartışınız.

Destanda Uygur hükümdarının zorlu ve uzun yıllar süren Çin savaşları anlatılır. Ardından savaşın ardı arkası kesilmeyince Uygur prensi Çin prensesi ile evlendirilir. Böylelikle barış sağlanmış olur. Tanrı dağının eteklerinde bulunan bir taş ya da kaya bulunuyordu. Bu kayaya Kutlu Dağ ismi verilmiş ve Türk toplumu için özel olduğuna inanılmıştı. Tanrı dağlarının zaten Türk toplumu için özel bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Prensese karşılık bu kayayı isteyen Çinlilerin isteği kabul gördü. Bu kayanın oradan alıp Çin’e götürülmesinin ardından ülkeyi yas bastı. Hayvanlar, kuşlar, köpekler, kurtlar bu taşın gitmesine ağladılar. Kayanın ardından hükümdar da bir anda ölerek dünyadan gitti. Artık toparlanmak imkansız görülüyordu. Uğursuzluk çökmüştü ve bulundukları yeri terk etmekten başka çareleri kalmamıştı.

 

Uygurlar son göçünü gerçekleştirdiler. Vardıkları yerde yerleşik hayata geçeceklerdi ve yeni, savaşsız bir hayat onları bekliyor olacaktı. Çinliler bu kayayı bilinçli olarak almak istediler ve kayanın oradan alınarak Türklerden sonsuza kadar kurtulacaklarına inanmışlardı. Bu kayanın özel olmasının sebebi ise Çin ve İran kaynaklarında evvel zamanda bu kaya yakınlarında bir ağaç gövdesinin açılarak içinden 5 çadır çıktığı söylenir. 5 çadırda Uygur hükümdarının da yer aldığı 5 bebek vardı. Bu çadırlar gümüşle yapılmıştı. Bir mesaj olarak gökten gönderildiği düşünülen bu bebeklere saygı gösterildi. İçlerinden en yiğit olanı Uygurlar kendilerine kağan seçti. Bu kutlu davayı bozmak isteyen Çinliler kayayı almak istediler. Böylelikle Türklerin kutsalını bozmuş ve onlardan kurtulmuş olacaklardı.

Uygurların yaşam tarzını Hun ve Kök Türklerin yaşam tarzları ile karşılaştırınız. Benzerlikleri ve farklılıkları yazınız.

Uygurlar bambaşka bir Türk devleti örneğidir. Hun ve Kök Türk devletleri Çinliler ile mücadele eden savaşçı toplumlardır. Uygurlar ise edebiyata, sanata, okuma yazmaya yönelmiş bir Türk devleti oldu. Kağıt ve mürekkep kullanan Uygurlar yaşam tarzlarını değiştirmeyi maniheizm dinini de örnek alarak yaptılar. Hun devleti Asya ve Avrupa Hun olarak kurulmuş, Avrupa’da ve Asya’da hakim olmuş bir otoritedir.

 

Kök Türk devleti ise Çin esareti altında yaşamak zorunda kalmıştır. Ardından başlatılan isyan ile bağımsızlık kazanmış ve 2. Kök Türk olarak yeniden devletleşmiştir. Her iki devlet de Türk savaşçıları ile düşmanlarına korku salmış ve otoriteyi elden bırakmamıştır. Aynı zamanda iki devletin toplumu için de Gök Tengri inancı yaygındır. Uygular ise maniheizm inancını seçmişler ve bu yönüyle diğer iki devletten ayrılmışlardır. Hun ve Kök Türk devletinde yazısız kurallar yani töre kuralları geçerliyken, Uygurlarda yazılı devlet kuralları geliştirilmiştir. Uygurlar inancı gereği et yemeyi bırakmışlardır. Fakat savaşçı olan diğer iki Türk devletinin temel besini ettir. Hun ve Kök Türk devleti konargöçer hayat tarzı ile göçebeliğini sürdürürken Uygurlar yerleşik hayata geçmişlerdir. Hun ve Kök Türk devletlerinde alfabe yerine motifler ve işaretler görülür. Fakat Uygurlar kendilerine özgü alfabe geliştirmiş ve okuma yazma öğrenmişlerdir.

Uygurların taş yerine kağıt kullanmasının Türk kültür tarihi açısından önemi nedir? Yazınız.

Uygurların taşı bırakıp kağıt kullanmaya başlaması ile Türk tarihinde yeni bir dönem açılmıştır. Türk sanatı, eserleri ve yaşayış tarzı bir anda değişmiş haliyle de kültürel olarak çok fazla değişim görülmüştür. Uygurların kağıt kullanması ile birlikte birçok kütüphane açılmış, sayısız yazılı eser verilmiş ve okuma yazma oranları hat safhaya ulaşmayı başarmıştır. Durum böyle olunca da Türkler dönemin en medeni ve kültürel olarak gelişmiş devleti haline gelmişlerdir.

 

Yabancı dilden çeviri yöntemi ile Türk toplumuna yeni eserler kazandırılmıştır. Türk kültür tarihi Uygurlar ile birlikte yazılı eserler ile tanışmıştır. Edebi çalışmalar ilk kez bu dönemde görülmüştür. Daha çağdaş bir devlet haline gelmeyi başarmışlar haliyle de kültür etkileşiminde diğer toplumlar üzerinde etkili olmuşlardır. Türk kültür tarihi araştırmalarına kaynak olan Uygurların kağıt kullanımı günümüze de birçok katkı sağlamıştır. Hala Uygur döneminde yazılan sade Türkçe ile eserler inceleniyor ve kültürel etkileşim sürüyor.

Kağıt, mürekkep ve matbaa kullanan Uygurlar hangi alanlarda gelişme sağlamıştır? Yazınız.

Alfabe çalışmalarını uzun bir süre sürdürdükten sonra başarıyla tamamlamışlardır. Uygur adını verdikleri kendilerine özel bir alfabe geliştirmişlerdir. Kağıt, matbaa ve mürekkep kullanmayı öğrenen Uygurlar okumaya, yazmaya ve kitaplar üretmeye önem vermişlerdir. Kağıt ve mürekkep kullanımının gelişmesinin ardından dönemin aydınları eserler oluşturmaya başlamıştır. Oluşturulan eserler matbaalar ile basılıp çoğaltılınca halk tarafından okumaya değer görülmüştür.

 

Uygur toplumu okumayı sevmiş ve okur yazar olma yolunda ilerlemiştir. Farklı dillerden eserler çevrilmiş ve kültürel – edebi etkileşimler ortaya çıkmıştır. Kütüphaneler oluşturulmuştur. Dönemin en fazla kütüphanesinin Uygur Devlet sınırları içinde yer aldığı bilinmektedir. Kağıt ve mürekkep sayesinde ticari anlaşmaları yapmaları da kolaylaşmıştır. Devletler arası hukuk ve sözleşmeler ilk olarak bu ticaret anlaşmaları ile kendini göstermektedir. Ayrıca kağıt ve mürekkep kullanan Uygurlar hukuk kuralları geliştirmiştir. Törenin dışına çıkarak yazılı hukuk kurallarına önem vermişlerdir. Bir eylemin suç olup olmadığı ve cezasının ne olduğu yazılarak netleştirilmiştir.

Uygurların oluşturduğu kültürün öne çıkan özellikleri nelerdir? Yazınız.

Uygurlar yerleşik hayata geçen ilk Türk toplumudur. Yerleşik hayata geçmeleri ile birlikte kültürleri tamamen değişmiştir. Konargöçer yaşayan Türk toplumlarına göre belirgin olarak ayırt edilebilecek bir kültürel yapıya sahip olmuşlardır. Kitabeler, yazılı eserler ve çok sayıda kütüphane oluşturmuşlardır. Yazılı tarih ve sanat alanında bir kültürlerinin oluştuğundan bahsedilebilir. Uygur Alfabesi adı altında bir alfabe geliştirmişler ve bu alfabeyi kullanmışlardır. İran ve Hint kaynaklarından çeviriler yapılarak oluşturulan birçok yazılı kaynağa sahiptirler.

 

Edebi olarak Türk kültürüne büyük farklılıklar getirmeyi başarmışlardır. Hukuk devleti çalışmalarının yapılması ve devletin hukuka dayalı yönetilmesi üzerine kafa yordular. Çağdal hukuk sistemlerine benzer bir sistem ile farklı bir yönetim oluşturmaya çalıştılar. Uygurlar kültürel olarak en büyük gelişmeyi Bögü Kağan döneminde Maniheizm ile tanışarak yaşamışlardır.Maniheizm dinini benimsemiler, savaşçılık özelliklerini kaybetmişlerdir. Çünkü bu din gereği et yemek yasaklanmış ve av hayvanları da artık avlanamaz olmuştu. Fiziki olarak da değişimleri söz konusu olmuştur. Uygur Devleti ve Medeniyeti maniheizm inançları çerçevesinde şekillenmeye başlamıştır. Kültürel olarak en belirgin özellikler din etkisi ile oluşmuştur.

Kök Türk Yazıtlarının Türk tarihi açısından önemi nedir? Yazınız.

Kök Türk Yazıtları Türk tarihinin ilk kez Türk adının geçtiği belgeleri olarak bilinmektedir. Bu yönüyle eşsiz ve büyük bir önem taşır. Türkler hakkında çeşitli yaşam ve coğrafi bilgiler verir. Aynı zamanda tarih boyunca kültürel değerlerimizin nasıl şekillendiğinden de bahsedilir. Türk – Çin savaşları anlatılmaktadır. Çinlilerin çeşitli tuzakları ve Türklerin mertlik hikayeleri ve kazandıkları savaşlara detaylıca yer verilmiştir. Kök Türk Yazıtlarının Türk tarihi açısından önemli olduğunun bir diğer kanıtı ise milletine bağlı liderler ile başarılı olunduğunun açıklanmasıdır.

 

Türk tarihine bakarak yorum ve öngörüde bulunmak isteyenler için oldukça önemli bilgiler içermektedir. Bu yazıtlar sayesinde Kül Tigin, Tonyukuk ve Bilge Kağan gibi devlet adamlarının daha yakından tanınması mümkün olmuştur. Türk tarihinde kullanılan Türk harflerine ve alfabesine de bu yazıt sayesinde ulaşmamız mümkün olmuştur. Çinlilerin hileleri ve garip entrikaları karşısında millete öğütler verilmiş ve Türklerin kandırılmaması gerektiğini aksi halde yenilmeyeceğine vurgu yapılmıştır. Tarihin ilk Türkçe metinleridir. Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinlerdir. Çince kaynaklardan sonra Türk tarihi ile ilgili bilgi veren sınırlı sayıdaki buluntular arasında yer almaktadır.

Bilge Kağan’ın Türk halkına verdiği öğütler nelerdir? Yazınız.

Bilge Kağan Türk halkına örnek olabilecek büyük sözler etmiştir. Tarihe ışık tutan ve tarihten ders almak isteyen herkesin Bilge Kağan’ın sözlerine kulak vermesi gerekir. Bilge Kağan da konuşmasının  başında “Ey Oğuz Beğleri! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin” sözüne yer vermiştir.

Çinliler tatlı dil, ipek, kumaş ile milletleri kandırarak yanlarına çekerler. Yakınına çekip kandırdıktan sonra da fitne yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlarlar.

Ey Oğuz beyleri! tatlı sözlere ve yumuşak hediyelere kandınız. Nice Türk oralara gidip öldüler! Ötüken’de oturup oralara kervan ve kafile gönderirseniz sıkıntı olmaz. Ötüken’i ebedi il tutacaksın. Böylece tok kalırsınız!

Ben başa geçince Türk milletini; il, devlet sahibi ettim. Bunları derleyip toplayıp yazdım. Halkı ve milleti düzene soktum. Dağınıklıktan kurtarıp emrime aldım. Siz de bir olursanız benim gibi taht sahibi olursunuz.

Üstte mavi gök delinmedikçe yerde yağız toprak çökmedikçe Türk’ün ilini ve töresini kim değiştirebilir ki!

İyi yasalar, güzel töreler ile yüce devlet ve millet daha da yücelir. Düzeni en iyi sağlayan en fazla mutluluk veren kişi olur.

Küçük kardeşler büyükleri gibi olmaz da töre bilmezse töre bilmeyen vezirler seçerler. Sonra da beylere millet itaat etmez. Düzen bozulur!