Yeni Çağda Coğrafya Biliminin Avrupa’da Gelişmesinde Etkili Olan Faktörler Nelerdir?

Coğrafya Bilimi Orta Çağ döneminde İslam dünyasında gelişme seyrederken Yeni Çağ dönemine girmemizle birlikte Avrupa’da daha hızlı bir şekilde ilerleme kaydetmiştir. Yeni Çağ’dan sonra hızını alamayan Avrupa günümüzde de bilim alanında birçok İslam devletinden daha ileri seviyede kendisini göstermeyi başardığını kanıtlamıştır.

 

Yeni Çağ’da Coğrafya Biliminin Avrupa’da Gelişmesinde Etkili Olan Faktörler

Yeni Çağ’da Coğrafya biliminin Avrupa’da daha hızlı gelişmesi için etkili olan bazı faktörler yer almaktadır. Bu faktörler şu şekildedir:

  • Doğu’da yaşanan fetih hareketlerinin ileri seviyeye ulaşması sonucunda Orta Çağ’da gösterilen Coğrafi keşiflerinin seyrini azaltması, Avrupa’nın bu yönde kendisini geliştirmesine yol açmıştır.
  • Avrupa’da gemicilik çok hızlı şekilde gelişerek keşiflerin yapılmasına imkan sağlanmıştır.
  • Pusula icat edilmesiyle Coğrafya biliminin gelişmesi hız kazanmıştır.

Yaşadığınız Yerde Sıcaklık, Yağış Ve Yer Şekilleri Gibi Doğal Unsurların Neden Olduğu Olumsuzluklarla Başa Çıkabilmek İçin Ne Gibi Projeler Geliştirilebilir

Doğal unsurlar kimi zaman yaşantımızda olumlu yönde etki ederken, kimi zaman da olumsuz etkileri ile karşımıza çıkabilmektedir. İnsanların yaşayabileceği alanlar çerçevesinde sıcaklığın az ya da fazla olması, yağış oranının az ya da fazla olması, yer şekillerinin engebeli ya da düz olması gibi birçok faktör bulunabilir. Sıcaklık, yağış ve yer şekillerinin her iki özelliği de bizlere olumlu etki yapabildiği gibi, olumsuz etkiler de yapabilir. Ancak olumsuz etkilerle başa çıkabilmek için insanoğlu bazı projeler geliştirmiştir ve geliştirmek zorundadır. Doğal unsurların neden olduğu olumsuzluklarla başa çıkabilmek için geliştirilebilecek projeler ve geliştirilen projeler noktasında bazı örnekler vardır.

 

Doğal Unsurların Neden Olduğu Olumsuzluklarla Başa Çıkabilmek için Geliştirilebilecek Projeler Nelerdir?

Yaşadığınız yer çok sıcak ya da çok soğuk olabilir, yağış oranı az miktarda ya da çok miktarda karşınıza çıkabilir, yer şekillerine baktığımız zaman yaşamsal faaliyetleri zorlayıcı düzeyde olabilir. Ancak insan aklıyla doğaya etki ettiğinden ve Coğrafya’da bunu savunduğundan dolayı mutlaka projeler geliştirilmelidir.

  • Yaşadığınız yer sıcaklık açısından çok soğuk bir yerleşim alanıysa ısıtma teknolojilerini kullanabileceğiniz projeler geliştirmeniz gerekmektedir.
  • Yaşadığınız yer sıcaklık oranlarına baktığınız zaman çok sıcak bir yerleşim alanında bulunuyorsa soğutma teknolojilerini kullanmanız gerekmektedir.
  • Yağış oranı azsa tarıma yönelik değil; suyun gerekmediği projeleri tercih etmeniz lazımken tam tersi durumunda tarıma yönelmeniz lazım.
  • Yer şekillerine göre hayvancılığı ve tarımı geliştirebilecek projelere göz atmanız gerekiyor.

Uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmediği dönemlerde hangi kanıtlara dayalı olarak Dünya’nın küresel bir şekle sahip olduğu görüşüne ulaşılmış olabilir Tartışınız.

Coğrafya bilimi her ne kadar günümüzde bazı teknolojilerden yararlanarak gelişimine devam etse bile geçmiş dönemlerde daha zor şekilde ilerliyordu. Özellikle teknolojinin gelişmediği ancak gelişmek isteyen ve merak eden insanların bulunduğu dönemlerde, Coğrafya’ya merak salan bilim adamları belirli gözlemler yaparak bu bilim dalına katkı sağlamışlardır. Coğrafya’nın en fazla merak saldığı konular arasında yer alan Dünya’nın şeklinin Geoit olduğunun sonucuna varılması uzaktan algılama teknolojileri ile kanıtlanmıştır. Ancak uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmediği dönemlerde Dünya’nın küresel bir şekle sahip olduğu görüşüne ulaşılması mümkün olmuştur. Böyle bir teknoloji bulunmamasına rağmen küresellik sonucuna nasıl ulaşıldığı da Coğrafya’nın diğer konusunu bizlere göstermektedir.

 

Uzaktan Algılama Teknolojilerinin Gelişmediği Dönemlerde Dünya’nın Küresel Bir Şekle Sahip Olduğu Görüşüne Ulaşılması Nasıl Mümkün Olmuştur?

Uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmesi ile beraber Dünya’nın şeklinin sonucuna varılmıştır. Bugün elde edilen teknoloji çerçevesinde Dünya’nın kutuplardan basık, ekvatordan şişkin yani; Geoit şeklinin olduğu kabul edilmiştir. Ancak uzaktan algılama teknolojilerinin gelişmediği dönemlerde Dünya’nın küresel bir şekle sahip olduğu görüşüne ulaşılması mümkün olmuştur.

O dönemdeki Coğrafyacılar, ufukların bitim noktalarına bakmışlardır. Ufukların bitim noktalarına çıplak gözle görülebilen yerlere baktıklarında ve gökyüzünün bir araya gelerek birleştiği yerlerde kavis şeklinde bir yapıyla karşılaşmışlardır. Bu kavis şeklinde yapı onlara Dünya’nın düz olmadığını aksine küresel bir şekle sahip olduğunu gösteren en temel etkilerin başında gelmektedir.

Orta Çağ’da, İslam Dünyasında Coğrafyanın Gelişimini Dinî İnançlar Ne Şekilde Etkilemiştir

Orta Çağ İslam Dünyası açısından bir dönüm noktası haline gelmiştir. Orta Çağ’da Müslüman bilim adamları çeşitli keşifler ve fetihler yaparak dini inançların etkisiyle Coğrafya bilimine önemli ölçüde katkı sağlamışlardır. Bu yüzden Coğrafya açısından en kıymeti dönemlerden bir tanesi Orta Çağ dönemine denk gelmektedir.

 

Orta Çağ’da İslam Dünyasındaki Coğrafyanın Gelişiminde Dini İnançların Etkisi Var Mıdır?

Orta Çağ’da Avrupa’da kiliseye olan güvenin azalması Avrupa’nın gerilemesine ve kendi iç savaşları ile uğraşmalarına yol açmıştır. Ancak İslam’ın yayılması için yapılan savaşlar, yeni Coğrafi alanların keşfedilmeye başlanması, fetih hareketlerinin gerçekleşmesi, İslam’ın yayılmak istenmesi sonucu gerçekleşmiştir. Bu sayede hem İslamiyet yayılmaya başlamış, hem de dini inançların etkisiyle Coğrafya gelişmiştir.

Orta Çağda Yaşamış Müslüman Coğrafyacılardan Biri Olan Uluğ Bey’in Coğrafya Bilimine Katkılarını Araştırınız

Coğrafya bilimine geçmişten günümüze kadar birçok bilim insanı katkılar sunmuştur. Sunulan katkılar neticesinde Coğrafya bilimi gelişerek günümüze kadar birçok bilgi birikimiyle gelmiştir. Günümüzde teknolojiden yararlanarak bilgi birikimleri daha hızlı ve daha somut şekilde karşımıza çıkıyor. Ancak tarihin derinliklerine gittiğimiz zaman Ortaçağ’da yaşamış olan ve Müslüman olarak bildiğimiz Coğrafyacı Uluğ Bey’in, Coğrafya’ya çok fazla katkısı olmuştur. Bu yüzden yeni nesil yetişe öğrencilere Coğrafyacı Uluğ Bey’in Coğrafya bilimine katkıları anlatılmaktadır.

 

Coğrafyacı Uluğ Bey’in Coğrafya Bilimine Katkıları Nelerdir?

Gökbilimi ile yakından ilgilenen ve 14 ile 15. Yy’larda yaşamış olan Uluğ Bey, Timur Devleti zamanında bulunmuştur. Timur’un torunu olarak kitaplara geçen Coğrafyacı Uluğ Bey’in Coğrafya bilimine katkıları oldukça fazladır.

  • Coğrafyacı Uluğ Bey, Astronomi bilimiyle ilgilenerek başarılı çalışmalar ortaya koymuştur. Coğrafya bilimi Astronomi biliminden fazlasıyla yararlandığı için Uluğ Bey’in yaptığı bu çalışmalar Coğrafya’ya da ışık olmuştur.
  • Gökbilimci bir kimliğe sahip olan Uluğ Bey, sunduğu katkıların yanı sıra o dönemde gözlemevlerinin kurulmasında en çok etkiye sahip isimlerin başında gelmektedir.
  • Bilimle yakından ilgili olan ve gözlemevlerine çok fazla önem veren Timur’un torunu Uluğ Bey, gözlemevlerinin yerleşik konumda bulunması için çalışmalarda yer almıştır.
  • Bulduğu sonuçları sanatla ifade etmeyi tercih eden Coğrafyacı Uluğ Bey, Ay ve Yıldızları incelemiş, bulduğu sonuçları tablolara aktarmıştır.
  • Akademik kapsamdaki çalışmaları bulunan başarılı Coğrafyacı, ders vermiştir.

İnsan Doğa Etkileşiminde İnsanın Doğaya Adapte Olmasında Teknolojinin Rolü Nedir?

Coğrafya insanoğlu ile birlikte var olan ve insanın doğayla olumlu ya da olumsuz etkileşimini bilimsel yöntemle inceleyen bilim dalıdır. Ancak zaman içerisinde teknolojinin gelişmesi Coğrafya’ya gelişmesi açısından olumlu etki sağladığı gibi, doğayı tahrip ettiğinden dolayı olumsuz etkilere de sebep olmaktadır.

 

İnsan Doğa Etkileşiminde İnsanın Doğaya Adapte Olmasında Teknolojinin Rolü Var Mıdır?

Teknolojinin ilerlemesi ve teknik bilgilerinin hat safhaya gelmesi neticesinde doğaya verilen tahribat oranı her geçen gün artış göstermektedir. Ormanlık alanlar yok olmakta, insanlar nefes alabilecekleri noktaları bulamamaya başlamaktadır.

İnsan ve doğanın her zaman bir arada olması gerektiğini savunan Coğrafya bilimi, günümüzde insan eliyle yapılan ormanlık alanların, mesire yerlerinin oluşumunda teknolojinin rolü olduğunu savunmaktadır. İnsan elde ettiği teknolojiyle doğayı tahrip ederken, doğaya adapte olmak için teknolojinin tahrip ettiklerini yeniden yapmaya çalışmaktadır.

İnsan Ve Doğa Arasında Nasıl Bir Etkileşim Gerçekleştiğini Tartışınız

İnsan ve Doğa Arasında Etkileşim Var Mıdır?

Doğa; insanın içerisinde yaşadığı hem etkilendiği, hem de onu etkilediği, yaşamsal faaliyetlerini devam ettirdiği yaşam alanı olarak tanımlanabilir. İçerisinde yaşadığımız doğa ve bizim aramızda bir etkileşim söz konusudur. Doğa ve insan etkileşimi çerçevesinde baktığımız zaman sadece doğanın bizi etkilediğini değil; aynı zamanda bizim de doğayı etkilediğimizi görmekteyiz. Ancak arada bir fark vardır. İnsanlar doğayı genelde olumsuz yönde etkilemişlerdir.

 

Doğanın İnsana Etkileri Nelerdir?

Doğa ve insan etkileşimi kapsamında söyleyebileceğimiz doğanın insana etkileri şunlardır:

  • İnsanların konut ihtiyaçları doğanın içerisinde yer alan kayaçlardan karşılanmaktadır. İnsanoğlu kayaçlara öğrenme sonucunda elde ettiği birikimlerle şekil vererek konut ihtiyacını karşılamaktadır.
  • Ulaşım için doğayı kullanan insanlar yaşam alanlarını daha çok akarsu boylarında kurmayı tercih etmişlerdir. Böylece ulaşım imkanlarını genişletmektedirler.
  • Rusya gibi soğuk ülkelerde yaşayan insanların kıyafet tarzlarının kalın kıyafetlerden oluşmasını doğanın insana etkisi olarak gösterebiliriz.
  • Çöl ikliminin hakim olduğu Mısır gibi ülkelerde yaşayan insanlar ulaşım amacıyla deveyi kullanırlar. Bunun sebebi; doğa koşullarının deve için uygun olmasındandır.

İnsanın Doğaya Etkileri Nelerdir?

Doğa ve insan etkileşimi deyince aklımıza insanın doğaya etkileri de gelmektedir. Bu etkiler aşağıda sıralanmıştır.

  • Ekonomik devamlılık için yer altı kaynaklarının işlenmesi sonucunda doğaya zarar verilmesi örnek gösterilebilir.
  • Enerji giderini karşılamak amacıyla kurulan rüzgar santralleri bu etkilerden bir tanesidir.
  • Ağaca olan ihtiyacın artması doğadaki ormanlık alanları en az seviyeye düşürmektedir.
  • Akarsu kenarlarına inşa edilen su değirmenleri de doğayı etkilemektedir.

İlk Çağ’da Coğrafya Biliminin Gelişmesinde Hangi Faktörler Etkili Olmuştur?

Coğrafya bilimi insan ile var olan bir bilim dalı olduğu için insanın merakın doğmuştur. İnsan her zaman merak ederek merakı sonucu elde ettiği deneyim, birikimlerle bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya geçmek ister. Bu yüzden de Coğrafya biliminin gelişmesine katkı sağlamıştır.

 

İlk Çağda Coğrafya Biliminin Gelişmesinde Hangi Faktörler Etkili Olmuştur?

Coğrafya geçmişten beri gelişen ve bundan sonra da gelişmeye devam edecek olan bir bilim dalıdır. Sonu olmayan Coğrafya’nın her çağda gelişmesine etki eden faktörler farklılaşmıştır. İlk Çağda da Coğrafya biliminin gelişmesinde etkili olan faktörler şunlardır:

  • Çok fazla denizcilik faaliyeti yapılması deniz alanında gelişimi ve keşifleri sağlamıştır.
  • Merak eden insanın yer keşfetmek amacıyla seyahatler düzenlemesi etkili olmuştur.
  • Denizcilik faaliyetlerinin sonuçlarında ve seyahatler neticesinde elde edilen bilgilerin kaydedilerek günümüze taşınması Coğrafya’nın gelişimi için önem arz etmektedir.

Hangi Doğal Unsurlar Sera Üretiminin Antalya Civarında Yaygın Olarak Yapılmasını Sağlamıştır?

Coğrafya biliminin incelediği konular arasında yer alan sera üretimi; her mevsim her meyveyi ya da sebzeyi yememize imkan tanıyan üretim şekline verilen isimdir. Sera üretimiyle meyveler ve sebzeler fazla Güneşten ya da fazla yağmurdan üzerlerine gerilen muşambalar sayesinde korunmaktadır. Ülkemizde en fazla sera üretimi Antalya ve ardından Mersin şehirlerinde yapılmaktadır.

 

Hangi Doğal Unsurlar Sera Üretiminin Antalya Civarında Yapılmasını Sağlamıştır?

Sera üretiminin geçmişi 30 ile 35 yıl aralığına dayanmaktadır. Sera üretiminin yapılmasında bazı doğal unsurlar etkilidir. Güneş ışınlarının yeterli miktarda gelmesi, sera üretimi sonucu elde edilen mahsulün taşınma giderlerinin az olması, doğal kaynak ve jeotermal suların bulunması sera üretimi için giderleri en aza indirger. Antalya civarında ise; bu olanakların bulunması sera üretim merkezimiz olmalarına imkan tanımıştır.

Farklı Doğal Ortam Koşullarının İnsan-Doğa Etkileşimini Nasıl Etkilediğini Yorumlayınız

Coğrafya’nın temel ilgi alanı olarak gösterebileceğimiz insan ve doğa etkileşimine baktığımızda bu etkileşime etki eden birçok faktörün karşımıza çıktığını görmekteyiz. En başta doğada karşılaşılan ortam koşulları bu etkileşimi yüksek oranda değiştirmektedir. En başta baktığımız zaman pek gözümüze çarpmayan ayrıntıyı örneklendirdiğimiz zaman daha bariz şekilde anlayabiliyoruz. Doğal ortam koşulları ve insan doğa etkileşimi arasındaki ilişki için günümüze kadar gerçekleştirilen örneklerden bazılarını incelediğinizde Coğrafya’nın ne kadar gerekli bir bilim olduğunu daha rahat anlarız.

 

Doğal Ortam Koşulları ve İnsan Doğa Etkileşimi Arasındaki İlişkiye Verilebilecek Örnekler Nelerdir?

Doğal ortam koşulları ve insan doğa etkileşimi arasındaki ilişki sebebi ile kaynaklanan, insan eliyle gerçekleştirilen örneklerden bazıları şunlardır:

  • Fransa ve İngiltere ülkeleri arasındaki ulaşımın kolay şekilde sağlanması için Manş Tüneli inşa edildi. Manş Tüneli 1994 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Böylece 38 km’lik mesafeyi dünyanın en uzun sualtı tüneli olan Manş Tüneli’nden geçen trenler sağlamaktadır. Ayrıca trenler saatte 300 km’lik hıza ulaşabilmektedir. Bu tünelin yapılmasını doğal ortam koşullarına bağlayabiliriz. Eğer Manş Denizi doğal ortam çerçevesinde karşımıza çıkmasaydı Manş Tüneli de yapılamayabilirdi.
  • Kaliforniya’da Central Valley Bölgesi yer almaktadır. Bu bölge verimsiz çöl alanıdır. Ancak insan eliyle gerçekleştirilen Central Valley Bölgesi verimli bir tarım alanına dönüştürülmüş. Bu bölgeye gerçekleştirilen ilk etkileşimdir. Ancak daha nüfusun artması alanın verimsizleşmesine yol açmıştır. Bu da etkileşimin olumsuz perspektifteki boyutunu göstermektedir.